
Kemerlerinizi bağlayın minik kaşifler, tam 65 milyon yıl geriye gidiyoruz! 🦖
Dünyanın bir zamanlar hakimi olan o dev dostlarımıza ne oldu? Gerçekten tamamen yok mu oldular, yoksa bize bir yerlerden göz mü kırpıyorlar? Göktaşından kuşlara uzanan bu gizemli yolculukta, dinozorların sırrını beraber çözüyoruz. Hazırsanız dev adımların sesini takip edelim!
📸 En sevdiğiniz dinozoru bize yazın:
instagram: @cocuklaricinpodcast
email: cocuklaricinpodcast@gmail.com
Transkript
Şimdi keşif zamanı, burada sorular hep farklı.
Hazırsan başlıyor bu kez, çocuklar için geliyor bu podcast.
Merhaba sevgili çocuklar ve sevgili ebeveynler.
Minik keşiflere hoş geldiniz.
Ben Pelin. Bugün sizinle çok ama çok eski bir zamana gideceğiz.
O kadar eski ki etrafta ne evler var ne bindiğimiz arabalar.
Ne de bugün yürüdüğümüz yollar.
Hatta insanlar bile henüz ortada yok.
Peki o zaman bu dünyada kimler vardı dersiniz?
Evet bildiniz, dev gibi boylarıyla, ilginç sesleriyle dinozorlar.
E tabi hemen aklımıza şu soru gelebilir.
Uzun yıllar yaşayan bu devasa canlılar, neden şu an onları sokakta göremiyoruz?
Ne oldu bir dinozorlara?
Evet hazırsanız bugünkü sorumuzu yanıtlamak için keşfe başlıyoruz.
Şimdi... Herkes gözlerini bir anlığına kapatsın.
Hayal edin, etraf yemyeşil, ağaçlar apartman boyunda ve bu koca ağaçların arasında dev dinozorlar dolaşıyor.
Bazıları uzun boyunlu, hani şu en tepedeki taze yapraklara bile pıt diye uzananlardan.
Bazıları çok hızlı koşuyor, bazıları ise o meşhur keskin dişleriyle çok güçlü görünüyor.
Bu çeşit çeşit dinozorların hepsinin kendilerine göre bir yaşamı var.
Bazıları sadece bitki yemeyi seviyordu.
Dallara ve otlara bayılıyorlardı.
Biz onlara herbivor yani otçul diyoruz.
Bazıları ise et yiyerek besleniyorlardı.
Onlara da karnivor yani etçil diyoruz.
Hepsi kendi dünyasında kendi macerasındaydı.
Ama günlerden bir gün çok uzaklardan Uzayın derinliklerinden gelen dev bir kaya parçası dünyaya güm diye çarptı.
Öyle bir çarpma ki bu her yer toz duman oldu.
Gökyüzü kapkara bulutlarla kaplandı.
Hani bazen yağmur yağacakken hava kararır ya işte onun çok daha koyusunu düşünün.
O kadar çok toz ve duman oldu ki güneşin o sıcacık ışıkları dünyamıza ulaşamaz oldu.
Güneş gelemeyince dünya çok ama çok soğudu.
Bitkilerde güneş yoksa biz de büyüyemeyiz deyip azalmaya başladılar.
Dinozorların alışık olduğu o sıcak ve yeşil dünya artık çok farklıydı.
Maalesef birçoğu bu yeni dünyaya ayak uyduramadı ve zamanla onları göremez olduk.
Ama tabii hikaye burada bitmedi.
Dinozorlar dünyadan gitse de arkalarında izler bıraktılar.
Toprağın altında, taşların içinde çok çok uzun yıllar boyunca saklanan izlerdi bunlar.
Bunlara fosil diyoruz.
Peki bu fosilleri kim buluyor dersiniz?
Bu gizemli izlerin peşinden giden bilim insanlarına paleontolog deniyor.
Söylemesi biraz zor ama çok havalı değil mi?
Paleontolog. Onlar adeta geçmiş zavanın detektifleri gibi.
Yani bugün dinozorları göremesek de onların hikayesini bu fosiller ve paleontologlar sayesinde öğreniyoruz.
Şimdi size bir sürprizim var.
Aslında dinozorların hepsi kaybolmadı.
Evet evet yanlış duymadınız.
Kocaman gövdeleri yavaş yavaş küçüldü ve hafifledi.
Vücutları onları sıcak tutacak yumuşacık tüylerle kaplandı.
Sonra bir baktılar ki bu tüyler ve hafifleyen kollar sayesinde yerden havalanabiliyorlar.
Evet yanlış duymadınız.
Gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz kuşlar, mesela penceremize konan o minik serçeler, parkta gördüğümüz güvercinler hatta tavuklar hepsi o dev dinozorların
çok ama çok uzak torunları.
Yani bugün bir kuşa baktığımızda aslında ben hala buradayım diyen çok eski bir hikayenin devamını izliyorsunuz.
Şimdi size bir soru.
Sizin favori dinozorunuz hangisi?
İsterseniz bu soruyu anne ya da babanıza da sorun.
Bakalım onlar hangisini daha çok seviyormuş?
Belki birlikte bir kuşa bakarsınız sonra ve acaba bu hangi dinozorun torunu diye birlikte hayal edersiniz.
Çünkü unutmayın ki bazı hikayeler bitmez.
Sadece iz bırakır ve değişerek devam eder.
Bir sonraki bölümde başka soruları keşfetmek üzere.
Merakla kalın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
