
(İskandinav Mit) Thor'u Gıcık Eden Kayıkçı & Taş Kalpli Dev
31 Ağustos 2023 · 19 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
''Bu bölüm Koçtaş hakkında reklam içerir.''
Yüce Thor'u gıcık eden kayıkçı Harbard ve taş kafalı, taş kalpli dev Hrungnir
İndirim kodu: İNCİ100 Bölüm sponsoru koctas.com.tr hakkında detaylı bilgi için: https://www.koctas.com.tr/?utm_source=voicemedya&utm_medium=cpm&utm_campaign=marketplace_podcast&utm_content=mitolojik_inciler
Transkript
Ev Modası'nın adresi Koçtaş.com.tr'nin sunduğu mitoloji ikinciler başlıyor.
Merhaba mitoloji merakları.
Bu bölümde İskandinav mitolojisinin en güçlü tanrısı Thor'un bir aşık atışması tadında girdiği bir tartışmayı konuşacağız.
Bir tanrı nasıl gıcık edilir hep beraber göreceğiz.
Bir notla başlayalım.
Thor çok yerde şimşek, yıldırım ve fırtınayla bağdaştırılır.
Ancak antik kaynaklarda direkt...
Thor eşittir, yıldırım tanrısı diye bir tanım yok aslında.
Yani biz hep popüler kültürde böyle duyuyoruz ama aslında öyle değil.
Bu daha çok sonradan popüler olmuş, vurgulanmış bir yakıştırma.
Yine de Thor'un hava olaylarıyla ilişkilendirildiği kesin.
Kafanızda kaslı, oldukça iri, güçlü kuvvetli ve sarışın bir Thor imajı zaten vardır diye düşünüyorum.
Bunlara ek olarak biraz da Thor'un kişilik özelliklerini vurgulayacak olursak savaşmayı ve meydan okumaları çok sevdiğini belirtmemiz gerekir.
Önceki bölümlerde fark etmişsinizdir.
Siz yeter ki onun önüne bir iddia koyun veya şunu yapamazsın diye ona meydan okuyun Thor hemen gaza gelir.
Devlerin baş belasıdır Thor.
Devler çok güçlü yaratıklar.
Hatta zaman zaman tanrıları bile korkutan, uğraştıran, sorun çıkaran yaratıklar.
Tanrılar arasında devlere sık sık kafa tutan, devler bir arıza çıkardığında onları etkisiz hale getirip olay hangi evrende gerçekleştiyse o evrenin düzenini koruyan genelde Thor'dur.
O yüzden Thor devlere devler de Thor'a bilenmiştir.
Karşılaştıklarında aralarında ya soğuk ya sıcak mutlaka bir savaş olur.
Şimdi Thor'u hatırladığımıza göre ilk hikayemizle başlayalım.
Thor'la alay eden kayıkçı.
Bu hikayede sadece iki karakter var.
Thor ve kayıkçı Harbert.
Bazı versiyonlarda kurnaz tanrı Loki'nin de olduğu söyleniyor ama bu versiyonu ben öyle yapmadım.
Thor, baş tanrı Odin'in oğlu.
Tanrıların en güçlüsü.
Gök gürültüsü ve fırtına gibi hava olaylarıyla ilişkilendirilir.
Kayıkçı Harbour'da ise tanımıyoruz, birazdan tanıyacağız.
Sadece ismi aksakallı anlamına gelmektedir.
Gerçekten de bu kayıkçı beyaz uzun sakalları olan bir adamdır.
Bir de Tanrı Çasif'in adı geçiyor sadece, o da Thor'un eşi.
Hikaye şöyle. Thor yine bir gün devler diyarı Jotunheim'e gider.
Thor devlerin korkulu rüyasıdır.
Sık sık onların diyarına gidip etrafı kolaçan eder, uslu duruyorlar mı diye bakar.
Şüpheli bir durum varsa üstüne gider, devlerle çarpışır.
Yine bir gün böyle bir yolculuktan sonra Asgard'a dönüşe geçmiştir ki yolda devasa bir körfeze denk gelir.
Karşıdan karşıya geçmesi mümkün değildir.
Tanrı da olsanız gücünüz her şeye yetmeyebiliyor bu mitolojide.
Ne yapsam da karşıya geçsem diye düşünürken karşı kıyıda duran kayıkçıyı fark eder.
Hey oradaki kimsin sen?
Kayıkçı mı? diye sorar.
Kayıkçı da ona asıl sen kimsin aptal köylü diye sorar.
Bu tarz cevabı gıcık olsa da dışını sıkar Thor.
Eğer beni buradan alıp karşıya geçirirsen, sana çantamdan çok iyi ödeme yaparım.
Çantamın içi güzel yiyeceklerle dolu ve istediğin kadar yiyebiliyorsun.
Mesela ben yola çıkmadan önce bolca ringa balığı ve bir havuz dolu suyu laf lafası yedim bu çantadan, der.
Kayıkçı Thor'u baştan aşağı eleştirer bakışlarla süzer.
Şu kılığına bak, der.
Çıplak ayaksın. Üstündekiler de bir dilenci kıyafeti gibi.
Doğru düzgün bir pantolonun bile yok anlaşılan.
Senin kalacak yerin olduğundan bile şüpheliyim.
Bu alayları artık katlanamayan Thor, kayığı hemen bana getir.
Hem bu kimin feribotu diye bağırır.
Kayıkçı Thor'un bu atarından hiç korkmaz.
Aksine ona cevap vermeden arkasını döner ve kıs kıs güler.
Thor daha çok öfkelenir.
Bu kayık kimin dedim sana diye bağırır.
Kayıkçı cevap verir. Kahraman Hildolf'un kayığı.
O bilge bir kahramandır.
Katil kurt diye bilinir.
Bu kayığı bana emanet etti.
Ama serserileri ve at hırsızlarını bu kayıya almamamı emretti.
Sadece değerli adamları kayığa alabiliyorum.
O yüzden bana kim olduğunu söylemen lazım.
Thor övünerek, koltukları kabararak cevap verir.
Tabii, söyleyeyim sana kim olduğumu.
Ben Maiden'in kardeşi, Magni'nin babası, Odin'in oğlu Thor'um.
Tanrıların en güçlüsüyüm.
Thor'un cümleleriyle körfezde kocaman dalgalar oluşur ama dalgalar gelip kayıkçının ayaklarının dibinde kırılıp sakinleşirler.
Thor karşısındakini sıradan bölümlü olmadığının farkına varır ama kim olduğunu bilmiyordur.
Peki sen kimsin kayıkçı?
Bana adını söyle diye emreder.
Kayıkçı cevaplar.
Benim adım Harbert.
Bu pek gizlediğim bir şey değil.
Thor sorar. Neden gizliyesin ki?
Yoksa kan davasına bulaşmış bir kanun kaçağı mısın?
Kayıkçı cevaplar. Ya sen öyleysen?
Gerçi eğer kaderimde başka türlüsü yoksa senin gibilere karşı başımın çaresine bakmayı bilirim ben.
Thor kendisinin kim olduğunu bilmesine rağmen böyle pervasızca konuşan bu adama karşı iyice sinirlenmiştir.
Ama sakin kalmaya çalışır.
Çünkü ona ihtiyacı vardır. Sakalını sıvazlar ve düşünceli şekilde etrafa bakar.
Dua et önümde bu körfez var der.
Suya girip belime kadar ıslanmaya değmezsin.
Yoksa karşıya geçip sana bu saçma konuşmaların hesabını ödetirdim.
Harbert dalga geçmeye devam eder.
Öyle mi? Gel bekliyorum.
Bak burada duruyorum gel. Hrugnir'le dövüştüğünden beri benim gibisine rastlamadın der.
Thor heyecanlanır.
Demek Hrugnir hakkında konuşmak istiyorsun öyle mi?
Bu hikayeyi de bu bölümün sonunda anlatacağım kısaca.
O sallanan devin kafasının taştan yapıldığını biliyor musun?
Ama yine de onu öldürdüm.
Cansız halde öylece yatıyordu.
Peki sen Arbuth o sırada ne yapıyordun?
Harbert cevaplar. Beş kış boyunca Algron adasında güçlü savaşçılarla savaştım.
Çok büyük zorluklara göğüs gerdim.
Çok büyük zorluklara göğüs gerdim.
Thor yine sakalını sıvazlayarak düşünceli bakışlar atar.
Peki ya kadınlar? diye sorar.
Harbert cevaplar.
Onlar bizi büyük bir nezaket ve hevesle karşıladılar.
Çünkü böyle yapmaları önerilmişti.
Zaten kumdan halatlar yapmadıkça ya da vadilerin dibini kazmadıkça bizden kaçamazlardı.
Yine Viking ruhunu hissettiğimiz gaddarca bir söylem tabii.
Harbert gelinip pişkin pişkin konuşmaya devam eder.
Kadınlar ilk bana geldiler.
Yedi bakire kız kardeşle yattım ve her biri beni ayrı ayrı heyecanlandırdı.
Peki ya sen Thor? O sırada ne yapıyordun?
Thor cevaplar. Dev Tiaz diye öldürdüm ve gözlerini gökyüzüne fırlattım.
Herkes onları görsün diye.
O gözler de her daim yukarıdan başarılarımı izlemek zorunda kalıyorlar.
Ya sen? O sırada ne yapıyordun?
Herbert, gece atlara binen büyücü kadınları kocalarının gözü önünde ayarttım ve onlarla yattım.
İçlerinden en zorlusu dev Hleband asasını bana hediye etti ve o asayla onun aklını çaldım.
Thor araya girer.
Demek sana yapılan bir cömertle böyle kurnazca ve kötülükle karşılık veriyorsun.
Herbert omuz silker.
Herkes kendi çıkarının peşinde.
Peki sen söyle, o sırada ne yapıyordun?
Thor övünerek cevaplar.
Ben doğuya gidip Jotunheim'e baskın yaptım.
Orada yüksek dağlarda ayaklarını sürerek dolaşan dev kadınların çoğunu öldürdüm.
Çünkü bunu yapmasam Midgard'da insan kalmayacaktı.
Peki sen o sırada ne yapıyordun?
diye sorar. Harbert cevaplar.
Yalandaki uzun savaşın sebebi bendim.
Barış olmasın diye sürekli prensleri birbirlerine karşı kışkırttım.
Çünkü savaşta cesurca ölen kahramanları hizmet için Odin'e gönderiyordum.
Onlar Valhalla'ya doğru asil bir yolculuğa çıkıyorlar.
Sana ise zavallı köleleri gönderiyorum.
Thor bu adama iyice gıcık olmuştur.
Tanrılara insan armağanı ederken ne kadar adaletsizsin der.
Harbert onu tersler. Bu konuda senin söz hakkın yok.
Sen yeterince güçlüsün ama kalbin yok.
Korkudan bir eldivenin içine saklandığın zamanları unuttun mu?
Ve orada Thor olduğunu unutmuştun.
Korkmuştun. Korkun o kadar büyüktü ki dev fiyalar duymasın diye osurmak veya hapşurmaktan bile korkuyordun.
Thor öfkeden deliye dönmüştür.
Bir kayıkçının koskoca torla böyle konuşabilme cüreti göstermesine inanamıyordur.
Hakaretlerin şiddetini artırır.
Seni karı kılıklı Harbert.
Eğer kolum o tarafa kadar uzanabilseydi seni tutup doğrudan cehenneme atardım.
Harbert sakince cevaplar.
Beni neden öldüresin ki?
Aramızda hiçbir düşmanlık yok.
Söyle bakalım ben savaştarken sen ne yapıyordun?
Burada kısa bir mola verip size bölüm sponsorumuz Koçtaş Komitere'den bahsedeceğim.
Şimdi evlerde Koştaş.com.tr'ye moda.
Koştaş.com.tr çeşitli kategorilerde artık yüz binlerce ürün ve Koştaş güvenceli yüzlerce satıcısıyla evinize güzellik katıyor.
Koştaş garantili nakliye ve montaj hizmeti, ödeme kolaylığı ve çeyrek asırlık Koştaş güvencesiyle sizleri bekliyor.
Siz de hemen Koştaş.com.tr'ye gelin, evinizde modayı keşfedin.
İnce yüz koduyla ilk 500 lira üzeri alışverişe 100 lira indirim Koştaş.com.tr'de.
Kampanya 30 Eylül'e kadar geçerli, kaçırmayın.
Bölüm sponsorumuza teşekkür edip hikayemize devam ediyorum.
Thor Cevaplar Doğuda bir nehri Sıvarang'ın oğullarına karşı korudum.
Bu yüzden beni taşladılar.
Ama sonra barış isterken tek tek yalvardılar.
O sırada sen ne yapıyordun?
Harbert Thor'un böbürlenmesine böbürlenerek karşılık verir.
Ben de doğuya seyahat ettim.
Yotun ayında keten beyazı güzeller güzeli bir kadınla beraber oldum.
Dev bir kadınla. Altın gibi parıldayan o kadın beni çok neşelendirmişti.
O sırada onu sımsıkı tutmak için sana ihtiyacım vardı Thor ama gelmedin.
Burada artık Harbert ile Thor'un bir yerden tanıdık olduklarını anlıyoruz ama Thor hala onun kim olduğunu çıkarabilmiş değil.
Thor cevaplar. Orada olsaydım seve seve yardıma gelirdim.
Harbert... Eğer sözünü tutmuş olsaydın şimdi sana güvenebilirdim der.
Thor. Ben sözünden dönen, ilkbaharda topuğa vuran eski deri ayakkabı karakterli biri değilim gerçekten der.
Harbert sorar. Peki o sırada ne yapıyordun?
Thor. Berserklerin zıvanadan çıkmış, sürekli kötülük yapan, herkese ihanet eden gelinlerinden birkaçını öldürdüm.
Berserkleri hatırlıyorsunuz bir önceki bölümde bahsettiğim adeta deli savaşçılar.
Harbert küçümser.
Kadınları öldürmekten utanman lazım.
Thor. Onlar sıradan kadınlar değillerdi.
Adeta birer dişi kurt gibiydiler.
Benim iyi döşenmiş gemimi sallayıp beni demir sopalarla tehdit ettiler.
Hizmetkarım Tiyarfi'yi oradan kaçırdılar.
O sırada sen ne yapıyordun peki?
Herbert, mızraklarını ve bayraklarını kana bulamak üzere yola koyulan savaşçılarla beraber yolculuktaydım, der.
Thor, Yoksa bize gelip hakaret eden ve o saçma kötü şartları teklif eden sen miydin?
diye yükselir. Harbert kıs kıs güler.
Sana bunu telafi etmek için yüzük armağan edebilirim.
Hem de yargıcın uygun göreceği kadar yüzük.
Thor bu üstten konuşmaya daha da bozulur.
Sen bu aşağılayıcı konuşma tarzını nereden öğrendin ve hangi cüretle böyle konuşabiliyorsun?
diye kudurarak bağırır.
Harbert cevaplar.
Bu konuşma tarzını tepelerde evleri olan yaşlı adamlardan öğrendim.
Thor küçümser. Şu tepelerdeki taş yığınlarını ev diyerek güzelleyemezsin.
Harbert umursamadan cevaplar.
Ben böyle konuşurum. Thor anne babasına kızıp öfkeden ayaklarını yere vurarak ağlamaktan başka bir şey yapamayan çocuklar gibidir.
Eğer şu suya girmeye karar verirsem sivri dilin yüzünden hastalanacaksın.
Çekicim sana çarptığında bir kurttan daha yüksek sesle ağlayacaksın diye tetit eder.
Harbert alay etmeye devam eder.
Karın Sif şu an evde sevgilisiyle.
Onunla tanış da bu gücünü onun üstünde kullan der.
Thor inanmaz. Seni aptal, yalan söylüyorsun der.
Harbert, doğru söylüyorum ama yolda çok yavaşsın.
Kayıkla gitmiş olsan hızlıca oraya ulaşırdın.
Thor, karı kılıklı Harbert.
Beni çok oyaladın. Harbert, koskoca Thor'un yolculuğuna bir kayıkçınla engel olacağı hiç aklıma gelmezdi.
Thor, hadi artık kes dalgayı.
Kayığı buraya getir de beni karşıya geçir diye emreder.
Harbert, bence geri dön çünkü buradan karşıya geçemeyeceksin diye inat eder.
Thor kuyruğunu kısırır.
Bari bana oraya karadan nasıl gideceğimi tarif et der.
Herbert. Bu reddetmeyeceğim kadar küçük bir istek.
Peki. Ama uzun bir yolculuğa hazır ol.
Bir süre kütüklere sonra da taşlara doğru yürü.
Sonra solda kalan yoldan Berlanda kadar devam et.
Orada annenle karşılaşacaksın ve o sana Odin'in diyarı Asgard'ın yolunu gösterecek.
Thor. Peki sence bir gün de oraya ulaşır mıyım?
Herbert. Biraz çaba sarf edersen güneş batmadan oraya varırsın.
Thor teşekkür dahi etmez.
Peki konuşmamız burada bitiyor çünkü sen sadece alaycı konuşmayı biliyorsun ama bir daha karşıma çıkarsan bu saygısızlığın bedelini sana ödeteceğim der ve öfkeli bir şekilde aynen oradan uzaklaşır.
Arkasından kayıkçının alaycı sesini duyar.
Defol buradan tüm kötü şeyler seni bulsun diye ona beddua eder.
Başka bir Mith'e göre ise bu yolculuk sırasında Thor yalnız değildir Loki ile beraberdir ve bu konuşmaların sonunda Harbord'ın kim olduğunu Loki keşfeder.
Peki Harbert kimdir? Sıradan bir kayıkçının tanrılara dair bu kadar hikaye bilmesi, onlarla hep haşır neşir gibi konuşması, büyük savaşlara katılması filan pek mümkün olmayacağına göre Harbert'ın özel biri olduğu kesin.
Harbert, Thor'un babası Bilge Odin'dir arkadaşlar.
Zaten Harbert ismi Odin'in farklı isimlerinden biridir.
Odin insan kılığına girip hep gücüyle övünen oğlunun bilgiliğini ölçmek istemiştir.
Ve kas gücünün zeka karşısına ne kadar komik ve küçük duruma düşebildiğini göstermiştir.
Bu hikayeyi bitirirken son bir not.
Önceki bölümlerde Tanrı Heimdall'dan bahsetmiştim ve Vikingler dizisinde kendini Harbrid olarak tanıtan karakter için her ne kadar Loki veya Odin dense de ben onun Heimdall özellikleri taşıdığını düşünüyorum demiştim.
Çünkü evet Harvard Odin'in isimlerinden biri diye onu görüp direkt bu Odin'dir diye yapıştırmak çok kolay ve mantıklı.
Veya sürekli hikayeler anlattığı ve gittiği yerde kaos yarattığı için onu Loki'ye benzetebiliriz.
Bu da mantıklı. Ama sürekli kadınları ayartıp neredeyse tüm köyden çocuk yapmak biraz Heimdallık bir iş.
O yüzden bana Heimdall gibi geliyor.
Ama Odin olduğunu düşünenlerin neden bunu savunduğunu da şimdi anlamışsınızdır.
Çünkü Odin sık sık böyle insan kılığına girip kendini Harvard diye tanıtabiliyor.
Gördüğünüz gibi İskandinav mitolojisi her ne kadar savaşkan, kurban dolu bir mitoloji olsa da bence o dönemin insanları mizah seven insanlarmış.
Bir dinde bir tanrının ne kadar güçlü olduğunu konuşmak yerine onun aptal durumuna düştüğü hikayeleri konuşmak ve böyle sadece diyaloğa dayalı bir hikaye yaratmak çok ilginç bence.
Torun kadının kılığına girip gelinlik giydiği hikaye de öyleydi.
İskandinav mitolojisinin bu yönünü çok seviyorum ben.
Yani tanrı dahi olsan kendini çok ciddiye alma diyor adeta.
Bu hikayenin içinde Thor ve Harbert resleşirken birçok başka mitolojik hikayede değindiler aslında.
Onların hepsini bu bölümde anlatamazdım.
Çok uzun olurdu. Ama bir tanesini kısaca anlatmak istiyorum.
Hani bir yerde Thor, Harbert'a Hrugnir denen o taş kafalı devi öldürdüm demişti ya.
İşte o hikaye. Bu hikayede adını duyacağınız karakterler Thor, Odin ve dev Hrugnir.
Hrugnir ismi kavgacı anlamına gelir.
Bu dev kendi zamanında devlerin en güçlüsüdür.
Birçok dev gibi tanrıların ezeli düşmanıdır.
Karanlığın, kışın, gecenin, mezarlık ruhlarının yöneticisi diyebiliriz.
En ilgi çekici özelliği de taştan bir kafasının ve üç köşeli taştan bir kalbinin olmasıdır.
Hatta instagramda paylaşmıştım takip edin.
İçiçe geçmiş üçgenlerden oluşan Vognat sembolünün bu devin kalbini temsil ettiği söylenciler arasında.
Hikaye şöyle. Bir gün Odin, sekiz bacaklı atı Sleipnir'e atlayıp devler diyarı Jotunheim'e gider ve dev Hrugnir'i ziyaret eder.
Gördüğünüz gibi tanrılar sık sık devlerin diyarına gidip kendileri gösterip bir anlamda onları taciz ediyorlar.
Dev önce Odin'i tanımaz ama atına hayran kalır.
Hem havada hem suda ilerleyebilen bu atlı yabancı da kim?
diye seslenir. Odin cevap verir.
Bahse girerim atım devler diyarındaki tüm atlardan daha hızlıdır.
Hrugnir bu meydan okumaya bozulur ve hemen bahsi kabul eder.
Adı altın yeleli anlamına gelen atı Gullfaxi'ye atlar ve yarış başlar.
Odin ve Hrugnir atlarının üstünde derelerin ve çamurların içinden, dik kayalıklardan, tepelerden, karanlık ormanlardaki sık ağaçların arasından geçerek koştururlar.
Odin önde, dev arkada kalmıştır.
Odin'e yetişmeye çalışan dev farkına varmadan onun arkasından Asgard'ın kapısından içeri girer.
Odin onu buraya bilerek sürüklemiştir.
Asgard'daki tanrılar devi neşeyle karşılarlar.
Gel bizle iç diyerek onu içeri davet ederler.
Ortam eğlencelidir ama dev içtikçe sarhoş olur ve sarhoş oldukça saldırgan konuşmaya başlar.
İçkimi torun içki boynuzlarına içeceğim diye tutturur.
Bir gün Valhala'yı Asgard'dan kaldırıp Yotunheim'e götüreceğim.
Freya ve Sifi karım yapacağım.
Onların dışındaki tüm asil tanrılarını öldüreceğim der.
Bu sırada kendinden geçmiş şekilde içmeye devam ediyordur.
Asgard diye bir yer kalmayacak diye bağırıyordur.
Şimdi tüm içkileri getirin önüme diye emirler yağdırıyordur.
Bu sırada tanrıların en güçlüsü Asgard'ın koruyucu tanrısı Thor orada değildir.
Jotunheim'de başka devlerle savaşmaktadır.
Ama tanrılar durum acil diyerek Thor'u Asgard'a çağırırlar.
Thor Asgard'a gelip devin taşkınlıklarını görünce bunu kim içeriye aldı diye bağırır.
Dev cevap verir. Beni buraya Odin getirdi.
Onun izniyle buradayım. Thor hemen buradan git yoksa seni öldürürüm diye tetis eder.
Dev cevaplar.
Yanımda kalkınım, silahım, hiçbir aletim yok.
Böyle silahsız birine saldırmak seni sadece küçük düşürür diyerek çakallık yapar.
Thor'u devler diyarına düelloya davet eder.
Thor tabi teklifi hemen hiç düşünmeden kabul eder.
Hikayenin bundan sonraki kısmında iki versiyon var.
Ben sevdiğim versiyonu anlatacağım.
Dövüllü hazırlığı yapan dev Hrugnir'e diğer başka bir sürü dev yardım eder çünkü onun tanrıların salonunda tanrılara kafa tutması hepsini çok gururlandırmıştır.
Devler birleşip Thor'la savaşması için 14 kilometre uzunluğunda 5 kilometre elinde taştan bir dev yaparlar ve sonra da bu devasa taş yığını canlandırmak için bir atın kalbini söküp ona takarlar.
Bu koca taştan dev canlanır.
Bu sırada asıl savaşçı olan dev Hrugnir de bileğ taşından bir zırh ve yine bileğ taşından bir kalkan ve silahla saldırıya hazır şekilde bekliyordur.
Thor'un önceki bölümlerden hatırlayacağınız yardımcısı Tjalfi dev Hrugnir'e Thor'un nereden saldıracağı bilgisini gizlice verir ama bilerek yanlış bilgi verir tabi.
Bu sayede dev Thor'un yer altından gelmesini beklerken Thor havadan gelip çekicini kafasına geçirdiğinde dev hazırlıksız yakalanır elindeki bileğ taşını fırlatır.
Taş Thor'un çekicine çarpıp ikiye bölünür.
Bir parçası yere düşüp bile taşı dağlarını oluşturur.
Diğer parçası ise Thor'un kafasına saplanır.
Thor'un çekici de dev Hrugnir'in kafasına saplanır ve dev ölür.
O yere yığılırken de hep beraber yaptıkları taştan devin üstüne düşer, o da parçalanır.
Böylece bu dev tehlikesi de atlatılmış olur.
Ama Thor'un kafasına saplanan bile taşından kurtulması gerekiyordur.
Sonunda Groa adındaki büyücü bir kadının bunu yapabileceğini öğrenir.
Kadını ziyaret eder. Gerçekten de kadının okuduğu büyüyle taş yavaş yavaş saplandığı yerden çıkıyordur.
Thor kadına minnet duygusu hisseder ve onu sevindirmek ister.
Biliyor musun, öldü sandığın kocan aslında yaşıyor, der.
Kadın şok olur. Nasıl yani, der.
Thor anlatır. Onu devler diyarı Jotunheim'de canlı halde bulmuştum.
Bir sepete koyup Midgard'a geri getirdim.
Ama yolda ayak parmaklarından biri sepetin dışında kalıp donmuş.
Ben de donan parmağı kopartıp göğe fırlattım.
Parmağı bir yıldız oldu der.
Kocasının yaşadığını öğrenen kadın sevinçten havalara uçar.
Thor onu daha çok inandırabilmek için gökteki yıldızı gösterir.
Ama bu şok edici haberden sonra kadın heyecandan okuduğu büyüyü unutur.
Dolayısıyla Thor'un kafasındaki bilek taşı tam olarak çıkarılamadan orada kalır.
Mehmet Emre İnal'ın da İskenderam Teorisi adlı kitabında bahsettiği gibi bir inanışa göre yere her bileği taşı düştüğünde torun kafasındaki bileği taşı hareket edip Tanrı'nın canını yakar.
O yüzden o dönemde yere bileği taşı atmak yasaklanmıştır.
O dönemde bileği taşı silahları keskinleştirmek gibi savaşla ilgili konularda önemli bir taş olduğu için muhtemelen böyle bir hikaye oluşturulmuş olacak.
Yeni bölümlerden ve ilginç mitolojik bilgilerden haberdar olmak için Instagram'dan ve Spotify'dan Mitolojik İnciler'i takip etmeyi unutmayın.
Ev modasının adresi koçtaş.com.tr Mitolojik İnciler'i sundu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
