
Bilinç Akışı Podcast ile kaydettiğimiz bölümün ikinci kısmı yayında! Bu bölümde içerik üretim sürecine dair deneyimlerimizin devamını paylaşıyoruz 😍
Eğer içerik üretmeye başlamak istiyor ama nereden başlayacağını bilmiyorsan, bu bölüm tam sana göre! Keyifli dinlemeler. 🤗
---
İlk bölümü dinlemek için: Tıklayın
---
Beni Instagram'dan takip et: Kozmetik Sırları
---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Referanslar için:
https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
---
Kısımlar:
(00:00) Başlamak İsteyenlere Tavsiyelerin Neler?
(07:45) Yakınlarının Seni Desteklememesi Hakkında Ne Düşünüyorsun?
(14:06) İyi Bir İçerik Üreticisi Nasıl Olmalı?
(19:38) Asla Çekmem Dediğin Bir İçerik Türü Var mı?
(24:55) En Çok Hangi Markayla İşbirliği Yapmak İsterdin?
Transkript
Kozmetik Sırları'nın 41.
Bölümüne hoş geldiniz.
Ben Eylül. Bugün Zeynep konuğum, Bilinç Akışı Podcast'in sunucusu kendisi.
Belki storylerimde de görmüşsünüzdür.
Biz podcast aracılığıyla tanıştık bu arada sosyal medyadan.
O yüzden gerçekten birbirimizi tanımıyoruz.
Ama iyi anlaştığımız için böyle bir bölüm kaydedelim dedik.
Bugün içerik üreticiliği hakkında konuşacağız.
Nasıl başladığımızı anlatacağız.
Hatta Zeynep'in kanalında dün birinci parti yayınlandı bu bölümün.
Eğer ilk parti merak ediyorsanız onun kanalına girip dinleyebilirsiniz.
Takip etmeyi de unutmayın bu arada.
Şimdi Zeynep'e hoş geldin diyorum.
Merhaba Zeynep. Hoş bulduk.
Merhaba. Kanalıma konuk olduğun için.
Bir dakika. Kanalıma konuk olduğun için teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.
İlk kez bir kanala konuk oluyorum ve heyecanlıyım o yüzden.
Ama heyecanın biraz azalmıştır ya.
Ama gerçi ilk bölümü...
Yani demin kaydettik.
Şu an ikinci bölüme geçtik.
Ben sıfırlandım ama o beş dakika içinde heyecan geri yüklendi.
Aynen. Bir de hani şey link değiştirdik falan.
O yüzden benim için de biraz gerdi yani.
Benim podcast'ım olduğu için şu an.
Post olmak daha zor değil mi?
Evet öyle daha zor. Misafir olmak daha rahatmış.
Aynen. Bence de keşke birisi bana soru sorsa hep böyle yanıtlasam daha kolay yani.
Şimdi kalan beş soruyla devam ediyoruz.
İlk sorum şu.
Başlamak isteyenlere tavsiyelerin neler?
Birçok şey söyleyebilirim aslında.
Ama bence benim en çok dikkatimi çeken şeylerden birisi en baştan beri profesyonel gibi davranmak lazım.
Mesela başlayan insan şunu biliyor.
Benim ilk bölümüm, benim beşinci bölümüm veya içerik üretirken de benim onuncu postum.
Ama size ilk kez denk gelen birisi ve yeni takipçiniz olacak birisi sizin daha yeni başladığınızı bilmiyor ve bunu bence anlamamalı.
O kadar bu işi hep yapıyormuş gibi davranmalısın ki şizofrenik bir şekilde az önce de konuştuğumuz gibi.
Bence bu çok önemli bir.
İkincisi ekipleşme inanılmaz önemli.
Ekipleşme derken?
Ekipleşme derken şöyle her şeyi kendin yapamıyorsun.
İşte mesela podcast'a başladığın...
Hem bölüm içerini yapayım hem editini yapayım hem işte görselini hazırlayayım yayını alayım.
Hepsini birden yapmak gerçekten zor oluyor ve insan o zaman istikrar sağlayamıyor.
Bunlar zaten bence birbirine bağlı.
Ya sen bir ekipleşmeye gittiğinde mesela biz danışmanlık alıyoruz ya BPT'den.
Onlar editi yapıyorlar, görselleri hazırlıyorlar.
Biz öyle çalıştığımızda daha profesyonel gözüküyoruz.
Daha profesyonel olduğunda...
Ve ekiple ilerlediğinde daha istikrarlı oluyorsun.
Çünkü en önemli ikinci şey de istikrar.
Hatta en önemli birinci şey bence.
Evet, katılıyorum.
Yani seni bir kişi bile takip ediyorsa, bir kişi bile dinliyorsa seni yine de her hafta aynı gün veya ayda bir de olabilir bu.
Ayda bir bile olsa aynı zamanda o bölümü atman lazım.
O postu atman lazım.
Evet, evet. Zaten altyazılar da böyle çalışıyor.
Evet, istikrarlı olunca o bir de alışkanlık haline geliyor bence.
Ve alışkanlık haline gelince de onu yapmak çok daha kolay oluyor.
Mesela eskiden bunu yapmıyordum ama şu an 6 aydan uzun süredir yapıyorum ve alışkanlığım haline geldi.
O yüzden hani tak tak yapıyorsun böyle otomatik olmaya başladı diyebilirim.
Evet, hayatın bir parçası haline geliyor.
Evet, o yüzden istikrar çok önemli gerçekten.
Bence de. Ben ne tavsiye verirdim diye düşünüyorum.
Yani mesela kendinize bir süre tanımak.
Benim bu başta 6 aydı.
O 6 ayın sonunda işte bunu değerlendireceğim.
Ama 6 ay bitene kadar işte şunu şunu şunu yapacağım demek de bence işe yarıyor.
Ben öyle demiştim en azından.
Öyle koşullanınca gerçekten motivasyonunu kaybetsen bile devam ediyorsun diye düşünüyorum.
Yani benim önerebileceğim şey de bu olurdu.
Bu uzun bir yol bir de.
Mesela 6 ay aslında uzun geliyor insana başlarken ama içindeyken ne kadar kısa olduğunu anlıyorsun.
Evet. Onu da göze almak lazım.
Çünkü bir şeyler çok hızlı olsun istersen bence hayal kırıklığına uğrarsın ve o zamana kadar verdiğin emek de boşa gider.
Evet. O yüzden sabır ve istikrar.
Kesinlikle sabır ve istikrar.
Bir de şunu da ekleyebiliriz belki yaptığın işin gerçekten düzgün olması gerekiyor yani senin içinden gelmeyen bir şey yaptığında bence sosyal medya böyle çok sığ
bir yer gibi gözüküyor ama gerçekten ulaşmak istediğin insanlara ulaşman için içinden gelerek yapman gerekiyor mesela çok garip ben bazen Zorla bölüm çektim oluyor.
Belki 2-3 tanedir ama var.
Ve en az dinlenen bölümler onlar.
Çünkü o an içimden gelmeyerek yaptığım için bir şekilde onun enerjisi geçiyor.
Yani insanları hafife almamak lazım bence.
Bence biz onu zaten yapmıyoruz.
Sende gözlemlediğim şey de o.
Yani her bir kişiye, her bir kişi seni dinleyicin olduğu için saygı duymak ve...
Sen bu içeriği üretiyorsan kaliteli bir şekilde üretmek.
Buna önemli diye düşünüyorum.
Onun enerjisi de geçiyor.
Zaten kaliteli bir şey yaptığında başarma ihtimalini artırmış oluyorsun.
Zaten kimse buna şey diye başlamıyor.
İçerik üreteyim de takipçim olsun falan.
Çünkü aşırı emek ve zaman alan bir şey.
O yüzden kaliteli bir şey sunarsan zaten yani...
başarmaya doğru adım atmış oluyorsun gibi bir şey oluyor.
Evet. Bir de yatırım bunların hepsi.
Yani senin oraya attığın bir real estate yatırım, senin çektiğin bir bölümde yatırım.
Mesela işte şu an 41.
bölümü sundun sen değil mi?
Sunacağım. İlk 5 bölümünü düşün, 10 bölümünü düşün.
Onlar aslında o an sen 10.
bölümde olduğunu düşünüyorsun.
Ama şu an artık 41'e geldin ya.
41'i dinleyen adam en baştaki bölümlerine de gidiyor.
Onların dinlenmeleri de artıyor.
O yüzden çektiğin her bir reel, çektiğin her bir podcast bir yatırım oluyor.
Bence o yüzden hepsine ayrı ayrı kaliteli içerik üretmeye çok önem vermek lazım diye düşünüyorum.
Ama bunu mükemmelleştirme yapmadan.
Mükemmelliği beklersen olmuyor çünkü.
Özellikle Instagram konusunda.
Pat pat pat bence Instagram'da Reels atacaksın, post atacaksın ama bir yandan da yatırım olduğunu bilmek lazım.
Evet o aradaki dengeyi iyi kurmak gerekiyor bence.
Aşırı mükemmel olsun demek de hani senin aksiyona geçmeni engelleyen bir şey.
Elimden geldiği kadar iyi olsun yeter demek lazım ve öyle devam etmek lazım bence.
Yani bizim de sonuçta ne bileyim kameramız yok işte.
Sen kitabın üstünden...
Kayıt alıyorsun mikrofon kitabın üstünde duruyor.
Burada bir sürü kitap var çünkü mikrofonum çok küçük.
Şu kadar falan. Yani ekipman da önemli aynı şekilde.
Ekipman da önemli aynı şekilde ama başlamak için illa her şeyinizin olmasına da gerek yok.
Benim telefonum mesela iPhone 11 ve kırık kamerasının birisi.
Ama atıyorum devamlı.
Story atıyorum, post atıyorum.
Her şeyi atıyorum. İşimi görüyor.
Onlara da çok takılmamak lazım.
Aynen. Bence de katlıyorum.
Peki bir şey merak ediyorum.
Bu ikimizin de gerçekten çok yakındığı bir konu.
Çevrenin seni desteklemesi veya desteklememesi, daha çok desteklememesi hakkında ne düşünüyorsun, ne hissediyorsun?
Yani bu gerçekten kanayan yaramız.
Ama bir yandan da şöyle.
Siz bir işe başladığınızda mesela ben avukat olarak biliniyorum çevremde, ailemde, sosyal hayatımda.
Sen kimya mühendisi olarak biliniyorsun.
Bunun yanında bir şeye başlamak istediğinde özellikle yaratıcı bir işe başlamak istediğinde bence insanlar hiç ciddiye almıyor.
Ay evet. Hiç kalkmıyorlar.
Muhtemelen bu konularla alakalı değiller.
O ayrı bir problem. O yüzden de ciddiye almıyorlar.
Bir yandan da sosyal medyayla ilgili şöyle bir şey var.
İşte hani bu influencerlar çok gömülüyor.
O yüzden de... cringe buluyorlar evet çeşitli sebeplerden benim en çok gözlemlediğim şey en yakınların desteklemiyor abi çok garip ben bunu
gerçekten çok garip buluyorum ben çok garip ve kırıcı buluyorum açıkçası ve önceden buna çok takılıyordum hatta bununla ilgili bir bölüm çektim hani orada benim en yakın arkadaşım en
yakın arkadaşım yani gerçekten kardeşim gibi olan bir insan Ben ilk 10 ay boyunca kız benim podcastimi dinlemedi.
Böyle bir şey olabilir mi mesela?
Düzenli atmıyordum o zaman ama atıyorum 10 bölümüm vardı, 5 bölümüm vardı.
Kız hiçbirini dinlemedi, ignorluyor.
Hiç yokmuş gibi. Bir şey diyeceğim, benim de yakın arkadaşlarım dinlemiyor bu.
Gerçekten mi? Çok garip geliyor bana.
Çünkü ben onlar yapsam merakla dinlerim.
Ama belki de bizim ilgimiz olduğu için mi merakla bakıyoruz?
Bilmiyorum ben şey diye düşünüyorum işte arkadaşlarım veya kardeşim de böyle yaratıcı bir şey yapsa podcast yapmaya başlasa.
Bu arada kardeşim güzel sanatlar okudu yani onun yaptığı şeyleri de paylaşıyorum neyse.
Benim ilgimi çekmese bile dinlerdim çünkü sevdiğim birisi yapıyor hani destek olmaya çalışırdım.
Aynen yani ve bilmiyorum niye yakınlarım bunu yapmıyor anlamıyorum.
Çok komik ama erkek arkadaşım Fransız ve...
açıyor yani sesi kısıyor ama dinlemiş oluyor işte instagramdaki gönderilerimi beğeniyor anlamasa bile falan yorum yapıyor işte destek olmak cidden böyle bir şey
ben de dediğim gibi bu konuda o kadar dolmuştum ki bir bölümde bildiğin en yakın arkadaşıma sövüyorum işte gömüyorum onları yani neyse ki dinlemiyor yok yok
o sonradan başladı hani baktı Kanal bir yerlere gidiyor artık hepsini dinliyor ama açıkçası en başta göremediğin o destek insanı her zaman üzüyor.
Mesela kardeşim de hiç dinlemiyor.
Kardeşim bir kere bile paylaşmadı sanırım ki bizim yaşlarımız aynı sayılır.
Aynı yaş grubundayız.
Onun Instagram'daki insanlara hitap ediyorum mesela.
Onun arkadaşları dinliyor. Kardeşim cringe buluyor.
Abi o mu? Yani bilmiyorum.
Bana çok enteresan geliyor ama burada bence asıl nokta şu.
Seni hiç tanımayan insanlar destek oluyor ya orada diyorsun ki hani ne kadar tatlı insanlar var.
Evet ya gerçekten. Bir şekilde destek oluyorlar.
Evet öyle tanımadığın insanların sana geri dönüş yapması, destek olması, paylaşması falan o kadar iyi geliyor ki insana o kadar motivasyon oluyor ki ben mesela Bir
takipçimle neredeyse kozmetik sırlarının başlarından beri konuşuyoruz böyle DM'den.
Gerçekten arkadaş gibi olduk.
Hani birbirimizin ne bileyim hayatlarını biliyoruz.
İşte bir kere bana şey demişti hatta çok tatlı bulmuştum.
Bütün gün story atmamıştım.
Çünkü işte görülmelerim azalmıştı.
Sinir olmuştum falan. Akşam bana şey diye mesaj atmış.
Hani bugün story atmamışsın.
Hani bir şey mi oldu iyi misin falan demişti.
Çok tatlı ya. Ya evet bilmiyorum insanlar bence çeşitli sebeplerden paylaşmıyor.
Mesela bir story atacaksın ya dinliyorlar bir de ama ona rağmen bir story paylaşarak o insana destek olabilirsin ama bunu tercih etmiyorlar.
Kimse salak değil açıkçası.
Herkes bunu bilerek yapıyor.
Bilerek sana destek olmuyor bu insan.
Ama şunun ben çok farkındayım.
Yani kanal bir yere geldiğinde, podcast büyüdüğünde o zaman paylaşacaklar.
Yani buna çok eminim ama artık hiçbir anlamı kalmamış.
Evet ama çok geç olmuş olacak.
Evet. Ama belki bunu tavsiye olarak da söyleyebiliriz.
Hani çevrenizdeki 3-5 kişinin bu konuya bakış açısı yüzünden içerik üretmeyi bence ertelemeyin.
Mesela ben o yüzden erteledim yıllarca.
Evet bence de. Yani yakınlarınızın sizi onaylamasına ihtiyacınız yok çünkü tanımadığınız insanlar sizi onaylamaya başlayacak.
O yüzden onlara takılmanıza hiç gerek yok bence.
Evet. Bir de her ürettiğin şeyle herkese hitap edemezsin zaten.
Herkese geçmez o.
Asıl alıcıya geçmesi daha önemli.
Tabii öbür açıdan duygusal bir savaş veriyorsun bir yandan da.
Kırgınlıklar oluyor ama onu da çok takmamak lazım.
O insanın hayata bakış açısıdır deyip geçeceksin.
Evet öyle. Ben eskiden takıyordum bu arada ama şu an no hard feelings ama anlamıyorum.
Gerçekten anlamıyorum.
Çünkü ben olsam yapardım.
Neyse şey daha güzel aslında bir yandan hani büyüdüğünde onların desteğiyle değil de kendi çabanla büyümüş olacak olmak ve kimse yani
kendi tırnaklarına kazımış olacak olmak o da ayrıca kıymetli.
Hani kimseye borçlu kalmazsın benim yani.
Evet evet bir de onun verdiği tatmin duygusu da çok başka bence.
Kesinlikle. Evet o yüzden çevrenizi takmayın.
O dostlarla başlamak lazım.
Bazı insanlar da hani kötü niyetten değil ama anlamıyorlar sadece.
Hani başta anlamlandıramıyorlar belki ciddiye almıyorlar.
O yüzden oluyor. Benim en yakın arkadaşım öyleydi bence mesela.
Hani anlamlandıramadı o kadar uzun süre de olsa.
Onda artık hani destek oluyor mu bir noktada o da önemli oluyor.
Öyle. Evet.
Peki sence, yani şu an ikimizin de iki bin küsur takipçisi var Instagram'da.
İşte aynı noktalardayız hemen hemen.
Sence iyi bir içerik üreticisi nasıl olmalı?
Ya bence çok zor bir soru ama nereden ele alabiliriz bunu?
Ya şuradan ele alabiliriz belki.
Az önce dediğimiz gibi kaliteli içerik üretmek önemli.
Niyet bence çok önemli.
Ya sen insanları tabiri caizse silkelemeye çalışırsan, Evet belki hızlı büyürsün ama kaliteli büyüyemezsin veya doğru kitleyle büyüyemezsin
ki doğru kitleyle büyüyemediğinde Instagram'da Spotify'da her yerde seni bir süre sonra algoritmadan düşürüyor.
Yani o insanlar fake hesap gibi senin hesabında etkileşimsiz kalırsa takipçi sayın istersen 100 bin olsun 200 bin olsun sen daha fazla insanın önüne düşmüyorsun.
O yüzden bence... az ve öz içerikle belki bazen daha iyi niyetlerle büyümek önemli kötü bir niyetle işte ben şunu yaparım zaten bir sürü takipçi gelir işte insanlara şöyle söyleyeyim zaten
inanırlar ya bunlar çok korkunç şeyler iyi içerik üretilsin bence en baştaki şey bu çünkü ileride reklam alıyorsun ya reklam aldığında o insanın sana güvenebilmesi lazım zaten öyle olunca
markalar seninle çalışıyor çok katılıyorum bir de İzlensin diye saçma sapan şeyler yapan insanlar var.
Bence iyi bir içerik üreticisi çizgisini koruyarak ilerliyor.
İşte saçma sapan şeyler yapmıyor sırf trend diye mesela.
Bence de. Bir de yani ne bileyim her gelen işbirliği her gelen teklifede evet deyince.
Ya öyle içerik üreticileri var bence.
Hatta böyle internette yazıları da var.
Hani güvenilmeyen influencerlar falan.
Ya çok korkuyorum. İşte bir gün çıkıyor ben bu kremi kullandım şu etkiyi aldım diyor.
İşte ne bileyim 3 hafta sonra çıkıyor bu benim favori kremim falan diyor.
Kim inanacak ki sana yani.
Bir çizgin olmalı.
Olmalı sonuçta o reklamı illa favori kremim diyerek yapmak zorunda değilsin ki.
Hani tamam bu bir reklam ve bu bir iş.
İkir kremi de tanıtabilirsin ama ikisine de beğendiğin farklı özellikleri söyleyebilirsin diye düşünüyorum.
Yani bu yüzden güvenilirlik açısından da istikrar sağlamak çok önemli.
Yani ben buna çok dikkat ediyorum.
Takip ettiğim insanlarda da buna çok dikkat ediyorum.
Yani devamlı sana mükemmel görünmeye çalışan insanları ben hiç sevmiyorum mesela.
Bana çünkü yetersiz hissettiriyor ve sığ geliyor.
Yani gerçek değil ki suni bir dünya.
Evet ben de öğle hesapları takip etmeyi bıraktım bu arada.
Şeyde sinir oluyorum.
Bunu bazen söylüyorum. Arkadaşlar bugün çok işim var.
Evet işin ne?
Aya falan gidiyor.
Aynen spora gitmek, notere yetişmek.
Yani ne yaşıyorsunuz?
Hani şey de değil.
Bunu Hakan Sabancı falan bile yapmıyor.
Sabancı'da olsan ve Hakan Kopuk'a olsan seni anlarım.
belki ama sen zaten bir yaşa kadar böyle hayat gayresiyle gelmiş bir insansın ve daha şurada belki 5-10 yıldır rahatsın ne çabuk unuttun insanları yani insanların aklıyla dalga geçiyorlar
resmen çok işim var notlar alıyorlar bilmem neler işte botoksla gidiyorum falan abi ne işi ya sen orada yani güzelleşmeye gidiyorsun ay
ben de çok sinir oluyorum valla öyle şeylere yani Bilmiyorum o yüzden doğal hani gerçek hayatını paylaşan influencerlar hani bir maskenin arkasına saklanmayan influencerları
çok daha fazla seviyorum ve takip edesim de geliyor zaten.
Çünkü ben sonuçta sosyal medyayı kötü hissetmek için kullanmıyorum.
Hani bana bir şeyler katan içerik üreticilerini takip ediyorum.
O yüzden...
Önemli bence. Benim için önemli yani bu.
Ne tükettiğin çok önemli sosyal medyada.
Çünkü günün sonunda sana yetersiz hissettiren de o.
İşte benim gibi insanlar varmış diye senin içini rahatlatan da ora oluyor.
O yüzden nasıl içerikler tükettiğin senin psikolojin açısından çok önemli.
Onu filtrelemek lazım yani güzel bir şekilde.
Ki bence dünya zaten şeye gidiyor artık.
Hani daha doğallık, daha samimiyet.
Mesela böyle karşılıklı konuşmalar.
İnsanlar artık böyle şeyleri seviyor.
Ve çok havalı ve çok ulaşılmaz şeylerdense.
Evet bence de.
Ben zaten anlayamıyorum.
Hani unboxing yapıyor mesela.
Bir sürü lüks marka çanta manta göndermiş.
Niye izliyor?
İnsanlar bunu sahip olamadıkları için mi?
Anlayamıyorum o psikolojiyi.
Dünyada neler oluyor?
İnsanlar nasıl yaşıyor? Bunları merak etmek aslında tamam güzel bir şey.
Ama şöyle bir şey.
Devamlı sende olmayan bir şey izlersen de çok yokluk psikolojisine ve yokluk enerjisine giriyorsun.
Devamlı bende yoku izliyorsun.
Bende yoku izledikçe zaten sende var olacaklar sana gelmiyor.
Enerjisel anlamda da böyle oluyormuş.
Evet. O yüzden ne yapıyoruz?
Bize benzeyen içerik üreticilerini takip ediyoruz.
Mesela biz. Mesela biz.
Peki bunun devamında bir soru daha sormak istiyorum.
Asla çekmem dediğin bir içerik türü var mı?
Bilmiyorum. Hem çok var hem yok gibi.
Zaten sen başla.
Senin var mı? Bir düşüneyim ben.
Ya ben şeyi sevmiyorum.
Mesela 5-10 tane influencerla Anlaşıyorlar, aynı ürünü tanıtacaklar ve hepsi böyle aynı şeyi söylüyor.
Hani script okuyor gibi.
O bana biraz itici geliyor.
Hani doğal olmadığını anlıyorsun.
Bunlar bir şey okuyor.
Hani ürünü kullanmış mı, kullanmamış mı, sevmiş mi, sevmemiş mi belli değil.
Yani hepsi aynı şeyi dediği için de bir de zaten...
Takip ettiğin influencerlar az çok belli.
Hitap etmek istedikleri kitle az çok belli.
O yüzden büyük ihtimalle birisini takip ediyorsan öbürünü de takip ediyorsun.
Ve aynı anda ikisinin de üçünün de aynı dediği şeyleri görüyorsun.
Bu bana çok itici geliyor.
O yüzden böyle bir içerik çekmek istemem.
Eğer bir marka bir gün benimle iş birliği yapmak isterse de böyle...
her şeyin yazılı olduğu bir şey de söylemek istemem hani gerçekten kendi düşüncelerimi paylaşarak işte şöyle iyi böyle iyi ama mesela atıyorum işte kuru
ciltlere iyi gelmeyebilir falan filan diyebilmek isterim yani çünkü sonuçta her ürün herkese uygun olmuyor kozmetik olarak düşünürsek yani saç şekillendiriciler de öyle bence o yüzden
bilmiyorum ben zaten özgürlüğü seven bir insanım o yüzden bu tip işbirliklerinde de bir tık özgür kalmak isterim yani.
Ama o markaya bağlı işte.
Yani markanın sana o esnekliği sağlamasına bağlı.
Bence orada markaların çalıştığı ajanslarda da sıkıntı var.
Yani orada öyle birif veriyorlar ki influencer'a veya içerik üreticisine her neyse.
Herkese aynı şeyi söyletiyor.
Çünkü o marka da onu vurgulamak istiyor.
Ama tüketici de salak değil ki.
Yani fark ediyor dediğin gibi sıkıyor.
Aynen. O da kötü bir strateji var.
Umarım esnek markalarla hani yani içerik üreticisine güvenen markalarla çalışırız ve böyle içerikler üretmek zorunda kalmayız.
Çünkü gerçekten sevdiğin bir kullandığın bir marka da olabilir ama sana verdiğim şekilde tanıtım yapman gerekiyor da olabilir.
Evet. O can sıkıcı.
Biraz öyle. Yani sen de mi böyle düşünüyorsun bu arada yoksa çekmeyi Çekmekten hoşlanmayacağın başka bir içerik türü olur mu?
Ya ben şeyden mesela hiç hoşlanmam ve bunu yapmam yapmıyorum da.
Şimdi sosyal medyada büyümenin bazı yolları var ve bunun en hızlı yollarından birisi en hızlı yolu hatta linçlenmek.
Yani kötü reklam da reklamdır mı?
Reklamın iyisi kötüsü olmazdır diye bir laf var ya bunu sosyal medyada görüyoruz.
Yani linçlenen insan inanılmaz prim yapıyor ve inanılmaz hızlı büyüyebiliyor.
Benim de podcastimin konusu gereği aslında çok linçlenebileceğim şeyler söyleyebilirim.
Bazı linçlenebileceğim şeyleri düşünüyorum bu arada.
İşte erkeklerle ilgili falan.
Gerçekten düşüncelerim öyle aslında.
Ama onu podcaste söylesem de mesela Reels'de alırken podcastin o kısmını almıyorum.
Çünkü onu linçlenerek büyümek istemiyorum.
Bu benim hayatta gerçekten...
En önem verdiğim şeylerden birisi bu sosyal medya konusunda.
Yavaş büyüyüm ama olumsuz yönden büyümeyeyim yani.
Bilmiyorum bu sosyal medyayı kullanmak oluyor.
Bu da kötü bir niyet oluyor bence.
Evet. Onu çekmem yani bilerek linçlenmek için, insanların ağzına laf vermek için bir şey söylemem mesela.
Evet evet çok haklısın.
Ben de öyle düşünüyorum yani.
Linçlenerek büyüyeceksem büyümeyim daha iyi bence.
Güzel içerik ürettiğimiz için insanlar söylediğimiz şeyleri sevdiği için, değerli bulduğu için takip etsinler bizi.
Linçlenmek bir de biraz negatif enerji.
Öyle bir şey istemiyorum.
Gerçekten düşünürüm atıyorum.
O düşünceme katılmayan bir insan kitlesi olur.
Tamam. Ama bunu bilerek yapan insanlar var.
Ben bunu söyleyeyim de işte bunu Reels'de bu kısma koyayım da bu patlasın.
Yani bu yok. Evet.
Ay ne kadar aynıyız ya.
Seninle umarım gerçekten tanışırız bir gün.
Ya evet ben İstanbul'dayım.
İstanbul'da da olur. Sen yurt dışındasın.
O yüzden beklememiz zor oluyor.
İkimiz de aynı buduz bu arada.
Evet ikimiz de Başak Burcu'yuz.
Birkaç gün Ara'yla doğmuşuz bu arada.
Çok komik. Bu arada Başak Burcu olmanın faydasını bence görüyoruz biliyor musun podcast yaparken?
Evet düzenli olmak işte disiplinli olmak.
Yani işe takık olmak bunlar kurumsal hayat nasıl sana disiplin sağlıyorsa bence Burcu'nun özellikleri de sağlıyor.
Bu da bir içerik üreticisi kriteri Başak Burcu veya yükselen Başak olmanız lazım.
Değilseniz bu iş yaş yani olmaz.
O kadar markalardan konuştuk.
Sana hangi marka sponsor olsun istersin?
Böyle hayal ettiğin bir marka var mı?
Ya şöyle O Ses Çiğ Köfte.
Ben O Ses Çiğ Köfte bağımlısıyım.
Gerçekten o kadar seviyorum ki Doritos'un Çiğ Köfte'ye alakası ama tabii ki onu.
O'nun da o alakası.
Ay çok iyi. Hayval özelinde değil de herhangi bir böyle Güvendiğim bir psikolojik danışmanlık epiyle çalışmak isterim mesela.
Çünkü benim podcast'a başlamamı sağlayan şey zaten terapi sürecinden geçmek olduğu için benimle çok özdeşleşiyor bence.
Gerçekten inandığım bir şey.
Ve ben de gerçekten online terapiyle başlamıştım.
Bunu çok içten bir şekilde önerebileceğimi düşündüğüm için benim için böyle bir başlangıç iyi olabilir diye düşünüyorum.
Mantıklı. Ben de bu arada online terapiyle başladım işte terapi sürecime.
Hala da öyle devam ediyorum zaten.
Yani herkes terapiye gitmeli bence.
O evinin konforunda olması çok iyi.
Her an açabiliyorsun ya pijama arasını aç direkt gir.
Zaten terapiye düzenli giderken bazen insanın modu kötü oluyor.
Dışarı çıkacak hali olmuyor. Evden girmek çok iyi oluyor.
Bu arada ben de biraz düşündüm hangi marka bana sponsor olsun isterdim diye.
Ya ben SVA markasını çok seviyorum.
SVA mı? SVR mi?
Nasıl diyorsunuz? Siz Türkiye'de bilmiyorum.
SVR mi diyorlar?
O markayı biliyor musunuz?
Hayır. Ne markası?
Kozmetik markası. Yani dermokozmetik.
Ama o markayı çok seviyorum ben.
Yani marka imajı, işte ürünleri falan.
Yani çok fazla ürününü kullanmıyorum ama seviyorum sonuç olarak.
Onlar bana sponsor olsun çok isterdim yani.
Kullandığın için ve gerçekten kalpten önerebileceğin için.
Onlar veriyorlar mı sponsorluk?
Bilmem. Yani Türkiye'de henüz çok tanınmıyor sanırım.
Bazı influencerlar da görmüştüm o markayı.
Bilmiyorum belki ileride Türkiye'de büyürse olabilir.
Büyümeden bir mail atabilirsin belki.
Aynen. Ya birkaç markaya mail...
Olabilir tabii. Ben bir mail atmayı deneyeyim.
Gerçi birkaç markaya mail attım ve geri dönmediler.
Boşver atı gitsin ya.
Ben de hayvele atmıştım hayvele de dönmedi.
Bu da bir manifest türü sonuçta.
Bu arada bir şey diyeceğim.
Ben o manifesti yaparken şöyle bir şey oldu.
Benim yıllardır 10 yıldır görmediğim bir arkadaşım listeden takımdan bir arkadaşım bana mesaj attı.
Dedi ki işte Zeynep ben podcastlerini dinliyorum çok seviyorum falan dedi.
Kızı Boğaziçi mezunu.
Ve dedi ki ben senin podcastlerini Hayvel'in kurucusu arkadaşım ona önereceğim demişti.
Oha çok iyi. O kızı çekmiştim mesela hayatıma.
Ama şöyle podcast daha çok başında olduğu için mail attık.
Çocuk da ilgilendi ama daha çok başındaydı ve reklam verilecek bir durumda değildi henüz.
Büyü de gel dediler.
Ay ama bu manifest şekli çok iyi.
Ben de bunu yapmaya başlayacağım.
Hiç aklıma gelmemişti biliyor musun?
Ama çok mantıklı yani. Ben buna gerçekten hani o kadar inanıyordum ki.
Terapiyle ilgili konuşuyorum. Ağzımdan çıkıyordu.
Yani insanlarda başlasın istiyorum çünkü terapiye.
Ve diyorum ki ya keşke hani onlara böyle bir indirim kodu olsa falan.
Böyle inanarak şizofrenik bir şekilde söyledim.
Devam edeceğim ya utanmayacağım.
Ama ben gerçekten Haybel'i seviyorum ve Yani çevreme de öneriyorum ben de kullandığım için ve bendiğim için.
O yüzden böyle sponsorluk gibi değil de öneri gibi oluyor zaten.
İkimizi de kullanıyoruz sonuçta.
Yani o günleri de görürüz umarım ya.
Görürüz. Peki eklemek istediğin bir şey var mı?
Ben çok eğlendim gerçekten.
Birbirimizi tanımamamıza rağmen bence muhabbet aktı gitti.
Bence de. Eklemek istediğin bir şey varsa ekleyebilirsin.
Yoksa bölümü kapatabilirsin.
Belki şunu söyleyebilirim.
Bazen yine TEDx konuşmacısı gibi başlıyor.
Ama gerçekten mesela şu an onu fark ettim.
Ben böyle ilk kez bir kanalı konuk oluyorum.
Benim kanalı ilk kez birisi konuk geldi.
Hani böyle şeyler insanı geriyor normalde.
Ama sizi geren şeylerin üstüne gitmedikçe de...
Olduğunuz yerden genişleyemiyorsunuz, çıkamıyorsunuz.
Bu her konuda böyle. O yüzden bazen insanın kendini challenge'lamak denir ya.
Challenge'laması lazım, push'laması lazım.
Böyle devamlı yabancı kelime kullanan gıcık tipler gibi oldu.
Ama challenge'lamanın da Türkçesi yok bence.
Kendi zorlaman lazım diyeyim.
O alıştığın alandan çıkmak için kendini zorlayacaksın ki yeni kapılar açılacak.
Bizim seninle tanışmamız da yeni bir kapı ve dış iletişime açık olarak oldu bu mesela.
Evet gerçekten. Ben bu arada introvert birisiyim.
Hani çok öyle insanlarla yani partiye gideyim şöyle dışarı çıkayım falan kafasında değilim hani.
Ama sosyal medya sayesinde de bayağı insanla tanıştım.
Hani içerik üreticisiyle yani takipçilerimle de konuşuyoruz DM'den.
Gerçekten bayağı kapı açıyor ya o mentalitede olmak.
Bir de ben konfor alanımda kalmayı seven birisi değilim.
Hep böyle dışına çıkmak istiyorum.
Bir şey böyle rutine bağlayınca veya beni challenge etmeyince sıkılıyorum abi.
Bu da belki manyaklık olabilir.
Biraz otur hani keyfini çıkar.
Ya evet. Mesela dedik ya işte hafta sonu akşam falan oturup da edit yapıyoruz, reels yapıyoruz diye.
Ben uzun zamandır böyle hafta sonu bomboş yattığımı hatırlamıyorum.
Sen de öyle. Ben de gerçekten.
O yüzden o kadar özledim ki.
Bir yandan çok özledim ama bir yandan da demek ki karakter olarak devamlı bir şeyler denemek istediğimiz için de kendi kendimizi rahat bırakmıyoruz.
Eğer sizin de içinizde böyle bir şeyler deneme isteği olduğunu düşünüyorsanız bence deneyin.
Bu her şey olabilir. İlla içerik üretmek zorunda değilsiniz.
Her konuda olabilir. Atıyorum tiyatro kursudur, başka bir şeydir, alakasız bir şeydir.
Evet, çok katılıyorum.
Yetişkin hayatında insan denemeye korkuyor bazı şeyleri.
Ama denemekten ne gelebilir ki?
Kafanızda bir hayal varsa, yapmak istediğiniz bir şey varsa en kötü denersiniz ve olmaz.
En iyi ihtimalle de çok hoşunuza gider.
İşte kendinizi bulursunuz.
Kişiliğinizin yeni bir parçasını keşfedersiniz ve oradan devam edersiniz.
O yüzden ben her şeyi deneme taraftarıyım.
Hani deneyerek o şey hakkında bir fikir ediniyorum.
Podcast da bunlardan birisi oldu zaten.
O yüzden deneyin ya.
Aynen deneyin. İyi ki de olmuş.
Evet. İyi ki tanışmışız.
Evet. Bir şeylerle uğraşan ve bir şeyler için emek harcayan insanları bence destekleyin her zaman.
Biz mesela evle birbirimizi hiç tanımıyoruz ama birbirimizi destekleyerek DM'den tanıştık.
Bu kızların gerçekten güzel bir şekilde birbirini desteklemesi de çok güzel oluyor.
Şimdi 8 Mart haftasındayız bu konu da önemli olacak.
Ama yani kadın kadının kurdudur diye bir iğrenç bir laf var ya.
kadın kadının yurdudur mu diyorlar onun yerine öyle bir şey diyorlar öyle cringe bir şey de demeyeyim ama gerçekten bir kadının bir kadını anlaması ve yükseltmesi bambaşka bir şey çevrenizdeki kadınları
destekleyin erkekleri boşverin buradan 50 ilk buluşmaya bağlanıyoruz ama gerçekten bu
dediğine katılıyorum yani iş hayatında bile kadınlar bazen birbirini Böyle birbirinin üstüne çıkmaya falan çalışıyor.
Dating hayatı da olabilir her alanda yani.
Ama ben o toksik duyguları sevmiyorum.
O yüzden destekleyebildiğim şekilde çevremdeki kadınları desteklemeye çalışıyorum.
Bir de şöyle bir şey var.
Dünyada çok fazla insan var.
Bu demek oluyor ki çok fazla tüketici var.
Yani aslında pasta o kadar büyük ki burada.
Birisini desteklemeyince senin eline bir şey geçmiyor.
Onun kitlesi farklı, senin kitlen farklı veya ikinizin kitlesi aynı olabilir.
Bir insan atıyorum bizim konumuza bir podcast dinleyecek diye bir şey yok ki.
Seni de dinler, beni de dinler.
Mesela ben bazı podcasterlarda bunu fark ettim.
Bence sinsi bir şekilde başka podcasterları paylaşmıyorlar.
Bence bu mesela bu çok sinsi bir hareket.
Bence de. Ya paylaş.
O da dinlensin. Başkası da dinlensin.
Zaten herkese yetecek kadar bir pazar var ortada.
Aynen. Bu arada Türkiye'deki podcast pazarı baya küçük zaten.
Hani öyle Amerika'daki gibi aşırı büyük de değil.
Zamanla büyüyecek.
Evet. Ben de bunu çok saçma buluyorum ya.
Paylaşmak lazım. Pozitif duygularla beslenelim yani.
Evet. O da insana kapılar açıyor bence.
Hani böyle pozitif.
şeyler yapmak, insanlara destek olmak falan.
Bir kere kendin için iyi bu arada.
Hani birisine destek olduğunda mutlu oluyorsun falan ve pozitif bir geri dönüşü de olabiliyor bazen.
Evet. Bu kamu spotundan sonra.
İzlediğiniz için teşekkür ediyoruz.
Umarım hoşunda gitmiştir.
Kanalıma konuk olduğun için sana da teşekkür ederim Zeynep.
Teşekkür ederim. İkimizin Instagram hesaplarını aşağıya bırakacağız.
Zeynep'i de takip etmek isterseniz Bilinç Akışı Podcast diye Spotify'da, YouTube'da, Apple Podcast'ta her yerde bulabilirsiniz.
O zaman bir sonraki bölümde görüşmek üzere diyorum.
Güzel bir hafta geçirin.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
