
(İskandinav) İnsanın Yaratılışı & Yaşam Ağacı Yggdrasil
29 Ocak 2023 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @mitolojikinciler
İlk insan nasıl yaratıldı? Meşhur yaşam ağacının detayı nedir? Evren nasıl bir yer?
Transkript
Merhaba Mitoloji Meraklıları.
İskandinav mitolojisine göre insan nasıl yaratıldı ve evren nelerden oluşuyor bu bölümde onu konuşacağız.
Bir önceki bölümde asir tanrılarının Midgard'ı yani Orta Dünya'yı nasıl yarattığına değinmiştik.
Buraya neden Orta Dünya deniyor?
Sebebini de bu bölümde anlayacaksınız.
Ama şimdilik Midgard'da kalalım.
Üç asir tanrısı Odin, Vili ile ve Ymir'i öldürdükten sonra Midgard'ı yaratmışlardı.
Umarım artık gökyüzüne baktığınızda onun Ymir'in kafatasından, bulutların da Ymir'in beyninden yaratıldığını düşünüyorsunuzdur.
Bu üç tanrı Bir gün gezerken iki ağaç parçasına rastlarlar.
Biri diş budak ağacından, diğeri de kara ağaçtan bir parçadır.
Başka yerlerde bunları meşe veya kızıl ağaç diye de duyarsınız şaşırmayın ama daha popüler bilinen hali bu şekilde.
Önceki bölümden hatırlayın Odin havanın, Veli ışığın ve ateşin sembolüydü.
Bununla uyumlu olarak Odin bu buldukları ağaç parçalarına ruh üfler, Veli onlara akıl, duygu ve hareket kabiliyeti verir.
Son olarak da ve...
Onları oyup onlara insan şeklini verir.
Ve işitme, duyma gibi beceriler de bahşeder.
Diş budak ağacına bir kadın şekli, kara ağaça ise erkek şekli verilir.
Böylece ilk kadın ve erkek kanlı canlı yaratılmış olur.
Kadına embla, erkeğe de ask adı verilir.
Yani onların Adem'le Havvası.
İskandinav mitolojisinin doğayla ne kadar iç içe olduğunu buradan da görüyoruz.
Zira ilk kadın ve erkek ağaçtan yaratılıyor.
Tanrılar insanları bundan sonra yaşayacakları yer olan Midgard'a götürürler.
Ask ve Emla burada üreyerek çoğalır.
Ayrıca tanrılar hayvanları da burada yaratırlar.
Hazır ağaçlardan konu açılmışken Yggdrasil'den bahsedelim.
Yaşam ağacı. Hani şamanizm gibi birçok inanışta doğulan, bir ara kolyeleri çok popüler olan o ağaç.
Bu ağaç birçok mitolojide farklı isimlerle yer alır ve devasa, görkemli bir ağaçtır.
Genelde üstünde birkaç farklı evrenin yer aldığı şeklinde tasvir edilir.
Yani bir dalında bir evren var, diğer dalında başka bir evren var gibi düşünün.
Mesela bir dal yaşayanların diyarı, diğer dal ölülerin diyarı gibi.
İskandinav mitolojisinde bu ağaca Yggdrasil adı verilir ve ağacın farklı dallarında 9 farklı diyar vardır.
Daha önce konuştuğumuz sisli soğuk diyar Niflheim, ateşli sıcak diyar Musfalaim, insanların yerleştirildiği Midgard ve 6 başka diyar.
Şimdi bu kalan 6 diyarın isimlerini sayalım.
Asgard, Vanaheim, Jotunheim, Nidavellnir veya Svartalheim olarak da geçer.
Son olarak Alfheim ve Helheim.
Asgard, asir tanrılarının diyarı.
Yani Odin'in, Thor'un vs.
kaldığı saray burada. Vanaheim, ikinci derece tanrıların diyarı.
Jotunheim, devlerin diyarı.
Nidavellir, yücelerin diyarı.
Buraya aynı zamanda Svartalheim de denir.
Çünkü kötü niyetli kara elfler de burada yaşar.
Alfheim, iyi niyetli ışık elflerinin diyarı.
Helheim, ölüler diyarı.
Bu diyarların detayına inmeden önce ağacı incelemeye devam edelim.
Ağacın üç büyük kökü vardır.
Köklerden biri Asgard'da yani asil tanrılarının diyarında, diğeri devlerin diyarında, sonuncusu da Niflheim'in derinliklerindedir.
Ve hepsi de suyuyla beslendiği bir kaynağın yanındadır.
Şimdi bu köklere bakalım.
Asgard'daki kök, üç kader tanrıçası kız kardeşi olan Nornların yaşam alanının yakınındadır.
Yunan mitolojisindeki kader tanrıçaları Moiralarda üç kız kardeşti hatırlarsanız.
Moiralar gibi normlar da insanların ve tanrıların kaderini belirler.
İsimleri Urt, Verdande ve Skalt'tır.
Urt geçmişi, Verdande şu anı ve Skalt geleceği temsil eder.
Bu üç kız kardeş oradaki yine Urt adı verilen gençlik çeşmesine bekçilik yaparlar.
Normlar kaderi runik yazıyla taşa kazırlar ve yazdıkları şeyin geri dönüşü yoktur.
Bu arada bu tanrıçalar yaşam ağacını canlı tutmak için onu sürekli gençlik çeşmesinin suyuyla sularlar.
Sulanınca ağacın yapraklarında oluşan çiğ de havayı nemlendirerek dünyayı rahatlatır.
Ayrıca tanrıların bir nevi konsey ya da mahkeme yaptığı yer de burasıdır.
Tanrılar bir konuda tartışacaklarında, bir karara varacaklarında atlarına atlayıp Bifrost adı verilen gökkuşağı köprüsünü geçerek buraya gelirler.
Urdun kuyusu adı verilen bir kuyu vardır.
Yaşam ağacının birinci kökü buradadır.
Tanrıların bir araya geldiği önemli bir yerdir burası.
İkinci kök buz devlerinin diyarı Jotunheim'de demiştik.
Onun yanında da bilge dev Mimir'in kuyusu vardır.
Bu da bilgeli kuyusudur.
Dev Mimir her gün bilgeliye kavuşmak için bu sudan içer.
Üçüncü kök Niflheim'de.
İşte burada işler sarpa sarıyor.
Çünkü Niflheim'deki kökün hemen yanında korkunç bir kuyu hayal edin.
Niflheim zaten korkunç, zehirli ırmakların filan aktığı sisli bir yer.
Bu kuyu da bir o kadar ürpertici.
Halka filminde kızın çıktığı kuyu gibi düşünün ama daha büyüyor.
Bu kuyunun içinde Nitok adı verilen dev bir yılan yaşar.
Bazen ejderi de benzetilir ama yılanı andırıyor.
Hatta illüstrasyonlarda bu yılanı yaşam ağacının kökünü sarmış bir şekilde görürüz.
Genelde böyle gövdesine sarılmış dev bir yılan gibi de tasvir edilir.
Nitok ve irili ufaklı başka bir sürü yılan sürekli yaşam ağacının köklerini ısırarak onu çürütmeye çalışırlar.
Ağaç ise her daim yeşil kalır.
Evrendeki başka güçler ağacı korumaya çalışır.
Ona da ileride değiniriz.
Yani gördüğünüz gibi ağacın her kökünün yanında bir su kaynağı var.
Ama bu su kaynaklarının her birinin farklı özellikleri var.
Biri kutsallık, gençlik taşıyor.
Biri bilgelik, diğeri zehir.
Ağaç hepsinden besleniyor.
Daha doğrusu hepsine maruz kalıyor.
Üstelik ağacın kendisi de evrendeki her şey gibi, tanrılar gibi canlı.
Yani o da ölebilir, yok olabilir.
Bir de not edelim bu diş budak yaşam ağacında başka önemli hayvanlar da yaşar.
Ağacın en tepesinde isimsiz bilgi bir kartal vardır.
Bu kartal olası bir dev saldırısında tanrıları uyarmak için evrende olan biten her şeyi gözetler.
Ayrıca ağaçta onun yeni çıkan filizlerini tomurcuklarını yiyen ve kabuklarını soyan dört geyik vardır.
Ek olarak bir de sincap vardır.
Sincap yılan nitok ve bilgi kartal arasında sürekli inçik yaparak aralarında küfre yakın kötücül mesajlar taşır.
Acı Ücresil'de bulunan diğerleri tek tek tanıyalım.
Müsfüleim, Niflheim ve Midgard'dan daha önce bahsettiğim için onlara tekrar değinmeyeceğim.
Asgard asir tanrılarının diğer demiştik.
Yunan mitolojisindeki Olympos gibi yani.
Burada tanrıların bir arada yaşadığı binlerce odalı bir saray vardır ve etrafı inanılmaz yüksek surlarla çevrilidir.
Bu sarayda birçok tanrı ve tanrıça bir arada yaşar.
Odin ve eşi tanrıça Firik, Thor ve eşi tanrıça Sif ve diğer tanrılar.
Odin baş tanrıdır ve Asgard'ın yöneticisidir.
Neden? Çünkü ruhun yani hayatın temsilcisi o.
Yunan mitolojisindeki Zeus burada Odin diyebiliriz bir nevi.
O dine alfadir yani all father herkesin her şeyin babası da denir.
Görüyorsunuz tanrıya yüce babamız diye seslenmek tek tanrılı dinlerden çok önceye dayanıyor.
Odin, Asgard'da oturduğu tahtından tüm evreni izler.
Asgard tanrıları, insanları devlerden, kara elflerden, hatta cücelerden gelebilecek saldırılara karşı koruyan kutsal tanrılardır.
Çok güce kabul edilirler.
Görkemli ve güçlülerdir.
Savaşçı ve kahramandırlar.
Etrafa parlak bir ışık saçarlar.
Ancak ölümsüz değillerdir.
Sadece insanlardan daha uzun yaşarlar.
Asgard ve insanların yaşadığı Midgard arasında gökkuşağından bir köprü bulunur.
Tanrılar bu Bifrost adı verilen köprüyü kullanarak zaman zaman Midgard'ı ziyaret ederler.
Gökkuşağının kırmızısı ise aslında devlerin Asgard'a girmesini önleyen bir alevdir.
Vanaheim'e gelelim. Burası Vanir ırkı adı verilen ikinci kademe tanrıların diyarıdır.
Yani Asgard en önemli tanrıların diyarı, burası da onların bir alt seviyesi gibi.
Bu diğer Asgard'ın batısındadır.
Bir gün tanrılar arasında çıkan bir savaştan sonra tanrılar bu şekilde asir ve vanir diye ayrılmışlar.
Bana kitabını hediye eden yazar arkadaşım Mehmet Emre İnal'ın kitabında belirttiği gibi vanir tanrılarının sağlık, bereket, kehanet, büyü gibi yetenekleri vardır.
Bu arada belli durumlarda vanirlikten asirliğe geçiş de olabiliyor.
Öyle bir tanrılık sistemi bu.
Gelelim devlerin diyarı Yotun Hayma.
Buranın farklı farklı isimleri de var.
Daha doğrusu bu mitolojide hemen herkesin ve her şeyin birçok ismi var ama biz en çok kullanılanları bilelim.
Çünkü Yotun deve anlamında kullanılıyor.
İlk bölümden hatırlayacağınız üzere asil tanrıları ile devler arasında bir kan davası var.
Çünkü tanrılar devlerin atası İmir'i öldürüp vücudunun her bir parçasından oteller, rezidanslar dikmişlerdi.
O kan gölünden kaçabilen devler de bu diyara gelip kendi nesillerini devam ettirirler.
Devlerin durumu biraz karışık.
Yunan mitolojisindeki titanlar gibi aralarında tanrılarla iyi anlaşanlar da var.
Hatta onlarla evlenenler de ama onların baş düşmanı olanlar da var.
Ama genel olarak tanrılara yaptıkları düşmanlıklarla bilinirler.
Devasa cüsseli, bazı organları birden fazla olabilen, mesela iki kafa, birçok el gibi.
Genelde korkunç görünümlü yaratıklardır.
Yetenekli ve güçlülerdir.
Savaşmayı severler, ayrıca bilgedirler.
Yunan mitolojisindeki genelde az akıllı olarak gördüğümüz devler gibi değiller yani.
Işığı sevmezler.
Bu özellikleri de onların karanlık yönünün öne çıkarıldığını görüyoruz.
Mesela bir devin üstüne gün ışığı düşerse o dev taşa dönüşür şeklinde söylenceler var.
Aynı zamanda cüceler için de bu söyleniyor.
Bu arada buz devleri ve kaya devleri diye iki ayrı dev türü duyabilirsiniz.
Jotunheim nasıl bir yer? Bereketsiz toprakların olduğu dağlık bir diyar.
Bazı bölgeleri buzlarla kaplı.
Geldik Nidavellir'e, cücelerin diyarı.
Buraya aynı zamanda Svartalheim de denir çünkü kötü niyetli kara elfler burada yaşıyor.
Nidavellir cücelerin diyarı anlamında kullanılır.
Svartalheim kara elflerin diyarı anlamında.
Bazı uzmanlar cüceler ve kara elflerin aynı ırk olduğunu söylerler.
Bazıları ise bunların iki farklı ırk olduğunu söyler.
Bazı cüceler de gün ışığını görünce taşa dönüştükleri için yerin altında inşa ettikleri bir dünyada yaşarlar.
Buranın Nidavellir olduğu söylenir.
Ve geldik Alfayma, ışık elflerinin diyarı.
Elfler bir nevi yarı tanrı gibi üstün yaratıklar.
Yüzüklerin Efendisi'nde de kullanılmıştı hatırlarsınız.
Az önce bahsettiğimiz gibi kötü niyetli kara elflerden de bahsediliyor, iyi niyetli ışık elflerinden de.
Işık elfleri adı üstünde etrafına ışık saçan, güzeller güzeli varlıklardır.
Edebi eserlerde güneşten bile güzel diye anlatılırlar.
Yaşadıkları diyar da bir o kadar güzeldir.
Ama Alfheim ilginç bir şekilde bir elf tarafından değil de bereket tanrısı Freyr tarafından yönetilir.
Yunan'da bereketi temsil eden Demeter'di bir tanrıça burada ise bir tanrı bir erkek temsil ediyor.
Başka bereket tanrıları da var ama Freyr daha öne çıkıyor.
Ve son olarak geldik Helheim'e yani ölüler diyarı.
Helheim aslında ölüler diyarı demek tam olarak doğru değil.
Çünkü tüm ölüler buraya gelmiyor.
Helheim aslında Hel'in diyarı anlamına geliyor.
Hel kim peki? Kurnas tanrı Loki'nin kızı tanrıça Hel burayı yönetir.
Yani Hades'in dişi versiyonu.
Ama tüm ölüler buraya gelmiyor dedik.
Buraya sıradan bir hayat yaşayıp ölenler, hastalık veya yaşlılıktan ölenler, kahramanca yaşamamış olanlar öldüklerinde buraya gönderirler.
Diğerlerinin gittikleri yerleri ilerleyen bölümlerde konuşuruz.
Şimdi ücretsizliği şöyle bir gözümüzde canlandıralım.
Devasa bir ağaç, en tepesinde bir kartal var.
Onun hemen altında yüksek seviyede asil tanrılarının diyarı Asgard, alt kademe sağlık bereket tanrıları Vanillerin diyarı Vanaheim ve ışık ahlerinin diyarı Alfheim bulunur.
Bu seviyenin bir altında yani orta seviyede en ortada insanların dünyası Midgard bakın niye buraya orta dünyadan denildiğini anladık ve onun bir yanında devlerin diyarı Jotunheim ve diğer yanında
cücelerin diyarı Nidavellner bulunur.
En alt seviyede ise sisli diyar Niflheim, ateş diyarı Musfellheim ve ölüler diyarı Helheim bulunur.
Bu bölümü burada bitirelim.
Çok fazla bilgi yüklemesi oldu bence.
İnstagram'da da bunlarla ilgili görseller paylaşacağım ki kafanızda canlansın.
Duyduğunuz yerlerin ve tarihlerin detaylarını ilerleyen bölümlerde incelemeye devam ederiz.
PowerApp'in yaptığı podcast yarışmasında sanat, tarih, edebiyat alanında aday gösterilmişiz.
Oylarınızla desteklerinizi bekliyorum.
Yeni bölümleri kaçırmamak için Instagram'da ve nereden dinliyorsanız orada takip etmeyi unutmayın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
