
Biraz Anlatır Mısın? I Merve Yorgancılar Işıtmak
1 Mart 2026 · 44 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Meld Club’ın podcast serisi “Biraz Anlatır mısın?” ilk bölümüyle yayında.
Meld Club kurucuları Müge Bezgin ve Zeynep Eliçin soruyor,
Merve Yorgancılar Işıtmak olduğu gibi anlatıyor.
Assembly katkılarıyla çekilmiştir.
Meld Club üye formu:
https://forms.gle/SsUhFhvo8ex2C8YU7
İletişim: info@podcastbpt.com
Transkript
Ne yapıyorsun? Haftaya Orkun'u uçurumdan atacağız.
Ben ev turu yapıyorum. İşte mutfak.
Tuvalet. Her şeyi kendin alıyorsun.
Biz şimdi evine gelsek ve bir objeyi beğensek hemen alıyoruz.
Çok taz canlıyım onun için her şey hemen olsun istiyorum.
Yani böyle bir şey bekliyor olmak benim için çok yorucu bir şeydi.
Hani böyle çabuk yapalım falan.
Hep çizgi geliyorum.
Buraya gelirken onu mu yerim? Evet.
Hareket halinde olmak beni çok motive ediyor.
Oradan oraya gideyim işte bugün bilmem ne istiyorsan çıktım oradan buraya geliyorum.
Beni çok motive edermiş.
Çünkü zaten hareket etmemiz lazım.
Merhaba Mad Club ile podcast serisine hoş geldiniz.
Ben Müge. Ben Zeynep.
Ve konuğumuz Merve Yorgancılar Işıtmak.
Bir alkış alalım.
Hoş geldin Merve.
Hoş bulduk. Nasılsın?
Bizim aynı andasın.
Nasılsın? Çok senkronize cevap veremeyeceğim ama iyiyim.
Sen de iki kez söyle bizim gibi. Çok iyiyim.
Çok sevindim böyle bir şey yaptığımız için.
Davet ettiğiniz için ayrıca çok teşekkür ederim.
Biraz heyecanlandım. Kameranın önünde olmayı çok sevmiyorum, yapamıyorum.
Senin yerin bizim için çok ayrı.
Evet. Biz de çok heyecanlıyız bu arada.
Danışma kurulu üyesi. Merve.
Evet. Her zaman yanımızda destekçi.
İlk günden beri Mad Club'ın içinde hem de bizim çok çok tatlı bir arkadaşımız da oldu böylece deyip hemen ilk sorumu geçiyorum.
Merve'ye de o öldüğümüzün gerginliğini suratından alıyorum.
Şey gibi ne zaman beni övmeyi bırakacaksınız?
Çok teşekkür ederim.
Ben bu işin içinde olduğum için çok mutluyum.
Çok heyecanlıyım. Onun için bence her şey çok güzel gidiyor.
Ben de sonuna kadar yanınızdayım.
Şimdi buradan şuna bağlıyorum Merve'ciğim.
Bu işin içindesin. Your Glass yönetim kurulu üyesisin.
Ming App kurucususun.
Bir teknoloji şirketin var. İşte buraya bir derneğin konuşmasından geldin.
Çeşitli derneklerdesin.
Orkun tarafı var. Orkun işlerine yardımcı oluyorsun.
Bizimlesin. Mad Club'dasın.
Vesaire vesaire. Sen bu kadar işin altından nasıl kalkıyorsun?
Bize bunu anlat sırrını ver.
Biz kullanacağız Merve.
Böyle deyince uyumuyormuşum gibi bir algı oluyor ama uyuyorum.
Uyumayı da çok seviyorum.
Yatar yattığım anda uyuyorum hatta yani.
Yani Yorgaz zaten oturmuş 50 yıllık bir firma.
Onun için hani Yorgaz tarafında benim öyle hani operasyon tarafında ciddi bir katkım yok.
Ama tabii ki bunu da söylemekten çekindiğim bir konuda değil.
Belki hani orada reklamını yapmak daha iyi olur.
Hani şunları yapıyoruz, bunları yapıyoruz vs.
Ama hani benim o taraftaki en büyük görevim aslında hani babamın yapmış olduğu işe kuzenim Hakan'la beraber aslında bunu devam ettiriyor olmak.
Ve oradaki 1200 kişi diyor o zaman ben ona hep böyle çarpı 3 diye bakıyorum.
Çünkü hepsinin ailesinden de sorumluyuz.
aslında. Dolayısıyla hani oradaki işleyişi devam ettirebiliyor olmak bence oradaki önemli olan konu.
Onun dışında Mink benim bebeğim.
Artık biraz emeklemeye başlayan bir bebeğim haline geldi.
Çok zorlandım.
Hani şu an son iki buçuk senedir olmasını istediğim yere çok yakın bir noktadayız artık.
Çok güzel bir ekibim var orada.
Ekibim olmasa hiçbir şey yapamazdım.
Onlara çok güveniyorum gerçekten.
Benim bu kadar farklı işlerle uğraşabiliyor olmamın bence en büyük sebebi aslında ekibimin arkamda bu kadar sağlam oluyor.
Ama ekip yönetmek de bambaşka bir süreç ya.
Bir de o tarafta. Ya ben insanla iletişimini seviyorum ya.
Hani insanlarla konuşmayı bazen hatta ekibe sorarsam şimdi bunu izleyince bana bazen böyle çok sert olabiliyorum ya da hani bir şey dandan söyleyebiliyorum.
Çünkü hani kafamda ne varsa aslında direkt...
İfade edebiliyor olmak eskiden daha kötüydü.
Bence daha çok zorlanıyordu bütün ekip de aynı şekilde.
Çünkü çok tazcanlıyım.
Onun için her şey hemen olsun istiyorum.
Yani böyle bir şey bekliyor olmak benim için çok yorucu bir şeydi.
Hani böyle çabuk yapalım.
Teknoloji şirketi. Yani o teknik taraf çok uzun.
Her şey kaçıp gidiyor. Bir de ben yazılımcı değilim.
Hani ben psikoloji mezunuyum.
Hiç ajansa daha önce bir hayatım vardı.
Ama bir de kendim çok aktif bir teknoloji kullanıcısı da değildim aslında.
Hani normal bilgisayarımı mail atmak için.
İşte video izlemek.
için falan açtığım bir PowerPoint kullandığım, hadi biraz daha Excel'e baktığım bir hayatım vardı yani ama şu anda o kadar çok zaten her şey çok gelişti, her şey çok değişmeye başladı ama bir anda teknoloji şirketim olunca orada dedim
ki ben ekibi 3 kere baştan kurdum Bing'i aslında.
Şu an 2,5 senedir çok iyi gidiyor ama ondan önce benim 2 ayrı ekibim daha vardı aslında ve bu da oldukça zor bir süreç oldu.
Farklı insanlar tanıdım. Hepsinin çok büyük emeği var bence ekipten gidenlerin de kalanların da aynı şekilde.
Hani Berke var mesela 3 senedir benden.
beraber yani benim hani mink ayaklı mink diyorum ben Berke'ye.
Çok önemli bir şey. O kişiyi bulmak çok zor bu arada.
Çok. Berke'den önce Ozan vardı mesela.
Ozan'ı Avustralya'ya kaybettim.
Avustralya'ya taşındı. Giderken biz ağla ağla ağla falan öyle ayrıldık.
Yani ben ekibimle çok yakın olmayı çok severim.
Herkese aynı yakınlıkta olamıyorsunuz.
Herkes şu anda herkes uzaktan çalışıyor.
Bilmiyorum sizde de öyle mi? Uzaktan çalışma var mı?
Evet çoğu zaman. Bizim uzaktan biraz hani İstanbul Adana gibi hani bir uzaktan bir mesafe olmuş oluyor.
Siz bayağı uzaktan. Biz bayağı gerçekten.
Gerçekten uzaktan çalışmayı biz böyle bayağı benimsedik.
Bir ara bir ekibimde bir arkadaşım vardı Sivas'ta oturuyordu yani.
Destekliyorum da bu arada bu kadar hani yapılabildikten sonra.
Ama tabii ki çok zor bir şey ekip dinamiği kurmak için falan.
Ama bence bir noktada hedef belliyse ve nasıl gidileceği aynı kafadaysanız bence lokasyon fark etmek sizin artık.
Yani onu devam ettirebiliyorsanız ama kültürü oluşturmak bence bir noktada daha zor olmuş oluyor hani uzaktayken.
Onun bağlılığını artırmak çok zor Merve.
Çünkü bu bir start-up. Mesela Your Glass artık oturmuş ve belki de maaşı çok net, tarihleri belli, artışları, zamları, her şey belli bir düzen.
Adam geldiğinde ne yapacağını ya da kadın biliyor.
Ama Mink öyle değil. Mink canlı bir büyüyen dediğin gibi bir kuruluş.
Ming'in en büyük problemi, mesela Ming'in artisti, yorgunası network'ünden kimseyle çalışmıyor.
Hatta Ming'in müşterileri yorgunası sözleşme aşamasında öğreniyorlar.
Hani şey, sana belki daha önce o denk geliyordur.
Yani hani bu şirket batacak mı?
En çok sözleşme aşamasındaki soru bu bir start-up ve bu hani batacak.
Tabii ki yani batma olasılığı...
Risk içeriyor. Risk içeriyor bir start-up'a.
Zaten çalışmayı kabul ediyorsan bence bu taraftaki müşteri olarak da birilerinin ona şans veriyor olması lazım.
Benim babamın bir tane hikayesi var, çok hoşuma giden bir.
hikaye bu. Anlatmak istiyorum. Babam işte cam alsat yapmak için işte İzmir'den İstanbul'a taşınıyorlar işte.
Annemi alıyor falan. Ondan sonra artık hani kapı kapı gidiyor ve camsat.
Sonra artık hani kimse iş vermiyor.
En son birine diyor ki hani biri diyor işte en çok aldığı soru referansın var mı?
Eşim referansı yok.
Ve en son birine diyor ki hani sen almazsan o almazsa kim benim referansım olacak?
Hani senin bana bu işi vermen lazım.
Eğer işi yapamazsam zaten hani ben de başka bir şeye yöneleceğim artık hani bu kadar şey üstüne.
Neyse o sonra işi veriyor ve aslında Aslında bir tane referansın ne kadar büyük etkisi olabileceğine geliyorsun.
Ve şu an o noktada aslında 50 yıllık bambaşka üretimler yapan bir şirket haline geldik.
Dolayısıyla hani oradaki referansın gücü gerçekten çok önemli.
Ama referansı olabilmek için o insanın da sana güveniyor olması lazım bence.
Hani güven ilişkisi. Karşındakine belki o güveni verebiliyor olmak çok önemli.
Teknolojide bence üründen daha farklı bir güveni veriyor olmak.
Hani ürün sattığın zaman adam elini alıyor.
Ha tamam diyor bu bir telefon diyor.
İşte kaldırıyor çeviriyor. İşte şu kadar camı var bu kadar bilmem nesi var falan görüyor.
yorum yapması çok kolay. Beğendim ya da beğenmedim.
Şimdi teknolojide zaten ben sunuma giriyorum.
Anlatıyorum. Az buçuk hani.
Anlıyor anlamıyor. Tam bizim böyle bir şeye ihtiyacımız var.
Teklifler gidiyor. Yine bu sefer bir tur daha hadi baştan anlatalım.
Tamam. Onaylanıyor. İş artık başlayacak.
Eğitime giriyoruz. Herkes bu sefer birazcık daha fokus dinlemeye başlıyorlar.
İş başlıyor. Kullanmaya başlıyorlar.
Sanki biz hiçbir şey konuşmamışızcasına biz tekrar anlatmaya başlıyoruz.
Bu çok normal bu arada insan.
Ben de çok gerçekten kullanmayacağımı bildiğim bir şey.
O kadar böyle odak vermeyebilirim ama teknoloji de gerçekten ürünü anlamaları, kullanmaları sistem.
değiştirmeleri, geçişi vs.
Çok uzun bir proses aslında.
Satışı da daha uzun. Biz ilk az sistemi yaptığımız için belki daha uzun sürüyor.
Ama aksine bizim seninle konuşmalarımızda ben yani etkilenmiştim bak sohbetimizde daha meldin.
İlk çekimlerinde böyle küçük küçük konuşurken senin o tutkun.
Yani şey dediğini hatırlıyorum.
Ben yazarım o işi görüşmek istediğim kişiye.
Sonuçta köklü bir şirketin yönetim kurulu üyesisin.
Orada bir yerin pozisyonu var ama hiç buna bakmadan Mink için herkese...
ve orada bağlantı kurabilmek bu bir cesaret.
Aslında start-up kültürün ve girişimciliğin ruhu buradan geliyor bence.
Bence Türkiye'de çok fazla köklü şirket var.
Hani bu köklü şirketlerin her birinin bir çocuğu var.
Evet. Hani baktığında herkes biri.
Evet ama kaç tane start-up yapıyor?
Ve tutkuyla yapıyor. Bak tutku işi.
Sen hiç şeyi görmedin mesela.
Hiç yorgulasın o gücünü Mingap'ta kullandığını hiç görmedim ben.
Hiç. Mingap müşterileri bilmiyor yorgulası.
Dedim ya sözleşme aşamasına geliyorlar.
Çünkü orada artık şunu söylemem gerekiyor gibi.
Çünkü bütün çalışan verisi geliyor bana.
Bakın biz bunu yorgulasın 7 tane fabrikasında.
Ben bunu kullandım diyebilmenin.
Herhangi bir start-up'a göre bence 10-0 ileride başlıyorum aslında böyle bir şeyle.
Çok büyük bir şans. Evet biz de bu süreçlerden geçtik ve hani orada hep bir referans.
Hangi işi yaparsan yap bir noktada referansa ihtiyacın oluyor.
Şimdi senin elinde böyle bir güç var ya bu aslında çok pozitif de bir şey.
Bunu yaptım Yorglas'ta kullandım.
Bak şu etkileri aldık diyebileceğim bir alanın olması da bence güzel olmuş o taraf için.
Ya ben Yorglas'ı Yorglas'tan sonraki ilk müşterimden sonra referanslardan çıkardım.
Ben bu arada kendim Yorglas'tayken bir sistem bakacaksam hani.
ya da bir hizmet satın alacaksam kendi şirketini onun referansı olarak kullanılsa bana gelse mesela benim ilgimi çekmeyebilir.
Daha hani belki sert oluyor bu ama ben mesela yorgası çıkarttım.
Hatta bizim ekipte yok ki yorgası koyar.
Artık mesela hani 15 tane müşteri olduktan sonra yorgası koyabiliriz.
Çünkü yorgası alternatif. O kadar çok filmim var ki o tarafta şu an şey olmuyor.
Yorgası öne çıkmıyor ve ben referans görüştürme yapmayı da çok seviyorum ama iki müşteri varken yorgası kullanmıyordum artık.
Çünkü o... Yanlış da anlaşılabilir.
Bir de orada kim yani birini ben yapıyorum birinin onayını hani biz veriyoruz ne fark eder ki hani o tarafta o yani şey olarak hani sonuçta orada şirketin sahibinin hani.
ürünü bir noktada daha şüpheci yaklaşılabiliyor.
Çünkü çoğu zaten içeridekilerden benim abi dediğim insanlar hani kaç yıldır bizde çalışan hani benim ellerinde büyüdüğüm bizim CEO'muz mesela ben Kasım'da doğdum o Haziran'da bizde babamla çalışmaya başladı zaten.
Doğduğundan beri. Doğduğumdan önce babam benden önce tanıyor oldu yani.
Hani ondan onlara da böyle kendimi kanıtlayabiliyor olmak için şu anda farklı müşterilerle gidebiliyor olmak çünkü bir noktadan sonra benim Yorgas'taki insanlara da kendimi kanıtlayabiliyor olmam lazım.
Öyle de bir taraf var. Ondan dolayı orada olmuyor olmam lazım.
Dışarıda bir şeyleri başarmış ve bir yeri bir noktaya getirebilmiş olmam çok önemli bence bir noktada.
Ona uğraşıyorum aslında. Bir şey çok güzel yine bence test etme ortamını aldı ürünü en azından.
Birilerine kullandırdın, test ettin, geri bildirimi aldın ve ürünü belki de tekrar tekrar pivot ettin o dönemde.
Aynen o en acımasız yorumları da Yorgas'tan alıyorum zaten.
En güzeli. Öyle yorumlara ihtiyacımız var ama ürün geliştiriyor.
Ama sende de işte Merve şey yok hani normalde ikinci nesil.
3. nesillerde biraz daha dışarıdan görülen ve hissedilen şey şu.
Kurulu düzeni sadece devam ettirmek.
Ama sen kendine katarak, işi kaçırmayarak, işin peşinde koşarak azıcık hareketlisin.
Şimdi Müge saydı iş alanlarını.
Ama bunun dışında gerçekten senin hareketli bir hayatın var.
Sürekli işte olduğun ve bir şeylerin peşinden yeniklerin kovaladığın bir yerin var.
Ya ben hareket halinde olmak beni çok motive ediyor.
Oradan oraya gideyim işte bugün bilmem Deniz Müzesi'ne çıktım.
Oradan buraya geliyorum işte yarım.
bilmem ne sonra Manisa'ya gideceğim falan.
Benim çok motive eden bir şey.
Çünkü zaten hareket etmemiz lazım.
Mesela yürümek hiç yürüme.
Günlük 3 bin adım falan atıyorum.
Bu arada spor da yapmıyorum. O spor sayılır ama köpeklerini falan gezdiriyorsun ama sayılır.
Evet ama yani o da hani tasmalarını açıyor.
Ama kendileri geziyorlar. Ben başlarında duruyorum.
Ama gerçekten günlük yaşımı bulup takmaya başladım.
Ondan hani adımlarıma bakıyorum.
3 bin-5 bin adımdayız yani.
Çok ilerleyemiyorum. Ortalamada 10 bin adım atmışlar.
Çok düşük kalmış. Bunun dışında böyle bir yerden bir yere gideyim.
Mesela bu beni yormaz. Çok da motive eder.
Hani ben hareket ettikçe, iş yaptıkça yeni insanlarla tanışayım.
Hani burada mesela ekip hani herkesle tanışıyor falan.
Çok motive ediyor beni ya.
Farklı insanlarla yapıyor. Bunu da işleniyorsun diyebiliriz o zaman.
Evet. İnsan tanımak çok hoşuma gidiyor yani.
Harika. Yorgulastayken de çok rahat durmamışsın.
İşte gölge icralar kurmuşsun falan.
Stalkladım yine. Stalklanmışsın.
Evet. Ya orada bile böyle hep yeniliğe zorlamışsın gibi bir şey sezdim ben.
Babam o konuda çok şanslıyım.
Gerçekten çok şanslıyım.
Çünkü babam hep bir şeyleri kendim öğreneyim.
Ve bir şeyler hep alan açtı.
Hani ben şeyi hiç hissetmedim.
Hani bir şey yaparken tabii ki sorarım babama fikrini alırım.
Hani şey yaparız tartışırız.
Ama hani hiçbir noktada böyle mantıklı bir açıklamam varsa hani tamam sen bunu bu şekilde yap o zamanına döndüm.
Mesela bizde ilk başta kurumsal iletişim diye bir şeyimiz yoktu.
Şimdi kurumsal iletişime aslında bakınca diyoruz ki yani çok basit.
Neden? Hep öyle. Bende de öyle bir his var.
Bütün aile üyeleri genelde ya pazarlamaya giriyor ya.
Hani hep gördüğüm böyle hikayelerde böyle hani pazarlama direktörü olmuş.
İşte pazarlama müdürü olmuş. olmuş falan.
Mesela kurumsal iletişim benim için şuydu.
Bir insan Yorgas'la çalışıyorum dediğinde arkadaşına bunu söyle.
Müge ben Yorgas'la çalışıyorum dediğinde Müge'nin o hangi şirket demesi mesela benim için kötü bir şeydi.
Çünkü ben Sabancı'daydım ve herkes hani işte PNG'ye girmek, işte Ünlever'de çalışmak falan hani hep böyle çok bilindik şirket.
Tabii ki herkese. Hedefleri global şirketlerde çalışmak olabilir.
Ama böyle güzel Türk şirketleri de var aslında baktığımızda.
İnsanların buraların güzel işler yaptığını bilmesi için şirketi biliyor olması lazım.
Şirket ne kadar çok iyi şey yaparsa yapsın.
Bir noktada bilinmediği sürece kendi sektöründe biliniyor olabilir ama kendi sektör, cam sektör dediğimiz alan çok niş ve ufak bir sektör aslına bakarsan.
Ama yoksa müşterilerimiz Ayçelik, Vosiymez, Müşteri Gamı'nda iyi ama yan sanayiyiz.
Yan sanayi bir şirketin bu kadar biliniyor olması, biliniyor hale geliyor olması bence çok kritik, önemli bir şey.
Benim de amacım bu yaptığımız güzel şeylerin biliniyor olmasıydı.
Ben mesela kurumsal iletişimi ondan istemiştim.
Onun üzerine icra kuruları var.
Her hafta şirkete başladığımda icra kurulu toplantılarına giriyorum direktörler.
konuşuyorlar. Ne yapılacak işte gündemde ne var vesaire.
Sonra dedim ki burada bir yaş grubu var.
Ama bir de bunun bir alta indirelim.
Yaş olarak benim yaşlarımdaki insansa icada konuşulan şeyler biz değerlendiriyor olsaydık bunları nasıl değerlendirirdik?
Çünkü onlar belli bir tecrübeyle konuşuyorlar ama belki hani birine sıfırdan bir şey öğretmek daha kolaydır ya aslında.
Hani oradaki probleme daha az tecrübeli biri baksa aslında belki çok daha basit bir şey görebilir ve çok daha hızlı bir şey düşünebilir.
Ya da yanlış düşünse bile bunu öğrenebilir.
Hani hiç olmazsa yapılmasa bile gibi bir mantıkla gölgeciye kurmuştuk aslında.
Güzel bir uygulama. Ben çok sevdim.
duyunca. Ve sana inanılmaz güzel bir oyun alanı da sunuyor.
Baktım. Mezun olur olmaz yorgulasa girdin mi?
Hayır. Ajansa çalıştım.
Ajansa çalıştın. Aslında ilk bir nöro marketing şirketinde çalışmıştım.
Psikoloji geçmişinden de dolayı.
Evet ama yani psikolojinin tek bendeki faydası ne iş yaparsak yapalım insanlar yapar.
Evet. Dolayısıyla hani insan anlamak yani.
O da bence psikoloji bence hani herkesin bir noktada.
Kendini geliştirdiği bir alan.
Ama insan tanıdıkça bence daha çok gelişiyor.
Çünkü aynı şeye insanlara verdiği tepkiler de farklı zaten baktığında.
Benim Müge'ye bir şey sordum.
Nasılsın dediğimde bile onun bana bakışı çok farklı bir şey olabilir yani.
Farklı bir şey de düşünüyor olabilir.
Peki Merve bu kadar yoğunluğun içinde birçok alan var.
Bunun tabii insan, psikoloji konuşuyoruz.
İçten de bir başarılı olmayacak mı bu işler dediğin taraflar da vardır.
Projelerin de oluyor. Bunu nasıl kendi psikolojinle ayakta tutuyorsun?
Senin motivasyonu burada sağlayan belki günlük yaptığın, haftalık yaptığın bir şeyler var mı?
Ya da kendi kendine telkinlerin neler oluyor?
Çok ağlamak. Öyle mi?
İlginç. Eskiden daha çok ağlıyordum mesela.
Artık o kadar ağlamıyorum. Ağlamamaya çalışıyorum.
Aşılı duygusal bir insan değilim bence.
Ama... Duygularında çok yüksek ya da çok alçak.
Çok dengesiz bir tip olduğum için sinirlenince aşırı sinirleniyorum böyle.
Duygudan mı ağlıyorsun yoksa bir şey izlerken mi ağlıyorsun?
Duygudan. Kendi duygularımı yönetemediğim için.
Bir şey izlerken falan. Çok o insan değilim.
Ben ağlarım mesela. Sen nasılsın bilmiyorum ama.
Ben de duygudan ağlarım.
Kendimi kontrol edemeyince mesela araba kullanmayı çok seviyorum.
Araba kullanmak böyle inanılmaz.
Sabaha kadar araba kullanabilirim.
İnanılmaz. Çok hoşuma gidiyor araba kullanmak.
O böyle araba kullanıp bağıra bağıra.
arabada şarkı söylemek mesela aşırı rahatlatan bir şey beni.
Böyle bir de hani pazartesi sabahları işte 2005 playlist açarım falan.
Hep böyle çok yeni şeylerde, çok değişime açık bir insan değilim mesela.
Hani çoğu şeyde McDonald's'ta 15 yıldır aynı menüyü yiyorum.
Hani bir kere değiştirmedim. Hep çizgi geliyorum.
Buraya gelirken de onu mu yedin? Evet hiç de hiç yiyorum.
Hep aynı defolta gidiyor mesela.
Porsiyon olarak küçük. Hani böyle çok değişiklikle seven bir tip olmadığım için.
için zaten o şeyin içinde dönüyorum.
Yıkanmak çok iyi geliyor bana.
Peki hiç başaramama gibi bir düşünce hani girişimcilikte de vardır ya hep konuşuyoruz.
Yani bu düşüncen kendine geldiğinde onu nasıl kaçırıyorsun kafandan ve odaklanıyorsun işlere?
Yaparak içinden geç.
Mecbursun gibi bir şey.
Mesela yapamadığım bir sürü şeyim var.
Mesela cam kaykay yaptım.
Çok iyiydi bence. Yani hiç olmayan bir şeydi.
Gittim otobüs camcısı buldum.
Otobüs camcısına işte gittim.
İşte camları büktürdük, başka yere getirdim.
Hani Manisa'da cam kesiliyor, işte Bursa'ya gidiyor, Bursa'dan İstanbul'a gidiyor, boyanıyor falan.
Sırf oraya mesela marka kuramadım.
Evet, Cam Kaykay. Mesela Becca'da da var.
Story'inde paylaşmıştın. Evet, arada koyuyorum.
Var. Bir ara bir dönem çok güzel gitti ama sonra uğraşamadım.
Yapamadım. Uğraşamadım değil, nasıl yapmam gerekli?
Bir türlü o kafamda bir product olay.
Yoksa bir sürü şeyim vardı. Cam Kaykay'dan kitaplık yapacaktım, şey yapacaktım falan.
Küçük küçük hobi projekler bulup kendim rahatladım.
Mesela defterlerim. Evet.
Ben sıkılıp sıkılıp kalmada defter yapıp ondan sonra bunları bastırıp bir ara Trendyol'da satıyordum onları.
Evet. Hani bir ara dedim ki kendi defter yapayım, defter satayım.
Link var mı? Kapattık artık o kadar.
Sonra mesela bir kere Ankara'da bir story yazdı.
Kaykaylar için yazmış. Dedim kaykayları ben bıraktım ama böyle defterlerim var isterseniz.
Aa dedi çok beğendim göndereyim.
Ürün gamı değişti. Mesela tam dediğim nokta sorun bu.
Yani senin bu yönün var.
Mesela sen bırakmıyorsun.
Yani cam kaykay elimde yok demiyorsun.
Ama diyorsun ki bu var. Yani senin aslında o girişimci, ticaret, esnaf ruhun var.
Aileden gelen. Dedem, babam hiç mesela esnaf kesin değil.
Babam bildiği sanayici.
Dedem tam bir esnaf.
Dedem hani böyle izel taşı zaten 60 ortak falan kuruyorlar yani.
Kuşadası'nda devrim ülkü yapıyor.
Mesela ilk devrim ülkü yapan çünkü diyor ki hani 3 ay boyunca buraya geliyoruz.
Bütün kış burası yatıyor bari hani oradaki bütün evleri topluyor ev sahiplerini.
Ve diyor ki biz buraya devrim ülke çevirelim falan hani.
Dedem acayip. Dedem şu hayatta olsaydı bizim 62 tane daha işimiz vardı mesela.
Babamla mesela burada çok tersiz.
Babam bir işi yapacaksın ve o işte en iyi olacaksın.
Odaklanacaksın. Ben ya beni hep dedeme benzetiyor çünkü.
Ben böyle hani bir sürü şey yapayım.
Hani hepsine iyi olabilirsin ama hani bence zaten babamın zamanıyla benim zamanım.
Zamanın da şu an çok aynı gelmiyor bana.
Hani şu an insanlar da çok fazla iş yapıyor gibi geliyor.
Bir de bence hem girişimcilikte işte sen de ürün kendi tarafın var.
Şirketler çalışıyorsun bizim tarafta.
Ama senin bence şey tarafın çok güzel.
Para konuşmanın çok doğru olduğu bir yerde bakıyorsun.
Yani parayı konuşacağız tabii ki yaptığımız işlerde tarafındasın.
Çok para konuşamam ben ya.
Hayır ama ticaret hani günün sonunda bir iş yapıyorsak kazanç sağlayacağız ya.
Hani o yüzden de bu...
İki tarafta kendi kazancını ölçmek.
Hani bizde biraz şey vardır ya ayıp gibi gelir.
Ama hayır iki tarafta kazanmalı.
Bunu bence işte oradaki esnaf tarafın çok baskılıyor.
Ya siz bence bu işte yani Türkiye'deki en başarılı kadınlardan bir tanesiniz.
İkinizin de işini kendi.
Teşekkür ediyoruz. Benim gerçekten bir noktada bu kadar imkanım varken ben bu noktaya geldim ve gelmeye çalışıyorum hala.
Siz kendiniz buraya sıfırdan başlatıp şu an hani bir sürü iş yapıyorsunuz.
Dolayısıyla bence bu... Nasıl baktığınınla alakalı bir şey.
Ben mesela çok kötü bir satışçıyım.
Ben de kötü bir satışçıyım bu arada.
Ben yani bir şeyi satamam. Ben bir şey sabaha kadar sana anlatabilirim.
Evet. Ama sonunda bundan ne kadar vereceğiz dediğinde ben sana ya onu verebilirim.
Sen sonra bana parasını verirsin.
Bir şekilde anlaşırız falan.
Biz şimdi evine gelsek ve bir objeyi beğensek hemen alıyoruz.
Hemen alıyoruz. Hemen alıyorsunuz.
Hiç öyle şeylerim yok. Ama mesela sabaha kadar sana bir şeyi anlatırım.
Ama anlatırken ikna ediyorsun.
Bence izleyenler de mesela o ruhunu ikna olmuştur.
İkna edebilirim gibi hissediyorum.
İkna tarafım bence kuvvetli.
Ben Zeynep'in neden onu sorduğunu anladım aslında.
Çünkü mesela biz bir şey anlatıyoruz sana kendi işimizle ilgili ve emek veriyoruz ona.
Sen hemen şeyi sorguluyorsun mesela.
Bunun karşılığını görüyor musunuz?
Bunun karşılığını alın. O destekçi yanın var ya.
O yüzden oldu. Sizin için kesin.
Kazanmanız gereken bir şey varsa orada ve bunu gördüysem ben bunu kesin sizin kazanmanız için.
O içimde kalacağınız sizde kalsın derim.
karar sizin ama Siz yine kazanın.
Hani kazanılacak bir şey varsa kazansın.
Mesela Orkun tarafında da öyle. Onun da bir şeyden kazanması gereken bir şeyse söylerim yani bu taraf.
Kendimde belki bunu çok fazla şey yapamıyor olabilirim.
Globalde bir araç şu an şey bilmiyorum.
Hatırlamıyorum yani hangi şirket yaptı ama kadınların para konuşma oranı daha düşük maalesef.
Hani o yüzden kadın girişimcilerin başarı oranı falan daha az diyorlar ama işte olabildiğince bunu da bir taraftan yıkmamız da gerekiyor.
Ben de çok para konuşamam ama bu işin içine girdikten sonra yani yaklaşık hayatım son 10 yılında konuşabilir hale geldim daha fazla.
Sen daha iyisin ya benden.
O tarafta daha yine bazen pasladığımız oluyor.
Mecbur kalıyorsun. Çünkü evet bir şey yapıyorsun.
Evet karşılığında bir şey alacaksın.
Çok normal bir şey.
Kesin senin mesela şehri yıllarında bu kadar yatırım aldıktan sonra, şunu yaptıktan sonra, şu yaşımda şu şirket, ikinci şirket.
Bunların tutarlarının konuşuluyor olması lazım.
Bunların gerçek olabildiğini insanların görüyor olması lazım.
Bunlar için belli şeylere ihtiyacın olmadığını fark ediyor olmaları lazım.
Bence kesin bunların konuşuluyor olması lazım.
Ben sadece belki bunları çok konuşamayabilirim ama konuşmaya da çalışıyorum.
Ben yaptıkça, ben müşterilerime bile...
2 sene sonra paylaştım. İnanılmaz.
Ama sen bizi bu konuda çok motive ediyorsun.
Evet. O gönülden çok...
Tatlı bir arkadaşsın. Evet orada gerçekten iyisin.
Peki Merve şimdi çok yoğun bir hayatını konuşuyoruz.
Yani ben bazen senin hikayelerini izliyorum.
Merve bir yerden çıkıyor yani inanılmaz bir ülkede ya da bir şehirdesin.
Yani bir de Orkun tarafı var bahsettim.
Bazı yerlerde beraber de çalışıyorsunuz, işler yapıyorsunuz.
Evde Merve'nin evinde, Merve ile Orkun'un evinde iş konuşulur mu?
Akşamları, hafta sonu, iş, sosyal yaşam nasıl?
Orkun hiç memnun değil bu konuda.
Ben evet konuşuyorum. Konuşuyor musun?
Tutamıyorum. Ben de tam tersi.
Orkun konuşurmuş gibi hissetmiştim.
Orkun hiç. Orkun eve gelince o şerteri kapatıyordu.
Ne güzel. Ama şimdi Orkun'un işi hakkında konuşmak çok kolay.
Bir şey izliyorsun ve hani bak böyle bir şey de varmış olabiliyorsun.
Yani hani iş hakkında Orkun'un işi bence hani...
Bence de eğlenceli ama gerçekten görünce bir noktadan sonra çok yorucu.
Yani şunu düşünsen biz şimdi mesela bir şey oluyor tadın kaçıyor.
Ya da bir toplantıya gireceksin.
Hani suratın saçma sapan bir halde o mutsuz oluyor.
Ya da benim bugün fotoğrafını gösterdiğim halde.
Hani o kadar hayatına devam edebiliyorsun ama.
Çünkü hani o fotoğrafı çeken de var sadece.
Hani o da 30 kişi yani. Orkun böyle krizin arkasında akşam gidip o kameranın karşısına geçip işte gülmek zorunda.
Hani o tarafta ya da enerjisini belli bir noktada tutmak zorunda.
Onun için hani onun gerçekten bir noktada...
kapatıyor olması da önemli. Hani biz Orkun zaten hani kaç yıldır bunu yapıyor ve çok başarılı yani yaptığı işte.
Bizim şu an beraber olmamızın sebebi Ork Faktör aslında daha çok.
Hani onun yaptığımız bu yarışma.
Çünkü ben aslında oradaki motivasyonum şeydi hep.
Orkun son dönemlerde hep böyle daha işte düşük puanlı restoranlar falan gibi farklı farklı videolar çekiyordu bende ama biliyorum ki bu adam 5 yılı 6 yıl önce köpek balıklarıyla dağıldı işte Afrika'da işte ne bileyim Çernobil
'e gitti oraya gitti buraya gitti ama bu ben data sevdiğim için Orkun'un analitiklerinin içinde yaşıyorum bazen.
Son işte 5 yılda atıyorum 6 milyon yeni abone gelmiş şimdi son 5 yılda gelen bu 6 milyon abonenin belli bir kısmı eski videolara gitmiştir bakmıştır ama bilmiyor adamlar Orkun'un bunları yaptığını ve şimdi hani şey hani
sonun bir şeyi var ya böyle çiziyor kağıda sonra işte diyor 5 milyon sonra diyor ki adam hani 5 dakika sürdü bunun için.
Ama bunun arkasında bir 50 yıllık gelmek var yani.
20-25 yıllık gelmeyi var.
Şimdi Orkun tarafında da Orkun'un çok hani daha Kendini de içine sinmeyen herhangi bir iş yaptığında da 1 milyon 2 milyon izleniyor olması sebebi aslında daha önceki yaptığı işlerde kemik bir kadro oluşturabilmiş olması.
Bence YouTube'da gerçekten orkun faktörü diye bir şey var.
O yüzden aslında adı orkun faktörü.
Herkes böyle fiil faktör mü acaba gibi düşünüyor ama aslında YouTube'daki orkun faktörü diyorum ben buna.
Sen onun yapımcısın değil mi?
Fikri beraber yaptık.
Her şeyi beraber yapıyoruz şu anda yani.
Nasıl gidiyor? Çok yorucu.
İstediğin seviyede mi? Ben ilk videoyu sana dedim izledim.
Delilik. Yarışmacılar.
inanılmaz. Bu deniz altında şimdi spoiler vermiyorum ama denizde soğuk denize bekledikleri sahneyi izledim.
İnanılmaz kişiler seçmişsiniz.
Onun için emir var.
Bizim ekipte emir bütün herkese.
Yani kaç bin kişiyle görüşler dinliyorum.
Sen bana ilk söylediğinde ben yaparım her şeyi falan diyorum ben.
Şunu şunu yapar mısın?
Yaparım falan diyorum. Soğukta bekler misin?
Beklerim falan ama izledim.
Hani izlerken sabrım tükendi.
Onu nasıl Orada idare edebilirdim yapabilirdim bilmiyorum.
Biz çağırma buna. Ben kendim bile bazılarına gitmişim.
Mesela çarşamba günü bir tanesine gideceğiz.
Hani bu ne zaman yayınlanır bilmiyorum ama hani çok zor.
Çünkü herkes çok hırslı.
Çok aşık. Biz yapamazlar.
Biz yapamaz dedikleri hani yapamazlar herhalde falan dediklerimizden çoğu her şeyi yapıyor.
Ben böyle diyorum ya bunu nasıl yaparsın?
Yani ben bazı şeylerde gerçekten karada bekliyorum ve diyorum çok soğuk.
Ben böyle hazır çorbalarla yaşıyorum.
Bolu'da hani yayınlandığı için.
Bolu'daki çekim şeyde.
Bolu'daydı. Aynen. Hazır çorbalarla yaşadım ya.
Hani sadece elimde çuval var.
Parmaklarımı hissetmiyorum artık.
Hadi Orkun Üşümegen'i aldır.
Peki sizin ya bu iş yani. Hani tamam onlar çekiyor yarışmacılar.
Birilerinin de başında olması. Hani ekip yani orada.
Herkes bütün çekim ekibi, prodüksiyon vesaire.
Hani biz 50 kişi falandık orada.
50 kişi. Bayağı büyük ekip.
Gerçekten büyük bir prodüksiyon.
Çünkü amacımız hani oradaki Orkun'a yaptırıyorsak bizim ofiste şöyle bir muhabbet var gerçekten.
Bu komik olduğu için söyleyeceğim.
Ne yapıyorsun? Haftaya Orkun'u uçurumdan atacağız.
İtalya'da bilmem nereye göndereceğiz.
Oradan işte dağ çıkacak.
Oradan işte şuraya gömeriz.
İki gün orada kalacak falan.
Şuraya gömeriz. Trenden atlayacak falan.
Orkun'un hayatında artık bunlar çok normal.
Orkun'un yapıyor olmasa bana mesela şey geliyor hani.
Tamam yapar. Bazen geriliyorum.
Bazen okeyim ama. Peki artık hani bir YouTuber eşi ve riskli bir içerikler çeken YouTuber eşi.
Ben en son şeyi de gördüm.
Bir pervanenin üzerinde bekliyor bir gece.
Ya bir eş olarak şimdi nasıl bunu stresini yönetiyorsun ve bazı videolara şey diyor musun?
Orkun bunu çekemezsin. Zaten sesi geliyor.
Ben bir tane videoda izledim.
Orkun bir tane yılan buluyor.
Yılanı... MrBeast'in şeyine gittiğimizde mesela.
MrBeast'in stüdyosunda yılanı alıyor boynuna.
İşte doluyor muhtemelen ve bir yerimi ısıtırayım mı diyor.
Bir şey diyor. Hatırlamıyorum.
Ve arkadan Meryem'in sesini duymuyor.
Orkun hayır. Ben ekipte ben videoda var mıyım falan hayır bir tek hayır diyorsun diyor.
Çünkü zaten bazen sadece kendimi hayır derken buluyorum.
Nasıl peki bunu? Korkmuyorum çünkü Orkun gerçekten şey bir tip yapıyor yapar da.
Orkun'un bir şey yapamayacağından dolayı hiç şey yapmıyorum.
Çünkü gerçekten oraya giriyor ve uçaktan atladı.
Biz İspanya'ya gittik uçaktan atlama eğitimi alacak.
Ben zannediyorum bir hafta boyunca karada işte bir eğitimler olacak falan bilmem ne.
Sonra Orkun'un yanına bir tane komando adam verdiler buddy.
Aa dedim çok iyi. Hani ondan da öğreniriz bir şeyler.
Ben böyle karada bekliyorum.
Hava bu arada 40 derece falan.
Ağustos'un ortasında işte İspanya'dayız.
Ve yani çok tatlı bir senaryo gibi geliyor hani yazın ortasında İspanya'da falan.
Gayet rezalet. Bir tane hani ahşap bir bank var.
Şu kadarlık bir şemsiyem var hani yanımda kendi götürdüğüm.
Ve 3 hafta boyunca orada sabah 4'te gidiyoruz.
Öğlen 1'e kadar falan. Ve öğlen 1'de hava 45 dereceye çıkıyor.
Bir de onun için de hani uçamıyorsun daha fazla.
Biz gittik. Ben de bu arada ben çekiyorum bu arada bütün her şeyi.
Onun için orada olmayı daha çok seviyorum.
Ondan sonra neyse gidiyoruz geliyoruz falan.
İlk gün gittik. Orkun komando ile eşleşti.
Kara eğitimini yaptılar. Akşam bir sınava girdi.
Aynı gün atladı. Denize atlar gibi tek başına adamsız.
Ben böyle diyorum ki hani ben de görmedim ne yaptığını hani yukarıda.
Hani tek başına mı atlıyorsun bir şey.
Ve ben daha demiştim ki Orkun'a ben atlamayacağım.
Ve atlamamak için her gün terlik giyiyorum.
Çünkü hani spor ayakkabının olmayınca atlatmıyorlar zaten.
Ki Orkun beni zorla atmasın diye.
En son böyle baktım.
İki haftanın sonunda. Bu bayağı rahat bir şey herhalde yani.
Hani çok rahat bir şekilde atlanabilecek bir olay falan.
Sonra ben de atladım iki kere.
hoşuma gitti. O Okun gibi bir şeyim yok hani 45 kere atlamak gibi bir motivasyonum yok.
Hani ölmeden önce birkaç kere daha atlarım yeter.
O zaman birkaç kere daha atlarım var ama.
Çok iyi. Baya birbirinizi aslında Okun da seni influence ettiği bir yerdeyiz.
Ediyor. Şimdi bunu duyunca çok hoşuna gitti.
Peki Merveciğim.
Sen hiç influencer olmayı düşündün mü?
Hiç. Hiç mi? Hiç sevmiyor musun?
Hesabım hala gizli değil mi? Gizliyim.
Ya bir gün eskaza yanlışlıkla açsan Açmam.
Biz birbirimizi gaza getirmiştik.
Günlük video çekecek. Ben hala çekiyorum aslında.
TikTok'um da var ama TikTok'um da kitli.
Sadece o ve üç arkadaş.
Peki Merve şimdi sabah kalktın.
Ne yapıyorsun? Bir gününü bize anlat.
Hemen sabah uyanıyorum.
Hemen yıkanıyorum. Yıkanmayı seviyoruz.
Duş almadan asla evden çıkamam.
Yani duş almadan evden bir şekilde bir sebepten sonra çıkmam gerekirse o gün benim için çok kötü mesela.
O beni çok rahatsız ediyor yani.
O mesela tadımı kaçıran bir gün.
Hani hoşuma gitmez. İşte sabaha kalkıyorum.
Duşumu alıyorum. Benim evden uyandıktan sonra hani köpek gezdirme falan o kısımlar geçtiyse evden çıkmam 15 dakika.
Hani yıkanıp, giyinip zaten saçımdan su alınarken çıktığım için.
Ofise gidiyoruz. Ofise gidiyorum. Sonra ofisteyim.
Çok böyle hani aktif bir şeyim var mı diye düşündüm.
Benim hiç öyle şey olan bir insan değilimdir.
İşte rutinleri. Sabah işte...
Nefesimi yapayım. Orkun mesela tam öyle bir tip.
Nefesimi yapayım, buza gireyim falan.
Orkun buza falan giriyor değil mi? Ben mesela evde var girmedim hiç.
Yani benlik bir şey değil. Rutin beni sıkıyor.
Zaten yapamıyorum. Peki Orkun'u öyle görüyorsun ve Orkun bunun çok güzel bir şey olduğunu söylüyor ya sana.
Hiç yapasın gelmiyor mu?
Bence çok söylüyor diye de olabilir ama yani hiç dikkatimi çekmiyor.
Ben bir etkilenirdim mesela. Gerçekten işe yarıyor mu ya falan derdim yani.
Ya ben yogaya başlamıştım bundan dört sene önce falan.
Full denli. Ondan sonra yoga yapıyoruz.
İşte üçüncü dersteyiz. Ben işte ayağımı uzanmaya çalışıyorum falan.
Asla uzanamıyorum ama diyor ki esneyeceğiz.
Halledeceğiz bu işi. Tamam çok güzel.
Dördüncü derse falan evde işte Orkun denk geldi.
Ben de böyle içimden diyorum ki of yani.
Neyse Orkun geldi. Orkun da işte ne yapıyorsunuz falan.
Sonra dersin 20 dakikasından sonra Orkun bir amuda falan kalkmaya başladı.
Tamam okey zaten o ders bitti hani dedim.
Tamam bu hani bir seferlik uğradı.
Birkaç ders beraber yapmaya başladık.
Normal olarak onunla yapmak daha eğlenceli.
Çünkü o yapıyor ve hani gelişiyor görüyorsun geliştiğini.
Hani amuda kalkıyor işte bacaklarını açıyor falan.
Amak yok mu üstüne atlayalım falan.
Ha gibi yani ve ben yogayı bıraktım.
Onun için hani onu çok hızlı yapabildiği için, öğrenebildiği için ben hani şey de oluyorum.
Demotive de oluyorum. Ama şimdi böyle deyince bozuluyor ama yani sonuçta...
Hemen her şeyi yapma bir arkadaşım da bir şeyleri yapsın diye.
Ama işte kendimde de öyle bir hani şey, öyle bir rutine olan bir insan değilim.
Hayattaki tek rutinim galiba duş almak.
Peki Merve, şimdi Orkun diyoruz ama yani günün sonunda gerçekten hani influencer ekosistemine baktığında Çok eski ve şu an Türkiye'nin top influencerlarından biri.
Ve hani içerik olarak da gerçekten çok kaliteli prodüksiyon işler yapan ve küçüğünden büyüğüne kadar bence herkesin neredeyse bildiği biri Orkun.
Burada influencer eşi olmak ve bu kadar bilinen bir influencer eşi olmak ilk başta nasıldı?
Buna alışabildin mi?
Şimdi nasıl gidiyor?
Bence okey. Düşünüyorum.
İlk başta nasıldı mesela?
Daha en başında falan.
Çekiniyor muydun biraz insanlar mesela seninle?
Beni çok tanımıyorlardı.
Çünkü benim her şeyim bir de Orkun'la hiçbir şey koymamış.
Yani beraber olduktan bir sene sonra falan insanlar benim hani ha Merve diye bir karakter var ya anladıkları için.
O da bu arada pandemi olmasaydı bir sene sonra muhtemelen kimse görmeyecekti.
Bir hani evde olduğumuz için sürekli bir noktadan sonra oldu ama hani.
Hatta ilk videomuzda Orkun böyle demiş ki senle video çekelim.
Dedim yani gerçekten mi?
Sonra bir tane çektim. Bir de sen hiç sevmezsin böyle şeyleri.
Yani kıpkırmızı videoda zaten üstüm.
O yayınlanmayanı da var onun bir de.
İkinci deneme yapıldı. İkincide de kıpkırmızı bir şey giymişim.
Ful suratımda kırmızı.
Polarımla aynı rengim.
Şu anki halimde 15 kilo falan fazlayım.
Çocuğum zaten yani 7 sene önce falan.
Bu bayağı olmuş Orkun'la.
Evet hani işte 2019 Mart.
Bilmiyorum yani Orkun'la olmak.
Orkun şey değil hani selebriti olmadığı için.
O bence bayağı fark eden şeyler yani.
Selebriti olunca her yerde işte magazinli bilmem.
Bizim hiç öyle bir hayatımız yok.
Evet aslında o sayfalarda bildiğin o sayfalarda dediğin gibi görmediğimiz biri.
Ama insanlar seni de çok merak ediyordur.
Hani sen de aksine çok doğal birisin ya.
Hani o sana nasıl geliyor?
Ben o influence olmayı beceremeye mutlaka bir yerde yanlış bir şey.
Bence çok zor bir şey. Çünkü dediğin her şeyi düşünmen lazım.
Bence özgürlüğünü çok yapanlara da saygı duyuyorum.
Çünkü çok bence özel hayatını bir noktada bayağı bir insanla paylaşıyorsun.
Yani paylaşmaya da bilirsin. Ama yapıyorsun yani elinde.
Kaçabilir yani elinden.
Sen buna çok yakından şahit oluyorsun.
İşte diyorsun Orkun mutsuzken.
Mecburen gülmek zorunda vesaire.
Allah'tan Orkun'un günlük Instagram kullanımı bir dakika.
Çok iyi. Ama zaman bulamıyordur zaten.
Orkun ne zaman görsen ya trenle binmiş geçen.
Hani sen işte gidiyorsun sürekli bir yerlerdesin.
Siz neden mesela bir araya gelip bir aktivite yapabiliyorsunuz?
Şimdi 3-4 gündür görüşemiyor.
O denge de mesela tutturmak bence çok önemli.
kıymetli bir şey. O güzel işte.
Güzel mi kötü mü günden güne tartışılabilecek bir şey ama güzel yani şu anda.
Ama şey değil Orkun'dan bağımsız yani genel olarak bence özel hayatını çok fazla insana paylaşıyor olmak çok zor bir şey.
Orkun'un işi YouTube olduğu için hani evde bizim hani YouTube'daki Orkun'un kitlesini çekecek hiçbir şeyimiz yok.
Yani köpeklerimiz var falan hani evde baya hareketli yani bu arada.
Üç köpek bir kedi yaşıyoruz hani hayvanat başı sıkılığında bir halimiz var ama YouTube'da bizim hani öyle bir şeyimiz yok yani öyle.
İzlenebilecek hani ocağa şunları yapıyoruz falan gibi hayatımız yok.
Peki YouTube izliyor musunuz birlikte?
izliyoruz. Ben çok izlemiyorum ama Orkun çok izliyor.
Orkun izliyor. Türkiye'den mi globalden?
Yani onu da mı işe çeviriyor yoksa gerçekten siz oturup böyle kafan rahatlasın gibi.
O her şeyi YouTube'dan öğreniyor.
Çok güzel. Oradan doğru kullanıyor bence YouTube'u diye.
Yani bugüne kadar yaptığı her şeyi YouTube'dan öğrenmiş yani zaten.
Çok güzel. Evet Meryem'cim bizim bir bölümümüz var Olduğu Gibi diye.
Böyle bir iki tane oyun oynayacağız gibi düşün.
Birinci bölüm cümleyi tamamla.
Tamam. Üç saniye düşünebilirsin fazla düşünmek yok.
Çok geliyorum bunlarda ya.
Soruyorum hazır mısın?
Aile şirketi aslında nokta nokta nokta.
Zor diyeceğim. Zor.
Evet. Merak edilen biri olmak nokta nokta nokta.
Korkutucu. Orkun'un en sevdiğim video konsepti.
Değişik şeyler denediği.
Yani yurt dışına gidip işte bir şey yaptı.
Hani o trene gitmesi.
Ama ben düşük puanlıları da çok seviyorum.
Pembe yalanları seviyorum.
Evet ve Orkun geliyor yalan makinesi.
Şaka tabii öyle bir şey yok.
Ünvanlarından en çok memnun olduğum.
Ming kurucusu. Bu mu?
Evet. Ben de öyle düşünmüştüm.
Evet şimdi o mu bu muya geçiyoruz.
Büyük masa mı küçük ekip mi?
Büyük masa. Bunu nasıl değerlendirdin?
İş olarak mı? İş olarak değerlendirdim.
Tamam evet. Bir an acaba aile yemeği falan gibi de değerlendirebilir misin diye düşündüm.
Aile mesela arkadaş ortamında falan da hani çekirdek ekibim vardır.
Hep onunla hani. Yine orta tarafta da küçük ekip.
Evet aynen. Spontane mi planlı olmak mı Merve?
Spontane. Hiç planda yokum.
Yapamıyorum. Plan benim geliyor da.
Ama bir planımız var.
Beni hamburger yemeğine götüreceksin.
Bir de Merve ile oyun oynayıp artık gerçek dostluğumuz o günden sonra ya tamam ya da...
Hepimiz özlüyüz. Hepimiz özlüyüz bir noktada.
İnşallah tamam demeyiz.
Çok tatsız bir insan oluyorum.
Çok üzülürüz ya. İnanılmaz tatsız bir insan oluyorum ama aynı oyunu oynamayı seviyorum.
Ama ben de çok severim. Ama bizim için şey gibi hani dostlukları tatilde tanırsın ya biz de oyundan sonra olursa dostuz Merve.
Gayet iyi. Yapabiliriz.
O yüzden şeylerde mesela spontan.
Onda da yine spontanı seviyorum.
Hani bana bu akşam mesela geliyorum sen evde misin diye gelen insanı çok seviyorum.
Bizim evimizin tek bir kuralı var mesela.
Eve gelince ben ev turu yapıyorum işte mutfak, tuvalet.
Her şeyi kendin alıyorsun.
Mis gibi. Şey yapmam hani.
Misafir algısı yok.
Hani çayınızı getireyim işte hani kahve falan diye hani kahve makinemiz burada.
Bazen bu yanlış anlaşılıyor ama ben eve çağırdığım insanlarla Orkun'la aynı şey.
Biz gerçekten samimi olduğumuz insanlarla beraber olmayı sevdiğimiz için evde.
Sen de kendi evin gibi hisset aslında bizim evde gibi bir düşüncemiz olduğu için bunu.
Şimdi bölümü çok böldüm ama şey soracağım.
Misafirin olmasını seviyor musun?
Evde arkadaşlarının olmasını seviyor musun?
Evde çok insan çok severim.
Bir akşamları pek hani yoğun bir tempodan sonra senin için en iyi akşam nasıl?
Şimdi... Kaçta çıktığıma bağlı işte.
Mesela 11'de 12'de çıktıysam eve gideyim ve dizi izleyeyim.
Bu arada ben Perda'yı izliyorum.
Çok bayılıyorum. Çok şer.
Klinci olabilir. Bir de kızılcık şer.
Çünkü hani çok geç çıktıysam evde dizi izlemek isterim.
Hani kendi böyle kabuğuma çekileyim ama böyle 7.30-8'de çıktıysam mesela mutlaka birilerini görmek isterim.
Hani gerçi bu arada eskiden o daha fazlaydı.
Şu an daha çok evde hani tam merve evde tek başına oturabiliyorsun aslında artık.
Hani o durabilirsin.
O durma şeyim çok yoktu.
Daha sosyal miydin?
Çok ama böyle hani gereksiz bir şey.
Yani gereksiz dediğim şöyle. Sadece program yapmış olmak için yapılan programlar vardır ya hani.
Aslında hiç halin yok ve istemiyorsun.
Sadece evin içinde oturmak istemediğin için.
Hani gidiyorsun ama enerjin çekiliyor zaten oraya gitmen.
Daha kötü oluyorsun yani. Ben evde olurum mesela.
İşte ben de artık evde olunabiliyormuş ya Merve saçmalıyor.
Hani böyle bir hayat da varmış aslında şey yaptım.
Ama insan arkadaşlarına sana nasıl ulaşabiliyor Merve?
Çok rahat. Gün içinde telefonla mesela çok konuşmuyorum.
Ben bu arada hani şey geçen gün bir tane şey vardı.
10 kişi bana bana onu göndermişti.
Bir tane şey açmayacağına emin oldum.
Evet ara 1 milyon kazan gibi bir şey var.
Herkes bana göndermiş. Çünkü benim açmayacağım o kadar belli ki o telefonu.
Onu yollamışlar mesela.
Çok telefon açmayı sevmem. Mesaja cevap veririm yani.
Ya da FaceTime insanıyım.
Evet inanılmaz FaceTime.
Çünkü ben insanlarla konuşurken suratını görmek çok istiyorum.
Bir şey söylüyor.
Mesela toplantılarda müşteri toplantısında bile ben şey diyorum kameranız mı bozuk?
Bunu sorunca şey oluyor.
Ha işte çok uygunsuz. Tamam ama en azından tanıyayım seni.
Çünkü kim olduğundan hiçbir fikrim yok.
Genelde bazen LinkedIn fotoğrafı bile olmuyor.
Ben kiminle konuşuyorum görmek istiyorum.
Ben orada açmışım kamera.
Ben de oturuyorum. Ben zaman ayırmışım.
Sen de zaman ayırmışsın. Bir görelim yani o toplantılarda.
Kamera açılmamasını da anlamıyorum mesela.
Onu da sevmiyorum. Sinirlenmemin konu olduğu için.
Doğru. Şimdi diğer soruma geçiyorum.
Cevabını biliyorum. Kamera önümü kamera arkası.
Arkası. Biliyorduk zaten.
Bile bile yazdık yani. Teşekkür ederiz ki bu.
gün buraya geldin Merve.
Sizin için her zaman gelebilirim ama bazen çok heyecanlıyım.
Biz de çok heyecanlıyız. Siz bu işi halledersiniz.
Siz yaparsınız yani.
Valla biz seni biliyorlar çok övdük.
Merve dedik takır takır konuşuyoruz.
Evet oldu mu böyle? Merve bu işi çok iyi hallederdik.
Halleder dedik. Ki belli. O yüzden ilk konuğumuz da sen oldun.
Çok teşekkür ediyorum. Bitmedi sorularımız.
Son sorum. Biraz bakalım bu sorduğumuzu bence anlayacaksın.
Son değil benim bir sorum daha var.
Doğru. Tatlı mı acı mı?
Gönder mi? Acı.
Bunun etkisi var mı?
Hiç Orkun'un acılarını yemedim.
Nasıl yani? Hayır Orkun'un hani sos olanları yedim zaten.
En acılarını?
En acı challenge'ı yemedim.
Çünkü delilik bence o.
O evet bence de. Ben yiyenleri çok gördüm, maruz kaldım.
Dedim ki delilik. Zaten insanlar inanmadığı için yiyor onu.
Doğru. Görseler gerçekten bir tanesini canlı bir daha kimse yemez.
Öyle. Ya çok acı.
Ama onun dışında acı seviyorum ya.
Evet acı çok. Tatlı arar mısın?
Bazen çok ararım. Çok çok ararım.
Haribo tutkum vardı bir ara. Haribo zaten ben başucumda haribodur.
Bir rutinim var mesela.
Evet mesela böyle bir rutin var. Bu ilkokuldan beri olan bir şey.
Ben hep başucumda helibon şekerlerim var.
Merve'ye bir paket gönderebilirsiniz.
Çok mutlu olur.
Dişleri çok seviyorum. Takıyor musun?
Evet. Bir de o yüzüklü olanlar falan.
Çok favorim değil.
Yoklukta yiyorum ama helibon çok seviyorum.
O zaman diş mi istiyoruz sana? Diş istiyoruz.
Biz bir sonraki görüşmemizde sana diş getireceğiz.
Son soru.
İstanbul mu İzmir mi?
Küçükken ben hiç İzmir'de yaşamadım bu arada.
da yaşadım. Benim ilkokuldan hep hayatım boyunca.
Ama mesela şeyi isterdim.
İlkokuldan lise sonuna kadar İzmir'de yaşamış olup üniversiteden sonra İstanbul'a gelmiş olmayı çok isterdim.
Çünkü hani benim zaten en yakın arkadaşlarım ikisi İzmir'le.
Bir tanesi bu da Semih İzmir'le.
Yani İzmir'le. Şu an hepsi yurt dışında yaşıyorlar.
İzmir'i severim ya. Çok seviyorum ya.
İzmir'de mi evlendiniz? Şu an uyduruyor muyum?
İstanbul'da evlendim. İstanbul'dan uydurmuşum.
İzmir'de nişan... Ha bir şey oldu çünkü İzmir'de sanki.
Evet İzmir'de nişan inanmıştık. Çünkü halamların evinde yaptık işte.
O zaman pandemiydi babaanne, Orkun'un dedesi falan herkes İzmir'de diye.
Senin ailen İzmir'de ama.
Benimki annem ve babam burada benim.
Halamlar, babaannemler eskiden oradaydı yani şimdi.
Evet çünkü şey konusunu biliyorum.
Orkun'un dedesi. Orkun'un bütün ailesi İzmir'de.
Orkun'un dedesiyle senin dedenin tanışması İzmir'den.
Oradan öyle aklımda kalmış.
O çok büyük tesadüf hiç bilmiyorduk yani.
Güzel oldu ama. Beşik kertmez.
Beşik kertmezsiniz deyip konuyu kapatıyoruz.
Videoyu kapatıyoruz burada.
Merve çok teşekkür ederiz.
İyi ki geldin. Ben teşekkür ederim.
Umarım olmuştur. Çok iyi.
Çok güzel oldu. Yani olmasa bile senin Meldin ilk gününde anlattığımız zaman bize inanman, burada kadın liderleri olan sonsuz desteğin ve sürekli bana en sevdiğim ve en tatlı sorun olan ben ne yapabilirim benden isteyin
demene bayılıyorum.
Yani elimden ne geliyorsa aklımın yetiği herhangi bir şey ya da yetmiyorsa da yeteni bulup herhangi bir şekilde.
Senin enerjin bize yetiyor gerçekten.
Destek olmak çok isterim.
Bence çok kıymetli bir şey yapıyorsunuz.
Daha çok duyulması gereken bir şey bence.
Yalnız bu arada reklam konusu inanılmaz.
Beni her gören çünkü Melda soruyor.
Ben de diyorum ki gidin üye olmaya çalışın.
Deneyin. Başvuru yapabilirsiniz.
Seni artık seçici bir kadroyuz.
Olursa kalırız. Evet. Bence yani çok güzel bir şey yapılıyor.
Bunun gibi şeylerin daha çok yapılması.
Bazen böyle şey cringe geliyor o yalan.
Hani bunda bence konuşulabilmeli.
Hani sadece böyle kadın oluşumu işte sadece şey hani o da değil yani.
Bu tarafta bence bunların hani daha pozitif bir o kız neşesi dedikleri şey var ya aslında.
Evet. Onu gerçekten verebildiğinde yapılabiliyor olması lazım.
Ama böyle bir noktadan sonra en korktuğum şey her şey kalabalık olduktan sonra aslında bu aynı şekilde ekip kalacak mı?
Ona göre insanlar seçiyorsunuz.
Bence gerçekten hani bugüne kadar etkinliklerin hepsine aynı şey, aynı samimiyeti hissediyorum yani.
Ona bunu böyle tutabiliyor olmak bence bizim hepimizin amacı olması lazım.
Gerçekten bu samimiyette ve bu tutulmadığı noktada çok açık bir şekilde konuşabiliyor olmak lazım bence.
Çünkü o samimiyet kaybolduktan sonra ulaşmak istediğimiz hiçbir şeye bence ulaşamıyoruz.
Zaten çok rekabetçi bir dünyadayız.
Her şey çok zor. Ondan böyle insanların birbirine destek ola ola ola bir noktaya geliyor olması bence çok kıymetli bir şey.
Sen de iyi ki bizimlesin.
Siz de iyi ki varsınız.
Geldiğin için de çok teşekkür ediyoruz.
Sizlere de izlediğiniz için çok teşekkür ediyoruz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
