
Bu bölümde minik kâşiflerle birlikte buz devrine yolculuk yapıyor, dev dişli mamutların dünyasını keşfediyoruz. Peki bu tüylü devler neden artık aramızda değil? Fosiller, paleontologlar ve fillere uzanan şaşırtıcı bir hikayeyi dinliyoruz.
Yeni keşifleri kaçırmamak için podcastimizi takip etmeyi unutmayın 🎧
instagram: @cocuklaricinpodcast
Email: cocuklaricinpodcast@gmail.com
Transkript
Şimdi keşif zamanı, burada sorular hep farklı.
Hazırsan başlıyor bu kez, çocuklar için geliyor bu podcast.
Merhaba minik kaşifler ve çocuklarının bitmek bilmeyen enerjisine yetişmeye çalışırken soğuk kahve içmeye alışan sevgili ebeveynler.
Minik kaşiflere hepiniz hoş geldiniz.
Ben Pelin. Bugün yanımıza en kalın montlarımızı, en pafuduk atkılarımızı ve eldivenlerimizi alıyoruz.
Çünkü zaman makinemizin yönünü dünyamızın tamamen devasa buzlarla kaplı olduğu o heyecanlı döneme yani buz devrine çeviriyoruz.
Şimdi gözlerimizi kapatalım ve birlikte hayal edelim.
Her yer bembeyaz ve bu beyazlığın içinde şimdiki fillere benzeyen ama sırtlarında sıcacık kahverengi kürkleri olan kocaman canlılar yürüyor.
Peki onlar kimler dersiniz?
Evet bildiniz.
Dev gibi dişleri ve kocaman hortumlarıyla yeri sarsan o efsanevi mamutlar.
E tabi insan düşünmeden edemiyor.
Madem bu tüylü devler o zorlu buzların arasında yıllarca neşeyle yaşadılar.
Neden şu an sokakta yürürken bir mamutla karşılaşmıyoruz?
Ne oldu bu koca küklü mamutlara?
Hazırsanız bu gizemli beyaz macerayı çözmek için yola çıkıyoruz ve keşif başlıyor.
Şimdi... Yine herkes gözlerini bir andığına kapatsın ve o soğuk rüzgarın sesini duymaya çalışsın.
Etraf o kadar beyaz ki göz alabildiğine kar tepeleri var.
Ve bu karlı yollarda devasa mamut sürüleri küt diye ağır adımlarla yürüyerek karları eziyorlar.
Sırtlarındaki o kalın kürkler sayesinde hiç ama hiç üşümüyorlar.
Ve yüzlerindeki yukarı doğru kıvrılan o upuzun dev dişleri var.
Peki o dev dişler ne işe yarıyordu dersiniz?
Mahmutlar o dişlerini tıpkı bir kar küreği gibi kullanıyorlardı.
Yerdeki karları pıt diye kenara itip altındaki lezzetli otları bulup karınlarını doyuruyorlardı.
Yani kendi kürekleri hep yanlarındaydı.
Bu sevimli devlerin hepsinin kendine göre bir yaşamı vardı.
Karların altında buldukları otlara, dallara bayılırlardı.
Yani sadece bitki yemeyi severlerdi.
O nedenle de biz onlara otçul diyoruz.
Ama bir gün dünyamızın o soğuk masalı yavaş yavaş değişmeye başladı.
O upuzun buz devri bitti ve güneş dünyamızı daha çok ısıttı.
Havalar ısınınca o çok sevdikleri karlar ve buzlar yavaşça eridi.
Yerini yemyeşil çimenlere bıraktı.
Şimdi şöyle düşünelim çocuklar.
Hava dışarıda sıcacık olmuş ama sizin üzerinizde dünyanın en kalın en pofuduk montu var.
Hemen o montu çıkarmak istersiniz değil mi?
Ama mamutlar sırtlarındaki o kalın tüylü kürklerini üzerlerinden asla çıkaramadılar.
Hava onlar için fazla sıcak oldu ve çok terlediler.
Üstelik karlar eriyince o eski, alışık oldukları ve karınlarını doyuran özel bitkiler de artık büyümez oldu.
Maalesef bu tüylü dev arkadaşlarımız hem havaların ısınması hem de yiyeceklerin bu büyük değişime ayak uyduramamasından dolayı zamanla yok oldular.
Ama hikaye burada bitmedi.
Mamutlar dünyadan gitse de arkalarında izler bıraktılar.
Buzların altında, toprağın derinliklerinde.
Gizemli mağaraların içinde çok çok uzun yıllar boyunca saklanan izlerdi bunlar.
Biz de bunlara fosil diyoruz.
Peki bu gizemli izlerin peşinden kim gidiyor dersiniz?
Tabii ki dinozor bölümümüzden de adını çok iyi bildiğiniz o geçmiş zamanın dedektifleri.
Hatırladınız değil mi?
Hadi hep beraber söyleyelim.
Paleontologlar. Evet siz zaten bu havalı ismi çoktan öğrenmiştiniz.
İşte o paleontologlar toprağı kazıp bu tüylü dostlarımızın fosillerini buldukça bizim bile tahmin edemeyeceğimiz harika şeyler keşfettiler.
Mesela bu tüylü devler dünyamızda 4 milyon yıl önce yaşamaya başlamışlar.
Ve onların dünyadaki bu uzun yolculuğu bundan 4000 yıl öncesine kadar devam etmiş.
Şimdi sıkı durun.
Size bu zamanı daha iyi anlatabilmek için harika bir sır vereceğim.
Hani o kitaplarda, filmlerde gördüğümüz Mısır'daki kocaman piramitler var ya, işte o piramitler inşa edilirken dünyamızın bir köşesinde hala canlı canlı yürüyen,
otlanmaya devam eden son mamutlar vardı.
Yani biz insanlar o dev taşları üst üste koyup piramit yaparken yeryüzünde hala yaşayan son mamutlar bize komşuluk ediyordu.
Biz bunları bilim insanlarının araştırmaları sayesinde biliyoruz.
Bilim insanları aynı zamanda mamutların o devasa kıvrık dişlerini incelemişler ve ne bulmuşlar biliyor musunuz?
Tıpkı yaşlanan bir ağacın gövdesindeki halkalar gibi mamutların dişlerinin içinde de halkalar varmış.
Paleontologlar bu halkalara bakarak bir mamutun kaç yaşında olduğunu anlayabiliyorlarmış.
Peki şimdi sıkı durun size bir sürprizim var.
Aslında mamutlar tamamen yok olmadı.
Evet yanlış duymadınız.
Hani o mamutların çok sevdiğimiz hortumlu büyük kulaklı akrabaları vardı ya işte o aileden bazıları dünyamız ısındıkça tüylerini döktüler.
Sıcak havaya alıştılar ve bugünkü o çok sevdiğimiz sevimli Asya ve Afrika fillerine dönüştüler.
Yani bugün bir belgeselde koca kulaklı uzun hortumlu bir fil gördüğümüzde aslında eski buz devrinin o tüylü mamutlarının yaşayan en yakın akrabalarını izliyorsunuz.
Yani onlar hala bir şekilde dünyamızdalar.
Şimdi size bir sorum var.
Eğer evinizin bahçesinde bir mamut yaşasaydı, onunla ne oynamak isterdiniz?
O kocaman kar küreği gibi dişleriyle size dev bir kardan şato yapmasını mı isterdiniz?
Yoksa o yumuşacık kürkün altına girip saklambaç oynamayı mı?
Cevaplarınızı bekliyorum.
Bir sonraki bölümde başka bir sırrı keşfetmek üzere.
Merakla kalın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
