
Yağmurdan sonra gökyüzünde beliren o rengârenk köprü nasıl oluşuyor? Güneşin beyaz ışığının içinde gerçekten bütün renkler mi saklı?
Bu bölümde minik kaşiflerle birlikte güneş ışığının yağmur damlalarının içinde nasıl bükülüp renklere ayrıldığını keşfediyoruz. Gökkuşağının neden yay şeklinde göründüğünü, aslında nasıl tam bir çember olduğunu, çift gökkuşağını ve geceleri oluşabilen ay kuşağını öğreniyoruz.
Hazırsanız rengârenk keşif başlıyor!
Yeni keşifleri kaçırmamak için podcastimizi takip etmeyi unutmayın 🎧
instagram: @cocuklaricinpodcast
Email: cocuklaricinpodcast@gmail.com
Transkript
Şimdi keşif zamanı, burada sorular hep farklı.
Hazırsan başlıyor bu kez, çocuklar için geliyor bu podcast.
Merhaba minik keşifler ve yağmur yağdıktan sonra çocuklarının elinden tutup gökyüzündeki o muazzam renkleri birlikte arayan sevgili ebeveynler.
Minik keşiflere hepiniz hoş geldiniz.
Ben Pelin. Bugün yönümüzü yine gökyüzüne çeviriyoruz.
Ama bu sefer bulutların arkasındaki o sihirli ve rengarenk köprüye uzanıyoruz.
Çünkü birkaç tane minik kerşifimiz bana çok güzel bir soru göndermiş.
Demiş ki Pelin abla gökyüzündeki o rengarenk gökkuşağı nasıl oluşuyor?
O renkler oraya birdenbire nasıl çıkıyorlar?
Say çocuklar gökkuşağı dediğimiz o devasa renkli köprü nasıl kuruluyor?
Güneş ve yağmur damlaları arkamızdan gizlice nasıl bir oyun oynuyor dersiniz.
İşte bugün gökyüzünün en büyüleyici, en renkli sırlarından birinin peşine düşüyoruz.
Ve harika bir keşif başlıyor.
Hadi gelin önce çok şaşıracağınız bir sırla başlayalım.
Çocuklar, kafanızı kaldırıp güneşe baktığınızda, tabii gözlerinizi acıtmadan, güneş ışığını nerek görüyorsunuz?
Beyaz ya da sarımsı değil mi?
Ama sıkı durun.
Aslında güneş ışığı tek bir renk değildir.
Belki bazılarınız buna şimdiden şaşırmıştır.
Ama aramızdaki bazı süper dikkatli minik kaşifler bu sırrı zaten biliyor.
Hatırladınız mı? Gökyüzü neden mavi bölümümüzde tam olarak bunu konuşmuştuk.
O beyaz ışığın içinde tıpkı gizli bir hazine gibi dünyanın bütün renkleri saklıdır.
Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi hepsi o beyaz ışığın içinde el ele tutuşmuş saklambaç oynar gibi gizlice seyahat ederler.
Biz onları tek başlarına göremeyiz çünkü hepsi bir aradayken bembeyaz görünürler.
Peki bu renkler ne zaman ortaya çıkıyor?
İşte tam da yağmur yağdıktan sonra hani hava hem biraz yağmurlu hem de biraz güneşli olur ya.
İşte tam o an gökyüzünde muazzam bir eğlence başlar.
Yağmur dindikten sonra havada asılı kalan milyonlarca minik yuvarlak yağmur damlası vardır.
Bunları gökyüzündeki minik cambilyeler ya da minicik prizmalar gibi düşünebiliriz.
Güneşin o bembeyaz ışığı bu minik yağmur damlalarının içine girerken yön değiştirir ve hafifçe bükülür.
Sonra damlanın içinden sekip dışarı çıkarken bir kez daha yön değiştirir.
İşte tam o sırada olanlar olur.
El ele tutuşan o gizli renkler artık birbirinden ayrılmaya başlar.
Çünkü her renk damlanın içinde biraz farklı yöne doğru kıvrılır.
Kırmızı biraz daha az bükülürken mor biraz daha fazla bükülür.
Damlanın dışına çıktıklarında artık hepsi sıraya dizilmiştir.
Biz gökkuşağına baktığımızda kırmızıyı en dışta moru ise en içte görürüz.
Aslında her bir yağmur damlası bütün renkleri oluşturur.
Ama bizim gözümüze o damladan yalnızca doğru açıyla gelen tek bir renk ulaşır.
Milyonlarca yağmur damlası hep birlikte çalışınca da gökyüzünde o devasa rengarenk gökkuşağı köprüsü kurulmuş olur.
Evet minik kaşifler.
Gökkuşağının sırrını çözdük sayılır ama işin içinde daha bir sürü gizem var.
Şimdi size gökkuşağıyla ilgili duyunca vay canına diyeceğiniz şeyler anlatacağım.
Hazır mısınız? Sıkı durun çünkü bunları belki büyüklerimiz bile bilmiyor olabilir.
Mesela hiç fark ettiniz mi?
Gökkuşağını her yerde göremezsiniz.
Bunun için güneşin tam olarak arkanızda Yağmurun ise önünüzde olması gerekir.
Neden mi? Çünkü güneş ışığı arkanızdan gelip önünüzdeki yağmur damlalarına çarpıyor.
Sonra oradan yansıyan renkler geri gelip gözlerinize ulaşıyor.
Güneş önünüzde olsaydı bu ışıklar size hiç ulaşamazdı ve gökkuşağı da görünmezdi.
Şimdi gelin size daha da şaşırtıcı bir şey söyleyeyim.
Biz gökkuşağını hep gökyüzünde yarım bir yay şeklinde görürüz değil mi?
Ama aslında gökkuşakları yarım değildir.
Onlar tamamen yuvarlaktır.
Yani devasa birer çemberdir.
Biz dünyadan baktığımızda yerdeki toprak onun alt kısmını görmemizi engeller.
Ama bir gün uçağa binerseniz ve gökyüzünde bir gökkuşağı oluşursa pencereden baktığınızda gökyüzünde süzülen devasa tam bir daire görebilirsiniz.
Bir de şunu duyunca çok şaşıracağınızı düşünüyorum.
Dünyada hiç kimse sizinle aynı gökkuşağını göremez.
Çünkü herkes farklı bir yerde durur ve o yüzden herkesin gözüne ulaşan ışık da farklıdır.
Yani yanımızda bir arkadaşımızla aynı gökkuşağına baktığımızı sansak da bambaşka bir gökkuşağı görüyoruzdur.
Hatta ona doğru koşup dokunmaya çalışsanız bile asla başaramazsınız.
Çünkü siz yürüdükçe gözünüze ışık gönderen yağmur damlaları da değişir.
Bu yüzden gökkuşağı hep sizden aynı uzaklıktaymış gibi durur.
Peki ya gökyüzünde aynı anda iki tane gökkuşağı gördüyseniz?
Buna çift gökkuşağı denir.
Bu ışık yağmur damlasının içinde bir kere değil de iki kere yansıdığında oluşur.
Ve en ilginci o ikinci gökkuşağının renkleri tam tersi sıradadır.
Mor en dışta, kırmızı en içtedir.
Evet çocuklar bu bölüm biraz sırlarla dolu oldu.
Ama kapanışı yapmadan önce size son bir sır daha vereyim.
Gökkuşağı görmek için güneşe bile ihtiyacımız yokmuş aslında.
Çok nadir de olsa gece gökyüzünde kocaman bir dolunay varken yağmur yağarsa ay ışığıyla da bir gökkuşağı oluşabiliyor.
Bilim insanları buna ay kuşağı diyor.
Onun da renkleri var aslında ama...
Gözlerimiz geceleyin bu renkleri seçemediği için bize soluk beyaz gibi görünüyor.
İşte böyle minik keşifler.
Gökkuşağı aslında gökyüzünün bize yaptığı harika bir sihirbazlık numarasıdır.
Güneş ışığı havada asılı kalan o minicik yağmur damlalarını adeta minicik prizmalar gibi kullanır.
İçindeki gizli renkleri ortaya çıkarır.
Ve her birimize özel o rengarenk şöleni sunar.
Şimdi her hafta olduğu gibi yine size çok eğlenceli bir sorum var.
Eğer gökkuşağının renklerini siz seçebilseydiniz ve oraya yepyeni hiç olmayan gözümüzle hiç görmediğimiz bir renk ekleyebilseydiniz bu hangi
renk olurdu? Belki parıl parıl parlayan bir sim rengi ya da fosforlu bir gece mavisi.
gökyüzündeki o kocaman renkli çemberin hangi renklerle kaplanmasını istediğinizi bana bildirmeyi unutmayın.
Eğer sizin de aklınıza takılan ve Pelin abla bu neden böyle dediğiniz harika sorularınız varsa her zamanki gibi anne ya da babanızın kulağına fısıldayabilirsiniz.
Onlar da instagramdan çocuklar için podcast hesabına yazıp yeni bölüm fikirlerini bana ulaştırabilirler.
Haftaya yeni bölümümüzde görüşmek üzere.
Merakla kalın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
