
Uyku neden gelir? Göz kapaklarımız ağırlaşırken beynimizin içinde neler oluyor? Bu bölümde minik kaşiflerle birlikte yorgunluk tozlarını, gece çalışan gizli temizlik ekibini, büyüme hormonunu ve uykunun bizi yeni güne nasıl hazırladığını keşfediyoruz. Hazırsanız keşif başlıyor!
Yeni keşifleri kaçırmamak için podcastimizi takip etmeyi unutmayın 🎧
instagram: @cocuklaricinpodcast
Email: cocuklaricinpodcast@gmail.com
Transkript
Şimdi keşif zamanı, burada sorular hep farklı.
Hazırsan başlıyor bu kez, çocuklar için geliyor bu podcast.
Merhaba minik keşifler ve her gece haydi yatağa dedikten 15 dakika sonra kendini çocuğunun yatağının kenarında ondan önce uyuyakalmış olarak bulan sevgili ebeveynler, minik keşiflere
hepiniz hoş geldiniz.
Ben Pelin. Bugün...
Çok ama çok ilginç bir o kadar da gizemli bir sorunun peşine düşüyoruz.
Hani akşam olunca gözlerimiz yavaş yavaş ağırlaşır, esnemeye başlarız.
Annemiz babamız hadi bakalım uyku vakti der ama biz oradan ya 5 dakika daha lütfen diye sesleniriz ya.
İşte tam o an vücudumuzun içinde neler olduğunu hiç merak ettiniz mi?
Neden uykunuz gelir?
Beynimiz sıkıldığı için mi?
Yoksa pillerimiz bittiği için mi?
Cevabı hem çok şaşırtıcı hem de çok akıllıca.
Hazırsanız göz kapaklarımızı biraz aralıyoruz ve neden uyumak zorunda olduğumuz sorusunun peşine düşüyoruz.
Ve keşif başlıyor.
Aslında her şey sabah gözünüzü ilk açtığımız andan itibaren başlıyor çocuklar.
Siz farkında olmadan beynimizin içinde minik minik bir şeyler birikmeye başlar.
Bilim insanları buna ne diyor biliyor musunuz?
Hadi birlikte eceleyelim.
A-D-NO-ZİN Söylemesi biraz tekerleme gibi ama biz buna kısaca yorgunluk tozu da diyebiliriz.
Gün boyunca koştukça, saklambaç oynadıkça yeni şeyler düşünüp güldükçe bu görünmez toz beynimizde birike birike çoğalır.
Tozlar o kadar çoğalır ki akşam olunca beyniniz o yükü taşıyamaz ve der ki Evet, yorgunluk tozları çok birikti.
Bu kâşifin hemen dinlenmesi gerekiyor.
Hani bazen de akşam yemeğinde masada öylece kalakalırsınız.
Gözleriniz kendiliğinden kapanır ya, işte o an o yorgunluk tozunun göz kapaklarımıza oturup hadi artık kapat gözlerini diye fısıldadığı andır.
Peki ya uyuduğumuzda ne oluyor?
Siz gözlerinizi kapattığınız an...
içinizde muazzam bir gece fabrikası çalışmaya başlıyor.
Şimdi şöyle hayal edelim çocuklar.
Gece herkes yatağına çekildiğinde şehrin çöp kamyonları sokaklara çıkar ve her yeri pırıl pırıl temizlerken işte siz uyuduğunuzda da beyninizin içindeki o
özel temizlik ekibi işbaşı yapıyor.
Gün boyunca koşturmaktan beyninizde biriken bütün o yorgunluk tozlarını dağınıklıkları süpürüp dışarı atıyorlar.
Sabah uyandığınızda kafanızın o mis gibi hafif hissetmesinin sırrı işte bu gizemli temizlik ekibe.
Üstelik sadece temizlik de yapmıyorlar.
Beynimiz aynı zamanda harika bir arşivci.
Gün boyu okulda öğrendiğimiz o yeni şarkıyı, öğretmenimizin anlattığı o ilginç bilgiyi ya da oynadığımız oyunun kurallarını siz uyurken beyniniz tek tek alıyor
ve hafıza çekmecelerine düzenli bir şekilde yerleştiriyor.
İşte bu yüzden güzelce uyuyan çocuklar ertesi gün her şeyi çok daha kolay hatırlar.
Yani uyku bir nevi beynimizin bilgileri kaydetme tuşudur.
Ve şimdi en sihirli kısma geliyoruz.
Hani annelerimiz hep uyursan büyürsün der ya.
Çocuklar bu bilgi sadece bir tekerleme değil, bilimsel olarak da tamamen doğru.
Vücudumuzun içinde bizi uzatan, kemiklerimizi güçlendiren sihirli bir büyüme hormonu var.
Ama bu hormonun çok acayip bir huyu var.
En yoğun çalışmasını gece, derin uyku sırasında yapıyor.
Siz ne zaman derin bir uykuya dalsanız o sihirli iksir vücudunuza yayılmaya başlıyor.
Bilim insanları keşfetmiş ki çocukların büyümesini sağlayan bu gücün neredeyse tamamı gece biz uykudayken salgılanıyor.
Yani siz rüyalarda uçarken boyunuz uzuyor, kaslarınız güçleniyor.
Sadece boyunuz da uzamıyor çocuklar.
Gündüz parkta koşarken dizinizi ne kanattınız?
Ya da biraz yoruldunuz mu?
Siz uyurken içinizdeki o küçük tamir ekibi hemen işe koyuluyor, yaraları iyileştiriyor, yorulan kasları onarıyor.
Tabi bir de daha önceki.
Hasta olunca vücudumuzda ne olur?
Bölümümüzden çok çok iyi tanıdığınız o mikroplarla savaşan kahraman beyaz pelerinli ak yuvar askerlerimiz var.
Hatırladınız değil mi onları?
İşte o cesur askerlerimiz en güçlü savaşlarını aslında siz uykudayken veriyor.
Eğer az uyursanız bu askerler yorgun düşüyor.
Ama güzelce uyursanız hepsi birer süper kahramana dönüşüyor ve mikropları tek tek dışarı atıyor.
Bu yüzden uykusunu tam alan çocuklar çok daha az hasta oluyorlar.
Yani minik kaşifler uyku aslında dünyadan kopmak ya da sıkıcı bir mola vermek değil.
Tam tersine vücudumuzun gizlice en çok çalıştığı bizi bir sonraki güne bir süper kahraman gibi hazırladığı o en büyülü zamandır.
Beynimiz dinleniyor, hafızamız tazeleniyor, boyumuz uzuyor ve yaralarımız iyileşiyor.
Hepsi siz tatlı rüyalara dalarken oluyor.
Bir dahaki sefere yatağa gitme vakti geldiğinizde ve içinizden ama ben hiç uyumak istemiyorum ki diye geçirdiğinizde İçinizdeki o muhteşem gece fabrikasının kapılarını
açmak için sabırsızlandığını düşünün.
Olur mu? Şimdi, yine kapadışı yapmadan önce size çok eğlenceli bir sorum var.
Eğer bu gece siz uyurken beyniniz sizinle konuşabilseydi ve o gece fabrikasında sizin için neler yaptığını anlatsaydı, sabah kalktığında size ne söylemesini isterdiniz?
Hepsini temizledim.
Hadi harika bir gün seni bekliyor mu derdi.
Yoksa boyunu biraz daha uzattım hadi yine iyisin mi derdi.
Sizin o eğlenceli gece fabrikası hikayelerinizi duymayı çok isterim.
İsterseniz bu soruyu anne ya da babanıza da sorun.
Bakalım onların gece fabrikasında neler oluyormuş.
Bir sonraki heyecan dolu maceramızda bambaşka bir gizemi keşfetmek üzere.
Merakla kalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
