
Güneş, deniz ve havuz keyfi derken saçların biraz yıprandı mı? İmdadına yetiştim! Bu bölümde yaz tatili sonrası yıpranan saçlarımızı hayata geri döndürüyoruz! ☀💆♀
Saç yıpranmasının nedenlerinden, yıkama ve şekillendirme rutininizde yapabileceğiniz küçük ama etkili değişikliklere kadar her şeyi anlatıyorum. Sağlıklı, parlak ve güçlü saçlara yeniden kavuşmak için bu bölümü kaçırma! ✨
Beni Instagram'dan takip et: kozmetiksirlari_podcast
İletişim için: kozmetiksirlari.podcast@gmail.com
---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Referanslar için:
https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
---
Bana destek ol 💅🏻✨https://buymeacoffee.com/kozmetiksirlari
Transkript
Tatiller bitti, denize havuza bol bol girdik ben hariç.
Güneşin zararlı ışınları da saçımıza bir tık zarar vermiştir diye düşünüyorum.
Peki saçlarımızı nasıl kurtaracağız şimdi diye kara kara düşünüyorsanız doğru bölüme geldiniz.
Hoş geldiniz. Kozmetik
serilerinin 64. bölümüne hoş geldiniz.
Umarım hepiniz çok iyisinizdir.
Hayatınızda her şey yolunda gidiyordur.
Bugün saçla ilgili konuşuyoruz yine.
Saçımız neden yıpranır, bu yıpranmanın önüne nasıl geçebiliriz bunların hepsini size anlatacağım.
Hazırsanız başlıyoruz.
İlk olarak saçımız ne gibi durumlarda yıpranıyor biraz bunu anlatmak istiyorum.
Mesela nemli saçınızı maşa ile düzleştirirseniz geçmiş olsun arkadaşlar.
O saç baya baya yıpranmıştır.
Şu anda neye gönderme yaptığımı çok iyi biliyor olmanız lazım.
Sırf doğum günümden önce saçımı kestirip boyatayım diye gittiğim kuaför nemli saçıma maşa yaptı.
İnanabiliyor musunuz? Kuaför yani mesleği bu.
Neyse yargılamıyoruz ama siz bunu kendi saçınıza yapmayın lütfen.
Beni Instagram'dan takip ediyorsanız görmüşsünüzdür hikayelerimi.
Bütün başıma gelen rezilliği anlattım.
E etmiyorsanız da ediverin bize Ahmet.
Yani her bölüm söylemekten sıkıldım.
O takip butonuna basın lütfen.
Şaka şaka neyse biz konumuza geri dönelim.
Saçımız neden yıpranır bunu ilk önce iyi anlamamız gerekiyor ki gerekli önlemleri alabilelim.
Biliyorsunuz ki saç cansız bir yapı.
Yalnızca saçın kökündeki kısım canlı diyebiliriz.
Çünkü kökten beslenerek büyüyor ve büyüdükçe de cansız bir yapıya dönüşüyor.
Cansız olduğu için de güzelim saçlarımız kendilerini onaramıyor.
Bu nedenle saçımız uzadıkça yıpratıcı dış faktörlere daha çok maruz kalıyor.
Ne gibi? İşte UV ışığı, rüzgar, su, deniz vs.
vs. bunları örneklendireceğiz daha.
E saçlarımız görüp geçirdiği için de daha çok yıpranıyor, zarar görmeye daha açık oluyor.
Saçımızı yıpratan şeyleri 4 ana maddeye ayırabiliriz aslında.
Birincisi mekanik yıpranma.
Ne demek bu? Saçı taramak, toplamak veya saçların birbirine sürtülmesi bile saçımızı yıpratabiliyor.
Saçlar yıprandıkça da saçlarımızın yüzeyi daha pürüzlü bir hal alıyor ve dolaşmaya daha yatkın olmasına sebep olabiliyor.
Bunların hepsi mekanik yıpranma.
İkincisi de kimyasal yıpranma.
Nedir bu? Saçımızı açtığımızda, boyattığımızda, kimyasal düzleştirme uyguladığımızda saçtaki disülfit bağları kopabiliyor.
Bu da saçı zayıflatıyor, inceltiyor hatta saçın protein kaybetmesine bile sebep olabiliyor.
Bir de saçımızın en dış kısmında yani küçük üllerin üzerinde onları koruyan bir tabaka var.
Bu tabakaya F-layer deniyor yani F tabakası olarak da çevirebiliriz.
Ve küçük illerin zarar görmesini engelleyen lipitlerden oluşan bir yağ tabakası var diyebiliriz.
İşte tam olarak bu bahsettiğim katman saça dokunduğumuzda o pürüzsüz hissi veren katman.
Tabaka dememek için katman dedim.
Neyse devam edelim.
Bu arada kütükül ne falan diye merak ediyorsanız saç 101 bölümünü dinleyin.
Orada saçın yapısını, döngüsünü ve saç derisi bakımını detaylıca anlatıyorum.
Bu bahsettiğim F-layera geri dönecek olursak saçımıza kimyasal işlemler uyguladığımızda bu F-layer de zarar gördüğü için saçımız daha pürüzlü bir hale gelerek yumuşaklığı azalıyor.
Üçüncü yıpranma türümüz ısı kaynaklı yıpranma arkadaşlar.
Bu saçımıza ısı uyguladığımızda özellikle çok yüksek ısılar saçtaki proteinler bozulabiliyor.
Hatta mikroskopik çatlaklara neden olabiliyor.
Bunun dışında eğer saçınız nemliyken saç düzleştirici gibi şeyler kullanırsanız bubble hair denilen yapı oluşuyor.
Yani anlayacağınız saçın içerisindeki su hızlıca buharlaşıyor ve genişleyerek saçta küçük küçük delikler oluşturuyor.
Bu bölümü kaydediyorum ya benim saçımı kurtaracağız arkadaşlar.
Bu bölümde anlattığım her şeyi kendi saçıma da uygulamaya başlayacağım gerçekten.
Çünkü şimdiye kadar böyle detaylıca saç bakımına hiç ilgi duymamıştım.
Ama sizin sayenizde ben de baya güzel şeyler öğreniyorum.
O yüzden size teşekkür ederim.
Isının bir de şöyle bir etkisi var.
Saçınız boyalıysa eğer boyanın solmasına neden olabiliyor.
Aklınızda olsun. Sonuncu yıpranma türümüzde UV kaynaklı yıpranmalar.
UV ışınları bildiğiniz gibi cildimize zarar veriyor.
E aynı şekilde saçımıza da zarar verebiliyor.
Çok fazla güneşte kaldığımızda UV ışınları saçımızı zayıflatabiliyor.
Bu bahsettiğim F-layer'ı zayıflatabiliyor veya ortadan kaldırabiliyor.
Ayrıca saçı hassaslaştırıyor ve sertleştiriyor.
Bir de üstüne tabii saçınız boyalıysa saç renginin soğumasına veya sarılaşmasına da sebep olabilir.
Öğrendik mi şimdi saçımızın ne gibi durumlarda zarar gördüğünü?
Bir daha söylüyorum. Mekanik, kimyasal, ısı kaynaklı veya UV kaynaklı hasarlar meydana gelebiliyor.
Bunlara dikkat ediyoruz arkadaşlar.
O zaman şimdi de yazın yıpranan saçlardaki hasarı nasıl en azı indireceğiz öğrenelim.
Birincisi eğer saçınızın çok yıprandığını düşünüyorsanız kesinlikle kestirin derim.
Hasarlı saç kaldığında diğer saçlarında hasar görme ihtimalini artırıyor zira.
Peki çok hasar gördüğünü nasıl anlayacaksınız?
Onu da hemen söyleyeyim.
Saçınızda eğer beyaz beyaz noktalar varsa ve her yerde bunu görüyorsanız buna trichorexis nodosa deniyor.
Yani anlayacağınız o saçınızda gördüğünüz küçük küçük beyaz noktalar saçınızın zayıfladığı kısımları gösteriyor.
Hem zayıflamış hem dış yapısı bozulmuş hem de kırılmaya çok yatkın yani.
Fikir olması için bunu Google'a yazıp aratabilirsiniz.
Böylece saçınızı gördüğünüz resimlerle karşılaştırabilirsiniz.
Yani kısacası kestirseniz iyi olur arkadaşlar.
İkinci ipucum yıkaman önce yağ sürmek.
Ya Eylül bunu zaten bütün influencerlar diyor bilmem ne falan demeyin.
Bakın anlatacağım şimdi. Öyle herhangi bir yağdan bahsetmiyorum.
Hindistan cevizi yağı süreceğiz.
Bunu da yıkamadan en az bir saat önce saçımıza süreceğiz.
Saçlar ise hariç bu arada.
Kulak hizasından itibaren saçın uzun kısımlarına sürmenizi istiyorum.
Ama neden? Hindistan cevizi yağı korteks tarafından emilebilen bir yapıya sahip.
Yani saçı besleyerek hem elastikiyetini artırıyor hem de saç uçlarımız zaten kuru ve zarar görmeye daha açık olduğu için şampuanlama sırasında saçımızın doğal koruyucu tabakasının yani söylediğim
F-layer'ın korunmasını sağlıyor.
Ayrıca kütüküllerin de daha kapalı kalmasını sağlayarak saçın su emilimini azaltıyor.
Bir bonus bilgi daha ekleyeyim.
Eğer saçınız boyalıysa hindistan cevizi yağını bu şekilde kullanmak saç rengini korumaya da yardımcı oluyor arkadaşlar.
Bu arada bu bilgileri Science Meets Beauty ve Lab Muffin'den öğrendim.
Eğer bu sayfaları takip etmiyorsanız kesinlikle öneriyorum.
Üçüncü ipucumuz su filtresi kullanmak.
Evet biliyorum bunun da influencer abartısı olduğunu düşünüyor olabilirsiniz.
Çünkü ben öyle düşünüyordum.
Ama eğer kullandığınız su çok sert bir suysa filtre kullanmanız yardımcı olacaktır.
Çünkü şampuan ve saç kreminin etkisini azaltabiliyormuş.
Ayrıca sudaki kireç saçınızı sertleştirebilir.
Bu nedenle filtre kullandığınızda saçınız daha yumuşak olabilir.
Aklınızda olsun. Ben deneyeceğim.
Siz de denerseniz bana yazın lütfen.
Bir sonraki maddemiz şampuan seçimi.
Doğru şampuanı seçmek gerçekten çok önemli.
Çünkü saçlarımızın ihtiyacı neyse ona uygun bir şampuan belirlememiz lazım.
Eğer saçlarınızda kuruluk varsa mesela gidip de arındırıcı şampuan almayın.
Çünkü saçlarınız daha da kurur.
Bu nedenle doğru şampuanı seçmeniz önemli diyorum.
Peki şampuanı nasıl kullanacağız?
Bunu da biraz anlatmak istiyorum.
Şampuanı avucunuza döküp köpürtmeden direkt saç derinize uygulamanız lazım ki saç derinizdeki bütün kiri, sebumu, işte ölü deriyi kolayca atabilsin.
Normalde saç uçlarımızın zaten şampuanlanmaya pek de ihtiyacı yok.
Çünkü bu kısımlar zaten kuru olmaya yatkın.
Bu nedenle şampuanı saç derimizde kullanıyoruz sadece.
Bu arada normal koşullarda saçınızı iki kere şampuanlamanıza gerek yok.
Aklınızda olsun. Bir de saçınızın uzun kısımlarını saçlarınızla birlikte aynı anda yıkarsanız böyle iyice sürterseniz zaten saçınızın yıpranma olasılığını artırmış oluyorsunuz.
Çünkü dolanabiliyor.
Ne bileyim işte birbirlerine sürtünerek birbirlerine zarar verebiliyorlar.
O yüzden saç derisine odaklanmak gerçekten çok mühim.
Zaten saç derisinin iyi temizlenmesi çok önemli.
Önceki bölümde de anlatmıştım.
Dinlemeyenler dinleyebilir diyeyim.
Buraya da yapıştırıyorum.
Saç kremine geldik.
Bu etapta saç bakımında gerçekten çok önemli.
Burada da yine saç tipinize uygun bir saç kremi seçerseniz çok daha iyi olacaktır.
Bu da aynı cilt bakımında olduğu gibi deneme yanılma yoluyla oluyor.
O yüzden denemenizde fayda var.
Burada biz yıpranmış saça yönelik bir saç bakımından bahsettiğimiz için saç kreminde pozitif yüklü yumuşatıcılar kullanmak bizim için daha faydalı olabilir.
Ne demek istiyorum? Hasarlı saçlar için formüle edilen ürünlerde şu içerikleri görebilirsiniz.
Behentrimonium Chloride, Setrimonium Chloride, Setrimonium Bromide, Steritrimonium Chloride, Distiridimonium Chloride.
Neyse hepsini söylemeyeceğim ama poliquaterniumlu şeyler de var.
Görürsünüz yine içerik listesine bakarsanız.
Bir de Guar Hydroxypropyl Trimonium Chloride.
Bütün bu saydıklarım pozitif yüklü yumuşatıcılar.
Neden pozitif yüklü istiyoruz?
Çünkü pozitif yük saçın negatif yüklü yani yıpranmış kısımlarına yapışıyor ve bahsettiğimiz o koruyucu tabakayı oluşturuyor.
Ne demiştik? F-layer.
Bu bahsettiğim yumuşatıcılardan bazıları hafif, bazıları daha yoğun yapıda olabiliyor.
O nedenle ürün iddialarına göre ürününüzü seçmeniz daha doğru olacaktır.
Yani saç tipinize uygun ürünü almak her zaman daha iyi sonuç verir.
Bu yüzden buna da dikkat edebilirsiniz.
Burada şöyle bir detay da vermek istiyorum.
Saç kremini saçınıza uygularken saçlarınızı tutamlara ayırırsanız saç kreminin her saç telini nemlendirdiğinden emin olabilirsiniz.
Bu küçük bir detay ama gerçekten fark yaratabilecek bir detay.
Çünkü genelde saçın üst kısımlarına saç kremini sürüp alt kısımlarını pek de umursamayabiliyoruz.
Ama burada gerçekten saç kreminin saça eşit bir şekilde dağılması önem taşıyor.
Çünkü saçlarımız iyi nemlenirse saç üzerindeki tabaka da daha pürüzsüz oluyor.
Bu sayede de saçlar birbirine daha az sürtünüyor, daha az dolaşıyor ve daha az mekanik yıpranma olmuş oluyor.
Devam edelim kurulama kısmına geldik.
Saçımızdaki fazla suyu sıkarken saçımızı döndürmüyoruz arkadaşlar.
Elimizle nazik hareketlerle o fazla suyu sıkıyoruz.
Asla böyle garip garip şekillere sokmuyoruz.
Saç ıslakken daha hassas oluyor.
Kopmaya daha meyilli oluyor.
O yüzden bu durumda nazik davranmak çok önemli.
Saçımızdaki fazla suyu sıktıktan sonra da mikrofiber ve havluyu saçımıza bastırarak kalan suyu elinizden geldiğince emdirebiliriz.
Havluyu asla saçımıza sürtmüyoruz.
Bu da saçımıza zarar verir.
Ne demiştik? Mekanik hasar.
Havluyu bir de saçta çok bekletmeyin.
Çünkü o zaman saç kurumaya başlıyor ve elektriklenme gibi şeylerin olma ihtimali artıyor.
O yüzden saçımızdaki fazla suyu alıp hemen şekillendirme kısmına geçiyoruz.
Saçımızı şekillendirmeden önce tabii ki saçımızı taramamız gerekiyor.
Ama bu da gerçekten dikkat edilmesi gereken şeylerden.
Bir kere durulanmayan bir saç kremi sürmek gerçekten vereceğimiz hasarı minimuma indiriyor.
Bunda yine pozitif yüklü yumuşatıcılar kullanabilirsiniz.
Yani dikkat etmek isterseniz içerik listesine bakın derim.
Tekrardan saçı birkaç tutama bölerek bu saç kreminin her yere dağıldığından emin olmanız şart.
Burada çok mühim bir detay var.
Hazırsanız söylüyorum.
Dalgalı veya kıvırcık saçı ıslakken taramak en sağlıklısı.
Tam tersine saçınız düzse saçınızı kururken taramak en az zararı verecektir.
Bu arada bu bilimsel olarak kanıtlanmış bir şey.
Hani nereden çıkıyor bunlar demeyin.
Aşağıdaki referanslardan bakabilirsiniz.
Peki saçımızı tararken nasıl yapacağız, neye dikkat edeceğiz derseniz...
Saç uçlarından başlayarak nazik hareketlerle dolaşıklığı yavaş yavaş açarak yukarı doğru ilerlemeniz gerekiyor.
Saçımıza en az zarar nasıl verebiliriz diye düşünüyoruz bakın her etapta.
Bu nedenle nazik davranırsak zorlamadan tararsak gerçekten saçımıza iyi bakmış ona en az zararı verecek şekilde davranmış oluyoruz.
Kuaföre gittiğimizde bazen böyle saçın en dolaşık kısmından başlayıp manyak gibi aşağı doğru çekiyorlar ya.
İşte biz onu asla yapmıyoruz arkadaşlar.
Saçımızın sağlığı için nazik hareketlerle en uçlardan başlayarak küçük küçük dolaşıklıkları açarak yavaş yavaş yukarı doğru çıkıyoruz.
Taradıktan sonraki adımımız tabii ki kurutma.
Islak saçla asla uyumuyoruz arkadaşlar.
Çünkü ıslak saç yıpranmaya daha meyilli oluyor.
Bu nedenle saçımızı düşük ısıyla kurutuyoruz.
Peki kurutmadan önce ne sürüyoruz?
Isı koruyucu sprey tabii ki.
Yine saçı tutamlara ayırarak eşit bir şekilde dağılmasını sağlıyoruz.
Ve düşük ısıda saç kurutma makinesini tek bir noktaya direkt olarak tutmadan saçımızı kurutuyoruz.
Bu arada şöyle bir soru da sorayım bakalım bilebilecek misiniz?
Sizce kaç dereceden itibaren saç ısı nedeniyle zarar görmeye başlıyordur?
Çok şaşıracaksınız ama 50 derece arkadaşlar.
50 derece ve üzerinde saçımız zarar görmeye başlıyor.
Ben 100 falan diye düşünmüştüm ama gerçekten 50 derece kadar düşük bir ısıda zarar verebiliyormuşuz.
Saç kurutma kısmından sonra bir de şekillendirme kısmı var.
Eğer saçınıza maşa, düzleştirici vs.
kullanıyorsanız saçınızın kuru olduğundan emin olmanız şart.
Bu etapta tekrardan ısı kuruyucu sprey kullanabilirsiniz.
Ama kullanırsanız kurumasını bekleyin.
Ondan sonra saçınızı şekillendirmeye başlayın.
Bir de dediğim gibi mümkün olduğunca en düşük ısıda kullanırsanız saçınıza en az zararı vermiş olursunuz.
Son adımımıza geldik.
Bu da tabii ki koruma kısmı.
Bu etapta da saç yağı sürebiliriz.
Silikonlu ürünlerde iyi olacaktır.
Çünkü yağlarla kıyasladığımızda silikonlar çok daha hafif.
Yani saçı ağırlaştırmıyorlar.
Ama bu koruma kısmını ben bir hair stylistten duydum.
Yani ne kadar bilimsel bilemiyorum.
Ama adam diyordu ki her gün saçınıza bir miktar saç yağı sürmek saçın dış tabakasını koruyacaktır.
İşte sürtünmeyi vesaireyi, cart cürttü azaltacaktır.
Daha sağlıklı olmasını sağlayacaktır.
Ben her gün saç yağı sürmüyorum açıkçası ama sürersem ve etki görürsem de sizinle paylaşırım tabii ki.
Devam etmeden önce eğer saç bakımıyla ilgilenen arkadaşlarınız veya ne yapacağını bilemeyen kişiler varsa çevrenizde bu bölümü onunla paylaşırsanız bana çok destek olmuş olursunuz.
Biliyorum her bölümde söylüyorum ama gerçekten sizin desteğiniz benim için çok önemli.
Eğer siz bana destek olmazsanız podcast'ım çok daha yavaş büyüyor ve çok fazla insana ulaşmıyor.
Benim yapacağım paylaşımdan, yorumdan, beğeniden ne olur demeyin.
Her birinizin sağladığı destek katlanarak büyüyor ve kelebek etkisi yaratıyor.
O yüzden lütfen elinizi korkak alıştırmayın.
Ya bir şey söyleyeceğim ben bu bölümde özel saç bakım ürünlerinden de bahsetmek istiyordum.
Proteinli ürünler olsun, bond repair falan olsun onlardan da biraz bahsedecektim ama gerçekten çok uzun oldu ve yine çok konuştum.
O yüzden bunlara özel bir bölüm isterseniz onu da kaydedebilirim.
O yüzden bana mesaj atmayı işte yorum yapmayı falan unutmayın lütfen.
Sizin söylediğiniz her şey bu podcast'a yön veriyor.
O yüzden benim için çok değerli.
O zaman yavaştan bu bölümü de kapatalım.
Bugün beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Umarım çok faydalı şeyler öğrenmişsinizdir.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
İyi haftalar diliyorum.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
