
Gökyüzünde süzülen bulutlar gerçekten hafif mi, yoksa sandığımızdan çok daha ağır mı? ☁️
Bu bölümde bulutların aslında minicik su damlacıklarından oluştuğunu, neden bazen beyaz bazen de kara göründüklerini keşfediyoruz. Üstelik tek bir bulutun yüzlerce ton ağırlığında olabileceğini öğreniyoruz!
Peki bu kadar ağır bulutlar neden düşmez? Sıcak havanın görünmez gücü onları nasıl yukarıda tutar, ve ne zaman yağmur olarak yeryüzüne inerler?
🎧 Gelin, bulutların bu şaşırtıcı sırrını birlikte keşfedelim!
Yeni bölümleri kaçırmamak için takip etmeyi unutmayın!
instagram: @cocuklaricinpodcast
Transkript
Şimdi keşif zamanı, burada sorular hep farklı.
Hazırsan başlıyor bu kez, çocuklar için geliyor bu podcast.
Merhaba minik keşifler ve her keşfin sonunda binlerce soru yanıtlayan sevgili ebeveynler.
Minik keşiflere hepiniz hoş geldiniz.
Ben Pelin. Bugün yine şöyle bir gökyüzüne bakıyoruz.
Hani o bazen bembeyaz bir koyuna ya da kocaman bir kalbe benzediği için gülümsediğimiz, hatta bazen de kapkara olup bizi şaşırtama bulutlar var ya.
Hiç düşündünüz mü?
Bu bulutlar çok mu hafif de gökyüzünde böyle duruyor?
Nasıl oluyor da başımıza küt diye düşmüyor?
Neden havaya atılan bir taş gibi yere çakılmak yerine gökyüzünde süzülüp duruyorlar?
Hazırsanız bulutların bu sihirli dengesinin peşine düşüyoruz ve keşif başlıyor.
Çocuklar bulutların neden düşmediğini anlamak için önce onların ne olduğunu bilmemiz gerek.
Bulutlar dev bir pabuk yığını gibi görünse de aslında öyle değiller.
Bulutlar aslında gökyüzünde bir araya gelmiş minicik hatta gözle görülmeyecek kadar küçük su damlacıklarıdır.
Bu minicik damlacıklar o kadar küçüktür ki Havanın içinde asılı kalabilirler.
Tıpkı odanın içinde uçuşan minicik tosthanelerini güneş vurduğunda görmemiz gibi.
Onlar da yere düşmek yerine havada dans ederler.
Peki neden bazı bulutlar bembeyaz ve pofudukken bazıları kapkara ve ciddidir?
Aslında işin sırrı güneş ışığında.
Beyaz bulutlar incedir.
İçindeki su damlacıkları birbirine uzaktır.
Güneş ışığı aralarından rahatça geçer ve bize beyaz pamuk gibi gözükürler.
Ama bazı bulutlar vardır ki içleri su damlalarıyla tıka basa dolar.
O kadar çok damla bir araya gelir ki güneş ışığı artık bu kalabalığın içinden geçip aşağıya ulaşamaz.
Işık geçemeyince de bulut bize aşağıdan kapkara veya gri görünür.
Yani kara bulutlar aslında bize suyla doluyum artık ağırlaştım.
Her an yağmur yağdırabilirim mesajı verirler.
Peki bu bulutlar ne kadar ağır olabilir dersiniz?
Sıkı durun minik keşifler.
Çünkü bu bilgiye çok şaşıracaksınız.
O gökyüzünde tüy gibi süzülen tek bir bulutun içinde yaklaşık 500 ton su olabilir.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Yaklaşık 100 tane dev filin ağırlığı kadar demek.
Yani o gün güneşin önünden geçen bir bulut aslında tepemizde 100 tane fil taşıyor kadar ağır olabilir.
İşte o kara bulutlar bu dev ağırlığı artık taşıyamayacak kadar dolduğunda bize o meşhur yağmur sürprizini yaparlar.
Şimdi bunları öğrendiğimize göre aslında bu kadar ağır olan bulutları havada tutan şey ne olabilir?
Hatırlıyor musunuz?
Gemiler neden batmaz bölümünde suyun kaldırma kuvvetinden bahsetmiştik.
Suyun kaldırma kuvveti varken gökyüzünde de sıcak havanın itme gücü var.
Güneş dünyayı ısıttığında yerdeki sıcak hava tıpkı görünmez bir merdivenle yukarıya doğru tırmanmaya başlar.
İşte bu yukarı çıkan sıcak hava bulutun içindeki o minicik su damlacıklarını alttan sürekli yukarı ittirir.
Bulut aşağıya inmek istese de alttan gelen o sıcak hava dur bakalım senin yerin burası diyerek onu gökyüzünde tutar.
Bulutlar ne zaman düşer biliyor musunuz?
O kara bulutların içindeki damlacıklar artık birleşip o kadar ağırlaşır ki alttaki sıcak hava onları yukarıda tutmak için çok çaba harcasa da artık çok büyük
oldukları için havanın gücü onları taşımaya yetmez.
İşte o an yer çekimi...
Sıra bendeder ve yağmur yağmaya başlar.
Yani anlayacağınız çocuklar, bulutlar gökyüzünde harika bir denge oyunu oynuyorlar.
Yeryüzünden yükselen sıcak hava o minicik bulut damlacıklarını görünmez bir el gibi yukarı doğru ittiriyor ve düşmelerine izin vermiyor.
İşte bu sayede bulutlar havada dans eder gibi süzülebiliyorlar.
Ama ne zamanki bulutun içindeki o damlacıklar birbirine sarılıp çok ağırlaşıyor, Ve hava soğumaya başlıyor.
İşte o zaman alttaki hava artık onları taşıyamıyor.
Gücü yetmeyince de bulutlar bize yağmur olarak misafirliğe geliyorlar.
Yani yağmur aslında bulutun ben artık çok ağırlaştım biraz hafiflemem lazım deme şeklidir.
Şimdi size bir merak sorusu.
Eğer bir bulutun üzerine oturabilseydiniz o bulutla dünyanın neresine yolculuk yapmak isterdiniz?
Cevaplarınızı bekliyorum.
Bir sonraki bölümde başka bir soruyu keşfetmek üzere.
Merakla kalın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
