
(İskandinav Mit) Gençlik Elmaları & Büyülü Yüzük
28 Nisan 2023 · 20 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
''Bu bölüm Altıntaş & Pırlanta hakkında reklam içerir.'' Bölüm sponsoru Altıntaş Altın & Pırlanta: https://www.altintasonline.com %20 indirim kodu: mitolojik20
Transkript
Merhaba Ambitaj Merakları.
Bu bölümde size anlatacağım hikayeler çok maceralı, çok tanrılı, yer yer komik, bazen trajik, bazen tanıdık gelecek ilginç birkaç hikaye.
Ama içinde çok tanrının ismi geçiyor diye karmaşık sanmayın.
Gayet sürükleyici hikayeler, merak etmeyin.
İlk hikayemizde adını duyacağınız karakterler Odin, Loki, Honir, Idun, Tiazi, Skadi ve Njord.
Odin, artık biliyorsunuz baştanrı.
Loki, kurnaz tanrı.
Nerede hile hurda orada Loki.
Honir biraz karışık bir tanrı.
Önceki bölümlerden belki hatırlarsınız.
Asir-Vanir savaşında Bilge Mimir'le beraber Vanillerin arasına katıldığından bahsetmiştik.
Bu hikayede onun öncesinde Odin'le geçirdiği bir zamanı konu alacağız.
Ancak Honir'in tanrı Vili olduğunu ima edenler de var.
Hani insanı yaratırken tanrılar Odin, Vili ve beraber çalışmışlardı ya.
İşte Honir'in oradaki Vili olduğu ima ediliyor.
Kesinlik yok. Ama bu hikaye için çok da önemli bir detay değil zaten.
Idun, gençlik tanrıçası.
Sahip olduğu altın elmalar yeğene gençlik ve kuvvet verir.
O yüzden Idun, bu elmaların koruyucusu ve gençlik tanrıçasıdır.
Tiazi, bir dev.
Skadi, dev Tiazi'nin kızı.
Avcılık ve kayak tanrıçası.
Yunan mitolojisindeki Artemis'e benzer.
Dağlarda kayak yapan, elinde oku ve yayı olan bir kadın figürü görürseniz bu muhtemelen Skadi'dir.
Njord, deniz tanrısı.
Şimdi gelelim hikayemize.
Bir gün Odin, Loki ve Honir uzun bir gezintiye çıkarlar.
Dağlar ovalar geçerler.
Zamanla acıkırlar. Ancak verimsiz topraklarda yiyecek bir şey yoktur.
Bakın yine arazinin zorlu koşullarının etkili olduğu bir miti inceliyoruz.
Sonunda bir sürü öküzün otladığı bir vadiye ulaşırlar.
Kendilerine şöyle güzel etli butlu bir öküzü seçerler ve avlayıp ateş yakıp pişirmeye başlarlar.
Ateşin karşısına geçip bir ağacı sırtlarını dayayıp beklerler.
Beklerler ama öküzün eti bir türlü pişmez.
Çok garip, sanki ateş eti hiç etkilemiyor diye düşünürler.
Ama biraz daha beklemeye karar verirler.
Zaman geçer ama et hala bir pişme belirtisi göstermiyordur.
Sonra bir ses duyarlar.
Etin pişmeme sebebi ağaçtaki kartal derse sonlara.
Bakın bu mitolojide tanrılar hatta bilgeliğiyle tanınan, evrendeki birçok bilgiye sahip olmak için gözünü feda eden, yaşam ağacına asılı halde günler geçiren baş tanrı Odin dahi her şeyin
sebebini bilmiyor. Bakın gaipten bir ses duyuyor, öyle öğreniyor.
Böyle bir evrenden bahsediyoruz.
Yani evren tanrılardan çok daha güçlü ve esrarengiz bir şey.
Bunun üstüne tanrılar kafalarını yukarı doğru çevirirler ve ağacın tepesinde dev bir kartal görürler.
Kartal onlara der ki, Eğer bana da öküzün etinden pay verirseniz ateşin eti pişirmesine izin veririm.
Odin tamam der ve onu yanlarına davet eder.
Kartal uçarak aşağı iner ve bir anda pişmekte olan öküzün etini ağzıyla yakalar.
Loki öfkelenir ve hemen orada bulduğu bir sopayla kartala vurur.
Kartal hemen havalanarak kaçar.
Ancak havalanmadan önce bir ucunu Loki'nin tuttuğu sopayı da alır ve dolayısıyla Loki sopaya bağlı şekilde kartalla beraber uçmaya başlar.
Bu halde kartal yüksekten uzun uzun uçar ve Loki hiçbir şey yapamaz.
Sopayı da bırakamıyordur.
Sonunda sopayı tutan kolları dayanamayacak kadar acımaya başlar.
Ve Loki kartala lütfen beni serbest bırak diye yalvarmaya başlar.
Kartal der ki tamam ama tek bir şartla.
Loki nefesini tutmuş dinliyordur.
Tanrıça idunu elmalarıyla beraber bana getireceksin.
Loki tamam der.
Sözünü tutacağına dair yeminler eder ve kartal onu serbest bırakır.
Loki hızlıca Odin ve Honir'in yanına gider ve üçü beraber Asgard'a dönmek üzere yola çıkarlar.
Asgard'a vardıklarında Loki hemen İdun'un yanına koşar.
Biliyor musun Asgard'ın surları dışında çok muhteşem elmalar gördüm.
Seninkilerden bile daha lezzetliydiler der.
İdun çok heyecanlanır.
Lütfen Loki o elmaları görmem lazım.
Lütfen beni oraya götür diye yalvarır.
Her tanrının tanrıçasının bir hassas noktası var işte.
İdun Loki'nin haine anlaşmasından habersiz onun kötü emellerine adeta kendi ayağıyla gitmek istiyordur.
Loki tamam sana yardım edeceğim ama senin elmaları da yanına al ki kıyaslayalım der.
İdun altın elmalarını da yanına alır pelerinin kapşonunu kafasına geçirir ve tam o anda Loki ile kartalın anlaştığı şekilde kartal aniden gelerek İdun'u kapar ve kaçar.
Kartal İdun'u Jotunheim'a yani devlerin diyarına götürür.
Ve serbest bıraktığında ona gerçek kimliğini açıklar.
Birden dev Tiazi'ye dönüşmüştür.
Tanrıçası Kadir'in babası olan dev Tiazi.
Tiazi İdun'la evlenmek istediğini söyler.
Gel bana eş, kızıma anne ol der.
İdun asla der.
Seninle asla evlenmem.
Ama İdun kendisini reddetti diye dev Tiazi onu serbest bırakmaz.
Orada alıkoyar. Bayağı tutsaklık yani.
Tutsaklık demişken arada...
Televizyonda çekilen saçma dizilerin konularına bakıyorum.
Eleştirmenler sağ olsun. Bir adamın bir kadını kaçırması ve sonra Stockholm sendromu ve yasak aşk yaşamaları gibi inanılmaz garip senaryolar görüyorum.
Bakın o dizilerdeki sapkınlık seviyesi bu mitolojilerde bile yok.
İdun gayet mantıklı bir şekilde kendisini kaçırıp tutsak eden adama karşı çıkıyor.
Neyse İdun'un yokluğunda asil tanrıları ne yapıyor?
Bir de oraya bakalım. Asgard'da durum hiç iç açıcı değildir.
İdun'un ve elmalarının yokluğunda tanrılar ve tanrıçalar giderek yaşlanıyor.
Gençliklerini kaybettikçe güzelliklerini ve kuvvetlerini de kaybediyorlardır.
Dolayısıyla İdun'un kaybolduğunu fark ederler ve acilen konseyi toplarlar.
Herkes telaş içinde nerede bu İdun, ne yapsak, nerede arasak diye konuşurken içlerinden biri ben onu en son Loki'nin yanında gördüm der.
Bütün gözler Loki'ye çevirir çünkü biliyorsunuz bir sorun varsa zaten genelde Loki birinci şüphelilerdendir.
Hele ki şu an İdun'un en son onun ne olduğunu söyleyen bir görgü tanığı varken Loki'nin kaçarı yoktur.
Loki'yi yargılarlar.
Ya İdun'u bulup buraya geri getirirsin ya da en acılı şekilde ölümü tadacaksın diye onu tehdit ederler.
Ona ne kötü işkenceler edeceklerini öfkeyle anlatırlar.
Loki tamam Freya bana pelerini versin onunla gidip İdun'u bulup getireceğim der.
Bereket tanrıçası Freya'nın bir kuşu andıran pelerini uçmayı sağlıyordur.
Loki bu pelerini alır bir şahin kılığına girer ve İdun'u arar sorar sonunda onu Jotunheim'de tutsak olarak tutulduğu yerde bulur.
İdun'u yalnızken yakalar çünkü o sırada Tiazi balık tutmak için denize açılmıştır.
Loki İdun'u bir cevize çevirir ve onu kaptığı gibi havalanır.
Hemen ardından eve dönüp İdun'u göremeyen Tiazi asir tanrılarından ve tabii en çok da Loki'den şüphelenir.
Yine kartal kılığına girer ve ağzında cevizle Asgard'a doğru hızlıca uçmakta olan Şahin'i yani Loki'yi görür.
Şüphelenip hızlıca arkasından uçarak onu takip eder.
Loki önde, Tiazi arkada, Asgard'a yaklaştıklarında asil tanrıları onların geldiğini görürler.
Onlar da hazırlık yapmıştır.
Surların hemen dışına talaş yığmışlardır.
Loki surları geçer geçmez talaşları ateşe verirler ve Tiazi son hızla uçarken duramayıp ateşe kapılır.
Kanatları yanan Tiazi'yi tanrılar yakalar ve hemen surların önünde çok feci bir şekilde öldürerek cezalandırırlar.
Tanrılar hala bir ceviz olan İdun'u normal haline çevirirler ve o güzel altın elmalarından yiyerek eski güç ve güzelliklerine kavuşurlar.
Ama İdun geldi her şey yoluna girdi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Öldürülen dev Tiazi'nin bir kızı var demiştik avcılık ve kayak tanrıçası Skadi.
Skadi babasının nasıl öldürüldüğünü öğrenince onun intikamını almak için derhal askarda gider.
Asil tanrıları bu durumu gayet normal karşılarlar.
Çünkü bir çocuğun babasını öldürürseniz sizden intikam almak istemesi gayet doğaldır.
Ona şöyle derler.
Seni anlıyoruz Skadi ancak sakin olman lazım.
İntikam almaktan vazgeç ve tazminat olarak içimizden biriyle evlen.
Önceki bölümden hatırlarsanız genelde alt derece tanrılar asir tanrılarıyla evlenemez ama asirler isterlerse alt derece tanrılarla evlenir demiştim.
O yüzden burada Skadi'ye bir asir tanrısıyla evlenmek bir nimet gibi sunuluyor.
Skadi bu öneriyi kabul eder ancak bir şartla der tanrılar.
Seçeceğin kişiyi sadece ayaklarına bakarak seçeceksin.
Skadi bu şartı da kabul eder.
Tanrılar dizilirler sadece ayakları görünüyordur.
Skadi Baldr'ı hayal ediyordur.
Çünkü Baldr tanrıların en yakışıklısıdır.
Onu seçmek ister. E tabii ki en güzel ayak da onunkidir diye düşünür Skadi.
Gördüğü en güzel ayağı seçer ve ayağın sahibi kendisini gösterir.
Skadi yıkılır. Çünkü seçtiği o güzel ayak yaşlı deniz tanrısı Njorda'a ait çıkmıştır.
Skadi babasının öldüğüne mi üzülsün, yanlış eş seçtiğine mi bilemez.
Öyle üzülür ki mahvoldum.
Artık gülecek hiçbir sebebim kalmadı.
Ne yapıp edip beni güldürün yoksa bu barış uzun sürmeyecek diye tehditler savurur.
Bu yüzden tanrılar onu güldürebilmek için ellerinden gelen her şaklabanlığı yaparlar.
En sonunda Loki onu bir şekilde güldürmeyi başarır.
Nasıl güldürdüğünü burada anlatmak istemiyorum.
İsteyen araştırır zaten. Ama Loki'ye yakışır bir şekilde absürt ve iğrenç olduğunu söyleyebilirim.
Sonuç olarak Skadi güler.
Tüm şartlar sağlanmış olur ve konu kapanır.
Ancak evlilikleri büyük bir hayal kırıklığıyla başlayan Skadi ve New York arasındaki anlaşmazlıklar sonrasında da devam eder.
Yani neymiş? Balık baştan kokarmış.
New York deniz kıyısında yaşamak ister.
Çünkü o deniz, kum, güneş seviyordur.
Skadi ise Jotunheim'a dönüp memleketinde yaşamak ister.
Çünkü o dağlara, soğuk havaya alışıktır.
Kayak tanrıçasıdır. Deniz, güneş de ne demek diye düşünür.
Yine de denerler. Ama Skadi denizin ılıman havasından bunalır.
Dağları denediklerinde ise...
Njord oranın soğuk ve karanlık ortamından nefret eder.
Dolayısıyla Njord ve Skadi ayrı diğerlerin tanrıları olduklarına karar vererek anlaşarak ayrılırlar.
İlerleyen zamanlarda Skadi Odin'le evlenir ve ondan çocukları olur.
İdun'un gençlik veren elmalarıyla hikayemize başlamıştık.
Elmalardan devam edelim.
Yunan mitolojisinde öğrendiğimiz elma hikayelerini kısaca anımsayalım.
Hesperitlerin bahçesindeki altın elma ağacı çok kıymetliydi hatırlarsanız.
Zeus ve Hera'nın düğününde toprak ana Gaia tarafından düğün hediyesi olarak verilmişti.
Bu elmalar yeğene kutsal bilgiler ve ölümsüzlük verirdi.
Herakles'in 12 görevinden biri de o elmalardan almaktı.
Ayrıca Paris'in Afrodite verdiği altın elma da önemliydi.
Üzerinde en güzeli yazıyordu ve Paris onu Afrodite vererek sonrasında olacak olaylarla Truva Savaşı'na sebep olmuştu.
İskandinav mitolojisinde elmaların kullanıldığı başka hikayeler de var.
Bazı mitlerde elma doğurganlık sembolü olarak kullanılıyor.
Mesela Svedes kralı olan ünlü kahraman Kral Rerir.
Bu arada Svedes muhtemelen Svedin yani İsveç.
Neyse bu kral bir çocuk istiyordur.
Çünkü biliyorsunuz mutlak monarşik yapılarda ülkeyi yöneten kişinin kendisinden sonra bir varisi olması çok önemli.
Ama bu kral ne kadar isterse istesin bir türlü çocuğu olmuyordur.
Kral bir gün Odin'e kendisine bir evlat vermesi için yalvarır.
Odin duasını kabul eder.
Hemen o an tanrıça Firik bir kuzgun kılığında gelir ve kralın kucağına bir elma düşürür.
Kral eşine bu elmayı yedirir ve kraliçe hamile kalır.
Sonrasında maalesef çok zorlu bir doğum gerçekleştirir.
Çocuğun doğru şekilde doğal yollarla bir türlü doğmayacağı anlaşılınca kadın kocasına karnını kesmesini ve bebeği çıkartmasını söyler.
Yani kendisini feda eder.
Kral bu korkunç görevi yapmak zorunda kalır ve bebeği çıkarır.
Ona Volsung adı verilir.
Volsung büyüdüğünde önemli bir kahraman olacaktır.
Onun soyundan gelen kahraman Sigurd da büyülü ve lanetli yüzüğü ele geçirecek trajik bir kahraman olacaktır.
İşte bu hikaye Yüzüklerin Efendisi serisine de ilham olan mitolojik hikayelerden biri.
Zaten Midgard'dan bahsederken Orta Dünya filan Yüzüklerin Efendisi'ni çağrıştırmıştır birçok kişiye.
Bilgin Yüzüklerin Efendisi'ndeki mitolojik bağlantıları inceleyeceğimiz özel bir bölümde yaparız ama bu Sigurd'u ve sihirli yüzüğü anlatacağımız kısa bir hikaye olsun şimdi.
Sigurd az önceki hikayedeki kral ve kraliçenin soyundan gelen bir kahramandır.
Ailesi gibi kendi de savaşçıdır.
Aynı zamanda oldukça zeki ve cesurdur.
Sigurd'un hikayesi Anvaranod adlı sihirli bir yüzükten dolayı ilginçtir.
Bu yüzük ona sahip olana büyük servet ve refah getirir ve sihirli güçler verir.
Cüce Andvari tarafından yapılmıştır.
O yüzden Andvara Not adı verilmiştir.
Bir gün kurnaz tanrı Loki onu Cüce Andvari'den zorla alır ama Andvari yüzüğü başkası alırsa kötü şansa lanetlensin diye büyü yapmıştır.
O yüzden herkesin sahip olmak istediği bu büyülü ve çok güçlü olan yüzük aynı zamanda lanetlidir.
Yüzük bir şekilde Sigurd'un babasının eline geçer.
Ancak Fafnir adındaki başka bir cüce bu yüzüğün güzelliğine dayanamaz ve onu Sigurd'un babasından çalar.
Sonra da güçlü bir ejderhaya dönüşür.
Yine de yüzüğün etkisinden çıkamaz ve yüzüğü saklamaya yani korumaya başlar.
Eğer siz de herkesin sahip olmak için birbiriyle yarıştığı bu yüzük gibi etkileyici takılara, aksesuarlara, mücevherlere sahip olmak isterseniz size biraz Altıntaş Online altın ve pırlantadan bahsedeceğim.
Mağazaları ve web siteleriyle çok fazla ürün çeşitliliğine sahip bu marka.
50 yıllık bir mücevher markası.
Şöyle güzel bir yanları var.
Buradan aldığınız her ürün ömür boyu garantili.
Yani üründe herhangi bir bakım, tadilat işlemi vs.
gerekiyorsa eğer size hayatınız boyunca bunu ücretsiz olarak sunuyorlar.
Mutlaka web sitelerinden ürünlerine bir göz atmanızı öneriyorum.
Dinleyicilerimize özel %20 indirimleri var.
Mitolojik 20 koduyla %20 indirim elde edebilirsiniz.
Linkini ve indirim kodunu bölümün açıklamasına bırakıyoruz.
Hikayemizde kaldığımız yerden geri dönelim.
Sigurd kendisini babasından çalınan bu yüzüğü bulmaya, ailenin şerefini geri kazanmaya adar.
Birçok macera yaşar.
Yüzüğü koruyan ejderhaya ulaşır ve Odin'in verdiği sihirli bir kılıç sayesinde onu alt etmeyi başararak yüzüğü ele geçirir.
Ayrıca ejderhanın kalbini yer.
Bu sayede kendisine kuşların dilinden anlama yeteneği verilir.
Sigurd bu yeteneğini beraber hareket ettiği insanlardan saklar.
Bu sayede onlar kendisine karşı sinsi planlar yaptıklarında kuşlardan haberini alır ve ona göre davranır.
Burada kısa bir mola vereceğim kusura bakmayın.
Kuşlarla konuşmak deyince bir anımı anlatmak istedim size.
Ben ilkokula başladığımda birinci sınıftayken baya tembeldim.
Boğaziçi'nde okuduğumu bilenler buna inanmıyor bazen ama.
Ödev yapmaktan aşırı sıkılırdım.
Kalem tutarken de parmaklarım acırdı falan.
Sık sık uyuyakalmış numarasıyla annem beni görüne kadar böyle kafamı masaya koyar yatardım.
Komşunun kızına ödevlerimi yaptırmaya çalışırdım falan.
Ama öğretmenimden çok çekinirdim.
Bir gün öğretmenim dedi ki benim kuşlarım var gönderiyorum sizin pencereye konuyorlar sonra bakıp bana haber getiriyorlar çalışıp çalışmadığını sürekli izliyorum dedi.
Ben saf buna inandım ama tabii yine çalışmıyordum odamda oyun oynuyordum mesela ama bir yandan sürekli pencereyi izliyordum.
Ne zaman bir serçe gelse bir de serçeler de hakikaten evin içine bakıyorlar böyle meraklı meraklı.
Allah öğretmenin kuşları geldi diye böyle telaşlanıp hemen masaya koşup ders çalışıyor gibi yapıyordum.
Bazı insanların kuşlarla konuşabileceğine inanmışım direkt.
Yani niye olmasın ki diye düşünmüşüm.
Çocuk hayal gücü efsane bir şey.
Hikayemize dönelim. Sigurd bir gün bir Valkyrie olan Birlint'le tanışır.
Bir macerada öyle başlar.
Biliyorsunuz Valkyrieler Odin'in sağ kolu gibi bir şeydir normalde.
Onunla savaşa giderler.
Onun Valhalla adlı sarayında hizmet ederler.
Ama Birlint Odin'in emirlerine uymadığı için bir gün cezalandırılır.
O olay da şöyle. Berlin çok iyi bir savaşçı olduğu için Odin ona evleneceği zaman kendi eşini seçme özgürlüğü tanıyacağına söz verir.
Ne zor ya düşünsenize savaşçı ve kutsal bir ruhsun neler neler yapıyorsun en son ölüleri topluyorsun sarayda baştanrıya hizmet ediyorsun falan ama yine de kadın olunca işte istediğin
kişiyi seçmek bile sana ödül gibi sunuluyor.
Gelin görün ki Odin bu sözünü tutmaz.
Berlin'de Gunnar adlı bir ölümlüyle evlendireceğini açıklar.
Birlint buna karşı çıkar.
Odin'in sözünü tutması gerektiğini savunur haklı olarak.
Ama Odin asla kabul etmez.
Hatta öfkelenip Birlint'i cezalandırır.
Onu derin bir uykuya yatırır ve etrafını alev duvarlarıyla çevirip lanetler.
Bir gün çok cesur bir savaşçı bu alevlerden geçmeyi başarana kadar burada uyuyakal der.
İşte bir gün Sigurd bunu başarır ama neden ve nasıl başarıyor ona bakalım.
Hani Odin'in Birlin'de evlendirmeye çalıştığı ölümlü vardı ya Gunnar.
İşte Sigurd onun yakın arkadaşı.
Kan kardeşi gibidir. Gunnar Birlin'de o kadar aşıktır ki Sigurd'dan kendisine yardım etmesini ister.
Sigurd da kan kardeşini kıramaz ve yüzünün sağladığı büyüyü kullanarak kılık değiştirir.
Gunnar'ın kılığına girer.
Alevleri aşıp Birlin'in yanına ulaşır.
Birlin de uyanır uyanmaz kurtarıcısına aşık olur.
Gunnar'ın kılığına girmiş olan Sigurd onu kendisiyle evlenmeyi ikna eder.
Ama zaman geçer ve gerçek Gunnar'la zaman geçiren Birlin bu işte bir terslik olduğundan şüphelenmeye başlar.
Beni kurtarmaya gelen, benim aşık olduğum adamla bu adam aynı olamaz diye düşünür.
Ve sonunda Gunnar'la Sigurd'un yaptığı sinsi planı çözer.
Gunnar bu suçlamayı reddeder.
Ne kadar seni ben kurtardım dese de Birlin de inandıramaz.
Ve Birlin kendisini kandıran bu iki adama yani hem Gunnar'a hem Sigurd'a çok öfkelenir, intikam yemin eder.
İşe bu ikilinin arasını bozmakla başlamaya karar veren Berlin, Gunnar'a kendisini kurtarmaya gelen adamın onunla beraber olduğunu ve dolayısıyla artık bakire olmadığını söyler.
Gunnar bunu duyunca köpürür ve kan kardeşi Sigurd'u öldürtmeye karar verir.
Gunnar'cım keşke bir Sigurd'la konuşsaydın ya bir dinleseydin be.
Neyse Gunnar Sigurd'u öldürtmek için bir kiralık katil tutar.
Bu sırada yüzük Sigurd da olduğu için ona kötü şans ve aşırı özgüven vermektedir.
Bu yüzden Gandar'ın gönderdiği kiralı katil Sigurd'u feci şekilde yaralamayı başarır.
Ancak yaraladığı sırada Sigurd da kılıcını ona saplamıştır ve ikisi de oracıkta ölür.
Ama Sigurd'un ölümünden sonra Birlint yaptıklarından dolayı pişman olur.
Sonuçta Sigurd onu kurtarandır ve o Sigurd'a aşık olmuştur.
Ama Birlint intikam arasına yenildiği için aşık olduğu adamın ölümüne sebep olmuştur.
Herkes öldürür sevdiğini.
Hikayemizi burada bitirelim artık.
İdun'un gençlik elmalarından başladık.
Herkesin sahip olmak istediği o sihirli yüzeye kadar geldik.
Peki size bir soru.
Hani Valkyrie Birlint Gunnar'la evlenmek istemedi ama onun kılığında kendisini kurtaran Sigurd'a aşık oldu ya.
Sizce bu adamlardan hangisi gerçekten Birlint'i hak etti?
Odin'in yarattığı devasa alevleri aşıp onu kurtaran Sigurd mu yoksa aşık olduğu kadını kurtarsın diye kankasına yalvaran Gunnar mı?
Gunnar kendini beğenmiş bir tip olsa Odin birliğini cezalandırıp oraya kapattığında yani ona gerçekten aşık olmasa demek beni istemezsin ha oh oldu sana şimdi sonsuza kadar orada kal da gör gününü
deyip gidebilirdi. Hiç acımayabilirdi ama yapmadı çünkü ona aşık.
Onu kurtarmak için çareler düşündü.
Peki Sigurd'a ne dersiniz?
O korkunç alevleri Gunnar'ın yerine geçip yani Gunnar oradan korktuğu için oradan geçip birliğinde ulaştı.
Sigurd daha cesur.
Dolayısıyla birliğinde o mu hak etti sizce?
Peki o sihirli yüzeye sahip olmasaydı da birliğinde ulaşabilir miydi ya da bunu göze alabilir miydi?
Bilemiyorum. Fikirlerinizi Instagram'da paylaşacağım posttan bana ulaştırın.
Merak ediyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
