
Kozmetik Sırları 2 Yaşında - Bu Yıl Neler Değişti?
29 Haziran 2026 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Kozmetik Sırları tam 2 yaşında! 💜
İnanması zor ama bu yolculukta ikinci yılımızı geride bıraktık ✨ Bu bölümde hem bu yıl öğrendiklerimden hem de son zamanlarda hayatımda ve içeriklerimde nelerin değiştiğinden filtresiz bir şekilde bahsediyorum 🫂
📖 “Cilt Bakımı 101”rehberime bu linkten ulaşabilirsin: https://kozmetiksirlari.gumroad.com/l/ciltbakimi101
🎁 İlk 15 kişi için geçerli %25 indirim kodu: REHBER25
Bu bölüm reklam içermemektedir.
Beni Instagram'dan takip et: kozmetiksirlari_podcast
İletişim için: kozmetiksirlari.podcast@gmail.com
---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Referanslar için: https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
---
Bana destek ol 💅🏻✨https://buymeacoffee.com/kozmetiksirlari
Transkript
Hello arkadaşlar, Kozmetik Sırları''nın 86.
bölümüne tekrardan hoş geldiniz.
Bugün Kozmetik Sırları 2 yaşında, tabii ki tam olarak bugün değil, 16 Haziran'da 2 yaşına girdi ve ben bunu unuttum yoğunluktan.
Neyse, bu iki senenin kritiğini yapacağız birlikte.
Çok fazla not almadım, bölümü hazırlamadım.
Biraz sohbet tadında, dertleşme tadında bir bölüm olacak.
O yüzden hemen giriyorum konuya.
Biliyorsunuz son iki yılda ben sınırlarımı çok zorladım.
Hatta ilk sene her hafta bölüm atıyordum.
İkinci senede iki haftada bire indirdim.
Yani disiplinli bir şekilde podcast yapmak ve içerik üretmek istiyordum.
Bunun için de elimden geleni fazlasıyla yaptım arkadaşlar.
Bazı dönemler kendimi gerçekten tükenmiş hissettim ki bu aralar yine biraz öyleyim.
Biliyorsunuz hayatımda birçok şey üst üste geldi.
Bunların da detayına gireceğim birazdan.
Ama size biraz kendimi anlatmak istiyorum.
Bir kere biliyorsunuz tam zamanlı bir işim var.
Satışçı olarak çalışıyorum.
Ve bu iş gerçekten çok emek istiyor.
Hem Fransa'da hem de yurt dışında seyahatlerim olabiliyor.
Fuarlar için olsun, işte müşterileri görmeye gitmek için olsun.
Birçok seyahate gitmem gerekiyor.
Öyle olunca zaten zamanım daha da kısıtlı oluyor.
Çünkü hayatımı bu seyahatlere göre planlamam gerekiyor.
E öyle olunca da içerik üretme kısmı biraz sekteye uğrabiliyor.
Bu birincisi. İkincisi bunun yanında pole dance eğitmenliği de yapıyorum arkadaşlar.
Neden diye sormayın çünkü deli olduğumu falan düşünmeye başladım.
Haftada bir kez 3 saat ders vermem gerekiyor.
3 saat bir şey değil Eylül diyecek olursanız bu derslerin bir kere hazırlığı var, ondan sonra derse gitmesi var, dersi vermesi var falan filan.
Bu da ekstradan bir mental yük olarak bana geri dönüyor arkadaşlar.
Bir de ben bunun üstüne manyak gibi podcast ve içerik üreticilerini de ekledim bildiğiniz üzere.
Yani insanlar daha tek bir işi idare edemezken bende 3 tane değişik iş var.
Yani podcast'a da iş diyorum çünkü eninde sonunda bir işe dönüşmesini istiyorum veya istiyordum diyelim.
Neyse, bunun üstüne bir de tabii ki ev işleri ekleniyor.
Biliyorsunuz evin temizliğini ben üstleniyorum.
Erkek arkadaşım daha çok yemek yapıyor.
İşte çamaşırı falan da ben yıkıyorum.
Bunlar da ekleniyor tabii ki.
Bunun üstüne de tabii son zamanlarda birçok şey üst üste geldi.
İşte bazı sağlık sorunlarımız oldu.
Onun dışında biliyorsunuz evcil gelinciğim var.
Peanut'ın da sağlık sorunları çıktı.
Bu sefer onu birkaç kere üst üste veterinere götürmemiz gerekti.
Şu anda günde iki kere ilaç vermemiz gerekiyor.
Yani gerçekten bütün bunları bir arada yönetmek çok zor.
Bir de bunun üstüne tabii ki...
Bütçesel olarak bazı sorunlarım da oldu.
Çünkü üst üste trafik cezası yedim.
Bu arada öyle manyak gibi kullanmıyorum ben normalde.
Dikkatimden kaçmış mesela.
İşte İsviçre'de yediğim ceza kırmızı ışıkta geçmişim fark etmeden.
Çünkü yandaki ışığı kendi ışığım sanmışım.
Neyse detaylara girmeyeyim.
Anladınız siz. Sonuç olarak son zamanlarda bir sürü şey üst üste geldi ve ben de artık bundan sıkıldım.
Yani tükenmiş hissediyorum arkadaşlar.
Bazen uyanıyorum ve içimden bir şey yapmak gelmiyor veya işte anksiyete krizleri yaşayabiliyorum.
Çünkü bu kadar şey olduğu için bunların yükü altında bazen ezilmiş hissedebiliyorum yani.
Benim içimi dökme seansı.
Neyse şuna geleceğim.
Bu iki senede ben neler öğrendim bunlardan bahsetmek istiyorum.
Çünkü ben 2 senedir içerik üretiyorum.
Hatta podcastimin 2 yaşına girdiği günü yoğunluktan unuttum.
Hani hiç story falan paylaşmadım.
Şu anda da paylaşmaya utanıyorum o derece.
Ama bu atacağım bölüm kozmetik sırları 2 yaşında diye bir bölüm olacak.
O yüzden bununla birlikte işte 2 yaşında olduğunu falan filan paylaşırım sizinle.
Peki, ben bu iki senede neler öğrendim, içerik üretmek bana neler öğretti, neleri fark ettirdi?
Bunları biraz sizinle paylaşmak istiyorum.
Bir kere... Influencer olunca sihirli bir dünyaya adım atmıyorsunuz arkadaşlar.
Dışarıdan öyle görünüyor olabilir ama içeriden çok farklı.
Bir kere siz influencer olmaya karar verdiğinizde düzenli olarak içerik üretmeniz gerekiyor.
Bu da ekstradan bir mental yük.
Yaratıcılığınızı konuşturmanız gerekiyor.
Kayıt günleri ayarlamanız gerekiyor.
Ben hala bunu oturtabilmiş değilim.
Zaten fark etmişsinizdir.
Her zaman düzenli içerik atamıyorum.
Neyse. Bu sektörün içine girince bu sektörün ne kadar acımasız olduğunu ve ne gibi oyunlar döndüğünü görüyorsunuz.
Ki ben daha çok başındayım.
Hani çok da içerisindeyim diyemem.
Çünkü etkinliklere davet edilmiyorum.
Tabii Türkiye'de olmamamın da bir etkisi vardır diye düşünüyorum.
Ama sonuç olarak etkinliklere davet edilmiyorum.
Her gün işte PR paketi gelmiyor.
Her gün markalar tekliflerle bana gelmiyor yani biliyorsunuz.
Ama düşünsenize bir de bu sektörün gerçekten içinde olduğu mu, nasıl paralar döndüğünü görmüşsünüzdür, duymuşsunuzdur herhalde.
Ve biraz böyle gruplaşmalar da var gibi.
Hani hep böyle influencer grupları var.
İşte ajanslarla çalışıyorlar vs.
vs. Yani bunun da detayına girmiyorum.
Zaten ben de çok fazla detay bilmiyorum gördüğünüz gibi.
Ama bu sektöre girmek tabii ki de kolay bir iş değil.
Demek istediğim şimdiki aklım olsa içerik üretmeye başlamadan önce bir kez daha düşünürdüm.
Hatta yüz kez daha düşünürdüm.
Çünkü şu an bu kadar fazla emek verdiğim için içerik üretmeyi bırakmak istemiyorum arkadaşlar.
Yani içerik üretmek istemiyorsan tabii ki bırakabilirsin diyeceksiniz.
Ama içerik üretmeyi seviyorum.
İnsanlara bir şeyler öğretmeyi seviyorum.
Ve çok fazla emek harcadım gerçekten.
Hani artık bu emeğin karşılığını da almak istiyorum.
Bu arada bu dediğim şeye batık maliyet yanılgısı deniyormuş arkadaşlar.
Bir şeye çok zaman emek veya para harcadığınızda artık fayda sağlamasa bile bırakmak istememeye verilen ad.
Batık maliyet yanılgısıymış.
E biliyorsunuz ben buna çok zaman, emek ve para harcadım.
Üçü bir arada. O yüzden de bırakmak istemiyorum doğal olarak.
E bir de sizden gelen geri dönüşler kalbimi ısıtıyor.
Gerçekten eriyorum mesajlarınıza.
Böyle ara ara çok tatlı mesaj atan kişiler var.
Yani hepinize çok teşekkür ederim.
Mesajlarınız beni çok motive ediyor ve devam etmek için bana bir neden veriyor.
O yüzden atmaya devam edebilirsiniz.
Neyse yani ben işin parasına değilim tabii ki.
Buna başladığımda da işin parasına değildim.
İşimi bırakıp full influencer da olmak istemiyorum zaten.
Ama ne kadar emek verdiğimi siz de biliyorsunuz.
O yüzden bu verdiğim emeğin karşılığını alabilmek istiyorum artık.
Ama nasıl alabilmek istiyorum biliyor musunuz?
Politically correct olmak istemiyorum arkadaşlar.
İçerik üretmeye başladığımda politically correct olmaya çok dikkat ediyordum.
Yani politically correct derken ne bileyim konuşurken şu markayı incitmeyeyim, işte nazik eleştireyim gibi çevrilebilir bu politically correct terimi.
Yani şu anda nasıl bir mentalitedeyim biliyor musunuz?
Markalar ister bana teklif versin.
İster vermesin umrumda değil kafasındayım.
İlk içerik üretmeye başladığımda buna cidden çok dikkat ediyordum.
Çünkü markalardan teklif gelsin istiyordum.
Ama bu son bir senede bakış açım değişti.
Çünkü yani ben düz bir insanım.
Hani düşündüğümü söylerim.
Şeffaf bir insanım.
O yüzden sevmediğim bir ürünü sevmişim gibi göstermek de istemem.
O yüzden de politically correct olmak istemiyorum.
Sevmediğim markayı eleştiririm.
Hani veya yanlış bulduğum şeyi söylerim.
Çünkü benim amacım insanlara bir şeyler öğretmek.
İnsanların farkındalık düzeyini yükseltmek.
Sevmediğim bir ürünü sırf para veriliyor diye övemem ben arkadaşlar.
Zaten sevdiğim ürünleri siz biliyorsunuz.
Her zaman paylaşıyorum.
Zaten sürekli çok fazla üründe paylaşamıyorum biliyorsunuz.
Bir insanın kullanabileceği ürün sayısı sınırlı.
Yani ben şeffaf bir insanım ve böyle kalmak istiyorum.
Zaten ana gelir kaynağım da bu değil.
Hatta hala bu işten para kazanamıyorum yani onu da söyleyeyim.
O nedenle olabildiğince dürüst bir şekilde içerik paylaşmaya özen gösteriyorum.
Zaten şuna da geleceğim.
Bu yüzden cilt bakımı rehberi hazırladım arkadaşlar.
Ben gelir kaynağımın %100 markalara bağlı olmasını istemiyorum.
Yani çünkü sevmediğim markalar da var hani.
O yüzden kendi kendime bir şeyler yapayım.
Gelirimin bir kısmını da bu oluştursun diye düşündüm.
Ve bu yüzden cilt bakımı rehberleri hazırlamaya karar verdim.
İlkini bu podcast yayınlandığında satışa sunacağım.
Size linkini bir story atacağım.
Bu storyye yanıt verdiğinizde size linki göndereceğim.
Ve gerçekten bir kahve parasına cilt bakımı rehberimi alabileceksiniz.
Bu sayede hem bana destek olmuş olacaksınız hem de tabii ki ben size fayda sağlamış olacağım.
Biliyorsunuz sosyal medyada çok fazla saçma sapan içerik üreten var.
İşte trenleri takip eden, her gün yeni bir şey deneyen.
Hani biliyorsunuz anlatmama gerek yok.
Herkes bundan sıkıldı zaten.
Benim de bu tip rehberler yapmaktaki amacım insanlara doğrusunu öğretmek, sosyal medyadaki yalanlara kanmamalarını sağlamak.
Yani vesaire vesaire işte zaten amaçlarımı biliyorsunuz.
İki senedir size anlatıyorum.
Yani bana destek olmak isterseniz story'den paylaştığım linkle veya bu bölümün açıklamasına da koyarız.
O linke tıklayarak, rehberimi alarak bana teşekkür edebilirsiniz.
Veya işte destek olabilirsiniz.
Burada reklam var veya reklam yok demem gerekiyor mu bilmiyorum bu arada.
Çünkü kendi yaptığım bir şey.
Yani gerekiyorsa da diyelim reklam var yani.
Kendi kendimin reklamını yapıyorum.
Son olarak pek de hoşunuza gitmeyecek bir şey söyleyeceğim arkadaşlar.
Ben artık podcast yapmayı bırakmak istiyorum.
Özür dilerim ama yani olmuyor.
Denedim. İki senedir deniyorum.
Podcast'ım istediğim hızda büyümedi.
Hala büyümüyor. Hala çok niş bir podcast ve ulaşmak istediğim kitleye ulaşamadım.
Olsun, sağlık olsun.
Denediğim için mutluyum tabii ki.
Çünkü ben kafama bir şey koyunca denerim ve sonucunu görmek isterim.
Ama her denediğim şeyin de istediğim gibi olmasını bekleyemem.
En azından ben elimden geleni yaptım.
Denedim, içimde kalmadı.
Ayrıca siz de bana çok destek oldunuz.
Çok güzel mesajlar gönderdiniz.
Hepinize yanımda olduğunuz için ayrıca teşekkür ederim.
Ama artık podcast'a devam etmek istemiyorum.
Yani şu an için istemiyorum en azından.
Şu an bir ara vermek istiyorum.
Bu bir elveda değil tabii ki.
Belki bir sene, iki sene sonra podcast'e tekrar dönerim.
Orasını da bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum arkadaşlar.
Ama bir de bunun maddi bir tarafı da var biliyorsunuz.
Ara ara söylüyorum. Ben iki senedir bir podcast ajansıyla çalışıyorum.
Podcast Bpt. Bu arada ajans reklamı da yok hani onu da söylemiş olayım.
Podcast BPT ile çalışıyorum ve her ay onlara ücret ödemem gerekiyor.
Onlar da benim için podcast'ın editini, kapak resimlerini falan yapıyorlar.
Ayrıca buradan da podcast BPT ekibine çok teşekkür ederim.
Gerçekten çok güzel bir ekibim var ve bu iki senede çok güzel şeyler başardık.
Ama ben artık podcast'ın mental ve maddi yükünü taşımak istemiyorum arkadaşlar.
Bu nedenle şimdilik ara vermek istiyorum.
Hepinizden de özür diliyorum.
Biliyorum aranızdan bu podcastı çok seven, çok dinleyen var.
Ama şimdilik ara vereceğiz.
Belki bir gün tekrar başlarız.
Ama artık ben sosyal medyaya yoğunlaşmak, küçük küçük rehberler hazırlamak istiyorum.
Bir de biraz böyle denemek istiyorum.
Enerjimi buna harcamak istiyorum yani.
Size kötü bir haber verdiğim için özür dilerim ama...
Bunu yapmak zorundayım.
Bu kararı almak zorundayım yani.
Bu yükü artık taşımak istemiyorum.
Ama Instagram'dan içerik üretmeye devam edeceğim tabii ki.
Belki TikTok'ta da üretmeye devam ederim.
Hani orasını da bilmiyorum.
Ne yapacağımı bilmiyorum arkadaşlar.
Yani deneye yanıla ilerliyorum.
Bu hayatta herkesin yaptığı gibi deneye yanıla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz yani.
Yani buraya kadar dinlediyseniz teşekkür ederim son kez.
Son kez demeyeyim de şimdilik teşekkür ederim.
Hani uzun bir süre benimle görüşmeyeceksiniz en azından podcast üzerinden.
Beni takip ettiğiniz için, bana destek olduğunuz için, mesaj atıp beni motive ettiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.
Başka platformlarda yine buluşacağız.
YouTube olabilir, Instagram olabilir.
Hani görürüz artık zaman ne gösterir bilmiyorum.
Ama ben bu durumdayım arkadaşlar.
Daha çok tükenmiş hissetmek istemiyorum ve enerjimi daha faydalı şeylere yöneltmek istiyorum.
Hani tabii benim düşündüğüm daha faydalı şeyler belki de daha faydalı olmayabilir.
Orasını bilemiyorum. Zaman gösterecek.
Sizi çok seviyorum.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Belki bir sonraki bölümde bir gün görüşürüz.
Hepinizi öpüyorum ve iyi haftalar diliyorum.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
