
(İskandinav Mit) Elflerden Nornlara... KUTSAL VARLIKLAR
19 Ağustos 2023 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
''Bu bölüm Altıntaş & Pırlanta hakkında reklam içerir.''
İskandinav mitolojisinin ünlü elfleri, kaderi çizen nornlar, ölen kahramanları seçen Valküriler ve çok merak edilen bir bonus...
Bölüm sponsoru Altıntaş Altın & Pırlanta hakkında detaylı bilgi için: https://www.altintasonline.com
Transkript
Merhaba mitoloji meraklıları.
Bu bölümde İskandinav mitolojisinin bazı kutsal yaratıklarından bahsedeceğiz.
Bunlar tanrılar kadar üstün olmayan ama adını sıkça duyduğunuz doğaüstü varlıklar.
Elfler, valküriler ve nornlar.
Bölümün sonunda da size sürpriz bir bonus var.
1. Elfler Çoğumuzun dilini ilk kez Yüzüklerin Efendisi film serisiyle ya da oyunlarla girdi elfler.
Bildiğiniz gibi bu tarz modern fantastik edebiyat türlerinde İskandinav mitolojisinden oldukça esinleniliyor.
Yüzüklerin Efendisi serisinde elfler genelde uzun boylu, uzun sarı saçlı, Legolas'ı hatırlayalım, açık tenli, büyüleyici konuşan, yetenekli varlıklar olarak gösteriliyordu.
İskandinav mitolojisinde iki çeşit elf olduğu söylenir.
Önceki bölümlerde kısaca değinmiştik.
Bunlar ışık elfleri ve kara elfler veya bir diğer adıyla karanlık elflerdi.
Karanlık elfler Svartalheim'de yaşarlar.
Bunların adının karanlık olması her zaman kötü niyetli oldukları anlamına gelmez ama ziften bile daha karanlık oldukları ve yerin altında yaşadıkları söylenir.
Bu yüzden cücelerle karıştırılırlar.
Işık elflerinin Alfheim'de yaşadığı söylenir.
Işık harfleri ve karanlık harflerin ortak yönü iki grubun da büyü ve doğurganlıkla ilişkilendirilmesi ve yetenekli olmasıdır.
Ama karanlık harfler daha gizemli, daha bilinmeyen bir alanda kalıyor genelde.
Çünkü ışık harflerini daha ön planda görüyoruz.
Kaynaklarda onlardan daha fazla bahsediliyor.
Işık harfleri bereket ve doğurganlık tanrısı Frey ile, karanlık harfler ise onun dişi versiyonunu tanrıça Freya ile ilişkilendirilirler.
Işık elfleri çok güzeldirler ve etraflarına pas parlak bir ışık saçarlar.
Bu yüzden güneşle de ilişkilendirildikleri olur.
Dış görünüşleri insana benzer ama insanlardan çok daha uzun boyludurlar.
Duruşları ve davranışları oldukça zariftir.
Dışları kadar içleri de güzeldir.
İyi niyetli ve adil olmalarıyla bilinirler.
Şifa, müzik, sanat ve çeşitli zanaatler yani ustalık gerektiren bazı meslekler onların en yetenekli oldukları konulardır.
Biz cüceleri kuyumculukla ve yaptıkları özel silahlarla biliriz ama elflerde en az onlar kadar göz alıcı mücevherler yaparlar ve doğaüstü yeteneklere sahip özel silahlar üretebilirler.
Bu kadar göz alıcılıktan, parıltıdan, mücevherden bahsetmişken size bölüm sponsorumuz Altıntaş Online Altın ve Pırlantadan bahsetmek istiyorum.
50 yıllık bir mücevher markasının her yerde göremeyeceğiniz özel tasarımları var.
Üstelik dilerseniz kişiye özel tasarımlar da yapabiliyorlar.
Biricik ve özel hissetmenin ya da hissettirmenin en göz alıcı yöntemi bu bence.
Altıntaşı online internet sitesinden veya mağazalarından bu güzel takıları incelemeyi unutmayın.
Bölüm sponsorumuza teşekkür edip elfleri anlatmaya devam ediyorum.
Onları belki de en öne çıkaran özelliklerinden biri sihir konusundaki yetenekleridir.
Kehanet ve kaderi değiştirebilen Cider isimli bir İskandinav büyüsünün ustaları olarak kabul edilirler.
Ki bu mitolojide Odin, Freyja ve Nornar gibi sayılı karakterin uzman olduğu bir büyüdür bu.
Çünkü kader değiştirilmesi mümkün olmayan bir şey olarak görülür normalde.
Kaderi bile değiştirebilen bu büyüyü yapabiliyor elfler.
Elfleri hep tatlış yönleriyle anlattık ama böyle anlattık diye mesela ışık elflerini sütten çıkmış ak kaşıkta sanmayın.
Birçok mitolojide olduğu gibi burada da bir türün iyi özellikleri ağır basıyor diye bu o türün ilk meleği olduğu anlamına gelmiyor.
Elfler size yardım edebilir, zor konularda size rehberlik edebilirler.
Hatta size hediyeler verebilir veya işlerinizin bereketli olmasını sağlayabilirler.
Ama yer yer sizi kandırıp sizle bir oyuncak gibi oynayabilirlerdi.
Üstelik masum olsanız bile.
Veya size kapris yapabilirler.
Yunan mitolojisinden hatırlarsınız doğa üstü yetenekleri olan canlılar her zaman insanlardan daha olgun olmuyor.
Elfler için de bu geçerli.
Görünüşleri mükemmel de olsa zihnen çok olgun davranmayabilirler.
Kaprisli veya inatçı olabilirler.
Aslında genel olarak masum ve iyi niyetli, neşe dolu görünseler de kendilerine bir saygısızlık yapıldığında veya bir insana bir sebepten gıcık olduklarında onlarla kedinin fareyle oynadığı gibi oynayabilirler.
Bu kutsal varlıklardan önceki bölümlerin birinde birazcık bahsetmiştik.
Bunlar Odin'in yardımcıları olan kadınlardır.
Mesela acil bir durum, bir savaş, bir tehlike vs.
olduğunda Odin'in yanında savaşırlar.
İnsanların arasında da yapılan savaşları havadan izlerler.
Savaşta kahramanca ölenlerin ruhlarını Odin'in onları karşılayacağı ve beraber ziyafet yapıp kadeh tokuşturacakları Asgard'daki Valhalla adlı salona taşırlar.
Bu görevi icra ettikleri için de özel atlara binerler.
Atları havada, karada ve denizde seyahat edebilir.
Bazen atlarının, bazen de valkürlerin kanatlı betimlendiğini görebilirsiniz.
Ellerinde genelde mızrak veya başka savaş malzemeleri olur.
Cesur ve savaşçı karakterleri her hallerinden bellidir.
Valkürler genelde uzun boylu, sarışın ve sarı uzun saçlı kadınlar olarak tasvir edilirler.
Biraz elflere benziyor bu yönüyle.
Bu doğa üstü kadınlar soylu olarak görülürler.
Yani bir tanrıça seviyesinde olmasalar da asla sıradan yaratıklar değillerdir.
Ek olarak hepsi kadındır, hiç erkek valkürü yoktur.
İlginç bir şekilde valkürler aynı zamanda asgardın sakileridir.
Yani içki servisinden sorumlu kişilerdir.
Ne kadar savaşçı olursanız olun, uçun kaçın, kadın olduğunuz sürece eve dönünce hizmet yine sizden bekleniyor gördüğünüz gibi.
Bazı İskandinav şiirlerinde valkürlerin dünyada kuğu kılığında göllerde yüzdüğü anlatılır.
Bazen de valkürler kuğu kostümlerini çıkarıp kıyıda bırakırlar, gölde yüzerler.
O kuğu giysilerini görenler onların valkürü olduğunu anlayabiliyor.
Yine önceki bölümlerde bahsettiğimiz Volunt adlı mitte birkaç erkek kardeş bu şekilde valkürlere rastlamıştı.
Ve onları alıp evlerine gitmişlerdi.
Uzun süre beraber yaşamışlardı.
Ama bir gün valkürlere savaş emri gelmişti ve kıza hazır gitmişti.
Yani İskenderan mitolojisinin görece özgür kızlarıdır valkürler.
Valkürlerin nasıl doğduğu biraz karışık.
Söylencelere bakınca farklı ırklardaki kadınlardan, mesela devlerden veya insanlardan bazı kadınlar seçilip onlara valkür yetenekleri verilebiliyor.
Bazı hikayelerde kahramanların eşleri valkürleri rakip olarak görürler.
Mesela ileride konuşacağımız ünlü Sigurd efsanesi var.
Orada Sigurd'un karısı kocasını savaşmak için valkürlerin ayarttığını, onu kendisinden uzaklaştırmak istediklerini söyler.
Valkürleri rakip olarak görür.
Valkürler hem soylu ve doğaüstü kadınlar, işte çok güzeller, hem de sıradan erkeklerle ilişkiye girebiliyorlar.
Onlar gibi savaşçılar, yani erkeklerle ortak yönleri var.
Hem de savaşta beraber yer alabiliyorlar.
O yüzden normal ölümlü kadınlar onları rakip olarak görüyor olabilir.
Nornlar Yunan mitolojisindeki Moiralara çok benzer.
Önceki bölümlerde kısaca bahsetmiştik.
Nornların tanrı veya tanrıç olup olmadığıyla ilgili net bir bilgi yok aslında.
Bazı kaynaklar onların dev bazıları ise elf olduğunu iddia ediyor.
Mesela İskender mitolojisine ait söylencelerin şiir haline toplandığı Poetik Eda adlı kitapta her ırktan Norn olduğu belirtiliyor.
Tanrılardan, elflerden, devlerden hatta cücelerden bile Nornlar olduğu söyleniyor.
Yalnız cinsiyetleri net.
Dişi ve bakire oldukları biliniyor.
Nornlar yaşam ağacı Yggdrasil'in Asgard'daki kökünde Urdun Kuyusu adı verilen kuyunun olduğu yerde yaşarlar.
Kaç kişi oldukları net değil.
Çok fazla Norn var.
Ama en önemli 3 Norn olduğundan bahsediliyor.
Bunlar kuyudan elde ettikleri su ve çamuru yaşam ağacının dallarını sürerek ağacın çürümesine engel olurlar.
O yüzden bu kutsal varlıkların evrendeki görevi çok önemlidir.
Buna ek olarak aynı Moiralar gibi altın ipleri eğilerek insanların ve tanrıların kaderini belirlerler.
İplere verdikleri şekil o kişinin kaderini ve ömrünün süresini belirler.
Mesela ipe attıkları düğüm o kişinin ömrünün sonlandığı anlamına gelir.
Tıpkı Yunan mitolojisinin olduğu gibi evrenin değişmez yasalarında bu kader tanrıçaları yönetir.
O yüzden normların adlarını mitlerde çok sık duymasak da aslında önemli bir pozisyonları vardır.
Bir de Nornlar yeni doğum yapılan evlere gelip bebeği ziyaret ederler.
Böyle bir inanış var. Resimlerde de onları yeni doğan bir bebeğin beşiğinin yanında uzun elbiseler içinde görebilirsiniz.
Çok sık olmasa da Nornların direkt kişiler arasındaki ilişkileri katıldığı da olur.
Mesela ilerleyen bölümlerde bahsedeceğimiz ünlü bir kahraman hikayesinde Hun hükümdarı Attila'dan bahsedilir.
Kurulan kumpasa göre Attila'nın eşi onu öldürecektir.
Nornlar bir keresinde Atilla'nın rüyasına girerler ve onu bu konuda bilgilendirirler.
Nornların iyi niyetli olanları olduğu gibi kötü niyetli olanları da vardır.
Mesela başınıza iyi bir şey geldiyse, istediğiniz bir şey gerçekleştiyse bu iyi bir Nornun size yazdığı kaderdendir.
Eğer başınıza kötü bir şey geldiyse de bu kötü bir Nornun size yazdığı kaderdendir.
Ünlü İzlandalı tarihçisi Norin'in Pros Eda adlı eserinde İsveç kralı ölür ve Valhalla'ya gelip kendini Gangleri adında tanıtır.
Başka bir teoriye göre ise Gangleri Odin'in isimlerinden biridir.
Her neyse artık her kimse bu karakter Nornal'la ilgili şöyle der.
Eğer Nornal insanların kaderini belirliyorsa bazılarına hoş ve lüks bir yaşam verirken bazılarına çok az dünyevi mal ve şöhret veriyorlar.
Burada aşırı bir eşitsizlik var.
Ayrıca insanların bazılarının ömrü uzun, bazılarının kısa.
Kötü talih olan adamların hayatını kötü Nornal yönetiyordur.
Ama iyi veya kötü onlar ne kural koyarlarsa koysunlar evrendeki herkes bu kurallara itaat etmek zorundadır.
Yani burada mitoloji bize diyor ki sen karın da olsan doğa kanunlarına uymak zorundasın.
Ona uyumlu yaşamayan tanrı kadar güçlü de olsa doğa onu siler geçer.
Ve bitirmeden size süper bir bonusum var.
4. Valhalla Hani o savaşırken ölen en korkusuz, en cesur kahramanların öldükten sonra gittikleri, Odin'in kendilerini karşıladığı salon Valhalla.
Aslında bu sözcüğün eski Norç'ta da söylenişi Valhall şeklinde.
Val, savaşta ölen kişi yani bizdeki şehit anlamına geliyor.
Valkyrie ismindeki Val da o şekilde.
Hani Valkyrie'ler savaşta ölüp Valhalla'ya gidecekleri seçen kişilerdi ya onların ismi de buradan geliyor.
Hall da salon anlamında.
Yani Valhalla'nın...
Şehitlerin salonu gibi bir anlamı var.
Ama tabii her savaşta şehit olan buraya giremez.
Sadece Valkyri'ler ve Odin tarafından seçilenler buraya getirilir.
Bu kişilere de Einherr'lar denir.
Mesela savaşta ölenlerin bir kısmını Frey'e alıp Folkwanger'da onları misafir eder ama onlara böyle özel isim verilmez.
Einherr'lar Valhalla'ya girmeyi hak kazanan savaşçılardır.
Bu arada savaşta ölen kadınlar giremez bu salonu maalesef.
Sadece erkekler girebilir.
Yani savaşçı bir kadın da olsanız, erkeklerle omuz omuza da savaşsanız ölünce bu salona girmeye hak kazanamıyorsunuz.
Burası çok ihtişamlı bir salondur.
Ölen savaşçılar valkürler tarafından buraya taşındıktan sonra bu kişiler Asgard Ovası'nda dirilip birbirleriyle savaşmaya devam ederler.
Ve sonra tekrar ölürler.
Öldükten sonra tekrar ölmek nasıl oluyorsa.
İşte burada farklı bir diyara gitmek ölmek anlamına gelmiyor.
Biraz da bunu anlıyoruz. Neyse ölürler.
Sonra akşam olunca tekrar dirilirler.
Yaraları kapanmıştır.
Kurt gibi acıkmışlardır.
Valhalla'ya gelip Odin'in verdiği şölende güzel bir ziyafet çekerler.
Bu ziyafette ana yemek her sabah yenilen bir domuz ve içecekte özel bir keçinin memelerinden sağılan bal likörüdür.
Hani bazı hikayelerde, şiirlerde geçiyor bal şarabı diyorum.
Bal şarabı veya bal likörü aynı şeyi kastediyorum aslında.
Bal likörü daha doğru bir çeviri olabilir.
Valhalla'da hizmet etme görevi valkürilerde demiştik.
Valküriler tanrılara ve savaşçılara içki ikram ederler ve huzurda beklerler.
Bu salonda hem ziyafet çekilir, eğlenceler düzenlenir hem de Ragnarok adı verilen kıyamet gününde yapılacak olan savaşa hazırlanılır.
O gün geldiğinde evrendeki neredeyse tüm türlerin katılacağı apokaliptik bir savaş olacağı kehaneti biliniyordur.
Valhalla'daki savaşçılarla bu savaşa hazırlık yapılır.
Bu İskandinav töyüsü öyle bir mitoloji ki öldükten sonra bile savaşıyorlar.
Hani gündüzleri birbirleriyle savaşıyorlar ya aslında orada pratik yapıyorlar Ragnarok'a kadar savaş becerileri körelmesin diye.
Dediğim gibi ölen herkes Valhalla'ya gelemiyor.
Folkvangr var, Hel var oraya da girebilirler ama sadece kahramanca ölenler Valhalla'ya girebilir.
O yüzden burası çok özel bir yerdir.
Viking kültürünün merkezinde savaş ve cesaret kavramları yer aldığı için birinin öldükten sonra Valhalla'ya gitmesi çok büyük bir onurdur.
O yüzden savaşçılar genelde huzurlu bir şekilde yataklarında ölmeyi falan değil savaşta ölmeyi dilerler.
Hatta önü Viking dizisinde bir erkek eğer savaşta cesur bir şekilde ölmediyse ya da bir kaypaklık yaptıysa, erdemli davranmadıysa, onu ölüme mahkum ettilerse eğer,
sırf Valhalla'ya gidebilsin diye önüne bir zorluk koyuyorlar.
Mesela sırtına kan kartalı yapıyorlar, çok inanılmaz bir işkence çektiriyorlar ki bu şekilde cesur olduğunu kanıtlasın, belki Valhalla'ya girmeye hak kazanabilir diye.
Birisi Valhalla'ya girebildiyse onun cesareti hem Valkürler tarafından hem de Odin tarafından onaylanmış demektir.
Vikingler dizisinde kahraman Ragnar Lothbrok'un ölmeden önce yaptığı bir konuşma vardı.
Çok etkileyici bir konuşmaydı.
Hatta videoyu bulup Instagram'dan yayınlarım.
Orada Valhalla'dan bahsediyordu.
Şöyle okuyayım size. Odin'in bir ziyafet için hazırlandığını bilmek beni sevindiriyor.
Yakında kıvrık boynuzlardan bira içeceğim.
Valhalla'ya gelen bu kahraman ölümüne ağlamıyor.
Odin'in salonuna korkuyla girmeyeceğim.
Orada oğullarımın bana katılmasını bekleyeceğim.
Ve geldiklerinde onların zafer hikayelerinin tadını çıkaracağım.
Asir beni karşılayacak.
Yani asir tanrıları.
Ölümüm özür dilemeden geliyor.
Ve Valkülilerin beni eve çağırmaları memnuniyetle karşılıyorum.
Bu konuşma o dönem insanın savaşta ölmeyi ve Valhalla'ya girme ihtimalini nasıl bir gurur kaynağı olarak gördüğünü çok iyi yansıtıyor.
Bu bölümde İskandinavçı ölçüsünün en merak edilen kavramlarından bahsettik.
Başka bir bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
