
İskandinav Mitolojisi & Vikingler: 1-Her şeyin başlangıcı
27 Aralık 2022 · 20 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
Filmlerden, dizilerden, hatta çizgi filmlerden bildiğimiz efsanevi İskandinav Mitolojisi serimize başlıyoruz. Vikingleri de ele alacağız.
Serinin gelecek bölümlerini de kaçırmamak için takip etmeyi unutmayın.
Instagram: https://www.instagram.com/mitolojikinciler/?hl=tr
Transkript
Gerçek mucizelerin yanında olan Coca-Cola bugün bizimle.
Merhaba Mitoloji Meraklıları.
2022'nin son bölümü Coca-Cola'nın katkılarıyla başlıyor.
Podcast'a başladığımdan beri, yani Eylül 2020'den beri, İskandinav ne zaman, İskandinav ne zaman sorularıyla DM'leri doldurdunuz, işte o gün sonunda geldi.
Bakın normalde yeni bir mitolojiye başlamak için yeni yılı bekleyebilirdim, çok mantıklı olurdu takdir edersiniz ki.
Ama uzun zamandır ara verip sizi üzdüğüm için yeni yılı bile beklemedim.
Arda arda bölümleri atıyorum.
Hatta birisi Instagram'dan yazmış Pandora arda arda bölümler atıyor.
Demek ki mucizeler gerçekten var.
Demek ki hala umut edebilirim demiş.
Çok güldüm. Aslında Hazar Yunan'a başlamışken Mısır'a geçmek de güzel olurdu bence.
Çünkü onlar her ne kadar farklı kültürler de olsa birbirlerinden etkilenmiş Akdeniz coğrafyaları sonuçta.
Ama Instagram'da yaptığımız ankette bir puanlık farkla İskandinav mitolojisi öne çıkmıştı.
O yüzden buradan devam ediyoruz.
Ama bir yandan da bir Akdeniz, bir Kuzey yapmak da iyi olabilir tabii farklı kültürler arasında.
Git gel yapınca çok sıkılmazsınız.
Bu arada bu Nordik denilen Kuzey ülkelerinde İskandinav ve Cermen halklarının mitlerinde çok ortaklıklar varken Keltlerin ayrı mitleri var, Finlerin ayrı, Slavların ayrı.
Yani birbirine karışmasın diye söyledim.
Biz şimdi İskandinav mitolojisine başlıyoruz özel olarak.
Öncelikle İskandinavya neresi diye bakacak olursak haritayı açtığınızda Türkiye'den bayağı kuzeye biraz da böyle batıya doğru gidip Almanya ve İngiltere'nin olduğu enlemlerin
de kuzeyine baktığınızda İsveç, Norveç, Danimarka'yı göreceksiniz.
Buraya İskandinavya deniyor.
Hani 90'larda çocuk olan nesil bilir.
Oyun oynarken bir tekerleme vardı.
İsveç, Norveç, Danimarka diye başlardı.
İşte orası İskandinavya denilen bölge.
Sonradan buraya hemen yanlarındaki Finlandiya'nın bir kısmı ve bir ada ülkesi olan İzlanda da eklenmiş.
Yani bazen İskandinavya denince sadece İsveç, Norveç, Danimarka kastediliyor.
Bazen bunlara Finlandiya ve İzlanda da dahil edilebiliyor.
Tabii ben tarih ya da coğrafya uzmanı değilim.
O kadar detaya inmeden.
Şunu söyleyelim bu kuzey ülkeleri arasında kültürel ve coğrafi anlamda çok büyük benzerlikler var.
Hatta bu kuzey milletlerinin bu İskandinavya'daki kuzey milletlerinin bazı Cermen kavimlerinin yani mesela Almanlar gibi ve bazı Slav kavimlerinin mesela Ruslar gibi kökeni
olduğuna dair görüşler de var.
Yani İskandinavya'dan çıkmışlar ve Almanların ve Rusların temelini atmışlar gibi.
Peki İskandinavya ne anlama geliyor?
Bazı görüşler Dangerous Island yani tehlikeli ada anlamına geldiğini, bazıları da Shadow yani gölge kelimesinin kökünden geldiğini belirtiyor.
Ayrıca Skadi diye bir dev tanrıçaları var.
Biraz Artemis'i andırır.
Böyle yayıyla avcılık yapar.
Ama aynı zamanda kar ve kayak tanrıçasıdır.
Dağlarda kayak yapmayı sever.
Tabi burada coğrafyanın da farkını görüyoruz.
İskandinavya'nın da adını buradan aldığını iddia eden görüşler var.
Bir de Vikingler diyoruz.
Kim bu Vikingler? Az önce anlattığım İskandinav coğrafyasında yaşamış ve 8.
ve 11. yüzyıllar arasında Avrupa'nın çeşitli bölgelerini akın ederek oraları yağmalamış veya onlarla iş ilişkileri kurmuş.
Hatta bazıları oraya yerleşmiş olan yani olanlara Vikingler deniyor.
Sadece Avrupa değil bu arada Avrupa ile başlamışlar ama sonra aralarından Akdeniz'e veya başka bölgelere yönelenler de olmuş.
Hatta yine özellikle 90'larda çocuk olanlar hatırlayacaklardır.
Vikingler diye bir çizgi film vardı ben çok severdim.
Pazar günleri babamla beraber izlerdik.
Sık sık gemilerine atlayıp seyahate çıkarlardı orada Vikingler.
Çizgi filmdeki karakterlerin bazıları hafif vahşiydi ama başrolde küçük bir kız vardı böyle kızıl saçlı çok tatlı iyi bir kızdı.
Tabii çizgi film olduğu için genel olarak tatlı bir hava vardı diye hatırlıyorum ama orada bile alttan alta aslında Vikinglerin çoğunlukla vahşi insanlar olduğu mesajı saklaymış bir yerde.
Tabii kendi toprakları genel olarak tarım için verimsiz, kar ve buz dolu, çok soğuk ve dolayısıyla daha birçok zorluğa gebe olan bu insanların yaşayacak başka ülkeler bulma çabası çok doğal.
Ben de bir Akdeniz çocuğu olarak Soğuk İklimleri biraz işkence gibi görüyorum.
Ama bu Vikinglerin Avrupa'da çok kan dökülmesine yol açan akınlarının olduğu söyleniyor.
Vikingler dizisini izleyenler bilir.
Ben de çok severim o diziyi.
Tabii ben diziden referans alarak söylemiyorum.
Bu arada yanlış anlaşılmasın. Tarihçiler bunları böyle anlatıyor.
Dizi de o anlamda gerçeği yansıtmış.
Bir de maalesef Vikinglerden bugüne kalan çok fazla bir yazılı kaynak olmadığından biz onları genelde Avrupalı halklardan yani Vikinglerin yağmaladığı halklardan öğrenmek durumunda kalıyoruz.
O yüzden de tarihte daha barbar bir imajlarının olması doğal.
Ama tabii ben burada ya ama onların toprakları verimsiz diye öyle yaptılar.
Bir de olayı Vikinglerden dinlemek lazım gibi bir polyanacılık yapmıyorum.
Çünkü mitlerine baktığınızda oradaki karanlıktan, kıyımlardan, kıyamet tasvirlerinin yoğunluğundan hakikaten bu insanların karanlık bir tarafı olduğunu seziyorsunuz.
Yunan'da da böyle şeyler gördük tabi ama buradaki yoğunluğunu görünce demek istediğimi anlayacaksınız.
Hatta benim çok sevdiğim edebiyatçı tarihçi Pelin Batu ortaçağın mimarisinin bile Viking akımlarıyla evrildiğini söyler.
Bu akımlar devam ettikçe Avrupalılar defanslarını güçlendirmek için sahildeki saraylarını bırakıp şehrin daha iç kısımlarında ve yüksek dağ başlarına saraylar yapmışlar.
Ve bu kalelerin etrafını yüksek duvarlarla çevirmişler.
Çünkü diğer türlü Vikingler teknelerini atlayıp iner inmez hemen sahilde saraya girip yağma ve kıyma başlayabiliyorlarmış.
Şuna da değinelim. Nasıl İskandinav denince tek bir milleti anlamıyoruz.
Hatta o yüzden İskandinav halkları diyoruz.
Vikinglerde de aynı durum var.
Tek bir Viking yok. İsveç Vikingleri var, Norveç Vikingleri var, Danimarka Vikingleri var.
Bu halklar da birbirine ne kadar benzese de farklılıkları da var tabi.
Mesela İsveçli Vikinglerin diğer Vikinglere göre daha az barbar oldukları hatta İskandinavya'dan göç ederek Rusya'ya bugün bizim Rusya bildiğimiz yere yerleştikleri Rusların kökenini oluşturdukları
söylenir. Danimarka Vikinglerinin daha barbar, daha istilacı, savaşçı oldukları söylenir.
Ve Norveç Vikingleri ikisinin daha arasında bir yerde.
Onlar da savaşçı ama aynı zamanda ticareti de severlermiş.
Hatta içlerinden ta Bağdat'a kadar gidip yerleşenler olduğu söylenir.
Bir milletin mitolojisini anlatmanın en zor yanı başlangıcı bence.
O dünyanın köşe taşlarını yerleştirmek, o atmosferi anlatmak, dinleyenin gözünde canlanmasını sağlamak önemli.
Onu bir çizdikten sonra diğer hikayeler üstüne ekleniyor zaten.
Şimdi yavaştan size o dünyayı çizmeye çalışayım.
İskandinav mitolojisinde hangi varlıklarla karşılaşırız?
Tanrılar, tanrıçalar, elfler, devler, cüceler, canavarlar, insanlar ve hayvanlar var.
Bu bakımdan Yunan'a benzer tabii.
Yunan'la şöyle farklılaşır.
Yunan mitolojisinde tanrılar ve titanlar arasında savaş çıkmış, tanrılar kazanmıştır.
Tanrılar ve devler arasında birkaç kez idili ufaklı savaş çıkmış ve yine tanrılar kazanmıştır.
Ve evrene hep tanrılar hükmetmiştir.
Ancak İskandinav mitolojisinde bu pek böyle değil.
Tanrılar ve devler arasında sürekli bir etkileşim var ve bu dengelere göre evrende de değişik olaylar oluyor.
Tanrılar evrene %100 hakim değil yani.
Sürekli bir kaos, bir düzensizlik hali var.
Gelelim her şeyin başlangıcına.
Hatırlarsanız Yunan'da ne diyorduk?
Başlangıçta kaos vardır.
Burada da Ginnungagap diye bir boşluk var.
İskandinav mitolojisinde isimleri söylerken baya komik görünce muhtemelen bu dönem boyunca.
Bakalım. Bu Ginnungagap 11.
veya 12. yüzyıldan kaldığı düşünülen yazılı bir metinde şöyle anlatılır.
İmir'in yaşadığı devirde ne kum, ne deniz, ne deniz dalgalanması vardı.
Ne yer, ne de gök vardı.
Hiçbir bitki örtüsünün olmadığı ağzı açık uçurum vardı.
Yani her şeyin başlangıcında sadece bir uçurum varmış.
Bir de Ymir diye biri.
Bu dizelerde Ymir diye bahsedilen evrenin başlangıcındaki ilk varlık o bir dev.
Şimdi o kısma da geleceğiz ama Ginnungagap uçurumunda neler oluyor oraya bir geri dönelim.
Uçurumun kuzeyinde ve güneyinde birbirlerinden inanılmaz farklı iki ülke vardır.
Kuzeyindeki ülkenin adı Niflheim, Sisli yurt anlamına gelir.
Buzlarla dolu, karanlık, sisli, soğuk bir ülkedir.
Güneyindeki ülkenin adı ise Musfelaim.
Terk edilmiş yurt anlamına gelir.
Ateşin ve ışığın ülkesidir.
Yani bir taraf buz bir taraf ateş.
Bu ülkeler evrenin başlangıcından beri orada var mıydı yoksa uçurumdan mı doğdular o kısmı bilinmiyor.
Ama evrende her şey zıttıyla var olur görüşünün o zamanda da olduğuna dair bir ipucu bu da bence.
Niflheim'da yani sisli yurtta kaynağını bir dağdan alan 11 tane zehirli ırmak uçuruma doğru akar.
Bakın yani... Uçurumla, karanlıkla, sisle, ateşle, zehirle falan başladık yani öyle bir mitoloji bu.
Şimdi bu nehirlerin isimlerini tek tek burada anlatmayayım.
Akılda tutması zor zaten.
İnstagram'da yazarım ama genel olarak bu nehirlerden Elivagar diye bahsedilir.
Bu nehirlerin suyundaki zehir donarak üst üste biner ve uçurumun kuzeyinde kalın bir buz tabakası oluşturur.
Uçurumun güney tarafındaysa Müsfülaim'den gelen yakıcı bir hava hakimdir.
Müsfülaim'den gelen sıcak hava ve ateş kıvılcımları kuzeydeki buzların erimesine sebep olur.
Bahar gibi bir hava ortama hakim olur ve buzların içinden bir dev bir de inek doğar.
Bu devin adı İmir.
Az önce dizelerde duydunuz.
İniğin adı da Avudumlu.
İnek kültürlerde genel olarak bereket simgesidir.
Burada da öyle. Audunla'nın kocaman dört memesinden akan sütler süt dereleri oluşturur.
İmir bu derelerden kana kana süt içer sonra uyuyakalır.
Uykusunda koltuk altı terlerinden bir dişi bir erkek çocuğu ve ayağından da bir çocuğu daha doğar.
Yani kendi kendine doğurabiliyor.
Bu doğan çocuklar yine dev bu arada.
Şu an dinlerken birçoğunuzun ıyı koltuk altı terinden mi ayaktan doğurmak mı falan diyeyim.
İğrendiğine eminim ama kanıtlayamam.
Ama bizim nasıl doğduğumuzu düşününce çok da laf etme hakkımız yok gibi.
İmir kendi kendine döllenip çocuklarını doğururken o sırada inek avudumla kayaları yalar.
Çünkü kayalar tuz ve buzla kaplıdır.
O yaladıkça bu kayalardaki buzların erimesinden de Buri adındaki dev doğar.
O da İmir gibi kendi kendine bir çocuk yapar.
Oğlu Bor'u doğurur.
Bakın dev ırkı hemen çoğalmaya başladı.
Sonra Ymir'in kızı ya da torunlarından biri diye de anlatılabiliyor bazen.
Besla adındaki kızla Burin'in oğlu Bor evlenirler.
Bu isimleri bence aklınızda tutmak zorunda değilsiniz.
Ama devamına bakalım.
Bu evlilikten ilk üç tanrı doğar.
Odin, Vili ve...
Evet üçüncü tanrının adı Ve.
Bu üç tanrının adını ezbere bilim bunlar lazım olacak.
Bu üç tanrı üç maddeyi temsil ediyor.
Odin, hava, Vili, ışık ve ateş.
Yunan'da tanrılar Titanlardan doğmuştu.
Bakın burada da tanrılar devlerden doğdu.
Bir süre sonra bu üç tanrı evreni düzene sokmak için İmir'i öldürmeleri gerektiğine karar verirler.
Bakın bir şeylerin olması için büyük babaların öldürmeleri gerektiğine inanıyorlar.
Bu dünyanın ürkütücülüğü buradan başlıyor.
Üç tanrı Ymir'i öldürdüğünde Ymir'in gövdesinden öyle çok kan akar ki giderek koca bir dere oluşur ve Ymir'in çocukları bu derede boğulur.
Sadece aralarından bir erkek çocuk Begelmir kaçıp kendini kurtarmayı başarır.
Sonrasında bu üç tanrı Ymir'in bedenini parçalara ayırır ve her birinden evrenin bir parçasını oluştururlar.
Ymir'in bitmek bilmeyen kanı akıp Ginnungagap uçurumunu doldururken tanrılar bu kandan okyanusları yaratırlar.
Ymir'in etinden yer kabuğunu yaratırlar.
Kemiklerinden dağları ve dişlerinden kayaları yaratırlar.
Bu sırada Ymir'in kadavrasını o yani cesedini larvalar kemirir ve bu larvalar büyüyüp cüce olurlar.
Ayrıca tanrılar İmir'in kafatasından gökyüzünü yaparlar ve Doğu, Batı, Kuzey, Güney adındaki dört cüceyi onu taşıması için gökyüzünün dört köşesine yerleştirirler.
Bu arada cücelerden biraz bahsedelim.
Cüceler yerin altında mağaralarda yaşarlar ve çok güzel metal işleri yaparlar.
Mesela İskandinav dizilerinde güzel bir mücevher için cüceler yapmış dendiğini sık sık duyarsınız.
Bu cüceler kendileri için çalışarak da yaşarlar ama aynı zamanda tanrıların isteğiyle de işler yapabilirler.
Gördüğünüz gibi İskandinav mitolojisine göre ayağınızı bastığınız yer aslında bir devin eti.
Tırmandığınız dağlar o devin kemikleri ve gökyüzü de onun kafası.
Yunan'ı kıyasla bayağı ürkütücü değil mi?
Neden? Hep coğrafyadan.
O kadar zorlu bir coğrafyaları var ki buralar olsa olsa bu şekilde yaratılmıştır diye düşünmüşler herhalde.
Tanrılar kendileri için Niflheim ve Musfalaim'in tam ortasında bir yer ayırırlar.
İki tarafında iklimi kötü olduğu için en uygun burayı görmüşler demek ki.
Buraya orta yer anlamına gelen Midgard adını verirler.
Saldırıdan kaçan devlerin güçleri artınca kendilerine saldıracaklarından emin oldukları için de Ymir'in kirpiklerinden Midgard'ı koruyan duvarlar yaparlar.
Yalnız evrende hala her şey yerli yerine oturmuş değildir.
Müsfülaim'den kıvılcımlar sıçramaya devam ediyor ve güneş ve ay nerede duracaklarını bilemeden oradan oraya gidiyordur.
Tanrılar bu işi bir düzene sokmaya karar verirler ve Müsfülaim'den gelen kıvılcımları havada sabitlerler.
Böylece yıldızlar oluşur.
Güneş ve ayı o chariot denen atların çektiği iki yük arabasına yerleştirirler ve bu arabaları sürmeleri için de Mundilfari adlı devin çocukları olan Tanrıça Sol ve Tanrı
Mani'yi görevlendirirler.
Sol güneş anlamına geliyor, Mani de ay.
Burada güneş gibi önemli bir varlığın tanrıça olması da kültürel açıdan önemli bir ipucu bence.
Evet o dönemde neredeyse tüm coğrafyalarda burada da ateerki bir kültür hakim ama yine de Yunan'da mesela dönem dönem güneşe hakim olan tüm Titan ve Tanrılar erkekti.
Burada bir tanrıça seçilmiş.
Bu da kadının toplumdaki yeriyle ilgili önemli bir ipucu bence.
Bu arada bir mite göre Sol ve Maniye.
Güneş ve ayı oradan oraya götürmek aslında bir ceza olarak verilir.
Çünkü babaları Mundilfari çocukları çok güzel olduğu için gururlanmak amacıyla onlara güneş ve ayın ismini vermiştir.
O yüzden Asir de yani tanrılar bu üç tanrıya Odin, Vili ve Vi bunlara Asir deniyor.
O yüzden Asir de onun bu kibrinin cezasını çocuklarına çektirirler.
Buradan anlıyoruz ki yine Yunan'daki gibi kibir büyük günah.
Bir zaman sonra Hristiyanlık gelince o da öyle diyecek.
Bu arada cücelerle ilgili birkaç cümle daha edelim.
Cüceler ilk gördüğümüzde larva idi.
Devlerin leşlerini yiyerek evrildiler.
Ama bu onları kötü yaratıklar yapmıyor.
Onu not edelim. Bu mitolojide aslında tanrılar düzeni devler düzensizliği temsil ettiği için biraz tanrılar iyi devler kötü gibi.
Ama o bile tam olarak öyle değil.
Yani kimse tamamen siyah ya da beyaz değil.
Hele cüceler hiç değil.
Onlar baya nötr tarafta.
Bu dünyada devlerin ve cücelerin evrenin gizli sihrine hakim oldukları o gizli ve yüce bilgileri bildikleri söyleniyor.
O yüzden devler ve tanrılar birbirine düşman iki ırk ama cüceler devlere tanrılardan daha yakın gibi düşünün.
Bu arada evrenin gizli sihri ifadesi çok ilginç değil mi?
Yani evrende bazı güçler var ve bunları kullanmayı herkes bilmiyor.
Devler ve cüceler biliyor gibi.
Viking çağıyla ilgili en ünlü uzmanlardan olan Fransız edebiyatçı tarihçi Regis Boyer cücelerle ilgili şunları söyler.
Kilise tarafından aşağılanmalarından ve folklor seviyesine indirilmelerinden önce onlar faydalı, bilgili, teknik açıdan yetenekli ve özellikle de şiiri sanatının ve runik yazısının
sırlarına vakıf güçlerdir.
Ve bu sayılanları Odin onlardan miras alacaktır.
Bakın cüceler ne kadar önemli.
Bu runik yazısının da insanlar tarafından tılsım olarak kullanılmaya başladığını görüyorum bu aralar.
Mesela işte run alfabesinde şu şu harfler yan yana gelince hayatınıza aşkı çeker.
Şu şu harfler yan yana gelince başarıyı çeker falan gibi şeyler görüyorum instagramda.
Baya ilginç yani inanç konusu çok ilginç yerlere evriliyor gördüğüm kadarıyla.
Şimdi farklı türlerden bahsetmişken, mitolojide bunlara ırk deniyor bu arada.
Farklı ırklardan bahsetmişken diyelim şunu da söyleyelim.
Bu ilk üç tanrının yani Odin, Vili ve Ve ırkına asir adı veriliyor dedik.
Sonradan arkalarından başka tanrılar da gelecek.
Onlar da bu ırka dahil olacak.
Tanrılar ırkı, devler ırkı, insanlar ırkı, cüceler ve tüm bu ırklar arasındaki olayları beraber ele alacağız.
Şimdilik bu bölümü burada kapatalım.
Gelecek bölümlerde insanın yaratılışından ve evrenin diğer bölümlerinden bahsetmeye devam ederiz.
Tanrıları daha detaylı ele alırız.
Spotify ve YouTube'dan dinlerken bildirim zillerini açmayı unutmayın ki yeni bölüm yayınlandığında hemen haberiniz olsun.
Instagram'dan sizle artık İskandinav mitolojisiyle ilgili şeyler paylaşacağım.
Oradan da takip edin bence.
Kafanızda o dünyanın görselleşmesine katkısı olur.
Sizin için nasıldı bilmiyorum ama benimle Instagram'dan paylaşabilirsiniz bu arada.
2022 yılı benim için İskandinav mitolojisinden farksızdı.
Çok karanlık bir yıldı bence ama sonradan çok güzel aydınlandı benim için.
Çok güzel bir yere evrildi.
2023'ün de hepimiz için Yunan gibi zevk, sefa, eğlence, mutluluk içine geçmesini diliyorum.
Bölüm sponsorumuz Coca-Cola'ya katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
