
Proteinli Saç Ürünleri Gerçekten İşe Yarıyor Mu?
3 Kasım 2025 · 18 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde saçın temel yapısından başlayarak proteinli ürünlerin gerçekten nasıl çalıştığını konuşuyoruz 💬
💆♀️ Hangi içerikler saç onarımında etkili, hangileri sadece pazarlama?
💥 “Protein overload” diye bir şey gerçekten var mı?
Bütün sorularının cevabını bu bölümde bulabilirsin! ✨
---
Beni Instagram'dan takip et: kozmetiksirlari_podcast
İletişim için: kozmetiksirlari.podcast@gmail.com
---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Referanslar için:
https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
---
Bana destek ol 💅🏻✨https://buymeacoffee.com/kozmetiksirlari
Transkript
Proteinli saç ürünleriyle gitgide daha çok karşılaşıyoruz ama bu ürünler gerçekten işe yarıyor mu diye merak ediyorsanız doğru bölüme geldiniz.
Hoş geldiniz. Hello!
Kozmetik Sırları''nın 66.
bölümüne hoş geldiniz.
1-1,5 aydır podcast kaydetmedim.
Biliyorsunuz stoktan ilerliyordum son 1 aydır.
Sudan çıkmış balık gibiyim şu an ama yeniden kayıtlı olduğum için gerçekten çok mutluyum.
Bugün ne konuşacağız biliyor musunuz?
Saç bakımında sık sık duyduğumuz protein konusuna değiniyoruz.
Instagram'dan bir sürü soru sordunuz bana yine.
Eylül bu ürünler gerçekten işe yarıyor mu yoksa sadece pazarlama mı?
İçerikteki protein türü fark eder mi?
Hangi ürünleri kullanmalıyız?
Ve protein overload gerçekten var mı?
Gibi gibi sorular geldi.
Bugün hepsine birlikte cevap buluyoruz arkadaşlar.
E o zaman gelin hemen ölüme geçelim.
İlk olarak önce bir saçın yapısından bahsedelim.
Bildiğiniz gibi saç keratin denilen bir proteinden oluşuyor.
Saçımızda da 3 ayrı katman var.
Kütecül tabakası en dıştaki tabaka.
Korteks, saça dayanıklılık ve esneklik veren ortadaki tabaka.
Medula da iç kısımdaki çekirdek tabaka.
Bunu daha önceki bölümde işlemiştik arkadaşlar.
Biraz öğretmen gibi oldu.
Neyse ben bu saçın yapısından saç 101 bölümünde bahsetmiştim.
Merak ediyorsanız ilk önce o bölümü dinleyebilirsiniz.
Saçlarımıza ne kadar iyi bakarsak bu yapıyı o kadar iyi koruruz ve saçlarımızda az zarar görür ve kırılmaz, kopma olmaz ve matlaşmaz.
Nasıl iyi bakacağız diye düşünüyorsanız ona da hemen bir cevap vereyim.
Bir önceki saç bölümüm yani yazın yıpranan saçları kurtarma rehberi bölümümde hepsini anlatmıştım.
Ayrıca instagramda da ara ara ipuçları paylaşıyorum.
Geçen gün mesela saç bakımımla ilgili bir reel paylaştım.
Sizin için duşta video çektim arkadaşlar.
Her yer ıslandı, sırılsıklam oldu.
Gerçekten zor bir çekim deneyimiydi.
Şimdi yalan yok. Artık bu kızın yaptıkları değer görebilir mi lütfen?
Beni Instagram'dan veya Spotify'dan takip etmiyorsanız lütfen takip butonuna basın.
Ayrıca zili de açın ki yeni bölümlerden haberiniz olsun.
Devam edelim. Peki biz saçlarımıza iyi bakmazsak ne olur arkadaşlar?
kimyasal işlem uygularsak, boyarsak, ısı, düzleştirme gibi şeyler uygularsak saçımız yıpranır ve kimyasal bağların kopmasına, protein kaybına neden olur.
Sonuç olarak da saçlarımız zayıflar, matlaşır, kopar, parlaklığını kaybeder falan filan.
Bu kısımları biliyoruz zaten.
İşte proteinli ürünler tam olarak bu noktada devreye giriyor.
Genelde bu proteinli saç bakım ürünleri onarıcı bir etkiye sahip oluyor.
Çünkü bozulan saç yapısını dışarıdan desteklemeye amaçlıyor.
Peki neden dışarıdan?
Çünkü arkadaşlar saç teli canlı değil.
Bunu hepimiz biliyoruz.
O yüzden saç teline canlı bir şeymiş gibi davranamayız.
Bu yüzden proteinli ürünlerdeki protein saç tarafından emilmez, kullanılmaz da daha çok yüzeyde etki gösterir.
Bazı proteinler tabii ki saçın içerisine de penetre edebiliyor ama bu sadece bir ihtimal.
Hani kesinlikle penetre eder diye bir şey yok.
Yani saçın içini iyileştirmek için değil, dış yüzeyini güçlendirmek için aslında proteinli ürünler kullanıyoruz.
Bazı durumlarda da bu protein saçın korteks tabakasına nüfuz edebiliyor ama bu her zaman olacak gibi bir şey yok tabii ki.
Üründen ürüne değişir.
Yani anlayacağınız genelde proteinli saç ürünleri saçın içini tamir etmiyor.
Dış yüzeyde koruyucu bir tabaka oluşturarak saçı koruyor, daha iyi, daha sağlıklı, daha parlak görünmesini sağlıyor.
Şimdi gelin biraz da proteinli ürünlerin nasıl çalıştığını öğrenelim.
Proteinli ürünlerin etkisi protein molekülünün büyüklüğüne ve tipine bağlı biraz.
Eğer küçük moleküllü proteinler varsa bunlar genelde hidrolize formda oluyor.
Saçın iç kısmına yani korteks tabakasına kadar penetre edebilme ihtimali var.
Saça geçici bir güç ve esneklik kazandırabiliyor yani anlayacağınız.
Eğer kullandığınız üründeki proteinlerin boyutu daha büyükse bu proteinler saç telinin yüzeyinde kalıyor.
Saç telindeki zarar görmüş yerleri boşlukları dolduruyor.
Saçları geçici olarak kalınlaştırıyor ve yumuşak bir hissiyat verebiliyor.
Ama burada da o zaman silikondan ne fark var diyebilirsiniz.
Haklısınız da. Çünkü silikonlu ürünler de saç yüzeyinde koruyucu bir tabaka oluşturarak saçın daha iyi görmesini sağlıyor.
Hatta silikonlar saç bakımında çok kullanılıyor.
Çünkü çok iyi bir performans gösteriyor.
Yani anlayacağınız küçük boyutlu proteinler yani hidrolize formları kullanmak saç bakımı için daha avantajlı diyebiliriz.
Her ne kadar emin olamasak da hidrolize formdaki proteinler daha küçük yapılı olduğu için korteks tabakasına nüfuz ederek saçımızı bir tık güçlendirebilir.
Ama şunu da unutmayalım.
Saçımız canlı olmadığı için bu etki de geçici tabii ki.
Ama bu etkinin geçici olması kötü olduğu anlamına gelmiyor.
Tam tersine biz saç yüzeyimizin ne kadar pürüzsüz olmasını sağlarsak o kadar sağlıklı kalıyor.
Çünkü saçlarımızın birbirine sürtünme veya dolaşma ihtimalini azaltmış oluyoruz.
Ve öyle olunca da saçlarımız daha sağlıklı kalıyor.
Peki en önemli kısma geldik.
Hangi içerikler, hangi ürünler işe yarar?
İlk olarak birkaç araştırma yaptım.
Onlardan bahsedelim. Mesela hidrolize keratin hakkında bir araştırma okudum ve hidrolize keratin uygulandığında saçın yüzeyinde film oluşturduğu için UV ışınlarının zararını azaltıyor.
Saçın termal ve mekanik dayanımını artırıyor.
Bu ne demek? Saçınıza ısı uyguladığınızda veya saçınızı taradığınızda saçınızın dayanıklılığı artıyor.
Yani saçınızın kopma veya kırılma ihtimali azalmış oluyor veya ısı uyguladığınızda zarar görme ihtimalini de azaltmış oluyorsunuz.
Bir diğer araştırmada birkaç farklı protein türünü karşılaştırmışlar ve bu yapılan testlerin sonucunda hem ıslak hem de kuru saçta en etkili protein türevi bulunmuş.
O ne? Hidrolize buğday proteini.
Bu yapılan araştırmada saçların tensile strength'i ölçülmüş, Türkçesiyle çekme dayanımı.
Bu da tabii ki bir saç telinin kopmadan önce ne kadar kuvvetli çekilebileceğini gösteren bir parametre.
Neyse yani sonuç olarak hidrolize buğday proteinli ürünler saçın çekme dayanımını artırdığı için saçın daha güçlü olmasını sağlıyor.
Bir diğer denk geldiğim şey Unilever'in ipek proteini ile ilgili bir patenti.
Bu patente ipek proteini içeren hem saçı düzleştiren hem de dış etkilerden koruyan bir formül tanımlanmış.
İpek proteini ile bir patent olması demek aslında Unilever'in bu proteini test edip onaylayıp patentlemek istemiş olduğunu gösteriyor ki demek ki saçta gerçekten gözle görülür bir etkisi
var. Bu arada bu bölümde bir sürü markadan bahsedeceğim ama hiçbirinde reklam yok, sponsor falan yok.
Ama umarım ileride olur.
Sonuç olarak gördüğünüz gibi farklı farklı proteinlerin farklı farklı etkileri var.
Ve bu proteinli ürünleri kullandığımızda saçlarımızda geçici ama etkili bir iyileştirme sağlayabiliyoruz.
Saçın dayanıklılığını veya yumuşaklığını artırabiliyoruz.
Özellikle işlem görmüş saçlarda yardımcı olabilecek bir içerik bence.
Şimdi biraz da kullanabileceğimiz ürünlerden bahsedelim.
Bildiğiniz gibi veya bilmediğiniz gibi bilemiyorum.
Proteinli ürünler genelde onarıcı, güçlendirici veya kırılma karşıtı iddiaları taşıyor.
Formüllerde de şu tip proteinleri görebiliyoruz.
Hidrolize keratin, hidrolize buğday proteini veya ipek proteini, bunun dışında soya proteini veya mısır proteini de olabilir.
İçerik listelerine bakabilirsiniz.
Ürün tipi olarak da şampuan, saç kremi, maske, serum hatta şampuan öncesi bakım maskelerinde de bulabilirsiniz.
Burada küçük bir parantez açıp hangi ürün kategorileri daha çok işinize yarar onu söyleyeceğim.
Ben olsam daha çok saçta kalan ürünler tercih ederdim.
Sonuçta şampuanda protein olmasına gerek yok.
Şampuanın ana amacı saçı temizlemek.
O yüzden proteini durulanmayan ürünlerde veya saç kremlerinde kullanmanız sizin için çok daha faydalı olur.
Hem saça bakım yapması hem de saça nüfuz etmesi açısından diyorum yani.
İlla bir serinin bütün ürünlerini alıp kullanmanıza hiç gerek yok.
Elinizin altında 1, 2 ya da maksimum 3 tane proteinli ürün olsa yeter de artar bence.
Tek tek alıp denemek performansına bakmak en mantıklısı bence.
Böylece overconsumption da yapmamış oluruz.
Peki ürün seçerken nelere dikkat edeceğiz?
Cilt bakımında olduğu gibi eğer ürünün etkililiğinden emin olmak istiyorsak ürünün saç tipinize uygun olduğundan ve arkasında bilimsel veri ve klinik çalışmalar olduğundan emin olmamız
gerekiyor. Çünkü bu ekstradan bir garanti sağlıyor.
Tabii ki bu klinik çalışması olmayan ürünler kötü demek değil.
Sadece marka bu tip bir çalışmaya para harcamak istememiş olabilir.
Klinik çalışma derken Eylül ne demek istiyorsun diyorsanız örnek verelim.
Bazı şampuan veya saç kremi reklamlarında 5 kata kadar daha fazla dayanıklılık sağlar gibi iddialar görebiliyoruz.
İşte tam olarak bunlardan bahsediyorum.
Bunları ürün ambalajında veya markanın web sitesinde görmek mümkün.
Bir de bunların katılımcı sayısı, çalışma süresi gibi detaylar varsa tadından yenmez.
Ama biliyorum bütün markalar bunları şeffaf olarak...
paylaşmıyor maalesef.
Ama marka ne kadar şeffaf olursa o kadar güven veriyor bence.
Yani en azından ben böyle düşünüyorum.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz bilmiyorum.
Merak ediyorum açıkçası sizin bu konuda ne düşündüğünüzü, bir markaya nasıl güvendiğinizi.
O yüzden bu bölümü dinler dinlemez bana mesaj atın, sohbet edelim, fikir alışverişinde bulunalım.
Bence güzel olur. Bu arada size gerçekten hak veriyorum.
Böyle bir dünyada ürün seçmek çok zor.
O kadar fazla seçenek var ki insan hangi birini alacağını bilemiyor.
O yüzden size anlatacağım şimdi ben olsam nasıl seçerdim diye.
Şimdi ben proteinli bir ürün almak istesem önce ürünün fiyatına bakardım.
Almak istediğim ürün uygun fiyatlıysa klinik çalışması varsa süper olur ama yoksa da önemli değil çünkü uygun fiyatlı.
O yüzden alıp denerim.
Alırken de dediğim gibi içerisinde hidrolize protein olmasına özen gösteririm.
Çünkü küçük boyutlu oldukları için, küçük parçacıklara ayrıldıkları için saçın korteks tabakasına nüfuz etme ihtimali daha yüksek.
Ancak pahalı bir ürün almak istersen bu ürünün etkililiğinden emin olmak isterim.
Emin olabilmek için de markanın imajına, bilimsel olarak neler yaptığına, klinik çalışması olup olmadığına bakarım kesinlikle ki param boşa gitmesin.
Ürün kategorisi olarak da demin söylediğim gibi saç kremleri veya durulanmayan saç kremleri, serumlar gibi gibi ürünlere yönelirdim.
Örnek verelim mesela Schwarzkopf'un saç ürünlerinde klinik veriler var.
Bunları paylaşıyorlar.
Bu nedenle hem uygun fiyatlı hem de klinik verileri olan bir marka güvenle alabilirsiniz bence.
Urban Care markasını ben beğeniyorum, ürünlerini seviyorum ama klinik çalışması yok.
Ama fiyat açısından bakacak olursak uygun fiyatlı ürünleri var bence.
O yüzden denenebilir. Bunun dışında Bioblast markasında klinik çalışmalar var.
Eğer böyle performans gösterecek bir ürün arıyorsanız ona da bakabilirsiniz.
Buradaki anahtar kelime performans aslında bir ürünün performans göstermesini istediğiniz şeyi yapmasını istiyorsanız klinik çalışma olması size daha çok güven verecektir ve ürünün işe
yarayacağından çok daha fazla emin olabilirsiniz.
Bunun dışında Elidor'da da bazı klinik çalışma verileri var.
Çok net değil ama...
Web sitesinde var. Clear markası da aynı şekilde.
Elsev markası da zaten L'Oreal'in olduğu için arkasında çok büyük bir arge olduğundan emin olabiliriz.
Zaten klinik çalışmaları da var.
Burada birkaç markadan örnek verdim ama siz de yine trend yolda veya ne bileyim online'da gördüğünüz markaların değerlendirmesini yapmak isterseniz demin bahsettiğim parametrelere bakarak marka
ve ürün kalitesi hakkında fikir edinebilirsiniz.
Bu arada geçenlerde storyde sormuştum.
Soru kutucuğu bırakmıştım.
Hangi ürünleri merak ediyorsunuz diye.
Bana soru olarak gönderdiğiniz ürünlerin hepsi ya dökülme karşıtı ya da bond repair ürünler.
O yüzden bu bölümde onlara değinemiyorum.
Ama bir sonraki bölümlerde bunlardan da bahsedeceğiz.
Takipte kalın. Bu bölümün son konusu protein overload gerçek mi?
Bu da çok merak edilen bir konu.
Hatta bu konuda çok araştırma yok ama çok ilgi çekici bilgiler buldum ve protein overload diye bir şey olmadığı sonucuna ulaştım.
Bu arada protein overload dediğimiz şey çok fazla proteinli ürün kullanımına bağlı olarak saçın sertleşmesini tanımlayan bir şey.
Hani sosyal medyada da çok dolaşan konuşulan bir şey ama bunun iki farklı nedeni olabilirmiş.
Birincisi saçlarımızı sülfatsız çok nazik formüllerle yıkıyorsak eğer saç ürünleri saçlarımıza birikme yapabiliyor.
Aynı silikonlar gibi proteinli ürünler de buna neden olabilirmiş.
Bu yüzden bir noktada da artık sülfatsız şampuanlar kullanmak öyle herkesin sosyal medyada konuştuğu gibi süper bir şey değil.
Eğer saçımız iyi temizlenmezse...
Doğru düzgün arınmazsa saçımızda bir takım birikmeler olabiliyor.
O yüzden sizde de böyle bir problem varsa haftada bir kere arındırıcı şampuan kullanarak bunun önüne geçebilirsiniz.
Sadece protein için demiyorum, silikon için de olur veya saçınızı yıkadıktan sonra çok hızlı yağlandığını görüyorsanız saçınız iyi temizlenmiyor demektir.
Bu bilgiyi de CurseBot diye bir sitede buldum.
Kaynaklardan bakabilirsiniz.
Bayağı uzun bir açıklaması vardı.
Detayını da okuyabilirsiniz.
Bunun ikinci nedeni de eğer sürekli proteinli ürünler kullanıyorsanız belki de saçınızı iyi kondişonlamıyor yani yumuşatmıyor olabilirsiniz.
Küçük bir parantez açayım.
Saçı nemlendirmek diye bir şey yok arkadaşlar.
Yani suyla nemlendirmekten.
Bahsetmiyorum hiçbir şekilde.
Biz nemli saç dediğimizde aslında yumuşatılmış saç yani kondişonlanmış saçtan bahsediyoruz.
Bunu da başka bir bölümde anlatacağım.
Çünkü gerçekten saçın neme ihtiyacı yok arkadaşlar.
Burada şok etkisi yaratabilir ama bunun da detayına gireceğiz.
Neyse sonuç olarak eğer kullandığınız üründe mesela proteinli bir saç maskesi yeterince yumuşatıcı ajan yoksa saçlarınız yeterince yumuşamıyor olabilir.
Bunu da Science Meets Beauty isimli bir Instagram sayfasından öğrendim.
Siz de takip edebilirsiniz bu arada.
Çok güzel bir sayfa.
Demek istediğim eğer kullandığınız proteinli ürünler saçınızı sertleştiriyorsa birincisi kullanma sıklığınızı azaltabilirsiniz veya arındırıcı şampuan kullanabilirsiniz veya daha iyi
bir saç maskesi alarak saçınızın daha iyi bir şekilde yumuşamasını sağlayabilirsiniz.
Bu arada eğer ilk kez proteinli bir ürün kullanmaya başlayacaksanız rutininizi yavaş yavaş ekleyin derim.
Kullanım sıklığını yavaş yavaş artırın ve saçlarınızı gözlemleyin.
Ona göre size uyan kullanım sıklığını belirleyip bu şekilde devam edebilirsiniz.
Ben öyle spesifik olarak illa proteinli bir ürün alayım kullanayım derdinde değildim.
Şimdiye kadar yani şu anda da değilim zaten de.
Benim kullandığım bir saç spreyi var.
Schwarzkopf'un. İpek proteinli var içerisinde.
Hem ısıya karşı koruyor hem de saçın kolay taranmasını sağlıyor.
Bu mesela çok güzel bir ürün ve sürekli tekrar tekrar alıp kullandığım bir ürün.
Saçımı ne kadar güçlendiriyor veya güzelleştiriyor derseniz bilmiyorum.
Çünkü o kadar dikkat etmedim.
Ama işime yarıyor mu? Yarıyor.
Fiyatı nasıl? Uygun mu?
Evet. O yüzden tekrar tekrar alıyorum.
Çünkü gayet pratik ve taramayı kolaylaştıran.
Ayrıca saçımı da ısıya karşı koruyan bir ürün.
Valla bu reklam olsa olurmuş arkadaşlar.
İnşallah bir dahaki bölüme bana reklam verir Schwarzkopf.
Neyse bu işin şakası.
Demek istediğim beni Instagram'dan ve Spotify'dan takip etmeyi unutmayın.
Çünkü sizin takipleriniz sayesinde ben büyüyorum.
Spotify listelerine çıkıyorum.
O yüzden bana destek olursanız çok sevinirim.
Bu bölümün de bugün sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım sizin için faydalı bir bölüm olmuştur.
Faydalı olduysa lütfen çevrenizle paylaşın.
Bir sonraki bölümde görüşürüz o zaman.
Yine saçtan devam edeceğim gibi duruyor.
Zaten ileriki bölümleri de Instagram üzerinden oy vererek siz de seçebilirsiniz.
Sizi çok çok öpüyorum. Çok güzel bir hafta diliyorum.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
