
(Yunan) 10: Sirenler: İnsan yiyen vahşi güzeller
3 Ekim 2020 · 7 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikincilerSirenler, Odisseus ve cadı Kirke'nin heyecanlı hikayesi.
Transkript
Merhaba Amit Aracı Merakları.
Şimdi kayda başlıyorum ama evimin etrafında bir inşaat çalışması var.
O yüzden arada garip sesler duyarsanız şaşırmayın.
Geçtiğimiz hafta size merak ettiğiniz bir mitolojik hikaye ya da karakter var mı diye sormuştum.
Çok güzel öneriler geldi.
Onların içinden sirenlerle başlamak istedim.
Siren deyince çoğunuzun aklına deniz kızları geliyor olabilir.
Çünkü denizde yaşadıkları için genelde onlarla karıştırılırlar ve yarı kadın yarı balık olarak resmedilirler.
Sirenlerle ilgili farklı betimlemeler var.
Birçok sanat eserinde yarı kadın, yarı kuş olarak da gösteriliyorlar.
Ancak bazı eserlere göre ise tıpkı deniz kızları gibi yarı kadın, yarı balık.
Ancak onlardan farklı olan iki kuyruğa sahip yaratıklar.
Yaşadıkları yere daha net bir bilgi yok.
Kapra'ya ya da Sirenium gibi adalarda yaşadıkları söylenir.
Şu an İzmir'in Foça ilçesinin deniz kıyısında bulunan siren kayalıklarının burası olduğu düşünülmekte.
Kesin olan tek şey ise sirenlerin kayalıklar ve uçurumlarla dolu bir deniz kenarında yaşadığı.
Sirenler müzik aleti çalarlar ve inanılmaz güzel seslerle büyüleyici şarkılar söylerler.
Öyle ki onların sesini duyup büyüye kapılan en kahraman denizciler, savaşçılar dahi kendilerini bu seslere kaptırıp gemilerini ona doğru sürerler.
Çünkü artık tüm ömürlerini burada geçirmek istemektedirler.
Ve sonunda kurnaz sirenlerin şaşırtması üzerine kayalıklara çarpıp ölürler.
Ya da sirenler onları ele geçirir ve yer.
Sirenlerle Odysseus'un macerası en bilinen hikayelerdendir.
Hikayemizin kahramanları Sirenler, Odysseus ve cadı Kirke.
Kısaca onları tanıyalım.
Hatırlarsanız Odysseus, Truva Savaşı'nda Yunanların yerinde yer alan ve Yunanların savaşı kazanıp Truva'yı ele geçirmesinde çok büyük rolü olan biriydi.
Odysseus aslında bir kraldır, İthaka Kralı.
Kirke, bazı kaynaklara göre büyücü tanrıça, bazılarına göre ise bir cadı.
Ben burada cadı olarak bahsedeceğim.
Sirenleri de zaten yukarıda tanıdık.
Hikaye şöyle. 10 yıl süren Truva Savaşı bittikten sonra Odysseus vatanı İthaka'ya dönmek için adamlarını da alıp diğer Yunanlarla beraber yola çıkar.
Ancak tanrılar savaşı kazanan Yunanların adil savaşmadıklarını ve çok büyük kötülükler yaptıklarını düşünüyorlardır.
Bu yüzden Yunanları cezalandırmaya karar verirler.
Eve dönüş yolunda karşılarına deniz fırtınaları, devler, çeşitli yaratıklar çıkartıp birçoğunu öldürürler.
Odysseus ve askerleri bu mücadelelerden sağ çıkan neredeyse son gruptur.
Ancak eve dönmeye çalışırken tanrıların çıkardığı bu zorluklarla 10 yıl boyunca uğraşacak ve ancak 10 yılın sonunda İthaka'ya dönebileceklerdir.
Gelin bakalım İthaka'ya varmadan önce Odysseus bir gün cadı Kirke ve Sirenlerle nasıl karşılaşıyor.
Odysseus ve adamları yine bir gün yolda yamyamlarla mücadele ettikten sonra kendilerini bir adaya atarlar.
Adamları etrafta iyice kararken cadı Kirke'nin konağını görürler.
Kirke onları içeri alır.
Şarabın içine eklediği çeşitli ilaçlar ve bitkilerle bir iksir yapar ve bunu onlara içirir.
İksir askerleri domuza dönüştürür.
Bu sırada adamlarının gelmemesinden endişelenen Odysseus konağa doğru yürürken birden haberci tanrı Hermes önüne çıkar ve onu Kirke'ye karşı uyarır.
Poli adında sihirli bir ot verir.
Odysseus Kirke'nin yanına gider ve Kirke kendisini de aynı büyülü şarapla kandırmak istediğinde otu şaraba atarak büyüyü etkisiz hale getirir ve Kirke'yi öldürmekle tehdit eder.
Şaşkına dönen Kirke Odysseus'tan çok etkilenir ve adamlarını tekrar insana çevirir.
Odysseus da beraber olur ve onun bundan sonra kendisiyle yaşamasını ister.
Yalnız bu sırada Odysseus'un karısı Penelope yıllardır Itaka'da onu beklemektedir.
Ve alimler onu kralsız kraliçe olduğu ve ülke güçsüz göründüğü için başka biriyle evlenmesi için zorlamaktadır.
Penelope yıllardır bu baskıya dayanamayıp kocasını beklerken Odysseus Kirke'den etkilenir ve adamlarıyla bir yılını burada Kirke ele geçirir.
Sonunda adamları Odysseus'u uyarıp ülkelerine dönmeleri gerektiğini hatırlatırlar.
Kirk'e ne kadar kalmalı için ısrar etse de Odysseus kararlıdır.
Kirk'e karşı koyamaz.
Yola çıkarken onu denizde karşılaşabileceği sirenlere karşı uyarır.
Sirenlerin şarkılarını duymasınlar diye adamlarının kulaklarını ban mumuyla tıkamasını söyler.
Ancak Odysseus sirenlerin şarkılarını merak etmektedir.
Kirk'e o halde adamların Odysseus'u geminin direğine bağlamasını söyler.
Böylece Odysseus halatlardan kurtulup sirenlere gidemeyecektir.
Sirenlerin yaşadığı yere vardıklarında sirenler birden tüm güzellikleriyle ortaya çıkıp şarkılarını söylemeye başlarlar.
Gel buraya dillere destan Odysseus.
Akıllıların şanı şerefi.
Durdur gemini de duy bizim sesimizi.
Hiçbir gemi buradan geçemedi durup dinlemeden tatlı ezgilerimizi.
Ancak askerlerin kulakları tıkalı olduğu için hiçbiri şarkıları duyamaz.
Odysseus şarkılara kapılır ve bağlı olduğu geminin direğinden kurtulup sirenlere doğru atlamaya uğraşır.
Ancak adamları çok sıkı bağlamışlardır.
Halatlardan kurtulamaz. Kimsenin seslerinden büyüleyip denize atlamamasına veya gemiyi kayalıklara çarpmamasına şaşıran sirenler güçlerini yitirdiklerini düşünüp çok üzülürler ve kendilerini denize atıp yok olurlar.
Bir daha da sesleri duyulmaz.
Size hikayenin en çok neresi dokundu?
Tanrıların savaşın galibi Yunanları cezalandırmasından başlayalım.
Savaşta Yunanların tarafını tutan, onlara yardım eden tanrılar bile Yunanların galip olunca ne kadar saygısız ve vahşi olduklarını gördüğünde neredeyse tüm Yunan ordusunu yok ettiler.
Yani ilahi adaleti görüyoruz.
Karısı Penelope 20 yıl boyunca sarayda tüm baskılara katlanıp onu beklerken Odysseus'un Kirke ile bir yıl gönül eğlendirdiğini görüyoruz.
Buna sansür koymadan söyleyebileceğim lafım yok gerçekten.
Yorumu size bırakıyorum. Başta onu da büyüleyip dönüştürmeyi düşünen Kirke'nin Odysseus'un kurnazlığı ve gücünden etkilenmesi peki?
Bu çok daha eskilerden ta mağaralarda yaşayan atalarımızdan kalan bir içgüdü olabilir mi?
Kendileri de sesleri de inanılmaz güzel olan sirenlerin aslında insan eti yiyen vahşi canavarlar olmasına ne diyorsunuz?
Gerçekten hayatta böyle dışarıdan büyüleyici görünen ama aslında bizi yiyip tüketecek kişiler yok mu etrafımızda?
Artık şarkılarıyla kimseye etkileyemediklerini düşünüp üzüntüden ortadan kaybolan sirenleri ne dersiniz?
Kendimizle ilgili bazı olumsuz düşüncelerimizin de belki de gerçekliği yansıtmadığını, aslında bilmediğimiz sebepleri başarısızlığımıza bağlayıp hayattan kopmanın nasıl bir hata olduğunu anlatıyor belki de.
Bitirirken size dış görünüşlerine aldanıp sirenlere yem olmadığınız günler diliyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
