
Yağmur Vardar’ın Kozmetik Sırları: Hikayesi, Favorileri ve Daha Fazlası
3 Şubat 2025 · 53 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Kozmetik Sırları’nın ikinci konuğu Yağmur Vardar! 🤩 Bu bölümde Yağmur’la bir araya geliyor ve sosyal medyaya başlama hikayesinden favori güzellik ürünlerine, güzellik algısından ilham veren bakış açılarına kadar pek çok konuyu konuşuyoruz. 💅🏻 Sohbetimizin sonunda felsefi bir dokunuşla hayata farklı bir perspektiften bakmaya ne dersin? Eğlenceli, samimi ve düşündüren bir bölüm seni bekliyor! ✨
---
Yağmur’u takip et:
https://youtube.com/@yagmurvardar?si=qXvBVX3l3VgIYsT-
https://www.instagram.com/yagmurvardar_?igsh=N2ZuZno0cGNya2J1
---
Beni Instagram'dan takip et: Kozmetik Sırları ---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Referanslar için:
https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
---
Kısımlar:
(00:00) Yağmur Vardar Kimdir?
(06:27) Seni Güzellik Dünyasına Çeken Şey Neydi?
(10:32) Güzellik Kelimesi Senin İçin Ne İfade Ediyor?
(16:17) Favori Ürünlerin Sık Sık Değişiyor mu?
(19:06) Makyaj Çantanı Boşaltsam En İlginç Ne Bulurum?
(23:05) Hayatının Sonuna Kadar Tek Bir Marka Seçmek Zorunda Olsan Hangi Marka Olurdu?
(25:54) Tatilde Sadece El Çantandaki 3 Ürünle Kalsan Hangileri Olurdu?
(31:45) Cilt Bakımında Yanlış Yaptığın Bir Ürün veya Rutin Oldu mu?
(36:33) Sosyal Medyada Saçma Bulduğun Bir Trend Var mı?
(42:15) Sosyal Medyada Güzel İçerikler Üretmenin En Zor Yanı Ne?
(46:52) Güzellik ve Hayatla İlgili Dinleyicilere En Önemli Tavsiyen Nedir?
(51:59) Kapanış
Transkript
Merhaba Kozmetik Sırları dinleyicileri.
Bugün çok tatlı bir konuğum var.
Yağmur Vardar bizimle birlikte.
Şu an biraz heyecanlıyım çünkü Yağmur'u böyle ortaokuldan beri izliyorum YouTube'dan.
O yüzden biraz böyle fangirl gibiyim aslında.
Yağmur konuk olduğun için çok teşekkür ederim.
Ben çok teşekkür ederim. Ve Kozmetik Sırları''na hoş geldin.
Hoş bulduk. Çok teşekkür ederim.
Ben de seni böyle fangirl gibi takip ediyorum bu arada.
Gerçekten her postunu, her podcastini takip etmeye çalışıyorum elimden geldiğince.
Çok gerçekten dolu dolu, birikimli, yani inanılmaz bir insansın.
Hayranlıkla takip ediyoruz.
Çok teşekkür ederim, çok tatlısın.
Şimdi bize kısaca kendinden bahseder misin?
Yağmur Vardar kimdir, neler yapıyor, nelerden hoşlanıyor?
Biraz seni tanıyabilir miyiz?
Tabii ki. Ben 36 yaşındayım.
İstanbul'da 36 olacağım.
Daha olmadım, Şubat ayında olacağım.
Çok önemli bu.
Olsun, önemli.
Evet. Önemli sonuçta.
36 senedir hayattayım.
Bu ülkede de survive etmek o kadar kolay değil şimdi.
Biraz da gerçekler.
İstanbul'da doğdum, büyüdüm, yetiştim burada.
Yazılım mühendisiyim. Yüksek lisansımı yaptım, MBA yaptım.
MBA'min adlalığı dijital marketingdi.
Ondan sonra 7 sene önce, 7-8 sene olacak hatta YouTube'a girdim.
Biraz hobi olarak aslında girdim YouTube'a.
Hani böyle bir ekonomik bir gayem yoktu hiçbir zaman.
Ondan sonra zaten o şekilde içerik ürettim.
Çok uzun sürede hiç PR bile gelmedi bana.
Yaklaşık çok uzun bir sürede değil mi?
Hani birkaç ay falan değil bu arada.
5-6 seneden bahsediyorum.
Oo evet bayağı uzun.
Hani birkaç aydır 5-6 sene falan yani hani PR gönderileri dahil hiçbir şey gelmedi.
Çünkü biraz böyle sanırım üslubumdan ötürü bence marketing de değişiyor Türkiye'de.
Üslubumdan ötürü hani işte bir şey sevmiyorum dediğimde ondan sonra beğenmedim dediğimde benim cildimle uyuşmadı dediğimde markalar biraz bundan çekiniyorlardı.
Bu tarz içerik yayınlayan insanlarla birlikte anılmak istemiyorlardı diye düşünüyorum ama benim içeriklerimde şu var.
Benim cildim olmuyor.
Sonuçta her ürün herkesin cildine olacak diye bir şey yok.
Mümkün değil. Keşke olsa bir tane nemlendirici üretilse ve hepimiz kullansak bence.
İnanılmaz güzel bir şey olur bu.
Herkese aynı bakım.
Doğru nemlendirici bulmak, doğru insanı bulmak da hayatta daha zor yani.
O yüzden biraz baya mesafeli davranıyordu.
Ama markalar bunu aştılar diye düşünüyorum artık.
Ben hep şeyi söylüyorum yani bu benim cildim olmadı ama şu şu ciltlerle anlaşır ama yine de dikkat edin hani şu şu şunlar var belki cildinizde hani şunlara şunlara sebebiyet verebilir vesaire vesaire.
Hani alt metninde hep bir şeyler oluyor.
Şimdi biraz daha bence akıllandılar diye düşünüyorum.
Hani zaten olması gereken yere doğru gidiyor.
Çünkü bir ürün herkese uygun olmadığı için şimdi ama öyle lanse edilince mesela kuru ciltler için olan bir ürünü yağlı ciltler alınca Aslında iyi olan bir ürün kötü yorumları
alıyor. Bu da yanlış marketin kaynaklı.
5-6 senenin sonunda biraz daha işte pozitif dönüş almaya başladım.
Tabii ki para kazanır hale gelmem.
Sanırım son bir senedir falan bu arada iş birliği yapıyor olan.
Son 1-2 senedir falan. Gerçekten mi?
Evet. Ben seni böyle 15 senedir falan izliyormuşum gibi geliyor şu an ama 7-8 sene önce başlamışsın.
7-8 senedir işte yapıyorum.
Ama son 2 senedir iş birliğim var.
O da çok sevdiğim markaları kabul ediyorum.
Onun haricinde kabul etmiyorum.
Hep ben kendi kendimi finanse ettim.
Hiç PR gelmesini beklemedim.
Ondan sonra yani zaten bu benim hobimdi.
Üniversitedeyken de hep şöyle bir insandım ben.
Takma kirpikle sabah sekizde karkulüs dersine giderdim.
O yüzden bence bu birçok insana bir şey anlatacak.
Zaten bu benim hobimdi.
Hobimi YouTube'a taşıdım.
Hani anı defteri gibi aslında YouTube videolarım benim.
Herkesle paylaşmış oldum aslında.
Bunun gibi. Böyle bir insanım ben yani.
Bu benim hobim aslında. Kozmetik makyaj.
Ama sanırım herkes böyle YouTube'a, sosyal medyaya başladığında falan hobi olarak başlıyor.
Hani ben bugün başlayayım ve işte bundan para kazanayım diyenler bilmiyorum pek tanımıyorum.
Kimle konuştuysam hep hobi olarak.
Şöyle bence para için de başlayalım tabii ki bir sürü kişi var ama o bir noktadan sonra devam ettirilebilir bir şey değil.
Şimdi ben para kazanacağım ve insanlara geçmiyor samimiyetiniz ve o bence diye geçmiyor.
Gerçekten o samimiyet geçmeyince sürdürülebilir olmuyor bir de hobiniz değilse.
Gerçekten içerik üretmek o kadar kolay bir şey değil.
Çünkü çalışırken, özellikle şimdi benim bir mesleğim var yazılımda.
Çalışırken bir taraftan... Düşünsenize hiç izlen...
Ben çok izlenen bir insan değilim.
Ben senelerce Instagram'da 50 bin kaldı.
İşte YouTube videolarımı çok fazla izlenmiyordu.
Yani benim zamanımda zaten çok hızlı büyüme gibi bir şey yoktu.
TikTok yoktu ondan sonra.
Yani hani çok fazla içerik üretmeniz gerekiyor sosyal medyaya.
İzlenmiyorsunuz. İzlenmeyince işte motivasyonunuzu kaybetmeniz gerekiyor.
Yani bu mantıkta bir kere para kazanmıyorsunuz.
Düşünsenize 5 sene para kazanmadan bunu yapıyorsunuz ve sürekli para harcıyorsunuz.
Ve sürekli para harcamanız gerekiyor.
Çünkü içerik üretmek için bir şeyler almanız gerekiyor.
Dolayısıyla sürdürülebilir değil aslında.
Ben kendi mesleğimden kazandığımı buraya harcadım.
Bir ev alabilirdim belki kendime.
Bir ev parasını kozmetiğe artıyordum.
Hani var ya işte anne benim yani benim de ruj koleksiyonum var.
Evet. Ay güldüm.
Peki senin güzellik dünyasına çeken şey neydi?
Hani nasıl başladın bu işe?
Bize biraz bu hikayeyi anlatır mısın?
Yani şöyle benim sanırım çocukluktan beri rujlara, parfümlere ondan sonra ojelere hep bir ilgim vardı.
Yani annem de benim çok bakımlı bir kadın ondan sonra eskiden daha da bakımlı bir kadındı son dönemde yaşadıklarımız bizi biraz hırpaladı da ailecek hani çok yansıtmıyorum sosyal medyaya
biraz travmatik zamanlarımız oldu ama hani hep mesela aklımda belli sahneler var işte anneannemin parfümleri Çocukluğuma dair.
Ondan sonra işte annemin rujları.
Hep mahvetmişim zaten.
Küçükken de rujlarını mahvediyormuşum.
Ondan sonra hep böyle kendime zorla parfüm aldırmaya çalışıyordum küçücükken.
Sonra onun ojelerini sürerdim.
İşte annemin hep uzun tırnakları aklımdadır.
Yani hani büyük bir ihtimal çocukluktan kalma bir şey yani.
Hani o bakımlı kadınlar hep böyle...
Güzel kadınlar, bakımlı kadınlar, o hoş, zarif kadınlar.
Hep hayranlık duyuyordum ben çocukken de.
Bu sanırım çok hoşuma gidiyordu.
Kadın dergilerine bakardım hep böyle.
O kremlerin kokusu çok hoşuma giderdi.
Koku fetişim var benim bu arada.
İnanılmaz bir koku fetişim var.
Her şeyi koklarım. Bence çok hastalıklı bir durum bu.
Bir şey söyleyeceğim ama ben de öyleyim biliyor musun?
Bir şey görürüm, koklarım.
Hani kozmetik olmak zorunda değil.
Ne olursa olsun önce koklarım.
Ve hani küçükken ben de annemin makyaj malzemelerini karıştırırdım.
İşte mahvederdim.
Annem çok sinirlenirdi.
Ayakkabılarını falan giyerdim.
Çocuklarımız benziyormuş gerçekten.
Bence bütün kız çocukları böyleydi.
Çünkü benim annemin topuklu ayakkabılarıyla fotoğraflarım var.
Bence bütün kız çocuklarının bir noktada vardır böyle şeyleri.
Ve benim annem bana Barbie falan almıyordu.
Bence bu içimde bir yara benim.
Yani hani çocuklarımdan kalma bir yara.
Yani almıyordu Barbie falan.
Almadı hiç. Bak çok üzülmüşüm bunda yani hani.
Çünkü şey diyordu işte bu hani Barbie sanırım o güzellik normlarının dayatılmasının bir şeyi ya hani işte kusursuzluk algısı yaratıyor ya çocuklarda.
Annem buna çok karşıydı benim.
Ondan sonra asla Barbie almadı bu yüzden bana.
Benim hep Lihana bebeklerim oldu.
Yani bana bir karşılık yani.
Şimdi sana Barbie bir sürü Barbie bebek gönderiyormuş bu bölümden sonra.
Yani şey buluyordu annem Barbie'yi çok hastalıklı buluyordu.
Hani çok zayıf, ince belli, işte kusursuz bir ağız, kusursuz bir burun falan.
Böyle yani. Çok tatlı bir hikaye bence bendim.
Ama ben de Barbie'leri biraz böyle yani toksik buluyorum.
Hani aşırı zayıflar falan filan.
Ama küçükken benim vardı Barbie'lerim.
Hani oynardım. Ama bugün hani bilmiyorum fiziksel olarak beni etkiledi mi ama...
Komplekslerimden biraz arınmaya çalışıyorum.
Arınma yolunda ilerliyorum.
Hepimizde çok ciddi bence beden algısı, bozukluğu, oluşluğu hepimizde var.
Ben de olduğunu biliyorum.
Çocukluktan gençliğimde yaşadığım travmaları düşünüyorum ve bana gelen yorumlarda gençlerin yazdığı şeyleri düşünüyorum.
Ciddi ciddi çocukları mahvettiler.
Bizi gençleri mahvettiler, çocuklar mahvoldu.
Hepimiz böyle travmalı çocuklar, gençler, yetişkinler olduk.
Umarım hep birlikte düzeleceğiz ne diyeyim yani.
Evet ya böyle olmasına ben de üzülüyorum gerçekten.
Özellikle sosyal medyada bir tip fizik gördüğümüz için kötü bir döngüsü olabiliyor.
Hani sosyal medyayı kullananlar için.
Bilmiyorum belki ileride değişir.
Hani umarım değişir.
Çünkü böyle devam ederse herkes kompleksli olacak ve...
Bilmiyorum özellikle kızlar, kız çocukları ve kadınlar pek sağlıklı bir durum değil açıkçası.
Peki güzellik kelimesi senin için ne ifade ediyor?
Güzellik kelimesinin ben bir bütün olduğunu düşünüyorum.
Yani hani bir yüz güzelliği ya da hani işte kusursuz bir fizik, kusursuz bir ten, işte çok güzel gözler, saçlardan ziyade ruhun, bedenin, beynin, davranışların
bir bütünün yansıması dışarıya.
Yani birine nasıl davrandığın, oturuşun, kalkışın, zarafetin, hayvanlara olan davranışın, ondan sonra insanlara olan davranışın, doğaya olan davranışın
bu güzellik yani.
Ve aynı zamanda o güzelliği tabii karşısındakinin algılayışı var.
O da işte hani ayna oluyor aslında orada da.
Hani herkes aslında karşısında bir kendisini görüyor diyoruz ya.
Benim için güzel kavgası bu.
Ben hep şeye dikkat ediyorum.
Yani evet çok güzel bir yüz olabilir, çok güzel bir beden olabilir.
Ama yani hani içi bomboş olduktan sonra aslında hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok.
Davranışlar bütünü çok daha önemli.
Sizi güzel kılan şey o zaten.
O zarafetiniz, hayata karşı duruşunuz diyeyim aslında.
Hayata karşı duruş, güzellik.
Gerçekten çok güzel anlattın Yağmur valla çok katılıyorum bravo sana.
Bir de o ruha yansıyor ve auraya yansıyor yani o insanlar o hayata karşı o zarif duran insanlar nasıl diyeyim romantik romantizm o doğru kelime
midir bilmiyorum ama o şekilde duran insanların auraları farklı parladığını düşünüyorum.
O insanlar yani böyle bir ok oluyor tepelerinde ve hep hayranlıkla bakıyorum o insanlara.
Yani bu şey değil işte kusursuz bir burunları işte yemyeşil masmavi gözleri yok o insanların.
Ama o insanlar gerçekten gördüğüm en güzel insanlar oluyorlar yani.
Evet kesinlikle katılıyorum sana çok başka bir enerjileri oluyor.
Evet bizi çok yanlış yönlendiriyorlar güzellik konusunda diye düşünüyorum işte.
Sımsıkı bir işte kalça.
Memeler falan böyle tatlısı falan yine aldılar falan işte kosursuz sevilcesiz bir cilt falan.
Tabii ki işte hani sağlıklı beslenince ya beslenmek de mesela çok zor bir şey ve önemli bir şey.
İyi beslenmek mesela işte sağlıklı bir bağırsak çok önemli mesela şey için cilt için.
Ama işte ne kadar yapabiliyoruz.
İşte elimizden geldiği kadar yapsak aslında bence yeterli.
Büyük bir mükemmellik algısı var.
Sosyal medyada olsun, kadınlar için olsun.
O yüzden insanın biraz böyle durup bunları sorgulaması gerekiyor bence diye düşünüyorum.
Ve gerçekten güzelliği bence çok güzel anlattın.
Özellikle sosyal medyayla ilgilenen birinin böyle bir anlatımda bulunması bence her şeyi ifade ediyor.
Ya ben güzelliğin sırtımızda böyle bir güzel dalgasının sırtımızda yük olduğunu düşünüyorum.
Çünkü işte ben özellikle benim videolarım 6K.
Şimdi 6K filtresiz hiçbir şey yok.
Böyle bazen çok kötü gözüküyorum.
Yani bazen çok iyi gözüktüğüm zamanlarda var.
Hani cildimin çok iyi olduğu çok kötü.
Çünkü hiçbir zaman yani Eylül sen de biliyorsun hiçbir zaman 30 gün cildin harika gözükmüyor.
Bir kere PMS döndüğümüz var.
Şimdi benim mesela hormonal bir bozukluğum var.
Hormonal bozukluklarım ve buna ek olarak rahatsızlıklarım var maalesef ki.
Ve o rahatsızlıklarımdan bir tanesi böbrek üstü bezlerimde.
Bende maalesef ki hem çok ciddi kislik akneler de yapıyor.
Yani hani polikislik overden ziyade başka bir rahatsızlığım var.
Benim hem sırtımda hem dekolte bölgemde hem yüzümde çok ciddi kararmalar ve kislik akneler yapıyor.
Şimdi ben bunları saklamıyorum.
Bu çok insancıl bir durum.
Mesela çok daha insancıl bir durum daha söyleyeyim.
Bana geçenlerde birkaç kişi yazdı.
Dedi ki abla bıyık bölgenin oldu.
Ya bıyıklarımı almaya oturmuşum.
Bu kadar. Bak bıyıklarımı almayı.
Yani çok az çıkmış.
Hani ben de fark etmemişim.
Astigmatik bir yolum var. Lensimi takmamışım büyük bir ihtimal.
Hani evden çıkarken.
Sonra takmışım.
Görmemişim. Yani çok insancıl bir durum.
Hani aman tanrım nasıl ton farkı olabilir falan.
Olabilir. İnsanlık hali.
Kimsenin kimseye bir kusursuzluk borcu.
O an harika gözükme borcu.
Yani mesela göz çevrem.
Yavaştan artık, sonuçta 36 yaşındayım yer çekimi diye bir şey var.
Ne yaparsak yapalım dışarıdan hani kremler, içeriden de beslemek biliyorsun çok önemli.
Yani dışarıdan ne kadar ne sürerseniz sürün bir noktada yer çekimine yenik düşüyorsunuz yani.
Hani böyle bir şey var hayatta.
Mesela kırışıklıklar artık başladı.
Olabildiğince iyi yaşlanmaya çalışıyorum, iyi yaş almaya çalışıyorum.
Ama var yani. Aa diyorlar işte 35'ten sonra.
Çok yaşlanmışsın falan yazıyorlar.
Halbuki 18'den sonra çöküyoruz bu gerçeği.
Evet. Sadece 35'den sonra belki daha çok görünmeye başlıyor ama.
O yaşta insanların insana göre değişiyor.
Bence genetikle alakalı bir şey sonuçta.
Çok genetikle alakalı. Mesela benim çocukken de göz çevrem çok böyle şey değildi.
Aydınlık bir göz çevresine sahip değildim ben zaten.
İnanılmaz iyi değildi göz çevrem.
O yüzden hani... Şey diyemem yani hani benim hep çok iyiydi de şu an çok kötü falan diyemem yani.
Zaten yaptığım iş dolayısıyla ekran başında olduğum için sürekli işte bilgisayar başındayım sürekli falan.
Hani benim hiç uyumadığım günler oldu zamanında vesaire.
Yani çok normal benim göz çevremi çok kötü oldu.
Evet buradan tekrar anlıyoruz ki kompleksli olmak bir şeye yaramıyor.
O yüzden kendimizi sevelim bence.
Sevgili dinleyiciler. O zaman şimdi de biraz favorilerinden ve kişisel tercihlerinden bahsetmek istiyorum Yağmur.
Favori ürünler sık sık değişiyor mu yoksa her zaman sadık kaldığın ürünler var mı?
Yani yeni ürünler deniyorum tabii ki ama favori ürünlerim değişmiyor.
Yani hani benim eski tartışçılarım da bilirler bazı ürünlerim değişmez benim.
Çok sadık kaldığım ürünler var.
Mesela Purito BB kremi var.
İşte Dermabiyan Retinol'ün mesela hani var.
Yani belli ürünlerim döner dolaşırım yeni ürünler denesem de o sene yine kullanırım onları.
Hani belli ürünleri değiştirmem.
Tabii ki işim gereği mecburen deniyorum.
Yani yeni ürünler deniyorum.
Denemeyi de seviyorum. Bu arada hani bu işi yapmasaydım daha ben yeni ürün denerdim onu söyleyeyim.
Hani çünkü eskiden de böyle deniyordum zaten.
En sevdiğim şey yeni ürün denemek.
Evet ya böyle kendine yeni bir telefon almış gibi falan hissediyorsun.
Evet evet aynen öyle.
Çok muhafazakar bir insan değilim yani o konuda.
Ama tabii ki mesela Purito BB kremim hep vardır.
Elimin altında olsun isterim.
Çünkü o benim mesela cildim çok kötüyken hani bazı ürünler kurtarmıyor.
O ürün her zaman cildimi çok iyi gösteriyor.
Onu bilirim. Hani ya da cildim çok hassaskende onu kullanabileceğimi biliyorum.
O yüzden benim tüm zamanların favorisidir.
Şimdi merak ettim deneyeceğim o dediğin bir şey.
Ama 21 numarasını dene.
Özellikle çok ilginç bir şekilde.
Priton'un BB'sinde şöyle bir şey var.
21 numarası vampir rengi gibi.
Ciltle bütünleşiyor.
Çok ilginç. Gri alt tonlu.
Koreliler çok ilginçler.
Kendine gri yapmaya çalışıyorlar.
Biraz böyle sarılar ya.
Beyazlatmaya çalışıyorlar. Fakat biraz koyu bir renk aslında o.
Biraz hem gri hem ama ciltle çok güzel bütünleşiyor.
Ve 21 numarası, 13 numarası, 15 numaraları.
Farklı formülasyona sahipler Eylül.
Yani sen bu konuya bir el atarsan evet çok sevinirim.
Hep yani 21 numarası Glaskin efekt verirken 13 numarası ya da 15 numarası o efekti vermiyor.
Yani ciddi o kadar iyi bütünleşmediğini düşünüyorum ben.
Yani aynı memnuniyeti sağlamadı bende.
Tamam ben bir bakacağım formüllerine hani bilmiyorum neden öyle ama.
Ne değişiyor içeride yani aslında formülasyon aynı gözüküyor bu arada.
Pigmentinden dolayı mı?
Hiç anlamadım yani kesinlikle.
Evet aslında pigment miktarından dolayı olabilir.
Çünkü her renk değişik bir pigment kombinasyonu demek.
O yüzden belki farklı pigmentler bir araya gelince yapısını da değiştiriyor olabilir aslında.
Ama bakacağım içerik listesine.
Tamam çok teşekkür ederim.
Bu kaç senedir biz bu olayı çözemedik.
Zeryan da çözeceğiz. Belki çözebiliriz bakalım.
Evet. Peki o zaman makyaj çantanı boşaltmanı istesem en ilginç bulacağım şey ne olurdu?
Şimdi çok ilginç bir şey yok makyaj çantamda onu söyleyeyim ama pamuklu çubuk ve dudak dolgunlaştırıcısını ben dudak dolgunlaştırıcısız yapamıyorum.
Yani şöyle bir şey aslında bende dudak dolgusu var.
Yani bunu zaten saklamıyorum.
Hani saklayacak bir şey yok. Bir alt videolara inseniz zaten dudaklarım yok.
İnsan önce bir anda dudaklarım var falan.
Zaten bir işlem yaptırdığımda asla saklamam arkadaşlar.
Memnun kalırsam da saklamam.
Hani gidin memnun kalmazsam da saklamam.
Böyle bir şey yok. Bazen arada bir çıkıyor yağmur botoks yaptırdı, yağmur şöyle yaptırdı, yağmur böyle.
Ki ben zaten masater yaptırdığımda ya da işte bir kere de migren botoks yaptırmıştım, nöroloğum yapmıştım.
Zaten söylemiştim hani bundan yani niye saklayayım yani.
Çok saçma geliyor açıkçası bana.
Ya da bir işlem yaptırsan mutlaka söylerim.
Çünkü bir kere cilt bakımıyla bir işlem çok farklı şeyler.
Bunu da parantez içinde söyleyeyim.
Çünkü bir kere bir şey yazdılar bana işte gençlik aşısı yaptırın işte bu kremlere sürmeyin.
Ya bir kere doktora şunu söylüyor zaten bunu benim de söylememe gerek yok.
Mezoterapi de yaptırsanız, gençlik aşısı da yaptırsanız, botoks da yaptırsanız cilt bakımına devam etmek zorundasınız.
Benim mesela eşim, aynen kendi doktoruma götürdüm eşimi.
Dedik ki işte ben nefret ediyor cilt bakımı yapmak istemiyorum ama cildindeki göz örneklerden falan da çok rahatsız oluyor.
İşte bana işlem yaptırsın bir an önce kurtulsun istiyor.
Doktor hemen şunu sordu dedi ki bakın dedi yani ben size yaparım tabii ki ama hiçbir şey yani siz dedi cildinize bakmazsanız hani retinolünüzü vesaire kullanmazsanız dedi hiçbir kalıcılığı olmaz.
Neyse benim aklımda çıkan spekülasyonlara da böyle cevap vermiş oldum.
Neyse ben dudak dolgunlaştırıcı bir alnısıyım arkadaşlar.
Dudak dolgunlaştırıcı seni şaşırtabilir çünkü çok fazla yanımda dudak dolgunlaştırıcı taşıyorum.
Yani en uygun fiyatlısına en pahalısına kadar.
Rujlar çok kötü duruyormuş gibi geliyor.
Evet. Çok acayip.
Ama yani dudak dolgunlaştırıcı böyle parlatıcı gibi bir dolgunlaştırıcı mı yoksa gerçekten böyle sürüyorsun ve hani dolgunlaştırdıktan sonra üstüne ruj falan mı sürüyorsun?
Dolgunlaştırıyorum. Ben pek bilmiyorum da böyle dolgunlaştırıcılar nasıl oluyor.
Çünkü kullanmadım pek yani.
Gerçekten mi? Şöyle oluyor.
Gloss gibi oluyorlar.
Yani sadece onu da kullanabilirsin.
Çünkü zaten şişiriyorlar ve aynı zamanda hem gloss gibi oluyor hem de parlatıyor hem de kızartıyor.
Yanıyorsun cayır cayır yani.
Ondan sonra ya da hani silebilirsin yeterli dolgundan ulaştıktan sonra üstüne rüz sürebilirsin.
Çok hoşuma gidiyor yani zevk alıyorum bundan.
Dudaklarının yanmasından.
Evet gerçekten yanmaktan zevk alıyorum ya.
Yani bu bence normal bir şey değil büyük bir ihtimal.
Olsun ya herkesin öyle hoşlandığı bir şey var sonuçta.
Piyasaya mesela dudak dolgunlar sürücü bir şey çıktığında hemen koşup alıyorum mesela.
Bu da bir takıntı büyük bir ihtimal.
Doğru bir şey değilmiş bu arada.
Evet doğru bir şey değilmiş yani deforme ediyormuş dudakları.
Öyle mi? Deforme de ediyor dediler bilmiyorum ne kadar doğru ama bence olmadı.
Bence bir şey olmadı yani.
Uzun vakti de göreceğiz artık.
Aynen. Kozmetik sonuçta ama böyle sürekli sürülmek ya bilmiyorum ya sadece bence ne denir?
Geçici bir şey veriyor sonuçta.
Geçici bir efekt veriyor.
Hani o kadar zararı olduğunu falan düşünmüyorum.
Doğrusu ama. Ben de düşünmüyorum.
Bir 15 sene sonra tekrar konuşalım.
Ya zaten 15 sene sonra baya bir yürüm.
Güzel oluyor ama. Güzelliğe değiyor.
Ben öyle düşünüyorum. Peki o zaman hayatının sonuna kadar tek bir marka seçmek zorunda kalsan hangi marka olurdu?
Burada biraz hileli bir soru geldi.
Evet çok zor çünkü şöyle içinde yani bir kere ben retinolü bırakamam.
Benim için retinol çok önemli.
Evet bir retinol bağımlısı olduğunu da biliyorum.
Retinol olan bir marka seçmem gerekiyor diye düşünüyorum şu an.
Aslında bunu şöyle düşündüm.
Dermakozmatik bir marka seçsem çok iyi olur benim için, sağlığım için diye düşündüm.
Bioderma falan seçecektim aslında.
Fakat Bioderma retinol yok yani Bioderma'nın retinolu yok.
Ondan sonra Prito'yu seçebilirdim.
Fakat Prito'nun da şey sadece bakıç olu var yani.
Bakıç olu bana yetmez.
Mecbur Vichy'i seçeceğim.
Hani hem dermokozmatik olsun hem her şey olsun.
En azından onun retinolünde işte böyle şey var.
Sivilcelerimi de söndürür. Hafif ince kırışıklıklarıma da iyi gelir.
Hem de yani sürdürülebilir bir marka Vichy.
En azından indirime falan da giriyor.
Bir de onu da düşündüm. Ekonomik olarak da düşünüyorum ben bunu.
Sonuçta ne olur ne olmaz. İnsanlık hali yani.
Evet. Bazen çünkü eczanelerde şey oluyor.
İki al bir öde falan oluyor.
O kampanyaları da düşündüm.
Evet her açıdan düşündüm gerçekten.
Evet tam bir mühendis kafası ben de öyle diyecektim gerçekten.
Şimdi her açıdan düşündüm.
En azından hani böyle iki al bir ödesi olur.
İşte şampuanı da olur. Anladın mı?
Hani bir sürü şey düşündüm. Şampuanı da olsun.
Hani her şey yemeği gelsin falan.
Bir şey diyorum ben bu soruya.
Süper. Ben bir şey pek kullanmıyorum aslında ya ama ya bilmiyorum.
Ya o kadar çok marka var ki aslında ben de.
Yani tamam sosyal medyada içerik üretiyorum ama öyle PR kutusu falan gelmiyor tabii ki de.
Ben böyle bir de dolabımda çok aşırı ürün olunca fenalık geliyor.
O yüzden öyle bir sürü şey almıyorum, bittikçe alıyorum.
Ama bir şey denemek lazım.
Sen seviyorsan ben de deneyeyim.
Yani şöyle Kore Kozmetiği de seçebilirdim.
Ama Kore Kozmetiği'nde aslında çok var sevdiğim çok iyi markalar var bu arada ama ürün gamı olarak dar hepsinin.
Yani hani bir ürünü üretiyorlarsa diğerini üretmiyorlar.
Hani çok dar ürün gamları.
Hani tek marka diye düşünüyorum.
Hani güneş kremi de olsun.
İşte güneş kreminin koruculuğundan da emin olayım.
Ondan sonra falan diye düşündüğüm için açıkçası bir şey seçtim.
Yoksa hani bir şeyi çok seviyorum, aşırı seviyorum diye seçmedim.
Çok tamamen mantıksal yaklaştım.
Evet. Allah söyleme yani.
Fayda, kar, zarar.
Bunu hesapladım. Bu yani.
Süper. İyi bir mantık yürütme yöntemi.
Şimdi biraz eğlenceli bir sorum var sana Yağmur.
Bir haftalık bir tatile gidiyorsun ama uçak firması valizini kaybetmiş.
El çantanda olan hangi üç ürünle tatilini geçirmek zorunda kalırdın?
Güzel. Ben çantamda hep güneş kremim oluyor.
Bu değişiyor güneş kremlerim benim genelde.
Hani el çantamda olan güneş kremleri.
En son dalba tonapım vardı.
Dalba tonapı şu yüzden taşıyorum yanımda.
Eğer makyajım yoksa yüzümde dalba tonap çok iyi cilt rengi eşitliyor.
Onun öncesinde Self Vision C'nin tonapı vardı.
Bu yüzden taşıyorum. Açıkçası böyle buğday tenli değilseniz eğer hani daha açık tenliyseniz tonaplar cilt rengi eşitlemede hem de güneşten korunmada çok iyi bir seçenek oluyor.
Bir de sürekli makyaj yapmıyorum.
Yani hani bazen cildimi dinlendiriyorum.
Bazen çünkü gün içinde çok fazla video çekiyorsam çok fazla yüzümü yıkamak zorunda kalabiliyorum.
Bir de çok egzama dermatik gibi bir problemim de olduğu için beni çok hassasiyet yaratıyor tabii.
Çok fazla yüzünü yıka bir daha makyaj yap.
farklı fonötenler dene falan.
Dal baton apım olurdu.
Ondan sonra kesin maskaram oluyor.
Maskaram da küçük bir maskaram var benim.
Mac'in Stark maskarası çantamda.
Ufak onun çok en ufak boyu var böyle.
Bir de tutak tok. Evet bunu bekliyordu.
Umarım yani mahzuka yüzümü yıkayamam.
Yani bu üçü var sürekli çantamın içinde.
Ve dudak dolgunlaştıracağım.
Aslında hani üçünün haricinde dudak bağımları falan var.
Dudaklarım çok kuruyor benim.
O kuruluğa hiç çare bulamıyorum doğru düzgün.
İşte sürekli maskeler yapıyorum falan.
Son dönemde biraz geçti en son.
Bu işte Skin 401'in dudak maskesi.
Çok ilginç bir şekilde binlerce TL'ye verdiğim maskelerden sonra en uygun fiyatlısı.
Hep öyle olur ya. Evet.
En önemli fiyatlısı geçirir yani.
En son onunla geçti yani.
Çok garip bir şekilde. Daha iyi yani.
Şu an dudaklarım yumuşaymış.
Belki o dudak dolgunlaştırıcılar bu arada kurutuyor.
Ay olabilir valla.
Mentolü falan olduğu için ona olabilir.
Ama bu dudak bağımlarının niye dudağı nemlendirmediği hakkında da bir video izlemiştim.
Bir tane formülasyon ne denir?
Formülatör. Bir formülatör kız bir bilgi paylaşmıştı.
Yani sayfasını aşağıya bırakırım zaten.
Şey diyordu eğer dudak bağımınızda su yoksa o dudağınızı hani nemlendirmez.
Çünkü genelde yağ bazlı dudak bağımları da oluyor.
Ama dudak zaten su kaybettiyse yağ bazlı bir nemlendirici sürmek dudağı nemlendirmiyor.
O yüzden su bazlı üstüne de yağ bazlı bir şey sürerek nemi hapsedebiliyor musun?
Aklında olsun denemek istersen.
Çok. Bak süper bir bilgi.
Bir de bunu deneyeyim. Ama ben bunu yapıyorum.
Şöyle yapıyorum. Hyaluronic Asit Serum sürüp.
Bunu bir yerde görmüştüm ben.
Hyaluronic Asit Serum sürüp maske sürdüm birkaç kere.
Bunu ama neden yaptığımı söyleyeceğim Evelin.
Bunu bilinçli yapmadım.
Yani dudağım nemlensin diye yapmadım.
Gene dudağım dolgunlaştı.
Peki dolgunlaştı mı?
İnanılmaz dolgunlaştı.
Bak sana anlatamam. Öyle mi?
Evet. Yani...
Hyaluronic Acid mükemmel bir şey serum.
Yani insanlar bir ara deli gibi saçına falan sürüyordu ya gerek yok artık.
Saç ürünlerinde Hyaluronic Acid var zaten.
Yeni bir şey keşfetmiş gibi sürüyordu herkes ama zaten var yani saç kremlerimizde.
Aynen. Arkadaşlar Hyaluronic Acid var.
O zaman Hyaluronic Acid'i dudağa sürüyoruz.
Ve maske sürüyorsunuz.
Üstüne incecik bir şey.
Ve mükemmel oluyor.
Yani şöyle yani Laneige'ler bilmem neler neler neler kullanıyor.
Laneige'i bu arada Kore'de biz Cissem'le böyle Olive Young'tan mı çıkıyordu ama bir yerden alışveriş yaptık.
Ve çok da bir şey almadık.
Böyle 3-5 bir şey aldık.
Yani çok gerçekten bir şey almadık ve uygun bir şeyler aldık.
Bize onar onar hediye etmişler.
Biz böyle... Biz böyle şoka girdik tamam mı?
Diyoruz ki Allah Allah yanlışlıkla mı veriyor?
Hani acaba diyorum kasada okutacak mı şimdi onları?
Ve hediye etmişlerdi falan.
Burada çok böyle hani abartıyoruz ama yani öyle.
Onları bitireceğim diye canım çıkmıştı benim Lanej'lere.
Gerçekten bu arada Lanej falan çok abartılıyor.
Hani Türkiye'de falan. Ama içerik olarak baktığımda çok da bir şey yok aslında.
Sırf pazarlama bence.
Yani bilmiyorum. Bazı şeyler böyle.
Arkasında bir neden aramak lazım.
Aynen. Laneige'in dudak maskesinden çok performans sağlığı mı?
Hayır. Benim dudağımda inanılmaz mucizeler yaratmadı.
Ama mesela Tony var.
Kendi Tony'yi var. Cilt Tony'yi.
Güzel mesela o. Gerçekten severek kullandım.
Kuru cilt için güzel bir üründü.
Ya da cilt ürünü için bir iki tane daha ürünü vardı.
Güzeldi. Ama alternatifsiz bir ürün mü?
Alternatifsiz bir marka mı?
Değil. Şimdi ama...
Yine şunu da söyleyeyim.
Yeni bir maskes çıkarmış.
Dudak maskesi. Aldım daha açmadım.
Çok merakımdan aldım.
Hani gerçekten bu sefer acayip bir şey mi yaptılar diye merak ettim.
Çünkü bu dudak ürünleriyle biliyorsun patladılar.
Evet. Hani açmadım daha kutusunu.
Skin 401'de çok iyi çıkınca açmadım yani.
Şimdi duruyor. Şunları aldım.
Burada almadım. Burada çok çok pahalı çünkü.
İyi bakalım. O zaman takipte kalın.
Yağmurun. Maskeyi açmasını ve yorum yapmasını bekliyoruz.
Bir de Yağmur'un yaptığı yorumları çok seviyorum.
Gerçekten böyle abartmadan, düzgün, anlaşılır şekilde paylaşıyor.
Bir de bazen bilimsel bilgiler de ekliyor.
O yüzden gerçekten çok severek takip ediyorum seni.
Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.
Peki bu cilt bakımı yolculuğunda bu zamana kadar yanlış yaptığını veya yanlış uyguladığını fark ettiğin bir rutin veya ürün oldu mu?
Olduysa ne? Yani çok oldu.
Zaten hani bence herkesin vardır diye düşünüyorum.
Kimse cilt bakımını süper bilip de yani başlamamıştır.
Hep ben zaten bu yolda öğrendim.
Ve bildiklerimi hani aktardım.
Özellikle hani insanlar da bu hataları yapıyorsa yapmasınlar diye saçma sapan şeyler yapıyordum yani.
Bu arada ben hani çok fazla doktor da değiştirdim, dermatolog da değiştirdim.
Mesela ilk bana ilaç retinoyla başlatan kişi şey demişti güneş kremi kullanma.
Az kalsın retinol yanı oluyordum yani.
Yok artık. Evet sonra Allah'tan ikinci bir doktora gittim falan.
Annem uyardı dedi saçmalama kızım yani ne demek güneş kremi kullanmamak falan deyip ondan sonra ikinci bir doktora götürdüğü için retinol yanığı olmadım ki retinol yanıkları biliyorsun yani hani ciddi yanıklar ve geri
dönüşümsüz leke bırakıp işte lazerle bile çıkmayan yanıklar.
Ondan sonra şöyle saçma şeyler yapalım.
Büyük peelingler kullanıyordum.
Gıcır gıcır oluyordu yüzümde.
acayip hoşuma gidiyordu yani.
O böyle gıcırdaması gerekiyor.
Çünkü yağlıydı benim cildim ve diyordum ki evet böyle yağlı olması, yağlı hani o kurutmam gerekiyor ki cildim hani ve o gıcır gıcır olması gerekiyor cildimin ki hani normali bu falan diye düşünüyordum.
Halbuki öyle bir şey yok. Sadece bunun dengelemesi sağlayacaksın.
Yani hani yağlı cilt kötü cilt demek değil yani.
Hani bunun Farkında değildim mesela.
Böyle saçma sapan şeyler yapadım.
Her gördüğüm maskeyi yapmaya çalışıyordum.
Ondan sonra. Yani sonra cildimin bir sindirim organı olmadığını öğrenip.
Ya dedim saçmalama Yağmur.
Yani hani bir sakin ol.
Ya aslında kendime çok iyi bir doktor buldum.
Ve beni sakinleş dedi.
Yağmur'cum sakin ol. Düzelt çizelsin.
Bence yani hayatını yön veren bir çok iyi bir doktor.
Gerçekten inanılmaz önemli bir şey.
Ve sakinleşmek, her gördüğünü yapmamak, her gördüğünü almamak.
Ondan sonra cilt bakımında özellikle bu çok önemli bir şey.
Sürekli araştırmak, kendi cildini tanımak.
Ondan sonra neye hassasiyetinin olduğunu bilmek.
Tabii bu süreç. İnsan hemen benim de cıda fındığına alerjim varmış demiyor.
Bu bir süreç maalesef ki.
Bu süreçte insan deneye yanıla öğreniyor.
Hiçbir ürünün çok kötü olmadığını ama işte senin cildine uyumlu olmayacağını anlıyorsun.
İşte ürünlerin işte mutlaka yama testi yapman gerektiğini ürünlerde anlaman gerekiyor.
Öğreniyorsun işte zaman içinde.
O büyük tanecikli peelingler yapmak inanılmaz hoşuma gidiyordu.
Ondan sonra böyle saçma sapan şeyler, maskeler yapmak hoşuma gidiyordu.
Aşırı kurutan ürünler kullanmak cildimde çok hoşuma gidiyordu.
Evet, alkollü tonikler falan.
Alkollü, bayılıyordum.
Böyle çok parfümlü ürünler ki bana hiç olmayacak şeylerdi onlar.
Çünkü benim dermatitin egzamam var.
Yani ikisi de var. Ve şöyle söyleyeyim parfümlü ürünler kesinlikle böyle hani son sırada parfüm çok sıkıntı değil benim için.
Ama o parfümler biliyorsun hani dördüncü beşinci sırada oldu mu mahvoluyorsun yani.
Evet evet gerçekten öyle. Kolonya sürsem yüzüme daha iyi yani.
İşte yani gördüğünüz gibi her şey bir süreç.
Biz istiyoruz ki böyle gökten bize bir şey düşsün ve o her şeyimizi düzeltsin falan ama öyle bir dünya yok maalesef.
Evet. Ya bir de ben şey diye düşünüyordum.
Mesela üstünde yazıyor ya kremleri.
İşte 3 günde kırışıklık açar falan.
Ben gerçekten inanıyordum yani buna.
Ben o tüketiciydim.
Yani diyordum ki evet ya 3 günde açmalı falan.
Bekliyorum böyle aynanın karşısında.
Neyse geçti hepsi.
Evet daha realist değil.
yere gelmesin artık.
Evet evet. Evet yani geçti de hep gerçekten ama yani bence yani hani bu 7 senede hep birlikte öğrendik diye düşünüyorum.
Kore kozmetiyle tanışmak, ondan sonra Kore'ye gitmek, Kore'deki fuarlar, oradaki teknoloji, ondan sonra oradaki yayınları takip etmek, sonra doktorum yani ilk Ama
benim kendi doktorum bende inanılmaz bir kapı açtı.
Kendisine inanılmaz teşekkür ederim tabii ki.
Dedi ki böyle bak sakin oluruz da şunları şunları yapıyoruz dedikten sonra bambaşka bir yere gitti tabii ki yani.
Gerçekten doğru insanlarla karşılaşmak çok önemli.
Hani doktor da olabilir bu.
Hani ne bileyim eş de olabilir, iş de olabilir tabii ki.
Evet kesinlikle. Çok katılıyorum.
Biraz da sosyal medyadan bahsedelim.
Sosyal medyada saçma bulduğun bir trend var mı veya oldu mu?
Ya var. Son dönemde Eylül görmüşsündür diye düşünüyorum.
Şu an bir şey yığı sürüyorlar.
İç yığımı bir şey yığı sürüyorlar ya yüzlerine.
Hayvansal bir yağ onu mu diyorsun?
Evet. Bir şey sürüyorlar.
Aynen İngilizcesini gördüm ama ya unuttum şu an.
Yağ sürüyorlar yani iç yığımı bir şey ve işte bilmem kaç gün...
Ve inanılmaz riskli bir şey yani hani kim ilk alerji olup böyle sivilcelenecek böyle korkunç bir sivilce hata yaşayacak falan diye böyle elim
yüreğimde bekliyorum yani hani ki yaşayan vardır eminim diye düşünüyorum.
Yani bunu biri görse ve eskiden sivilce tedavisi gören biri yapsa falan mahvolur yani hani gerçekten çok riskli bir şey yani bu.
Evet gerçekten ve sosyal medyada hep böyle saçma sapan bilgiler dolaşıyor.
Bir arada yumurta süren vardı sanırım çiğ yumurta.
Yani niye birisi kontrol etmiyor bunları?
Yani bilmiyorum böyle fenalık geldi.
Yani yeni mevzuat geldi.
İşte artık makale biliyorsun paylaşılmayacak.
Makale yayına falan işte yayınları referans veremeyeceğiz.
Bilimsel olarak bir dayanak sunamayacağız.
Ondan sonra kesinlikle yani bunları mesela koyacağız da ki.
Yani orada bilimsel olarak bir kanıt sunuyorsunuz.
Hani verdiğiniz bilgiye.
Hani yalan dolan bir şey değil.
Hani bir şey söylüyorsanız işte şu şu şu ise bakın araştırmalarda bunu bunu söylüyor.
Ben PDRN'le bir video çekmiştim.
İlgili bir video çekmiştim. Hani topikal uygulanmasıyla alakalı.
Hani altta yayınlar bırakacaktım.
Mesela videomu yanına yamadım.
Çünkü işte kaç haftaları YouTube videosu yayınlayamıyorum.
Ya kardeşim sen bunları denetlesene mesela.
Yani hani bu da mesela sağlıkla ilgili ve çok riskli bir şey.
Yani hani insanların gerçekten cilt sağlığıyla oynayan bir şey bu.
Yani hani sonuçta kozmetikler kaç tane onaydan geçiyor, kaç tane kimyagerin elinden geçiyor, kaç tane formülatörün önünden geçiyor, elinden geçiyor, dermatoloğun elinden geçiyor.
Yani ki onda bile hala sizin alerji olma riskiniz var.
Hala işte bir sürü sorun yaşama riskiniz var.
Onu bilir yani hani. Bu bambaşka bir sebebi.
Sizin yani yiyeceğiniz bir şey cildiniz sindirme organı değil ama alıp yüzünüze sürüyorsunuz.
Evet. O kadar saçma ki gerçekten.
Yani cilt için formülize edilmemiş bir şey bu.
Ve sizi teşvik ediyorlar cildinize sürmek için.
Hiç yani bilmiyorum. Bu bence çok riskli bir şey.
Ama tabii ki burada izleyicilerin işte bunları takip eden kişilerin çok akıllı olması lazım.
Yapan kişilerin de ben çok bilinçli yaptığını düşünmüyorum.
Evet sadece izlensin diye yapıyorlar bence.
Bile isteye kimse kimseye zarar vermez.
Umarım öyledir.
Kimse kimseye zarar vermez ama çok bilinçli olmak lazım böyle şeyler yaparken.
Evet evet gerçekten çok katılıyorum.
Hatta bu yüzden de hani böyle bilimsel...
hesapların daha da büyümesini isterim hani ileride.
İkimizin de takip ettiği hani bilimsel hesaplar var böyle kozmetik hakkında ama hepsi yabancı, İngilizce falan.
Zaten o yüzden ben böyle bir şey yapmaya karar verdim.
Hani kozmetik sırlarını yaratarak bilimsel bilgiler paylaşıp insanların daha iyi bilgilenmesini sağlamak için.
Çünkü biliyorsun hani kozmetikler konusunda çok fazla kimyasal korkusu var.
İşte ne bileyim yani bir sürü bir ikilliği var bildiğin gibi.
O yüzden umarım düzelir bu bir gün.
Çok çok iyi yaptın düşünüyorum.
Harika bir iş yapıyorsun. Zaten çok yani işinde çok iyisin.
Bence çok güzel bir iş yaptın.
Umarım çok da büyüyeceksin.
Ben yani öyle düşünüyorum.
Hiç pes etmeden devam et.
Seni hiçbir şeye yıldırmasın.
Ben referans değilim.
Motivasyon konuşması, moral bölümü bozulmasın.
Ben 5 sene böyle yaptığımda şey olmadı.
Sen eminim çok daha kısa sürede büyü.
Çok büyü büyü güzel yerlere gel Eylül.
Ama şunu söyleyeyim.
Gerçekten insanlara bir korku...
Yani işte mesela en son ki işte tork mevzusu, tapsız pudralar, yok işte bilmem ne zaten her şey kimyasal.
İçtiğimiz su da kimyasal.
O yüzden hani içtiğimiz suya kadar kimyasal olan bir dünyada ya ben mesela yüzüme sürdüğüm şeyden değil de yediğim yeşillikten daha çok korkuyorum tarım ilaçlarından dolayı
anlatabiliyor muyum? Değil mi ya gerçekten?
Bence bu çok daha tehlikeli.
Ya da yediğiniz tavuğa dikkat edin arkadaşlar.
Tavuk yemeyin mesela. Yani yüzüme sürdüğüm şey ben süzgeç değilim zaten.
Fondöteni süzüp süzüp kanıma karışmayacak.
Zaten cilt bizi korumak için var.
Hani böyle bir şeyleri geçirmek için yok sonuç olarak.
Aynen öyle. Ve hani yediğiniz yeşilliklere dikkat edin.
Yani tarım ilacı. İnanılmaz tehlikeli.
Bir şey yerken bile inanılmaz tedirginim ben şu an.
O yüzden kozmetikler şu an en masumları.
Vallahi en masumları yani.
Evet ama herkes kozmetiklere yükleniyor.
Neden bilmiyorum ama.
Bence şu an insanlar işte sahte içkiden öldüğü için, kumpirden öldüğü için, ondan bundan öldüğü için, işte bir sürü şeyden yediği içtiğinden hastalandığı için bir günah keçisi bulunması
gerekiyor. Bunlar kozmetik oluyor genelde.
Evet evet. Valla öyle.
Peki sosyal medyada güzellik içerikleri üretmenin en zor yanı nedir sence?
Ve seni çok mutlu eden anlarından birini paylaşır mısın?
Yani şöyle en zor tarafı bence herkesin yorumuna açık olmak oluyor.
Çünkü gelip biri mesela asla yanınızdan sonuçta yürürken biri mesela Çok çirkinsin ya.
İğrençsin falan diyemiyor yani.
Öyle yolda ölürken.
Düşünsene üstündeki de iğrençmiş.
Sana hiç yakışmamış diyemiyor.
Fakat sosyal medyada böyle bir gücü var.
Yani geliyor yoruma. Diyor ki mesela iğrençsin üstündeki hiç yakışmamış.
Bu sence olmuş mu? Saçında berbatmış diyor.
Yani bu gerçekten bazen ağzım açık kalıyor.
Yani bir insan bir insan neden bunu söyler?
Acaba diyorum bu insan sosyal medyanın haricinde çevresindeki insanlar da böyle zorbalıklar yapıyor mu?
Yani kafamda bir sürü soru canlanıyor.
Yani gerçekten yani normalde aslında böyle şeyleri çok fazla umursamıyorum.
Fakat yani hani her zaman modumuz inanılmaz yüksek olmuyor.
Yani benim mesela hastanede olduğum bir zaman oluyor.
Çok moralime düşük olduğum bir zaman oluyor.
Çok ağrılar içinde kıvrandığım yani rahatsızlığım dolu da ağrılar içinde kıvranmayayım bir zaman benim oluyor.
Ve gerçekten moralime inanılmaz çöküyorum.
O yorumu gördüğümde...
Çıldırıyorum bazen.
Ya ben ne yaşıyorum?
Bu adam ne diyor bana ya?
Falan diyorum. Gerçekten.
Anlatabiliyor muyum? Mesela anneannemin cenazesindeydim ve inanılmaz korkunç yorumlar geliyordu böyle o sırada.
Ya insan böyle telefonumu kapattım ve açmadım.
Valla çok iyi yapmışsın.
İnsan diyorsunuz ki ya neyle uğraşıyorum?
Ben neyle uğraşıyorum? Ve siz ne yapıyorsunuz?
Hayatın ne kadar bomboş ve yalan olduğunu görüyorsunuz.
Ama çok güzel bir şey oluyor. Aynen öyle.
Şöyle inanılmaz güzel insanlarla tanıştım.
İnanılmaz güzel arkadaşlarım oldu kendi takipçilerimden.
Ondan sonra YouTube katıl kısmı var.
Mesela buradan çok güzel dostlarım oldu.
Orası inanılmaz güzel, harika bir yer oldu bizim için.
Yani hem her anlamda Allah bir daha yaşatmasın ama 6 Şubat depreminde mesela küçük bu şekildeki topluluklarda...
hemen harekete geçip yardım ulaştırabilme gibi bir imkanımız oldu.
Çünkü yardımın nereye gittiği, ne olduğu orada bir biliyorsun kaos olmuştu yani sen yurt dışındasın ama hani buradayken bir kaos halindeydik.
Orada ama 6 Şubat'ta hemen oradaki arkadaşlara ulaştık bir şekilde yardımları ilettik vesaire.
Kötü zamanları da düşünüyorum hani böyle bir şeyi gerçekleştirebildik ama güzel zamanlarda da işte dost olduk birbirimize işte arkadaş olduk sırt sırta verdik anlatabiliyor muyum?
Hani bir sürü şeyde yaşıyoruz yani hani benim çok takipçim var evet sosyal medyada ama böyle herkesle iletişebildiğim de bir kanal aslında.
Evet evet gerçekten. Bu açıdan ben çok mutluyum ve benim mesela en böyle...
Acerp hissettiğim şey de yine anneannem benim için çok değerliydi.
Yani ikinci annem gibiydi.
Beni büyüttü. Ve benim hayatta ilham aldığım insanlardan biriydi.
Ve anneannem çok uzun süre dedim bir hafta kadar yoğun bakımda kaldı.
Sonra yoğun bakımdayken vefat etti.
Yoğun bakıma sadece kendi çocuklara alınıyor biliyorsun.
Ve bizim girmemiz pek mümkün değildi.
Orada beni takipçilerimden biri hemşireydi.
Dedi ki, Yamru Hanım ben sizi alacağım.
Son kez anneanneniz görüyorum dedi.
Yani işte kendim bu işi yaptığıma ve ona çok teşekkür ettim gerçekten.
İşte çok alakasız ama bir şekilde işte bir yani Allah razı olsun dedim işte o zaman.
Yani bunu yaptığıma da çok teşekkür ettim.
Yani işte nereden nereye nasıl şey oluyor sağ olsun onun sayesinde hiç unutmayacağım.
Yani son kez anneannecimi gördüm yani.
Gerçekten yani sosyal medyanın böyle bir gücü de var.
Hani sen anlattın da türlerim diken diken oldu.
Ve anneannenin yeri cennet olsun.
Nurlar içinde yatsın.
Çok teşekkürler. Ve çok sağ ol.
Yani hani sosyal medyanın böyle de bir gücü var.
Evet kötü şeyler var. Tabii ki var.
Her yerde var. Yani insanın olduğu her yerde böyle şeyler oluyor ama sosyal medyanın gücü bambaşka.
Evet evet gerçekten öyle.
Her ne kadar kötü şeyler de olsa, kötü yorumlar ve o kötü yorumları yapan insanların genelde profil fotoğrafı ve ismi de bir garip oluyor.
Neyse. Her ne kadar kötü yanı olsa da gerçekten çok güzel yanları var.
Dediğin gibi ben de çok güzel insanlarla tanıştım.
Gerçek hayatta tanışmamış olsam da çok iyi anlaştığım kişilerle tanıştım.
İşte konuşma fırsatım oldu.
O yüzden gerçekten böyle içerik üretmenin bu yanını çok seviyorum.
Kesinlikle ben de.
Peki o zaman kapanışa doğru gidiyoruz.
Sana son bir sorum var.
Güzellikle ve hayatla ilgili dinleyicilere vereceğin en önemli tavsiye nedir?
Yani şöyle ben kendi kıymetinizi bilmenizi isterim.
Yani naçizane.
Benim halime değil tabii ki kimsenin tavsiye vermek ama benim hayatta yani gençliğime de yapacağım.
18'inde 19'undaki yağmura da vereceğim tavsiye.
Hep gençliğinizin, güzelliğinizin, siz hepiniz birer nanede çiçek gibisiniz zaten.
Her zaman hangi yaşta olursanız olun kendi kıymetinizi bilin.
Ve siz kendi kıymetinizi bilmezseniz arkadaşlar hiçbir yerde hiç kimse sizin değerinizi bilmeyecek.
Bu hayat böyle işliyor.
İş yerinde de böyle. Ondan sonra sosyal hayatta da böyle.
Arkadaş dengesinde de böyle.
İlişkide de böyle oluyor.
Bu şekilde yürüyor. Hayatta kendinizden başka kimseniz yok.
Yani biz tek başımıza dünyaya geldik.
Tek başımıza gideceğiz. Hayatta her şey bir ilüzyon ve geçici.
Güzellik dediğiniz şey de işte o saçlarda geçici.
Yani işte uzun bacaklarda işte bir sürü şey geçici.
Hayatta her şey bir anda puf diye uçup gidebiliyor.
Bunun hep farkında olmak lazım.
Sizi hayatta ne mutlu ediyorsa, sizi hayatta ne iyi hissettirecekse hep onu yapmaya çalışın.
Tabii ki hayatta belli zorunluluklar oluyor.
İşte okuduğunuz okulu bitirmeniz gerekiyor, çalışmanız gerekiyor.
Ondan sonra o istemediğiniz işe gitmeniz gerekiyor.
Sabah erken saatte kalkmanız gerekiyor.
İşte bazen hiç sevmediğiniz insanlarla...
İletişim kurmanız gerekiyor.
Gerekiyor da gerekiyor. Zaten böyle maalesef ki böyle bir dünyada yaşıyoruz.
Ama kendinize hep bu vakit yaratın.
Bol bol. Ve kendimi seviyorum diye tekrarlayın.
Sen çok kıymetlisin. Yani aynanın karşısına geçip bu şey komik geliyor bazen insana ama bazen ben de ilk yapmaya başladığımda bir kendi kendime gülme krizine giriyordum.
Kendimi seviyorum, seni seviyorum.
Sen çok kıymetlisin ve çok değerlisin deyin.
Çünkü aslında dikkat edin.
Bunu size kimse söylemiyor.
Bir düşünün kimse söylemiyor sizi.
Sizden başka kimse de söylemeyecek hayatınız boyunca.
Sen çok kıymetlisin, sen çok değerlisin.
Yani demeyecek, çok fazla insan demeyecek, çok fazla girip sürekli söylemeyecek.
Yani mutlaka birileri girer birileri der ama hep başka şeyler araya girdiğinde hep sizden daha değerli, sizden daha önemli bir şeyler emin olun olur.
O iki kişinin arasında.
Günün sonunda herkesin en kıymetlisi kendisi oluyor çünkü.
O yüzden hayal kırıklığı yaşamamak için bu bencillik değil bu arada.
Ya da narsistlik değil.
Ve hep kendinizi alan yaratın.
Hep kendinizi geliştirmek için.
Hep küçük küçük bir şeyler de olsa.
Kitap okuyun, videolar izleyin.
Kendinize hep bir şeyler katmaya çalışın hayatta.
Gerçekten çok felsefi bir bitiş oldu Yağmur ama dediklerinin hepsine.
Hiç böyle bir şey beklemedim. Çocuklar yazıyorlar.
Çocuklar, gençler, benim yaşımdaki insanlar.
Herkes çok mutsuz biliyorum.
Ben de çok mutlu muyum? Bunu tartışırız.
Aslında biz hepimiz mutlu insanlarız.
Biraz çalındı mutluluğumuz.
Mutluluk içten geliyor. Evet biraz çalıntı mutluluğumuz ama birilerine bağlamayın mutluluğunuzu da hiçbir zaman.
Hani şu olursa mutlu olacağım, şu gelirse mutlu olacağım, onunla beraber olursam mutlu olacağım.
Siz tek başınıza mutlu olduğunuzda zaten onunla daha mutlu olursunuz ama zaten her şey hayatınızda daha da akışlı olacak, daha da güzel olacak.
Öyle oluyor zaten. Evet evet gerçekten çok haklısın ve ben bu kafaya hani büyüdükçe ulaşmaya başladım.
Mesela 20'li yaşlarımın başlarında böyle bir kafada değildim hani ama insan büyüdükçe deneyim kazandıkça hayatta nelerin gerçekten değerli olduğunu ve ne bileyim kendi
değerlerini de fark ediyor.
Sonuçta yani büyüdükçe daha böyle büyük resme bakmaya başlıyorsun sonuçta.
Ve bazen bu gerçekten zor olabiliyor.
Hatta hayatın içinde kaybolduğunda, küçük şeylere odaklandığında, problemlerine falan.
Ama günün sonunda büyük resme bakmak insana iyi geliyor.
Ve dediğin gibi kendimize ilk, herkesten önce kendimize değer vermek gerçekten bence çok önemli.
Kesinlikle. Yani her şey orada başlıyor zaten.
Her şey orada başlıyor. İnsanlar da ya bu arada kendinize değer vermeye başladığınızda arkadaşlık ilişkileriniz de çok farklı bir yere gidiyor.
Kimse sizi üzemiyor.
Üzemediğini de fark ediyorsunuz.
Kıramıyor ondan sonra.
O mesafeyi aşamıyorlar.
Gerçekten çok haklısın.
Tam böyle felsefi ve psikolojik bir bitiş oldu.
Çok güzel oldu bence.
Yağmur'cum bölüme konuk olduğun için çok teşekkür ederim.
Gerçekten çok keyifli bir sohbet oldu seninle.
Ben çok keyif aldım yani.
Umarım sen de keyif almışsındır.
Ben de çok keyif aldım.
Çok teşekkür ederim. Çok naziksin davetin içinde.
Ayrıca çok teşekkür ederim.
Ben de çok teşekkür ediyorum sana.
Ayrıca bizi dinlediğiniz için size de teşekkür ediyoruz ve bir sonraki bölümde gelecek pazartesi görüşürüz diyorum.
Sosyal medya linklerimizi aşağıya bırakacağım.
Takip etmek isterseniz açıklamadan bulabilirsiniz bu arada.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
