
(İskandinav mit) Ateşler & Aşk: Odin'in Çektiği İşkenceler
15 Ağustos 2023 · 17 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
''Bu bölüm Koçtaş hakkında reklam içerir.''
Kötü bir kralın Odin'e yaptığı fiziksel işkenceden güzel bir kadının yaptığı duygusal işkenceye 2 efsane bu bölümde.
İndirim kodu: İNCİ100 Bölüm sponsoru koctas.com.tr hakkında detaylı bilgi için: https://www.koctas.com.tr/?utm_source=voicemedya&utm_medium=cpm&utm_campaign=marketplace_podcast&utm_content=mitolojik_inciler
Transkript
Ev modasının adresi koçtaş.com.tr'nin sunduğu Mitolojik İnciler başlıyor.
Merhaba mitoloji meraklıları.
Bu bölümde Odin'in maceraları sırasında çektiği bazı işkenceleri konuşacağız.
Mehmet Emre İnal'ın İskandinav mitolojisi isimli kitabından çok faydalandım bu bölümde.
O yüzden kendisine tekrar teşekkürlerimi ileteyim.
O zaman ilk efsanemizden başlayalım.
1. Kötü Kral Bu hikayede adını duyacağınız başlıca karakterler Odin, Frick, Gerod ve Agnardır.
Odin artık biliyorsunuz baştanrı.
Yunan'daki Zeus'un karşılığı bir nevi.
Frig, Odin'in eşi baştanrıça.
Evlilik ve annelikle ilişkilendirilir.
Yunan'daki Hera'nın karşılığı bir nevi.
Gerod ve Agnarsa bir kralın iki erkek çocuğudur.
Yani iki prens. Gerod 8 yaşında, abisi Agnarsa 10 yaşındadır.
Hikaye şöyle. Geyroth ve Agner adındaki iki prens bir gün küçük balıkçı teknelerinden birine atlayıp balık tutmak için denize açılırlar.
Her şey güzel giderken bir anda bir fırtına çıkar ve tekneyi çok uzaklara savurur.
Çocuklar tekneye asla hakim olamazlar.
Bu korkunç bir fırtınadır.
Çocuklar kayığa tutunarak denize düşmemeye çalışıyorlardır.
Sonunda tekne bir kayaya çarparak paramparça olur.
Ama şükür ki çocuklara bir şey olmaz.
Çocuklar çarptıkları kayaya çıkıp oradan ilerleyerek...
Karaya ulaşmayı başarırlar.
Ancak akşam olmuştur.
Karanlıkta ve kışın soğuğunda sığınacak güvenli ve sıcak bir yer ararlarken karşılarına bir çiftlik evi çıkar.
Mecbur kapıyı çalıp tanrı misafiri olduklarını söylerler.
Kapıyı açan yaşlı çift de onları içeri alır.
Ama aslında insan kılığındaki bu yaşlı çift baş tanrı Odin ve eşi tanrıça Frig'dir.
Bu mitolojide de kutsal varlıklar böyle insan kılığına girip onların arasına dolaşıp hayatlarına müdahale edebiliyorlar.
Çocuklar uzun süre onlarla beraber yaşar.
Odin ve Frik çocukların sorumluluğunu paylaşırlar.
Odin daha çok Geyrod adındaki küçük kardeşle, Frik ise Agnar adındaki büyük kardeşle ilgileniyordur.
Odin ve Frik arasında çocuklarla ilgili ufak bir rekabet bile başlamıştır.
Bir süre hep beraber yaşarlar.
Sonra bahar gelir. Artık çocuklar denize açılıp güvenli ailelerine ulaşabileceklerdir.
Odin onlar için bir kayık yapar ve onları uğurlamadan önce Geyrod'un kulağına bir şeyler fısıldar.
Çocuklar denize açılırlar.
Ailelerine kavuşacak olmanın heyecanıyla güzel bir yolculuk geçirirken tam evlerinin olduğu kente yaklaştıkları sırada Geyrot kürekleri de alıp yakınlardaki bir karaya atlar ve abisinin içinde olduğu tekneyi denize doğru iter.
Şaşkınlık ve korku içerisindeki abisine hakaret ederek arkasını dönüp gider.
Agner çaresiz yine denizin açıklarını sürüklenir.
Geyrot evine ulaştığında onların öldüğünü düşünen ailesi onu mutlulukla karşılar.
En azından çocuklardan biri hayattadır.
Tabi Gerod en son abisine ne yaptığını ailesine anlatmaz.
Bir süre sonra kral babası ölür ve taht tek varis olan Gerod'a kalır.
Abisi olsa ona kalacaktı tabi rekabet olacaktı.
Böylece rekabet olmadan kral oldu.
Gerod kral olmanın tadını çıkarırken denize sürüklediği abisi Agnars'a bir mağarada dişi bir devle beraber yaşamaktadır.
Zaman geçer.
Bu sırada kral Gerod'un bir oğlu olmuştur.
oğluna kayığa itip denize terk ettiği kardeşi Agnarr'ın adını vermiştir.
Bu olay, bu mitoloji çok sıklıkla var görüyorsunuz.
Önceki bölümlerde de kendi eliyle öldürdüğü kardeşinin veya akrabasının adını doğan çocuğuna veren karakterlerle karşılaşmıştık.
Bu bir nevi vicdan azabı göstergesi ya da zulüm edilen kişiyi onurlandırarak günah çıkarma yöntemi gibi geliyor bana.
Bir gün Odin Asgard'daki tahtına çıkıp Midgard'ı izlerken gözünü Gero'da çevirir.
Gördüklerinden memnun şekilde gülerek Frig'e seslenir.
Bak, benim ilgilendiğim çocuk büyüyünce kral oldu.
Senin ilgilendiğin ise bir mağarada bir devden çocuk peydahlıyor anca.
Frig cevap verir.
Öyle mi? Senin ilgilendiğin çocuk kral oldu da gelmiş geçmiş en cimri kral olmasıyla ün yaptı.
Sarayı konuklarla dolup taştığında bile o kadar az ikramda bulunuyor ki insanlar aç kalıyor.
Odin, hiç sanmıyorum.
Bence sen abartıyorsun.
Eminim o çok misafirperverdir.
''Bizzat gidip senin dediğin gibi olmadığını ispat edeceğim.'' der, insan kılığına girip Midgard'a doğru yola çıkar.
O henüz yoldayken tanrıca Frigg hizmetçisini alelacele Midgard'a yollar.
Entrika yapıp iddiada galibiyeti garantilemek istiyordur.
Hizmetçi kadın, Frigg'in istediği şekilde kralın kulağına gidecek bir söylenti başlatır.
Kulaktan kulağa yayılan bu dedikoduya göre kötü niyetli bir büyücü kentlerini ziyaret etmek için yola çıkmıştır.
Bu büyücünün amacı kralı büyülemektir, etkisi altına almaktır.
O yüzden bu büyücüye karşı önlem almak lazımdır.
Onu tanımak içinse bir ipucu bile vardır.
Bu büyücüye hiçbir köpek zarar veremiyordur.
Bu sayede onun kimliği ortaya çıkacaktır.
Kral Geralt bu söylentiyi duyar duymaz adamların harekete geçirir.
Onları kenti ziyarete gelen böyle biri olduğunda hemen tutuklayıp kendisine getirmeleri emrini verir.
Bir süre sonra Odin...
Mavi peleriniyle kendisini Grimnir adında tanıtarak saraya girmek ister.
Boyda Grimnir maskeli anlamına geliyormuş.
Askerler bu ziyaretçiyi inceleyip hemen tutuklarlar ve kralın karşısına çıkarırlar.
Karşısına yıllar önce kendisine bakan ve ona öğütler veren Odin'in olduğundan habersiz hırslı kral Geralt ona çok kötü davranır.
Onu konuşturmak için çok ağır şeyler söyler ama Odin hiç konuşmaz.
O yüzden kral Odin'e işkence edilmesini emreder.
Odin mahzende bağlanıp iki ateşin arasına konulur.
Burada 8 gün 8 gece ateşler içinde acı çeker.
Bu sırada kralın 10 yaşındaki oğlu Agnar tüm olağanlara şahit olmuştur ve hiç suçu yokken işkence gören bu adama acır.
Hikayenin bu kısmında bu iyi niyetli prens Agnar 10 yaşında dikkat edin yine kendi gibi iyi niyetli olup Hırslı kardeşi yüzünden kötü bir hayat yaşamaya mahkum olan amcası Agner'ın geçmişte o olayı yaşadığı
yaşla aynı yaşta.
Yani o açıdan dikkat çekici geldi bana.
Küçük prens Agner sonunda dayanamaz ve işkence gördüğü yerdeki 9.
gecesinde yalnız bir anında Odin'in yanına gidip onunla sohbet eder.
Yine birçok mitolojide olduğu gibi 3'ün katları ve 9 rakamı sıkça karşımıza çıkıyor.
Agner Odin'e bir boynuz içinde bal şarabı ikram eder.
Odin de kana kana bu şarabı içer.
Bu sırada artık ateşlerden dolayı Odin'in mavi pelerini dayanamaz ve yanmaya başlar.
Babasının zalimliğine rağmen böyle nazik olmayı başarabilen Agner'ın bu davranışı Odin'in çok hoşuna gider ve Odin dile gelir.
Agner'a ne dediğini bir şiirden Odin'in ağzından dinleyelim.
Davranışın nazik ve getirdiğin şarap harikaydı.
Sen çok başarılı olacaksın.
Her düşmana karşı güven içinde hüküm süreceksin.
Şansın dalgaları senin için pürüzsüz olacak.
Başka bir şiir de şöyle der.
Bu içki için seni kutsuyorum Agnar.
Bu birinin alabileceği en yüksek ödüldür.
O boynuzu adeta göklerden gelen çiğle doldurmuş gibiydin.
Başka bir yerde de şöyle der.
Selam olsun sana. Çünkü mutluluk sana Odin tarafından verildi Agnar.
Odin Agnar'la sohbet eder, ona Asgard'dan ve orada tanrıların yaşadıkları saraydan söz eder.
Bu kısmı aklınızda kalmaz muhtemelen ama yine de kitaptan alıntılayayım.
Thor'un yaşadığı True Time.
Frey'in yönettiği elf diyarı Alfheim, Odin'in salonlarından biri Valaskav, Skadi'nin yaşadığı Tirheim, Balder'in yaşadığı Bredablik, Heimdall'ın yaşadığı Himimbjörg, Freyja'nın yaşadığı
Folfvanger, Njörd'ün yaşadığı Nottun ve diğer saraylar.
Odin bunların hepsini anlattıktan sonra savaşta ölen kahramanları karşıladığı salonu Valhalla'dan bahseder.
Bu kahramanlar için bal şarabı üreten keçinin, Valhalla'nın tepesinde yer alan ağacın yapraklarını nasıl yediğini ve bu ağaçtan beslenen bir geyiğin boynuzlarından akıttığı suyla su kaynağı
Hivergelmir'i nasıl beslediğini ve bu sayede nehirlerin nasıl oluştuğunu anlatır çocuğa.
Ayrıca yaşam ağacı Yggdrasil'in üzerindeki diyarlardan, Valkyri'lerden, güneşin peşinde koşan kurtlar sayesinde geceyle gündüzün nasıl oluştuğundan da bahseder Odin.
Son olarak kendi isimlerini tek tek sayar.
Birçok mitolojide veya dinde bir tanrının birden çok ismi vardır.
Odin'in de çok fazla ismi var.
O tanrılara dair bu kadar hikaye anlatıp en son Odin'in isimlerini kendi isimleri olarak sıralayınca Agnar karşısındakinin baş tanrı Odin olduğunu anlar.
Ve bu sırada onları gizli gizli dinlemekte olan Kral Geriot'ta.
Kral dehşete kapılıp günlerce işkence ettiği kişinin Odin olduğunu anlayınca kılıcını çeker ve onu çözüp ateşlerin arasından kurtarmak için Odin'e doğru koşar.
Ama işe bakın ki kılıcı elinden düşer, o da koşarken takılıp kılıcının üstüne düşer ve kimse parmağını bile kıpırdatmadan kendi kılıcıyla can verir.
Buradaki işi tamamlanınca Odin birdenbire ortadan kaybolur.
Kral öldüğü için taht oğlu Agnar'a kalır.
Agnar, Odin'in onun için dilediği gibi uzun yıllar mutlu ve başarılı bir şekilde krallığını yönetir.
Hikayenin başlarında Odin ve tanrıça Frigg'in kardeşler arasında ayrımcılık yapması ve onlar üzerinden rekabete girmeleri ne tuhaf değil mi?
Belki de antik dönemde insanlar aynı ailede doğan iki kardeşten biri çok şanslı iken diğerinin talihsiz olmasını veya biri çok başarılı iken diğerinin sefil bir hayat sürmesini bu şekilde açıklamaya çalışmışlardır.
Tanrıların kendi aralarındaki rekabetten.
Bu tarz doğa dinlerinde böyledir işte.
Tanrılar doğayla ilişkilendirildikleri için Tıpkı doğa gibi onların da eşlikçi olma gibi bir zorunlulukları yoktur.
Doğa nasıl bazen hani o doğa kanallarında izlediğimiz açan çiçekler, yemyeşil ormanlar, kabuğundan yeni çıkan bir kuş kadar güzelse bazen de o kabuğundan yeni çıkan kuşu yiyen bir yılan,
masum bir geyiği yakalamak için kovalayan bir aslan veya avını yemekte olan aslana saldıran sırtlanlar kadar acımasız olabiliyor.
İşte doğa dinlerinde genelde tanrılar da böyle iki kutuplu karakterlere sahiptir.
Tabi de dikkat ederseniz Kral Geralt işkence ettiği adamın Odin olduğunu anlayınca pişman oldu ama Odin bundan hiç etkilenmedi.
Çünkü karşısındaki herhangi biri olunca ona haksız yere işkence edip güç sahibi biri olunca iyi davranan biri erdemli biri değildir.
O yüzden de Odin için bunun zerre kadar değeri yok.
Karakterli insanlar birini değerlendirirken onun kendisinden bir çıkarı olan insanlara karşı değil hiçbir beklentisi olmadığı insanlara karşı davranışlarına bakarlar.
Şimdi kısa bir mola verip size bölüm sponsorumuz Koştaş.com.tr'den bahsedeceğim.
Şimdi evlerde Koştaş.com.tr'ye moda.
Koştaş.com.tr çeşitli kategorilerde artık yüz binlerce ürün ve Koştaş güvenceli yüzlerce satıcısıyla evinize güzellik katıyor.
Koştaş garantili nakliye ve montaj hizmeti, ödeme kolaylığı ve çeyre kısırlık Koştaş güvencesiyle sizleri bekliyor.
Siz de hemen Koştaş.com.tr'ye gelin, evinizde modayı keşfedin.
İnce yüz koduyla Koçtaş uygulamasında ilk alışverişe özel 500 lira üzeri alışverişlerde 100 lira indirim var.
Kampanya 30 Eylül'e kadar geçerli.
Kaçırmayın. Bölüm sponsorumuza teşekkür edip diğer hikayemize devam ediyorum.
2. Odin'in Platonik aşkı Bu hikayede adını duyacağınız karakterler Odin, Biling ve Biling'in kızı.
Odin baştanrı.
Biling, antik dönem şiirlerinden toplanan verilere göre bir cüce olduğu tahmin edilen bir adam.
Bir de bu Biling'in bir kızı var ama kızın adı geçmiyor.
O yüzden hikayede ondan Biling'in kızı diye bahsedeceğim mecbur.
Bir gün Odin, Biling'i ziyaret etmek için konağına gider.
Konağın içinde yürürken gözü odalardan birine takılır.
Bir yatakta güneş gibi parlayan bembeyaz seniyle yatakta sere serpe uyuyan çok güzel bir kız görür.
Biling'in kızıdır bu.
Odin bu güzelliği dayanamaz ve kendini odaya atar.
Kız uyanır. Odin hiç ayıp olacak falan diye düşünmeden kızı baştan çıkarmaya çalışır.
Hemen oracıkta. Ama nafile.
Kız ona olmaz der.
Şimdi bizi bir gören olursa çok büyük skandal olur.
Sen şimdi git gece gel.
Gece el ayak çekilince kimsecikler bizi göremez.
Odin'in arzudan başı dönmüştür.
Heyecanla gem vurmaya çalışır ama kızın mantıklı konuştuğunu düşünüyordur.
Hevesini geceye saklamaya karar verir.
Kızın odasından çıkar. O gün akşamı zor eder.
Gece olunca yine büyük bir heyecanla konağa gider.
O geceyi kızla geçirmezse tüm dünya çöle dönüşecek gibi hissediyordur.
İşte buna aşk denmez de ne denir sayın dinleyiciler.
Odin sessizce koridorlara geçip kızın odasına doğru ilerlerken bir dene görsün.
Bilingin muhafızları bir ellerinde kılıç bir ellerinde meşale kızın odasının olduğu koridorda dikiliyorlardır.
Odin çok şaşırır.
Çünkü gündüz burada hiç muhafız görmemiştir.
Muhafızlar Odin'e bu koridora bu saatte girmenin yasak olduğunu söylerler.
Odin büyük bir hayal kırıklığı yaşar.
Geri döner ve sabaha kadar bekler.
Sabah olur olmaz yine şansını denemek için sessizce konağa gider.
Tekrar aynı koridora yönelir.
Bu kez koridorda muhafızlar yoktur.
Tıpkı önceki sabah olduğu gibi.
Odin rahatlar. Yine büyük bir umutla odaya dalar.
Yatakta uzanır vaziyette Billing'in kızını bulmayı beklerken yatağın kenarına bağlanmış kendisini havlayan bir köpek bulur.
Yatakta ise görmek için günlerdir can attığı kız yoktur.
kız kendisinin yerine bir fahişe bırakmıştır.
Odin yıkılır, kandırıldığını anlar ve kadınlara olan tüm güvenini kaybeder.
Eminim bu hikayeyi dinleyen birçok kadın benim gibi helal sana be diye tepki vermiştir Odin'e haddini bildiren kıza.
Çünkü kız hem tanrıların en bilgesi baştanrı Odin'in bile şehvet duygusuna yenik düştüğünde kandırılmaya ne kadar müsait olduğunu göstermiş, hem yatağın yanındaki havlayan köpekle onu burada istemediğini belirtmiş,
hem de kendisi yerine yatağa koyduğu fahişeyle Odin'e kendisini bir fahişenin yerine koyamayacağını, o işi öyle kolayca yapmak istiyorsa bir fahişeyle olması gerektiğini anlatmak istemiş.
Bence süper hareket.
İskandinav mitolojisinin ünlü Havamal adlı bir şiirinin bir bölümünü Odin'in ağzından dinleyelim.
Çünkü orada bu yaşadığı hayal kırıklığını anlatıyor.
Bu olaydan sonraki hislerini, kadınlara olan güvensizliğini ve nefretini bulacağımız bazı parçaları seslendireceğim size şimdi.
Bakın. Konuya güvenilmeyecek şeyleri sayarak başlıyor Odin.
Gıcırdayan bir yay, yanan bir alev, esneyen bir kurt, vıraklayan bir kuzgun, homurdanan bir yaban domuzu, sığ kökleri olan bir ağaç, artan dalgalar, kaynayan bir çaydanlık, uçan bir ok, gel git, yeni
oluşmuş buz, sarmal bir yılan, bir gelinin yastık sohbeti, yani seks sonrası sohbetini kastediyor.
Çizgili bir kılıç, yani çatlakları oluşan bir kılıçtan bahsediyor.
Oyunbaz bir ayı, bir kralın oğulları.
Hasta bir buzağı, inatçı bir köle, bir cadının dal kavukluğu, taze bir ceset, kardeşinin katiliyle tesadüfe bir karşılaşma, yarı yarıya yıkılmış bir ev, bir yarış atı, çünkü bir bacağı sakatlanırsa hiçbir işe
yaramaz. Hiç kimse bu şeylere güvenecek kadar aptal olmamalı.
Bir erkek bir kadının sözüne asla güvenmemeli ve planlarını ona dayandırmamalı.
Kadınların kalbi bir çarka döndü ve içi kaprislerle doldu.
Dönek bir kadını sevmek şöyle bir şeydir.
Henüz iki yaşındaki bir spa ile buz üstünde yola çıkmak.
Nansız ve huzursuz.
Bir fırtınada dümensiz bir gemiyle yelken açmak.
Veya kaygan kayaların üstünde gerilmiş bir silahla bir rengeyi avlamaya çalışmak gibi.
Ama erkekleri de eleştirir Odin bu arada.
Şöyle. Açıkça konuşacağım diye haykırır Odin.
Çünkü ikisini de bilmenizi istiyorum.
Erkekler kadınları aldatır.
Sözlerimiz ne kadar iyiyse düşüncelerimiz o kadar yanlıştır.
Kadınların sağduyusunu hafife alıyoruz.
Bir kadının aşkını hasret duyan bir erkek ona yumuşak sözler söyler, hediyeler getirir ve onun güzelliğine övgüler yağdırır.
İncilikler, harikalar yaratıyor.
Kimse bir başkasıyla sevgisinden dolayı alay etmesin.
Çünkü bilgeler defalarca güzellik tarafından zincire vurulup aşk özlemiyle ızdırap çekerken aptallar kayıtsız ve özgür kalırlar.
Bak bak, en bilge tanrı, tanrıların babası Odin, bu kandırılma hikayesini nasıl güzelliyor?
Zaten diyor ki aşk acısını bilgeler çeker zaten.
Aptallar aşık olmaz.
Ben de o yüzden aşık oldum.
Böyle hayal kırıklığına uğradım diyor.
Devam ediyorum. Bir şey bir adama dokundu diye yani duygusal olarak dokunmasından bahsediyor.
Kimse onunla alay etmesin.
Çünkü büyük adamların büyük bir tutku uğruna defalarca aptal gibi davrandığı olur.
Her insanın en iyi yargıcı kendisi olmalıdır.
Kendini bilen bir adam için hüsrana uğramış arzudan daha kötü bir şey yoktur.
Odin ağlar. Bunu sazların arasında oturup aşkımı beklerken öğrendim.
O kadına kendi hayatım kadar değer verdim.
İşte sevgili dinleyenler, İskenderen mitolojisinin baş tanrısı, herkesin babası Bilge Odin'in bile aşk acısına ne hale geldiğini gördük.
Heyecandan başı döndü, düşünemez oldu.
Onu elde edemediğinde dünyanın sonu gelecek gibi hissetti.
Aşk, bırakın aklı, tanrılardan bile güçlü bir duygu demek ki bu mitolojiye göre.
Sevgiler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
