
Yunan mitolojisinin ilginç deniz tanrılarından Proteus.
Geçmişi, şimdiyi ve geleceği görebilen Proteus'un yöntemlerini mitlerle dinleyin.
XO Proteus parfümü hakkında detaylı bilgi için Tıklayın
''Bu bölüm XO Proteus hakkında reklam içerir.''
Transkript
İkso parfümlerinin sunduğu Mitolojik İnciler başlıyor.
Merhaba mitolojiye gönül veren kültürlü insanlar.
Bu bölümde daha önce konuşmadığımız bir Yunan tanrısıyla karşınızdayım.
Proteus, nam-ı diğer denizin yaşlı adamı.
Umarım şimdi...
Eee hani deniz tanrısı Poseidon'du?
Proteus da nereden çıktı demiyorsunuzdur.
Çünkü beni bir süredir dinliyorsanız mitolojilerde bir kavrama tek bir tanrı düşmediğini, birçok mitolojide birden çok güneş tanrısı, deniz tanrısı, birkaç tane bahar tanrısı olduğunu biliyorsunuzdur.
Peki neden birden çok deniz tanrısı var konusuna kısaca değinecek olursak, bunun başta sebeplerinden biri denizin Yunan kültüründe çok önemli olması.
Ticaret, ulaşım, kültür, balıkçılık gibi birçok alanda denizin insanlara sunduğu çok şey olduğu için Yunan kültüründe yeri büyük.
Dolayısıyla tanrısı da çok.
İnsanlar bir tanrıyı yeterli görmemişler.
Denizin değişken doğasından dolayı insanlar denizi sevdikleri kadar ondan korkmuşlardı.
Fırtına da olabiliyor, birdenbire gemileri de batabiliyor.
Bu yüzden deniz tanrıları genelde çok kibar, kırılgan tipler olmazlar.
Kalıplı ve biraz sert mizahçı tanrılar olurlar.
Belki de denizcilerin, balıkçıların genel algısından kaynaklı bir yansımadır bu.
Sizin beyaz üniformalarıyla gördüğünüz muntazam kibar denizcileri kastetmiyorum tabii.
Neyse denizin değişken yapısı dedik.
Bir sürü de deniz var tabii.
Hepsinin de değişik özellikleri var.
Kiminin suyu çok tuzlu, kiminin değil.
Kimi çok sığ, kimi çok derin.
Kimi çok sakin, kimi aşırı dalgalı.
Bu yüzden de birden çok deniz tanrısının olduğunu düşünmeleri anlaşılır aslında.
Yalnız Proteus Poseidon'dan daha üstün bir deniz tanrısı değil.
Onu not edelim. Bazı kaynaklar onun Poseidon'un oğlu olduğunu savunur hatta.
Proteus en çok geleceği görme ve şekil değiştirme kabiliyetleriyle bilinir.
Zaten bu şekil değiştirme yeteneği de denizin değişken ve öngörülmesi zor doğasına bir gönderme.
Proteus istediği şekle girebildiği için bir bilgi elde etmeyi amaçladığında kılıktan kılığa girerek bunu başarır.
Veya bir şeyden kaçmak istediğinde yine kılıktan kılığa girdiği için onu yakalamanız fark etmeniz çok zordur.
Bu yönleriyle kaçamak ve gizemli bir tanrı diyebiliriz onun için.
İngilizce'de değişken anlamına gelen protein kelimesi Proteus'tan gelir.
Proteus'un Mısır'ın Pharos adasında yaşadığı da söylenir.
Girit ve Rodos arasındaki Karpatos adasında yaşadığı da.
Azra Erhat Mısır'da yaşadığını savunur bu arada.
Bir Yunan tanrısının Mısır'da Nil Nehri civarında yaşaması garip geliyor kulağa değil mi?
Mısır ve Yunan kötülerinin etkileşim içinde olduğu hatta birbirlerinden bazı tanrıları aldıklarını düşününce anlaşılabilir.
Ama yine de bir Yunan adası olan Karpatos'ta yaşıyor olması daha doğal olabilirdi gibi geliyor kulağa.
Bir de mesela M.Ö.
600'lü yıllarda yaşamış.
İsmini şimdi kesin yanlış telaffuz edeceğim.
Steşihorus gibi, Kalimankus gibi şairlerin şiirlerine baktığımızda Protein'in aslında Mısır'ı yöneten bir Mısır kralı veya tanrısı olduğunu.
Hatta Paris Helen'i kaçırmak istediğinde Protein'in Helen'i Mısır'da tutup onun sahte bir benzerini Paris'te Turoya'ya gönderdiğini.
Yani bir Yunan tanrısıyla bir iş birliği yapan bir Mısır kralı ya da Mısır.
Tanrısı gibi görüyoruz bu mitlerde.
Yine Mısır-Yunan etkileşimi.
Zaten dikkat ederseniz Helen Paris'te kaçmak istediğinde demedim.
Paris Helen'i kaçırmak istediğinde dedim.
Çünkü bu şairlerin versiyonlarında Helen kocası Menelaus'a %100 sadık bir hanımefendi.
Paris'e aşık falan değil.
Kendilerince Helen'in namusunu korumak istemişler bu şairler anlaşılan.
Dönelim konumuza.
Proteus geçmişi şu anda olanları ve geleceği bilir.
Kehanet tanrısı olan Apollo'nun kainlerine danışmak için insanların antik dönemde Tadidime Sida'ya geldiğini veya Yunanistan'da Delphi'ye Delos'a gittiklerini düşününce geleceğe
görmeye ne kadar talep olduğunu anlıyorsunuz.
Hatta şu anda da falcılara olan talepten hala...
Bu talebin yoğun olduğunu görüyoruz.
Geleceklerini öğrenmek için Proteus'a yönelenler de olmuş tabi antik dönemde.
Ama mitlerde bu insanlar genelde eli boş dönerler.
Çünkü Proteus yüzlerce kahine olan Apollo'nun aksine kehanetlerini paylaşmayı sevmez.
Onları kendine saklamak ister.
Birisi kendisinden bu tarz bilgiler almaya çalıştığındaysa kaçar kaçabildiği kadar.
Zırt pıt şekil değiştirdiği için onu elde tutmak zaten zor.
O yüzden onu sadece öğle uykusunda yakalayıp bağlamayı başarabilirseniz geleceğinizi öğrenebilirsiniz.
Yakaladığınızda da şekil değiştirecektir.
O yüzden neye dönüşürse dönüşsün sımsıkı sarılıp onu kaçırmamanız gerekir.
Çünkü kararlı olduğunuzu elinizden kurtulamayacağını anladığında normal haline döner.
Sorunuzu cevaplar ve asla yalan söylemez.
Ondan ne duyarsanız duyun gerçek olduğuna emin olabilirsiniz.
Genelde de sorunuzun cevabını verdikten sonra denize atlar.
Yani böyle bakınca biraz yabani bir tanrı gibi görünüyor ama aslında geleceği öğrenmenin karşıdakine iyi gelmeyeceğini düşünüyor.
Bu yüzden de biraz yabani takılıyor.
Bu yüzden kaçma temayülü var.
Çünkü insanların o isteğe karşı koyamayacağını biliyor.
Homeros'un Odise adlı eserinden bahsetmiştim eski bölümlerde.
Genel olarak Truva savaşından sonra evine dönmeye çalışan kralları anlatır.
Bunlardan en önemlisi de Odiseus ve arkadaşları.
Odiseus, Tanrı Poseidon'un tek gözlü dev oğlunu öldürdüğü için Poseidon'u oldukça kızdırır ve Poseidon onun yıllarca denizlerde oradan oraya sürüklenmesine sebep olur.
Evine dönmesini engeller.
Odysseus da bu yolculuk boyunca tehlikeli ve heyecanlı maceralara atılır mecburen.
Tıpkı onun gibi arkadaşı Sparta kralı Menelaos da evine dönmeye çalışırken başından bir sürü olay geçer.
Menelaos kimdi? Hani karısı Helen Truvalı Paris ile Truva'ya kaçmıştı.
O da intikam almak ve karısını geri almak için Truva savaşını başlatmıştı.
İşte o Menelaus. Neyse Menelaus da evine dönüş yolunda fırtınalı kıyılardan geçer.
Deniz canavarlarıyla boğuşur.
Birçok adamını kaybeder tıpkı Odysseus gibi.
Bu yolculuklar sırasında yolu bir gün Mısır'ın Pharos adasına düşer.
Yani aslında kötü rüzgârlardan kaçarken yolu mecburen oraya düşer.
Buranın diğer fırtınalı kıyılara göre daha güvenli olduğunu düşünür Menelaus.
Limanı rahat görünüyor, kumsalı da gemiler için ideal diye düşünerek adamlarını burada karaya çıkarır, bir süre burada kalır.
Bir gün adada Tanrıça Editoi karşısına çıkar ve ona bir ipucu verir.
Bu perişan yolculuktan nasıl kolayca kurtulabileceğini öğrenmek için babam Proteus'a danışmalısın der.
Ama ondan bilgi alabilmek için önce onu yakalaman lazım.
Fokların denizden dönüp karaya çıkmalarını bekle.
Onlar uyuduğunda babam da uykuya dalacaktır.
İşte o zaman onu yakalamalı ve sorunu cevaplayana kadar asla bırakmamalısın.
Kısa bir mola verip size XO'nun denizin kain tanrısı Proteus'tan ilhamla öğrettiği XO Proteus kokusunu anlatmak istiyorum.
Aromatik notalarıyla denizin sıcaklığını, odası notalarıyla dinginliğini ve kain Proteus'un bilgeliğini burnunuzun ucuna kadar getirecek bir koku.
İçinizdeki kaçamak ve bilgi Proteus'u yansımak için XO Proteus kokusunu mutlaka deneyin.
Hikayenin geri kalan kısmını Menelaus'un ağzından Azra Erhat'ın anlatımıyla seslendireyim.
Deniz ihtiyarı güçlü Proteus'un bir kızı vardır.
Editoidir bu kızın adı.
Alt üst etmiştim herhalde yüreğini onun.
Tek başıma dolaşırken rastlamıştım bir gün ona.
Epey uzaktaydım arkadaşlarımdan.
Açlık kemiriyordu karınlarını onların.
Çengelli oltalarla dört dönüyorlardı adayı.
Ölüyorlardı balık balık diye.
Karşında durup seslendi bana.
Dedi ki, sen bu kadar hımbıl aptal mısın yabancı?
Yoksa bile bile mi koyverdin kendini böyle?
Ne diye oyalanır durursun bu adada?
Çok mu hoşuna gider acı duymak?
Bir türlü bulamazsın çıkmanın yolunu.
İler tutar yeri kalmadı dostlarının.
Böyle konuştu.
Ben de karşılık verdim.
Dedim ki, hangi tanrıçasın bilmem ama açıkça diyeyim sana bak.
Durmuyorum burada ben kendi isteğimle.
Bir suçum var gibime gelir yaygın gökte oturan tanrılara karşı.
Bari sen söyle, bilir tanrılar her şeyi.
Hangi ölümsüz tanrı bağlar yolumu?
Söyle, ne yapayım da açılayım denize?
Böyle dedim, tanrıça da o saat karşılık verdi.
Dedi ki, diyeyim sana her şey dost doğru.
Buraya sık sık gelir, ey yabancı, yalan bilmez bir deniz ihtiyarı.
Mısırlı Proteus derler bu ölümsüze.
Bilir denizin tek mil girdisini çıktısını.
Poseidon'un kullarındandır o.
Benim babammış, ondan doğmuşum ben.
Pusuya düşürür de bir yakalarsan onu, söyler yolunu sana, yolda ne kadar gideceğini, gösterir nasıl döneceğini balıklı denizde.
Dilersen ey Zeus'un beslediği, söyler sana sarayında iyi kötü neler olup bittiğini, bu sıkıntılı uzun yolculuğa çıktığın günden bu yana.
Böyle dedi, ben de karşılık verdim.
Dedim ki, nasıl düşüreyim onu pusuya?
Sen söyle, beni görür de anlarsa kaçar elimden.
Tanrı'yı alt etmesi bir ölümlünün çok zor.
Böyle dedim, Uğur Tanrıç'a da karşılık verdi.
Dedi ki, bak ben de dosdoğru diyeyim sana.
Gün dolanıp varınca göğün ortasına, çıkar dalganın sırtına denizin yalan bilmez ihtiyarı.
Saklanır Zephyros'un kara yeli altında.
Zephyros, rüzgar tanrısıydı.
Sonra gider oyuk mağaralara uzanır.
Alıcalı enginden çıkıp sürüyle yatarlar çevresine.
Güzel deniz tarçısının yüzen ayaklı fok balıkları.
Derinlerin ekşi deniz kokusunu yayarlar ortalığa.
Götürürüm seni oraya şafak söker sökmez.
Sen sağlam döşemeli gemilerinden seçiver arkadaşların arasında en yararlı üç adam.
İhtiyarın tekmil düzenlerini anlatayım şimdi sana.
En önce fokları sayacak o.
Sonra ayıracak onları beşer beşer.
Uzanacak aralarında sürüdeki çoban gibi.
Görür görmez siz onun uykuya daldığını o saat saldırın var gücünüze.
Ne yaparsa yapsın koy vermeyin.
Tutun sımsıkı. Her kılığa girecek, her biçimi alacak, benzeyecek yerde sürünen tekmil hayvanlara.
Su olup akacak, ateş olup yakacak bırakmayın sakın.
Tutun daha sıkı. Ne zaman dile gelip başlarsa konuşmaya, zoru bırakın, çözün bağlarını.
Sor ona yiğidim, başına bu dertleri ören kim?
Sor nasıl döneceğini balıklı denizde.
Proteus burada kıyıya yakın mağaralarda kötü kokulu foksürleriyle beraber yaşıyordur.
Ve tabii Menelaos ona bu korkunç seyahatiyle ilgili danışmak, tanrıların kendisine neden kızıp onun yolunu kötü yerlere çıkarttıklarını sormak için yanıp tutuşuyordur.
Tanrıça Edito'yu Menelaus'a bu öğütleri verip denize dalar.
Menelaus heyecanlı ve düşünceli halde gemilerinin yolunu tutar.
Adamlarla beraber yemeklerini yiyip kumsalda uyurlar.
Şafak sökerken Menelaus en çok güvendiği üç adamıyla deniz tanrısı Proteus'un yaşadığı yere gider.
O sırada Proteus foklarıyla beraber denizdedir.
Onun Menelaus'a akıl veren kızı Tanrıça Edito'yu Menelaus için babasına tuzağı kendi elleriyle hazırlıyordur.
Denizden getirdiği dört adet fok balığının derilerini yüzmüş ve kumsalda dört tane oyuk kazmıştır.
Menelas ve adamları bu oyuklara uzanırlar ve Tanrıça üzerlerine az önce yüzdüğü fokların derilerini atar.
Ama fok derileri çok kötü kokuyordur.
Adamlar kokuya dayanamayınca Tanrıça onların burunlarına hoş kokulu bir bal sürer.
Adına Tanrı balı dediği bu balın güzel kokusuyla adamlar fokların kötü kokusunu almazlar ve sabırla Proteus'u beklemeye başlarlar.
Bütün gün beklerler ve sonunda foklar kareye çıkıp birer birer kumsala uzanır.
Foklardan sonra Tanrı Proteus da kumsala çıkar.
Menelas ve adamları dahil tüm fokları sayar ama hiç kafası karışmış gibi durmuyordur.
Sonra da fokların yanına uzanır.
İşte tam o sırada Menelaos ve adamları fog delilerinin altından çıkıp Proteus'un üstüne atlarlar.
Proteus ilk olarak uzun yenileri olan çok yırtıcı bir aslana dönüşür ama kaçmayı başaramaz.
Sonra bir ejderhaya, sonra da leopara dönüşür ama nafile.
Tüm korkularına rağmen adamlar onu yine bırakmaz.
Proteus güçlü ve gaddar bir yaban domuzuna dönüşür ancak yine kurtulamaz.
Sonunda suya dönüşür, adamların parmaklarının arasına kayıp gidecektir ama adamlar onu bir şekilde bir arada tutmayı başarırlar.
Proteus artık kaçamayacağını kabullendiğinde konuşmaya başlar.
Hangi tanrı öğüt verdi sana Atreus'un oğlu?
Ne diye yakalayıp tuzağa düşürdün böyle beni?
Söyle bakalım isteğin ne?
Menelaus cevaplar.
Neden sorarsın ihtiyar bilmezmişsin gibi?
Nice zamandır tutulup kalmışım bu adada.
Çıkmanın yolunu bulamadım bir türlü.
Öyle daralır ki göğsümde yüreğim.
Sen söyle bilir tanrılar her şeyi.
Beni alıkoyan, yolumu kesen hangi tanrı?
Söyle nasıl döneyim balıklı denizde?
Proteus ona istediği cevabı verir.
Şarap rengi denizde varabilmen için yurduna güzel kurbanlar sunmalıydın yola çıkmadan hem Zeus'a hem öbür tanrılara.
Gitmezsen Zeus'un akıttığı Agiptos ırmağı kıyılarına, orada yaygın gökte oturan ölümsüzlere kutsal yüzük kurbanlar vermezsen nasip olmayacak sevdiklerini görmek sana.
Yüksek çatılı evine baba toprağına kavuşmak nasip olmayacak.
Bunu yaparsan açar tanrılar özlediğin yolu.
Menelaus bir daha sorar.
Nasıl buyurduysan öyle olsun ihtiyar.
Ama sen de söyle bana.
Dost doğru bir bir Nestor'la Troya'dan gelirken gemilerde bıraktığımız akalılar döndüler mi sağ salim?
Aralarında uğursuz ölümle ölenler var mı?
Gemilerin içinde ölenler ya da sevdiklerinin kollarında savaş dönüşü?
Proteus biraz çıkışır.
Atreus oğlu, ne diye sorarsın bunları bana?
Benim bildiklerimi bilme, öğrenme daha iyi.
Öğrenirsen edemezsin gözyaşı dökmeden.
Dostlarının birçoğu kaldıysa birçoğu öldü.
Tunç Sırlı aka önderlerinden ikisi, yalnız ikisi öldü Sıla'ya kavuşmadan.
Sen de bulundun, bilirsin o savaşı.
Üçüncü önder sağ ama engin denizin öbür ucunda, Odysseus'u kastediyor.
Ayas öldü, uzun kürekli gemileri de battı.
İlkin Poseidon sürdü gemilerini Giriya denilen koca kayalara.
Onu da kurtardı denizden.
Athena çok kızıyordu ama ölümden kurtaracaktı gene de onu.
Ama büyük laf etti Ayas.
Bir suç işledi çok ağır.
Kurtuldum dedi. Koca uçurumlarından denizin tanrılar bana vız gelir dedi.
Öyle de bağırdı ki Poseidon duydu bu dediğini.
O saat aldı üç dişli yabasını güçlü ellerine.
Saldırdı Giriya kayasına, böldü onu ikiye.
Bir parçası olduğu yerde kaldı kayanın, bir parçası yuvarlandı denize.
Ayas bu kayanın üstünden savurmuştu küfrü.
Kaya sürükledi onu dalgalı engin denize.
Orada öldü yuta yuta acı suyu.
Proteus, Menelaus'a ayrıca kardeşi Agamemnon'un nasıl öldürüldüğünü, neler yaşadığını da anlatınca Menelaus'un içi paramparça olur.
Tanrı onu yatıştırır.
Yapacak bir şey yok, sen kurbanlarını sun, tanrılara ibadet et, yurduna döneceksin der.
Menelaus onun dediği ırmağın kıyısında tanrılara kurbanlarını sunar, öldüğünü öğrendiği kardeşi Agamemnon içinde temsili bir mezar yapar.
Ve yola çıkar. Öyle güzel bir rüzgar eser ki tıpkı Proteus'un dediği gibi onu dosdoğru ülkesine götürür.
Tanrı Proteus antik dönem şairi Virgil'in eserlerinde de karşımıza çıkar.
Mesela onun anlattığı bir mite göre Apollo'nun oğlu Aristos normalde arıların koruyucusudur.
Ama bir gün arıları birer birer örmeye başlar.
Çok endişelenen Aristos nedenini anlamak için Proteus'u danışır.
Kendi babası kehanet tanrısı olmasına rağmen...
Proteus'a gidiyor. Neyse Proteus ona der ki sen Yürüdike'nin ölümüne sebep olduğun için Tanrılar seni cezalandırıyor.
O yüzden arıların ölüyor.
Nasıl ya der Aristoz.
Ben Yürüdike'ye hiçbir şey yapmadım ki.
Dolaylı olarak yapmışsın der Proteus.
Sen onun yanındaki orman peylerinin dikkatini dağıtmışsın.
Yürüdike de korkup kaçarken yılan ısırmış.
O da zehirlenip Hades'in diyarına gitmiş.
Yani ölmüş. Yürüdikenin ilginç ölümünü ve Orpheus'a dokunaklı aşk hikayesini eski bölümlerden dinleyebilirsiniz.
Alman mistik simyacı Heinrich Kunrath, civa elementini değişken ve esnek yapı sebebiyle Tanrı Proteus'a benzetmiştir.
Ünlü İsviçreli psikolog Carl Jung da Proteus'u kehanet yeteneği ve şekil değiştirme sebebiyle bilinçaltına benzetmiş ve simyanın merkezi ama anlaşılması güç maddesi olan civa
ile benzerliğine dikkat çekmiştir.
Çok sevdiğim Eva Green'in oynadığı 2014 yapımı Penny Dreadful adlı bir dizide Dr.
Frankenstein yarattığı insan yaratığa Shakespeare'in kitaplarından birinden bir isim seçtiriyordu.
O yaratık da Proteus ismini seçiyordu durumuna çok uygun bir şekilde.
Shakespeare Richard gibi bazı eserlerinde değişkenlikten adaptasyondan bahsederken Tanrı Proteus'a gönderme yapmıştır.
Bu bölümde size kaçamak olduğu için gizemli, yalnızlığı ve denizi seven, geçmişi geleceği her şeye gören ama geleceği bilmek kötü etkileyeceği için anlatmayı sevmeyen Tanrı Proteüsü anlattım.
Ne dersiniz? Siz kötü de olsa geleceği bilmek ister miydiniz?
Bana Instagram'dan yazın.
İkso parfümlerini sunduğum Mitolojik İnciler bitti.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
