
Biraz Anlatır Mısın? I Deren Öztürk Mataracı I Cosmed Kurucusu
5 Nisan 2026 · 1 sa 4 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Meld Club’ın videocast serisi “Biraz Anlatır mısın?” üçüncü bölümüyle yayında.
Meld Club kurucuları Müge Bezgin ve Zeynep Eliçin soruyor, Cosmed Kurucusu Deren Öztürk Mataracı olduğu gibi anlatıyor.
ALokal katkılarıyla çekilmiştir.
İletişim: info@podcastbpt.com
Meld Club üye formu için tıklayınız.
Bu içerikte adı geçen markalar ve ürünler, herhangi bir ticari iş birliği, sponsorluk veya reklam anlaşması kapsamında değildir.
Transkript
Bana her zaman şey sorarlar yani bir kadın girişimci olarak zorlandın mı?
Sonra döndüm ne demişim acaba falan.
Ay dedim ne güzel sordun. Onu ben mi kurdum?
Zaman kaybetmeyi istemiyorum şu anda.
Böyle her yerlere küçük küçük... Tohumlarımı ekiyorum.
Ona ne yapmam lazım? Arkadaşlarımla buluştuğumda dinleyen taraf olmak.
Beni dinlendiriyor. Türkiye Odalar Borsalar Birliği'nden arıyorum falan.
Böyle bir şey oldu mu? Hani bir şey yanlış yaptık herhalde falan.
Buyurun falan oldu. Dışarıdan bakınca şöyle algılanmak istemiyorum.
Aa tabii kendi markası var. Rakip gelmesini istemiyor diye de değerlendirilecek.
Ama öyle değil aslında. Enteresan bir hisse tanıştığımda diyorum ki demek ki benim bununla tanışmam gerekiyormuş.
Merhaba Mad Club Biraz Anlatır mısın podcast serisine hoş geldiniz.
Ben Müge. Ben Zeynep.
Ve konuğumuz Deren Öztürk Mataracı.
Hoş geldin Deren.
Hoş bulduk kızlar selamlar.
Selam. Nasılsın? Hoş geldin.
İyi, yoğun.
Oradan oraya koşturmaca. Bugün de sizinle böyle keyifli bir sohbet etmeye geldim açıkçası.
Ben Deren'i Türkiye'de bulduğumuz için çok mutluyum.
Evet. Ben de kendimi artık karıştırıyorum.
Neredeyim bu sabah? Nerede uyandım diye.
Böyle yoğun seyahatli ama güzel seviyorum.
Biz az önce konuşmaya başladık.
Geldiğinde direkt hemen sohbet.
Uzun sürede de görmüyorduk Deren'i.
Nasılsın dedim. Biraz yorgunum dedin.
Çünkü çok yoğun bir tempodasın.
Nasıl gidiyor hayatın şu anda?
Nasıl bir yoğunluğun var? Fuardaydın diye hatırlıyorum.
Evet fuarımız vardı. Şöyle...
Şimdi 37 yaşındayım. O yüzden kendime böyle bir hedef koydum.
Dedim ki hayatımın en koşturabileceğim, en böyle enerjik zamanındayım.
O yüzden... Durmayayım ben hani maksimumda çalışayım.
Ama tabii ki de bir taraftan kendime de iyi bakmaya da çalışıyorum.
Ona göre her şeye yetişmeye çalıştığım bir dönemdeyim aslında.
Hem bir taraftan Türkiye hem bir taraftan yurt dışı.
Çünkü globalde büyümeyi hedefliyoruz.
Ve bunun için attığınız o her bir adımın hani sonraki adımla gelene kadar aradan bir 6-8 ay geçebiliyor.
O yüzden zaman kaybetmeyi istemiyorum şu anda.
Böyle her yerlere küçük küçük tohumlarımı ekiyorum.
Onları yapmam lazım. Ya inanılmaz.
Bence kurucu olmak isteyen, enerji bulmak isteyen Deren'i Instagram'dan kesin takip.
Evet. Yani storylerin inanılmaz.
Yarın nereden, geleceği hiç belli olmayan o storyler insana enerji veriyor ve senin o pozitif enerjin çok geçiyor.
Ay teşekkür ederim. Ama bence sadece Instagram değil, Derem, TikTok'da da çok güzel içerikler çekiyorsun.
Hep aslında hepimizin yani bütün o kurucuların yapmak istediği şey hayatını göstermek.
O iş yerinde neler yapıyorsun, bir gününü çekiyorsun vesaire ki hani birçok insan seni tanımıyor aslında.
Yani kurduğu markayı tanırken, kozmetiği herkes biliyor.
Öyle oldu galiba. Markanın önüne geçmiyorsun.
Bu bence mükemmel bir şey.
Zaten birçok kişi az önce Zeynep de söylemişti kayıt öncesinde.
Kozmeti bir global marka zannediyor.
Türkiye'ye giriş yaptı gibi görüyor.
Ama şimdi sen böyle hafif hafif böyle TikTok videoları da çekmeye başladın.
Bu eskiden bence yani belki hala bile hani nasıl olur?
Bir influencer marka çıkarır ve olabildiğince içerik üretir.
Ama influencer olmayan bir kurucunun bir ürün çıkartması ve sonrasında TikTok'da çok aktif ya da Instagram'da çok aktif olması.
pek olumlu bakılmıyordu eskiden.
Bence hatta ben hep şunu diyorum.
Bizden önceki nesil hep böyle sosyal medyaya doğmadı ya Deren.
O yüzden böyle sanki sosyal medyayı çok kullanan gelişimcinin çok vakti var gibi geliyor.
Yani yatırımcının gözünde işte sürekli aslında çok yanlış bir bakış açısı ama hep öyle düşünüyorduk.
Yani sürekli video çeken vesaire gibi bir profil çizmek istemiyorduk.
Ama biz de şu an sen de olabildiğince aktif olmaya çalışıyoruz.
Olmak lazım. Kesinlikle olmak lazım.
Hem marka açısından. hem ilham olma açısından bence çok kıymetli bir şey.
Keşke bütün kurucular böyle içerik üretse.
Sen buna nasıl bakıyorsun?
Ben buna ne zaman başladım diye söyleyeyim aslında.
Pandemi zamanıydı.
Yani bir taraftan çünkü markayı yaratmaya çalışıyoruz.
Tabii şimdi anlatıyorum. Kozmet 16 yıl oldu.
Yani 16 yıldır var olan bir marka Kozmet.
Bir taraftan ben herkesin Kozmet'in Türk markası olduğunu bildiğini düşünüyorum.
Ama bir taraftan da işte TikTok'tan, yorumlardan görüyorum.
Herkes diyor ki Kozmet Türk markası mıymış?
Ya da Kozmet bir kadın girişimci markası mıymış diyorlar.
O yüzden diyorum ki Deren susma.
Demek ki daha çok anlatman lazım.
Daha henüz bilinmiyor. Pandemi döneminde bir taraftan işte çalışıyoruz, çabalıyoruz, markayı büyütmeye çalışıyoruz.
Ama zor yani hani böyle her gün çok saçma sapan olaylarla uğraşıyoruz.
Ve bir taraftan da işte şeyi hatırlıyorum.
Üniversitedeyken ben işletme mezunuyum.
Bizim de dersimize çeşitli girişimciler gelirdi.
Çeşitli iş insanları gelirdi.
Ve kendi başarılı hikayelerini anlatırlardı.
Yönettikleri büyük bütçeleri anlatırlardı.
Büyük işte kampanyalardan bahsederlerdi.
Tabii ki de gerçek hayatın işinin içerisine girince hani ne öyle büyük bütçeler var, ne öyle kolay planlamalar var.
Yani hani her günü nasıl atlattığına şükrettiğin bir senaryoda ilerliyorsun aslında.
Ve bir taraftan şunu fark ettim yani hiç kimse aslında zorluğu anlatmıyor.
Yani hiç kimse başından neler geçtiğini anlatmıyor.
Ve ben de o dönemde çok fazla üniversitelere konuşmaya gidiyordum.
Yani hani böyle 24 yaşımdan beri üniversitelere gidip işte marka hikayesini, girişimcilik hikayesini zaten anlatıyorum.
Sonrasında dedim ki bu pandemiyle birlikte bu sefer...
iş şeye döndü yani hani ekran karşısındayım ve sürekli okullardan çünkü derslerde online'a döndüğü için okullardan sürekli bana talep geliyor.
Ben bunu reddedemiyorum ve ben sürekli ekran karşısında hani bana dokunduğunuzda kozmetin hikayesini anlatmaya başlıyorum falan.
Her Z16 yaşında başladı falan.
Ve kamera karşısında çok da fazla karşınızdakilerin tepkisini bilmiyorsunuz, görmüyorsunuz ama sürekli gülümseyerek anlattığınız bir böyle şeydesiniz.
Toplantılardasınız online. Sonra dedim ki ya hani bunun sonu yok yani.
Her üniversite, her bölüm, her Her departman hani biriyle sürekli davet ediyor ve ne yazık ki kıramıyorum.
O zaman dedim ki ben en azından bunu bir podcast kanalına kaydedeyim ve birileri bunu işte araştıran çünkü gerçekten girişimci olmak isteyen ve bunun yolculukları araştıran kişiler de var.
Hani onlardan bu hikayeyi mahrum bırakmak istemiyorum.
Dedim ki ben bunu bir podcast olarak kaydedeyim ve başımızdan geçen hani kronolojik olarak başlayıp işte ilk günden son güne kadar her şeyi anlatayım.
Sonrasında bu şekilde başladım.
Yaklaşık 7 bölüm falan çekmiştim.
İşte hani ilk satış müdürümüz bizi nasıl...
İşte kandırdı, dolandırdı falan filan hikayeler.
Hepsini anlatıyorum böyle. Aslında bu işin girişimciliğin gerçek arka yüzü.
Arka planını gerçek yüzüne anlatmış oluyorsun.
Çünkü mesela neydi? Ben başladığımda işte 20 yaşındaydı kozmetik kurduğumda.
Ve bana her zaman şey sorarlar.
Bir kadın girişimci olarak zorlandın mı?
Ben kadın girişimci olarak zorlanmaktansa küçük olarak çok daha fazla zorlandım.
Ben de hep bunu derim. Yaşım küçük olduğu için kimse seni ciddiye almıyor.
Hadi canım falan diyorlar.
Hayır benim fikrim var.
Genç kız bir şeyler yapıyor. Piyo gibi geliyor.
Aynen aynen. Proje böyle.
Kimse seni gerçekten bir alıp bir yere oturtmuyor.
Sonrasında baktım bir yandan podcast'ı çekiyorum ama podcast'ı geçmişi anlatıyorum.
Geçmişten bugüneği anlatıyorum.
Ama bir taraftan da bugün de bir şey oluyor.
Dün de bir şey olmuştu. Dedim dur o zaman ben bir tane şey alayım.
Bir küçük kamera alayım. Bu az önceki kamerada.
Ben dedim günlük hayatımı şey yapayım vloglayayım.
Çünkü o dönemde tam işte kozmedin ambalajlarını değiştiriyoruz.
Yeni ambalajlara geçeceğiz.
İşte böyle ekipçe Topkapı Sarayı'na gidiyoruz.
O Turkish dokunuş.
uçlara böyle hani nasıl hikayemize katabiliriz bununla ilgili.
Hani her günümüz keyifli aslında.
Hani hem stresli kısmı var ama keyifli ve böyle hani görselleştirilebilecek bir sürü de tarafı var.
Sonrasında öyle vloglar çekmeye başladım.
İşte ofis ortamını çekiyorum, üretim testini çekiyorum, ambalajcıya gidiyorum, ambalajı çekiyorum falan.
Tabii çok çok büyümüş bir kanal değildi.
Ama bir taraftan podcast, bir taraftan YouTube, ben böyle şeyim.
Bir taraftan iş, bir taraftan bebek falan böyle.
Hani hepsine yetişmeye çalışıyorsun.
Sonra YouTube'u da çok seviyordum gerçekten.
İşte çünkü çok fazla yine YouTube...
dışına çıkıyorum ve elimde sürekli kamera çekiyorum.
Kamerayı iki kere kaybettim.
Bir kere işte ayağım takıldığı yere yapıştım.
Kan revan içerisinde kaldım.
Bir keresinde uçağı kaçırdım ama şey mesela vlogluyorum.
Bir bakıyorum uçağı kaçırıyorum falan böyle.
Hani dedim ki galiba bir şey var.
Bir uğursuzluk var.
Bir mesaj var. Aynen.
Demek ki Deren bu kadar çekme.
Ekranına koyalım falan.
Dedim ki Deren galiba hani benim çekmemem gerekiyor.
Hani kamerayı kaybediyorum.
Uçağa şey yapıyorum. Hani vloglarken düşüyorum.
Burnum kanıyor bilmem ne falan.
Sürekli başıma bir şey geliyor.
Sonra en son kamerayı kaybettiğimde de artık dedim ki tamam bir daha almayacağım.
Yapmamam gerekiyor demek ki.
Sonra yapmadım. Bu ne zamandı? Bu işte bir galiba 3 sene öncesinde falandı.
Bir 3 senelik şeyim var yani hani ya döneceğim başlayacağım ama şimdi hani nasıl yapacağım falan böyle bir çekiniyorum yani.
Çok büyük bir takipçi kitlem yok.
Zaten ama hani kozmedi merak eden.
Aa Deren Hanım sen ne güzel paylaşıyorsunuz falan filan diyen bir kitle vardı.
Sonrasında bu sefer işte TikTok'da aktif olmaya başladıkça yani TikTok daha böyle aktif bir kanal oldukça.
Dedim ki yani hani bir tüm günü vloglamaktansa hani TikTok'da kamerayı açıyorsun ve orada bir anını anlatıyorsun.
Bu çok daha hızlı, çok daha pratik, çok daha böyle hani tüm günün özeti gibi olmadan da olabilecek bir şey.
E dedim bunu deneyeyim Deren. Çünkü hani şuna çok inanıyorum.
İnsan bu yolculukta şu 3 senelik yolculuğunda yani geriye dönük şunu fark etmiyor.
Hani ben neden bu işi yapıyorum?
Belki böyle bir sorunuz vardır yoktur bilmiyorum ama buraya gireyim.
Neden bu iş yaptığımı çok sorguladım.
Hani derenin konusu bir kozmetik markası çıkartmak ve işte insanların cildinin sorunlarını çözmek mi?
Yoksa aslında derenin bir şey yaratması ve bununla birlikte birilerinin hayatında ya ben de yapabilirim.
Bak o yapmış hani o zaman ben de yapabilirim dedirtmek mi?
Ben bunu fark ettim. Belki de işte bir kozmetik markası değil de belki bir tekstil markasıyla da başlayabilirdim.
Ama eminim ki o zaman da yine böyle koşturan...
bir deren olurdu. Bir şekilde dikkat çekmiş işte markasıyla bir yere gelmeye çalışmış bir deren olurdu.
O zaman da şuna geldim yani hani konu üründen de bağımsız.
Aslında bir şekilde birilerine rol model olmaya çalışmak.
Yani çünkü mesela bizde üniversite zamanında işte kendimize rol model aldığımız girişimci kadınlar vardı.
Bunlardan bir tanesi Leyla Alaton, bir tanesi Ümit Boyner.
Hani onların konuşmalarını, onların böyle hani söylemlerin duruşlarını izlerdik ve hani onlarla tanışabilmeyi kovalardık aslında.
Bir konferansta o konuşmacıysa hani yanına gitmeye çalışırdık falan.
Sonrasında dedim ki yani günümüz öyle bir şey evrildi ki artık işte üniversite okumanın aslında çok da gerekli olmadığı, sosyal medyada işte bir influencer profiline dönüştüğünüz anda zaten çok kolay paralar kazanılabildiği.
O yüzden de hani eğitimin gereksiz olduğu bir güne geldik.
Ama baktığımızda bu ne kadar sürdürülebilir ya da bu şunun gibi belki.
Hani zamanında eskiden şeydi birileri popçu olmak isterdi, birileri topçu olmak isterdi ama her futbol oynayan muhteşem bir futbolcu olmuyor ki ya da her şarkı söyleyen muhteşem bir sanatçı, bir sürü albümleri olan bir popstar haline
gelmiyor ki. Bir kişi iki kişi.
Ve şu anda da sosyal medyanın evrildiği şey bence artık o influencer, o makro influencerlardansa birilerinin o altın bileziği olsun.
Hani bunun yanında da işte tamam sosyal medyada aktif olabilirsin.
O yüzden hani kariyer yapmak.
Gerçekten influencer edecek şeyleri olsun. Senin yaptığın gibi aslında.
Yani hani bir kariyerin olsun.
Sen kariyerini anlat.
Yine kamera önünde ol.
Yine kendini anlatabilirsin.
Ama hani insanların aklında bir şeyle iz bırakıyor olmak.
Yoksa hatta hani ben bile birçok kişiyle bir baktım aynı kıyafetleri giyiyoruz.
O kadar etkileniyoruz ki yani influencerlar da öyle.
Benzer kıyafetler, benzer saç şekilleri.
Artık hani biz tüketiciler de tabii ki de ben de bir tüketiciyim.
Bir zamandan sonra işte tüketiyoruz, bitiriyoruz diyoruz ki başka ne var sende?
Hani şu influencerın çünkü hayat yolculuğu şöyle başlıyor.
İşte hayatını paylaşıyorsun, giyimini paylaşmaya başlıyorsun.
İşte makyajını yapıyorsun. Sonrasında bir sevgilin oluyor.
Nişan hazırlıkları.
Sonrasında işte evleniyorsun, düğün, balayı, hamilelik, çocuk.
Sonra ikinci çocuk. Sonra üçüncü çocuk.
Bir de orada soruyorlar ikinci çocuk ne zaman falan.
Sonrasında şey o yıldız parladı ve sonrasında hani sonrasında ne olacak kısmına geliyor.
O yüzden de bir şekilde insanlar da bence takipçiler artık bunun farkındalar.
Yani bunun bir sonu var. Hani bir gün sonra yani işte atıyorum kırk yaşında artık ne yapacağım belli değil ve eğer ki ben okulumu okumazsam, üniversiteden mezun olmazsam, bir işim olmazsa bana reklam teklifleri de artık gelmezse ben ne yapacağım
o zaman dedikleri noktada evet bu kişilerin karşılığı.
Kariyerleriyle, işleriyle sahiplendikleri ve kendini ileriye taşıdıkları hikayelere ihtiyacı var.
O yüzden ben anlatıyorum. İşte siz böyle bir şeye çok güzel vesile oldunuz.
Siz anlatıyorsunuz. Bence böyle olmalı sanki bu aralar, bu dönemde.
Ben seninle ilk görüştüğümüzde bundan iki yıl önce senin profiline denk gelmiştim Instagram'dan.
Ondan daha önce kozmetle tanışma hikayemdi aslında.
İTÜ'de sizin çok güzel bence olan, biz de daha sonra yaptık, kampüs elçilerinizin kozmeti tanıtmasıydı.
Ve ben ilk kozmet...
Ürünümü öyle aldım. Güneş kreminizi.
Evet. Ve çok beğendim.
İnanılmaz. Çünkü zaten güneş kremi öyle bir şeydir ki biliyorsun ki zor bulunur iyisi.
Ve ben öyle bir kozmetle tanıştım.
Ondan sonra iki yıl önce senin profiline denk geldim ve Deren içerik üretiyordu ama bırakmıştı ve şey demiştim.
Keşke üretse ve ilham olsa dedim.
Çünkü çok az. Yani senin gibi genç bir kadının bu kadar büyük bir marka üretmesi ve sonra yapması.
Sonra TikTok'una denk geldim.
Onu hepimiz ayağında kayıtlıyoruz.
Her yerde varım. İnanılmaz iyi.
Evet TikTok'un bence en güzel şey Deren.
Hem bir girişimci olarak söylüyorum hem de genç bir kadın olarak söylüyorum.
Hani bir şeyler yapmak ve yolunda ilerlemek isteyen biri olarak söylüyorum.
Her şeyi çok samimiyetle ama çok akıllı anlatıyorsun.
Yani burada örneğin Sarane Parası.
Mesela benim çok iyi izlediğim bir şeydi.
Ya da oradaki hikayelerin, geçmişi yönelik hikayelerin.
Çok içtensin ve genç kızlara yol gösterici şekilde ilerliyorsun.
Ya bu anlattığım şeylerin hepsi bende iz bırakan şeyler.
Ve ben paylaşmayı çok seven bir insanımdır.
Yani hani neden kendime...
Haklıyım ki yani ben çünkü öyle bir tıkandığım dönemde o sana ne parası hikayesi karşıma çıkmıştı ki o beni cesaretlendirmişti.
Yani ben demiştim ki denen bunu sonra TikTok'tan izleyebilirsiniz.
Herkesi yönlendiriyoruz zaten.
Bir hikaye vardı yani sana ne parası ile ilgili küçük de bir özet geçebilirim ama olay şu sen o kendi ekonomik özgürlüğünü elde edene kadar hep birilerine muhtaçsın.
Ama onu elde ettikten sonra artık...
Özgürsün artık hani sana ne diyorsun ya benim çünkü sana ne param var diyorsun.
Bu beni öyle bir kamçılamıştı ki ben o hikayeyi duyduktan sonra sana ne parasına ulaşmak için çalışmıştım mesela.
Ve sonrasında da gerçekten şeydim yani çok dilimdeydi.
Benim param istediğimi yaparım falan kafasına gelmiştim.
Hani apayrı bir özgüven sağlamıştı.
O yüzden bu tarz böyle hikayeleri anlatıyorum ama şey yapamıyorum yani gerçekten.
Böyle çok kurgu insanı değilim.
Yani hani ben de kamerayı açıyorum konuşuyorum.
Hani şu anki gibi böyle bir siz bana soruları gönderseydiniz de ben böyle hani şunu anlatırım sonra da bunu anlatırım falan.
yapamam yani. Hani böyle aklımdan nasıl çıkıyorsa.
Geçenlerde birisi şey demişti.
Ne kadar güzel bir cümle kurmuşsunuz diye.
Sonra döndüm. Ne demişim acaba falan.
Ay dedim ne güzel söylemiş.
Onu ben mi kurdum? Çok güzel söylemişim demek değil.
İçimden geliyor. O da demek ki hani ekranda da geçiyor izleyen işlere.
Bir de şey çok güzel. Mesela bizim geçen sene zor bir dönemdi.
Ekonomik olarak da herkesin yaşadığı şeyler.
Ve senin de benzer şeyleri başka bir dönemde yaşaman hikayelerimiz ve dikeylerimiz farklı olsa da Deren de bunu yaşadı.
Ve sen o dönemi nasıl geçirdiğini anlatıyorsun.
Şimdi her şey bir böyle pembe bulutla sergileniyor ya ama sen aslında o arka planda olanları da ya bakın ben böyle şeyler yaşadım ve böyle yapabildim dediğin şey hem insanı kendini yalnız hissettirmiyor.
Deren de yaşamış. Hem de bak Deren böyle yapıp böyle gitmiş ve bu tarafta güzel bir sonuç almış demek yol gösterici oluyorsun.
Yani teşekkür ederim. Birazcık karakterle de çok alakalı herhalde.
Ben birazcık dış onaylı bir insanım.
Yani hani dışarıda beni izleyen kişilerin Takdir etmesi beni böyle motive eden bir şey.
O yüzden belki de bir parça bu sosyal medyada aktif olmak da yani hani şimdi ben artık Kozmed'in hikayesini anlatıyorum ya.
Kendimce benim başarısız olmak gibi bir şansım yok.
Çünkü artık hani takip eden işte 9000 kişiye karşı kendimce bir sorumluluğum var.
Yani Deren bu saatten sonra başaramazsın.
Çünkü sen başarı hikayesini anlatan kişisin oluyorum.
Tabii ki de bu demek değil ki biz sıkıntıları atlattık.
Artık ben size geriye dönük eski geçmişteki sıkıntıları anlatıyorum değil.
Hani dün de sıkıntı vardı biliyor musun?
Yani hani dün de gergindi.
İşte bizim o sizinle birlikte yemek yediğimiz gün de gergindi.
Hani yeri geldiğinde sürekli ağlıyorum.
Ya şey var hatta bir gün işte ofiste çekim yapmıştık.
O gün sabah arabada giderken...
O kadar ağladım ki yani ağla ağla ağla ağla.
Gözlerim en son şişti.
Şiş gözlerle bir sürü videolar çektim.
Ama hepsinde gülümsüyorum şey yapıyorum.
Çünkü hani o show must go on ya.
Çünkü hani şunun çok net farkına vardım.
Tüm motivasyon o ilk halka benim.
Yani ben motiveysem ekibim benden o motivasyonu alıyor.
O yüzden deren sene düşmek, bırakmak ve vazgeçmek gibi bir şansın yok.
Çünkü hani bana bir de öyle bir hale geldik.
Biz şu an 120 kişilik bir ekibiz.
Kocaman bir üretim tesisi.
Bu zamana kadar yaş... Şunu düşünüyorum.
Bu zamana kadar milyonlarca ürün sattık, milyonlarca kişinin evine girdik.
Hani şey diyemezsin ki yapamadık, vazgeçtik falan.
Geceremedik falan diyemezsin.
O hani siyah ekran üzerine o yazıyı yazıp da bu zamana kadar bizi destekleyen herkes için teşekkür ederiz yazısını yazıp yayınlayamam yani.
Bu yolu çok dürüst anlatıyorsun.
Bence bu çok kıymetli bir şey.
Çünkü az önce de söyledin.
Hani işte üniversitede gelirlerdi iş insanları.
Anlatırlardı hikayelerini. Çok büyük gerçekten.
Çok büyük hayaller, çok güzel işler falan.
Ya da işte bir gün... bir habere giriyoruz.
Şu kadar dolar yatırım aldı.
5 ülkeye açıldı. 10 ülkeye açıldı falan.
Bunlar çok güzel. Ama bu yola yeni başlayanlar için bu sanki böyle çok kolay gerçekleşmiş.
Ya da ilk adımı attığımda bu çok kıymetli bir şey ama hiç sorunla karşılaşmayacağım.
Bana hiç hayır denmeyecek gibi bir algı da olabiliyor.
Çünkü sen mesela işte kozmetin kurucususun.
Wow yani harika bir markanın kurucusu.
Şu kadar ülke ihracatı var falan ama her günde bir sorun yaşayabiliyorsun.
Tabii tabii. Hani sana benim param var ama işte o parayı nasıl yaptım?
Sen bir de bana sor gibi. O zaman olmuyor mesela bazen parasız zamanlar hala oluyor.
Hala fazlasıyla oluyor yani hani çünkü yatırımlar yapıyorsun.
Biz mesela geçtiğimiz sene ikinci üretim testimizi kurduk ve o bizi o kadar sarstı ki yani hani ama o gün için o adımın atılması gerekiyordu.
Yani o yatırımın yapılıyor olması gerekiyordu.
Çünkü biz hani bir 5 sene 10 sene sonramıza bakıyoruz.
Hani 10 sene sonraki kapasitemizi öngörerek aslında o yatırım yapmamız gerekiyordu.
Yani dışarıdan tabii ki de o insanlara hani yani şöyle söyleyebilirim.
Üniversite zamanında bize gelip de girişimciyken anlatanlar daha böyle büyük holdinglerdi.
Yani o dönemki girişimcilikle bu dönemki çok farklı.
O zaman böyle çok küçük bütçesi olan kişiler de girişimci olamıyordu aslında.
Çünkü kaynağa erişemiyorlardı.
Bugün kaynak erişimi çok daha kolay.
Bir iş fikrine güzel bir proje haline getirip bir iş planı haline getirip bunu sunduğunda çeşitli yatırımlar alabilirsin ve hani bununla ilgili önün çok daha açık.
Ama bu da neyi tetikliyor?
Bu sefer her küçük bir fikri olanda hadi ben de işin içerisine gireyim diyor.
Yani ben son zamanlarda o kadar çok kişiyle karşılaştım ki ben de kozmetik markası kurmak istiyorum diye.
Ama böyle bir tarafım diyor ki ya hani insanlar sanki böyle vazgeçirmeye çalışıyormuşum gibi oluyorum.
Çünkü çok zorlu yani. Olay sadece ürününün olması değil ki.
Sonra diyorum ki Deren sana mı kaldı yani?
Hani o onun hikayesi.
O da o zaman hani bunu tecrübe etsin.
Çünkü öbür türlü dışarıdan bakınca şöyle algılanmak istemiyorum.
Aa tabii kendi markası var. Rakip gelmesini istemiyor diye de değerlendirilecek.
Ama öyle değil aslında. O yüzden hani burası çok objektif bir taraf.
Sosyal medyada ben... Hani başımıza bu da gelmişti, bu da olmuştu diye anlatıyorum.
Çünkü hani olay sadece ürün değil, olay sadece sen değilsin.
Sen istediğin kadar tutkulu ol.
Ekip yönetimi, şimdi hani sizlerin de ekipleriniz var.
Hani ekip yönetimi, kozmetik sektörün özgü bir konu değil ki, bir sorun değil ki.
Herkes de yani insanla çalışıyor olmak gerçekten bence bir girişimcinin en büyük zorlandığı alanlardan bir tanesidir onu yönetmek.
Bir de bence kozmetin hikayesinin bu kadar gerçek gelmesinin sebebi kozmet evimizdeki bir ürünlere.
Şimdi senin tam dediğin nokta.
Bizim üniversitede dinlediğimiz büyük iş insanlar biraz daha hani böyle uzakta bir hikaye gibi geliyor.
Ama Kozmet evimizin markası.
O yüzden senin hikayen çok iyi geliyor.
Ben şunu da sormak istiyorum Deren.
Şimdi TikTok yorumlarında da soruyorlar.
Senin cildinin bu güzelliği.
Şaka mı? Teşekkür ederim.
Ben buradan tüm izleyicilere şunu söylemek istiyorum.
Mükemmel bir cildi var. Gerçekten evet.
Utandım. Galiba sırrı tahmin ediyorum ki bir markadan geliyor.
Kozmet olabilir mi?
Ya şöyle bir taraftan tabii ki de birçok marka olup onları da deniyorum.
Fakat günün sonunda gerçekten dönüp dolaştığım hep kozmet oluyor biliyor musunuz?
Çünkü biz ürünlerimizi geliştirirken işte...
nasıl bir ürün, ne amaçla bir ürün geliştireceğimizi önce tasarlıyoruz.
Diyoruz ki işte hassas ciltler için işte toparlayıcı bir krem olsun cilt hassasiyetini yatıştırsın.
Ya da işte rozasea cildinde rozasea sorunu olan kişilere yönelik bir ürün çalışalım.
Bununla ilgili bu sefer tüm dünyadaki literatürlerde kullanılan etken maddeleri araştırıyoruz.
İşte dermatologları çalışan ayrı bir ekibimiz var zaten.
Onlara soruyoruz. Diyoruz hocam siz hangi içerikleri tercih ediyorsunuz?
Hangi konsantrasyonda olduğunda sizin daha çok tercih sebebiniz oluyor diye.
Bunların o ürünün geliştirilmesi süreci o kadar uzun ki ve biz herhangi bir içeriği kullanıyorsak onun olması gereken ideal konsantrasyonu neyse onu da kullanıyoruz.
Şimdi kendimizinkisine o kadar eminim.
Rakiplerinkisini de bilmiyorum ya.
Hani çünkü her zaman herkes yüzdesini yazmıyor.
Veya işte ürünün arkasını çevirdiğinizde orada hani çok iyi içeri kokuyabilen kişiler şey derler mesela.
Aa bak bu yüzde 3 kullanılmış.
Bu yüzde işte bilmem ne kullanılmış.
Çünkü işte atıyorum parfüm bundan işte önce gelmiş sonra gelmiş gibi gibi böyle metrikler var.
O yüzden mesela geçtiğimiz artık hani Hani önceden daha böyle yağlı ciltler ve sivil ciltler ürünlerini kullanıyordum.
Ama artık yaş şimdi 37 oldu.
Baktım hani kırışıklıklar falan başlıyor.
Bence kimse inanamıyor. Bak 37 oldu şuna.
O yüzden artık daha böyle anti aging ürünlerimizi kullanıyorum.
İşte göz çevresi ürünlerini kullanıyorum.
Ve böyle şeyim kendimizinkisinin oranına o kadar eminim ki.
Başkalarını deniyorum dur diyorum yok.
Hani kozmeti üstüne bir daha sürüyorum falan böyle.
Cildime iyi bakmaya çalışıyorum. Çünkü hani işin vitrini aslında yani cildin.
Onu çok merak ediyorum yani. rutini.
Şimdi bir cilt bakım markam var.
Evet. Mesela bu sende hiç şey oluyor mu?
Ya bugün sivilcem çıkmış.
Ben bunu çekmeyeyim gibi bir yerden yaklaşıyor musun mesela?
Geçenlerde çekmiştim ama o zaman şey akne bandı yapıştırmıştım hatta yani hani arada tabii ki de çıkıyor.
Çok öyle şey aşırı böyle fondöten falan kullanan bir insan değilimdir.
Yani benim kendi kullandığım şey normal cilt bakımı yaparım işte güneş kremi sürürüm üstüne allık sürerim yani öyle bir kapattığım bir cildim yoktur.
Ama çok çok sivilceli olmuyorum yani.
Mesela dedim yani cildin o gün her gün çok güzel ciltlerde uyanmıyor.
Bir gün bir dengesiz beslenmişsindir ve o gün cildin kötü olmuş.
Yani bunu mesela ya bunu göstermeyeyim ben gibi bir takıntı mı denir ona?
Nasıl ifade edeceğimi bilemedim ama özel gösteriyor musun mesela ekstra cildine?
Çünkü sen direkt vitrinisin ya bu işin.
Ama her gün yaptığım için o çıkmıyor.
Yani mesela ben de sivilce çıkacağını anladığım zaman ben oraya mesela azelik basıyorum.
Yani hani hatta şuramda vardı dün.
Hani sürekli gidiyorum gidiyorum ozalik sürüyorum falan.
böyle hani dur toparlayayım falan diye.
Kendi kontrolümde orada.
Yani hani o ilerleyip de büyük böyle büyük bir sivilce haline çok çok dönüşmüyor.
Hadi dönüştüğü zaman da oluyor ama o zaman da işte hani o zaman da sülfür maskesi gibi falan bir şeyler yapıyorum yani.
Hep benim kontrolümde. Bir de çok enteresan.
Bugün bir arkadaşıma dedim ki konuğumuz Deren olacak.
Kozmet de. Hiç kullanmamış ama şöyle bir şey dedi.
Bak bu çok enteresan. Hiç kullanmamış olmasını o yüzden söyledim.
Ona gönderelim. Evet evet.
Şöyle dedi ki ezdane markası dedi.
Yani çok güvenilir. O marka dedi.
Şimdi şu var. Kozmetik markaları var.
Özellikle pazar yerlerinde çok içerikleri şey olan var.
Kozmet bence işte burada ayrışıyor.
Sen o pazar yerlerinde satış olsa bile çok normal.
O güveni çok sağlamışsınız.
Yani Kozmet temiz içerikli.
Bir ezdane, çünkü ezdane güven verir insana.
Demek ki böyle bir marka kimliği yaratmışsınız aslında siz kullanıcılarınıza.
Bu 2009'dan beri böyle.
Yani Kozmet ilk çıkarken, şimdi bizim hikaye şöyle anlatayım.
Kozmet hikaye nasıl başladı? 16 yaşındayken çıktığım bir yurt dışı seyahatiyle başladı.
Bir dokunacağım. Şöyle bizim aile işinden başlayayım.
Bizim aile işimiz... Ama sanayi kimyasalları üretiyoruz.
Böyle hani olunca da çok işte babasının işi varmış.
Büyük böyle fabrikatörmüş, holdingmiş falan öyle bir şey değil yani.
Babam klasik bir Türk kobisi.
Hani kendi halinde kimya mühendisliği okumuş.
Başka bir şirkette çalışmış.
Hatta böyle şey çalıştığı şirketin çok başarılı bir satışçısıymış ve tek satışçısıymış.
Yani çalıştığı şirkette bir babam var bir de patron var.
Hani öyle bir şirkette çalışıyor. Ve en başarılı ve tek satışçısıymış.
Sonrasında ben de olmuşum. Ben de olduktan sonra da işte maaş zam zamanı falan geliyor.
Ve sonrasında babam...
patrona diyor ki ya patron derende doğdu.
Hani bana bu muhaşir etmeyecek.
Hani birazcık iyileştirme. Patron da diyor ki yani Taşkın'cım yapabileceğim bu.
Üzgünüm diyor. Babam da sonra diyor ki o zaman diyor patron hani bana izin ver.
Ben diyor ayrılayım. Hani gideyim.
Kendi işimi kurayım. Duygusal.
Duygusallaşma derken. Sonrasında babam kendi işini kuruyor ve tabii ki de hani o alanda tecrübeli ya hani o alanda işini kuruyor.
Ama mesela benim babamla öğrendiğim en büyük şeylerden bir tanesi babam bugün dahi o patronunun şirketinin müşterilerine hala bizim satışçılarımızı göndermez.
Bu çok hani büyük bir vefa, büyük bir etik.
Yani hani başkası olsa şey değil mi?
Hani kendi müşterisi ilk onlara gider.
Abi ben şirket kurdum şimdi bundan sonra birlikte çalışalım olur.
Hayır babam kendisine sıfırdan yeni bir müşteri portföyü yaratmış ve İşte hem kendisi üretiyor, hem kendisi satıyor.
Her şeyi kendisi yapıyor. Hani böyle ve ben tamamen çocukluğum boyunca babamın hikayelerini dinleyerek yani çünkü hani babam ne yaptı?
İşte çalıştı, bizi okullarda okuttu, beni ve kız kardeşimi.
Hani normal bir aile hayatını sağladığı aslında bir düzenimiz var.
Yani ne büyük ekstrem bir dünya ne de hani bir devlet memuru kategorisi.
Hani o girişimciliği hep gözlemlediğim bir hikaye vardı gözümün önünde.
İnişleriyle çıkışlarıyla aslında.
Ya hani şeyi biliyorum ben. Evde masada konuşuluyordur işte.
Tabii ki de evde masada konuşulmaya geçtim.
Ben batıyor olduğum zamanları babamın arabası.
sattığını, evin içerisinde biz otururken eve işte satın almaya gelen kişilerin evin içine gezdiği sahneleri hatırlıyorum.
Şimdi o yüzden hani o en iyi zamanları da hatırlıyorsun.
En kötü zamanları da hatırlıyorsun.
Ama günün sonunda ne diyorsun? Ama bugün babam hala devam ediyor diyorsun.
O zaman demek ki o zamanla vazgeçmediyse ben de vazgeçmem diyorsun.
Tabii kimya, sanayi kimyasalları diyorum.
Yani bu şey böyle. Hani kalgon kullanmazsanız makineniz böyle olur falan diye eskiden bir adam çıkardı.
O reklama denk geldi. Evet.
Çamaşır makinesi kireçleniyor sonuç olarak.
İşte bizim ürettiğimizde aslında biz kalgon sanayi tipini üretiyoruz.
Yani su geçen sistemler olan fabrikalar bizim kimyasallarımız kullanmazlarsa fabrikaların işte sistemleri eskir, bozulur, kireçlenir vs.
Ama çok erkek egemen bir alan ve çok böyle işte kazan kimyasalı diye geçiyor mesela.
Kazancıyla iletişimde olduğunuz yani hani çok orada böyle bir kadın olarak yeriniz yok aslında yani akşam yemeklerinde, sofralarda vs.
O yüzden her zaman da hep ailede şu konuşurdu ya bu kızlar ileride ne iş yapacak diye.
O dönemde çıktığımız bir yurt dışı seyahatinde annemle bir aromaterapi mağazasına girmiştik.
Orada da hem annemin cildine özel bir formül hem de benim cildime özel bir formül verilmişti.
Sonrasında bununla ilgili ben de böyle çok etkilenmiştim.
Üstünde bir de isimlerimiz yazıyor. Ay dedim baba acaba kozmetik mi yapsak işte hani böyle herkesin kişiye özel olsun diye.
Bu söylediğim tabii 2005 yılı.
Hani böyle daha kişiselleştirilmiş şeylerim falan hani 2005 yılında yok zaten.
Hani böyle bir gündem bile yok.
Sonrasında yani bakabiliriz işte hani kozmetik nedir bir araştıralım falan diye.
Babam beni geçiştirmişti.
Tabii o dönemde 16 yaşında lise öğrencisiyim.
Böyle bizim de neyimiz var? Döneme dönemimiz var.
Hani böyle döneme hazırlarmış gibi hep öyle anlatıyorum.
Böyle araştırıyordum kozmetik sektörünü falan.
O dönemlerde de yanlış hatırlamıyorsam şeydi.
İpek şampuanları L'Oreal tarafından satın alınmıştı.
Ben bu hikayeden çok etkilenmemiştim.
Yani düşünsene bir Türk markası bir hani dünya devi tarafından satın alınıyor falan diye.
Sonrasında o dönemde ben kendime şey yaptım.
Dedim ki hani ben bir kozmetik alanda ilerlemek istiyorum.
Ve ona göre eğitimi falan her şeyi ona göre şekillendirdim.
Ve küçücüksün aslında.
Evet çok küçüğüm. Yani hani o şey gibi aslında bir çocuk hayali.
Yani hani niye bu kadar... Hani neden öyle olmuşum bilmiyorum.
Yani bugün böyle tanıştığım 16 yaşındaki kişilere bakıyorum.
Bazıları gerçekten ne istediğini biliyor.
Bazıları da yani hani o diyor ya.
Hani onu da deneyeceğim, bunu da tecrübe edeceğim.
Hani hayat benim değil mi? Yani daha önümde uzun yıllar var diyor.
Böyle böyle. Sonrasında babam da o dönemde biz diyaliz makinelerine de solüsyonlar üretiyorduk.
Sağlık Bakanlığından da denetimlere geliyorlardı.
Sonra Sağlık Bakanlığından gelen yetkililer de şey demiş.
Yani niye burada kozmetik üretmiyorsunuz?
Yani Türkiye'de öyle çok çok hani kozmetik üreticisi yok.
Siz kozmetik de üretebilirsiniz.
Sonrasında bakanlıktan da onu duyunca babam ya diyor hani bir kozmetik sektörünü daha bir araştıralım.
Bir pazar araştırması yapıyoruz.
Ve orada da o araştırma sayesinde aslında biz bir dermokozmetik marka olmayı hedefliyoruz.
Çünkü yani kozmetik yapacağız da nasıl bir şey yapacağız?
Hani o kısım çok net belli değildi.
Ama dedik ki dermokozmetikte bir kavram varmış karşımıza çıkan buydu.
Ve insanlar artık işte ciltlerindeki sorunları çözmeye yönelik daha eczanelerdeki ürünleri tercih ettiği böyle bir eğilimin olduğu.
O yüzden bu alana yönelik bir marka çıkartalım gibi.
bir fikrimiz olmuştu. Sonrasında bir R&D ekibi kurduk.
Yani sonuçta babam bu işin kimyasıyla ilgili bir tecrübesi yoktu.
Ayrı bir R&D ekibi oluşturuldu.
Üretim tesisi, bir kozmetik üretim tesisi haline getirdi bir kısmı.
Ve bununla birlikte çalışmalara başladık.
Yaklaşık 4 sene kadar da R&D çalışmalarımız sürdü.
İşte 2009 yılında da marka çıkmıştı.
Ne güzel. 16 yaşındaki halinle liderlik etmiş oldun.
Evet yani öyle yapmışım.
Şimdi üretim süreçleri çok profesyonel ilerliyor gibi kozmette.
Zaten eminim öyle.
Ama hiç şöyle bir samimiyet oluyor mesela arkada.
Bu ürün tutar. Bu ürün çıkar.
Bu ürün patlayacak gidecek gibi bir taraftan baktığınız oluyor mu?
Ya da en patlayanı bildin mi?
Şeye çok inanmıştık. Siknoje serisine şu siyah seriye.
Çünkü o benim hani psikolojik olarak da çok böyle hani şey oldum.
Kırgın, dargın, gaz falan oldum.
Yani o seriye çok inanmıştım.
Yani o serinin mutlaka başarması gerekiyordu.
Tam böyle pandemi dönemiydi.
Ben mesela şunu söyleyebilirim.
Hayatımdaki en verimli olduğum dönem herhalde doğum sonrasıydı.
Yani hani insanlar böyle bebeğiyle ilgilenir, ben hamileyim, ben anayım, ben anneyim modunda olur ya.
Ben muhteşem verimliydim.
Yani hani böyle gece uykum kaçıyor, kalkıyorum, araştırıyorum, şey yapıyorum, ekiple iletişim halindeyim falan.
O dönem sonrasında bu Sikneoloji serisi çıkmıştı.
Ve gerçekten serinin birçok ürünü çok beğenildi.
Ha mesela şeyi öngörmediğimi söyleyeyim.
Atopya yağı. Şu an en çok sattığımız yani hani kozmet deyince insanların aklına gelen hani temizleme yağının.
Böyle olmasını hiç öngörmemiştik.
Ama işte bunu da böyle şey gibi görüyorum yani hani bu da bizim şansımızmış demek yani.
Çünkü yıllardır o kadar böyle hani derdimiz çilemiz hani cefayı çektik ki.
Yani böyle bir böyle o bir dokunuşla yani çünkü o aslında atopik ciltlere yönelik bir temizleyici olarak geliştirilmiş bir üründü.
İşte bebek, çocuk, yetişkin herkesin kullanabileceği bir yüz ve vücut temizleyicisiydi.
Ama biz bunun hani makyaj temizlenmesinde kullanılmasının çok hani böyle bir misyonu yoktu ürünün.
Ama sonrasında bir influencer'ın paylaşmasıyla ürün bir anda viral oldu.
Şu an herkesin satın aldığı bir ürün haline geldi.
Peki biz bunu ne yaptık? Hani marketing bakış açısından hani buradan dinleyen girişimcilere de belki örnek olsun.
Bir ürününüz çok satıyorsa bunu çeşitlendirin.
Yani ürünün normalde 400 ml'di.
Biz sonra bunun 200 ml'ini yaptık, 40 ml'ini yaptık, 1 litresini yaptık, 100 ml'ini yaptık.
Çünkü ürün zaten seçiliyor yani tercih ediliyor.
Bu sefer niye insanları sadece bir boyutta sınırlıyorsun ki?
Yani farklı hacimlerde de yap.
ne de alsın götürsün. İşte alsın duşunu da kenarına koysun.
Orada da kullansın. Bununla mesela şirketin satışlarında ciddi stratejik bir hamle yapmış olduk.
Evet evet. Aynen yani.
Bir marketing seçisi olsun.
Senin yine bir videonla şey gördüm işte artık üretimden kaldırdığımız ürünler.
Ya bu çok doğal. Her markada artık bazı ürünlerin son kullanma tarihi diyelim geçiyor artık ve kaldırıyorsun.
Ama çok enteresan insanlar demiş ki kaldırmayın.
Bunu götürmeyin.
O ürünler ne oldu? Kalktı mı?
Kalkmadı. Zaten stoğumuzda da var şu an bir süre.
Onları bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.
Ya şöyle 80'nin üstünde ürünümüz var şu anda.
Öyle olunca da hangi birisine konsantre olacaksın?
Ama tabii ki de bazen o işin içerisinde olunca o körlük de oluyor.
Mesela ben de yorumlarda görünce şunu fark ettim.
Mesela şey yazmışlar. Böyle bir ürününüzde olduğunu bile bilmiyorduk.
Hani bu ürünle ilgili bir çalışma yapsaydınız, bir PR yapsaydınız.
Sevebileceksem onları niye yaptım? Hani olmazdı falan.
Yani neden vazgeçtik? içiyorsunuz falan dedim ki çok doğru.
Yani hani biz biliyoruz öyle stokta da duruyor yani depoda ama akmıyor.
Ama biz bu ürünü bu sefer de şey hani hangi birisine hangi mesajı vereceksin?
Şimdi yıllar... olduğu için yani 16 yıl içerisinde sürekli yeni ürün ekliyorsun.
Hadi bunu da ekleyelim ya da seriyi tamamlayalım.
Ay bunun Tony'nin de olması lazım.
Ay bunun temizleyicisinin de olması lazım diye diye bir anda çok genişledi.
Ama bu sefer hepsini dillendiremiyorsun.
Çalışamıyorsun bile. O yüzden bazen de vazgeçebiliyor da olmak lazım.
Ama hani o son bir hamlelerle bir şeyler tabii ki de yapıyoruz ama yani bazen de hani kararlarda net olmaz.
TikTok'ta da Instagram'da her yerde yorumlarda biz de görüyoruz.
Peki. bu kadar kozmetten bahsetmişken çok özlerim.
Bari senin yaptığın bu ince jesti duyuralım.
Evet. Ben elim dolu geldim.
Evet. sağ olsun Deren bugün bize elleri dolu geldi ve bu videonun altına Deren'in çok güzel bir önerisi oldu kendi girişimcilik hikayesini anlatan bir kişiye ya da yapmak isteyeceği hayallerini içten
bir yoruma seçelim ve gönderelim ilk adımı atmak isteyen biri de olabilir birisine bunları hediye ediyoruz çünkü şu çok önemli gerçekten günlük hayatlarının içerisinde veya işte belki arkadaş ortamı belki
sosyal medya belki okul belki işin yoğunluğu gerçekten vaktini ayırıp da bugün bu videoyu denk gelmiş olmak ve bunu izliyor olmak aslında kendisi için yaptığı en büyük yatırımlardan da bir tanesi.
Çünkü ben de böyleydim.
Hep araştırırdım. Çünkü ne oluyor biliyor musunuz?
Bu anlara ihtiyacımız var çünkü ufkumuz genişliyor.
Yoksa o günün koşturmacanın içerisinde bugün de bitti oluyorsun.
Ama eğer ki buraya dakikalarını ayırıp da bu videoyu izliyorlarsa küçük bir hediyemiz olsun istedim.
Seninle bireysel de çok güzel bağ kuruyorlar.
Geçenki videonda işte bir kitap evinde otururken seni tanıdıklarını söylüyorsun.
Nasıl hissettin orayı? Çok utandım böyle.
Ve böyle dedim ki bir dakika ya dışarı artık galiba paspas çıkmıyor.
Anne topuzuyla falan çıktığım oluyordu.
Sonrasında o günden sonra arkadaşlarımla buluşmuştum.
Ve onlara anlatıyorum. Bir şey soracağım kızlar ne oldu biliyor musunuz diye.
Böyle yemekte anlatıyorum. Ay dediler ki inanmıyorum yok artık falan diye konuşuyoruz.
Sonra birisi geldi. Dedi ki merhaba Deren Hanım falan dedi.
Yine aynı yemekte. Sonra böyle işte ben de sizi takip ediyorum falan.
Kızların hepsi böyle şey. O sene senin çok utandığını tahmin edebiliyorum.
O sene ne diyeceğimi bilemiyorum falan böyle.
Ama çok güzel bir şey yani.
O da aynı zamanda bir cesaret de örneği.
Çünkü ben de bu arada bunu çok fazla Türkiye'de yapamıyorum ama yurt dışında mesela tanışmak istediğim kişilere çat diye yanına gidip konuşuyorum mesela.
Çünkü Türkiye'de o Türk insanın böyle şeyi var.
Hani bazen ne oldu niye geldin?
Hani işte yaklaşma falan böyle bir mesafeli olabiliyor.
Ama yurt dışında insanlar öyle değil.
Daha böyle verici ve hani dinleyip konuşabiliyorlar.
Yurt dışında yapıyorum bunu ama yani görürsün.
Evet ama tanınmak garip bir şey.
Arkadaşımız ünlü fotoğraf çeker.
Kozmeti sokaktan geçen birine sorsak tanıma ihtimali çok yüksek.
Aslında senin de tanınma ihtimalin çok yüksek baktığımızda ama.
Çok yüksek değil ama. Birileriyle karşılaşınca ekstra farklı hissetmişsindir eminim.
Yani böyle şey oluyorum.
Bu da yine karakter meselesi. Ben etrafımdaki kişilere hep bir fayda sağlama çalışıyorum.
Mesela benimle konuşuyorlar ya.
Hani ben şu an sana ne yapabilirim falan oluyorum böyle.
Mesela o gün kütüphanede kızlar işte.
Şimdi çalışıyorum. Hani kitap evi.
Çalışıyorum. Sonra bu sefer dedim ki.
E dedim hani siz ne yapıyorsunuz?
Hani ne yapıyorsunuz? Ben konuşmaya başladım kızlar.
Çünkü hani artık onlar şey diyebilirler.
Ya dur rahatsız etmeyeyim şey. Hani dedim ki bak ben yanındayım.
Sor bana aklında bir soru varsa diye.
Ki hani kız da kendisi kozmetik markası kurmak istiyormuş.
Daha böyle güzellik üzerine bir.
okulda okuyormuş. Ondan sonra dedim ya şu an sorabileceğin her şeyi sorabilirsin.
Ben yanındayım yani. Böyle istemsizce bir bari hani tanıştık yan yanayız bir faydam olsun falan psikolojisine giriyorum yani.
Bence şu tarafta da çok ilham veriyorsun.
Şimdi Melt Club zaten bir kadınların oldu bir topluluk.
Kadınların Bir yerde de annelik tarafı içeriye giriyor.
İster olsun ister olmasın ama bu tarafta anne olmayı düşünen ya da anne olanlara da bence çok büyük bir ilhamsın o tarafta.
Ben mesela henüz anne değilim ama anne olmak isteyen biri olarak annelikle kariyeri nasıl yürütebileceğimi sende görebiliyorum Deren.
Çünkü çocuk çok zor.
İki çocuğun var aslında. Kozmet ve kendi kızın.
Bir de kız annesisin.
Bu da çok tatlı. Hani bence şuraya da bağlanabilir.
Kozmetin ürünlerini kendi kızının da ilerleyebilir.
güvenle kullanacağı ürünler de olacak.
Bu da çok tatlı bir hikaye.
Devamlı ettirir canım. Yani inşallah devam ettirir tabii.
Yani güvenle kullanır.
Şimdi bile mesela güvenle kullanıyor.
Çünkü bir yerinde bir şey olduğunu anne diyor hani hangi kozmeti sürsek falan diyor mesela.
Şimdi kaç yaşındaydı? Şimdi 7 yaşından.
Tam en... Can alınca zamanları.
Onun için ne kadar güzel bir şey.
Çok seyahatim oluyor ya o böyle birazcık hani tabii ki de onu etkiliyor olabilir ama onun dengesini kurmaya çalışıyorum.
Hep bir taraftan diyorum ki işte hani hayallerimizdeki hayat için.
Bu kadar çok çalışıyorum anneciğim diyorum.
Bir tarafım hep şey, ona aslında rol model olmak.
Yani ilki taneme rol model bir anne olmak.
Çünkü hep şuna gelmiştim. Ben dedim Deren neden böyleyim?
Yani çünkü arkadaşlarım var.
Arkadaşlarıma bakıyorum. Etrafımdaki herkese bakıyorum.
Hepimiz aynı değiliz. Hani benim bir tık bir farkım var.
Bir inat ediyorum, bir bırakmıyorum.
Bir hayalimin peşinden gidiyorum.
Neden böyle olduğuma geldiğimde benim mesela rol modelim babamdı.
O zaman bu sefer anne olduktan sonra işte şuna bakıyorsun.
Yani hani kızımızın önünde iki tane örnek var.
Annesi ve babası. Bir kız çocuğunun aslında anne tarafını örnek alıyor olması daha ki eşimin de işinden kaynaklı.
O zaman dedim ki ben hani taneme örnek bir anne olmalıyım.
İleride çünkü şey istemiyorum.
Artık ortam kötü. Kötü arkadaşlara kötü.
Alışkanlıkları kapılıp gitmesindense ayakları sağlam yere bassın.
Ne istediğini bilen bir çocuk olsun diye.
Onu istiyorum. Ama hani şunu söyleyebilirim.
Yani hani bir kadın girişimci olmak.
Aslında evet zor. Çünkü neden?
İşte hayatlarımıza bir kez bir evlilik süreci giriyor.
Sonrasında bir hamilelik süreci giriyor.
Sonrasında da bir doğum süreci giriyor.
Şimdi mesela erkeklerde bu yok ki.
Sen orada sürekli bir engellere aşağı aşağı ilerliyorsun.
Ve bu senden aslında zamanından çalıyor.
Şimdi benim en çok zorlandığım şeylerden bir tanesi tek başıma oluyor olmam.
Mesela ortak founder olan şirketler bu süreçte çok daha kolay ilerletebiliyorlar.
Ama yani çok ben odaklı.
Ben mesela şeyde doğum yapmadan önceki gün şirketteydim zaten.
Zaten ben ertesi gün değil ondan sonraki gün doğum olacaktı.
Biliyorum kimseye söyleyemiyorum.
Hani ne diyeceğim arkadaşlar ben yarın doğuruyorum diye.
Yani hamile olduğumu şirkettekilere beşinci ayda falan söylemiştim.
Yani hani kimse fark etmemişti mesela.
Bu şeyden dolayı değil bu arada.
Kimse böyle işte hamilesini dur yapma falan edeceğinden değil.
Ama yani ben zaten hayatımın akışında gidiyorum.
Yani bunu çok normal bir süreç olarak görüyorum.
Ben hiç şey bir anne hamile değilim.
çekilin. Şunu da isterim, bunu da isterim değildim.
Yani bu normal bir şey. Herkes hamile kalıyor, duruyor.
Yani bunu abartma deren kafasında bir insandım.
O yüzden de bir şekilde doğdu.
Şimdi de 7 yaşında olayım. Ben seni şey görüyorum.
Tanem'in günü var. Sanırım pazar günü.
Anne günü. Cumartesi pazar full anne kız günümüz yani.
Cumartesi pazarları tamamen iptal oluyor.
O dengeyi nasıl oluşuyor? Eminim burada anne olan ve kendi hayallerini belki kurmuş olan ya da kuracak olanlar vardır.
Yani oradaki senin trikleri.
neler? Yani mesela onun dışında haftada iki günde okuldan ben gidip alıyorum.
İşte okuldan alıyorum, spora götürüyorum falan hani oralarda gözükmüyorum.
Kimse sosyal medyada görmüyor.
Ya da bazen koyarım da kimse bunu anlamıyordur aslında.
Yani tanemle vakit geçiriyor olmam lazım.
O uykusuz, bensiz uyuduğu gecelerin bir şekilde dengesini benim mutlaka kuruyor olmam lazım.
Her sene yazın iki hafta yurt dışına gidiyoruz dil okulu için mesela.
Orada o iki hafta boyunca sabahından akşamına kadar aslında tamamen anne kızız.
Yani kendimce o fuar Dışarılarlarda kaybettiğim işte yurt dışında kaybettiğim zamanları dakikaları bu tarafta tamamlamaya çalışıyorum.
Çünkü ben şeyim birazcık ama KPI insanıyım.
Yani hani annelik benim için bir görev.
İşte girişimcilik iş kadınlığı bir görev.
İşte eş olmak bir görev.
Veya bir evlat olmak bir görev.
Yani kendimce her bir sorumluluğum için yapmam gereken bir şeylerim var.
Bir tutumlarım var. Yani hani mesela tanemin arkadaşının doğum günü varsa tanemin doğum gününe gidiyor olmalı.
Çünkü şunu duymak istemiyorum ileride.
Anne işte arkadaşımın doğum günü.
vardı. Sen çalışıyordun.
Ben gidememiştim. Veya işte anne karne günüydü.
İşte herkesin annesi geldi.
Sen yoktun. Veli toplantısı hani bunlar olmadan önceliğim o yüzden şey takvim ve tanemi oturtuyorum.
Ona göre geri kalan her şeyi planlıyorum.
Çok iyi. Ama ne yapıyorum bu arada?
Geceleri uyumuyorum. Yani mesela geçen gün.
Peki mesela çok iş konuşuyor musun?
Arkadaşlarınla buluştum. İş konuşuyor musun yoksa hayatta orada iş konuşmam diyenlerden misin?
Yok hiç konuşmuyorum.
Yani hatta tam tersine arkadaşlarımla buluştuğumda normalde o kadar Daha çok konuşuyorum ki.
Arkadaşlarımla buluştuğumda dinleyen taraf olmak.
Beni dinlendiriyor. Yani hani bir kere daha bir şey konuşmayayım.
Yani hani ne anlatayım. Bir de hani anlatacağım.
İyi gidiyor desem. Kötü gidiyor desem.
Hani böyle şey değil yani. Diyecek bir şey de bulamıyorsun.
Orası arkadaş ortamı. Sokuk bir şey yok yani.
Aynen o yüzden şey değil.
Ama mesela şey söyleyeyim. Şimdi geçtiğimiz hafta Amerika'daydım.
Amerika'dan sonra İtalya'daydım.
İşte şimdi de buradayım. Ve mesela herkes jetlag olmayı sevmez ya.
Benim en sevdiğim şey jetlag olmak mesela.
Çünkü her...
Herkes uyurken ben uyanık olayım ki çalışayım falan mesela.
Gece saat dörtte yürüyüş yapıyorum falan böyle.
Beynim dolu, beynim boşalsın falan diye.
Kendimce böyle ayakta kalıp her şeye yetişmeye çalıştığım bir düzenim var.
Deren, beni çok mutlu ettin.
Melt Club yemeğimize geldin.
Evet. Ve yemekte de o kadar güzel bir pozitif enerjin vardı ki.
Ve anlattıklarınla yemekteki diğer üyelerimize bence çok güzel hikayeler ve ilhamlar kattın.
Burada bence senin hayata pozitif bakış açın.
Enerji. O tarafların da çok güçlü.
Manifestlemek mesela.
Bunlar. Mesela hep mi böyleydin?
Yoksa hayatının bir yerinden sonra pozitif bakmak bunu mu yaptın?
Yani bunun sırları neler? Sanki hep böyleydim yani.
Bu benim öğrendiğim bir şey değil.
Ben bir şeye kötü bakmak benim aklıma gelmiyor.
Yani şöyle bir şey söyleyebilirim.
Çok hani kişisel bir örnek.
Annem, babam ve kız kardeşim bir seyahate gideceklerdi.
Babam işte arabayı açıyor.
kapısını kapatırken parmağı Arabayı sıkışıyor.
Parmağı kalıyor. Kopuyor, mopuyor.
Hastaneye gidiyorlar falan. Sonrasında benim bakış açısı.
İşle alakası yok diyorum ki.
Demek ki iyi ki bu oldu. Belki de seyahate gideceklerdi.
Orada belki de Allah korusun bir kaza geçireceklerdi.
Ve o zaman belki tüm aile bir şey olacaktı.
Neyse ki şükür ki en azından parmak dışı oldu.
Bak işte o da ameliyatta halloldu ki zaten.
Hani benim her zaman bakış açım bu.
Çok şükür. Yani her şeye şükür.
Çünkü hayat sorunsuz değil ki.
Ama hani her karanlık gecenin bir de aydınlık bir sabahı var ya.
Hani her... sorun çözüldü bu zamana kadar.
Ben bunu fark etmem.
O işte girişimcilik yolculuğundaki ilk krize kadardı.
Yani ilk ilk krizi yaşadığımızda böyle şey olmuş.
Ne yapacağız? Nasıl olacak?
Nasıl aşacağız? Falan filan.
Sonrasında bir baktım ki e aşıldı.
Yani öyle kala kalmadık yani.
Sorunla durmadı hiçbir şey.
Yani hani sonrasında düzeldi, iyi oldu.
Sonra başka bir sorun daha yaşadık.
Tamam aynısı değildi ama bu sefer şey kası gelişti bende.
Ha demek ki sorunlar olabiliyor.
E sonra da çözülebiliyor.
O yüzden hiçbir şeyi abartmıyorum.
Hiçbir şey için ağlamıyorum. Hani bir şeylerin olması demek ki gerekiyormuş ki bunlar benim derslerimmiş gibi görüyorum.
O yüzden de yani hani onlara takılıp kalmıyorum.
Bir de hep istiyorum yani.
Ne istediğim benim çok nettir.
Yani hani hep çizilidir.
Yani o işte hani manifestse bunun adı manifest.
İşte görselleştirmekse görselleştirmek.
Hani her neyse ben Çünkü şey insanıyım hani neden olmasın ki?
Hep böyle şeylere bakıyorum. Bir şey isteyeceğim zaman bunu yapmış başka insanlar var mı ona bakarım.
E tam birileri yapmış. Bunu yapanlar mesela çok imkansız böyle hani dünya ultra zenginleri mi bu istediğim şeye ulaşmış?
Yok hayır mesela bir tane bir girişimci kadın da bir şey yapabildiyse diyorum ki o yaptıysa ben de yapabilirim o zaman.
Yani hani demek ki imkansız değilmiş.
Bunun için ne gerekiyor? Onu çok iyi araştırırım.
Onun yollarını bir gözlemlerim.
Ha bu aşamalardan geçmiş.
Ya şöyle mesela dünya markası olmak istiyoruz.
Dünya markası olan markaları işte bakıyoruz eskiden kimler dünya markasıydı?
İşte L'Oreal'ler, Estee Lauder'lar, işte Shiseido'lar, Clinique'ler falan filan.
Hani bunlar uluslararası dünya markası.
Ama fark ettiyseniz ki son zamanlarda işte son belki 6-7 senelik süreçte işte The Ordinary'ler, Glow Recipe'ler, Drunk Elephant'lar, işte Inkey List'ler böyle böyle markalar da şu anda dünya markası.
E peki bunlar nasıl dünya markası olmuşlar?
Kim bunların sahipleri? holdingler mi?
Yo, bir tane kadın. Bir tane adam.
Yani hani çalışmış, ürün çalışmış, marka çıkartmış ve dünya markası olmuş.
Bunlar nasıl dünya markası olmuşlar?
Bunlar bir gün Sephora'da satılmaya başlamışlar.
Sephora'yı satılmaya başladıktan sonra zaten kopmuş gitmişler.
O zaman ben demiştim ki bizim demek ki bir gün Sephora'da satılmamız lazım.
Eğer ki bir dünya markası olacaksak Sephora'da satılmamız lazım.
Ve ben Sephora'da satılmamız lazım diye herkese anlatıyorum.
Diyordum ki hayalim Sephora'da satmak.
Sephora'da satılmak. Sonra bir gün Sephora'da bu arada toplantıya gitmiştik.
Hadi bir hikaye daha anlatayım. Çok uzun o.
Biz çok keyif alıyoruz.
İşte Sephora'da satılmamız lazım.
Sephora'dan randevu aldık.
Görüşmeye gidelim falan. Kendimize anlattık.
Bize dediler ki hani... çok güzel markasınız.
Sizi gözlemleyeceğiz ama hani şimdilik düşünmüyoruz falan.
Tamam peki yani hani tabii böyle bir kırgın ve buruk bir şekilde ayrılıyorsun falan.
Sonrasında tabii ki de normal işlerimize devam ediyoruz.
Bir arkadaşım hatta işte Reader'ın da sahibi Sezen.
O beni aradı bir gün. Deren dedi sana bir haberim var dedi.
O da Kagider'de aktif bir şekilde rol oynuyordu.
Dedi ki Kagider Sephora ile bir proje geliştiriyor.
Mutlaka sen buna katılman lazım dedi.
Dedim proje ne? İşte kozmetik sektöründeki kadın girişimcileri kalkındırma projesi.
Bu ne ya? Hani kozmetik sektör...
orada kaç tane kadın girişimci var ki?
Kagider'le Sephora bunları kalkındıracak yani hani ben bir şey bilmiyorum falan.
Dedim ki hani ben Sephora'ya girmek istiyordum ve bir anda Kagider'le Sephora böyle bir proje yarattılar.
Sonra biz o projeye başvurduk ve o projenin kazananı olduk.
Kazananın da ödülü Sephora'da satış hakkıydı.
Sephora'da satmaya başladık.
Yani hani çok güzel bir mesaj aslında.
İsteyince de böyle şey de oluyor.
Yani hani o yol da açılıyor belki.
Ben yapmadım ki projeyi.
Ben sadece ama gereken net work bende vardı.
Gereken söylemimi biliyormuş demek ki arkadaşlarım Sephora'da satmak istediğimi ki hani Sezen orada dedi ki Deren buna başvurman lazım.
E başvurdum. Ona göre arkası dolu bir markaydım ki kabul edildim.
Şu anda da hala satıyoruz mesela.
Online'ında olan şey sadece raflarda değil ama sonuçta bu benim global büyümemde bile o kadar kilit taşı ki yani Sephora'da satılabilen bir marka olmuş olmak demek ki birçok kriteri karşılıyorsun demek oluyor karşındaki
insan için. Bu bence bizi izleyen girişimcilere de yani daha da Dolayısıyla girişimci olmak isteyen insanlar için de çok güzel bir mesaj.
Çünkü Sephora sen en büyük hayalin.
İşte büyük bir darbe yiyorsun aslında o döneme göre.
Hayır deniyor gibi bir şey.
Yani sizi izleyeceğiz demek bir noktada.
İşte şu an istemiyoruz gibi bir şey.
Bırakabilirdin o sırada. Bırakabilirdin, vazgeçebilirdin.
Yok ya ben Sephora ile olan bir programa girmeyeceğim.
Çünkü bugünün girişimcilerinde bu tür küslükler de görebiliyoruz ya.
Aslında vazgeçmemen ve peşinden koşman çok çok kıymetli bir şey bence.
Bir de fırsatları. Bence insanın hayatına çok fırsat geliyor ama fırsatları doğru değerlendiriyor.
değerlendiren kazanıyor. Ben de hep fırsatları yakalayan insanımdır biliyor musunuz?
Yani böyle derim ki yani mesela enteresan birisiyle tanıştığımda diyorum ki demek ki benim bununla tanışmam gerekiyormuş.
Demek ki bu kişi bana bir fayda sağlayacak yani.
Hani ben bir böyle bir kurcalayayım bakayım bundan bana aslında ne çıkar diye.
Yani hani o çok önemli. Yoksa hani birçok olanak onları görmediğimiz için belki kaybolup gidiyor.
Onun da sebebi şu. Bana denk gelmez ki.
Ben şanssızımdır.
Bana hiç olmaz. Hiç öyle düşünmemek lazım.
Hani öyle düşünen bir insan yani tipi var yani tamamen olumsuz yaklaşınca.
zaten bir şey olmuyor. Oranı çok yüksek bence.
Benim şu an gördüğüm, konuştuğum herkes çok olumsuz.
Ama bu tür karakterden girişimci olmaz işte bence.
Ya şeyi söyleyeyim mesela. Bunu anlatmıştım TikTok'ta gerçi de.
Mesela sen de hani top tarafında böyle bir şeylere katılıyorsun.
Beni geçen sene işte bir yerde toplantıya yolda yürürken telefonum çaldı ve ben bilmediğim telefonları açmam normal.
Yani çünkü çok fazla aranıyorum.
Açasım tuttu. Açtım. Merhabalar dedi.
Ben işte Türkiye Odalar Borsalar Birliği'nden arıyorum falan.
Böyle bir şey oldum. Hani bir şey yanlış yaptık herhalde falan.
Buyurun. Buyurun falan oldu. Dediler ki ben genç girişimciler kurulu adını arıyorum falan.
Tabii buyurun falan oldum.
Ciddi ciddi dinlemeye çalışıyorum.
Dediler ki bizim bir genç girişimciler kurulumuz var.
Önceden bu kurulumuza Ali Sabancı başkanlık ediyordu.
Ve birçok Türkiye'deki ismini bilebileceğiniz girişimci.
Şu anda burada bir bayrak teslimi ve yeni bir üst yönetim kurulma süreci var.
Biz de Türkiye'deki 81 il girişimcilik başkanları da sizi seçti bu üst kurulda olmak için.
Hani böyle bir şeye nasıl bakarsınız dedi.
Bana Saygın Bey dedim ki ne yapmam gerekiyor?
Güzel bir kuru. Hani bu ciddi bir şey galiba.
Tamam ama hani neresinde ne bekliyorsunuz benden falan.
Siz de hani bir inceleyin bir araştırın ona göre konuşalım tekrardan.
Ondan sonra işte araştırdım bayağı böyle hani Ali Sabancı'sından tutun işte Koton'un sahibi Gülden Yılmaz falan.
Hani böyle Türkiye'de marka dediğin herkes zaten o üst kuruldu aymış yani.
Ve bunlar da yaptıkları toplantıda diyorlar ki hani biz genç girişimciler kuruluyuz.
Ama artık hiçbirimiz genç değildiz.
O yüzden hani yerimiz... gençlere devrediyor olmamız lazım.
Ve işte sormuşlar Türkiye'de girişimcilik deyince aklınıza kimler geliyor diye.
Benim de adımı telaffuz etmişler.
Sonrasında dedim ki hani tamam dedim hani ben şey yaparım kabul ederim falan dedim.
Sonrasında dediler ki işte başkanımız da hani sizinle arayacak sizinle tanışacak falan.
Tamam dedim hani Okey konuşayım falan.
Sonrasında başkanımız aradı.
Ondan sonra başkanımız da dedi ki Deren dedi hani benim dedi hani bu süreçlerde işte biz hani şey sorayım ne yapacağız?
Biz dedi hani Türkiye'nin her iline gidip aslında girişimciliği özendirecek şekilde konuşacağız, dinleyeceğiz, aktif olacağız.
Hani ayda bir iki seyahat falan.
Tamam. dedim ya. Ben zaten seyahat ediyorum ya.
Hani Türkiye'nin birçok ilinde satıldığımız için hani Kayseri'ye de gidiyorum, Adana'ya da gidiyorum, Antep'e de gidiyorum.
Benim için oralara gitmek bir sorun değil.
E tamam dedim ben yaparım. Peki dedi benim hani bu süreçte bir tane başkan yardımcısına ihtiyacım var dedi.
Sen başkan yardımcısı olur musun dedi.
Dedim hani başkan yardımcısı olarak ne yapmam gerekiyor?
E dedi çoğunlukla etkinlikler katılımını bekleriz.
Ha tamam dedim o zaman yaparım ya falan.
Etkinlik sayısı artıyor değil mi?
Yani çoğuna da katıldım gerçekten.
Hani ancak reform falan varsa.
Ben de Genç Geçimciler Kurulu'ndayım. İstanbul tarafında.
Hani Gitmemezlik yapmıyorum gerçekten.
Dereni gururla takip ediyorum.
Bütün fotoğraflardan beğeniyorum.
O kadar erkeğin arasında tek kadın falan var.
Demek istiyorum o diyelim yani.
Tek kadın olarak orada hepimiz temsil ediyoruz.
Evet ama işte mesela şey var.
Bunu ben kovalamadım.
Benim hayalimde böyle bir...
TOB'un bilmem nesinde olmak hani Genç Gelişimciler Kurulu, Üst Kurulu hani böyle kendimizi tanıtırken hala dilim dönmüyor.
Türkiye Odalar Borsalar Birliği, Genç Gelişimciler Kurulu, Üst Yönetim Başkan Yardımcısı falan.
Yardımcısı değeren Öztürk matematiği.
Böyle şey oluyorsun yani ama hani bu yolda işte kapılar açılıyor ama kendiliğinden açılıyor.
Yani bunu ben istememiştim.
Bu benim bir manifestim değildi mesela aklıma bile gelmiyordu açıkçası.
Çünkü hani nedir orası böyle hani o dünyalar daha böyle ciddi, daha resmidir ya böyle hani hiç aklımda böyle bir şey yoktu ama.
İşte o yol da açılıyor karşına.
O kapı açılıyor yani.
Ve bir şekilde oraya doğru da gidebiliyorsun.
Çünkü işini iyi yapıyorsun. Aktifsin.
Bunu gösterebiliyorsun. Ve gelen fırsatı da kaçırmıyorsun.
Ben sizi sonra arayabilirim gibi bir şey de söyleyebilirdin o sırada.
Çok yoğunum işte zaten deyip.
Ama belki de bunu bir sene sonra konuşacağız.
Eminim olmuştur ama bir sene sonra da orada bulunman sana çok farklı.
Kapılar da açacak. Tabii çok güzel networkler sağlıyor.
Yani o yüzden böyle hep şunu tavsiye ediyorum.
Evet girişimci olalım. Çok yoğunuz.
Ama o yoğunluğun içerisinde böyle kendimize ayırdığımız, işte network'e ayırdığımız mutlaka ayda...
Bir günümüz, işte yılda iki haftamız, bir şeylerimizin olması lazım.
Çünkü başka insanları tanımak ufkunu genişletiyor insanın.
Başka fikirler geliştiriyorsun, başka hayallere kapılıyorsun.
Besleniyorsun o insanları. Yoksa böyle o kendi yoğunluğunun içerisine.
Hani ben mesela şirkette olduğumda genelde ekibimizle ilgili.
O ona onu dedi, bu bunu dedi. Üretimde o aksadı, depoda şey bitti falan.
Hani bunlarla böyle gün...
gidiyor. Ama hani bir şekilde de kendine de vakit ayırıyor olmak bizim besleniyor olmamız için çok önemli.
Ya bence orada işte zaten şimdi reklam gibi olmasa ama Meherdin'de en büyük isteğimiz buydu.
Farklı dikeylerde kadınların bir araya gelerek hem network oluşturup hem de birbirlerinin derdini anladığı o masaları kurmaktı.
Ve bence özellikle son yemeğimizde böyle daha konuşma alanın çok olduğu bir alanda herkes böyle bütün hikayelerini döküp çok keyifli bir masa olmuştu.
Ya çünkü mesela Okuldaki arkadaşlarına baktığında ya da işte diğer hayatındaki mevcut arkadaşlarına veya işte hani arkadaşlarımızın eşleri böyle hani aileler çocuklar falan.
O zamanlardaki masalarda şey konuşulmuyor şimdi.
Hani herkes sen kadar girişimci olmayınca hani işte vergi de konuşmuyorsun, insan kaynakları da konuşmuyorsun, finans da konuşmuyorsun.
Maksimum belki çocuğun okuludur işte hobidir vesaire onları konuşuyorsun.
Ama iş kadınlarının da gerçekten girişimcilerin de bir araya geldiği en azından bu yeni jenerasyonun bir araya geldiği ve konuşabildiği özgürce bir platforma bence ihtiyaç vardı.
O anlamda ben de o akşam yemekte olmaktan çok keyif aldım.
Yani hani hem çünkü orada şey oluyorsun hani yalnız değilim.
Yani hani herkesin benzer dertleri var.
Ve hani herkes de bir gün aşmış veya aşacak.
Yani hani o motivasyona geliyorsun.
O yüzden çok kıymetli. Ben de burada hemen Melt deyince araya gireyim.
Melt'in başvurularını soranlar var.
Hep açık başvurular aslında.
Sadece alım dönemlerimiz oluyor.
Ama hem bu videonun altında başvuru formunu bulabilir katılmak isteyenler.
Hem de Instagram'da da yine bulabilirler diyelim.
zaten orada bizim etkinliklerimizde. Ben de geliyorum.
Ben şimdi Deren seni yakalamışken şunu sormak istiyorum.
Güzellik tarafından da bir girmek istiyorum.
Çünkü yeni bir akım var gibi hissediyorum.
Eskiden işte kırışıklığımız varsa bunu gidermek üzere bir akım vardı.
Şimdi de hiç o kırışıklık olmasın gibi bir taraftan bakılıyor dünyada gibi hissediyorum.
Ama tabii senden iyi bilmem imkansız.
Sen trendleri çok daha tabii ki takip ediyorsun.
Sence nasıl bir dönemdeyiz o tarafta?
Bunun sebebi sosyal medya.
Şimdi Annelerimizi göz önüne getirelim.
Onlar bu kadar telefonun ön kamerasıyla kendilerini bu kadar yakından çekerek başkalarına kendilerini göstermiyorlardı.
Ama şu anda herkes yani benim arkadaşlarım var takip ettiğim hani 143 takipçisi var ama filtreli koyuyor fotoğrafını.
Çünkü kendisini öyle görmek istemiyor.
Eskiden neydi? İşte dolgular, botokslar bu tarz uygulamalar çok daha pahalı şeylerdi.
Şu anda baktığında aslında bunların bütçeleri herhangi bir kri...
kremin, serumun bütçesine çok eşdeğer.
Bu sefer herkes diyor ki, kamera önündeyim, kendimi paylaşıyorum, çirkin gözükmek istemiyorum.
Bir tane kremi ver o bütçeyi, bir seruma ver o bütçeyi, ondan sonra 3 ay, 2 ay düzenli kullan, kırışmayayım, bunu göreyim yapacağımı, gideyim hemen bir işlem yaptırayım.
Bu sefer bu da şey oluyor. işlem yaptırınca orada kalmıyorsunuz.
Çünkü o teknoloji, o DNA, o PRP, o bilmem ne hani sürekli bir şeyler enjekte ediyorsun.
Ama işte bunun da bir sonu var.
Yani hani günün sonunda bugün yaptırdığımız her şeyin nereye nasıl etkettiğini bilemeyiz.
Yani mesela hatta geçen gün gördüm.
Bir tane kadın işte her altı ayda bir dudağına dolgu enjeksiyonu yaptırıyormuş.
Ve sonrasında onun işte görüntüsünü almışlar.
Yanaklarında alnına kadar o hani yılların vermiş olduğu dolguların parçaları yüzünün çeşitli yerlerine kaymış.
Yani bu tarz şeyler araştırdıkça da bu sefer daha çekiniyorsunuz.
Şimdi o yüzden bu en kusursuzluktan sonraki süreç bence aman beni kusurlarımla sevin yeter ki başıma bir şey gelmesin.
Şimdi aynı şey mesela şeyle de alakalı.
Hani zayıflık şu anda mesela herkes çok zayıf.
Herkes bir şeyler kullanıyor.
Ve herkes zayıflıyor. Ama hani bilmiyoruz ki iki sene sonra bunun nasıl bir yan etkisi çıkacak.
Yani hani biz şey değil miyiz?
Hani hepimiz Covid'de olduk aşıları.
Şimdi herkes kalpten falan gider ki Covid'de aşı olmuştu.
Öyleydi böyleydi diyoruz. Yani suçlusu aşılar oldu.
Şimdi o yüzden anlık tren böyle hemen alıp da uygulayan bir insan değilim ama hani ne yapıyorum?
Yaş alacaksam tabii ki de alacağım.
Kendi ürünlerime o kadar güveniyorum ki hani onları kullanarak zaten hani bunu korumaya çalışıyorum.
Ama böyle ekstrem o ille de birileri benim en mükemmelimi görsün gibi bir şeyim yok.
Yani hani eskiden mesela şeydim bu arada burnumu beğenmezdim, kulaklarımı beğenmezdim, dudaklarımı beğenmezdim.
Beğenmezdim yani kendimi. Hani bilmiyorum etrafımdaki kişilerden de belki hani öyle söylemler duyuyordum.
Ama şimdi mesela şeyim. E ben böyleyim yani hani bakıp da herkes gibi tıp atıp aynı olmaktansa.
Çok da güzelsin. Teşekkür ederim.
yaptıranlara bakıyorsun. Sonra ikinci revizyon ameliyatlarını yaptırıyorlar.
Yamuk oluyor içine sinmiyor.
Çünkü sonu yok dediğin gibi.
Çünkü insanda kontrol onu yaparken.
Bir de doyum yok insanlarda genel olarak.
Hep daha fazlası. Bunu da yaptırayım şunu da yaptırayım falan.
Onun yerine al kardeşim kremini.
Güzel güzel sür.
Zaten iyi geliyor. Bir de cildi içten de beslememiz lazım bir taraftan.
Evet. Yani cildimizi kendimize iyi bakıyor olmak lazım.
Bayağı bir takviye kullanıyorum herhalde.
Bu hayata yetişebilmek için hasta olmamak için.
hani kendime iyi bakmaya çalışıyorum gerçekten.
Spor yapıyorum işte. Bir ara eşim şey diyordu böyle hani işten dolayı o kadar gerginim ki.
Her gün yürüyüş yapıyorum ve yürüyüş yaptığım saatler böyle gece 2, 4.
Beş falan böyle. Uyusana.
Beynim dolu ne yapayım yani.
Hani uyuyamıyorum. Bağıracağım kalkayım yürüyeyim yani.
Hani yürüyünce en azından müzik dinleyince falan kafamı toparlıyorum.
Gözünün sonunda sağlıklı bir vücut dağılmış oluyor falan.
Böyle hani her şey dengede.
Eşim sana destek mi?
Şimdi oraya girdim diye ben de.
Tanrım konusunda sonsuz destek.
Yani hani ben seyahatteyken.
Çünkü bizim yatılı bir bakıcımız yok.
Ve çok sağ olsun yani hani eşim çekip çeviriyor.
Yani böyle çok sevgi dolu bir aile.
ailede büyüyoruz ve hani her birimiz birbirimize destek olmaya çalışıyoruz.
Çok destek. Hep destek.
Tanrı konusunda çok destek.
Bence girişimcilik zor da bir girişimciyle yaşamak da bence zor.
Çünkü bizim inişlerimiz, çıkışlarımız.
Yani gerçekten öyle.
Çünkü inişlerimiz, çıkışlarımız.
Bir saat sonra çok mutlusun.
Bir haber geliyor ama iki saat sonra da biraz üzgün olabilirsin.
Tabii yani ağlamamdan çok üzülüyor.
Diyor ki yeter artık ağlama.
Ne yapabilirim senin için falan.
Ben kendimi toparlıyorum falan oluyorum böyle.
O yüzden yani eş destek.
önemli gerçekten.
Yani çok üstümden fazlasıyla yuk alıyor.
Ben de orada evde.
Ev benim için o kendimi toparladığım o hani anne anı, o böyle huzurlu ortam.
Bazen gerçekten hiçbir şey yapmak istemem yani.
Evdeysem boş oturayım, koltukta oturayım, tanemle oyun oynayayım.
Böyle saçma sapan oyunlar oynarım falan.
O beni toparlıyor.
Sonrasında ben tekrardan böyle hani savaş meydanında tekrardan dönüyorum.
Stresini öyle mi yönetiyorsun? Çok stresli olduğun işte bir kaos çıktığında.
Yani bir kaos çıktığında bunu nasıl çözerim diye bakıyorum.
Yani hani şey olmuyor. Bu neden olduğu insanı hiç değilim mesela.
Tamam o ki oldu. Tamam. Bunu nasıl çözebiliriz?
Ve bir daha bunun olmasını nasıl engelleyebiliriz?
Aynı şeyi tekrar yaşamayalım diye.
O yüzden hiç şey bir insan değilimdir böyle.
Tüm ekip arkadaşlarıma da sorabilirsiniz.
Hani bu neden böyle oldu?
Bunu kim yaptı falan insan değilimdir.
Yani o yüzden hani her şey çözülebilir.
Öyle çok bir şey stresim yoktur.
Kendimle ilgili stresim vardır.
Yani yapalım. Olmuyor.
Neden olmuyor? Hani olacak.
Hadi denen. Bak ne eksik.
Neyi atladın da böyle oldu falan.
Ben benim sonsuz sorumu sormak istiyorum.
TikTok izleyicilerinin deriyle denen ablanın.
Cilt bakım rutinini bana bir bahseder misin?
Cilt bakım rutinim. Yani temizleme yağı her zaman var mı?
Çok çok yok aslında. Sabah yok.
Sabahları yok. Akşamları temizleme yağım var mutlaka.
Önce temizleme yağı ile yıkıyorum.
Her zaman çift aşamalı yapmıyorum.
Bazen direkt üstüne azelik, hazet falan serum sürüyorum.
Geçtiğimiz işte bu artık hani yavaş yavaş Mayıs'la birlikte ben de bırakmaya başlarım ama böyle bir düzenli retinol kullandığım süreç oldu.
O retinoldan kaynak Yani aklımda aslında bence daha böyle bir anti-aging şey var.
Böyle hani daha bir kırışıklıklar yok.
Daha gergin gözüküyor cildim.
Sonrasında işte ya Sika krem ya da peptitli bir nemlendiricimiz var.
Ona bayılırım. Onu da yine hiç parlatamadığımız ürünlerden yani.
Multifunction diye bir ürün. Onu sürüyorum.
Sonrasında öyle gece uyuyorum.
Sabah kalktığımda da eğer ki retinol sürdüysem evet bir temizleme jeliyle yıkıyorum yüzümü.
Ama eğer ki retinol yoksa normal böyle nemlendirerek yattıysam böyle hani suyla yıkıyorum yüzümü.
Sonrasında da işte bir serum sürüyorum.
İşte bazen azelik asit oluyor.
Hani o cildimde bir pürüz varsa onun için.
Sonrasında da güneş kremimi kullanıyorum.
Güneş kreminin üstüne de allık, rimel, eyeliner.
Tam güneş kremi demişken bir kullanıcınız olarak.
Güneş kremi bu yaz gelirken genellikle markalar değiştirir.
Yeni bir versiyonu gelir. Değişecek mi yoksa aynı devam mı?
Bu sene aynıyız yani.
Şöyle geçtiğimiz sene çıkarttığımız bir Glovisan serumumuz vardı böyle serum şeklinde.
Onu kullanınca zaten başka da hiçbir şey kullanmıyorsun.
O yüzden o herkesin favorisi benim de.
Yani yazın en favorim o oluyor. Onu kullanıyorum ama ben şeyim böyle hani ben de arabada, her çantada, her köşede hani hangisi elime gelirse mesela şey değilim.
Hani hep düzenli kullandığım güneş kremim yok.
Hangisine elim geliyorsa onu sürerim.
İşte ofiste masam da var onu sürüyorum.
Güneş ürünlerinde, rakip ürünlerinde çok deniyorum.
O yüzden onları da. sürüyorum.
Ama güneşten koruyor olmak çok çok önemli.
Güneş kremini yaz kış kullanıyorsun değil mi?
Evet kesinlikle. Yani hani eskiden şeydim ya bronzlaşan derendim.
Artık yani işin içerisinde daha da çok oldukça yani çünkü görüyorsun mesela lekeleniyorsun sonra lekeyi çözmeye çalışıyorsun.
O zaman hani lekelenme çözmeye de çalışma yani.
Çünkü hani lekeyi gidermeye çalışmak çok daha zor.
Mesela hatta hamilelik zamanında ben 7 şişe falan güneş kremi bitirmiştim.
Çünkü o hamilelik lekeleri hiç böyle beklemediğin yerde yani dudağın üstünde oluyor, yanağında oluyor.
Hani öngöremediğin yerlerde çıkıyor.
O yüzden en yapabileceğin şey çok iyi bir şekilde kendini güneşten korumak.
İşte şapkanı tak, şey yap. Sonrasında hamilelik lekeleriyle uğraşma.
Yani düşünsenize işim bu ve böyle yüzümde bir lekem var.
Yani bu olmaması gereken bir şeydi.
O yüzden de çok koruyorum kendimi.
O zaman aynı kremi tekrardan satın alıyorum.
Tamam. Evet. Devam güneş kremi.
Şimdi Deren bizim bir bölümümüz var olduğu gibi diye.
Bir cümleyi tamamla tarafı var.
Bir de o mu bu mu var. Ama düşünmeyeceksin.
Yavaş yavaş bölüm sonuna geliyoruz. 3-4 saniye hakkın var.
Düşünme. Olduğu gibi atacaksın.
Şimdi timing. Başla.
Marka kurmak çok zor.
En büyük korkum. En büyük korkum.
Hani kızımla ilgili de en büyük korkum.
Yani hani işle ilgili bir korkum yok.
Hani her şey olabilir ama ailem, kızım.
Kızımla ilgili korkum olur yani.
Başka da bir şeyden korkmam zaten. Tekrar gitmek istediğim ülke.
Her yere gidiyorum ki tekrar tekrar.
Aklının kaldı. İş için değil yani.
Önünde bir hafta tatilin var ve bir ülkeye gitmek zorundasın.
Ben seninle Kore'ye gitmek isterim.
Ben de istiyorum. Hiç gitmedim Kore'ye.
Çok kalabalık.
Bana bekleyin. Her yerde bir şey.
Amerika yani. Hep orada çok güzel hayaller kurdum.
O bana hep güzel kapılar açtı.
O yüzden Amerika'ya gitmekten hiç de sıkılmam.
Girişimciyim ama... Aynı zamanda çok iyi bir anneyim.
Evet. Evet şimdi o mu bu mu'ya geçiyoruz.
Ürün mü arkasındaki hikaye mi?
Hikaye. Kesinlikle. Bence konuştuk ama yine merak ediyorum.
Avrupa mı Asya mı? Asya.
Gidelim. Ne için aslında? Avrupalılılarda bir böyle snobluk var.
Mesela bizim ihracat yaptığımız şeyde bile Avrupa'da daha zorlanıyorsun.
Onlar zaten biz biziz.
Biz olmuşuz. Hep böyle bir ön yargıları var.
Ama Asya insanları sıcak.
Onlar daha biz gibi. O yüzden her anlamda Asya bence.
Peki tatlı mı tuzlu mu?
Tuzlu. Hiç mi tatlı değil?
Ben şeyim böyle tatlı ince tuzlu, tuzlu ince tatlı, tatlı ince tuzlu.
Sonra su içip final.
Tuzluyu aynı anda yemezsin.
Yok onu da yerim. Her şeyi yiyebilirim yani.
Çok severim. Ama tuzluyu tercih edersin.
Şimdi bebeklerine ayıracağım.
Güneş kremi mi nemlendirici mi?
Güneş kremi. Çünkü ama neden?
Bizim güneş kremlerimizde. Reklam olsun.
Aynı zamanda etken maddeler de var.
Orada sadece güneş kremini kullanmıyorsun mesela.
Cilt lekelerine karşı da bir etken maddesi var.
Yağlı ciltliysen cildi matlaştıran.
Sivilce karşı da etken maddesi var.
Yani nemlendiriciyle birlikteymiş gibi.
Ben kuru ciltliyim. Sizin en çok sevdiğiniz şey o Glowy etkisini görüyorum.
Yani cildim gerçekten o kadar parlak oluyor ki nemlendirici sürmüş gibi oluyorum zaten.
O zaman mesela hem sana o Glowy hem de Elight'ın bir güneş kremi var.
Mesela o ikisi çok güzel oluştu.
Bundan sonra ben de rozalı ciltli için soracağım.
Onun için de sana ultra sens tavsiye ediyorum.
Korkmet olmasından bize inspolar.
Çok teşekkür ederiz.
İnanılmaz keyifliydi. Çok uzun sürdü.
Çok güzeldi. Sıkmadık umarım.
Çok teşekkür ederiz. Ben teşekkür ederim davetiniz için.
Seni böylece uzun uzun da tanıdığım için, tekrardan hikayelerini birebir de dinlediğim için çok mutlu oldum.
Hem bize hem izleyen herkese ilham oldum.
Çok ilham oldum. Çok devam et.
Hanem bizim yerimize bol bol öp.
Çok sevgiler alana. Onu da getir bir sonraki.
Herkes o zaman çocuğu olan çocuğunu getir.
Çocukla petkimi yaparsın o zaman güzel olur.
Dinleyenlere çok teşekkür ederiz.
Sizlere de izlediğiniz için çok çok teşekkür ederim.
ediyoruz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
