
Bazen denizin ortasına bakarız ve dev gemilerin suyun üzerinde süzüldüğünü görürüz. Binlerce ton ağırlığındaki bu kocaman makineler, içlerinde insanlar, arabalar ve eşyalarla birlikte nasıl oluyor da batmadan yüzüyor? 🚢
Bu bölümde minik kaşiflerle birlikte gemilerin suyun kaldırma kuvvetiyle nasıl yüzdüğünü keşfe çıkıyoruz. Geminin gövdesi neden içi boş gibi tasarlanır, su onu nasıl yukarı iter ve taşlar neden batar? Hepsini çocukların kolayca anlayacağı şekilde anlatıyoruz.
Yeni keşifleri kaçırmamak için podcasti takip edin.
Instagram: @cocuklaricinpodcast
Email: cocuklaricinpodcast@gmail.com
Transkript
Şimdi keşif zamanı, burada sorular hep farklı.
Hazırsan başlıyor bu kez, çocuklar için geliyor bu podcast.
Merhaba minik kaşifler ve çocuklarının merakına hayran olan sevgili ebeveynler.
Minik kaşiflere hepiniz hoş geldiniz.
Ben Pelin. Bugün hep birlikte şöyle bir deniz kıyısına gidiyoruz.
Ve denizin ortasındaki o devasa gemilere bakıyoruz.
Şöyle bir düşünelim.
Elimize küçücük bir taş alsak ve denize fırlatsak.
Pıt diye hemen dibe çöker.
Ama o binlerce ton ağırlığındaki kocaman demirden yapılmış dev gemiler suyun üzerinde bir örnek gibi yüzüyorlar.
Peki bu nasıl oluyor?
Küçücük bir taş batarken içinde binlerce insanın, arabanın, eşyanın olduğu bu dev makineler neden denizin dibine gitmiyor?
Yoksa gemilerin altında bizden sakladıkları görünmez can simitleri mi var?
Hazırsanız gemiler neden batmaz sorusunun peşine düşüyoruz ve keşif başlıyor.
Aynı uçaklarda olduğu gibi bir geminin yüzmesi için aslında sihirli güçlere ihtiyacı yok.
Her şey suyun bir huyuyla ilgili.
Su aslında çok yardımseverdir.
Üzerine bir şey koyduğunuzda onu aşağıdan yukarıya doğru itmeye başlar.
Biz buna suyun kaldırma kuvveti diyoruz.
Ama suyun sizi taşıması için ona biraz yer açmanız gerekir.
Gemiler suyun içinde kendilerine kocaman bir yer açacak şekilde tasarlanırlar.
Geminin o devasa gövdesi aslında içi boş bir kase gibidir.
İçi sadece hava ile doludur.
İşte işin sırrı burada.
Gemi suya girdiğinde çok büyük bir alanı kaplar.
Yani çok fazla suyun yerini değiştirir.
Eğer geminin kenara ittiği o suyun ağırlığı geminin kendi ağırlığına eşit olursa su tamam seni taşıyabilirim der ve gemi batmadan yüzmeye başlar.
Bunu daha iyi anlamak için birlikte bir hayal kuralım.
Elinizde boş bir plastik şişe var.
Onu suyun içine bastırmaya çalışın.
Ne kadar zor değil mi?
Su onu sürekli yukarı fırlatır.
İşte gemiler de tıpkı o boş şişe gibidir.
İçindeki o devasa hava boşluğu sayesinde gemi aslında çok geniş bir yer kaplar ama ağırlığı o kadar da fazla değildir.
Su da onu aşağıdan güçlü bir el gibi yukarı iter.
Peki ya o küçücük taş neden batıyor?
Çünkü taşın içinde hava yok.
Her yeri dolu. Suya girdiğinde kenara ittiği suyun ağırlığı kendi ağırlığına yetmiyor.
Su onu taşıyamıyor ve taş pıt diye dibe iniyor.
Ama gemi kocaman hava dolu gövdesiyle çok fazla suyu kenara itip kendine yer açtığı için su ona yardım ediyor ve onu sırtında taşıyor.
Peki çocuklar bir gemi ne zaman batar biliyor musunuz?
Eğer geminin o devasa hava dolu gövdesinde bir delik açılırsa ve içeri su dolmaya başlarsa işte o zaman o hafif hava dışarı kaçar.
Gemi suyla dolarak ağırlaşır.
Artık kenara ittiği sudan daha ağır hale geldiği için su onu yukarı itemez.
İşte bu yüzden gemiyi yüzdüren asıl şey demir değildir.
İçinde o kocaman yer kaplayan hafif havadır.
Yani anlayacağınız çocuklar, gemiler aslında suyla bir denge oyunu oynuyorlar.
Su aşağıdan itiyor, gemi ise kapladığı o kocaman yerle yukarıda kalıyor.
Şimdi size bir sorum var.
Eğer siz masmavi denizlerde süzülen dev bir gemi olsaydınız gövdenizde neler taşımak isterdiniz?
En sevdiğiniz oyuncakları mı yoksa çeşit çeşit sağlıklı yiyecekleri mi?
Cevaplarınızı bekliyorum.
Bir dahaki sefere denizde kocaman bir gemi gördüğünüzde onun suyun içinde kendine nasıl kocaman bir yer açtığını hayal edin.
Unutmayın. Bazen en ağır şeyleri bile suyun üzerinde tutan şey kapladıkları o devasa alan ve içlerindeki hafifliktir.
Bir sonraki keşfimizde görüşmek üzere.
Merakla kalın, hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
