
(İskandinav Mit) Run Harfleriyle Yapılan Büyüler & Ejderha Avcısı Sigurd
26 Eylül 2023 · 21 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
''Bu bölüm Altıntaş Altın & Pırlanta hakkında reklam içerir.''
Altınyıldız Classics’ten Üniversite Öğrencilerine Özel % 15 İndirim!
https://www.altinyildizclassics.com/magaza-kampanyalari-s Yukarıda yer alan linke tıklayan üniversite öğrencileri edu.tr uzantılı mail adresi ile sayfaya kaydoluyor, e-mail adresine gelecek olan kodla Altınyıldız Classics mağazalarında %15 indirim kazanıyor
Detaylar için: https://www.altinyildizclassics.com/magaza-kampanyalari-s
Transkript
Altın Yıldız Klasiks'in sunduğu Mitolojik İnciler başlıyor.
Merhaba mitoloji meraklıları.
Size süper bir bölümle geldim.
Bugüne kadar ki en iyi bölümlerden bence.
Neden? Çünkü bu bölümde hem yılan hikayesine dönmüş karmaşık ilişkiler, bu ilişkilerin arasına gizlenmiş Viking kültüründen parçalar bulacaksınız.
Hem antik dönemde run harflerini büyülerde nasıl kullandıklarını öğreneceksiniz.
Hem de yine edebi metinlerde geçen o zamanın bilgeci öğütlerini dinleyeceksiniz.
O ütlerden de o dönemin kültürünü yakalama şansı bulacaksınız.
Bir de önceki bölümlerin birinde kısaca bahsettiğim Yüzüklerin Efendisi film serisine de ilham olan Yüzük Anvaranot hikayesinin başka bir versiyonu var bu bölümde.
Yani anlayacağınız dolu dolu bir bölüme başlıyoruz.
Can kulağıyla dinleyin. Bu hikayede adını duyacağınız başlıca karakterler Sigurd, Fafnir, Birlint, Cüce Anvari, Odin ve Loki.
Sigurd bir önceki bölümden hatırlayacağınız kahraman Sigmund'un oğlu.
Fafnir bir cüce. Spoiler vermiş olmayayım ama ileride başka bir şey dönüşecek.
Birlint Sigurd'un eşi.
Anvari de bir cüce. Hem de lanetli yüzük Anvaro'nun tuğu yapan cüce.
Odin İskandinav mitolojisinin baş tanrısı.
Loki de kurnaz tanrısı.
Bunlardan başka karakterler de var tabi hikayede ama asıl karakterler bunlar diyebiliriz.
Hikaye şöyle. Rydmar adlı bir cücenin 3 oğlu vardır.
Regin, Oter ve Fafnir.
Cücelerin çok çeşitli yetenekleri olabiliyor ama hemen hemen hepsinde ortak olan özellikler değerli madenleri işleyebilmeleri ve şekil değiştirebilmeleri.
Mesela bir hayvana dönüşebilmeleri.
Özel olarak da bu cücelerden adı Regin olan aralarında demircilik, kuyumculuk gibi ustalık gerektiren sanatlarda en iyi olanı, Oter olan en iyi balık havlığını ve Fafnir de en güçlü kuvvetli olanı.
Bu cücelerden o taradındaki cüce arada susamuruna dönüşüp evlerinin yakınlarında cüce Anvari'nin şelalesi olduğu bilinen bir şelalede somon balığı yakalamayı seviyordur.
Yine böyle bir günde tesadüf baş tanrı Odin ve kurnaz tanrı Loki de oradan geçiyorlardır.
Loki bir susamurunun bir somon balığını yediğini görünce yerden bir taş alıp susamurunun kafasına atar.
Hayvan ölür. Gördün mü Odin tek taşla iki hayvan öldürdüm diye övünür.
Ölen susamurunu da alıp önceden tanıdıkları Cüce Hıraydmar'ın evine giderler.
Bizi bu gece evinde misafir eder misin diye sorarlar.
O da tabii buyurun der. Evde Cüce Hıraydmar ve iki oğlu Regin ve Fafnir vardır ama o terden haber yoktur.
Bu sırada Loki onlara bakın şelalde ne avladım diyerek elindeki susamurunu gösterir.
Bunu gören cüceler dehşetle birbirlerine bakarlar çünkü onun ailenin diğer oğlu Oter olduğunu anlamışlardır.
Rydmar oğullarına işaret verir ve üçü beraber bir punduna getirip Odin ve Loki'yi yakalayıp bağlarlar.
Odin ve Loki bırakın bizi canımızı bağışlayın size ne isterseniz veririz derler.
Rydmar altın istiyorum oğlumun kefaleti olarak dönüştü susamurunun derisinin içini tamamen altınla doldurun der.
Tanrılar bu şartı kabul ederler ve Jüce de onları serbest bırakır.
Loki verdikleri sözü tutmak için önce deniz tanrıçası Ran'a gidip ağını ödünç alır.
Deniz tanrıçası diyoruz ama aslında denizin kişileşmiş halidir Ran.
Yunan mitolojisindeki gibi. Loki ağı alıp şelaleye döner.
Cüce Anvari'nin de bazen balığa dönüşerek bu şelalede yüzdüğünü biliyordur.
E cüceler madencikle uğraştığı için onların genelde zengin olduğunu da biliyordur.
O yüzden onun yüzdüğü bir an ağını atıp Anvari'yi yakalar.
Anvari gerçek haline dönüşüp benden ne istiyorsun diye sorar.
Loki eğer tüm altınları bana teslim etmezsen seni şuracıkta öldürürüm diye onu tehdit eder.
Düce Anvari mecbur kabul eder.
Loki onu serbest bırakır.
Anvari o güne kadar madenlerden çıkartıp işlediği tüm altınları Loki'ye verir.
Ama bir altın yüzüğü avucunun içinde saklıyordur.
Loki fark edince o yüzüğü de ver bakalım der.
Anvari yalvarır. Lütfen yüzüğümü alma.
O Anvara not benim kıymetlim ne olur onu bana bırak.
Ama Loki kulak asmaz.
Yüzüğü de ondan zorla alıp yola koyulur.
Anvari yaşadığı kıyılığın altına girmeden önce Loki'nin arkasına lanetler savurur.
Cüce'nin altını iki erkek kardeşin ölümüne ve birçok prensin anlaşmazlığa düşmesine sebep olacak.
Yüzümü parmağına takan kimsenin yüzü gülmeyecek.
Loki bu lanetleri hiç umursamaz çünkü zaten altınları cüce Hraidmar kullanacak ben kullanmayacağım ki bana ne diye düşünür.
Loki ve Odin cücelerin yanına altınlarla geri dönerler.
Söz verdikleri gibi susamurunun tüm derisinin içine getirdikleri altınlarla doldururlar.
Hatta yüzük Anvaron boşta kalır.
Odin de onu kendi parmağına takar.
Ama cüce Hraidmar bunu fark edince yok yok burada bir boşluk kalmış yüzüğü de alayım deyince Odin mecbur yüzüğü de çıkarıp ona verir.
Zaman geçer, Jürgen Reitmar'ın oğulları Regin ve Fafnir, babamız neden tanrıların getirdiği altınlardan bize pay vermedi diye kendi kendilerine kurulmaya başlarlar.
Babalarından pay isterler, babalara olumsuz cevap verince, güçlüce Fafnir babasını uykusunda öldürür.
Tüm altını ve yüzüğü de alıp kaçar.
Kimse kendisinden onları geri alamasın diye kendini zehirli bir ejderhaya dönüştürür.
Hayatını böyle geçirmeye karar verir.
Yani nasıl bir altın ve yüzük aşkı ki kendini zehirli bir ejderhaya dönüştürüp hayatına öyle devam ediyorsun.
Bu sırada zanaatkar cüce Regin başka bir krallığa gider.
Kral Hyaprak'e hizmetini sunar.
Kraliyet ailesinin demircisi olur.
Orada kralın himayesinde yaşayan Sigurd adlı cesur çocukla tanışır.
Bu çocuk kahraman Sigmund'un oğludur.
Düce Regin Sigurd'a ailesinin hikayesini anlatır ve onun kanına girer.
Ejderha Fafnir'i öldür altınlar da senin olsun.
Ben sadece kardeşime intikam almak istiyorum diyerek Sigurd'u ikna eder.
Fark ettiyseniz Yüzüklerin Efendisi'nde de insanlar yüzüğe karşı koyamıyorlardı.
Onun için her şeyi yapabiliyorlardı.
İşte burada da insanlar babalarını kardeşlerini öldürüyor bu yüzük için.
Sigurd tamam der Ejderha Fafnir'i öldüreceğim ama önce babamın intikamını almam lazım.
Babasını öldürenlere karşı bir ordu kurar ve gemilere atlayıp açılırlar.
Ancak fırtına çıkar. Bir yere demirlemek zorunda kalırlar.
Bekledikleri yerde gezgin kılıklı yaşlı bir adam karşılarına çıkar.
Merhaba kimin gemisi bu diye sorar.
Gemidekiler de bu gemi Sigurd'un komutasında peki sen kimsin diye sorarlar.
Yaşlı adam cevaplar.
Benim adım Nikar.
Nikar, Odin'in kılık değişimini kullandığı isimlerden biri.
Yani gezgin kılığındaki bu yaşlı adam aslında baş tanrı Odin'dir.
Zaten bir hikayede kim olduğu nereden çıktığı belli olmayan yaşlı sakallı bir adam varsa önce aklınıza Odin gelmelidir.
Neyse bu yaşlı adamı severler, tekneye alırlar.
Adam tekneye biner binmez birden hava sakinler, fırtına diner.
Sigurd adamla sohbet eder.
Sence savaşa giderken karşılaşabilecek en iyi alametler nelerdir?
Adam cevaplar. Siyah bir kuzgun tarafından takip edilmek iyiye işarettir.
Yolculuk sırasında şan şöhreti kafayı takmış iki kahramanla karşılaşmak iyidir.
Bir dış budak ağacının altında uluyan bir kurdun sesini duymak da iyidir.
Eğer düşmanların seni görmeden önce sen onları görürsen şanslısın.
Ve hiç kimse batan güneşe karşı durarak savaşmamalıdır.
Çünkü savaşta iyi gören kazanır.
Tabii yani batan veya doğan güneşe karşı gidiyorsanız gözleriniz kamaşır değil mi?
O yüzden mantıklı. Bir adam savaş meydanına giderken tökezlerse bu büyük bir şanssızlığa işarettir.
İnsanlar sabahları uyandığında saçlarını yıkamalı ve karınlarını doyurmalıdır.
Çünkü akşamın ne getireceğini kimse bilemez.
Bu öğütlerden sonra yollarına devam ederler.
Sigurd babasını öldürenlerle karşılaşır, savaşır, galip gelir.
Zaten o fark etmese de Odin'in desteğini almıştır.
Kaybeden adamlardan birinin sırtına kan kartalı oyulur.
Ve Sigurd yoluna devam eder.
Babasının intikamını alan Sigurd şimdi sıra ejderha Fafnir'de der.
Onun yaşadığı yerin yakınlarına gittiklerinde Regin der ki işte Fafnir buradan sürünerek su aramaya gider.
Burada bir çukur kalsa niye dersin?
Bunu söylerken de korkuyla bir yerden Fafnir çıkacak mı diye etrafı gözetliyordur.
Sonra da zaten hemen bir köşeye saklanır.
Sigurd kendi kendine çukuru kazarken yanına uzun sakallı yaşlı bir adam gelir.
Mutlaka birkaç tane daha çukur kaz.
Sen de çukurlardan birinin içine saklanarak ejderhayı bekle der.
Bilin bakalım kim bu yaşlı adam.
Tabii ki yine kılık değiştirmiş Odin.
Bu arada bu övdün Fafner'i iyi tanıyan Regin'den değil de bir yabancıdan gelmesi Sigurd'u biraz düşündürür.
Regin'den ufak ufak şüphelenmeye başlar.
Sigurd yaşlı adamın öldüğünü dinler birkaç tane daha çukur kazar.
Ejderha yeri göğü sallayarak gelir.
Onun adımlarından ve sürünmelerinden adeta depremler oluşuyordur.
Sigurd iyi ki yaşlı adamı dinleyip birkaç çukur daha kazmıştır.
Çünkü ejderha geldiğinde onun üzerine tonla zehir püskürtür.
O çukurlar olmasa Sigurd tek seferde kolayca ölebilecekken kurtulur.
İlk fırsatta kılıcını ejderhanın derisini saplayabildiği en derin yere kadar saplar.
Ejderha vahşice etrafa saldırır ama ağrısından yaranın ölümcül olduğunu hisseder.
Ölmek üzereyken Sigurd da konuşmaya başlar.
Adın ne? Sigurd.
Ejderha, Cüce Anvar'ın lanetini hatırlar.
Cüce'nin altını iki erkek kardeşin ölümüne ve birçok prensin anlaşmazlığa düşmesine sebep olacak.
Yüzüğü takan kimsenin yüzü gülmeyecek.
Sonra da ölür. Ejderha son nefesini verdikten sonra bir yerde korkuyla saklanan Regin gelir.
Bravo sana kahraman Sigurd.
Şu koca ejderhayı devirdin.
Yalnız bildiğin gibi o benim kardeşimdi.
Kardeşimi öldürdüğün için bana kefaret ödemen gerek.
Çakala bak hem kendi öldürttü hem de kefaret istiyor.
Kefaret olarak yalnızca onun kalbini kızartmanı istiyorum der.
Ve kardeşinin kalbini yerinden söker Sigurd'u uzatır.
Kanından da biraz içer sonra bir köşede uykuya dalar.
Bakın hani bölümün başında demiştim ya bu bölüm dönemin kültürünü çok iyi yansıtıyor diye.
Güçlü bir hayvanın kanından içmek, onun kalbini yemek o hayvanın gücünü yene geçirir düşüncesi o dönemde çok yaygın.
Neyse Sigurd bir ateş yakar ejderhanın kalbini kızartmaya başlar.
Bir ara acaba pişti mi diye dokunduğu sırada eli yanar hemen üfleyip parmağını ağzına götürür.
Ejderhanın kalbine eline bulaşan kanı yalamış olur.
Bu sayede birden kuşların dilini anlamaya başladığını fark eder.
Ağaçların üstünde onları izleyen kuşlar şöyle konuşuyorlardır.
Sigurd ejderhanın kalbini yerse akıllılık eder.
Regin ona ihanet etmeye hazırlanıyor.
Onu öldürüp ejderha Fafnir'in altınlarında alıp kaçmalı.
Sigurd bunu duyar duymaz Regin'i öldürür, ejderhanın kalbini yer, kanını da içer.
Kuşlar konuşmaya devam eder.
Sigurd'a şu dağın tepesine gitmek, orada ateşle çevrelenmiş salona girmek yakışır.
Sigurd orada büyüyle uyuyan savaş kadını uyandırmalıdır.
Sigurd kuşların dediğini yapar, altınları da alıp o dağa doğru yola çıkar.
O günden sonra Sigurd Fafnir's Bane yani Fafnir'in katili Sigurd olarak anılır.
Hikayenin devamındaki uyuyan kız kısmını önceki bölümlerin birinde kısaca anlatmıştım aslında.
Şimdi detaylı olarak Peter Andreas Munch'un versiyonunu anlatacağım size.
Sigurd kimsenin geçemediği o ateşleri geçmeyi başardığında bir sığınağın içinde zırhıyla uyuyan bir kadın görür.
Bu kadın bir valkülidir.
Odin'le bir anlaşmazlığa düşmüş ve Odin'in onu bir ölümlüyle zorla evlendireceğini öğrendiğinde herhangi bir şeyden korkan bir adamla evleneceğimi ölürüm daha iyi diyerek kendini büyüleyip uykuya dalmıştır.
Bir gün cesur bir adam o ateşlere geçip kendisine ulaşana kadar da uyanmayacaktır.
Sigurd oraya gelene kadar birçok savaşçı oraya girmeyi denemiş ama başaramamıştır.
Korkusuz Sigurd ateşlerin içinden geçip oraya ulaşınca kadın uyanır.
Sohbet ederler. Sigurd kadına sen o kadar farklı diyarlar görmüşsün kim bilir ne çok şey biliyorsundur bana da anlat der.
Kadın eline bal likörüyle dolu bir boynuz alır.
Gündüzün şarkısı, gecenin kızları, asir tanrıları ve tanrıçaları bana lütfunuzu bahşedin der ve boynuzu sigorta uzatır.
Kahraman savaşçı, sana güç ve şanşöhretle karıştırmış bu içkiyi veriyorum.
Bu içki şarkılarla güç sembolü olan iyi run harfleri ve büyülerle karıştırılmıştır.
Eğer galip gelmek istiyorsan kılıcına ve kabzana zafer runlarını kazımalısın ve iki kez Tir'in adını anmalısın.
Tir, savaş tanrısı ve zafer anlamına gelen run harfinin adıydı.
Eğer şifa vermek yaraları iyileştirmek istiyorsan dallara kazınan run harflerini öğrenmelisin.
Onları dalları doğuya uzanan ağaçların gövdelerine kazın.
Eğer ihanete uğradıysan, intikam almak istiyorsan söz için olan run harflerini bilmelisin.
Yargıçların karşısına çıktığında bu harfleri bük ve birbirine dola.
Eğer birinin ihanetine karşı tetikte olmak istiyorsan içki runlarını içki boynuzuna ve elinin üstüne kazı.
Tırnağına da ihtiyaç run harfinin işaretini koy.
Bu run harflerini instagramda paylaşmıştım.
Tekrar paylaşırım. Sayfayı takip edip inceleyebilirsiniz.
Bardağını kutsa ihanete karşı tetikte ol.
İçkinin içine bir dilim pırasa da atarsan o içkiden asla zarar görmezsin.
Hamile bir kadına yardım etmek istiyorsan doğum için olan run harflerini bilmelisin.
Bu harfleri avuç içlerine kazı, kadını belinden tut ve ona yardım etmesi için tanrıçalara dua et.
Eğer denize açılmış gemileri kurtarmak istiyorsan dalgalar için olan run harflerini bilmelisin.
Bu harfleri provaya ve dümene kazı, küreklerin üstüne işle.
O zaman dalgalar hırçınlaşmaz, denizler kararmaz, kıyıya güvenle ulaşırsın.
Eğer diğer insanlardan daha bilgi olmak istiyorsan düşünce runlarını bilmelisin.
Odin onları bilge devmi birin kesik kafasından akan damlalardan tasarladı.
Bu harfler ışıldayan tanrının önündeki kalkana, güneş çeken atların kulaklarına ve toynaklarına, Odin'in savaş arabasının tekerlerine ve atı Sleipnir'in dişlerine, Odin'in mızrağına, ayıların patilerine, şiir
tanrısı Bragin'in diline, kurtların pençelerine, kartalların gagalarına, kanlı kanatlara, köprülerin başına, özgürlük veren ellere, şifa veren ayak izlerine, camlara, altınlara, tılsımlara, şaraplara, senin atının göğsüne,
nonların tırnaklarına ve baykuşların gagasına kazınmıştı.
Tüm bu kazınan run harfleri yerlerinden çıkarıldı, kutsal likörle karıştırıldı, bir kısmı elflere, bir kısmı asir tanrılarına, bir kısmı vanir tanrılarına, bir kısmı da insan ırkına sunuldu.
Bilgelik için kullanılan run harflerinden bahsetmişken, size şık öğrencilerin dosta olan marka Altın Yıldız Klasik'sin bir projesinden ve bir kampanyasından bahsetmek istiyorum.
Projenin adı Her Mağaza Bir Öğrenci.
Her Mağaza Bir Öğrenci burs, staj veya yarı zamanlı iş imkanını sunuyor.
Ayrıca marka öğrencileri şirket içi eğitim ve etkinliklere dahil ederek onlarla şimdiden güçlü bir bağ kurmayı hedefliyor.
İnternete detaylarını mutlaka araştırın.
EduTR kampanyası ise öğrencilere alışverişlerine indirim sağlayan bir kampanya.
EduTR uzantılı üniversite mailleriyle bölümün açıklamasındaki linke tıklayan öğrenciler tüm Altın Yıldız Klasik mağazalarında %15 indirim kazanıyor.
Kampüste, mezuniyette şıklından ödün vermek istemeyenlerin markası Altın Yıldız Klasik hayatınızın her döneminde sizlerle.
Sponsorumuza teşekkür ediyorum.
Sponsorumuza teşekkür ediyorum.
Valkyrie anlatmaya devam eder.
Herkesin bir talihsizlik veya kaza yaşamadan kullanabileceği kitap runları, doğum runları, içki runları ve büyü runları vardır.
Eğer bu runları anladıysan onları kullanabilirsin.
Sigurd cevap verir. Korkusuz doğdum.
Kaderinde ölüm var desem bile kaçmam.
Valkyrie öğütlerine devam eder.
Akraba ilişkilerinde hata yapma.
Onlar sana yanlış yapsalar bile intikam peşinde koşma.
Yalan yere yemin etme. Toplantılarda aptallarla tartışma çünkü ahmaklar söyledikleri kötü sözlerin farkında bile olmazlar.
Ama sürekli susarsan da güvende olmazsın.
Çünkü bu sefer de ya korktuğunu ya da her söylenene katıldığını düşünürler.
Bunun yerine insanların yalanlarını ödüllendirmek için onları ertesi gün öldür.
Gece seni gafil avlasa bile asla bir cadının yanında kalma.
Güzel kızların seni kandırmasına izin verme.
Sarhoşlarla kavga etme.
Cesur adamlarla ise onlar senin çatını başını yıkmadan önce savaş.
Bir genç kızı ya da birinin karısını baştan çıkarma.
Ölüleri münasip şekilde göm.
Akrabasını öldürdüğün bir kişiye asla güvenme çünkü her ne kadar kefahit olarak verdiğin altınları kabul etse de kafasında bin türlü tilki döner.
Son olarak dostlarının kurnazlığına karşı tetikte ol.
Bazı söylencelere göre bu valkürünün adı Birlint'tir ve Sigurd onunla evlenir.
Bazı söylencelere göre ise Sigurd buradan çıktıktan sonra bir kralın Birlint adlı savaşçı kızıyla evlenir.
Sigurd ejderhadan aldığı lanetli yüzük Anvaranot'u düğün hediyesi olarak Birlint'e takar.
Sigurd ve Birlint'in Oslok adında bir kızları olur.
Ragnar Lothbrok bölümünü hatırlayın işte bu Oslok ileride Ragnar'la evlenecek olan Oslok.
Neyse zaman geçer bir gün Sigurd bir kralı ziyaret eder.
Bu kralın üç oğlu bir de kızı vardır.
Kraliçe ise Sigurd'a hayrandır.
Onun kendi damadı olmasını çok istiyordur ama Sigurd evlidir.
Bu yüzden Sigurd'a büyülü bir içki hazırlar.
Sigurd içkiyi içer içmez birliğinde unutur ve kralın Gudrun adındaki kızına aşık olur.
Büyüye gerek olmadan da biraz içince eşini unutup başkasına aşık olanlar var şimdi ama neyse.
Sigurd Gudrun'la hemen evlenir ve sakladığı ejderha kalbinin bir parçasından ona verir.
Gudrun kalbi yer yemez daha da acımasız birine dönüşür.
Kralın oğullarından Gannar da Sigurd'un asıl işi Birlint'te evlenmek istiyordur.
Sigurd'un kendisini unuttuğunu ve artık kralın kızıyla evli olduğunu gören Birlint bu evliliği yapmalı mı yapmamalı mı karar veremez.
Etrafında bir ateş yakar ve ateşi geçebilenin kendisiyle evlenebileceğini söyler.
Bakın yukarıda anlattığım...
Valkyrie'nin hikayesine ne kadar benziyor değil mi?
O yüzden ben ilk versiyonu daha mantıklı buluyorum.
Kralın oğlu Gunnar atına atlar ama ateşleri görünce irkilip durur.
Bu yüzden Sigurd karısının kardeşine yardım etmek için Gunnar'ın kılığına girer ve ateşlerin arasından geçip birliğinde ulaşır.
Sigurd yeni karısının kardeşi eski karısıyla evlensin diye adamın kılığına girip kendini ateşlere atıyor.
Yani tam mügeanlılık hikaye.
Ama cüce demişti değil mi?
Yüzümü takanın yüzü gülmesin diye.
Gunnar kılığındaki Sigurd ve Birlint burada evlenirler, yüzüklerini değiştirirler.
Yani bir kez daha lanetli yüzük Sigurd'a geçer.
Ama Sigurd Gunnar'a saygısından kadınla ilişkiye girmez, sadece yan yana uyurlar.
Buradan çıkıp sarayda normal hayatlarına döndüklerinde artık kralın kızı Gudrun Sigurd'la, Birlint ise kralın oğlu Gunnar'la evlidir.
Ama Gudrun sürekli kocası Sigurd'la övünüyor, Birlint'e nispet yapıyordur.
Bir gün nehirde yıkanırlarken Gudrun Birlint'e ''Benim kocam seninkinden çok daha cesur.
Kimse ejderha katili Sigurd'la yarışamaz.
O yüzden ben senin yıkandığın pis suyla yıkanmamalıyım.'' diyerek nehrin ileri tarafına yüzer.
Birlin sinirlenir, onun daha da ötesine yüzer ve ''Ganlar benim için alevlerin arasından geçti.
Sigurd böyle bir şeye cesaret edemez.'' diye kocasını savunur.
Gudrun küçümseyerek güler.
O alevlerin arasından geçinin Gunnar olduğunu mu sanıyorsun hala aptal?
O Sigurd'tu. Seni kandırabilmek için Gunnar'ın kılığına girmişti der.
Birlin şok geçirir.
Sigurd'u kaybetmesi bir yana bir de kandırılıp korkak bir adamla evlendiğini öğrenince dünya başına yıkılır.
Gudrun'a bağırır. Sigurd'u benden çalmanın bedelini sana çok fena ödeteceğim.
Gudrun küçümsemeye devam eder.
Gunnar sana fazla bile.
Birlint üzgündür.
Gunner demek ateşlerin arasından bile geçemedi ha.
Senin kocan benim kocamı gölgede bırakıyor demek.
Bunu asla kabul edemem.
Ben bu kandırmacayla yapılan evlilikte ne kadar mutlu olabilirsem sen de Sigurd'la o kadar mutlu olasın der.
Bu olaydan sonra Bill Lint büyük bir depresyona girer yataklara düşer.
Bu sırada Sigurd'un üstündeki büyü kalkmış ve Sigurd Bill Lint'in onun asıl karısı olduğunu hatırlamıştır.
Onunla konuşur. Gudrun'u bırakıp tekrar seninle evleneceğim lütfen toparla kendini diye onu ikna etmeye çalışır ama Bill Lint gurur yapar.
Kandırılmış olmayı ve korkak bir adamla evlenene küçük düşmüş olduğunu düşünüyordur.
Yani o dönemin yargılarına göre.
Berlin gidip kocası Gunnlar'ı kışkırtır.
Bu kandırmacanın tüm suçlusu Sigurd.
Hem beni senin kılığına girip kandırdı hem de bana aşkını ilan ederek sana ve kardeşine ihanet etti.
Onu öldür der. Gunnlar buna hemen ikna olur ama kendi yapmaya cesaret edemez.
O yüzden başka bir gençten yardım alırlar.
Gence daha da cesaretlenmesi için yılan ve kurt etleri yedirirler.
Çocuk Sigurd'u öldürür.
Sigurd'un öldüğünü gören Berlin'in kahkahası her yeri çınlatır.
Sigurd'u öldüren çocuğa şöyle seslenir.
Tüm topraklarda ve insanların arasında uzun zaman neşeyle yaşayasın.
Zira sen prenslerin en cesurunu yıkansın.
Sonra herkes seslenir.
Artık ben de çok yaşamayacağım.
Çünkü sevdiğim tek kişi Sigurd'tu.
Çaresizlikten ben artık bittim, tükendim.
Burada biraz herkes öldürür sevdiğini havası var.
Gunnar, Birlin'in tüm söylediklerine rağmen lütfen kendine bir şey yapma diye ona yalvarır ama Birlin dinlemez.
Kendini öldürmeye kararlıdır.
Gunnar'a son isteğini söyler.
Beni Sigurd'la aynı cenaze ateşinin üstünde yakın.
Odunların etrafını örtüler ve kalkanlarla süsleyin.
Sigurd'un tarafında tısınlarla süslenmiş hizmetkarlarımı da yakın.
İkisini başından, ikisini ayaklarından.
İki kuzgunumu da ateşe verin.
Her şey onun istediği gibi hazırlanır.
Sigurd ve Billint beraber yakılırlar.
Ruhları hel diyarından geçerken bir dev kadın önlerine atlayıp yaşarken başına gelenlerden dolayı Billint de alay eder.
Billint ise şöyle cevap verir.
Yaşam çok uzun, kederle dolmuş kadınlar ve erkekler için.
Ama biz, Sigurd ve ben, yaşayacağız bu hayatı birlikte, hem de gönülden.
Ey cadı, bu yüzden kaybol gözümün önünden.
İşte bir ünlü Viking kahraman hikayesinin daha sonuna geldik.
Mitolojik İnciler Instagram hesabında mitolojiyle ilgili ilginizi çekecek postlar ve yazılar paylaşıyorum.
Takip etmeyi unutmayın. Altın Yıldız Klasiks, Mitolojik İnciler''e sundu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
