
Yine saçma bir trendle baş başayız, ironik özürler paylaşan markaları tartışıyoruz…
---
Beni Instagram'dan takip et: kozmetiksirlari_podcast
İletişim için: kozmetiksirlari.podcast@gmail.com
---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Referanslar için: https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
---
Bana destek ol 💅🏻✨https://buymeacoffee.com/kozmetiksirlari
Transkript
Bu saçma trendi kim başlattı bilen var mı?
Ben ilk Franklin'de gördüm sonra tek tek herkes aynı şeyi yapmaya başladı.
E bir noktadan sonra herkes yapınca özgürlük diye bir şey kalmıyor zaten.
Kesin görmüşsünüzdür arkadaşlar.
Markalar kendi kendini öven ama sözde özür dileyen postlar paylaştı.
Şey pardon. Özür dilemek ne zamandır övünme yöntemi oldu?
Bu ironik özür mesajları bence biraz yani bir tık cringe kaçtı.
Yok cildiniz ışıldadığı için özür dileriz.
Kendinizi iyi hissettiğiniz için özür dileriz.
Cilt bariyerinizi güçlendirdiğimiz için özür dileriz.
Of yeter yani. Kozmetik markasından tut mobilyacısına, restoranına, kafesine, AVM'sine, oteline kadar herkes aynı şeyi paylaştı arkadaşlar.
Sosyal medyanın çok boş bir yer olduğunu düşünmeye başladım ben şahsen.
Ama tabii ki bırakamıyorum da.
Podcast'ımı tanıtabilmek için sosyal medyada var olmam biraz şart.
Şimdi yalan yok.
Ben bu paylaşımları cringe buldum arkadaşlar.
Ama siz bunları gördünüz mü?
Gördüyseniz siz nasıl buldunuz?
Size cringe mi geldi yoksa eğlenceli mi?
Hemen bana DM atıyorsunuz.
Ya bence bir şey sırf trend diye yapmak zorunda değiliz.
Sosyal medyada içerik üreticileri PDRN kullanıyor diye bizim de onu alıp kullanmamız şart mı yani?
Ya da belki şunu da görmüşsünüzdür.
İnce bir şerit şeklinde paylaşımlar moda olmuştu bir ara Instagram'da.
Onu da bir sürü hesap yaptı.
Ben saçma bulduğum için yapmadım tabii ki.
Ya arkadaşlar trendleri takip etmek güzel de.
Sosyal medyada dönen her trendi de yaparsan senin özgünlüğün nerede kardeşim?
Benim de sevdiğim bazı trendleri yapmışlığım var ama hoşuma gidenleri yapıyorum sadece.
Bir de zamanım varsa yapabiliyorum tabii ki.
Böyle manyak gibi trend peşinde koşmuyorum anlayacağınız çok şükür.
Öyle bir zamanım da yok yani biliyorsunuz çalışıyorum, işe gidiyorum, spor yapıyorum.
Hani hayatın diğer alanlarında da faaliyet gösteriyorum.
Diyelim ki bu kadar işim yok, bütün işim sadece sosyal medya.
O zaman trendlerin peşinden koşar mıydım diye düşünüyorum.
E abi o zaman da koşmazdım yani benim karakterime uyumuyor.
Şunu da aşırı saçma buluyorum.
Sosyal medyada asıl özür dilemesi gereken kişiler özür dilememek için kırk takla atarken kimleri kastettiğimi anladınız siz değil mi bağlı çöreklerim?
Hiçbir kabahati olmayan markalar ironik bir şekilde özür diliyor.
Sosyal medya başımıza gelen en kötü şey olabilir mi arkadaşlar?
Bir tek ben böyle düşünüyor olamam.
Yani bilmiyorum işte sosyal medyanın etkileri ortada fazla tüketme yönlendiriyor.
Kendini beğenmemeye.
bir türlü tatmin olmamaya vesaire vesaire.
Bundan da başka bir bölümde konuşuruz tabii ki.
Ama sosyal medyanın etkilerini, her şeyden haberdar olmayı falan ben çok toksik bulmaya başladım.
Neyse o zaman sosyal medyayı da trenleri de Allah'a havale ediyorum ve podcast'ın bağımlılık yaptığı için hepinizden özür diliyorum.
Bölümleri bitirip yenisini beklemeniz için sizi bu kadar heyecanlandırmak istememiştim arkadaşlar.
E o zaman bir sonraki bölümde görüşürüz.
Bye!
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
