
(Yunan) 12: Atlas: Gökyüzünü sırtında taşıyan titan
18 Ekim 2020 · 7 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Titanlar ve tanrıların savaşını kışkırtan Atlas ve onun Perseus ve Herakles ile hikayesi.
Transkript
Merhaba Mitoloji Meraklıları.
Siz Instagram'dan mitolojikinciler hesabıma ulaşıp konuşmamızı istediğiniz hikayeleri yazdıkça ben de anlatmaya devam edeceğim.
Bugün gökyüzünün sırtında taşıyan Titan Atlas'ı konuşacağız.
Hikayemizde yer alan başlıca kişiler Atlas, Perseus ve Herakles.
Kendilerini kısaca tanıyalım.
Atlas, anne ve baba Titan olan bir Titan.
Güç ve dayanıklılık Titanı.
Perseus, Zeus'un yarı tanrı oğullarından.
Hatırlarsanız Medusa'nın kafasını kesen kahraman.
Herakles de yine Zeus'un yarı tanrı oğullarından.
Bizim Roma mitolojisindeki adıyla Herkül diye bildiğimiz çok güçlü bir kahraman.
Hikaye şöyle. Titanlar ve tanrılar aslında aynı aileden gelirler.
Hepsi Titan büyük babaları Uranüs ve onun oğlu Kronos'un soyundan.
Ancak yapıları gereği ayrışırlar.
Güçlü Titanlar Otiris dağlarında yaşarlarken tanrılar Zeus önderliğinde Olimpos dağında yaşarlar.
Atlas da bir Titandır ve Otiris dağındaki Titanları örgütler Zeus önderliğindeki tanrılara karşı ayaklanmalarına sebep olur.
Savaş 10 yıl boyunca sürer ve çok büyük çatışmalar yaşanır.
Tanrılar güçlüdür ancak Titanlar hem dev gibi hem de çok güçlülerdir.
Savaş bitmek üzereyken tüm Tanrı ve Titanların annesi olan her şeyin kendisinden doğduğuna inanıldığı Gaia Zeus'a bir fikir verir.
Ona, Kiklov ve 150'lere, yani bunlar Gaia'nın diğer çocukları, Zeus'un amcaları olan dev canavarlar, onları hapsedildikleri yerden yani yer altındaki Tartaros'tan çıkarıp savaştırmasını söyler.
Zeus bunu yapar ve bu sayede savaşı tanrılar kazanır.
Zeus yenilen Titanların hepsini Tartaros'a mahkum eder ancak biri hariç, Atlas.
Atlas, Titanları kışkırtarak savaşı başlattığı için ona daha ağır bir ceza olarak gökyüzünün tüm yükünü sonsuza dek sırtında taşıma görevini verir.
Atlas çok güçlü bir titandır.
Bu büyük yükü zor da olsa taşır.
Bir sergimize gezerken omzunda ya da sırtında küre şeklinde bir şey taşıyan birini görürseniz bilin ki o Atlas'tır.
Amsterdam Kraliyet Sarayı'ndaki 17.
yüzyıldan kalma Atlas heykeli mesela.
Allah'ım nasip et.
Yalnız dikkat edin küre şeklinde görünüyor diye dünya sanmayın.
Atlas dünyayı değil gökyüzünün sırtını taşır.
Gökyüzü gök kube şeklinde tasvir ediliyordu.
O yüzden küre şeklinde gösterilmiştir.
Mısır mitolojisinde ya da dört büyük ustağa kitapta da göğün yerden ayrılışı ve sütunlar üstünde yükseltilmesiyle ilgili bilgiler rastlarız.
Okuduğunuzda Atlas'ta bağlantı kuracaksınız.
Zeus kibrinden dolayı ona bu büyük yükü vermiştir.
İngiliz yazar Janet Winters'ın Atlas'ın Yükü isimli kitabında şöyle konuşturur onu.
Dünyanın altında böyle iki büklüm dururken insanların bütün sorunları gelir kulağıma.
Onlar kendi paylarına düşeni sorguladıkça her şeyin boş olduğunu daha çok anlarım.
Şimdi gelelim Atlas'ın Herkül yani Herakles'te hikayesine.
Herakles geçmişte Hera'nın delirtmesi sebebiyle yaptığı bir hatadan dolayı affedilmek istediği için Darfi'deki kahine başvurur.
Kahin ona Kral Yuristes'e gidip onun vereceği emirleri yerine getirir.
Ve günahlarının temizleneceğini söyler.
Yürüstes, Herakles'e toplam 12 çok zorlu görev verir.
Bunlardan 11.si hesperitlerden altın elmalar çalmaktır.
Hesperitler Atlas'ın peri olan kızlarıdır.
Bahçelerinde bulunan altın elma ağacını ise Logan adında bir ejderha korur.
Herakles'e bu ejderhayı nasıl atlatıp elmaları çalacağı ile ilgili Atlas'a danışması söylenir.
Herakles Atlas'a durumu anlattığında Atlas hesperitlerin kendisinin kızı olduğunu ve eğer Herakles sırtındaki yürüp biraz alıp taşırsa gidip bahçeden kendisi için birkaç altın elma getireceğini söyler.
Herakles kabul eder ve gökyüzünün sırtlanır.
Atlas gidip kızlarını görür ve bahçeden birkaç altın elma getirir.
Ancak döndüğünde tekrar o yükü almak istemediğine karar verir ve Herakles'e onu geri alamayacağını söyler.
Herakles anında kurnaz bir plan yapar ve Atlas'a tamam ama bu ağır yükü uzun süre taşımak için rahat bir pozisyona gelmem lazım.
Lütfen doğru pozisyonu bulmam için birkaç dakika taşıyabilir misin?
Sonra geri alacağım der.
Ve Atlas gökyüzünü geri alır almaz Herakles elmaları da alıp oradan kaçar.
Şimdi bir de Atlas'ın Perseus'a hikayesine gelelim.
Perseus, Medusa'yı öldürdükten sonra bir gün yolu Atlas'ın bulunduğu yere düşer ve Atlas'a ''Ben Zeus'un oğlu Perseus, canavar Medusa'yı öldüren kişi'' der ve kendisine konukseverlik göstermesini ister.
Atlas hem Zeus'a olan hıncı hem de kibri sebebiyle ''Senin gibi ölümlü birinin güçlü Medusa'yı öldürdüğüne inanacak kadar aptal mıyım?
Hemen topraklarımı terk et'' diye bayılır.
Bunun üstüne Perseus Medusa'nın başını sakladığı yerden çıkarıp Atlas'a gösterir.
Atlas hemen oracıklı taş kesilir ve bir dağa dönüşür.
Dağın tepesi gökyüzünü taşımaya devam eder.
Bu da bugün Kuzey Afrika'da Fas, Cezayir ve Tunus'tan geçen Atlas dağlarıdır.
Ufak bir ilgi vereyim.
Atlas gökyüzünün sırtına taşıdığı için denizciler ve çiftçiler yıldızlara ve gökyüzüne bakıp tahminlerde bulunmaya çalışırken Atlas'ın kendilerine yol gösterdiğine inanırlardı.
Tüm bu hikayelerden sonra siz ne düşündünüz?
Sizce Zeus haklı mıydı Atlas'ı cezalandırmakta?
Atlas koca bir yıkım getiren bir savaşa mı sebep oldu yoksa sadece kendi halkın değildiğini mi istedi?
Kim Atlas gibi dünyanın yükünü omuzuna taşıdığını hissediyor?
Peki ya bu yükü taşırken herkesi duyan ve her şeyin boş olduğunu anlayan Atlas'a ne dersiniz?
Ya onun dediği gibi her şey boşsa?
Kurnazlık yapıp yükünü herakle sakitlediğinde kızdınız mı Atlas'a?
Yoksa uzun zamandır bu yükün altında ezildiği için hak verdiniz mi ona?
Aslında Atlas'ın bunu baştan kötü niyetli şekilde planlamadığını, gerçekten elmaları getirdiğini, ancak o ağrıyı tekrar sınacağı sırada yapamayacağını hissettiğini fark ettiniz mi?
Sonra da zaten saf saf Herakles'e kandı.
Peki ya Persios'ta olan hikayesi?
Aldığı cezaya rağmen hala devam eden kibirinin başına ne işler açtığını göstermiyor mu?
Şimdi kendimize dönüp bakmanın zamanı belki de.
Biz ne tarz kibirler taşıyoruz?
Bu kibirler başımıza ne işler açıyor?
Bizi atlas gibi yalnızlığa ve yalnızlığın ağır yükünü sırtlanmaya nasıl sürüklüyor kim bilir?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
