
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bir göz karardığında gökyüzü susar; o göz yeniden açıldığında ise dünya artık eskisi gibi görmez. Günümüzde hala sembol ve tılsım olarak kullanılan Horus'un gözü neyi temsil ediyor. Gelin anlatayım.
Transkript
Bir şeyi kaybettiğinde hissettiğin acıyı neye benzetirsin?
Antik mısıra göre bazen yalnızca bir insan değil, gökyüzü de acı çeker.
Ay incelir, ışık geri çekilir, gecenin kalbi sanki daha az atar.
Bugün seni Horus'un hikayesine davet ediyorum.
Bu bir tanrının hep güçlü olduğu bir masal değil.
Bu bir gözün kaybıyla başlayan, sonra o gözün parça parça birleştirildiği, sonunda da bir tığsıma dönüştüğü bir hikaye.
Ve belki de en önemlisi eskisinden daha derin görmenin sembolü.
Bu bölümde Tanrı Horus'u, onun mücadelesini ve veccat denilen Horus'un gözünün neyi sembolize ettiğini öğreneceksiniz.
Horus, Tanrı Osiris ve Tanrıça Isis'in oğlu tam bir aşk meyvesidir.
Ama Horus'un hikayesini anlamak için o doğmadan önceye gitmemiz lazım.
Önce babası Osiris vardır.
Adil kral, düzenin taşıyıcısı ve ona düşman kaos tanrısı Seth.
Fırtına, kıskançlık, düzensizlik sembolü.
Önceki bölümlerden hatırlayacağınız üzere Seth bir kumpas kurup Osiris'i öldürür, parçalarını ayırır ve bu parçaları evrenin farklı yerlerine saklar.
Tanrıça Isis ise eşi Osiris'in ardından yalnızca ağlamaz.
Arar, bulur ve parçalarını bir araya getirir.
Bu şekilde yalnızca kocasını değil, geleceğini de yapmış olur aslında.
Çünkü Osiris'in birleşen parçaları Isis'i hamile bırakmayı başarır.
İşte Horus böyle bir dünyanın içine doğar.
Düzenin öldürüldüğü, adaletin yarım kaldığı bir dünyaya.
Isis onu Nil'in bataklık yerlerinde, kamışlıklarında saklar.
Bataklık Mısır mitlerinde iki şeydir.
Hem tehlike hem korunma.
Ama Isis... Onu Set'ten sonsuz edek saklayamaz.
Set, Horus'un varlığını öğrendiğinde öfkeden deliye döner.
Yakıcı bir çöl fırtınası çıkarır.
Bu fırtına insanların gözlerini ve burun deliklerini kurutur.
Isis tüm gücünün sevgisini ve aklını kullanarak oğlunu korumayı başarır.
Onu Set'e yem etmez. Ama Horus büyüdüğünde artık bu ikilinin çatışmasını önleyemeyecektir.
Yine de ona hep yardım etmeye devam eder.
Horus büyüdüğünde tek bir şey bilir.
Taht yalnızca bir koltuk değildir.
Taht, kozmosun dengesidir.
Bu yüzden Horus, Seth'le yalnızca savaşmaz.
Yani fiziksel olarak savaşır da, onun dışında ona dava açar.
Bunun üzerine Tanrılar Meclisi, Enea, toplanır.
Güneş Tanrısı Ra, Yeryüzü Tanrısı Geb, Yaşam Tanrısı Shu, Bilge Tanrı Thoth ve başka ilahi figürler, hepsi toplanıp bu davada kim haklı karar vermeye çalışırlar.
Seth şunu savunur. Ben güçlüyüm.
Raya her gece yılan Apophis'te olan mücadelesinde ben destek oluyorum.
Dolayısıyla düzeni ben sağlarım.
Horus da şunu savunur. Taht benim hakkım.
Babamdan bana geçer.
Düzen zorla değil, meşruiyetle kurulur.
Bu yüzden bu meclisteki tanrılar hemen karar veremezler.
Şahitleri dinler, kendi aralarını tartışırlar.
Bu mahkeme kimi zaman uzar, defalarca ertelenip tekrar başlar.
Kimi zaman komikleşir.
Çünkü tanrıların da zaafları vardır ve birbirleriyle alay ederler.
Birbirlerine düşmanlıkları vardır.
Önceki bölümlerde Isis'in Ra'nın gizli ismini çalmasını hatırlayın mesela.
Ra bunu unutmamıştır.
Kimi zamansa dava karanlıklaşır çünkü dava devam ederken Set ve Horus arasında fiziksel şiddet de devam ediyordur.
İşte şimdi Horus'un gözü konusuna geliyoruz.
Horus gözünü kaybeder.
Peki nasıl? Farklı metinlerde farklı ayrıntılar var.
Mesela birine göre Set fiziksel çatışmalar sırasında Horus'un Lapis lazuli taşı gibi lacivert gözlerinden birini yerinden çıkarır ve parçalar.
Başka bir metne göre Seth siyah bir domuza dönüşüp Horus'un gözüne vurur ve onu yaralar.
Hatta tanrılar bu olaydan sonra domuz hayvanından nefret etmeye başlarlar.
Neyse yani tüm metinlerin ortak noktası şu.
Seth Horus'un bir gözünü yaralar ve o gözün kör olmasına neden olur.
Neden göz? Çünkü göz yalnızca görme değildir.
Göz hakikati tanımadır.
Göz Antik Mısır'da gökyüzünün ışığıdır.
Göz Horus'un göksel gücünün en görünür parçasıdır.
Onun gözünün parçalanmasıyla ay küçülmeye başlar.
Küçülür, küçülür, incecik bir ışık haline gelir, en sonunda da yok olur.
Günler eksilir, takvimler şaşar.
Ki Antik Mısır'da Nil Nehri'nin baskınlarından dolayı takvimler ne kadar önemli hatırlayın.
Bu arada Nil Nehri'nin de suları çekilir, toprağın bereketi azalır.
Mesela bu konuyla ilgili bazı dualarda göz geri gelsin ki toprak doysun gibi ifadeler var.
Yani sadece Horus gözünü kaybetmez, dünya da eksilir.
Sonunda bu davada bir sürü olay sonucunda toprağın yeryüzünün tanrısı Geb karar verir.
Taht Osiris'in oğlu Horus'un der.
Bu kararın ardından Ra da bir şekilde onay verir, meclis kararı kesinleşir.
Peki Horus'un parçalanan gözüne ne olacak?
Horus'un gözünün geri dönüşü bir mucize gibi anlatılır ama bu mucize emekle olur.
Burada sahneye bilge tanrı Thoth girer.
Thoth, yazının, dilin, ölçünün, hesabın, bilginin tanrısı.
Başka bir deyişle dağılanı toparlayan akıl.
Thoth, gözün parçalarını...
Tek tek bulur.
Bu parçalar kesirler halindedir.
Yani 1 bölü 2, yani gözün yarısı.
1 bölü 4, gözün çeyreği.
1 bölü 8, 1 bölü 16, 1 bölü 32, 1 bölü 64 şeklinde bulur.
Burada mısırları matematiğe verdiği önemi bir kez daha görüyoruz.
Thoth bu kesir olarak bulduğu parçaların hepsini birleştirir.
Ama bir sorun vardır. Bu kesirler toplandığında ne olur biliyor musunuz?
0.98 Evet neredeyse bir bütün olur ama tam değil.
Yani bütün o parçalar toplanır ama bir etmez.
İşte o tam olmayan yer hikayenin en büyülü en felsefi yeridir.
Sanki evren şunu söylüyordur.
İyileşme matematik gibi değildir.
İyileşme yalnızca parçaları birleştirmekle bitmez.
Bu yüzden Thoth'un rolü yalnızca tamir eden değildir.
O eksik kalan payı tamamlayan bilgeliktir.
İşte bu yeni gözle Horus eskisi gibi görmez, eskisinden daha derin görmeye başlar.
Çünkü göz artık bilgelik ve bilinç kazanmıştır.
Bu yüzden Horus'un gözü Mısırlar için yalnızca koruma değil, aynı zamanda tamamlanmış düzen fikridir.
İşte burada veccat fikri doğar.
İyileştirilmiş, tamamlanmış, yeniden bütün olan göz anlamında.
Yani Horus'un bu çıkarılıp parçalanıp sonra yeniden birleştirilip bilgelik bilinç kazanmış gözüne veccat deniyor.
Ve mitin en dokunaklı anı da buraya bağlanır.
Horus iyileşen gözü ölüler diyarındaki babası Osiris'e sunar.
Kayıptan doğan bir hediye.
Adalet için bir ışık gibi.
Ama yanlış anlamayın bu göz Osiris'i diriltmeyecektir.
Çünkü Mısır mitolojisine göre ölüm geri alınamaz.
Ama Osiris'in ölüler diyarındaki varlığını güçlendirir.
Yani Horus'un gözü diriltmez ama dönüştürür.
Burası çok önemli çünkü Antik Mısır'da Firavunların Horus'un soyundan geldiği söylenirdi.
Yani Firavunlar Horus'un yeryüzündeki temsilcisiydi bir nevi.
Firavun ölünce Osiris'e dönüşürdü.
Hatta mezar metinlerinde Firavun'a sen Osiris oldun diye hitap edilir.
Ama bunu bir tarifi gibi düşünmeyin ya da ne oluyor insanlar da tanrı oldu herkes birbirine karıştı gibi değil.
Horus dünya düzeni temsil ediyor, Osiris bu düzenin ölümden sonraki sürekliliğini.
Horus iyileşen gözünü Osiris'e sunduğunda bir babayı diriltmeye çalışmaz aslında.
Düzeni iki alem arasında kesintisiz hale getirir.
İşte Horus'un gözü bu yüzden yalnızca dini bir sembol değil.
Antik Mısır'ın bütün iktidar, düzen ve varoluş fikrinin merkezidir.
Mısır bilimci Richard Wilkinson ve Eric Hornung'a göre Horus'un gözünün kaybı, maatın yani düzenin dengenin bozulması, gözün iyileşmesi ise düzenin yeniden kurulmasıdır.
Bu yüzden göz, Mumyalara konur, adak ritüellerinde kullanılır, besleyici bir ilke olarak görülürdü.
Tabi Horus'un hikayesini Mısır sınırlarının dışına taşıyabiliriz.
Çünkü önce görüyü kaybedip sonra daha derin görmek fikri yalnızca antik Mısır'a özgü değil.
Biliyorsunuz Japon esetik felsefesinde Kintsugi, kırılan bir seramik kabın çatlaklarını gizlemek yerine altınla onarma sanatıdır.
Buradaki fikir şu, kırık kusur değildir, kırık nesnenin hikayesidir.
Horus'un gözü de tam olarak böyle iyileştirilir.
Göz eski haline geri döndürülmez, parçaları birleştirilir ama çatlakların hatırası silinmemelidir de.
Ve çatın gücü buradadır.
Tıpkı Kintsugi'de olduğu gibi kırık görünür kalır ama artık zayıflık değil, değer ve bilgelik taşır.
Bu yüzden Horus'un gözü yalnızca sağlam değildir, anlamlı onarılmıştır.
Bu tema başka mitlerde ve hikayelerde de karşımıza çıkar.
Birçok kültürde... Bilge figürler fiziksel biletlerini kaybettiklerinde daha derin görmeye başlar.
Halk hikayelerinde kör olup sonra duru görüşü açılan karakterlere rastlarız.
Popüler kültürde mesela Game of Thrones'daki Brandon Stark bacaklarını kullanamayacak bir kaza yaşadıktan sonra üç gözlü kuzgun mertebesine ulaşıyordu.
İşte bu anlatılarda ortak bir mesaj var.
Gerçek görüş her zaman gözle başlamaz.
Netflix Türkiye'nin Atiye dizisinde özellikle 3.
sezonda semboller ve mitolojik çağrışına çok fazlaydı.
Dizide zaman zaman Horus'un gözü simgesi kullanılıyordu.
Ama bu korunma, uyanış, bilinç sıçraması, kozmik bağ gibi temaları çağrıştıracak şekilde kullanılıyordu.
Özellikle Ade'nin gözlerindeki iki renkli parıltı.
Horus'un gözünü ve insan sınırlarını aşan bir görme olayını sembolize ediyordu.
Tabi burada önemli bir ayrım var.
Atiye dizisi bu sembolü antik Mısır'daki haliyle kullanmaktan çok gözü bir mistik uyanış ve daha fazlasını görme metaforu olarak kullanıyor.
Yani dizide Horus'un gözü akademik anlamıyla Mısır mitosundaki gibi bir veccat gibi işlenmiyor.
Ama sembolü modernize ediyor gibi.
Yani görmenin bedeli acı, görmenin hediyesi bilinç.
Görmenin gücü korunma, yön bulma gibi kullanılmış dizide.
Toparcak olursak belki de bugün bu hikayeyi anlatmamızın sebebi tam olarak budur.
Kırıldığımız, parçalandığımız yerler bizi eksiltmez.
Orası ilk kez bakmayı bırakıp gerçekten görmeye başladığımız yerdir.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
