
Son Kullanma Tarihi Geçen Kozmetikler Tehlikeli mi?
4 Kasım 2024 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Kozmetiklerinizi gerçekten ne kadar süre güvenle kullanabilirsiniz? 🤔
Bu bölümde, güzellik ürünlerinin son kullanma tarihlerini ve SKT’si geçmiş ürünlerin cildimize ne gibi zararlar verebileceğini inceliyoruz 🔎 Ürünlerin ömrünü belirleyen testlerden, bozulma belirtilerine, hangi ürünlerin daha hızlı bozulabileceğine kadar her detaya değiniyoruz 🤩
Ayrıca, tarihi geçmiş ürünleri kullanırken dikkat edilmesi gerekenler ve ürün ömrünü nasıl uzatabileceğinize dair pratik ipuçları da sizleri bekliyor! 🌸
---
Beni Instagram'dan takip et: Kozmetik Sırları ---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
Transkript
Başıma bir şey gelmeyecekse itiraf ediyorum.
Ben de bazen tarihi geçmiş kozmetik ürünleri kullanabiliyorum.
Siz de aynısını yapıyorsanız tarihi geçen ürünlerin ne gibi riskler taşıdığını ve bu riskleri nasıl minimuma indirebileceğimize dair her şeyi anlatıyorum.
Kozmetik severler bugünkü bölüme hoş geldiniz.
Ben Eylül. İnstagram'da yaptığım anket gerçekten çok çekişmeli geçti ama sonunda son kullanma tarihi geçen kozmetikler kazandı.
E o zaman bunu istediğiniz bana da yapmak düşer.
Hepinize iyi dinlemeler diliyorum.
İlk olarak kozmetik ürünlerde son kullanma tarihi nasıl bulunur bundan bahsedelim.
Kozmetik üreticileri bir kozmetik ürünü piyasaya sürmeden önce birçok test yapmak zorunda.
Bu testlerden bazıları stabilite testi, challenge test dediğimiz mikrobiolojik testler.
Bunun dışında başka birçok test var ama sizi sıkmamak için hepsini saymıyorum.
Bu testlerin sonucunda ve üründeki su miktarı ve kullanım sıklığı göz önünde bulundurularak ürünün son kullanma tarihi belirleniyor.
Kozmetik ürünlerde de iki ayrı son kullanma tarihi türü var.
Birinci türde ürünün raf ömrü 30 aydan uzunsa, açıldıktan sonraki kullanım süresini yazıyorlar.
Ambalajın üstünde görmüşsünüzdür.
Böyle krem kabının içinde ay sayısı olan semboller var.
Bu süre 3 ay olabilir, 6 ay olabilir, 12, 24 artık ne kadar uzun dayanıyorsa o sürenin sayısı yazıyor.
Hatta bunu bir yazı videosunda da paylaşmıştım.
Belki görmüşsünüzdür.
Görmediyseniz sizi profilime bekliyorum.
İkinci durumdaysa Eğer ürünün raf ömrü 30 aydan kısaysa son kullanma tarihi yazılıyor.
Yani ürünün açılıp açılmaması önemli değil.
Ürünün sabit bir ömrü olduğu için son kullanma tarihi ambalajın üzerine yazılıyor.
Bunun sembolü de kum saati şeklinde belki görmüşsünüzdür.
Ben şimdiye kadar hiç görmedim valla aldığım bütün ürünler 30 aydan uzun raf ömrüne sahip olduğu için.
Hep böyle krem kutusunun içinde yazan rakamlar gördüm.
Siz gördüyseniz bana gönderin merak ediyorum.
Peki bir ürünün son kullanma tarihi geçtiyse ne olabilir?
Ürün sizde sivilce yapabilir.
Eğer üründe bakteri üremesi olduysa enfeksiyona sebep olabilir.
Bunun dışında deri dökülmesi veya alerjik reaksiyon gibi sorunlara yol açabilir.
Ayrıca da kimyasal yan ürünlerin oluşabileceği bir ürünse Cildinize zarar verebilir.
Yani son kullanma tarihi geçmiş bir ürün kullandığınızda bu riskleri göze almış oluyorsunuz.
Ayrıca üründeki aktiflerin etkisi azalabilir.
Ama bu bir risk değil.
Sadece ürününüzün etkisi azalıyor.
Yani tehlikeli bir durum değil.
Neyse sonuç olarak son kullanma tarihi geçmiş bir ürünü kullanmamak en mantıklı çözüm.
Ama tabii ki de pratikte böyle olmuyor.
Kendimden biliyorum.
O zaman son kullanma tarihi geçmiş bir ürünün bozulup bozulmadığını nasıl anlayacağız?
Hemen onu da anlatayım.
İlk olarak ürünün kokusunun değişip değişmediğini koklayarak test edebiliriz.
Eğer kokusu değişmediyse yapısına bakabiliriz.
Yapısında bir değişiklik varsa yani topaklanma olabilir, kıvam değişikliği veya faz ayrışması olabilir.
Eğer bunlardan herhangi biri varsa Ürün bozulmuş demektir.
Bir örnek verelim.
Mesela benim bir güneş kremim vardı ve onu 1-2 yıl boyunca kullanmamıştım.
Sonra bir gün aldım, elime sıktım ve güneş kreminin bir kısmı ayrışmıştı.
Yani yağ vardı içinde.
Bir de o beyaz olan katı, yani katı demeyeyim de daha yoğun kısım vardı.
Sizin de başınıza böyle bir şey geldi mi merak ediyorum.
Instagram'dan yorum bırakırsanız...
Sizin başınıza hangi ürünlerde böyle bir şey geldi tartışalım.
Bu iki maddenin dışında ürünün renginde değişiklik gösterebilir.
Ürününüz daha koyulaştıysa veya rengi değiştiyse bu da bozulduğuna dair bir işaret.
Son olarak da beyaz veya yeşil kümeler oluştuysa bu küf işareti olabilir.
O yüzden ürünü sakın kullanmayın.
Direkt çöpe atın. Bu arada şöyle bir anım da var.
Onu da anlatayım. Covid nedeniyle hiçbirimiz ruj süremez olmuştuk.
Bu yüzden benim rujlarım 1-2 yıl boyunca açılmadan öylece durmuşlardı.
Sonrasında bir rujumu aldım sürmek için.
Kapağını açtım.
Bir de ne göreyim ruj çok kötü bir halde.
Üzerinde böyle küf vardı.
Yani şok oldum. Ve yeni aldığım bir rujdu.
Bir de o kadar da eski bir ruj değildi.
O yüzden şaşırdım yani.
Neyse devam edelim.
Hangi ürünler daha hızlı bozulur?
Biraz da bunu konuşalım.
İlk olarak su içeren ürünler susuz ürünlere kıyasla çok daha hızlı bozuluyor.
Çünkü su olan bir ortamda mikroorganizmalar baya baya partiliyor.
Bu yüzden su içeren ürünler çok daha hızlı bir şekilde adadan ayrılıyor.
Su dışında ürünün doğal olup olmaması da önemli.
Çünkü tahmin edeceğiniz üzere doğal ürünler çok daha hızlı bozuluyor.
Hatta geçen gün bir iş arkadaşımla müşteri ziyaretine gittik ve yolda giderken tabii baya baya muhabbet ediyoruz.
Bu arada benim ilham kaynağım diyebilirim.
Kozmetik sektöründe 15 senedir çalışıyor.
Çok çok fazla şey biliyor.
Onu her gördüğümde bir sürü şey öğreniyorum.
Umarım 15 sene sonra ben de onun gibi olabilirim.
Neyse bana dedi ki bizim aramızda şöyle bir şaka vardır.
Eğer milyoner olmak istiyorsan para ben kadar etkili ama doğal olan bir koruyucu bul dedi.
Yani düşünün artık ne kadar imkansız hala kimse böyle bir koruyucu bulamamış.
Kozmetik sektörünün sabırsızlıkla beklediği o inovasyon.
Neyse neden doğal ürünler daha hızlı bozulur dedim.
Çünkü doğal ürünlerdeki koruyucu sistem çok da güçlü değil.
Bu yüzden mikrobiolojik üremeye çok daha elverişli bir ortam yaratabiliyor.
Aklınızda olsun. Her zaman doğal iyi değil yani.
Önceki bölümlerimde de anlattığım gibi.
Kısa bir ara verelim sevgili kozmetik severler.
Kozmetik dünyasında doğru bilinen yanlışları öğrenmeye devam etmek için Beni takip etmeyi unutmayın.
Eğer bu bölümü beğendiyseniz diğer bölümlerime de göz atmayı ve yeni bölümlerden haberdar olmak için abone olmayı ihmal etmeyin.
Ayrıca içerik okuma alışkanlıklarınızı geliştirip bilinçli bir tüketici olmak istiyorsanız beni sosyal medyadan da takip edebilirsiniz.
Böylece güzellik rutininizde gerçekten ne kullandığınızı daha iyi anlayabilirsiniz.
Bunun dışında nemli veya sıcak ortamlarda ürünlerinizi saklarsanız ürünleriniz çok daha hızlı bozulabilir.
Tabii bazen yaşadığınız ülkede nemli ve sıcak olabilir.
O zaman yapacak bir şey yok tabii ki.
Ayrıca göz çevresinde kullanılan ürünlerin ömrü daha kısa oluyor.
Maskara mesela. Çünkü her ürünü sürdüğümüzde maskaramızı bakterilere maruz bırakıyoruz.
Bu yüzden de ürünün ömrünü kısaltmış oluyoruz.
Yani genel olarak eğer ürünle eliniz veya gözünüz veya başka bir yeriniz direkt temasta bulunuyorsa o zaman ürünün bozulması daha muhtemel oluyor.
O yüzden de zaten ürünün ömrü daha kısa yazılıyor.
Bu arada küçük bir dipnot da düşeyim.
Farlar ve rujlar gibi susuz ürünlerin ömürleri daha uzun oluyor.
Çünkü su içermiyorlar.
Bu da aklınızda bulunsun.
Peki en kritik noktaya geldik.
Tarihi geçen ürünü nasıl kullanabilirim?
Bu kadar konuştu Neylül benim ilgimi çeken tek kısım burası demeyin lütfen.
Ben size balık avlamayı öğretiyorum.
Yoksa direkt bunu söylerim siz de dediğimi yaparsınız.
Ama öyle olmuyor işler.
Şimdi tarihi geçen ürünü kullanmak istiyorsak renk, koku, yapı değişimi olmaması lazım.
Bu cepte. Eğer yine de şüpheleniyorsanız bileğinizin iç kısmında yama testi yapabilirsiniz.
Birkaç gün bekleyip tekrar da edebilirsiniz.
Eğer bir reaksiyon görmüyorsanız ürünü kullanabilirsiniz.
Bunun dışında hassas bölgelerde kullanılan ürünleri kullanma riskini almayın bence.
Mesela göz çevresinde kullanılan ürünlerin tarihi geçtiyse böyle bir risk almak pek de mantıklı değil.
Ama vücudumuz mesela yüzümüz veya gözümüz kadar hassas bir deri olmadığı için vücutta kullanmak daha mantıklı geliyor bana.
Ayrıca tabii ki de tarihi çok geçtiyse zaten kullanmayın.
O risk almaya değmez ya.
Bence kullanmayın.
Bu arada böyle diyorum ama ben farlarımı ve rujlarımı hala kullanıyorum.
Çünkü bir bozulma yok.
En azından gözle görebileceğim bir bozulma yok.
Ama bunu söylemeye biraz utanıyorum yani ne yapayım.
Ama bir de diyorum ki o kadar para verdim.
Eskiden o kadar çok ürün almıştım ki hani elimde patladı şu an.
Atsan atılmaz, satsan satılmaz denecek bir durum yani.
O yüzden benim gibi tüketmeye odaklanıp da delicesine alışveriş yapmayın.
Son kullanma tarihi geçmesine rağmen siz de susuz ürünlerinizi kullanmaya devam ediyorsanız alerjik reaksiyon ve benzeri şeyler olursa çöpe atmanızı öneririm.
Son kullanma tarihi ile ilgili her şeyi inceledik.
Şimdi de ürününüzün ömrünü nasıl uzatabilirsiniz bundan bahsedelim.
İlk olarak direkt güneş ışığından veya çok sıcak nemli ortamlardan kaçınmanız lazım.
Ürünlerinizi kuru, ışık almayan ortamlarda saklayın.
Bunun dışında ürünün kapağını iyi kapatın.
Eğer kapağınız yere düşerse sabun ve suyla yıkayıp iyice kurulayın ki ürününüze bakteri veya mikrop girmesin.
Bunun dışında ürünün ambalajına dışarıdan su girmediğinden emin olun.
Ayrıca bir ürünü kullanmadan önce ellerinizi sabunla yıkayın.
Çünkü elimizle aldığımız bir krem veya dudak bal mı eğer elimiz temiz değilse üründe mikrobiolojik üreme ihtimalini artırıyor.
Bunun dışında eğer ürünün ambalajı cildinizle direkt temasta bulunuyorsa ürünlerinizi başkalarıyla paylaşmayın ve açık yarada veya enfekte olmuş bir alanda sakın
kullanmayın. Ürünlerinizi buzdolabında saklamayın.
Oda sıcaklığında saklamak üzere geliştiriliyor.
O yüzden buzdolabına koymanın hiçbir avantajı yok.
Ayrıca ürüne ekstra su veya başka bir şey eklemeyin.
Tabi banyo yaparken ambalajın dibinde kalan şampuanı kullanmak için su ekleyip şişeyi çalkalayıp kafanıza sürüyorsanız onda bir sorun yok.
Eğer birkaç hafta veya birkaç ay saklamak isterseniz sorun yaratıyor.
Son olarak da serumlarınızın pipetini yüzünüze dokundurmayın.
Havadan sıkıp öyle sürün veya elinize sıkıp sürün.
İnternetteki influencerlar yüzlerine değdiriyor falan.
Yani hiç hijyenik değil.
Ürünün ömrünü kısaltıyorlar resmen.
Aynı şekilde fırçalarınızı da temiz tutarsanız ürünlerinizin ömrünü uzatmış olursunuz.
İki küçük ipucu ile bölümü bitiriyorum.
Birincisi açtığınız tarihi ürün üzerine yazın ki unutmayın.
Böylece daha kolay bir şekilde ürünlerinizi takip edebilirsiniz.
İkincisi benzer görevler için kullanılan değişik ürünleri aynı anda açmayın.
Sırasıyla kullanın.
Eğer iki farklı C vitaminini aynı anda açarsam ürünlerim daha bitmeden ürünümün etkisi azalmış, ürünüm bozulmuş olacak.
O yüzden burada da less is more diyoruz.
Ürünleri yavaş yavaş sırasıyla açarak kullanıyoruz ki hem paramız hem ürünümüz boşak gitmesin.
Ya kızlar yine çok konuştum ya.
Ama bölümün sonuna geldik.
Umarım sizin için faydalı bir bölüm olmuştur.
Eğer beğendiyseniz çevrenizle paylaşmayı, Instagram'dan takip etmeyi, istediğiniz şekilde destek olmayı unutmayın.
Bir sonraki bölümde görüşürüz.
Size çok güzel bir hafta diliyorum.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
