
Meld Club’ın podcast serisi “Biraz Anlatır mısın?” ikinci bölümüyle yayında.Meld Club kurucuları Müge Bezgin ve Zeynep Eliçin soruyor,Talya Nisari olduğu gibi anlatıyor.
Assembly katkılarıyla çekilmiştir.
Meld Club üye formu:
https://forms.gle/SsUhFhvo8ex2C8YU7
İletişim: info@podcastbpt.com
Transkript
TikTok tamam çok daha rahatım, uyandığım gibi bir şey koyarım.
Ama Instagram uğraşılmış bir portfolyo benim için.
Çalışan kadınların en önemli şeyi yani.
O tatminlik ismini alınca o gün müthiş.
Şu an bir Mac yazıyor, çekilse falan.
Öyle bir şey değil. Çok güzel bir ailem var ve hep benim destekçimler.
En büyük de bence şansım bu.
Herkesin başına şey gelmiyor.
Twitter caption olup da ya ne bileyim magazine çıkmaktan.
Ama toplantılara gidiyordu ben de öyle bakıyordum.
Gizli gizli topuklu ayakkabılar giyiliyormuş.
Kendilerini yapmaklar falan bence bana en çok hitap eden şey gerçekten avukatlık bir şey.
Merhaba Mad Club Podcast serisine hoş geldiniz.
Ben Müge. Ben Zeynep.
Bugünkü konuğumuz Talya Nisari.
Bravo. Hoş geldin Talya.
Hoş buldum. Nasılsın Talya?
İyiyim. Çok iyiyim. Siz nasılsınız?
Biz de iyiyiz. Teşekkür ederiz.
Burada olduğum için aşırı mutluyum.
Biz de konuklarınızdan biri olduğum için de çok özel ve iyi hissediyorum.
Hem Melt Club üyesi hem de ilk bölümümüzün konuğu olarak bize uğur getireceğine inanıyoruz.
İnşallah çok güzel olacağını yani burada çok güçlü ve gerçekten çok başarılı kadınları konuk edeceğiniz için de ayrıyeten çok teşekkür ediyorum.
Bence izleyiciler için inanılmaz bir fırsat olacak.
Teşekkür ederiz. Sen de iyi ki geldin.
Talya hem girişimci hem hukukçu hem de çok sevilen bir influencer'sın.
Bu tarafta bence sosyal medyada seni izleyen genç kadınların da başarılı tarafında izleyip idealist bir kimlik oluşturduğun tarafta.
Bu sosyal medyaya nasıl başladın?
TikTok diye ben biliyorum ama.
Şöyle aslında TikTok en son.
Yani TikTok'a çok sonra girdim.
Ya sosyal medyayı ben zaten liseden beri hani inanılmaz derecede Instagram kullanan hani daha hiç influencerlık diye bir şey yokken bile çok post eden bir insandım.
Yani hep çok severdim paylaş, gittiğim yerleri paylaşmak, giydiğim şeyleri paylaşmak.
Üniversitedeyken işte aslında tam girişimimi kurmuştum Grater'ı.
O zaman şey diye düşündüm yani hem Londra'da okuyordum ve böyle hani ne yapsam da üye kazanabilirim yani Grater'ı nasıl yayabilirim diye düşünürken aslında aa hani Instagram'a girersem belki oradan bir kitleye ulaşırım
ve o kitleye de girişimimi tanıtırım diye bir yola çıktım ve hesabımı açtım.
Ve o hesabımı açtıktan sonra aslında şeyi fark ettim yani sadece girişimimi değil kendi hayatımı da paylaşıyordum ve hakikaten böyle yavaş yavaş 3-5-10-15 falan böyle yavaştan...
takipçi gelmeye başladım. Bir heyecan.
Aynen böyle o hani takipçi geliyor ya falan.
Böyle altı bin falandım yanlış hatırlamıyorsam.
O dönem üniversitedesin. O dönem üniversite üçteyim.
Ve Londra'dasın. Londra'dayım.
Üniversite üçteyim. Ve dedim ki hani o sırada da böyle hani benim çok beğenerek takip ettiğim bir sürü influencer vardı aslında.
Ve ben de şeyi düşündüm yani.
Acaba ben olabilir miyim influencer?
Hani nasıl olunuyor falan diye böyle bir iki ajansla görüşmeye başladım.
Hani nasıl yapılıyor diye bu arada.
Ne yapmam lazım? Neyi yükseltmem lazım?
Ve çok net hazırladım. Bir ajansla görüştüm, beni almadılar ve alabilir misiniz diye de sormuştum.
Bu ajans yurt dışında mıydı?
Yok Türkiye'de. Aynen. Türkiye'de tanıdığım bir ajans vardı.
Onlara sordum. Ben böyle bir şey yapmak istiyorum.
Nasıl olur? Acaba siz benle çalışmak ister miydiniz falan diye.
Yok bizim için biraz fazla düşüksün şu an böyle 6 bin takçıma ki okey anlıyorum yani.
Ama Reels paylaş dediler ve o sırada da Reels böyle çok az paylaşılıyordu.
Hiç neredeyse paylaşılmıyordu.
böyle bir iki rüya uzattım ve hani gerçekten çok izlendi o döneme göre ve bir anda böyle ben bir 10 bin oldum.
O 10.000 olunca ben artık tam böyle sadece girişimimdense lifestyle bir influencer'a doğru dönüşmeye başladım.
Tam 10.000'deyken de Games Media benim kendi ajansımla tanıştım.
10.000 senin için bir eşik.
10.000 benim için bir eşikti aynen ve daha TikTok'um falan hiç yoktu o sırada.
Ve sonra onlar dedik hani ister misin böyle bir şey?
Ben de hani neden olmasın zaten hani hayalimdi falan derken böyle bir iki üç ay yine düşünme süresi verdim kendime.
Çünkü ya aynı zamanda yüksek lisans yapıyordum.
Çok yorucu bir dönemdi hani bunu aynı anda yürütmek.
diye düşünürken bir anda tamam hadi oldum deyip ilk işbirliğimi yapmıştım.
Öyle olunca ben hani o şey eşiği vardır ya ya bu kız ne yapıyor yani influencer mı aman ne yapmaya çalışıyor derken ilk işbirliğim bir anda bu şeye döndü.
Aa bu kız influencer olmuş. Ve ben o gerginliği atlattım.
Hani çünkü hep şey düşünün insanlar ne düşünecek hani ne diyecekler.
Ben İzmirliyim ve İzmir'de çok küçük bir çevredeydik ve o sırada onların dedikleri benim için çok önemliydi.
Ben zaten insanların ne dediğini taksaydım bunların hiçbirini yapmıyor olurdum.
Ama dediğim gibi sosyal Sen medya o benim 10 binden sonra ilk böyle hani influencer oldum dedin.
Şimdi sen benim böyle seninle tanışmadan önce de takip ettiğim nadir influencerlardansın.
O zaman şeyi görüyorum böyle işte Miu Miu'yla iş birliği var.
Sonra Mavi geldi, Beymen, işte Louis Vuitton falan görüyorum böyle.
Dedim bu kız uçuyor takipçisi muhtemelen.
O sırada bakmadım tabii hani kaç takipçisi var falan diye.
Sonra baktım hatta yerini de kontrol ettim.
Şimdi 50 binlerde falan. Normalde ben derdim ki milyonlarım.
var ki bu markalar iş birliği yapmak istiyor.
Bence ben şunu şöyle yorumluyorum.
Farklı sıfatlarında var ya farklı işlerin farklı kimliklerin.
Markaları biraz etkiliyor sana gelmelerinde gibi hissediyorum.
Sen bu konuda benimle aynı fikirden misin?
Ya şu öne çıkaran tarihe bir şey var ki biz bu kadar global büyük markalarla seni görüyoruz.
Evet. Neden sen yani? Bu işin secret sosu ne tariha?
Bence ya şöyle. Hani ben de bu arada şahsen hani ilk olmaya başladığında böyle Böyle gerçekten global kıyafet markası olarak baya şaşırdım.
Yani ben de anlamlandıramadım.
Allah Allah niye ben falan.
O kadar çok influencer var ve çok hani takipçileri artık bir milyonlar.
Bence şöyle ya yurt dışındaki markalar, global markalar zaten böyle bakarsanız görürsünüz.
Mesela diyelim bir Jacquemus defilesine bakıyorsunuz.
En önde oturan kadın avukat.
Loewe defilesine bakıyorsunuz.
Yine önde oturan kadın doktor.
Şimdi yurt dışındakiler gerçekten global markalar artık günümüzün influencerlarının bir mesleği olmasına çok dikkatli.
gösteriyor. Ya sadece bu kız ne giyiyor, nerede, ne yiyor, sabah kalkıp hangi platese gidiyor değil de ya bu kız kendine ne katmış ve bu kız gerçekten influence ettiği kitleyi etkilemek için onlara ne verebilir?
Çok fazla bunu güzel yapan ve gerçekten çok estetik yapan bir sürü influencer var ve çok başarılı olan.
Hepsinde de bence farklı farklı konularda niş alanları var.
Bir tanesi çok güzel bir aile hayatı var mesela.
Hani bakıyorsun kuzenler, işte arkadaşlar o kadar güzel bir komünist olmuşken çok imleniyorsun.
Mesela aile birliği. yeni görüyorsun.
Diğerinde bakıyorsun kadın inanılmaz güzel bir vücut yapmış.
Şu saatte şu spora gidiyor, ne giyiyor, ne ediyor falan bunlara bakıyorsun ama şimdi bunlardan o kadar çok olmaya başladı ki.
Yıllar geçtikçe de bence çoğalıyor.
Bir tık daha bence aradan sıyrılabilenler gerçekten de bir şey öğreten.
Mesela benim çok takip ettiğim şu an çok influencer yok ama olan çoğundan ben bir şey öğreniyorum.
Şunu bile öğreniyorum yani şarap hangi yemekle nasıl içilir en basitinden.
Yani bunu bile öğrenmeyi seviyorum ben ve bence işte o yüzden de artık markalar biraz daha Çünkü diğerleriyle çok işbirliği yaptılar zaten.
Hala da yapmaya devam ediyorlar ama nerede ayrışabiliriz?
Özellikle mikro tarafında.
Şimdi ben mikro influencerlara giriyorum.
O tarafta daha genzi olan, genzi ayrımı da var.
Şimdi genzi olan daha büyük influencerların çoğu genzi değil.
Ama genzi kısmında daha eğlenceli ve daha böyle hani genzilere hitap eden çok influencer yok.
TikTok değil ama Instagram'dan bahsediyorum.
O yüzden de bence hani orada bir şey ayrımı oldu.
Bu kızın hani mesleği de var.
Bizim kitlemize de uyabilir.
Bence deneyelim diye ilk benimle böyle bir yola başladılar.
Peki sence burada ajansın etkisi var mı?
Bir ajansta çalışmak burada pozitif bir etki yaratıyor mu?
Çünkü bence iyi bir ajanstasın ve bence her ajansın bir kimliği var.
Sen de Games'le benim kafamda çok meçhileşiyorsun.
Bence çok var. Şöyle ben ajanssız bence bu kadar kendimi iyi yönetemezdim.
Ajans beni yönetme açısından çok iyi.
Talya bunu koy, bu senlik.
Talya bu markayla çalışalım, bu senlik değil.
Ya da bununla çalışmayalım, bu senlik değil falan.
Onlar orada bana... çok güzel yön veriyorlar.
Ve ajans mesela benim mesleğimi çok öne koymak istediğimi farkında.
Yani benim önceliklerimi de farkındalar.
O konuda da bana çok yardımcı oluyorlar.
Bana hani bir sürü marka yığın yıkmaktansa hani tali zaten haftada işte 3 ofiste 2 evde hani ona göre çekimi ayarlayalım falan.
O konuda benim yükümü çok azaltıyorlar.
Sana direktif veriyor mu? Şunu koy ya da şunu koyma.
Vermiyor ama ben sorarsam tabii ki de fikrini söylüyor.
Ben de bir ajansla çalışmalıyım.
Çok şey yani çok özgürsün aslında.
Hiç öyle seni ıslatıp Bir şey yok ama şeyi biliyorlar.
Bir markayla çalışma usluyu bunu biliyorlar.
Ben onu bilmiyorum. Profesyonel bir şekilde seni yönetiyorlar.
Aynen ve bence bu çok güzel bir artı yani.
Peki bu dönemde biliyorsun özellikle TikTok'ta çok büyük mikro influencerlar da çıktı.
Onlara daha gençlere bir ajansla çalışma fırsatları varsa bunu öneriyor musun?
Ben öneriyorum. Eğer özellikle yeni başlayan bir influencer veya sosyal medyada içerik üretmek istiyorsanız ben ajansların doğru ajansın, sizle dediğim gibi eşleşebilen doğru bir ajansın.
Sizi çok güzel yönlendirdiğini düşünüyorum.
İleri iyi bilemem. Çok büyüdün.
2 milyon, 5 milyon oldun.
Oralarda zaten kendi ekibini kuran var.
Tabii. Kendi ajansını kurup farklı influencerlara.
Aynen. Onlar başka ama ben hani benim gibi böyle gerçekten daha yeni başlaya benim gibi derken.
Sen yeni başlamadın. Ben yeni başladım da.
Hani daha az takipçili.
Mikro. Aynen. Aynen. Influencerlara ben açıkçası ajans öneriyorum.
Peki Talia şimdi çok genç yaşta başladın.
Bir de dediğin gibi insanlar ne düşünür?
Çok önemli istiyoruz biz aslında.
Aslında ben şu an kimle konuşsam ve ya sende gerçekten influencer ışığı var kime desem bana diyorlar ki Instagram'a reals atamam.
Çünkü ne düşünürler çevremdekiler ne der diyorlar.
Burada sen şu an artık çok görünürsün ve bilinirsin.
Bu sana nasıl hissettiriyor?
Bazen anksiyete oluyorum.
Daha oralarını aşmış değilim o kadar.
Aslında olmamın sebebi de biraz şu.
Eğer benim mesleğim tek influencerlık olsaydı olmazdı.
Ama yanında bir de o hukukçu kimliğim olduğu için ve ben her gün haftada üç ofiste olduğum için tabii ki de evde ya da hani sosyal hayatımda paylaştığım şeylerin meslek hayatıma nasıl
yansıyacağını çok önemsiyorum.
O yüzden öyle bir çizgide benim paylaşmam lazım ki ikisinin de birbirinin negatif değil hatta keşke yani ve inşallah çok pozitif etkiliyor olması lazım.
O zaman filtreliyor musun içerikleri?
Evet filtreliyorum. Evet çok filtreliyorum.
Yani ne koymam gerektiğini ya burada da en büyük destekliğim annem.
Annem de bir avukat ve o da gerçekten benim yürüdüğüm yolda bana çok destek.
Ve her noktada mesela hani bu içerik koyma.
Mesela bir şey atıyorum çekiyorum anne sence bunu koyayım mı diyorum.
Bu olmaz. Zaten benim gördüğüm kadarıyla çok da işten kopmuyor.
Böyle iş kombinleri, iş haftalık kombinlerini falan paylaşıyor.
Hayatımı yani ben sabah ne yapıyorum hazırlıklı işe gidiyorum.
Bunu görün istiyorum zaten.
Ama mesela şunu da yapmam.
Oturup da hukuk konuşmam.
Bunu da çok doğru bulmuyorum.
Ama ben bir genç kızın özellikle üniversiteye giden kendi hayalleri olan bir kızın seni izlemesini isterim.
Çünkü bir kadının hem kendi kariyerini inşa ederken hem de bu tarafta becerilerini, influence etme becerilerini kullanıp nasıl saksas ettiğini görebiliyoruz sende.
Evet bence zaten ben de onu göstermeye çalışıyorum.
Gençken birkaç bir şey yapacağız ki alternatifimiz olsun.
Bence bu dünyada bir kadın olarak ve gerçekten kariyer yapmak isteyen bir kadın olarak en önemli şey alternatifiniz.
olması. Zaten bir yaş aldıktan sonra bir şey seçeceğiz.
Çünkü enerjin kalmıyor.
Evleniyorsun. Belki çocuk yapıyorsun vesaire vesaire.
Zaten sorumlulukların çok artıyor hayatsal olarak.
Şu an tekken en azından sorumluluğun daha azken kendini geliştirmek için veya hangi alanda ben daha başarılı olurum?
Hangi alanı daha çok severim?
Denemek için bence çok güzel bir yaş.
Bir de artık günümüzde yaptığın işi de göstermen lazım.
Göstermeyince çok da böyle. Bizim de şirketlerimiz var ve o noktada bilen direkt influencer olmasak bile onu anlattığımız en azından onu gösterdiğimiz isterdiğimiz noktalar oluyor.
Bu çok kıymetli bence. Bence mesela sizin ikinizin nasıl bir influencer olması lazım.
Yani çok küçük yaşta böyle yatırımlar alan, böyle kendi startuplarınızı büyüten iki kadın olarak bence mesela insanların oturup bunu nasıl yaptığınızı dinliyor olması lazım.
Ki sen biraz başladın. Ben de başlayacağım söz.
Bence girişimci olmak isteyen eminim.
Kendi mesleğini seçemeyen ve ben bir şey kurmak istiyorum, belki bir CEO olmak istiyorum diyen o kadar fazla küçük kız vardır ki.
Yani sizden yani böylelerinden ilham alıyor.
olması lazım bana göre. Ben Greater başladığında daha çok bunun içinde olsaydım ben sadece Greater konuşurdum.
Yapardım. Ama o zamanlar çekiniyordum.
O zamanlar kimse startup hakkında konuşmuyordu.
O zamanlar öyle bir olay yoktu.
Aynen ama şu an yavaş yavaş hani 5.
yıl oldu Greater'ın ve ben Greater'ı başka bir yere doğru evletmek istediğim için şu an doğru zaman değil benim konuşmam için.
Ama o zamanlar mesela keşke onu yapsaymışım.
Mesela keşkelerimden biridir.
O yüzden kesinlikle sizin de çok destekçiniziz.
Peki Talya'cığım, şimdi birçok influencerın çekindiği, hepsini demeyelim, bazılarının da hoşuna gittiğini düşünüyorum, emin değilim.
Bir linç konusu var sosyal medyada.
Senin hiç linç geçmişin var mı?
Az çok şahit olduğumuz bir şey var ama onu bir de senden dinlemek istiyoruz.
Ya linç ediliyorsun. Özellikle şey değil belki, herkesin başına şey gelmiyor.
Twitter caption olup da yani bir magazine çıkmak falan.
Ama TikTok'ların ve Instagram'ın altına bile çok fazla linç geliyor yani.
Bu da bizim onlara verdiğimiz bir alan bu arada.
Yani biz bunu paylaşıyorsak sen istediğin yorumunu zaten altına yapabileceksin.
Bir markayla beraber uzun soluklu bir iş birliğimiz var bizim.
Ve onunla ilgili bir linç yemiştim.
Hani onlar bana bir PR gönderisi göndermişlerdi.
Ve ben onu paylaştığım için LinkedIn'lerden tutun.
Televizyon haberi falan hani öyle yerlere çıktım.
Aslında mesela orada da işte bence linç konusu biraz şöyle bir şey.
İnsanlar gördüğünü direkt...
Anlamak istediğini anlıyor ve o an öyle bir yorum yapıyor.
Ama bu aslında arka planda asla öyle olmuyor.
Ve sadece ismini kirletmek için yapılan ve o an sadece sana belki gıcık olduğu için ve bir şey battığı için yapılan bir şey gibi.
Anlık bir refleks bence o.
Bir de hayatında herkesin iyi şeyler olmuyor olabilir o anda.
Anlıyorum modu çok düşük olabilir ve o an gördüğü şeye tepki veriyor olabilir.
Ben sen o videonu izlediğimde ilk ya ne kadar güzel falan dedim.
Hiç aklıma senin o videodan linç ed...
edileceğin gelmedi. Evet benim de gelmedi bu arada.
Sonra biz seninle hatta denk geldik bir etkinlikte linçten bir iki gün sonra yorumları okuduğumda ben senin neden linç edildiğini anladım ama o olayın seninle hiç ilgisi yok.
Kimseyle yok. İnsanlar aslında biraz daha kendiyle ve yaşamıyla olan derdini oradan çıkardılar.
Bence bu herkesin linçini zaten böyle.
Ve dediğim gibi buna insanlar izin veriyor.
Hani biz izin veriyoruz. Olacak tabii ki de ama işte bazılarının boyutu biraz fazla aşıyor yani.
Can sıkıcı olabiliyor. Can sıkıcı olabiliyor.
Orada da bence sessiz kalmak önemli olan.
Hani kendini çıkıp da orada açıklayayım burada falan bu bana biraz yanlış geliyor açıkçası.
Sessizliğini korursun. Zaten kim ne yapmaya çalıştığını gerçekten bilen biliyor.
Öyle de her şey yani. Türkiye'de her şey unutulup gidiyor.
O yüzden çok tatlandım yani.
Bu linçten beslenen influencer var mı sence?
Var. Çok var. Ama bu arada okey anlaşılır.
Etkileşim. Allah bereket versin diyor bazıları mesela.
Linçlendim diyor Allah bereket versin hayatım.
Çünkü ne olursa olsun etkileşim yani.
Adım daha çok biliniyor. Bana o sırada çok takipçi geldi.
Evet doğru söylüyorsun.
Sonuçta beğenen de oluyor ya onu izleyip.
Veya bu kız kim diye bakıp hani aa güzelmiş deyip takip eden de oluyor.
Yani o yüzden bence hep negatif olduğunu düşünmüyorum ben bunun.
İnsanın alışması lazım.
Bayılmadım konsepte.
Açıkçası. Bir daha olsa bir daha alıştırırım diyorsun.
İstemem yani ama geçtiğini bildikçe içinizi rahat tutabileceğiniz bir süreç oluyor bence.
Ama şeyde konuştuğumuzda işte seninle bu linç üzerine tabii ki senin bir avukat kimliğin var ve annenin tarafı da var.
Şimdi hem annen hem baban çok başarılı iş insanları.
Yani sen evde tahmin ediyorum ki küçükken çok başarılı iki iş insanının büyüttüğü bir çocuk olarak zaten senin kariyerinde hani beklenen bir yerdi.
Ve sende beklentiler de vardı bu tarafta.
Ben uzak bir stalk yaptım.
Bence influencer tarafında başarılı.
Bak bunu da yani şey yapmayalım. Influencer gibi beklentileri yoktu.
Tabii evet. Doğal olarak.
Ufak bir stalk yaptım Talia'ya gelmeden.
Baban İtalya'da yaşayan en başarılı iş insanı seçilmiş.
Evet. Yani çok başarılı bir aile Zeynep'in de dediği gibi.
En başarılı Türk, Türk iş insanı olarak seçilmiş.
Burada böyle bir ailede büyümek sana nasıl hissettiriyor?
Çünkü Day One'da başarılı, kardeşine çok başarılı duyuyoruz.
Gittin onu bırakmaya.
İnşallah olacak. Çok iyi bir üniversiteye girdi o.
Evet, bu sana nasıl hissettiriyor?
Maşallah ya. Bence çok şanslıyım.
Gerçekten çok şanslıyım. Hep bu konuda şükrediyorum.
Gerçekten çok güzel bir ailem var ve hep benim destekçimler.
En büyük de bence şansım bu.
Ama küçükken ben çok yaramaz bir kızdım.
Yani ben hiç farkında değildim.
Ben hani büyüyünce başarılı olmam gerek ya da iyi bir...
Sen mi yaramazdın? Çok.
Hiç öyle bir wife ben bilmiyordum.
Lisede, lise pardon yani ilkokulda falan hani tam afacan bir kızım.
Grubun popüler kızı.
Ona okeyiz.
Koşuşturuyorum. Hani bütün sürekli evde pijama partileri yapılıyor falan.
Böyle bir küçüklük yaşadım ben yani.
Hiç hani benim annemle... Babam da bana hiç öyle bir baskı kurmadılar.
Ders çalış onu yapma.
Hiç değil yani çok sosyallik.
Hep sosyallik üzerine. Çok despot bir aile diyemeyiz o zaman.
Değil. Her yaz yaz kampına gönderildim.
Zorla ağlaya ağlaya yani İngiltere'de özellikle işte 3 kere İngiltere'de gittim.
Benim bence yani beni gerçekten sosyal özelliklerime en çok oturtan zaman o yaz kamplarıydı.
Sonra lisede ben şey dedim anneme ne okumak istiyorsun falan muhabbetleri anca o zaman başladı.
Ben oyuncu olmak istiyordum aşırı aşırı.
Ama sıfır yetenek yani hiç öyle bir...
Bir tiyatro yapma hayatına gitmedim yani. Şu an bir Mad Jazzer çekilse falan hani öyle bir şey.
Gen Z'nin Klingör olarak.
O kadar istiyordum ki ama hiç olamazmışım bu arada.
Hiç olamazmışım. Ve annem dedi ki oyuncu olacağım.
Hadi sonra değiştirdim ne olacağım falan.
Communication management. Diye bir şey olmak istiyorum.
O nereden geldi? Öyle. Bir tane şeye gittim.
Ne ona da böyle hani üniversite bakılan danışmanlar oluyor.
Üniversite danışmanı. O bana bir kişilik testi yaptı ve benim communication management okumam gerektiğini söyledi.
Çünkü sosyal yetenekleri yüksek. Şimdi annem de Allah Allah o neymiş ya falan diyor.
Ne okuyacaksın communication management ne olacaksın falan diyor.
Anne bilmiyorum ben communication management okuyacağım falan böyle bu moddayım.
Sonra annem bana böyle annem Hiç şeyi sevmez.
Şunu oku bunu oku demez.
Ama bana bir mesleğinin olmasının ne kadar altın bir bilezik olacağını bana öyle bir empoze etti ki yani hiç baskı yapmadan ama hayatında her zaman bir garantin olsun.
Sen istersen başka her şeyi yapabilirsin.
Sen startupçu olabilirsin. Sen CEO olabilirsin.
Sen influencer olabilirsin.
Sen oyuncu olabilirsin. Ama bir mesleğin olsun.
Bir şey olsun. Bir şey. Doktor, mimar, avukat gibi bir meslek.
Yani bana da çok mantıklı geldi. Sonra benim zaten yani ben döpiyesler ve topuklu ayakkabılarla evde gizlenen bir kadınla büyüdüm yani.
Hani ve bir kız çocuğu için onu çok özeneceğin bir şey yani.
Benim annem giyiyordu takım elbiselerini.
Toplantılara gidiyordu ben de öyle bakıyordum.
Gizli gizli topuklu ayakkabılar giyiliyor muydu?
Hiç tabii tabii. Ben çok yakıyordum çünkü. Ve dedim ki tamam yani ben hukuku deneyeyim.
Neden olmasın? Tabii sonra ilk soru yapabilecek miyim?
Nefret ediyorum kitap bile okumam.
Hiç okumam. Sonra en yakın arkadaşım var.
benim Ezgi. O da avukat olmak istiyordu.
Dedik ki hadi birlikte bu işe baş koyalım.
Londra'ya başvurduk. İkimiz de aynı okuldan kabul aldık.
Dedim ki tamam bir yola girdik yani.
Herhalde yapacağız bu işi.
Ve benim babamla annem bir gün bile bana güvenmediklerini hissetmediler.
Ki güvenmiyorlarmış o zaman. Bu kız yapacak mı ya acaba?
İçlediler mi diye bir konuşma olmuş.
Şimdi İngiltere'de hukuk deyince çok insanın gözü korkuyor.
Ki korkmasın. Bence Türkiye'de hukuk okumak daha zor.
Ve hani hiçbir gün bile bana şey demediler.
Hani acaba yapabilecek misin?
Emin misin falan sıfır. Hep aşkım yaparsın.
Kızım sen yaparsın. Sen halledersin dediler.
Ve hakikaten de hallettim.
Okulu birincilikle first degree'den bitirdim.
Ki hiç beklemediğim bir şeydi ilk başladığımda ama çok çalışınca ve gerçekten bence işte anne baba desteği orada çok önemli yani.
Harika bir yolculuk. Aslında şimdi bir sürü şey saydık Talih.
İşte hukukçusun, iyi bir şirkette şu anda, influencersın, işte kendi girişimin var, bir teknoloji şirketin var.
Kendini bu dönemde hangi kimliğine daha yakın hissediyorsun?
Hukukçu. Evet çok sevdim.
Çok sevdim. Bu kadar çalışırken pratikte seveceğimi düşünmüyordum.
Ya influencerlık benim için her zaman yanımda olacak bir yan mesleğim.
Ya ben hiçbir zaman çünkü avukat veya ya gelişimci ya avukat olacağım diye yola çıktım.
Hani hiçbir zaman birinden birini bırakacağımı düşünmedim.
İnşallah bırakmam da.
Ve şu an gerçekten de girişimcilikten ise ben gerçekten hukuku çok sevmişim.
Yani pratikte anladım bunu.
Artı bu kadar sevmesem hukukta artık 7.
yıl hala okuyorum. Yani denklik yapıyorum.
Hala okuyorum yani.
Doktor olsam olurmuş. Bir de öğrencisin tabii üstüne.
Doktor gelsin olurmuşum.
Onu anladım yani. O yüzden bence bana en çok hitap eden şey gerçekten avukatlıkmış.
İnşallah seneye de avukat olduktan sonra.
Avukatı vereceğim. Evet.
Aynen. Bir özel sur soğumak istiyorum.
Şimdi Melda da bu tarafta.
bahsetmek istiyorum. Sen bizim ilk üyelerimizdensin Talia.
Lidiyemiz. Evet şimdi hikayeni anlattın da annenden bahsettin.
Aslında biz Mert Club'da biliyorsun kadın liderlerin olduğu Pride Club ve senin evinde aslında zaten böyle bir kadın liderle yaşıyormuşsun.
Bu kadın liderlerin yanında olmak, bir kadın liderle büyümek ve büyüdükten sonra da Mert'te bu kadın liderlerle tanışmak çevrende olması sana nasıl bir ilham oluyor?
Bence bazen şey bir şey ya.
Bazen geriliyor insan. Ya bu sadece annemin bazında değil mesela.
Ben sizin başarınızı görünce de ben hani böyle şey olduğum oluyor benim.
Etrafında başarılı kadınlar olmasa çok motivasyon için bence inanılmaz şans veren bir şey.
Ve gerçekten izleyebileceğin yani örnek alabileceğin bir yol var.
O çok önemli ama bazen de yetersizlik hissini getirtebiliyor.
Geç kalınmışlık. Bir şeylere geç mi kalıyorum?
Bir şeylere yanlış mı yapıyorum?
Yani onun gibi olabilecek miyim mesela?
Hani acaba ben bu kadar başarılı olabilecek miyim?
Ya da hani bu kadar para kazanabilecek miyim?
Çünkü öyle bir dünyadayız ki artık hani evleneyim ve eşimin maddi desteğiyle birlikte yaşayayım mı falan çok geçti bence.
Ben de senin bu yaşadığını yaşadım ama orada şey oluyor işte hani diyorsun ya sizin gibi başarılı falan.
Orada biz de mesela hiçbir zaman tamam demediğimiz için.
Biz de hala içimizde bir şeyleri yetersiz bulduğumuz için aslında bu herkesin duygusu.
O çok başarılı lider gördüğümüz kadınların da içinde tamamlayamadığı ve eksik gördüğü şeyler var.
O yüzden onu görüyorsun.
Kimse tamam değil ve ben de onun gibi olabilir mi?
Bence görebiliyorsun. Öyle ama siz görebiliyor musunuz?
Ben işte o an güç göremiyorum mesela.
O an ansiyete geçiyorsunuz.
Nasıl yapmış bu bunu? Ben nasıl yapacağım?
Ben yapabilecek miyim? Ben nereden tutmam gerekiyor?
Nereden başlamam gerekiyor? Düşünsenize ben Instagram'a baktım.
bile bir bakıyorum biri mesela 1 milyon izlenmiş.
Diğeri 5 milyon izlenmiş falan.
Benim de başka bir içerik fikri bulmam mı lazım?
Ne yapacağım? Ona bakıyorum ya sürekli yeni acayip influencerlar çıkıyor falan.
Çok çok yarışma çok fazla.
Ama o kaygılar onlar da yaşıyor.
Eminim öyle ama işte insan o an onu düşünemiyor ki yani.
Öyle bir bataklığa giriyorsun ki hani Allah'ım bu mesela Büyükuş Okan yatırım almış.
Nasıl yapacağız ya? Nasıl alacağız şimdi o yatırımı falan?
Ya da ne bileyim yani avukatlıkta şu şirkete girmiş.
Nasıl girmiş? Hani Neyim eksik benim?
Nasıl girebilecek miyim falan?
Yani bilmiyorum bence oraları zaten geleceği falan düşününce ben kayboluyorum.
Ama işte orada hep kendini bir şekilde motive.
O da öyleydi, o da öyleydi.
Hep belki de şeyi düşünmek lazım.
Bana öyle oldu. Hayatta verdiğim her karar zor da olsa hep güzel bir şeye çıktı sonucu.
O yüzden böyle kendi kararlarına, o anki kararlarına güvenmen gerek.
Güvenmen ve adım atman.
Adım atman. Bir de bence o kararlılık, yani şimdi biz Melt Club'da kadınların birbirlerine destek olması çok kıymetli.
Çok. Yani o kadınlardan aldığın gerçekten içten gelen tavsiye senin hayatını değiştirir.
Bence sen de öyle birisin. Yani işte biz bazen sohbetlerimizde influencerlıkla ilgili konuştuğumuzda da hep gerçekten içten bir şekilde bak şunu yap, bunu yap dediğin oluyor.
Çünkü karşındaki o kadının da başarılı olmasını istiyorsun.
Yani bu yansıttığın bir şey.
Buradaki işte bence kadınların bir araya gelip bir başarı kar topu etki yaratması çok kıymetli oluyor.
Çok ve bence bizim aslında hani kadının en büyük düşmanı kadınlar.
Kadın kadının. Bunu derler ya mesela bence okey bazı yerlerde anlayabilirim ama kadına en büyük fayda edecek insan da kadın.
Çünkü onu en iyi anlardır.
Aynen yani onu en iyi anlayandır.
Hani onun geçtiği yollardan geçendir.
Ya onun bir moral düşüklüğünde bile onun neyden düştüğünü hiç sanamasan bile.
bana 5 dakika bir şey anlatsan ben onun nereden geldiğini anlarım.
Çünkü kadın kadının yurdudur.
O yüzden bence Melt Club'un bu konuda çok büyük başarılara da imza atacağını ve oradaki kadın kitlesinin de birbirini çok güzel etkileyeceğine eminim.
Umarız. Umarız.
Tayyacım bizim bir bölümümüz var.
Olduğu gibi. İçinden geldiği gibi.
Allah Allah. Bunu da benim yoktu. Bunu ama çok hızlı ve içinden gerçekten geldiği gibi seri cevap bekliyoruz.
3 saniye düşün maksimum. Tamam mı?
Şimdi ilk bölümümüz cümleyi tamamla.
Aynen. Ben soruyorum.
Çok kötü ilk sorumuz o. Halledersin sen.
3 saniye düşünme hakkım var.
Sosyal medya benim için...
Nokta nokta. Hobi.
Hobi. En çok özlediğin şey...
Güneşlenmek. Geçen videoda da böyle bir şey söylemiştim.
Yaz yani. Bazen post paylaşmadan önce düşündüğüm şey...
Bir dakika. Linçlenir mi? Post değil yani şey.
Doğru saatte mi koydum?
Doğru. Talia bunun sırrı ne?
Dinleyenlere bir söyle. Bence yok.
Yemin ediyorum. Yani gece 11'de falan koymayın.
Sabah 8-9'da da koymayın.
Ama o post tutacaksa ne zaman koysan tutuyor zaten.
Onun hakikaten bir saati yok. Ama TikTok için 5 diyorlar.
Hafta içi mi? Her gün 5. Aynen.
Bu TikTok'a girmeliyim.
TikTok için 5 diyorlar. Bu arada çok TikTok duyuyoruz.
Bunu bir ara denedim.
Her gün koyduğunda hakikaten zaman artıyor.
Süper. Gelişimcilik bana en çok nokta nokta öğretti.
Network kurmayı.
Hepimiz için bence bir nokta da böyle.
Şimdi ikinci partımıza geçiyoruz.
O mu bu mu? Tamam buna da ayıp.
Filtreli paylaşım mı?
Olduğu gibi mi? Olduğu gibi.
Nefret ederim. Bir anımızı anlatacaktım ama anlat.
Biz seninle bir etkinliğe katıldık ve biri seni şoplayıp koymuş.
İnanılmaz. Gerçekten.
Bir de hani bilmiyorum Facetune 5 falan mıydı?
Öyle bir şeydi sanki.
Ben değildim. Tanımıyordum ben öyle birini zaten.
Ama hemen şöyle bir araya girsem.
Bu fitreli fotoğraflar ve bence doğal olman daha çok ilgi çekiyor.
Bence de bu arada. Bunu çok söyleyen var.
Bu yeni girenlere, yeni giren kızlara.
ne dersin bu konuda cesaretleriyle? Zaten yeni giren ve başarılı olan her kız doğal.
Yeni giren ve başarılı olan, yükselen her kız doğal sosyal medyada şu an.
Peki ufak şoplar dahil mi?
Filtreli? Tabii yok yok. Teysunlar mı?
Teysunlar eksik. Diğeri hani ne bileyim ben çıkış biraz bacan çıkışa ittirir.
Akşam yemeğinden sonra çekilirse gider.
Şoplama. Değil mi?
Onlar var. Şeyi yok yani.
Filtre yok. Bunu biliyorum, tahmin ediyorum ama avukatlık mı, girişimcilik mi?
Avukatlık. Avukatlık.
Tamam. Peki görünür olmak mı, rahat olmak mı?
Bence hani bazen tabii ki de çok gerginlikler oluyor ama ben hayatım boyunca hep görünür olmayı sevdim.
Halen Burcu'nun ne? Yay.
Bitti soru. Bu yazmıyordu.
Sormayacaktım da ama çok merak edilen bir şey anladığım kadarıyla.
Çünkü Google Atalya Nisar yazdım.
Nereli diye ilk şeyde çıktı.
Nereliyim? İzmirliyim. Evet.
Evet. Milyonları merak ediyordu.
İzmirli. Cevaplamış oldum.
Instagram mı? TikTok mu?
Instagram. Ben TikTokçu değilim.
Ben de Instagramcıyım. TikTok daha iyi ama benim kalbimde Instagram başka bir köşede.
Ben TikTok derdin sanırdım. Yok. Instagram.
Instagram bence şey gibi.
Portfolyo. Ya anladınız mı?
TikTok tamam çok daha rahatım.
Uyandığım gibi bir şey koyarım.
Ama Instagram uğraşılmış bir portfolyo benim için yani.
Onu seviyorsun. Onu seviyorum.
TikTok'ta da ama büyük bir fırsat var sanırım influencerlar için.
Eğer gerçekten inanılmaz büyük bir influencer olmak istiyorsanız doğru pazar TikTok.
Ama hani ben Instagram'ımı kim yani Talya'nın ilk neyini görürsen Instagram.
Anladınız mı? TikTok'ta en çok sevdiğin ya da önerdiğin şey ne?
Yani yeni iğne girenlere.
Olduğunuz gibi paylaşın.
Yani hiç direkt konuşun.
Çok fazla konuşun. Yani o gün ne yaptınız?
Ne ettiniz? Hangi yemeği sevdiniz?
Hangi filmi izlediniz? Konuşun yani.
Onlar çok tutuyor. Sence seni ne tutturdu bu kadar?
Bu genç kızlar da ben görüyorum şimdi.
Tabii ki kıyafetler.
Şimdi markadan da bahsettik.
İş birlikleri çok keyifli ama sence bu kızların Talia'yla bağ kurmasının seni saksat ettiği şey neydi?
Kurumsal hayat. Geçen yıl benim.
Benim çok takipçi kazanmam.
geçen yıl oldu. Ya o da işte bir fark yani sabah kalkıp işe gidiyorum.
Bu fark ilgi çekiyor.
İlgi çekti. Bence benden bir şey buldular kendilerinden.
Gerçek hayat. Daha real geldi onlara.
Sabah kalkıp maça içip pilatese de gidiyordum bir ara.
O zaman o kadar tutmuyordu.
Londra'da okurken bile sabah kalkıp pilatese gitmem çok tutmuyordu.
Ama işe başladım ve kurumsal hayatım çok daha fazla ilgi çekti.
Çünkü daha kendi gibi hissediyor.
Talya da benim gibi sabah kalkıyor. Benim menajerim hep bana şey derdi.
Bu kim seni niye kaydetsin?
Ona bak. Bu video...
kim neden kaydetsin? Bir şey alması lazım senden.
Anladınız mı? Oradan bir şey bulması lazım.
Bende ne buldu? Bu kız her sabah uyanıp 5 güne 5 kombin çekiyordum her sabah.
Evet kombin videosu.
Yani milyonlarca insan şu an her sabah uyanıp ne giysem diye bakıyor ve yapmaya çalıştığım şey böyle aşırı lüks kombinler değil.
Yani evdeki basic parçalarla birleştirip ne yaratabilirsin?
Evet. Çok da güzel yapmış. Aynen.
Bir akşam önce bakıyordum yerine giyeyim.
Tamam bugün bunu çekeyim. Her sabah da kalkıp gerçekten emek veriyordum yani.
6 buçukta kalkıyordum. Ağzında bir yer var mı?
Pinterest falan. Pinterest.
Direkt. ilham aldım bir yer.
Pinterest'e ben neler yapıyorum yani nerelere giriyorum bilemezsiniz yani.
Kimsenin karşısına çıkmaya şeref yok.
Güzel bir algoritma ama.
Evet son sorumuz ve biraz magazinsel.
Neymiş? İlk görüşte aşk mı zamanla sevmek mi?
Zamanla sevmek. Kesin.
%100 kaşe imza öyle.
Neden? Açıklıyor muyuz?
Çok soft. Ya şöyle bence bir insanı tanıdıkça sevmek en sağlıklısı.
Çünkü sonra hiç beklemediğin ve çok hayal kırıklığına uğrabileceğin şeyler yaşayabiliyorsun.
Ama diğerinde gerçekten adım adım yavaş yavaş emek emek.
Sevmek vardır ya hani birbirinize emek gösterdikçe birbiriniz için değiş...
Birbiriniz için değişmek değil ama belki de hani uyumlandıkça sevmek o bambaşka bir şey bence.
o bence işte sağlıklı uzun soluklu oluyor.
Biz yine seninle üçümüzün yaptığı bir sohbette şunu konuşmuştuk.
Bir girişimciysen ya da işte avukat kendi işini yapıyorsan çevrendeki partnerinden de başlayarak ailen mesela destekledi dedin.
Partnerinin, yakın arkadaşlarının seni çok desteklemesi lazım.
Ama bence yakın arkadaş yine bir yere kadar oluyor ama partnerin, sevgilin sürekli iletişimde olduğun ve seni duygusal da çok etkileyebilecek bir insan olduğu için senin işine Olan desteği
çok kıymetli. Benim şu an erkek arkadaşım şöyle diyeyim size.
Aşkım neden story atmadın bugün diye soran bir çocuk yani.
Veya her saniye benim storylerime girip bak bunu çok güzel çek.
Gel şurası çok güzel gel seni de çekeyim ben.
O kadar seviyor ki ve o insanı o kadar motive ediyor ki.
Kimsenin değil onun arkanda olması bile çok yeterli oluyor insana yani.
Çok tatlı. Ona da buradan selam söyle.
O yüzden bence işin bu tarafı da var.
Hiç konuşulma yani. Partner desteği, senin onun hayatına katkısı, başarının birlikte büyümesi bence çok kıymetli oluyor.
Yok evet ya zaten senin sevdiğin işi yapmanı engelleyen biri ise zaten partnerin olması.
Ya da en basitinden işte bazen bizim hafta sonunda çalışmamız gerekiyor olabilir ve partnerin hafta sonu vakit geçirmek istiyor olabilir.
Orada işte çatışmalar çıkabiliyor bazı ilişkilerde.
Orada karşılıklı saygının çok çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Önceliklerini bileceksin. Yani bir gün önceliği ne olacak?
Diğer gün başka bir şey olacak.
Ve bu ikinizin de saygı çerçevesiyle karşılayabileceğiniz bir durum olacak.
Biz bunun için de bir podcast. İlişkiler için daha farklı.
İlişkiler için daha farklı. İlimdir orada.
Orada iyi özellikle.
Bir de şeyi tam ekleyeyim.
Planlama konusunu konuşuyorduk.
Talya bence yine hani hem ilişkiyi planlama, hayatı, aile arkadaşlık dengesini hem de senin de takvimin planlama bence orada çok iyi.
Ya buradaki...
O çok önemli bir şey bu arada. Evet.
yer yer tahmin ediyorum hani uykundan feragat ediyorsun, tatillerinde çalışıyorsundur.
Bunu görüyorum. Buradaki planlaman yani birkaç işi birden nasıl yapabiliyorsun?
Ben de şöyle denklikten başlayayım.
Denkliğin yani sınav haftaları her şeyi atıyorum.
Sadece sınav. Yani ne içerik çekiyorum hiçbir şey.
Yani o mesela benim için şu an en öncelik.
Yani bu iki senede şu denkliği bitirmem.
Onun dışında erken kalkmak kesinlikle.
Az uyum. Yani az uyum yok.
Ben 11'de uyuyorum. Çok iyi.
Akşam 10.30-11'de uyuyakalıyorum zaten.
Hani uyuyakalması Ben hayatımın ocakken uyuyan bir insandım.
Sabah 7 dedim mi kalkıyorum.
Sporumu yapıyorum. İşime gidiyorum.
İçerik bir işbirliği çekimi olduğunda genelde online günlerimde yapmaya çalışıyorum.
Ve mesai arasında.
Onun dışında her zaman yani erkek arkadaşım zaten tamamen bana uyumlanıyor bu konuda sağ olsun.
Kız arkadaşlarımla yani benim için en önemli şey kız arkadaşlarıma zaman geçirmek.
Bu olmazsa mesela ben kendimi işte şarj olmuş hissetmem.
Tam bir yay burcu. Aynen.
Bizim mesela fix haftada iki bir buluşmamız vardır.
Bir de özgürlükçü.
Aynen. Fix o kızlarla bizim kızlarla.
biz haftada iki buluşuyorsak benim için müthiş bir haftadır o.
Ben bir event'e giderim, çıkarım yine onların yanına giderim.
Öyle giderim yani. O zaman eve gitmek gibi bir şey yakın arkadaşlara.
Ben de yorgunluk yok. Üşenme de yok.
Şuraya gittim, üşeneyim şunu.
Ya onları ben ileriki yaşlarıma attım.
Süper. Şu an yaşlarıma.
Aynen diyorum ki üşenme çünkü ileride zaten üşeneceksin.
Şu an enerjim varken yani hem event'e gidip hem işten çıkıp çekimimi yapıp event'e gitme enerjim varken şu an yapayım bunu yani.
Şu yok bende. Evimde oturayım 3 saat dizi izleyeyim falan.
Onları çok geçtim ben ya.
Onları çok önce yaptım. Salih'e anlatırken aklıma geldi.
Geçen gün bir arkadaşım bana şey sordu.
Ya senin perfect day'in ne?
En iyi day'in nasıl gün?
Aynen ne olur? Çok benzer kesin hepimiz.
Sabah çok erken kalkmışım.
Kalktık. O gün çok iyi çalışmışım.
Gün sonuna kadar yani çok mutluyum ve tudularım okey.
Tatmin. Aynen. Akşamda kızlarla çok keyifli bir yemek.
İnanılmaz. Bütün işlerim yemek değil.
Benim mutfak sohbeti.
En sevdiğim.
Şurada bir sonraki bölümümüz tarih edilecek kahvesi.
Hak ettim. Hele sabahta sporunu yaptıysan.
Bak işte. Yenip malzeme başlayan biri olarak.
Bir de ben o gün ekstra bir içerik çektiysem.
Of en iyi. Akşam değil mi?
Tam böyle işin bitmiş paylaşıyorsun.
Aynen. İzliyorsun. Bak keyfimi anlatamam.
Perfect day yani. Çok iyi. Yaşansın.
Ya zaten biliyor musun? Bence çalışan kadınların en önemli şeyi yani.
O tatminlik ismini alınca o gün müthiş.
Mesela şey çok garip değil mi?
Böyle o gün çok çalışmayınca bir tık boş geçince çok kötü.
Gelen bir kötü bir his var.
O ne o öyle ya? Yani eskiden yoktu öyle bir şey.
Dün yaşadım. Dün çalışamadım.
Çok kötü bir şey. O gün böyle yani keşke çalışsaydım.
O hayat çok kötüydü ya. Ben 2-3 aydır çok boş olduğum bir gün olmadığını fark ettim.
Tamam olunca. Bu iyi bir şey.
Bazen de o frene basmak istiyorsun ama.
Hafta sonu ama hafta içi.
Hafta sonunda çalışıyorum.
Mecburen. Mesela çalışıyor musun hafta sonu?
Çalışıyorum. Cumartesi, pazar.
Nasıl yetiştireceksin? Ders çalışıyorsun en kötü.
Ders çalışıyorum. Dersim bırak.
İş yetişmiyorum ki. Hafta içi yapmadım.
Hafta sonu toparlamam lazım. Ya da içerik mesela.
İş birlikleri. Dört iş birliği çekmem gerekiyor.
Bir günü kapatıyorum hafta sonu.
Sabahtan akşama çekiyorum. Biz bir gün böyle bir Talia'ya kamera takıp gerçekten bizden bir merdiven vlog çeker misin ya?
Yani bir infilasyon yapabilir miyiz öyle bir şey?
İnsanlar inanmıyor. Çok garip.
Mesela diyorsun işte hani bugün vlog çekiyorum.
herhalde. İnanılmıyor. Aynen abla işe gidiyorsun.
Aynadan çekip pijamanı giyip tekrar yaparsın.
Aynen abla sen de kesin işe gidiyorsun.
Acaba senin... Neden böyle bir yalan söyleyeyim mesela?
Bir de şey algısı var. Ne yaptın ki influencer'da?
Falan. Ya da şey.
Şey çok var bende. Abla sen kimsin ki sana bu geldi?
Demek ki bir şey yapmışım yani.
Anladın mı? Bas geç yani.
Likelama geç abi. Kaydır yani.
Abla ne? Ya da mesela ofis kombini yapmışım.
Abla yani bu kombine de ofise gidiyorsan.
Ya gidiyorum. Yani neyi kanıtlamam lazım tam olarak?
Her zaman mutlu yaşam olmak. Mesela diyelim zamanla planlamamın bir gerektiğini anlatıyorum.
Yorumlar şey. Aynen talihini sen biliyorsun.
Allah Allah.
Çok iyi. Çok felaket bir hissem o biliyor musun?
Bir kirde laf etmeyiz.
Sabır sabır değil mi? İlla bir kişi çıkıyordur ama.
Sadece çok oluyor mu yanına gelen dışarıda?
Valla oluyor biliyor musun? Fotoğraf çektim.
Hiç o kadar beklemezdim.
Valla hadi billahi de oluyor.
Bir gün yanımıza gelse gururla çekiyor.
Hatta hala. Her geldiğinde şaşırıyorum.
Beni tanıyor musun? Ben mi? Falan hani.
Bana ben. Alışmadığım bir konsept olmadığı için.
Zaten her yanımda. Bir gün şey dedim.
Zeynep işte. Çok yakın arkadaşım.
Şeyden yürüyorduk işte. Bana bakıyor bir takım insanlar.
Yani böyle 3-4 tane kız yani.
Genç kız. Zeynep şey yaptı böyle.
Allah Allah. bize bakıyorlar. Bize bakıyorlar.
Niye bize bakıyorlar falan diyor.
Ben de şey diyemedim orada.
Aşkım influencerım ya. Ben de şey böyle aa bilmem falan yaptım.
Sonra ana sen doğru ya ben alışamadım.
Sen ünlüsün. Ama bence en zoru da kadınların seni çok sevmesi Talia.
Ama öyle oluyor ki. Benim şey rate'i var ya men.
Men %10 çok iyi.
Doğru oldu. O da şey işte arkadaşların.
İzmir'deki şeyler falan. Bu işte o asıl başarı ama bence.
Kesinlikle ama bak. Çok enteresan dün bir tane şey keşfettim.
Reels'larımın, girişimcilik Reels'larımı.
En çok izleyen erkek. Ama girişimcilikte zaten erken.
Evet ama hani kadınlara gitsin istiyorum ya ben o videoları.
Sen hep kadın diye başla.
Bak bu taktiği detaylı veririm.
Bir kadın. Kanca mı diyorlar?
Bize böyle genç kızlara taktik ver.
Ben de hiç unutuyorum yapmayı.
Ama söylüyorum öyle insanlara bulunca.
Çok iyi doğru. Ben hiçbir şeyi taktikli çekmiyorum.
Öyle bir sıkıntı var. Keşke yapsam biraz.
da gidiyorsa bence. Çok doğal.
Gitmiyor bazen de canım.
Bazen de çok takılıyor. Yani gitse zaten şu aralar 350-500 olmuştum.
Linçler her gün şey sayfalarında XX sayfasında Talya.
Bizi şu an izleyen herkes bence Talya'yı takip etmeli.
Evet. Ay inşallah.
İlham olacak. Bence bir insanın üretkenliğini arttıracak ve izlerken ya Talya şu an çok proaktif.
Ben de şu an kalkayım devam edeyim diyeceksin diye sapsın.
Bunu yaptırabilmek önemli mesela.
O mu yorumları çok seviyorum. Abla senin için kalktık spor yapıyorum falan.
Bayılıyorum. Bence iki tür var burada.
Bir bakıp böyle iç geçiren hani o sırada sinir olan belki o senin proaktifliğine.
Bir de gerçekten ondan ilham alan.
O iki noktada işte birisi abla bu kombini mi yaptın ya işte.
Abla bu saatte mi kalktın ya falan.
Bir tarafta daha da senin sayende kalktım hazırlanıyorum şu an.
O olur ama. Rüge içimden de geçti biliyor musun?
Bu sohbete Eksiğimiz ne biliyor musunuz?
Şöyle bir Türk kahvesi.
Yanında lokumumuz da.
Bir sonraki videomuz da.
Daha yeni başlayacak ama bir daha alırız seni.
Bir daha. Bilgiler iki bölümlerde.
Bakalım o zaman geçirdiklerine ne olacak.
Bakalım yüzü falan bulur diye düşünüyorum.
Bulur. İki senede elli olduk.
Bir sonraki videomuzda bulur.
Tarla çok teşekkür ederiz.
Ben çok teşekkür ederim. Tarla'cığım çok mutlu olduk seninle konuştuğumuzda.
Çok iyi ki geldin. Çok güzeldi.
Hepimiz çok konuştuk. Ben şu an seni izleyen genç kızları düşünüyorum.
Bizim zamanımızda Duygu Özaslan vesaire çok başarılı influencerları, iş insanlarını izlediğimiz gibi.
Bu arada ben şeyi hep söylerim.
Ben girişimciliğe başlamadan önce girişimcilerin YouTube'larını izleyip girişimciliğe adapt olurdum.
Çok önemli bir şey. Ben de YouTube dışındaki videoları falan işte bir günüm falan gibi.
Çok önemli. Eter'de bir günüm falan.
İşte dünya buraya doğru gidiyor.
Evet. Adapte olmak lazım.
Bu bence yani. Bir de son bir şey daha.
Tam talih almışken bunu demek olmaz.
Bizim girişimcilikte hiç influencer yok neredeyse.
Evet. Bence bunun sebebi.
Hiç yok mu ya? Nerede? Hiç yok.
Yani birkaç tane. Birkaç tane.
Güzellik post paylaşan var diyelim.
Şey var. Tabii influencerların girişimciliğe gelmesi var.
Ha aynen. Marka çıkartma. Ama girişimcilikte influencerlık biraz tek.
Çünkü bence bizden bir önceki dönemde sosyal medya olmadığı için girişimciler influencer olamadı.
Herkes çok kapalıydı.
Hiçbirinin Instagram accountu bile yoktu neredeyse.
O yüzden insanlara girişimcilerin içerik paylaşması çok enteresan geliyor.
Ben şuna çok karşıyım yani bunu da söyleyeyim.
Hani bir mesleği olan insan influencer olmamalı.
Kalıbına çok karşıyım. Yani işte bu benim çok karşıma çıkıyor.
Bence asla böyle bir şey yok.
Yani özellikle globalden herkes bakın örnek alın bir sürü insanı influencerlık yapıyor.
Asıl influencer etmesi gereken insanlar zaten meslek sahibi olanlar bana kalırsa.
Hani o yüzden en azından onların influencer edebileceği o kadar farklı alanlar var ki.
Yani bu kalıp çok yanlış.
Girişimciysen de influencer olabilirsin.
Kendinden küçüklere veya senden örnek almak isteyenlere hikayeni anlatabilirsin.
Yani herkesin hikayesi başka ve herkesle bence alınacak bir takım şeyler var.
Bu kalıplar bence çok yanlış.
Herkesin girişimcilik serüveni dediğin gibi çok başka.
Sen farklı bir patten geliyorsun, ben farklı.
Bu arada influencerlık da bir girişimcilik değil mi?
Yüzde yüz. Bence de. Yüzde yüz de bir emek yani.
Şirketini kurmak gibi bir şey.
Markanı yaratıyorsun. Kuruyorsun da.
Gelir almak için de kuruyorsun. Gelir almak için dediğimiz şey tam olarak bunu bence yansıyor.
Şey çok güzel bir şey bence.
Çok şanslı bir şey yani.
sayesinde para kazanmak. İnanılmaz.
Kurduğun bir şey değil yani ama şahsen adın yani bu büyük influencerları duyuyoruz, görüyoruz yani adları sayesinde, varlıkları sayesinde para kazanıyorlar.
Bu işine de çok pozitif bir etki yaratıyor.
Çok işte sen ne kursan tutacak çünkü.
Cidden efor sarf edip güzel bir şey kurduğunda tutmaması çok küçük ihtimal.
Mesela şeyi biliyorsunuzdur Newt Project, İspanya'da bir marka, giyim markası, Bruno kurucusu yani İnanılmaz sastır ediyorlar.
Bir sürü var ya bir sürü var. Bu da beauty.
Evet. Yani girişimlerin patlaması da işte podcast da çocuğun kendini influencer yapması ile geçti.
Bu influencerlık değil ki bir makyaj tarafına kayması sadece.
Onu da yapabilir. Kombini de çekebilir.
Her şeyi yapabilirsin. Markada çıkarabilirsin.
Her şeyi yapabilirsin. Her zaman bir girişimci de bir doktor da bir avukat da herkes influencer olabilir.
Mesleğini yani mesleğinle paralel bir şekilde yapabiliyorsan ve birbirinin negatif etkilemediği noktada bence yürütülebilir.
Çok teşekkür ederiz tekrar Talia. Teşekkür ediyoruz.
Seni çok seviyoruz.
İyi ki Melda'nın ilk gününden beri bizim yanımızdasın.
Yanımızda olduğun için, buraya geldiğin için çok mutluyuz.
Çok teşekkür ederiz. Melda'nın emeklerinde çok mutluyuz.
Onun için de çok çok teşekkür ediyoruz.
Seni bir daha ağırlamak istiyoruz.
Şimdi ben de bir daha gelmek istiyorum.
O zaman Talia Nisari konuğumuzdu.
Sizlere de izlediğiniz için çok teşekkür ederiz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
