
(Yunan) 13: Kirke: Bir cadıyı bu kadar sevdiğinize inanamayacaksınız
23 Ekim 2020 · 13 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerDışlanan Kirke'nin cadı olduğunu keşfetmesinin ve hayatını baştan yaratmasının heyecan verici öyküsü.
Transkript
Altyazı M.K.
Ozanlar benden erkek kahramanın karşısına diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti.
İlaç katarmışım tatlı şaraplarına.
Büyüleyip domuza çevirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını.
Baba evini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim.
Ne demeli? Kadınlara haddini bildirmek Ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir.
Yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikaye olmazmış gibi.
Ama yanılıyorlar. Yanılıyorsunuz.
Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz.
Ben ilk büyüğümü aşkımdan yapmıştım.
Ben... Helios'un kızı, Ayyai cadısı Kirke.
Hayatım boyunca trajezinin beni bulmasını bekledim.
Bulacağından hiç kuşkum yoktu.
Çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı.
Yıldırımlar üstüne çekecek şeylerdi bunlar.
Ve bir gün artık bu dünyaya dayanamayacağım diye düşündüm.
Bunun üzerine denizin derinliklerinden kadim bir tanrı seslendi.
Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.
Bu sözler cadı tanrıça ya da büyücü olarak bilinen Kirke'ye ait.
Onun hikayesini anlatmadan çok kısaca bir şeylerden bahsedeceğim.
Arkadaşlar Instagram'da mitolojik inciler hesabımı takip eden birkaç arkadaş nasıl buldularsa kişisel hesabıma da ulaşmışlar.
Bu iki hesabı ayrı tutacağım için maalesef kişisel hesabımdan kabul edemeyeceğim.
Boşverin benim kim olduğumu.
Mitolojide nasıl kaybolacağız, ondan ne öğreneceğiz biz ona bakalım.
Kirke aslında güneş titanı Helios'un nimp yani peri olan kızı.
Helios'u bilmeyenler güneş titanı nasıl oluyor diye düşünüyorlarsa bunu başka bir bölümde daha detaylı açıklarım ama kısaca bazı titanlar, tanrılar ya da periler aslında evrenin unsurlarıdır.
Mesela her şeyin kendisinden doğduğuna inanılan ana tanrıça Gaia aslında topraktır.
Toprağın kendisi. Titan Helios güneşin kendisi.
Hekate ay.
Styx aslında bir peri ama yeraltı dünyasının nehri aynı zamanda.
Yani Styx nehri duymuşsunuzdur.
O aslında bir peri.
Kirke de güçlü Titan Helios'un yani güneş Titan Helios'un kızı.
Helios neden güçlü?
Çünkü koskoca güneş.
Onun ışığının değdiği yerde görmediği bir şey olamaz.
Bir bakışıyla bir yerleri yakıp kül edebilir.
Ama Kirke benim olarak öyle güçlü değil.
Alt üstü bir peri. Gücü ölümsüzlüğüne bile zor yetiyor.
Çelimsiz. Sesi ve gözleri insana benzediği için diğer tanrılar onunla alay ediyorlar.
Sesi çok ince olduğu için onu atmaca anlamına gelen Kirke adını koyarlar.
Annesi ve babası da onun bu halinden utanırlar.
Hele diğer kardeşleri doğunca Kirke'yi hepten dışlarlar.
Kirke çok yalnız ve sevgisizdir.
Hem bu kadar güçsüz hem de ölümsüz olmanın acısını çekmektedir.
Ölümlüler kötü bir hayat dahi sürseler öldüklerinde huzura kavuşup sevdikleriyle orada tekrar kavuşabilmektedir.
Ama Kirke ölümsüzlüğü yüzünden ne bu hayattan kurtulabilecek ne de sevdiği ölümlüleri tekrar görebilecektir.
Yukarıdaki girişi alıntıladığım Ben Kirke adlı kitapta geçen şu cümle çok dokunaklı.
Birinin yokluğumdan bahsetmesini bekledim ama kimse bahsetmedi.
Çünkü kimse yokluğumu fark etmemişti.
Şimdi size kısaca hikayemizdeki diğer karakterler Glaukos ve Skyla'dan bahsedip bunların Kirke ile ilgisini anlatacağım.
Glaukos, Sisyphos'un oğlu olarak Sicilya yakınlarında balıkçılık yapan sıradan ölümlü bir insan.
Bir hikayeye göre bir gün tuttuğu balıkları yakınlarındaki bir otun üstüne atar.
Balıkların biraz sonra canlanıp denize geri atladıklarını görünce çok şaşırır.
Merak edip otlardan bir tutam yer ve içinde birden karşı koyamadığı bir denize atlama isteği oluşur.
Denize atlar ve ayakları kuyruğa dönüşür.
Saçları uzar, teninin rengi maviye döner, pul pul olur ve artık bir ölümsüz olmuştur.
Bunu gören tanrılar şaşırırlar ve bunu doğanın bir hikmeti olarak görürler.
Glaukos da bir çeşit deniz tanrısı olarak görülür.
Yani bakın kirke bir peri ne kadar güçsüz dahi olsa bineyim sonuçta.
bir sıradan balıkçı, bir ölümlüye aşık oluyor ve sırf aşkından dolayı onu bir şekilde tanrı yapıyor.
Kendi de aslında nasıl olduğunu bilmiyor yani bir şekilde yapıyor onu ama Elinden geleni yapıyor.
Kirke bu özelliği kendinde yeni yeni keşfetmektedir.
Glaukos kirke sayesinde tanrı olmanın tadını çıkarırken bir gün nimplerden Skyla ile karşılaşır.
Onun güzelliği karşısında büyülenir ve gönlünü kazanmaya çalışır.
Ama Skyla onu balık görüntüsünden tiksinir.
Asla aşkına karşılık vermez.
Glaukos yanı yakıla kirkeye gidip bir şekilde Skyla'yı kendisine aşk etmesi için ona yalvarır.
Ona nasıl deliler gibi aşık olduğunu anlatır.
Kirke bu aşktan o kadar etkilenir ki Glaucus'a boş ver Skyla'yı, gel biz beraber olalım, sana tanrıların dünyasına daha zevkli şeyler sunarım diye onu ikna etmeye çalışır.
Ama Glaucus ne zaman kara ağaçlar okyanusta ve okyanus bitkileri dağlarda yetişmeye başlar, Skyla'yı sevmekten ancak o zaman vazgeçerim diye diretir.
Buna çok içerleyen Kirke gördüğü bu nankörlük karşısında intikam almak ister.
Skyla'nın her gün yıkandığı göletin suyuna bir zehir karıştırır ve onu bir canavara dönüştürür.
Skyla artık gövdesinin yukarısı aynı Skyla ama gövdesinin altı yılan şeklinde ve altı köpek bulunan.
İtalya'nın Messina boğazının sularında gizlenip insan yiyerek beslenen dev bir canavar haline gelir.
Glaukos bir gün onu ararken vücudunun üst kısmını görüp aldanır ve yaklaşınca Sky'la onu yakalayıp parçalayarak yer.
Bu olaydan sonra Kirke bu değişik gücünün farkına varır.
Kendisi tanrılar gibi doğuştan çok güçlü ve belirgin yeteneklere sahip değildir belki ama doğayı kullanarak bir şeyleri dönüştürebilmektedir.
Bu yaptıklarından ötürü tanrılar onu Ayyaya adasına sürgüne gönderirler.
Ayyaya adası bugün İtalya'nın Sardunya adasının karşısında Kapokirkeo adı verilen bir burun.
Yani Kirke'nin adasının burası olduğu düşünülüyor.
Hatta bu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı bir tanrıçaya tapıldığı ortaya çıktı.
Feri, bahşiş hayvan demek.
Bu yüzden Feronia ve Kirke arasında bir bağlantı kurulmuş.
Kirke'nin böyle başka dönüştürme vukuatları da var.
Mesela bir gün bir Roma kralı olan Pikus'a aşık olur ve Pikus karısına sadık kalmak istediği ve aşkına karşılık vermediği için onu bir ağaç kakana dönüştürür.
Pikus ağaç kakan anlamına geliyor.
Kirke sürgüne gönderildiği adasında büyücülüğünü geliştirmek için harıl harıl çalışır.
Yani Zeus'u dinlemez, ona başkaldırır.
İçsiller hazırlar, otları ezer, birbirine karıştırır.
Bu yeteneğini deneye deneye keşfeder.
Bu yüzden büyücülerin ilki olarak kabul edilir.
Yeteneğini keşfettikçe kendine güveni gelir.
O çelimsiz itilip kakılan kirke şimdi emek emek başka birine dönüşmektedir.
Adasına gelip bencilce kendisinden faydalanmaya çalışan açgözlü erkekleri, genelde korsanlar, krallar ve tanrılar, bunları aslan, kurt ve domuz gibi hayvanlara çevirmesiyle ünlenir.
Önce onlara bir ziyafet masası ve şarap sunar, sonra da büyülü asasıyla omuzlarına dokunup onları hayvana dönüştürür.
Odysseus'un adamlarının bu adaya gelip Kirke tarafından dönüştürülmelerini Sirenler bölümümüzde anlatmıştım.
Hatırlarsanız Odysseus, Hermes'in verdiği Mule adlı büyülü ot sayesinde Kirke'nin büyüsü altına girmemeyi başarmış ve ona kafa tutmasıyla Kirke'yi etkilemişti.
Kirke onun çok zeki, güçlü ve yakışıklı olduğunu düşünüp ona aşık olur.
Şimdi hikayenin başka bir detayını anlatayım size.
Odysseus kendisinden adamlarını eski haline dönüştürmesini istediğinde Kirk'e emredersiniz sultanım der.
Yalnız bakalım onlar tekrar insan olmak isteyecekler mi?
Ahiret hayvanlarının yanına gittiklerinde Odysseus hayvanları tek tek sorar.
Aslana dönüşen adamı alay mı ediyorsun diye gürler.
Şimdi ben de senin gibi bir hükümdarım.
Hem de senden çok daha güçlü.
Odysseus kurta sorar.
Kurt ne münasebet.
diye olur. Onlar benden daha vahşi, daha onursuz, üstelik özgür değiller.
Tüm hayvanlar kovar Odysseus'u.
İnsanı dönüşmek istemezler.
Ama Odysseus Kirke'yi ikna edip onları dönüştürmeyi başarır.
Odysseus Kirke ile bir yıl geçirip onun yatağına da girdikten sonra ülkesine geri döner.
Ancak Kirke ona bir kötülük yapmaz.
Hatta yolda karşılaşacağı kötülüklere karşı ona taktikler verir.
Dikkatli olmasını söyler.
Şimdi siz bu cadıya kötü diyebilir misiniz?
Bazı hikayelere göre Odysseus giderken haberi yoktur ama Kirke'yi hamile bırakmıştır.
Kirke ondan daha sonra İtalya'ya hakim olacak Latinus ve Telegonus'u doğurur.
Şimdi birkaç cool bilgi vereyim.
Kirke aslında nasıl yazılıyor?
Circe diye yazılıyor.
Bu da İngilizce circle yani çember kelimesinden geliyor.
Erkeklerin büyülenip Kirke'nin etrafında çember oluşturmasıyla adı arasında böyle bir bağlantı kurulur.
İngiliz yazar Manuela Danmaschetti erkekleri hayvana çevirip kendisine hizmet etmelerini sağladığı için kirkeyi femme fatale tipinin atası olan bir arke tip olarak tanımlar.
Femme fatale'nin anlamını bilmeyenler için Fransızca felakete neden olan kadın anlamına geliyor.
İlişkiye girdiği erkeklerin başını belaya sokan, çekici ve baştan çıkarıcı kadın femme fatale.
Türk filmlerinde genelde sarışın ya da kızıl saçlı olan, kötü kalpli, erkekleri baştan çıkarıp oyuna getiren karakterleri gözünüzün önüne getirin.
İşte onlar femme fatale.
Bir de Koan diye bir artist kirkes taç yani kirkenin dokunuşu diye ilginç bir şarkı yapmış.
Onu da Spotify'da bulabiliyorsunuz haberiniz olsun.
Son olarak bölümün başında alıntı yaptığım Kirke'nin konuşması Washington Post, Amazon, Newsweek gibi daha birçok yabancı platformda 2018'in en iyi kitabı seçilen Ben Kirke kitabından.
Yazarı modeli Miller Yunan mitolojisi konusunda eğitim almış efsane bir kaynak.
Bence Kirke femme fatale olamayacak kadar iyi kalpli ve gerçek sevgiye aç.
Beni en çok üzense dikkat ettiyseniz sadece kendisine ait onu sevecek birine hiçbir zaman sahip olamaması.
Hadi ilk aşkı Glaukos önce kendisine aitti sonra pislik yaptı.
Ama sonra Pikus, Odysseus bunlar başkalarına ait adamlar.
Yine de onlara aşk olmaktan kendini alamadı.
Acaba küçükken kendi ailesi dahil herkes tarafından dışlandığı için derinde bir yerde kendini gerçek bir sevgiye, kendini ona adayacak bir adama layık görmüyor mu?
Büyülü alt edemediği Odysseus'un etkilenmesi de bize aslında insanların ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar kendisini alt edecek kişilerden hoşlandığına bir gönderme yapıyor.
Sayesinde ölümsüz olduğu Kirki'ye ihanet edip bir de utanmadan ondan yardım isteyen Glaucus'a ne dersiniz?
Yani bir erkeği tanrı dahi yapsan yaranamayabilirsin mesajını almamak işten değil.
Bence sonu hak ettiği gibi oldu bu arada.
Dikkat ettiniz mi? Glaucus'u kirke tanrı yaptı ve ölümüne de kirke sebep oldu.
Yani aslında belki de birilerini biz tanrılaştırıyoruz sonra biz öldürüyoruz.
Odysseus'un hayvanı dönüşen arkadaşlarının insan olmayı reddetmesiyle büyük gönderme var.
İnsanlar hayvanlardan daha kötü, daha vahşi, onursuz yaratıklar.
Ayrıca özgür olduklarını sanıyorlar ama değiller demişlerdi.
Peki bizi görünmez bağlarla tutsak eden ne sizce?
Ve en çok aklınızda kalmasını istediğim, Kirke'nin dönüşümünü unutmayın.
Ne zaman dibe vurmuş, özgüvensiz ya da dışlanmış hissederseniz Kirke gelsin aklınıza.
Onun hiç ummadığı anda yeteneklerini nasıl keşfettiğini ve hayatın nasıl değiştiğini ve yeteneğini nasıl emek vererek oturttuğunu, onu ortaya çıkarmak adına Tanrıların en güçlüsü Zeus'a bile kafa tuttuğunu hatırlayın.
Belki de sizin de keşfedeceğiniz ve emek verdikçe parlayacak gizli bir hikayeniz var kim bilir.
Onu Zeus'a kafa tutacağı kadar arzuladığınızda keşfedebileceğiniz bir yetenek belki de.
Size ihanet edecek Glaukos ve onun aşık olduğu Skyla sayesinde keşfedeceğiniz bir yetenek belki de.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
