
(İskandinav Mit) Kahraman Sigmund & İntikam Kraliçesi Kız Kardeşi
5 Eylül 2023 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
''Bu bölüm Koçtaş hakkında reklam içerir.''
Ünlü kahraman Sigmund ve intikam için yanıp tutuşan kız kardeşi Signy,.. Cesur savaşçı Helgi ve bir valkürinin aşkı
İndirim kodu: İNCİ100 Bölüm sponsoru koctas.com.tr hakkında detaylı bilgi için: https://www.koctas.com.tr/?utm_source=voicemedya&utm_medium=cpm&utm_campaign=marketplace_podcast&utm_content=mitolojik_inciler
Transkript
Ev modasının adresi koçtaş.com.tr'nin sunduğu mitoloji ikinciler başlıyor.
Merhaba mitoloji meraklıları.
Bugün yine İskandinav mitolojisindeki önemli kahramanlardan birini ve yine onun yılan hikayesine dönen hayatını konuşacağız.
Hikayede doğaüstü olaylar, kahramanlıklar, cadılar, büyüler ve daha neler neler var.
Anlayacağınız çok sürükleyici bir hikaye.
Şimdi okul, iş, para, arkadaşlıklar tüm sıkıntılarınızı bir kenara bırakın ve bu ünlü İskandinav mitinde kaybolmaya hazırlanın.
Bu hikayede adını duyacağınız başlıca karakterler Kral Volsung, Sigmund, Signy, Kral Sigir ve Sinfjöd.
İsimler ezberlemesi güç gibi gelebilir ama hikaye çok sürükleyici.
Karıştırmayacaksınız merak etmeyin.
Hikaye şöyle. Odin'in torunlarından biri olan bir kralın bir türlü çocuğu olmuyordur.
O yüzden gece gündüz kraliçeyle beraber tanrılara yalvarıyorlardır.
Sonunda Odin ve Frigg dualara cevap verir.
Bir valkyriyi elinde bir elma ile onlara gönderirler.
Yine bitericik bir hikaye yine elmayla karşılaştık.
Kraliçe bu elmayı yiyip hamile kalır.
Kalır kalmasına da 9 ay geçmesine rağmen çocuk bir türlü doğmuyordur.
Aylar yıllar geçer çocuk doğmaz.
6 yıl sonra artık kraliçe hamilelikten oldukça bitkin düşmüş haldedir ve bebeğin hayatından endişeleniyordur.
O yüzden kendini feda eder.
Beni yan taraftan kesin çocuğu çıkarın der.
Dediğini yapıp çocuğu çıkarırlar.
Çocuk normalden çok daha iri doğmuştur.
Tabi onca yıl anne karnında büyümekten olacak.
Bebek ölmekte olan annesine bir öpücük verir ve kraliçe gözlerini yumar.
Bu bebeğe Volsung adını verirler.
Çocuk büyüyünce annesine elmayı getiren Valkyrie ile evlenip tahta geçer.
Volsung ve Valkyrie'nin bir kız 10 erkek çocukları olur.
Kızın adı Signe'dir ve erkeklerden Sigmund'la ikizdir.
Bu 11 çocuğun hepsi büyüyünce çok cesur gözü kara çocuklar olurlar.
Yetenekleriyle etrafta ün yaparlar.
Kral da hepsini yaşaması için devasa bir saray inşa ettirir.
Sarayın tam ortasında kocaman dalları meyvelerle dolu bir ağaç vardır.
Bu ağaca da çocukların kökü adı verilir.
İsmini özellikle söyledim çünkü birazdan olacak olaylarla ağacın adı ilginç bir şekilde ilişkili bence.
Bir gün Gotland kralı Sigir, kral Volsung'un kızı Signy ile evlenmek istediğini duyurur.
Signy istemese de kral babası ve abileri bu evliliğe onay verirler.
Kızı onunla zorla evlendirirler.
Volsung onlar için sarayında görkemli bir düğün hazırlar.
Düğün sırasında şapkalı, tek gözlü, yaşlı bir adam salona girer.
Bilin bakalım bu kim? Tabii ki tek gözünden anlayacağınız üzere Odin.
Ama kendini Odin olarak tanıtmaz.
Sadece elindeki kılıcı sarayın ortasındaki çocukların kökü adlı ağaca saplar ve hayatınızda bundan daha iyi bir kılıç bulamazsınız.
Kim bu kılıcı sapladığım yerden çıkarırsa ona sahip olabilir deyip çıkar gider.
Yani arada işte tanrılar böyle insanların arasında olay çıkarmak için bir şey yapıyorlar ve olay büyüyor.
Davetlilerden çoğu kılıcı çıkarma teşebbüs eder ama çıkaramazlar.
Sonunda çocuklardan Sigmund ilk denemesinde kılıcı oradan çıkarmayı başarır.
Herkes kılıcı hayran kalır.
Yeni damat Kral Sigir, kılıcı bana ver, sana onun üç katı ağırlığında altın veririm, der.
Ama Sigmund kabul etmez.
O zaman kılıcı ağaçtan sen çıkarsaydın, dünyadaki tüm altınları verseler de bu kılıcı satmam, der.
Kral Sigir bu cevaba çok sinirlenir ama sinirini yutmak zorunda kalır.
Ertesi günde, hava şu an güzel, kusurumuza bakmazsanız biz artık yola çıkalım da hava bozmadan krallığımıza gidelim.
Ama lütfen üç ay sonra siz de bizi ziyaret edin, biz de o sırada hazırlıkları yaparız, diyerek aileyi krallığına davet eder.
Ama Signy onunla gitmek istemiyordur.
Kral babasına lütfen beni onunla göndermeyin, içimde kötü hisler var diye yalvarır.
Ama babası, kızım lütfen endişelenme, bak iyi bir krallığa kraliçe oluyorsun diye onu yatıştırıp gönderir.
Üç ay sonra Kral Volsung, on oğluyla beraber üç gemiye atlayıp Gotland'a söz verdikleri ziyarete giderler.
Onlar karaya çıkar çıkmaz Signy koşarak yanlarına gelir ve Kral Sigir'e karşı büyük bir ordu topladı sizi tuzağa düşürüp hepiniz öldürme planları yapıyor diye onları uyarır.
Kral Volsung ve oğulları kaçmak yerine kalıp bu hain planları yapan Kral Sigir ile çarpışmaya karar verirler.
Kısa süre sonra Kral Sigir ordusunu toplayıp onların karşısına çıkar ve mücadele başlar.
Volsung ve oğulları bu büyük orduya karşı çok iyi bir mücadele veriyorlardır ama sonunda yenilirler.
Kral Volsung katledilir ve Kral Sigir onun 10 oğlunu da öldürecekken Sigin'i durdurur.
Dur, lütfen kardeşlerimi öldürme.
Daha onlarla hasret gideremedim bile.
En azından ayaklarından kaza bağlayıp onları ormana, kaderlerine terk et.
Böylece az da olsa onları ölmeden görebilirim, der.
Kral karısının bu isteğini kabul eder.
Nasılsa ormanda ölecekler diye düşünür.
Çocukları ayaklarından kaza bağlayıp ormana bırakır.
Ama Kral Sigir'in yetenekli bir büyücü olan yaşlı annesi bu durumdan memnun değildir.
Bolsum'un cesur oğullarının hepsinin katledilmesi gerektiğini düşünüyordur.
O yüzden gece bir kurda dönüşür, ormana gider ve çocuklardan birini yer.
Ertesi gece yine kurda dönüşüp başka bir çocuğu yer.
Bu böyle dokuz gece devam eder ta ki sıra Sigmund'a gelene kadar.
O gece kurdun yine gelip bu kez de Sigmund'u yiyeceği bellidir.
O yüzden Signy ile Sigmund bir plan yaparlar.
Signy adamlarına Sigmund'un yüzünün balla kaplanmasını emreder.
O gece kralın yaşlı annesi yine kurda dönüşüp geldiğinde Sigmund'un yüzündeki balı fark edince önce balı yalamaya başlar.
O sırada Sigmund kurdun dilini ısırır, kurt acıyla kazığa vurmaya başlar, kazık ikiye ayrılır, Sigmund kurtulur, kurt da ölür.
Signe özgürlüğüne kavuşan kardeşini görmeye gider ve gizlice plan yapmaya başlarlar.
Sigmund ormanda bir ağaç evi inşa edip orada kalmaya başlar.
Ev demişken burada kısa bir mola verip size bölüm sponsorumuz Koçtaş.com.tr'den bahsedeceğim.
Şimdi evlerde Koştaş.com.tr'ye moda.
Koştaş.com.tr çeşitli kategorilerde artık yüz binlerce ürün ve Koştaş güvenceli yüzlerce satıcısıyla evinize güzellik katıyor.
Koştaş garantili nakliye ve montaj hizmeti, ödeme kolaylığı ve çeyrek asırlı Koştaş güvencesiyle sizleri bekliyor.
Siz de hemen Koştaş.com.tr'ye gelin, evinizde modayı keşfedin.
İnce yüz koduyla Koştaş uygulamasında ilk 500 lira üzeri alışverişinize 100 lira indirim var.
Kampanya 30 Eylül'e kadar geçerli, kaçırmayın.
Hikayemize devam ediyorum. Signe saraya dönüp her şey yolundaymış gibi hayatına devam eder.
Bir yandan da Sigmund'a ihtiyacı olan şeyleri gizlice gönderiyordur.
Kral Sigir ise Signe'nin tüm kardeşlerinin öldüğünü düşünüyordur.
Aynı zamanda Signe mecburen hamile kalmış ve krala iki erkek çocuk doğurmuştur.
Signe çocukları da kendi tarafına çeker, onlara amcaları Sigmund'u anlatır.
Büyük çocuk 10 yaşına geldiğinde ona artık arada amcasını ziyaret etmesini ve o ne derse yapmasını söyler.
Bir gün Sigmund çocuğa bir torba un verir, bundan ekmek yap, geldiğinde yiyeceğiz der.
Geri döndüğünde çocuğu bıraktığı gibi bulur.
Neden ekmek yapmadın? diye sorar.
Çocuk endişe içinde cevap verir.
İçinde hareket eden bir şey vardı.
Torbaya dokunmaya korktum.
Sigmund olanları Sidney'e anlatır.
Sidney de o zaman öldür onu.
Bu kadar cesersizse demek yaşamayı hak etmiyor der.
Vikinglerde ceser söz konusu olunca anı yüreğinden olan olay her zamanki gibi olmayabiliyor gördüğünüz gibi.
Böylece Sigmund yeğenini öldürür.
Sonraki yıl Signe amcasının yanında eğitilsin diye diğer oğlunu gizlice onun yanına gönderir.
Sigmund aynı şekilde ona da un torbasını verip ekmek yapmasını söyler.
Bu çocuk da yapamaz. Signe ile karar verip bu çocuğu da öldürürler.
Signe bakar ki bu iş böyle olmayacak.
Kral Sigir'den doğurduğu çocuklar hep korkak çıkıyor.
Bir cadının yardımıyla görüntüsünü değiştirir.
Başka bir kadının kılığına girer.
Abisinin yanına gider. Ona kim olduğunu söylemez ve beraber üç gece geçirirler.
Bu arada enses ilişki çirkinliği konuşmak zorunda olduğumuz için çok üzgünüm.
Sonra krallığa dönüp normal haline dönüşür.
Bir süre sonra hamile kaldığı anlaşılır ve bir erkek çocuk doğurup ona Simfiotli adını verir.
Bu çocuk önceki çocuklardan çok farklı, çok cesurdur.
Annesi Signe ona öyle sıkı bir ceket örer ki ceket çocuğun kollarına yapışıyordur ama çocuk hiç rahatsızlık belirtisi göstermiyordur.
Signe ceket çocuğun üstündeyken tutup ceketi yırtar, öyle sert çeker ki çocuğun derisinin bir kısmı da beraberinde gelir ama çocuk Wolfsunglar böyle küçük şeyleri dert etmez diyerek rahat davranıyordur.
Bakın burada o zamanın kültüründe soyun ne kadar önemli olduğuna dair bir vurgu var.
Signe her ne kadar asil ve cesur bir aileden gelirse gelsin, Kral Sigil gibi sıradan ve sinsi bir adamla olan evliliğinden olan çocukları korkak oldular.
Ama kendisiyle aynı soydan cesur kardeşinden yaptığı çocuk safkan olduğu için kendileri gibi cesur oldu.
İğrenç bir düşünce ama buna inanmışlar demek ki.
Hikayeye devam edelim.
Annesi Sinfiotti'nin bu gözü kara duruşundan çok memnun kalır.
Son bir test için onu Sigmund'un yanına yollar.
Sigmund ona da aynı un torbasını verip çıkar.
Geri döndüğünde görüyor ki çocuk ekmeği çoktan pişirmiştir.
Peki unun içinde bir şey buldun mu diye sorar.
Çocuk cevaplar. Evet başta içinde hareket eden bir şey vardı ama ben unu yığın halinde yoğurup ekmeği yaptım der.
Sigmund öyleyse unla beraber çok zehirli bir yılanı da beraberinde yoğurmuşsun.
Bu akşam bu yaptığın ekmeği yemek zorundasın der.
Sonrasında Sigmund Sinfiotge eğitim vermeye ve onu Kral Sikir'den intikam almak için yetiştirmeye başlar.
Ama onun saraya sağdırmak için henüz küçük olduğunu düşünüyordur.
O yüzden küçük baskınlarla yavaş yavaş onu geliştirmeye karar verir.
Bir gün ikisi ormanda yürürken bir ağacın altında uyuyan iki adam görürler.
Adamların elleri altın yüzüklerle doludur ve altında uyudukları ağacı bir dalına iki kurt postu asılı duruyordur.
Bu iki postu çalıp kaçarlar ve kurt kılığına girerler.
Efsane o ki bu postları giyenler her 10 gün boyunca kurda dönüşüyor, sonra sadece bir gün normal insan haline dönüşebiliyor, sonraki 10 gün yine mecburen kurt oluyorlardır.
Sigmund ve Sinfiotide bu şekilde kurda dönüşüp krallığın her yanına türlü olaylar çıkarırlar.
Bir gün kurda dönüşmüş haldeyken Sigmund dayanamaz.
Sinfiyot diye boynundan ısırır.
Sonra da onu bir şekilde hayata döndürmeyi başarır.
O yüzden kurt olmaya lanet ederler.
Eve dönüp insan olacakları günü beklerler.
O gün geldiğinde posta çıkarıp yakarlar ve bu kurt macerasına son verirler.
Sinfiyodli artık yetişkin bir delikanlı olduğunda ikisi beraber artık saraya saldırmanın zamanı geldi diye düşünürler.
Zırhlarını kuşanıp saraya girip saklanırlar.
Bu arada geçen zamanda Signy ve Kral Sigir'in iki çocukları daha olmuştur.
Çocuklar sarayın salonunda oynarken oynadıkları bilezik yuvarlanıp Sigmund ve Sinfiyodli'nin saklandığı yere kaçar.
Çocuk bileziği almaya gittiğinde bu iki zırhlı adamı görüp korkar ve gördüklerini anlatmak için kral babasına doğru koşarken Sigmund'a çocukları yakalayıp öldürmesi için işaret verir.
Signy yine çok anaç gördüğünüz gibi.
Sigmund çocukları öldürmeye kıyamaz ama Sinfioti hiç acımaz.
Çocukların ikisini de yakalayıp öldürür ve cansız bedenlerini salonun ortasına fırlatır.
Bunun üzerine kral ayağa kalkar ve bunu yapanları hemen yakalayın diye adamlarına emir verir.
Kralın adamlarıyla çatışmaya giren Sigmund ve Sinfioti sıkı bir mücadeleye rağmen yakalanırlar.
Devasa bir taş ve tezek yığının içine ayaklarından prangalı halde tutsak edilirler ve ikisinin arasında tut...
Taştan bir duvar ölüldür.
Yine Signe'nin yardımıyla bir kılıç bulurlar ve oradan çıkmayı başarıp tüm sarayı ateşe verirler.
Her yeri bir anda alevler sarar.
Sigmund, Signe'ye hemen oradan çıkmasını söylese de Signe çıkmak istemez.
Kral Signe'den nefret ederek yaşıyordum ama ondan intikamımı aldım.
Ondan doğan tüm çocuklarımı öldürdüm.
Sinfiotli onun değil, senin çocuğundur Sigmund.
Şimdi artık seve seve ölebilirim, der.
Sigmund ve Sinfiotli oradan çıkarken geride kalan tüm krallık yanıp kül olur.
Onlar da eskiden Sigmund'un babası Volsung'un hükümdar olduğu topraklara yelken açarlar.
Sigmund orada ünlü bir kral olur.
Bu hikaye böylece bitiyor ama biz Sigmund'un oğlu Kahraman Helgi'nin hikayesini de anlatalım istiyorum.
Bu hikayede adını duyacağınız başlıca karakterler Helgi ve Sigrun.
Helgi az önce hikayesini dinlediğiniz Kahraman Kral Sigmund'un oğlu, Sigrun ise bir valkyri.
Kahraman Helgi'nin doğumu ile ilgili bir şiiri seslendireyim size.
Sabah vakti kartallar bağırırken ve gök dağlarında kutsal yağmurlar yağarken kalplerin gururu Borgild'in oğlu Helgi doğdu Brauland'da.
Gece sarınca meydanları geldiler nonlar.
Bahşettiler asilliği, biçtiler günlerini, biçtiler günlerini.
Cesur bir kahraman olacak dediler.
Nihayetindeyse onu tüm kahramanlar içindeki en şanslı kişi haline getirdiler.
Yücelerdi. Kuleler bir bir yıkılırken Brawlant'ta övdüler kader ağlarını.
Altın iplikleri gerdiler ileriye doğru.
Ve tam orada tuttular ayın hükümdarlığı altında.
Ne doğuda ne batıda sanki sona ermiyordu kralın toprakları.
Bu topraklar arasında kuzeyinde kuzeyinde nornlar ipliğin bir ucunu iliklediler.
O şekilde sıkı sıkı tut dediler.
İşte kahraman Helgi'nin doğumu bile böyle şiirlere ilham olur.
Onun nasıl ünlü bir kahraman olacağını öğrenen kuzgunlar şimdiden ağaçlara tüneyip savaş meydanında öldüreceği cesetleri beklemeye başlarlar.
Bir gün kral Sigmund, Hunding adındaki başka bir kralla savaşa girer.
Oğlu Helgi'yi de bilgi toplaması için casus olarak onun sarayına gönderir.
Her şey güzel gidiyordur.
Helgi faydalı bilgiler topluyordur.
Tam saraydan ayrılacakken dayanamaz ve gerçek kimliğini itiraf edip oradan uzaklaşır.
Kral arkasından onu yakalamaları için adamlarını gönderir.
Helgi kadın kılığına girip bir değirmenin başında işe koyulur.
Gördüğünüz gibi İskandinav mitolojisinde erkekler ne kadar güçlü ve savaşçı, maskülen olsalar da kadın kılığına girmekten çekinmiyorlar gerektiğinde.
Adamlar gelip bu kadının nasıl bu kadar güçlü olduğunu görünce şüphelenirler.
Oradakileri sorguya çekerler.
Bu kadın bu değirmeni bu kadar güçlü çevirmeyi nasıl başarıyor?
Onlar da Helgi'yi korumak için çok doğal çünkü bu kadın esir düşmeden önce bir savaşçıydı diyerek adamları savuştururlar.
Görüyorsunuz bir kadının savaşçı olması çok doğal o kültürde.
Bir süre sonra Helgi adamlarını toplayıp kral Hunding'in karşısına çıkar ve savaşta kralı öldürür.
Bu olaydan sonra Helgi Hunding's Bane adını alır.
Yani Hunding'in felaketi.
Bu olaydan sonra gemisine Sigrun adındaki bir Valkyrie havadan süzülerek iner.
Helgi'ye seni önceden görmüştüm, büyük gemideydin.
Kan kırmızı puru ve önünde dikiliyordun ve buz gibi dalgalar etrafına sarılıyordu deyip gider.
Bu sırada Helgi'nin öldürdüğü Kral Hunding'in oğulları babalarının intikamını almak için Helgi'nin peşine düşmüşlerdir.
Helgi onları da katleder.
Bu olaydan sonra Valkyrie Sigrun tekrar Helgi'nin yanına gelir.
Kollarını onun boynuna dolar ve Helgi'yi öper.
Yardımına ihtiyacım var.
Babam beni Kinder Prens Hodbrod ile evlendirmek istiyor.
Kurtar beni der. Helgi ona yardım etmeyi kabul eder.
Adamlarını toplayıp denize açılır.
Ama korkunç bir fırtına çıkar.
Her bir yana yıldırımlar düşüyor.
Gemiler alev alıyordur. Sigrun yanında getirdiği sekiz diğer Valkyrie arkadaşıyla beraber onların yardımına koşar.
Valkyrie'ler fırtınayı dindirirler ve düşmanla karşılaştıklarında savaş başlar.
Savaşta Helgi ve adamları galip gelir.
Sigrun'la zorla evlenmek isteyen Prens Hodbrod ölür ama maalesef Helgi'ye karşı savaşan Sigrun'un babası ve bir kardeşi de ölür.
Sigrun, Helgi'ye kendisini zorla evlenmekten kurtardığı için teşekkür eder ama babası ve kardeşinin ölümünden dolayı da üzgündür.
Helgi onu şöyle teselli eder.
Bunun için çok üzgünüm ama kader, kimse kaderinden kaçamaz.
Bu sırada Sigrun'un Duck adındaki Diğer erkek kardeşi babasını ve kardeşini öldüren Helgi'den intikam almak için yanıp tutuşuyordur.
Bunun için Odin'e adaklar adar.
Odin de ona kendi mızrağını ödünç verir.
Görüyorsunuz tanrıların kimin tarafını tutacağı pek belli olmuyor.
Mesela Odin aslında Helgi'nin büyük büyük babası ama Odin ona karşı kendisini adak adayının tarafını tutuyor.
Çünkü onun için o kişinin ölü ya da diri olmasının pek önemi yok.
Ölüm evrenler arasında bir geçiş sadece.
Doug Odin'in mızrağını Helge'ye saplar ve Helge can verir.
Doug bu yaptığını övünerek kız kardeşi Sigrun'a anlattığında kız ona lanetler yağdırır.
Yine bu kısmı şiirden alıntılayalım.
İstediğin gibi esse de rüzgarlar, ilerleyemesin asla senin bildiğin kayıklar.
Taşısın seni atlar düşmanlarından uzaklara.
Ama asla, asla erişemesinler istediğin hıza.
Savunduğun kılıçların körelsin kenarları.
Kendi başına doğru savurursan keskinleşsin ancak.
Her günün intikamı olsun senin ölümün.
Vahşi doğada dünyevi şeyler isteyen, her daim neşeyi bekleyen bir kurt olasın.
Ama ne bir yem ne de yiyecek bir leş bulasın.
Doug kardeşinin bir adam için kendisine ettiği kutsal bağlılık yeminini bozmasına ve böyle lanetler yağdırmasına çok şaşırır.
Tüm bunların sorumlusu Odin.
Bana kızma, sana kırmızı altın yüzükler veririm, krallığın yarısı senin olur diyerek onu ikna etmeye çalışır ama Sigrun, Helgi'nin ölümünü hiçbir şey karşılayamaz der.
Helgi için bir mezar yaptırır ve sürekli onun için gözyaşı döker.
Helgi'nin ruhu Valhalla'ya gider ve Odin onu kendi sofrasında ağırlar.
Bir akşam Sigrun'un hizmetkarlarından biri Helgi'nin mezarının yanından geçerken Helgi'yi ayaklanmış bir şekilde yanındaki adamlarla at sürerken görür.
Hayal mi görüyorum yoksa ölüler mi ayaklandı yoksa Ragnarok mu geldi?
Kahramanlara dünyayı ziyaret etme izni mi verildi?
diye düşünerek gider ve gördüklerini Sigrun'a anlatır.
Sigrun heyecanla Helgi'nin mezarının başına gelir ve aynı hizmetkarın anlattığı şeyleri görür.
Çok mutlu olur. Gerçekten de ölü kahramanlara dünyayı ziyaret etme izni verilmiştir.
Sigrun Helgi'ye ama saçlarına neden beyazlar düşmüş, neden her yanın kanlı kaplı, neden ellerin buz gibi diye sorar.
Helgi de hepsinin sebebi sensin.
Zira her gece uyumaya gitmeden önce büyük bir acıyla gözyaşı döküyorsun.
Kederden doğan her yaş adeta bir buz gibi göğsüme düşüp beni yakıyor.
Her ne kadar topraklarımız ve neşemiz olmasa da birlikte paha biçilmez içkiler içebiliriz.
Ama benim için ağıt yakmamalısın der.
Gördüğünüz gibi günümüzde de çoğu kişinin inandığı, ölünün ardından ağlanmasının onu öteki tarafta rahatsız edeceği düşüncesi ta o zamanlara dayanıyormuş.
Sigrun, Helgi'nin mezarının toprağından bir oturak yapar ve ona sarılır.
Helgi şöyle der, bak artık hiçbir şey imkansız değil.
Zira sen, kralın hoş ve canlı kızı, ölü bir adamın kollarındasın.
Fakat kızı da çalan yola gitme zamanım geldi.
Balhala'nın horozu Salgofnir ölü kahramanları uyandırmadan önce gök köprüsünden geçip oraya geri dönmeliyim deyip gider.
Sonraki geceler Sigrun yine mezarın başına gidip onun gelmesini bekler ama Helgi gelmez.
Sigrun da kısa süre sonra üzüntüsünden ölür.
Bu hikaye de hüzünlü bir sonla burada bitiyor.
Şöyle bir not bırakalım.
Helgi ile Sigrun'un aslında başka iki ağaçın reenkarni olmuş halleri oldukları ve bu ölümden sonra da yine başka bedenlerde doğup bir araya geleceklerine dair mitler var.
İşte bu da böyle bir aşk hikayesi.
Hoşçakalın. Ev modasının adresi koçtaş.com.tr mitolojik inceleri sundu.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
