
''Bu bölüm Altıntaş Altın & Pırlanta hakkında reklam içerir''
Bölüm sponsoru Altıntaş Altın & Pırlanta hakkında detaylı bilgi için: https://www.altintasonline.com
Fyglianızı bulmak için quiz: https://rebellionpublishing.com/discover-your-fylgja-with-our-hanged-god-inspired-quiz/
Transkript
Altıntaş Online altın ve pırlantanın sunduğu Mitolojik İnciler başlıyor.
Merhaba mitoloji merakları.
İster tek tanrılı, ister çok tanrılı olsun, birçok dinde yaratıcı güçlerin dışında doğaüstü özellikleri olan ve bunları iyi ya da kötü amaçla kullanan yaratıklar vardır.
Periler, cinler, melekler, iblisler gibi.
Biz de bu bölümde İskandinavlar, Hristiyanlar geçmeden önce hangi ruhların varlığına inanıyorlarmış ona bakacağız.
Tek tanrılı dinlerdeki melekler gibi İskandinavlar da antik dönemlerde kendilerini koruyan bazı ruhlar olduğuna inanıyorlardı.
Mesela Disir, Figlia, bazen Valkyri'ler gibi.
Bunların net tanımları, kesin kesin birbirlerinden ayrımları pek olmasa da olabildiğince tek tek açıklayacağım size.
1. Disir Bunlar dişi ruhlardır.
Çoğulu Disir, tekili Dis diye geçiyor.
Genelde iyicil varlıklardır.
İnsanları koruduklarına inanılır.
Tanrıça Freya ile ilişkilendirilirler.
Freya bereket tanrıçası olduğu için Disir'in de bir nevi doğanın cömertliği sebebiyle var oldukları düşünülürmüş.
Antik dönemde insanlar bireysel olarak veya bir aile ya da kabile olarak bunları ibadet eder, ada kadarlarmış.
Disir'e kurban adamak anlamına gelen Disablot adındaki bu festival, Genelde Ekim ortasında 3 gün boyunca kutlanırmış.
Bu gecelere de özel olarak kış geceleri ismi verilirmiş.
Çünkü kışın gelişine atıf yapılıyor bir nevi.
İbadet şekli olarak bu ruhlara yiyecek, içecek ve çeşitli kurbanlar sunulurmuş.
Hatta bazı kaynaklara göre bu ibadet günlerce uzatılır, bir festivale dönüşür, insanların bir şeyler sattığı bir pazar ortamı da oluşurmuş.
Hristiyan'a geçtikten sonra kutlanan uzun Christmas bayramı ve Christmas market konseptinin de buraya dayandığına inanılıyor.
Disir'in ataların ruhlarıyla da bağlantılı olduğuna veya direkt ataların ruhları olduğuna da inanılırmış.
Bu inançlar zamanla evrim geçirdiği için bu şekilde değişiklik gösterebiliyor.
Atalara saygı göstermek, onlar için dua etmek, kurban vermek, ataları onurlandırmak antik dönemde ne kadar önemli görüyorsunuz?
Ataların ruhları bir nevi meleklerle eşdeğer görülüyor çünkü ölüm bir son olarak görülmüyor.
Ölüm sadece yaşamla arada bir perde gibi.
İnanışlarına göre ölen ruhlar dünyayı ziyaret edip yaşayanları izleyebilir, yönlendirebilir veya onlara yardım edebilirler.
O yüzden ataları anmak, onurlandırmak, onların öğretilerine göre yaşayarak selke göstermek o dönemde çok önemli.
Disir'in kader tanrıçaları Nornar'la ve Valkyri'lerle karıştırıldığı veya bir tutulduğu da olur.
Bu ruhlar genelde iyice ruhlar dedik ama kızdıkları zaman acımasız ve intikamcı da olabilirler.
Mesela Tiorandi.
Yanlış telaffuz ediyor olma ihtimali çok yüksek ama neyse.
Tiorandi adındaki 18 yaşındaki bir çocuk paganlığı bırakıp Hristiyanlığa geçiş yaptıktan sonra bir gün kuzeyden siyah atların üstünde siyah giysiler giymiş 9 kadının kendisine doğru geldiğini görür.
Güneyden de beyaz atların üstünde beyaz giysiler giymiş 9 kadın kendisine doğru gelmektedir.
9 zaten kutsal rakam hatırlayın.
Bu kadınların hepsi disidir.
Ancak siyah giymiş olanlar Tiorandi'ye Hristiyanlığa geçtiği için çok kızgın.
O yüzden onu yakalayıp öldürürler.
Beyaz giymiş olanlarsa onu kurtarmak isterler ama yetişemezler.
Hamdis Mal adlı bir antik şiire göre başka bir mitte 3 erkek kardeşten ikisi birleşip diğerini öldürürler ve bizi Disir teşvik etti diye suçu bu ruhlara atarlar.
Tıpkı kötü şeyler yapanların kader olarak deyip suçunu onlara atması gibi.
Bunlar hayvan şeklindeki kişisel koruyucu ruhlardır.
Çoğulu figlur, tekili figlia.
Herkesin filkliyası yani koruyucu hayvanı kendisine özgüdür ve kendi karakterini yansıtır.
Mesela cesur savaşçıların ayı, boğa, kurt gibi koruyucu hayvanları varken korkaklarınki kuş, kurnaz insanlarınki tilki şeklinde olabilir.
Bu hayvan ruhları siz seçemezsiniz.
Onlar sizi seçerler ve istediklerinde size görünürler.
Sizden başkası da onları göremez.
Genelde sizin önünüzde veya arkanızda yürüyerek Olası tehlikelere karşı sizi korurlar ama siz bunun farkında bile olmazsınız eğer onlar size görünmek istemezlerse.
Bir inanışa göre de bu koruyucu hayvan zaten sizin ruhunuzdur.
İnsanın birden fazla ruhu olduğuna inanılır ve bu ruhlardan birinin de hayvan şeklini alıp sizle iletişime geçebildiği ve sizi koruyabildiği düşünülür.
Valla süper olmaz mıydı?
Mesela yalnızım. İnsanlardan tiksindiğim bir anımdayım diyelim ki.
Benim ruhlardan biri hayvan olarak çıkıyor dışarı.
Karşılıklı sohbet ediyoruz.
Mükemmel yani. Figlia denen bu koruyucu hayvanlar sizi bir tehlikeye karşı çeşitli şekillerde uyarabilirler.
Mesela rüyanıza girebilirler.
Veya uyanıkken kendilerini duvara çarparak filan böyle garip şeyler yaparak tuhaf bir şeyin olmak üzere olduğunu size anlatmaya çalışabilirler.
Mesela mitlerin birinde bir karakter kanlı bir keçi görür ve kendisinden başkası onu göremiyordur.
O zaman anlar ki bu keçi onun figliyası yani koruyucu ruhu.
Keçinin kan içinde olması kendisine yaklaşan bir tehlikeyi işaret ediyordur.
Ve zaten hikayenin ilerleyen bölümünde bu karakter ölür.
Yani figliyanızı gerçek hayatta görmeniz iyiye işaret değildir.
Çünkü bir aksilik olmadığı sürece figliyanız size kolay kolay görünmez.
Ne zaman onu görürseniz bilin ki tehlikedesiniz ve sizi uyarmayacaksınız.
çalışıyor. Şimdi Hun hükümdarı Adli'nin yani bizim Atilla diye bildiğimiz lider ölümünü ve figliyasını nasıl gördüğünü konuşalım.
Ama bunun için bir önceki bölümü mutlaka dinlemiş olmanız gerekiyor.
Çünkü oraya atıfta bulunacağım.
Bu hikayede adını duyacağınız karakterler Gudrun, Gannar, Hogni ve Atilla.
Yani Adli diye geçiyorum ama ben Atilla diyeceğim.
Gudrun bir kadın.
Ve Gunnar ve Hogni de onun erkek kardeşleri.
Bunların aslında kim olduklarını işte hangi krallıktan mesela olduklarını öğrenmek için Sigurd bölümünü dinlemeniz gerekiyor.
Attila ise Hun hükümdarı.
Sigurd bölümünde Gudrun adındaki kadının kahraman Sigurd'u karısı Birlint'ten nasıl ayırdığını ve onunla evlendiğini konuşmuştuk.
Hikayenin sonunda Sigurd ölmüştü ve Birlint de intihar etmişti.
İşte ölen Berlin Hun hükümdarı Attila'nın kız kardeşidir.
Attila kız kardeşinin ölümünden Gudrun'u ve erkek kardeşlerini sorumlu tutup onlara savaş ilerleder.
Ama aile Attila ile savaşmamak için onunla anlaşmanın yollarını arıyordur.
Bu sırada Gudrun Sigurd'dan olma kızıyla birlikte Danimarka'da yaşamaya başlamıştır.
Büyücü annesi ve erkek kardeşleri Gunnar ve Hogni Danimarka'ya Gudrun'u ziyarete gelirler ve Attila ile anlaşmazlığı önlemek için onunla evlenmesini isterler.
Gudrun katiyen böyle bir şey kabul etmeyeceğini söyler ki zaten kalbi hala ölmüş Sigurd için atıyordur.
Kurnaz büyücü annesi tıpkı Sigurd'a yaptığı gibi bir iksir hazırlayıp kıza içirir.
İksiri içen Gudrun Sigurd'a olan aşkını unutur ve Attila ile evlenmeye ikna olur.
Gudrun ve Attila'nın iki oğlu olur.
Zaman geçer ama Gudrun Attila'nın kendi ailesinden hoşlandığına hala inanmıyordur.
Onun hain emelleri olduğunu düşünüyordur.
O yüzden Attila Gudrun'un kardeşlerini kendi sarayına davet ettiğinde bir haberciyle kardeşlerine bir uyarı yazısı gönderir.
Yazıyı da kurtkılı ile bağlar.
Ancak bu haberciyi Attila'nın adamlarından biri yakalar.
Yazıyı değiştirir. Artık mektupta Attila'nın hain planları değil ne kadar iyi bir insan olduğu yazıyordur.
Mektup Gudrun'un kardeşlerine ulaştığında adamların eşlerinden biri yazının değiştirilmiş olduğunu fark eder.
Ama kocası buna inanmaz.
Diğer adamın eşi de rüyasında kötü şeyler görür.
Bu ziyaretle ilgili içinde kötü bir his olduğunu söyler.
Ama onun kocası da ona inanmaz.
Gördüğünüz gibi kadınlar ne kadar zeki olsalar da veya üçüncü hisleri kuvvetli olsa da erkekleri inandırmakta zorluk çekiyorlar.
Gerçekten de Attila'nın gözü bu ailenin servetindedir.
Çünkü hatırlayın onların serveti ejderha Fafnir'den geliyor.
Bayağı yüklü bir servet.
Gunnar ve Hogni eşleriyle beraber yolculuklarına devam ederken altınları ne olur ne olmaz diye Ren nehrine saklarlar ve saraya doğru devam ederler.
Fafner'in herkesi birbirine düşen altınlarından bahsetmişken size bölüm sponsorumuz Altıntaş Online altın ve pırlantadan bahsetmek istiyorum.
50 yıllık bir mücevher markasının her yerde göremeyeceğiniz özel tasarımları var.
Üstelik dilerseniz kişiye özel tasarımlar da yapabiliyorlar.
Birini biricik ve özel hissettirmenin veya hissetmenin en güzel acı yöntemi bu bence.
Bölümün açıklamasına bıraktığımız Altıntaş Online internet sitesinden veya mağazalarından bu güzel takıları incelemeyi unutmayın.
Bölüm sponsorumuza teşekkür ediyorum ve bölüme devam ediyorum.
Gunnar ve Hogni saraya vardıklarında Attila adamlarını hemen bu iki kardeşi yakalatır ve onları ayrı ayrı tutsak eder.
Attila önce hapis tutulduğu yerde Gunnar'ı ziyaret eder.
Bana ejderha Fafnir'in altınlarının yerini söyle der.
Gunnar bunu söylemem için bana Hogni'nin kalbini getir der.
Gunnar'a bakın o kadar dert arasında kardeşinden kurtulmanın derdinde.
Attila tamam der ama Hogni yerine bir köleyi öldürtür ve onun kalbini bir tabağa koydurup getirtir.
İşte kardeşinin kalbi şimdi bana altınların yerini söyle der.
Gunnar tabağa bakar kalp tabakta titriyordur.
Bu zayıf kalp kahraman kardeşimin kalbi olamaz.
Bu kalp tabakta ne kadar titriyorsa eminim o kölenin kalbindeyken iki katı titriyordur der.
Yani Attila'nın yalanını yakalamıştır.
Attila mecbur gerçekten de Hogni'yi öldürtür, kalbini getirir.
Gunnar bu kez gelen kalbin kardeşine ait olduğunu anlar.
Kardeşim de öldüğüne göre artık altınların yerini sadece ben biliyorum ve onlara bundan böyle Ren nehri sahip olacak der.
Başka da ipucu vermez.
O günden sonra o altınları kimse bulamaz.
Attila kendisini oyuna getiren Gunnar'a aşırı kızgındır ve onu zehirli yılanlarla dolu bir çukura atıp ölüme terk eder.
Tıpkı Ragnar Lothbrok'a yapıldığı gibi.
Ama Gudrun kardeşine yardım etmek için bir arp gönderir.
Elleri bağlı olarak çukura atılmış olan Gunnar ayak parmaklarıyla bile bu arpı çalabiliyordur.
Bir versiyona göre Gunnar bu arpı çalınca tüm yılanlar uyuyakalır biri hariç.
O uyumayan yılan da onu göğsünden sokarak öldürür.
Başka bir versiyona göre ise Attila Gandalf'in bağırsaklarından bir arp yaptırır ve onu o arpla beraber Ren nehrine atar.
Böylece Gudrun iki erkek kardeşini de kaybetmiş olur.
Attila'dan nefret ediyordur.
Zaten annesinin Sigurd'u unutsun Attila ile evlensin diye içirdiği iksirinde etkisi geçmiştir.
Attila Gudrun'a kardeşlerini öldürdüğü için kefalet olarak altınlar verir.
Gudrun da yumuşak başlılıkla bu altınları kabul etmiş ve konuyu kapatmış gibi görünür.
Bir gece Attila rüyasında 18 tane kurdun kendisine doğru koştuğunu ve bu sürüye dişi bir tilkinin liderlik ettiğini görür.
İşte bunlar kurnaz eşi Gudrun'un figyalarıdır.
Attila'ya başının dertte olduğu bu şekilde haber verilmiştir.
Gözünü intikam hırsı bürüyen Gudrun, Attila'dan olma özbeöz iki çocuğunu kendi eliyle öldürür.
Yunan mitolojisindeki Medea hikayesine benzer.
Aslında ondan da çok önceki bölümlerden hatırlayacağınız Sigmund'un kız kardeşi Signe'nin hikayesine de benziyor.
Kendi çocuğunu öldüren acımasız anne figürü.
Gudrun çocuklarının kafatasından çanak yapar, etlerini ve kalplerini bu çanaklara koyup akşam yemeğinde Atilla'ya yedirir.
Ve çocukların kanıyla karıştırdığı şarabı da ona içirir.
Yemek sonrasında...
O yediğin etler kendi çocuklarının etleriydi.
İçtiğin şarabı da onların kanından yaptım.
İşte senden kardeşlerimi öldürmenin intikamını aldım der.
Attila karısının caniliğiyle dehşete mi düşsün, oğullarının ölümüyle kedere mi düşsün bilemez.
O gece ne yapacağını bilemeden yatağına gidip uyur.
Ama işte en büyük hatayı sarayda böyle bir cani varken uyumakla yapar.
Çünkü Gudrun yanına birkaç adamı da alıp onun odasına gider ve Attila'yı öldürtür.
Attila son nefesini verirken Gudrun tiksinç bir şeye bakar gibi bir ifadeyle onu aşağılar.
Seni bir türlü sevememiştim Attila.
Benim kalbim her zaman Sigurd'a aitti.
Onunla çok mutluydum.
Seninle en kötü günlerimi yaşadım.
Ama yine de sana münasip bir cenaze törenini düzenleyeceğim merak etme.
İşte koruyucu hayvan ruhlardan bahsederken bu ilginç hikayeden de bahsetmiş olduk.
Figlia inancı Hristiyanlıkta azizlere, koruyucu ruhlara, meleklere dönüşür.
Ama Hristiyanlığa geçseler bile İskandinavlar 18.
yüzyıla kadar figlia inançlarını korumuşlar.
Yani bu şey gibi biraz da Türkler de şamanizmden Müslümanlığa geçmelerine rağmen hala bazı şaman inançlarını koruyorlar ya ona benziyor.
Eğer benim bir figyem olsaydı hangi hayvan olurdu diye merak ediyorsanız bunu belirlemek için çeşitli yöntemler var.
Mesela eskiden kalma bir yöntemle bir bıçak sayesinde bunu bulabiliyorsunuz.
Bu bıçağın üstünde çeşitli hayvan figürleri olmalı.
Bıçağı bir beze sarıp bir elinizden diğer elinizle almalısınız.
Bu hareketi 3 kere tekrarladığınızda bezin bir bölümü açılacaktır.
Açılan kısımda hangi hayvanı görüyorsanız sizin koruyucu hayvanınız o demektir.
Eğer bes hiç açılmadıysa açılana kadar bu hareket tekrar edilir.
Tabi bu yöntemin garipliği şu.
Koruyucu hayvanınız bıçağın üzerine çizilen hayvanlardan biri olmak zorunda.
Yani siz tilki, kuş, fare gibi bir hayvan çıkmak istemiyorsanız o bıçağı kullanmazsınız.
Üstünde aslan, ayı vs.
olan bir bıçak kullanırsınız.
Sonucu manipüle etmiş olursunuz.
Daha basit bir yöntem arıyorum diyenler için bölümün açıklamasına bir test bırakacağım.
O ne diyor testi gibi bir şey.
Onu çözüp çıkan sonucu bana Instagram'dan bildirin çok merak ediyorum.
Mesela ben benimki mutlaka kurttur diye tahmin ediyordum.
Özellikle Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabından sonra kurtlara epey ilgim artmıştı.
Ama maalesef ki testin sonucunda kunduz çıktım.
Hani şu ağaçları filan kemiren kunduz bildiğiniz.
Yani bakın dürüstlükle söylüyorum.
Bir de üzülmeyeyim diye açıklamasına güzel şeyler yazmışlar.
İnatçı, boyun eğmez, becerikli diye.
Yani bence güzel şeyler bunlar.
Sizin videonuz ne çıktı bana haber verin.
3. Drauglar Size bonus olarak koruyucu olmayan ama değişik bir tür olan Drauglardan bahsetmek istiyorum.
Bunlar zombi dediğimiz ölümle yaşam arasında bir türdür.
İstediklerinde insanlara görünürler ve somut olarak onlara dokunabilirsiniz aslında.
Kılık olarak zombileri ya da Game of Thrones'taki ak yürüyenleri gözünüzün önüne getirin.
Onlar gibi tam olmayan, bir yerleri yaralanmış, kesilmiş şekilde olabilirler.
İsterlerse boyutlarını değiştirebilirler.
Mesela sizi korkutmak için olduklarının...
İki katına çıkıp karşınızda birdenbire heybetlenebilirler veya şekil değiştirebilirler.
Mesela bir hayvanın veya bir objenin şekline bürünebilirler.
Hatta pus şekline bile girebilirler.
Yani doğa olayı gibi görünebilirler.
Çünkü doğa olaylarını da kontrol edebiliyorlar.
Bunlar genelde kötücül varlıklardır.
Çünkü genelde ya inanışa uygun şekilde gömülmedikleri için bu formu almışlardır.
Ki hatırlayın Game of Thrones'daki ak yürüyenler de öyleydi.
Ya da bir şekilde dünyadaki bir işlerinden dolayı burayla bağları tam olarak kopmadığı için yaşamla ölüm arasında bu forma sıkışıp kalmışlardır.
O yüzden aslında kendileri de huzursuzdur.
Yaşayanlara da huzur vermezler.
Şekil değiştirebildikleri ve insanüstü bir güce sahip oldukları için bir insanın onları öldürmesi genelde zordur.
Ama bir şekilde onun ceset halindeki vücuduna saldırmayı başarabilirseniz tekrar ölebilir.
Bu arada fiziksel gücün dışında başka şekilde de onları alt etmeniz mümkün olabilir.
Çünkü belli şeylere hassasiyetleri var.
Mesela vampirler gibi gün ışığına, demire, bazı sözlere ve ayinlere karşı savunmasızlar.
Drauglar genelde öldükleri yerlerde dolaşırlar.
Önceki bölümlerden hatırlayın, büyülü Tirfin kılıcına sahip olmak isteyen kadın savaşçı Angatje, babasının öldüğü yere gidip onunla görüşmüştü.
Şimdilik bu bölümü burada bitirelim.
Figlianız için testi yaparsanız bana Instagram'dan yazmayı unutmayın.
Sevgiler. Altıntaş Online, Altın ve Pırlantanın sunduğu Mitolojik İnciler bitti.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
