
Talc Skandalı: Talk Tehlikeli mi? Asbest İçeriyor mu?
14 Ekim 2024 · 19 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Son zamanlarda çok konuşulan talk pudrası hakkında derinlemesine bir yolculuğa çıkıyoruz! 🧐 Talc nereden geliyor, hangi sektörlerde kullanılıyor ve kozmetik dünyasında ne gibi yönetmelikler tüketiciyi koruyor bilmek ister misin? 🌍💄 Ayrıca, Johnson & Johnson davasının detaylarını ve yapılan en yeni araştırmaların sonuçlarını öğrenmek istersen, seni bu bölüme bekliyorum.
---
Beni Instagram'dan takip et: Kozmetik Sırları ---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
Referanslar: https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
Transkript
Bugün talk dosyasını açıyoruz.
Bildiğiniz gibi Instagram'da anket yaptığım hangi konular ilginizi çekiyor diye onun doğrultusunda bugün talk bölümünü kaydediyorum.
Çünkü gerçekten herkesin merak konusu talk.
Talk tehlikeli mi?
Talk kanser yapar mı?
Gibi gibi gibi bir sürü soru var.
Bugün buna cevap bulmaya geldik.
Hadi başlayalım.
Bugünkü bölüme hoş geldiniz kozmetik severler.
Bugün herkesin konuşa konuşa bitiremediği bu talk konusunu konuşacağız.
Ve sonunda da bir sonuca ulaşacağız.
Bugün size anlatacağım tüm bilgiler bugüne kadar yapılmış araştırmalara dayanıyor.
Yani bir yıl sonra, iki yıl sonra, beş yıl sonra başka araştırmalar sonucunda başka sonuçlara ulaşılırsa o zaman tabi bugün anlatacağım bilgiler.
Geçersiz sayılmış oluyor.
Bunu da buraya yazalım.
Şimdi çok uzatmadan başlıyoruz çünkü bölümümüz uzun olacak.
İlk olarak talk ne?
Bir bundan başlayalım.
Talk dediğimiz şey bilinen en yumuşak mineral.
Türkçe'de sabun taşı diye de geçiyor.
Ve talktan oluşan bir kayının öğütülmesinden elde edilen bir toz aslında.
Peki neden insanlar talk kanser yapıyor diye konuşup duruyor?
Onu da anlatalım. Talkı oluşturan kimyasal mekanizma asbestin de aynı ortamda oluşmasına yol açabiliyormuş.
Bakın bu bir ihtimal.
Her talk olan yerde asbest var veya her asbest olan yerde talk var diye bir şey yok.
Tamamen o ortamda bulunan minerallere ve bileşiklere göre işte talk oluşabiliyor, asbest oluşabiliyor vs.
vs. Yani ortama bağlı diyebiliriz.
Şu an yaklaşık 2 dakika oldu.
Bir korkutucu bilgi daha vereyim ama podcasti sonuna kadar dinleyin.
Bak burada dinleyip bırakmayın.
Çünkü hepsini dinleyince talk konusunda bir fikriniz olacak ancak.
Bunu söyleyeyim. Şöyle ki talk madenlerinde çalışan işçilerde sağlık sorunları görülebiliyormuş.
Çünkü eğer kazı yapılan talk madenlerinde asbest varsa ortamda bu asbeste maruz kala kala kala sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliyorlarmış.
Bu arada asbestle merak edenler için kısa bir açıklama yapayım.
Asbest dediğimiz şey tavanlarda, duvarlarda, yalıtım için kullanılan bir malzeme.
Uzun yıllar boyunca kullanılmış yapılarda, inşaatlarda.
Hala kullanılıyor mu bilmiyorum ama Fransa'da kullanılmıyor en azından.
Türkiye'de nasıl bilmiyorum. Bilen varsa yazsın.
Ve bu asbest dediğimiz şey de soluma yoluyla vücudumuza karışırsa tehlikeli olabiliyor.
Ama şunu söyleyebilirim.
Herkes hayatı boyunca asbeste maruz kalıyor bir şekilde.
Havadan olsun, sudan olsun, toprak veya evden olsun.
Yani her yerde asbeste maruz kalabiliyoruz.
Ama çoğu kişi bu maruziyetten hasta olmuyor.
Hatta hatırlarsanız 6 Şubat depreminde bu konu çok konuşulmuştu.
Peki sizce talk ne işe yarıyor?
Aslında talk'ın yumuşak ve pudramsı bir dokusu var.
Kayganlık katabiliyor, emici ve matlaştırıcı özellikleri var.
Bu yüzden kozmetik ürünlerde çokça kullanılan bir ham madde.
Ayrıca kokusuz, beyaz renkte ve inert olduğu için, yani inert demek reaktif değil demek, diğer kimyasallarla reaksiyona girmiyor yani.
Bir kontraindikasyonu olmadığı için de bir sürü değişik alanda kullanılabiliyor.
Mesela ilaçlar, kozmetikler, boyalar, araba sektörü, kağıt ve yiyeceklere kadar bir sürü değişik sektörde kullanılıyor.
Hatta eski çağlarda Çin ve Hindistan gibi ülkelerde süs eşyası yapımı için eski Mısır'da da kozmetik ürünlerde kullanılan bir ham maddeymiş.
Talk'ın bütün tarihçesinin nereden geldiğini, nerelerde kullanıldığını öğrendik.
Şimdi talk'ın düzenlemelerine geçelim.
Yasal olarak nasıl düzenlemeleri var buna bakacağız.
Türkiye ve Avrupa kozmetik mevzuatında talk'ın sınırlandırılmış bir dozajı yok.
Muhtemelen FDA'de de öyledir ama ona bakmayı unuttum.
Beni affedin. Sadece 3 yaşından küçük çocuklar için geliştirilen püskürtülen ürünlerde talk'ın kullanımı yasak.
Bu da büyük ihtimalle solunum yollarında iritasyon yaratabilir diye koyulmuş bir yasak.
Talk hakkındaki yasal bilgiler dışında kozmetiklerdeki yasaklı maddelere de bakalım bir.
Tekrardan kozmetik düzenlemelerine bakacak olursak bu düzenlemede yasaklı maddeler listesi var.
Bu listede tahmin edebileceğiniz üzere kozmetik ürünler asbest içermemelidir yazıyor.
Peki o zaman talk üreticilerini bir inceleyelim.
Yaklaşık 15-20 tane firmaya baktım.
Belki daha fazla üretici vardır ama ben bunlarla yetindim sadece.
Bütün üreticilerin de web sitesinde Asbest ile ilgili açıklamalar vardı.
Üretilen talk'ın yüksek derecede saflığa sahip olduğu ve gerekli testlerinde yapıldığı yazılıydı.
Bir örnek verelim.
Nippon firmasının ürettiği talk'ın MSDS'i web sitesinde mevcuttu.
MSDS ne diye soracak olursanız güvenlik bilgi formu.
Kimyacılar bilir ama herkes için kısa bir bilgi geçeyim.
Güvenlik bilgi formu dediğimiz şey çeşitli madde ve ürünlerin kullanımına yönelik iş güvenliği ve sağlığına ilişkin bilgileri listeleyen bir belge.
Burada dikkat genel tüketicinin kullanımına yönelik bir belge değil.
Yani ona bakarak buyurun bana zararlı gibi gibi sonuçlara varamayız.
Ama talk üreten bir şirkette çalışan bir işçi için bu belge çok önemli.
Çünkü bu belge sayesinde kendini koruyabiliyor.
Talk örneğimizi ele alırsak talk üreten bir şirkette çalışan bir işçinin asbest içeren talktan korunması için ne gibi ekipmanlar takması gerektiği bilgisi bu belgede
yer alıyor. Güvenlik bilgi formunu buldum demiştim.
Ona geri dönersek şimdi açıyorum birlikte bakalım ne gibi bilgiler var.
Eğer normalde bir kimyasal tehlike arz ediyorsa bu belgede bu tehlikelerin işte maruz kalma yollarının vesaire vesaire hepsi bulunmak zorunda.
Nipon'un ürettiği talk'ın güvenlik bilgi formuna baktığımda ürünün hiçbir tehlikesi olmadığını görüyorum.
Ayrıca geleneksel yöntemlerle analiz edildiğinde ABD'deki Mesleki Güvenlik ve Sağlık İdaresi OŞA diye yazılıyor ve Avrupa Direktifi 83-477-EEC
tarafından tanımlanan tespit edilebilir miktarda asbest içermez yazıyor.
Bu ifade sertifikalı bağımsız laboratuvarlar tarafından yapılan doğrulamaya dayanmaktadır yazıyor bir de.
Yani çevirisini yapayım ABD ve Avrupa Birliği tarafından belirlenen test metodlarıyla test edildiğinde bu üründe asbest bulunmamaktadır diyor.
Bir de daha hani güvenilir olsun diye üçüncü bir kişi tarafından doğrulama yapılmıştır diyor.
Yani kendi laboratuvarı test etmemiş dışarıdaki bir laboratuvardan test etmesini istemiş.
Bütün bu bilgiler iyi güzel ama Johnson & Johnson davası ne alaka peki diyecek olursanız.
Johnson & Johnson firması 2020'den beri Kuzey Amerika'da tal kiçeren pudraların satışını kaldırmış.
2024 yılındaysa tazminat ödemeyi kabul etmiş.
Peki bunu neden yapmış diyecek olursanız şikayetler bitsin diye bunu ödemeyi kabul etmiş.
Marka imajına zarar veriyor falan filan diye alınmış bir karar olabilir yani.
pudralarının da asbest içerdiğini hala kabul etmemiş, bilimsel dayanığı yok demiş.
Bununla birlikte 2018'de Reuters tarafından yazılan bir makale buldum.
Bu makalede Johnson & Johnson'ın asbest maddesinin bazen talk içeren ürünlerde bulunduğunu saklamış olabileceği yazıyor.
Şirket hala ürünlerinin güvenliğini savunmaya devam etse de mahkeme sonuçları biraz tartışmalıymış.
Bunu da söyleyeyim. Biraz daha geçmişe gidecek olursak Johnson & Johnson firması 1950'li yıllarda talk'ın tedariğini İtalya alplerinde bulunan bir firmadan
yapıyormuş. Bu talk kaynağında da asbeste benzer bir mineral bulunmuş.
1970'li yıllarda bu sefer de FDA soruşturmalara başlamış.
Johnson & Johnson firması ürünlerinde asbest bulunmasına rağmen bunu FDA'den sakladı diye bir bilgi var.
Ne kadar doğru bilemiyorum tabii ki.
Johnson & Johnson firması bilerek yeterince hassas test metodları kullanmamış diye bir ifade de var.
Yani anlayacağınız Johnson & Johnson davasıyla ilgili biraz tartışmalı bilgiler var.
Kim ne yaptı bilemiyorum.
Gerçekten de Johnson & Johnson ürünlerinde asbest olduğunu saklamış olabilir veya medyanın bir oyunu da olabilir.
Burada kime güveneceğinizi size bırakıyorum.
Kısa bir ara verelim sevgili kozmetik severler.
Kozmetik dünyasında doğru bilinen yanlışları öğrenmeye devam etmek için beni takip etmeyi unutmayın.
Eğer bu bölümü beğendiyseniz diğer bölümlerime de göz atmayı ve yeni bölümlerden haberdar olmak için abone olmayı ihmal etmeyin.
Ayrıca içerik okuma alışkanlıklarınızı geliştirip bilinçli bir tüketici olmak istiyorsanız beni sosyal medyadan da takip edebilirsiniz.
Böylece güzellik rutininizde gerçekten ne kullandığınızı daha iyi anlayabilirsiniz.
Bütün bu asbest olayları ile birlikte test metodları geliştirilmiş tabii ki.
Hem FDA hem Avrupa Birliği asbesti tespit edebilmek için değişik metodlar geliştirmiş.
Hatta FDA ve diğer düzenleyici kurumlar özellikle düşük seviyelerdeki asbestin tespiti için test metodolojilerini değerlendirmeye devam ediyormuş.
Şu anda da en güvenilir test metodu Transmission Electron Microscopy TEM diye yazılıyor.
İlginizi çekerse bakabilirsiniz.
Peki biraz da araştırmalardan bahsedelim.
2020'de 250 bin kadında yapılan bir araştırmada Genital bölgede kullanılan talk ve yumurtalık kanseri arasında bir ilişki bulunamamış.
250 bin kadın diyorum yani istatistiksel olarak gerçekten de anlamlı bir sonuç elde etmemizi sağlıyor.
Bir başka araştırma da FDA'den.
FDA demiş ki piyasada talk içeren ürünleri alıp ben test edeyim.
Aşağıdaki linkten de bulabilirsiniz.
Ürün isimleri ve sonuçlar yazıyor ve hiçbir üründe asbest pozitif değil.
Ayrıca bu testi demin dediğim metodla yapmışlar.
TEM neydi?
Transmission Electron Microscopy ile yani gerçekten güvenilir sonuçlar veren çok çok düşük miktarda asbest'i tespit etmeye yarayan bir metodla yapmışlar.
Şimdi konunun en can alıcı noktasına geliyoruz.
Çünkü son zamanlarda bu konuda konuşuyor herkes.
International Agency for Research on Cancer yani kanser hakkında araştırma yapan uluslararası bir agency, topluluk ne işte her neyse.
13 farklı ülkeden toplam 29 bilim insanı bir araya gelip değerlendirme yapmış.
Bunun sonucundaysa talk'ı 2A grubuna sokmuşlar.
2A grubu da muhtemelen insanlar için kanserojen demek.
Burada bir korkmayın.
Burada bir ara verelim.
2A grubu ne demek?
Bunu anlatayım biraz. İnsanlarda kanser yaptığına dair güçlü kanıtlar var ama kesin değil demek.
Peki 2A grubunda başka ne var biliyor musunuz?
Kırmızı et tüketimi ve gece vardiyasında çalışmak.
Sizi bilmiyorum ama kırmızı et kanser yapabilir diye ben kırmızı et yemekten vazgeçmiyorum.
Eğer ben sağlıklı beslenirsem, vücudumun ihtiyacı olan bütün vitaminleri, mineralleri alırsam ve arada bir de kırmızı et yemeye devam edersem o riski zaten oldukça düşürmüş oluyorum.
Yani anlayacağınız talk'ın kesin kanser yaptığı anlamına gelmiyor bu.
Belirli maruziyet ve kullanım durumlarında risk taşıyor demek.
Ayrıca da bu dediğim tabloda göreceli riskler yok.
Yani bir maddenin kaç kişi de kansere neden olabileceği ile ilgili bir bilgi yok.
Neyse bu dediğim International Agency for Research on Cancer'ın kararından sonra European Chemicals Agency yani Avrupa Kimyasallar Ajansı'nın Risk
Değerlendirme Komitesi bunun İngilizcesi de Committee for Risk Assessment onun linkini de aşağıya koyuyorum.
Yani anlayacağınız bu Avrupa Kimyasallar Ajansı'nın Risk Değerlendirme Komitesi Talc maddesini grup 1b karsinojen olarak sınıflandırmış.
Ama bu 1b sınıflandırılmasının belirli bir maruz kalma yoluna uygulanıp uygulanmaması gerektiğini de değerlendirmekte.
Elimizde henüz yeterli veri olmadığı için bu kesinlikle kansere sebep olur diyemiyorlar tabii ki.
Bu gruplar ve sınıflandırmalar hakkında şöyle bir bilgi daha vereyim ki hepimiz daha iyi anlayabilelim.
Grup 1B demiştim talk için ama grup 1'de ne var biliyor musunuz?
Bu grubun içinde alkol kullanımı var ve güneşe maruz kalmak var.
Bu arada grup 1 demek bu maddenin kansere sebep olabileceğine dair elimizde yeterli kanıt var demek.
Peki bütün bu sınıflandırmaların faydası ne diye düşündünüz mü hiç?
Aslında bu sınıflandırma halk sağlığını korumak amaçlı yapılıyor.
Mesela işte sigara kansere sebep olabilecek maddelerden biri.
O yüzden halkı bilgilendirmek için güzel bir araç.
Onun dışında endüstriyel şirketlerin risk değerlendirmesi yapmasında rehberlik ediyor.
Ayrıca bilim insanlarını da daha çok araştırma yapmaları için teşvik ediyor.
Devam edelim.
Bir de Öro Talk'ın açıklamasını dinleyelim.
Öro Talk talk endüstrisinin tüm düzenleyici ve bilimsel konulardaki temsilci kuruluşuymuş.
Talkla ilgili tüm sağlık, güvenlik ve çevre soruları için bilgi kaynağıymış.
Bu sınıflandırmaların sonucunda Eurotalk da bir açıklama yapmış.
Eurotalk bu görüşlere katılmıyormuş ve kanserojenlik sınıflandırmasının yanlış olduğunu göstermeye çalışacaklarmış.
Sanırım bu bölüm kaydettiğim en karmaşık bölüm oldu.
Çünkü gerçekten bir sürü düzenleyici kurumdan bahsettim.
Ama yani gerçekten de böyle bir kararın alınması, bir şeyin değişmesi gerçekten çok uzun sürüyor.
Ve bilim dünyasında da insanlar farklı farklı görüşlere sahip olabiliyor.
Şimdilik talk kullanmak hala yasal, aspetsiz ve güvenlik kriterlerine uygun olduğu sürece tabii ki.
FDA ve ECA da bilimsel gelişmeleri yakından takip ediyor.
Neredeyse 20 dakikalık bir bölüm oldu ama size gerçekten her türlü bilgiyi vermek için çok çabaladım.
Benim tercihime gelecek olursak ben bu sektörün içinde olan birisi olarak talk konusunda henüz yeterli bilgiye sahip olmadığımızı düşünüyorum.
Ayrıca Johnson & Johnson davasından bahsedersek 1970'li 80'li yıllarda olan bir olaydan bahsediyoruz.
O zaman kozmetik yönetmelikleri ve test metodları bu kadar gelişmiş değildi.
Yaklaşık 50-60 senede kozmetik sektörü çok fazla yol kat etti.
Ama yine de bu verdiğim bilgiler doğrultusunda içiniz rahat etmiyorsa tabii ki de talk içermeyen ürünler kullanmayı tercih edebilirsiniz.
Tüketici olarak en büyük hakkınız.
Şunu da belirtmek istiyorum.
Medyanın veya sosyal medyadaki tanınmış kişilerin Bu araştırma bunu gösterdi.
O yüzden kesinlikle böyle demesini doğru bulmuyorum.
Çünkü kozmetik dünyasında bile birçok farklı kurum bir araya gelerek, birçok farklı sektörden kişiyle konuşarak ortak bir karar almaya çalışıyor.
Çünkü bilimde nüans var.
Nüans derken ne demek istiyorum?
Mesela maruz kalma dozajı, maruz kalma süresi, maruz kalma yolu gibi gibi gerçekten birçok faktörün dikkate alınması gerekiyor.
Talk konusuna geri dönecek olursak talk'ın kanserojen olduğuna dair henüz elimizde yeterli kanıt yok.
Kafamdan aşağı talk pudrası bocalayıp o pudrayı solumadığımı göz önünde bulundurursak bence tabii ki benim kişisel fikrim talk kullanımı benim için bir risk taşımıyor.
Benim düşüncem böyle.
Tabii ki siz de verdiğim bilgiler doğrultusunda size uygun olan tercihi yapabilirsiniz.
Ama medya aracılığıyla gördüğünüz bir bilgiye de sorgulamadan inanmamanızı tavsiye ederim.
Evet, en uzun bölümümün sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bu bölümü faydalı bulduysanız çevrenizle paylaşın, beni takip edin, bana mesaj atın.
İstediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.
Sadece podcastimin tanınmasına yardım ederseniz çok sevinirim.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Size çok güzel bir hafta diliyorum.
Gelecek pazartesi görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
