
Retinoidler Hakkında Bilmen Gereken Her Şey
19 Ağustos 2024 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde, cilt bakımının yıldız içeriklerinden biri olan retinoidleri derinlemesine inceliyoruz! 🌟 Retinoidler nereden gelir ve vücutta nasıl bir rol oynar? 🧬 Bu güçlü bileşenlerin cilt üzerinde nasıl bir etkisi vardır? Akne, ince çizgiler, yaşlanma belirtileri gibi cilt sorunlarıyla savaşan bu iksirin sırlarını açığa çıkarıyoruz.
Ayrıca, retinoidleri cilt bakımı rutinine nasıl dahil edebileceğin ve en etkili sonuçları nasıl alabileceğin konusunda da pratik ipuçları paylaşıyorum.💡 Son olarak, retinoidlerin etkinlik sıralamasını yaparak hangisinin senin için en uygun olduğunu bulmana yardımcı oluyorum. 🎧
***
Beni Instagram'dan takip et: Kozmetik Sırları
Transkript
Daha önce büyük bir hevesle retinollü kremler ve serumlar kullanıp cildinizin daha kötü bir duruma gelmesine şahit olup vazgeçtiyseniz, retinollü ürünleriniz dolabın bir köşesinde duruyorsa kafanızdaki
bütün önyargıları yıkmaya geldim.
Bu bölümü sonuna kadar dinleyin çünkü retinol kullanımının faydalarını ve tüm inceliklerini anlatıyorum.
Herkese tekrardan merhaba, Kozmetik Sırları'na hoş geldiniz.
Ben Eylül. Bugün...
Gerçekten ama gerçekten herkesin ilgisini çekebilecek bir konuyla karşınızdayım.
Retinollerden bahsedeceğiz, ne var ne yok her şeyi size anlatacağım.
Retinol kullanımından tutun, nereden geldiğine, nasıl kullanıldığına, nelere dikkat edilmesi gerektiğine dair bütün değerli bilgileri sizlerle paylaşacağım.
Hadi daha çok beklemeden bölüme geçelim.
İlk olarak...
Retinoidlerin nereden geldiğinden başlamak istiyorum.
Retinol değil, retinoid diyorum.
Çünkü bu tarz moleküllerin genel adı retinoid.
Hatta size tanımını da vereyim.
Bu retinoid dediğimiz şey A vitamininden türetilen kimyasallara verilen isim.
Bu retinoidler grubunda değişik değişik A vitamini türevleri bulunuyor.
Retinoidlerin daha nazik formları reçetesiz satılıyor bildiğiniz gibi ve kozmetik ürünlerde kullanılıyor.
Bunun dışında daha güçlü formları da mevcut.
Bu formlar genelde dermatologlar tarafından cilt problemleri tedavisi için reçete edilebiliyor.
Bu arada benim şu ana kadar kullandığım Max Retinoid retinol oldu.
Daha önce reçeteli bir ilaç kullanmadım.
Akne veya başka bir...
Tars tedavi için. Eğer siz kullandıysanız Instagram'dan bana yazın.
Ne gibi problemlerle karşılaştınız?
Ne gibi çözümler buldunuz?
Merak ediyorum. Birkaç tane de retinoid örneği verelim.
Mesela ilaçlarda tretinoin, tazaroten, adapalen, trifaroten gibi moleküller kullanılıyor.
Hatta roaküten kullandıysanız bu kremin aktif maddesi izotretinoin.
Kozmetiklerde ise retinol, retinal, retinil palmitat, retinil asetat gibi formlar kullanılıyor.
Bu formlar ilaçlardaki formlara göre çok daha nazik formlar, ciltte tahriş yaratma riski daha düşük olan formlar.
Bu yüzden zaten ilaçlarda kullanılan formlar daha güçlü ve reçetesiz alınamıyor.
Peki Eylül, A vitamini cildimiz için faydalı da?
vücudumuz için ne gibi faydaları var diyecek olursanız onu da cevaplayayım.
Genel kültür köşemizde bugün.
Şimdi A vitamini değişik besin gruplarında bulunurmuş.
Mesela tereyağı, yumurta sarısı, peynir, domates ve havuç gibi sebzelerden alabiliyormuşuz.
Bu vitaminin vücuttaki pek çok organ ve sistem üzerinde çeşitli görevleri bulunuyormuş.
Bu görevlerden bazıları mesela yaşlanmaya bağlı görme sorunlarından korunmaya yardımcı olması, bağışıklık sistemini desteklemesi veya kansere karşı korunmaya
yardımcı olması. Yani anlayacağınız A vitamini gerçekten bir sürü şeye faydalı.
Peki ya cildimizdeki etkileri neler?
Hemen bundan da bahsedelim sevgili kozmetik severler.
A vitamini diğer adıyla retinoidler güçlü bir antioksidan.
Yani vücuttaki zararlı serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı azaltıyor ve önleyebiliyor.
Bu serbest radikaller de bildiğiniz gibi güneş ışığından kaynaklı olabilir.
hava kirliliği veya sigara dumanı gibi dış etkenlerden kaynaklanabilir veya metabolizma süreçlerinin bir sonucu olabilir.
Serbest radikaller dışında cilt yaşlanmasına karşı etkili bir aktif, ince çizgiler ve yaşlanma karşıtı çünkü kolajen üretimini artırıp cilt yaşlanmasını
yavaşlatıyor. Bu da tabii hepimizin en çok istediği şey.
Cildim karışmasın, ince çizgilerim oluşmasın, kaz ayaklarım gözükmesin.
Her zaman genç kalayım istiyoruz değil mi?
Ay böyle deyince aklıma Avrupa yakasındaki Fatoş geldi.
Neden bilmiyorum ama diziyi izleyenler, benim gibi yaşlı olanlar beni anlar.
Neyse devam ediyoruz.
Retinoidlerimizin faydası hala bitmedi.
Saydıklarım dışında retinoidler...
Sivilceye eğilimli ciltler için faydalı olabiliyor ve cildin daha pürüzsüz görünmesini sağlayabiliyor.
Ayrıca sebum üretiminin azalmasında da rol oynuyor.
Ayrıyeten ciltteki lekeleri ve pigmentasyonu da azaltma özelliğine sahip bir aktif.
Bunun dışında cilt bariyerini onarıyor ve epidermal kalınlığı artırıyor.
Yani cilt bariyeriniz mahvolduysa retinol, cilt bariyerinizi düzeltmeye yardımcı olabiliyor.
Son olarak da retinoidlerimiz cildi pürüzsüzleştiriyor, komedonları azaltıyor, tıkanmış gözeneklere yerleşen ve kusurların ortaya çıkmasına neden olan ölü hücreleri temizliyor.
Ne kadar faydası varmış bu aktifin ya.
Ben bile bilmiyordum gerçekten.
Benim için de iyi oldu.
Kısa bir ara verelim sevgili kozmetik severler.
Kozmetik dünyasında...
doğru bilinen yanlışları öğrenmeye devam etmek için beni takip etmeyi unutmayın.
Eğer bu bölümü beğendiyseniz diğer bölümlerime de göz atmayı ve yeni bölümlerden haberdar olmak için abone olmayı ihmal etmeyin.
Ayrıca içerik okuma alışkanlıklarınızı geliştirip bilinçli bir tüketici olmak istiyorsanız beni sosyal medyadan da takip edebilirsiniz.
Böylece güzellik rutininizde gerçekten ne kullandığınızı daha iyi anlayabilirsiniz.
Peki bu retinoidler nasıl çalışıyor?
Nasıl cildimize bu kadar fayda sağlıyor diyecek olursanız onu da kısaca anlatayım.
Retinoidlerimiz retinoik asite dönüşerek etki gösteriyorlar.
Retinoik asit reseptörleri aktifleştiğinde Cildimizdeki epidermal büyüme faktörünü harekete geçirerek epidermiste çok daha fazla hücre üretilmesini sağlıyor.
Bu da tabii ki yaşlanmamızı yavaşlatıyor, kolajen üretimini artırıyor.
Bu yüzden de bir sürü fayda sağlıyor.
Tabii bildiğiniz gibi retinoidlerin bazı yan etkileri de olabiliyor.
Bütün bu fayda yan etki olmadan gelmeyecekti tabii değil mi?
Çok da hayal kurmayalım yani.
Yan etkilerimiz de mesela cildin güneşe karşı hassasiyetinin artması, kızarıklık, kuruluk, cilt soyulması ve pul pul dökülmelere sebep olabilmesi.
Bunun dışında ciltte kusmaya da sebep olabiliyormuş.
Cilt iyileşmeye başlamadan önce daha da kötüleşebilir demek bu.
Yani sivilceleriniz artabilir veya ne bileyim yağlanması artabilir.
Ama içinize su serpecek bir bilgi de vereyim.
Bu yan etkiler kullananların yaklaşık %15'inde görülüyormuş.
Ama bu yan etkileri gösterenler için de bunların geçmesi 6 haftaya kadar sürebiliyormuş.
Yani retinol kullanmaya başladığımızda biraz sabırlı olmamız gerekiyor.
Şimdi en önemli noktaya geldik.
Retinol kullanımına nasıl başlayacağız?
Bunu da hemen anlatacağım.
Ama ilk olarak hamileler ve emziren anneler için retinol kullanımı önerilmiyor.
Bunu da bir söyleyeyim.
Hamile veya emziren anne değilseniz retinol kullanımına geçiyoruz.
İlk olarak retinoidli ürünümüzü rutinimize yavaş yavaş dahil etmemiz gerekiyor.
Yani ilk kez başlıyorsanız her gün kullanmamanız gerek.
2-3 günde bir yeterli olacaktır.
Bunun dışında retinoide cildimizi yavaş yavaş alıştırmaya başlarken diğer kullandığımız bakım ürünlerinin nazik olmasına özen gösterebiliriz ki ekstradan bir iritasyona
sebep olmasın.
Mesela retinoid kullanmaya başlamak istiyorsanız rutininizdeki asitli eksfalyanları, C vitaminini ve alkollü içerikleri çıkartmanızı öneririm ki cildinizi irite
edecek başka içerikler olmasın.
Sadece retinoide yoğunlaşabilin.
Tabii ki cildiniz retinoide alıştıktan sonra...
C vitamini gibi içerikleri tekrardan rutinenize dahil edebilirsiniz.
Hatta retinoidler alfa hidroksi veya beta hidroksi asitlerle birlikte aynı rutinde kullanıldığında etkisi artabiliyormuş.
Birlikte dediğim bu arada aynı anda aynı gün ikisini de sürün demek değil.
Bir gün retinol bir gün alfa hidroksi asit gibi düşünülebilir.
Ama unutmayın önce ne yapıyoruz?
Cildimizin retinoidlere alışmasını bekliyoruz.
Ondan sonra yavaş yavaş bu tarz asitleri rutinimize dahil ediyoruz.
Bunun dışında short contact therapy diye bir şey varmış.
Bu teknikte kullanacağınız retinoidli ürünü cildinize maske gibi sürüyorsunuz.
Tabi maske gibi fazlaca olmak zorunda değil.
Normal sürme miktarında sürüp 5-10 dakika bekletip sonra cildinizi yıkıyorsunuz.
Bu şekilde de cildiniz retinoidlere alışabiliyormuş.
Bu arada retinolü yazın kullanmaya başlamak soğuğa bağlı oluşacak cilt kuruluğunu en aza indirmek için daha iyi olabilir.
Çünkü bildiğiniz gibi kışın cildimiz çok daha kuru, çok daha gergin ve iritasyona meyilli oluyor.
Bu yüzden yazın kullanmaya başlarsanız En azından bu riski en aza indirmiş olursunuz.
Tabii yazın diyorum ama gündüz kullanmayın.
Geceleri sürüp yatacaksanız sabah da cildinizi yıkayıp tabii ki de güneş kremi süreceksiniz.
Bir de cildiniz nemliyken retinoidleri sürmeyin ilk başlarda özellikle.
Çünkü cildiniz ıslak olduğunda ürünün cildi nüfuz etmesi çok daha kolay oluyor.
Bu yüzden cildinizi iyice kurutup Sonrasında retinoidli ürünü kullanmanız çok daha doğru olur.
Son olarak son kısma geldik.
Retinoidlerin sıralamasını paylaşacağım sizlerle ki ona göre seçiminizi yapabilin.
Şimdi retinil esterler en nazik olanlar.
Çünkü 3 basamakta retinoik eside dönüşüyor.
Bu ne demek? Oldukça nazik aktifler demek.
Retinil ester bu arada genel adı...
Ama kremlerde veya serumlarda retinil palmitat, retinil oleat, retinil asetat, retinil propionat gibi isimler de bulabilirsiniz.
İlk kez retinol kullanmaya başlayacaklar için çok uygun bir ürün.
İkinci sırada retinol geliyor.
Retinolümüz iki basamakta retinik aside dönüşüyor.
Yani retinil esterlerden daha güçlü bir aktif.
Hassas ciltler için iritasyona, kızarıklığa veya kuruluğa sebep olabilir.
Bu nedenle cildiniz hassassa retinol ile başlamayın bence.
Kişisel deneyimimi paylaşacak olursam ben de böyle bir iritasyona sebep olmadı.
Benim cildim hassas olmadığı için direkt retinol ile başladım.
Ve herhangi bir probleme sebep olmadı.
Sanırım o şanslı %15'lik kitlenin içindeyim.
Son sırada ise retinal değil diğer adıyla retinal geliyor.
Kozmetik ürünlerdeki en güçlü retinoid bu.
Tek basamakta retinoik asete dönüşüyor.
Yani çok daha aktif ve çok daha güçlü bir içerik.
Eğer cildinizde retinol hassaslık yaratmıyorsa ve cildinizin daha güçlü bir aktife ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız Bunu deneyebilirsiniz.
Ama cildinizde hassaslık varsa zaten hiç bunlara bulaşmayın.
Denemeye yeltenmeyin bile cildiniz mahvolur valla.
Tabii aşama aşama cildimizi alıştırdığımız için ilk başlarda retinilesterlerle başlayıp sonra retinola geçip sonra cildiniz hala bunu kaldırıyorsa retinalle devam edebilirsiniz.
Bunu da söylememe gerek yok herhalde diye düşünüyorum.
Evet, bugünkü bölümün de sonuna geldik.
Umarım bu bölüm hoşunuza gitmiştir.
Retinoidlerle ilgili her şeyi anlatmaya çalıştım.
Size çok faydalı olacağını düşünüyorum ve kozmetik seçimleriniz de özellikle size çok yardımcı olacağını düşünüyorum.
Hatta biliyorum diyebiliriz.
Eğer beğendiyseniz paylaşmayı, yorum yapmayı, takip etmeyi, Instagram'a gelmeyi...
Eylül ben de buradayım demeyi unutmayın lütfen.
Çok hoşuma gider. Bir sonraki bölümde gelecek hafta pazartesi görüşmek dileğiyle.
Kendinize çok çok iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
