
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Reklam ve İş birlikleri için: info@podcastbpt.com
Transkript
Kalbinde her dakika şuur ve taassurun minkar ateşini duy.
Daima düşün. Onlar niçin semada, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayayım.
Yani diyor ki, kalbinde her dakika şu yüce özleyişin ateşten gagasını duy.
Daima düşün, onlar yani batı toplumları niçin göklerde, ben niçin çukurdayım?
Tüm dünya bana gülsün, ben yalnız ağlayayım mı?
Yükselmek Asuman'a ve gülmek ne tatlı şey.
Göklere yükselmek ve gülmek ne tatlı şey.
Burada göklere yükselmekle kalkınmak, uygarlaşmak kastediliyor.
Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa, biliyorsunuz dağılma döneminde Osmanlı'nın adı hasta adama çıkmıştı, hastalıklı vatandan kasıt o.
Ey müştakı feyzu nur olan ati milletin, meçhul elektrikçisi, aktarı fikretin.
Ey ışığa ve bilgiye hasret kalmış milletimin gelecekteki henüz adı bilinmeyen elektrikçisi.
Yüklen getir ne varsa, biraz meskenet fiyken, bir parça ruhu, benliği, idraki besleyen.
Miskinliği gideren, ruhu, benliği, idraki besleyen ne varsa oralardan getir.
Esmar-ı bünye hıyziyini boş durmasın elin, gör daima önünde esatiri evvelin, gökten dehayı narı çalan kahramanını, vücudunu canlandıracak meyveler getir, boş durmasın elin, gökten
ateşin dehasını çalan kahramanı örnek al, yani Prometheus'u.
Varsın bulunmasın bilecek namüşanını, varsın insanlar senin adını sanını bilmesinler, önemli değil.
Bu şiiri bilen varsa gözlerinden öpüyorum.
Tevfik Fikret'in Promete adlı şiiri.
Ben lisede sevgili edebiyat öğretmenim Özden Gürsoy sayesinde öğrenmiştim.
Herkes bir şair ya da yazar seçip hayatını, eserlerini anlatacaktı.
Ben Tevfik Fikret'i seçmiştim.
Çünkü onun zekası, açık fikirli oluşu ve dönemi zor koşullarına rağmen savunduğu uygarlaşma arzusu beni çok etkilemişti.
Sağ olsun Özden hocam da anlatımı beğenip tüm okula anlatmamı istediği için daha çok heveslenmiştim.
O yüzden hala hatırlarım.
Mustafa Kemal'i de etkileyen isimlerdendir bu arada.
Yolunuz Rumeli Hisarı'nda Boğaziçi Üniversitesi'ne doğru düşerse, Def Fikret'in Aişiyan adını verdiği artık müze olan evini gezebilirsiniz.
Bir dönem hocalık yaptığı için okulun dibinde boğaz manzaralı harika bir evi var.
Konumuza geçmeden önce birkaç şey söylemem lazım.
Tüm İzmirlilere geçmiş olsun ve kaybettiklerimiz için de başsağlığı diliyorum.
Benim de kardeşim İzmir'de okuyor.
Herkes için çok korktuk gerçekten.
Bu şekilde başka kayıplar yaşamamız dileğiyle deyip konumuza giriyorum.
Prometheus'un kim olduğunu bu şiir sayesinde öğrendim.
Bugün size anlatacağım.
Eminim siz de kendisini saygı duyacaksınız.
Hatırlarsanız Pandora bölümünde Titan kardeşler Prometheus ve Epimetheus'un Kil ve suyu karıştırarak ilk insanı yarattığını konuşmuştuk.
Epimetus hayvanlara çok iyi koku alma, güçlü pençelere sahip olma gibi özellikleri dağıtırken elinde insanlara verecek hiçbir şey kalmadığı için insanlar doğaya karşı çok güçsüz kalırlar.
İnsanların bu haline üzülen Prometheus Olympos dağına gidip demirci tanrı Hephaistos'u sarhoş edip onun ocağındaki ateşten bir kıvılcım çalar.
Kıvılcımı bir kamışın içine saklayarak yeryüzüne getirip insanlara verir.
İnsanlar ateş sayesinde ısınırlar, hayvanlardan korunurlar.
İndişelenen Zeus, Prometheus'u sonsuz bir acıyla cezalandırır.
Onu Kafkas dağlarında bir tepeye zincirletir.
Bir kartalı her gün gelip Prometheus'un karı ciğerini söküp yemesi için görevlendirir.
Kartal her geldiğinde Prometheus acılar içinde kıvranır.
Gece olduğunda ciğeri iyileşir, eski haline döner.
Ertesi sabah kartal tekrar gelip tekrar ciğeri yer ve bu işkence uzun bir süre böyle devam eder.
Ta ki bir gün Herakles yani Herkül gelip kartalı öldürene kadar.
Burada işkenceden kurtulduktan sonra...
sonra bile Prometheus'un söylediği çok bilinen bir cümle var.
Der ki Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur.
Hikayenin o kısmı ise kaynaklarda farklı farklı tabi ama kısaca şöyle Prometheus önceden gören, önceden bilen anlamına geliyor.
Yani Prometheus geleceğe görme yetisine sahip kahin bir titan.
Zamanında Zeus'un babası Kronos tahttan indireceğini de bilmiş.
Zeus şimdi de gelecekte kendisinin neyin beklediğini endişeyle merak eder.
Bu yüzden Herakles'in Prometheus'u kurtarmasına izin verir.
Prometheus da ona gördüğü kehaneti açıklar.
Zeus'un o sıralar peşinden koştuğu Thetis babasını devirecek çok güçlü bir oğul doğuracaktır.
Eğer çocuk Zeus'tan olursa Zeus tahtı kaybedecektir.
Bunu öğrenen Zeus Thetis'i bir ölümlüyle evlendirir ve Achilleus yani Aşil doğar.
Bakın olaylar birbiriyle nasıl bağlandı değil mi?
Oturdu biraz belki kafanızda şu an.
Olimpiyat meşalleri de bu hikayeden esinlenerek kullanılmaya başlanmıştır.
Olimpiyat başladığında yakılır ve elden ele sporcularla beraber dünyayı dolaşır.
Umarım izlemişsinizdir.
Çok eğlenceli o gösteriyi izlemesi.
Tüm bu hikayelerde ateş, bilgeliği, yaratıcı gücü temsil ediyor.
Nerede olursa olsun, ne pahasına olursa olsun ona ulaşmaktan vazgeçmememiz anlatılıyor.
İlim Çin'de de olsa gidip alınız öğretisiyle büyüyen insanlar olarak bu bakış açısı bize tanıdık aslında.
Peki Prometheus'un işkenceden kurtulduktan sonra söylediği o afilli lafa ne dersiniz?
Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur.
Yani Zeus gibi bilgiyi kendine saklayan, başkalarının cehaletiyle tahtını korumaya çalışan zorbalar.
Hele ki bizim tanrılaştırdıklarımız var oldukça benim her gün ciğerim sökülüyor diyor Prometheus.
Ah be Prometheus sen de bizim ciğerimizi yaktın şimdi.
Bilgiyi kendine saklamak derken kurumsalda çalışan beyaz yakalı eski meslektaşlarıma da tanınık gelmiştir eminim bu olay.
Kapatırken... Çok sevdiğim Promete şiirini size bir kez daha hiç kesmeden okumak istiyorum.
Dinlemek istemeyenler şu andan itibaren kaydı kapatabilir.
Çünkü çok Osmanlıca kelime var.
Biliyorum takip etmesi çok kolay değil.
Ben de doğru tonlamayı pek beceremem.
Şimdiden aramızdaki edebiyat öğretmenlerinden af diliyorum.
Bilgi ateşinin peşinden koşmayı ve onu olimpiyatlardaki gibi elden ele ulaştırmayı hiç bırakmamamız dileğiyle.
Kalbinde her dakika şuurvi taassürün minkari ateşini duy.
Daima düşün. Onlar niçin semada, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayayım.
Yükselmek asmana ve gülmek ne tatlı şey.
Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa.
Ey müştakı feyzi nur olan ati milletin, meçhul elektrikçisi, aktarı fikretin.
Yüklen getir ne varsa, biraz mesken et fiken.
Bir parça ruhu, benliği, idraki besleyen.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
