
Fransa Günlükleri: Yalnız Yaşamanın Getirdiği Özgürlük
23 Haziran 2025 · 7 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde Fransa’daki yalnız yaşama serüvenimi anlatıyorum.
Başlarda biraz garip, hatta zorlayıcıydı ama... Zamanla “tek başına” olmanın ne kadar özgürleştirici olduğunu fark ettim.
Gecenin üçünde makarna yapabilmek, sabah istediğin saatte uyanmak… Hepsi serbest! 🤓
Ama tabii tek başına yaşamak sadece özgürlük değil, biraz da sorumluluk, biraz da yalnızlık demek. Yalnız yaşarken insan gerçekten büyüyor, kendini tanıyor ve kendi rutinlerini oluşturuyor 🥰
Evlenmeden önce, üniversitedeyken ya da çalışmaya yeni başlamışken tek başına yaşamayı %100 öneriyorum!
---
Beni Instagram'dan takip et: Kozmetik Sırları
---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Referanslar için:
https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
---
Bana destek ol 💅🏻✨https://buymeacoffee.com/kozmetiksirlari
Transkript
Aslında bu 3. Fransa bölümünü Paris'te bir otel odasında kayıt almak istiyordum ama zamanım olmadı maalesef.
O yüzden şu an Cuma günü kendi kanepemin konforunda bu bölümü kaydediyorum.
E hoş geldiniz. Bugün konumuz yalnız yaşamak.
Diğer bölümleri dinlemediyseniz eğer ben Fransa'ya 19 yaşına geldim.
Neden 19 diye merak edecek olursanız Ankara'daki Charles de Gaulle Lisesi'nin anaokuluna ben bir sene geç başladım.
O yüzden de liseyi 19 yaşında bitirdim.
Sonrasında da direkt Fransa'ya geldim.
Bence 19 yaş yurt dışına gidip tek başına yaşamak için gerçekten küçük bir yaş.
Bu benim bilinçli olarak aldığım bir karar değildi.
Ama tek istediğim şey kimya mühendisliği okuyup kozmetikte çalışmaktı.
Bu yüzden de Fransa'ya gelmeyi tercih ettim.
İlk başlarda tek başına yaşamak gerçekten çok garip bir duyguydu.
Bildiğiniz tek başımaydım.
Yanımda güvenebileceğim hiç kimse yoktu.
Bir yetişkin yoktu. Bana en yakın arkadaşım Paris'te yaşıyordu.
Gerçekten tek başımaydım.
Kendi başımın içerisinde bakmak zorundaydım.
Yalnız olmak çok garip geliyordu.
Aynı zamanda da Fransızların içinde bilmediğim bir kültürde.
Hayatı da bilmiyorum.
Neyi nasıl yapacağım?
Kağıt işleri falan nasıl yapılır?
Hiçbir şey bilmiyorum. Çok...
Garipti gerçekten ve yani bilmiyorsanız söyleyeyim Fransızlar aşırı aşırı gıcık bir millet.
Hani bir şey soruyorsun ben bilmiyorum git şuna sor diyor.
Ona soruyorsun o başkasına yönlendiriyor falan.
Herkes böyle düşünün.
Yani anlayacağınız kimse işini doğru düzgün yapmıyor.
İlla birisinin peşinden koşmanız gerekiyor.
Neyse en azından basic yaşama skillerim vardı.
Yemek nasıl yapılır, temizlik nasıl yapılır, işte ne bileyim market alışverişi, çamaşır yıkamak gibi gibi şeyleri yapabiliyordum zaten.
Ama bunun dışında yardıma ihtiyacım olduğunda kimse bana yardım edemiyordu.
Hani okuldaki insanlara tabii ki danışıyordum.
Ama yakınımda bana yardımcı olabilecek bir yetişkin yoktu.
Zaten annemle babama sorsam bile Fransa'daki sistemin nasıl işlediğini bilmedikleri için Onlar da pek yardımcı olamıyordu.
Yani şimdi düşününce yazık onlara diyorum.
Hani ellerinden hiçbir şey gelmiyordu.
Ben uzaktayım. Üzülüyorlardır herhalde.
Hani bunu o zaman fark etmiyordum ama şu an fark ediyorum.
Onlar için de çok zor bir süreç olmuştur diye düşünüyorum.
Hatta kardeşim Fransa'ya geldiğinde bence benim burada olmam onları baya baya bir rahatlatmıştır diye düşünüyorum.
Hep yalnız yaşamanın kötü taraflarından bahsettim ama yalnız yaşamak gerçekten çok güzel bir duygu.
Düşünsene kimseye hesap vermek zorunda değilsin.
Kimsenin programına bağlı değilsin.
İstediğini istediğin zaman yapabiliyorsun.
Kimseye hesap vermiyorsun.
İstersen gecenin üçünde makarna yapıp yiyebilirsin.
Ve kimse sana bir şey demez.
Kimse seni yargılamaz.
İstersen sabaha kadar arkadaşınla gece kulübünde dans edebilirsin.
Arkadaşına gidip onda kalabilirsin.
Sabah istediğin saatte uyanabilirsin.
Çünkü evde gürültü yapıp seni uyandırabilecek hiç kimse yok.
Kelimenin tam anlamıyla özgürsün.
İstediğin şeyi yapmakta, istediğin yere gitmekte, istediğin şeyi yemekte yüzde yüz özgürsün.
Anlatabiliyor muyum?
Yani bu özgürlük o kadar tatlı bir şey ki.
Yanında bu kadar sorumlulukla birlikte gelse bile gerçekten bence insana çok iyi geliyor.
Hatta özellikle üniversite döneminde veya üniversiteden mezun olup çalışma hayatına geçtiğinizde bence illa bir tek başına yaşamak şart.
Tek başına yaşadığımızda gerçekten biz kimiz, ne yapmayı severiz, neleri sevmeyiz bunu görüyoruz aslında.
Ben mesela çay içmeyi çok sevmem ama ailem sabah akşam sürekli çay içtiği için ben de içerdim öyle.
Ama tek başıma yaşamaya başladığımda gördüm ki hiç böyle çay içme ihtiyacım yok zaten.
Ayrıca o kadar çay içmek de zararlı o ayrı konu ama neyse.
Yani böyle yavaş yavaş kendi rutinlerini, alışkanlıklarını oluşturuyorsun tek başına yaşadığında.
Ve bu bence çok güzel bir şey yani çok tatlı bir durum.
Ayrıca tek başına yaşamaya başladıktan sonra there is no going back gerçekten.
Ben mesela ailemin yanına döndüğümde onların alışkanlıklarına uyum sağlamak zorunda kalıyorum ve bunu sevmiyorum.
Yani hoşuma gitmiyor. Kardeşim için de öyle.
Tek başına yaşamaya alıştığı için zorlanıyor bu konularda.
Peki ileride evlendiğimizde ne yapacağız Eylül derseniz?
Valla o konuyu hiç bilmiyorum arkadaşlar.
Eşinizle veya sevgilinizle birlikte yaşamaya başladığınızda zaten illaki bir uyum sağlama süreci gerekiyor.
Bu bizde de böyle oldu.
Bir sene boyunca birbirimize uyum sağlamayı öğrendik.
Ama bu da öğreniliyor sonuç olarak.
O yüzden korkmaya gerek yok.
Ama ben yine de bazen tek başıma yaşamayı özlüyorum.
Yalan söylemeyeyim şimdi.
Böyle bir hafta sonu falan tek başıma kalsam hoşuma giderdi yani.
Arada bir sevgilime diyorum sen bir ailenin yanına mı gitsen?
Hani ev biraz bana kalsa, istediğimi yapabilsem.
Hani sorumluluklarımdan arınıp canım ne istiyorsa onu yapsam falan.
Neyse yani demek istediğim tek başına yaşamak başlarla gerçekten çok zor olsa da...
İlerledikçe insan alışıyor.
Kendi ayaklarının üstünde durmayı öğreniyor.
Ne sevip ne sevmediğini daha iyi anlıyor.
En önemlisi de kendi başının çaresine bakmayı öğretiyor.
Bu bence çok önemli bir yetenek.
Hep ailenizden yardım alırsanız, hep onlara sırtınızı yaslarsanız hani insan büyüyemiyor gibi geliyor.
Gerçekten öyle olunca olgunlaşamıyor gibi geliyor.
Bir noktadan sonra kendi kendimize bir şeyleri yapmayı öğrenmemiz biraz burnumuzun sürtmesi gerekiyor ki biz de büyüyelim, level atlayalım, daha olgun ve bilinçli olalım.
Ayaklarımızı yere bassın ki kendimize olan güvenimiz de artsın değil mi yani?
Bir de bölüm sonu bilgisi vereyim.
Eğer bir gün Fransa'ya gelirseniz birisine bir şey sormak istiyorsanız ilk olarak ilk diyeceğiniz şey bonjour olmalı.
Eğer bonjour demezseniz karşınızdaki o Fransız şahıs size ukalalık yapacaktır.
İlk önce bonjour demeniz lazım falan diyecektir.
Hiç onlarla uğraşmaya gerek yok.
Aceleniz olsa bile bonjour demeyi unutmayın lütfen.
Ben de Fransa'ya ilk geldiğimde Fransızların bu alışkanlıklarını bilmiyordum.
O yüzden bana gıcık gıcık cevaplar veriyorlardı.
Neyse sonra öğrendim hemen bonjour demeden asla.
Bölümün sonuna geldik yine.
Eğer beğendiyseniz beni takip etmeyi, bölümü paylaşmayı, istediğiniz şekilde destek olmayı ihmal etmeyin lütfen.
Sizi çok seviyorum.
Güzel bir hafta diliyorum.
Bir sonraki bölümde görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
