
Çisem Çakır’ın Kozmetik Sırları: Hikayesi, Favorileri ve Daha Fazlası
25 Kasım 2024 · 51 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Kozmetik Sırları’nın ilk konuğu Çisem Çakır! 🤩 Favori ürünlerinden sosyal medyanın bilinmeyen gerçeklerine kadar her şeyi konuştuğumuz bu bölümde, Çisem’in içerik üretmeye nasıl başladığını, makyaj çantasındaki sürpriz ürünleri 🤫, saçma bulduğu trendleri 😅 ve vazgeçemediği guilty pleasure’larını keşfediyoruz. Ayrıca, güzellik dünyasına adım atmak isteyenler için altın değerinde öneriler de sizi bekliyor. ✨ Eğlenceli ve ilham dolu bu bölümü kaçırmayın! 💄
---
Çisem’i takip et
https://www.instagram.com/cisemcakir?igsh=MXVwdHB4YWlmajkwcg==
https://www.tiktok.com/@cisemcakir?_t=8rdig9NnEyP&_r=1
https://youtube.com/@naturallyserein?si=UaS2uRJqv5_c9rRL
---
Beni Instagram'dan takip et: Kozmetik Sırları ---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
Transkript
Merhaba Kozmetik Sırları dinleyicileri.
Ben Eylül.
Bugün çok tatlı bir konuğum var.
Bugün Çisem Çakır'la birlikteyiz.
Kendisine çok teşekkür ediyorum bu davetimi kabul ettiği için.
Ayrıca şu an biraz heyecanlıyım o yüzden dilim sürçebilir.
O yüzden kusuruma bakmayın.
Şimdi... Çisem karşımda.
Kayıt almaya başladık.
Çisem'cim bize şu an kısaca kendinden bahseder misin?
Çisem kimdir? Ne yapmayı sever?
Nelerden hoşlanır? Biraz bahsedebilir misin?
Tabii ki. Çok teşekkür ederim.
Bu arada Eylül'cüm davet ettiğin için.
Seninle konuşmak ayrı bir keyif her zaman.
Teşekkür ederim. Kendimden bahsedeyim.
Aslında çok değişik bir kariyer yolculuğum oldu.
Londra'da San Martins'te ürün eğitimi aldıktan sonra ülkeme geri döndüm.
Daha sonrasında hem iç mimarlık hem de mimarlık ofislerinde çalışma şansım oldu.
Ama okulumun son senesinde yaptığım işten çok mutlu değildim.
Yani bu herhalde benim mesleğim olmayacak hissi bana yerleşmişti.
Bir de tasarımı sevmeme rağmen...
Özellikle çalıştığım yerlerdeki durumlardan dolayı böyle bir yaptığım mesleğe karşı aşırı soğuma durumum oldu maalesef.
Bir halde ara vereyim dedim bu mesleğe.
Bir iki sene en azından ara vereyim, kendimi bulayım şeklinde bir düşüncem oldu.
Fakat o bir iki sene ara vermek gibi bir şey asla.
Mümkün olmadı. Çünkü yani hani kendimi bulayım aslında hani hobilerimi bulayım diye bir yola çıkmıştım.
Fakat bizim ailede çalışmamak gerçekten çok ayıplanan bir şey.
Bu çalışmamak durumu sadece iki ay falan sürebildi.
O sanırım her ailede öyle bence.
Evet evet. Sonra dediler ki bari boş durma gel bize yardımcı ol.
Hani aile otelimiz var orada çalış falan diye.
Beni öyle bir yönden dediler.
Bence hani tamamen kısa süreliğine ve hani tamamen.
Tamamen yani bir hikaye.
Buradan ayrılırım düşüncesiyle.
Siyancı var bir İngiliz. Aile otelinin birisini bilmiyorum.
Marka verebiliyor muyuz? Boş durmamak adına orada çalışmaya başladım.
O dönemde de bizim otel böyle bir dönüşümden geçiyordu.
Aslında normal bir...
Yani normal bir bütün otel olarak başlamıştık ama sonra sağlık oteline dönüşmeye başladı orası.
Sağlık programları çok ünlü olmaya başlayınca.
Bir de böyle ünlü doktorlarla iş birlikleri yaptık vesaire.
Yani sağlıklı yaşam adına yeni uygulamalar getirmeye başlamıştık o dönemde.
Konu benim de ilgimi çeken bir konuydu.
O yüzden dedim ki ya... Ben bu konuda bir eğitim alsam mı acaba nasıl olur falan diye böyle bir araştırdım.
Hani ilgimi çeken eğitimler vardı.
Onlar için de Amerika'ya gittim.
Sonra da orada işte hem çiğ beslenme üzerine eğitim aldım.
Şetlik eğitimi ondan sonra bir de böyle nasıl denir?
Educator eğitimi yani bir eğitmen eğitimi gibi bir program eğitimi.
Programlara katıldım orada işte.
Farklı yerlerinde Amerika'nın.
Ve tam yani böyle o sağlıklı yaşam şeyinin...
TAP yaptığı dönemde Amerika'da.
Türkiye'ye henüz daha bu kadar yerleşmemişti.
Onlar şimdi yeni yeni buraya geliyor.
Sonra işte ben oradaki eğitimleri tamamladıktan sonra ülkeye geldim.
Ondan sonra geri döndüm.
Yeni ekipler kurdum otelde.
Yeni programlar hazırladık hep birlikte.
Yani böyle bayağı koca bir ekiple oteli dönüştürdük diyebilirim.
Ondan sonra ben aslında 2012'den 2019'a kadar çok aktif bir şekilde müşterilerle ilgilenme derecesinde haftanın 6 günü çok yoğun bir şekilde sabah 8 akşam 7'ye kadar
falan böyle çok yoğun bir şekilde çalıştım.
Yani o dönemde de 2019'a kadar çalıştım aslında evet.
Hani 2015'de evlilik dönemim oldu.
Oradan hani yine borduma gidip geliyordum.
Hani uzaktan ilişki yürütmeye çalışıyorduk vesaire.
2017 sonu da...
Benim aslında böyle işte bunalma senelerimden bir tanesi.
O dönemde de YouTube kanalımı açtım.
Ben aslında hani kendi hobilerimden birine adadığım bir kanaldı orası.
Cilt bakım üzerindeydi daha çok.
Orası da benim yeni dönüm noktam diyebilirim.
Yani 2017'de yeni kanalı açmamda benim hayatımda yeni bir kapalı açılmış oldu.
Zaten bunun çok böyle işe dönüşebileceğinin asla farkında değildim o zaman.
Yani bin takipçiye bile çok zor ulaşırım diye düşünürken.
Fakat işte benim bu aşırı merakım, böyle bir detaycı bir yapım var.
İşte videolara da bu yansıyor.
Sanırım o da sevildi diye düşünüyorum.
Hem böyle bilgilendirici videolar çekmeye özen gösteriyordum o zamanlar özellikle.
İşte altı dolu olsun, bilimsel kalınaklarla dolu olsun.
Elimden geldiğince yanlış bilgi vermeyeyim.
Doğru bilgilerle donatmaya çalışayım.
Bu şekilde videolarımı paylaşmaya başlayınca da şu anda yani kanal çok iyi bir yere evrildi diye düşünüyorum.
2.96 bin takipçiye ulaştım.
YouTube'da. Hem YouTube'da hem de aslında diğer sosyal medyalarda da paylaşım yapmaya devam ediyorum.
Ve otelden de ayrıldım yani birkaç sene önce.
Tamamen kendi işimi yapıyorum şu anda.
Bu konu üzerine yani cilt bakımı, güzellik, lifestyle içeriklerinin hani hayatta hazır üzerine içerikler çekerek kendi işimi kurmuş oldum aslında.
Yani bir şekilde YouTube kanalı da bana böyle bir yol açtı.
Gerçekten şunu da belirtmem lazım ama hani o iki işte birden yani Sonuçta bu da bir iş.
Hani insanlar her ne kadar bunu iş olarak görmese de.
Bu da ayrı bir iş gerçekten.
İçeri kur etmek çok zor bir iş olmayabilir.
Hani insanların gözünde basit gelebilir.
Fakat bir iş yani. Sonuçta vakit alan bir şey yani.
Vaktinin çoğunu alıyor.
Sen de çok iyi biliyorsun ki.
O yüzden hani iki mesleği birden yapmak çok zor olsa da onu da yaptım bir tane.
Ve iyi ki yapmışım diyorum.
Yani iyi ki iki işi birden yapmışım, götürmüşüm.
Çünkü hani bir tarafa bel bağlamak zorunda da olmak.
Bence kötü özellikle bu işte.
Çünkü çok uzun süre para kazanamayabilirsiniz bu meslekte.
Yani içerik üreticiliğinden bahsediyorum.
Hani yaptığınız içerikler tutmayabilir.
İstediğiniz yere gelmeyebilir.
İstediğiniz miktarda para kazanamayabilirsiniz.
O yüzden böyle bir yan iş olması bence çok önemliydi en başında.
Ki benim de öyle başladım.
Neyse sonuç olarak buradayız.
İki görevim yok artık.
Tek bir görevim var. O da burası.
Buradan devam ediyorum.
takipçilerimle buluşuyorum bu şekilde.
Yani çok güzel bir değişim geçirmişsin kariyer yolculuğunda bence.
Bir de seni o kadar iyi anlıyorum ki yani aramızda sanırım 5-6 yaş var tam bilmiyorum ama ben de kariyerimin başındayken çok zorlanmıştım hani ne yapacağım, nerede çalışacağım, ne yönde gitmek istiyorum diye
düşünürken ama insan böyle deneye yanıla öğreniyor bence bir şeyler ve ne yöne doğru ilerlemek istediği çok daha netleşiyor zamanla diye düşünüyorum.
Kesinlikle yani bir de Ne kadar çok şey yaptıkça ne yapmak istemediğini de anlıyorsun aslında.
Bu bana uyumuyor, bu bana uyuyor.
Hani çekilleniyor zaman içinde.
Hani o yüzden mesela bana bu konuyla alakalı soru soranlar onu diyorum.
Ya istemediğin bir iş bile olsa çalış.
Hani en azından belki o işin de seveceğin yönleri vardır.
O zaman onları yönelmeye karar verirsin daha sonrasında.
Dolayısıyla hani olumsuzlukları da bir şekilde sizi yola doğru getiriyor diye düşünüyorum.
Bilmiyorum. Benim en azından öyle oldu.
Evet, gerçekten ben de katılıyorum buna.
Peki, YouTube kanalına başladığında yolculuğun nasıl ilerledi?
Sanırım o zamanki işinden biraz kaçmak için YouTube kanalı açmışsın, öyle anladım ben.
Aynen, aynen öyle. Nasıl gelişti, nasıl ilerledi?
Ya şöyle başladı aslında, o dönem böyle bir inanılmaz bir cilt bakımı merakım başladı.
Ama böyle bir kaçış yöntemi gibiydi gerçekten.
Fakat ilk başlangıç noktasını söyleyeyim, K-dramalarla başladı aslında.
Kore dizilerindeki insanların ciltlerini görünce yani benim etrafımda böyle ciltli insanlar yok.
Tabii sonra çoğunun bak ya filtre vesaire olduğunu da anladım tabii ki ama şu su götürmez bir gerçek.
Koreliler ciltlerine gerçekten çok iyi bakıyorlar.
Ve genel olarak ciltleri gerçekten...
İyi yani hani böyle bir millet gerçekten.
Ama bir de şunu fark ediyorum. Kadim erkek fark etmek istedim.
Herkes çok sağlıklı böyle müthiş gözüküyor yani.
Sonra acaba ne kullanıyorlar yani acaba kullandıkları şeyler değil mi bu farklılıklar?
Derken onu araştırmaya başlayarak başladı aslında bu hikaye.
Yani hani benim cildim de böyle gözükebilir mi diye başladı açıkçası.
Sonra işte cilt bakımını bu şekilde öğrenmeye başladım.
Yani hani gerçekten cilt en iyi ne şekilde nasıl nemlendiği.
ne eminim en iyi içerikler hangileri işte formülasyonlar nasıl oluyor vesaire derken ya ben aslında bu yolculukla kendimi tanımaya başladım.
İşte içerikleri tanımaya başladım.
İyi ürünlere nasıl ulaşabilirim onu anlamaya başladım.
Ya benim için gerçekten güzel bir yolculuktu yani o.
Sonra dedim ki ya ben bu kadar bilgiyi hani çünkü bazen böyle işte günde 5-6 saatimi bunlara araştırmaya ayırdığım için hani boş vaktim bunu ayırıyorum.
Bunları niye paylaşmayayım?
Herkese bu kadar vakti yoktur.
Bu kadar okumaya da vakti yoktur.
hani şöyle kolay bir şekilde ulaşabilecekleri hani doğru bilgiye kolay bir şekilde ulaşabilecekleri küçük kısa kısa videolar olsun diye düşünüyorum.
Tabii şimdiki kısa videolarıyla kıyaslamak çok mümkün değil ama 20 dakika 25 dakika o zaman için kısa video olarak diyebiliriz evet.
Ama hani insanlardan çok iyi geri dönüşler almıyor.
Özellikle de ilk korecik bakımı yapıyorum videomu koyduktan sonra gelen yorumlar inanılmaz motive edici ve çok yani çok enteresan bir şekilde, iyi bir şekilde izlerdi o videoyu.
Kanalımın çok az takipçisi olmasına rağmen çok paylaşılmış benim anladığım kadarıyla.
Sonra dedim, yani bizim bilmediğimiz ne kadar çok şey var aslında.
Daha da anlatır mısın diyerekten.
Bu konuyla alakalı bir sürü böyle video paylaşmayalım.
Başladım. Bu benim hani nasıl diyeyim çok araştırmacı bir yönüm var.
Hani onu iyice tetikledi.
Hani ben de daha fazla araştırmaya, daha fazla okumaya, daha fazla özümsemeye başladım.
Ve bu arada hakikaten dipsiz bir kuyu yani cilt bakımı konusu.
Dipsiz bir kuyu. Yani içine girdikçe ne kadar hani hiç yani hiçbir şey bilmediğini her okuduğun sene daha fazla almıyorsun.
Yani öyle söyleyeyim.
Yani ne kadar çok şey yanlış bildiğime ondan sonra.
Bu arada tabii ki bilgiler kendini de güncelliyor.
Onlara da aktarmak gerekiyor.
O zamanla bilgiler güncelleniyor sonuçta.
Yeni içerikler çıkıyor, yeni teknolojiler çıkıyor.
Yani mesela benim ilk çektiğim videolarda da söylediğim bazı şeylere şu anda katılmıyorum mesela.
Bununla alakalı güncelleme videoları da çekiyorum.
Hani o da önemli bir şey. Hani hep aynı kalmıyor sonuçta.
Evet, evet. Gerçekten.
Bir de bilim dalı olduğu için sonuçta yeni şeyler buldukça...
bu bilimde değişiyor.
Ulaştığımız sonuçlar da değişebiliyor.
O yüzden 10 sene önce dediğimiz bir şey bugün doğru olmayabiliyor gerçekten.
Kesinlikle öyle. Yani benim için belli bir doygunluğa ulaşsa da hala merakımı cezbeden bir konu cilt mekumu.
O yüzden hala o konuyla ilgili videolar çekiyorum.
Eskisi kadar olmasa da hala çekmeye devam ediyorum yani.
Ama çok güzel. O zaman bu senin gerçekten tutkun haline gelmiş bence.
Çünkü uzun zamandır bunu yapmana rağmen hala çok seviyorsun, merak ediyorsun, araştırıyorsun.
Yani çok güzel, çok ilham verici.
Ya şey hoşuma gidiyor.
Mesela piyasadaki ürünleri açtırmak bile hoşuma gidiyor.
Bu içerikte hangi ürünler var, hangileri iyi formüle edilmiş, bunları ne kadar kompakt bir şekilde anlatabileyim.
O bile hoşuma gidiyor aslında.
Bir nevi piyasa açtırması yapmış oluyorum.
Hani insanlara onu sunmuş oluyorum.
Tabii ki bu şey demek değil ya benim anlattığım ürünler size çok iyi olacak diye bir kayda yok.
Çünkü öyle bir dünya yok.
Yani herkesin cildine her ürün olmuyor.
En mümkün olduğunca elimden geldiğince işte bu ürünler şu ciltlere olur.
Yani şu sorunlara iyi gelir.
Bundan böyle bir etki beklememek lazım falan şeklinde anlatmaya çalışıyorum ben tabii.
Böyle. Evet videolarını çok açıklayıcı buluyorum.
Gerçekten bayağı seviyorum.
Her insana hitap eden açıklamalarda bulunuyorsun.
O yüzden bence çok güzel.
Teşekkür ederim. Peki bu kadar güzellikten bahsettik.
Senin için güzellik kelimesi ne ifade ediyor?
Şimdi güzellik deyince aslında çok geniş bir kavram.
Ben çok yüzeysel de bakamıyorum güzellik denince.
Şunu da unutmamak lazım.
Fiziksel güzelliğin her devirde değişen bir algısı var.
Onu da unutmamak lazım.
Her dönem güzellik algısı farklı.
60'lardaki güzellik algısıyla şimdiki bambaşka.
O yüzden standart bir şey yok aslında.
Standart bir güzellik anlayışı yok.
O yüzden de şu anda bize dayatılan güzellik algısına da bence kulak tıkayıp.
Kendimizle bağışık olmamız gerekiyor.
Kıyaslamamak. Kendimizi kıyaslamamak da çok önemli.
Ve çok zor bir şey bu arada sosyal medyada bunu yapmak.
Yani bu kadar şeye maruz kalırken.
Ben güzelliği aslında en çok mutlulukla bağdaştırıyorum.
Bana göre mesela mutlu insan güzel.
Güzeldir zaten. Her türlü güzeldir.
Gülümseyen insan her türlü güzeldir.
Bazen öyle insanlar tanıyorum ki çok güzel.
Ama tanıdıktan sonra benim için çok çirkin bir hale dönüşüyorlar.
Çünkü ruhları...
Ruhları öyle çünkü yani.
Bazen de tam tersi.
Çok alelade bir insan dediğim birisi bana inanılmaz güzel geliyor.
Çünkü bana iletişimi çok güzel, konuşması, oturması, kendine bakması, insanlara davranışları o kadar güzel ki benim için o güzel bir insan oluyor.
Doğrusu böyle bakmaya çalışıyorum diyelim güzelliğe.
Evet evet gerçekten katılıyorum sana.
Bence güzellik içten gelen bir şey.
Yaydığın enerjiyle alakalı.
O yüzden güzellik bir tek fiziksel bir şey olmamalı bence.
Ve zaten de her zaman değiştiği için buna bel bağlarsak hiçbir zaman güzel hissedemeyiz kendimizi.
Evet aynen. Gerçekten de öyle.
Şimdi biraz daha favorilerinden bahsetmek istiyorum.
Favori ürünlerin sık sık değişir mi yoksa her zaman sadık kalan ürünler var mı?
Aslında şöyle favorilerim ben yeni bir şeyler çok fazla yeni şeyler deneyen biri olarak eğer eski favorilerinden daha iyi bir ürün bulursam onun yerine geçiyor.
Ama çok sadık olduğum ürünler de var.
Çok sadık olduğum ürünler de var ve sürekli aldığım ürünler de var.
Mesela ben bu işi yapmıyor olsaydım, işim gereği çok fazla ürün deniyorum ama bu işi yapmıyor olsaydım eğer gerçekten belli başlı ürünler dışında ve belli başlı markalar dışında ürün kullanmazdım.
İnsanlara da bunu tavsiye ediyorum aslında.
Sizin için doğru ürünleri bulduysanız kulak tıkayın.
Başka arayışa girmeyin.
Biz sonuçta tanıtım yapıyoruz.
Ürünleri anlatıyoruz. Ama ona da çok eleştirel bir gölde bakmanız gerekiyor.
Şu açıdan eleştirel. Benim buna gerçekten ihtiyacım var mı?
Böyle bir sorunun var mı? Böyle bir cilt tipinden mi bahsediyor?
Sadece bu isim bunu anlatıyor hemen alalım demek değil.
Buna ihtiyacım var mı? Rütinimde böyle bir ürüne yer var mı?
Gerek var mı? Cildimin buna ihtiyacı var mı?
Bunları sorgulamak gerekiyor.
Ama bana soracak olursan benim Belli başlı standart ürünlerim var.
Sürekli mesela aldığım, atıyorum cildim böyle SOS var diye yardım diye bağırıyor.
Ve tekrar o ürünleri kullanmaya geri dönüyorum mesela.
Cildimin normalleşmesini bekliyorum.
Çünkü aslında bu kadar ürün denemek de doğru bir şey değil.
Onu da çok dikkatli yapmaya çalışıyorum zaten cildimi yoğurmadan.
Çünkü bazen yeni bir ürün atıyorum mesela ama istemediğim bir tepkiyle karşılaşabiliyorum ki herkesin başına gelebilir.
İşte o noktada her şeyi kesip...
hep kullandığım sevdiğim cildime gerçekten iyi geldiğini bildiğim tabi ki öyle ürünler de var bir de gerçekten günümüzde çok zor bu tarz şeylerden influence olmamak önümüzde
sürekli reklamlar var sadece kozmetik teknoloji, her konuda böyle bence sürekli tüketmeye odaklanıyoruz.
O yüzden güzel bir şey bulunca bence durup ona sadık kalmak en iyisi.
Gerçekten öyle. Özellikle çok hassas bir cildiniz varsa zaten çok fazla şey deneme lüksünüz olmamalı bence.
Cildiniz gereksiz, yorarsınız.
Gerek yok. O yüzden dikkatli olmak gerek bence de.
Çok haklısın.
Peki, makyaj çantanı boşaltmanı istesem senden en ilginç bulacağım şey ne olurdu sence?
Bilmiyorum yani çok fazla paylaşmadığım için olabilir.
Gerçi böyle ara ara videolarımda paylaşmıştım ama aklıma ilk şey geliyor.
Far bazı geliyor. Bir de aslında üç şeyden bahsediyorum.
Far bazı, dudak bazı.
Hiç duydun mu? Dudaklara sürülen bazı ürünü.
Ama ben onu dudaklara değil göz altına falan kullanıyorum.
Çünkü bazen işte gövdenin altında çilikonlu bir yapısı var.
Gövdenin altındaki bu kırışıklık oluyor ya hani.
kapatıcı sürdükten sonra mesela.
O çirgilenmeyi yok ediyor aslında.
Yani bu gün içinde.
Bir de bu suya dayanıklı maskara tapırları var.
Yani maskarın üzerine sürüyorsun maskarını suya dayanıklı hale getiriyor.
O da mesela. Çok ilginç bunu ilk defa duyuyorum.
Böyle bir şey var. Hatta bunu da paylaşmıştım aslında ama işte çok aralarda kaynıyor olabilir.
O da mesela herhangi bir maskarayı mesela atıyorum çok akan bir maskaran var ve hani çok seviyorsun formülünü ama akıyor.
Onu sürüyorsun. Gün sonuna kadar zam gibi duruyor.
Özellikle mesela işte göç elisi çok yağlanan insanlar.
Veya işte çok koşturmacalı geçen bir gün.
Veya işte çok dışarıda olacaksındır.
Hava, rüzgar vesaire hepsi etkiliyor sonuçta.
Bu üçü bence hani göz makyajının kalıcılığını inanılmaz bir şekilde arttırıyor.
O yüzden özellikle çok uzun bir gün geçireceksen bu üçünü mutlaka kullanıyorum.
Mesela sabahtan akşama kadar idare etmesi gerekiyorsa bu üçünün de kullanıyorum yani.
Bence çok iyi bir ipucu verdin.
Şu an ben de dudak bazını göz altımda deneyeceğim.
Merak ederim. Ama far bazını ben sürekli kullanıyorum.
Göz kapaklarım biraz yağlı.
O yüzden far bazı kullanmazsam farlar tutmuyor hiç.
Ama dudak bazı ve maskarayı denemek istedim şu anda.
O zaman...
Sana eğlenceli bir soruyla geldim şu an.
Bir haftalık bir tatile gidiyorsun ama uçak firması valizini kaybetmiş.
El çantanda da 3 tane ürün var sadece.
Bunlarla tatilini geçirmek zorundasın.
Bu 3 ürün ne olurdu?
Aslında çok güzel bir soru bu.
Ben bu arada sürekli çantamda küçük bir kolmetik çantası taşırım bu arada.
Ve içinde böyle bir şeylerin mini boyları mutlaka olur.
O yüzden yani bir sorun yaşamadım diye düşünüyorum.
Şöyle. Hazırlıklı gelmiş.
Gerçekten öyle çantamda küçük bir kozmetik çantası oluyor.
Hiç yalan değil yani. İçinde ne olurdu?
Mutlaka yanında mesela nemlendirici stik oluyor.
Bu nemlendirici stiği bütün yüze, gözaltına, dudaklara, her yere kullanabiliyorsunuz.
O yüzden o nemlendirici yerine geçerdi sanırım.
Şeffaf güneş kremi taşıyorum o zaman tazelemek için.
O da güneş kremi yerine geçebilir.
Birkaç kere yoğun bir şekilde sürelim sonunda.
Bir de renkli güneş kremi bal mı taşıyorum yanımda?
O da hani makyajımı tazelemek için.
Dolayısıyla bu üç ürün beni tatil boyunca götürürdü.
Sadece yıkama konusunda sıkıntı yaşadım.
Fırtık sabunla maalesef.
Ama üçünde böyle cilt bakım ürünü gibi yani böyle ruj veya maskara falan gibi bir şey olmadan tatili geçirmen gerekiyordu.
Olsun hiç önemli değil. Yani öyle bare face geçebilirim ya ama güneşten korumak önemli ya benim için.
Evet. En önemlisi o.
Hem cilt kanseri hem de anti aging için çok önemli.
Vallahi güneş kremi sürmek.
Evet. Peki bu zamana kadar yanlış yaptığını veya yanlış uyguladığını fark ettiğin bir ürün veya rutin oldu mu mesela?
Nasıl fark ettin yanlış yaptığını?
Ya çok oldu aslında. Ben çok deneye yanılar buldum neler kullanmam gerektiğini.
Zaten o 2012-2017 yılları arasında şöyle bir mentaliten vardı.
O yani korkunç bir...
anlayışı ama maalesef böyle düşünüyordum.
Ağzına sürmediğim için yüzüne sürme anlayışı var bende.
Ve böyle fena halde şu anın bu hani clean beauty akımı var ya tam olarak oydum yani böyle ve nerede doğal ürün var onu koşup alıyordum falan.
Ve bu ürünün çoğunda Hindistan cevizi yağı olduğu için Ve benim cildim de ya karma cilti olduğu için ve Hindistan cildi yandan nefret ediyor.
Korkunç bir akne problemi yaşayıp duruyordum.
Yani yüzüme asla sürmemem gereken şeyleri sürmüşüm.
Yanlış ekstoliyasyon yöntemleri kullanıyordum.
İşte ipek keselerle kesen emek falan.
Onun hepsini yaptım. Çok yoğun partiküllü peelingler falan.
Onun hepsini kullandım yani.
Ama bizim dönemin yani maalesef.
Millenial olmanın getirdiği bir şey bu.
Biz çok kötü cilt bakım ürünleri kullandık gerçekten gençliğinde de.
Yani cildimi güneşten hiç korumadım.
Yani cay cayıl güneşin altında yandığımı hatırlıyorum.
O da ki ergenlik döneminde falan.
Çünkü bizde bazlaşmak çok modaydı gerçekten.
Allah'tan hiç sol ayıma girmedim.
Sol ayıma girmedim gerçekten ama bütün arkadaşlarım giriyordu mesela.
Cildinde lekeler var şu anda.
O tür yaşlarında geldiğimizde hepsinin...
Sen yine iyi yırtmışsın.
Sende leke yok bence.
Yok yok lekam yok gerçekten.
Yani hani...
Her yaz ama böyle birkaç kere soyulduğumu hatırlıyorum.
Yanmaktan soyulduğumu.
Ama tabii arkadaşlarım kadar zarar vermemişim cildime.
Onlar bayağı soyulan, belisi olan arkadaşlarım vardı.
Çünkü o 2000'lerin başından bahsediyorum.
Yani mesela şeyi hatırlıyorum.
Yetişkin akran var ama nasıl baş edeceğimi bilmiyorum.
Doğru temizleyemiyorum cildimi ondan sonra.
Bunların hepsi maalesef benim yaşadığım şeyler.
Sonra işte cildimin hangi içeriklerle iyi anlaştığını öğrendim işte ben de bu süreçte.
Bak bunu seviyor, bunu sevmiyor.
İşte cildimin nasıl sinyal verdiğini öğrendim.
Bunların hepsi bir yolculuk yani.
Sizin de deneye yanına öğreniyorsunuz.
Herkes öyle yani bence.
Zaten mesela şeyi falan söylüyorlar.
Cildimi nasıl tanıyabilirim? Bunu yaşadıkça aslında anlayabiliyorsun işte.
Mesela cildim yanıyor.
Yanıyor. Bir yürüyün soruyorum. Cildim yanıyor.
Bana mı alan vermek?
olduğunu anlamıyordum en başlarda.
Sonra sonra anlamaya başladım tabi araştırdıkça.
Veya işte mesela bir ürün sürüyorum.
Ertesi gün böyle minik minik minik minik isilik gibi sivilcene çıkıyor.
Hani demek ki ürünün içeriğiyle bir şekilde anlaşamamışım demek oluyor o.
Yani ben de artık hani o eski hataları tabi onlardan kurtulup daha işte içeriğimi daha iyi tanıyorum.
İçerikleri daha iyi tanıyorum. Hangi ürünleri Birleştirmem gerektiğini daha iyi biliyorum.
Çünkü mesela eskiden de şöyle şeyler de var.
Eskiden de sonuçta asitli ürünler vardı.
Ve biz onları her gün her gün kullanıyorduk.
Halbuki her gün kullanılmaması lazım.
Arayı açarak kullanmak lazım.
Güneşten korumak lazım.
Bunların hiçbirini yapmıyorduk.
Evet gerçekten öyle.
Ben de yani lisedeyken falan çok güneş kremi sürdüğümü hatırlamıyorum.
Bir de bir tane tonim vardı. Alkollü bir tonikti.
Yüzüme sürdüm. Her zaman yüzüm yanardı ama sürmeye devam ederdim.
Bu demek böyle deyip.
O iyi bir şeymiş gibi gelirdi bize.
Çünkü işe yarıyor falan.
Halbuki işe yaramıyor.
Senin cildine uygun değil.
Bari bir şekilde uygun değil yani.
İnsan yaşamadan bilemiyor işte.
Ama en azından burada birkaç ipucu verdik.
Siz bunları yapıyorsanız yapmayın.
Her şey bence deneyimle daha iyi oluyor ya.
Sonuçta hiçbir şeyi bir günde öğrenemiyoruz.
Her şeyi yavaş yavaş öğrendiğimiz gerekiyor.
Üstüne ekleyerek gitmemiz gerekiyor.
Cilt bakımında da böyle maalesef.
Herkes bana bir şey ver ve mükemmel olsun.
Cildimde gerekmiyor ama öyle bir şey yok.
Keşke olsa. O zaman bu kadar insan olmalıdı.
Yani bu kadar ürün olmazdı, bu kadar marka olmazdı.
Tek bir ürün olurdu ve herkes onu kullanır geçerdi yani.
Ama işte öyle bir dünya yok maalesef.
Evet. Peki bizimle bir guilty pleasure'ını paylaşır mısın?
Guilty pleasure ne demek bilmeyenler için?
Hani böyle suçluluk veya utanç duysan da yapmaya devam ettiğin bir şey.
Hani çok. Net bir şekilde cevabım var buna.
Yani sürekli yeni makyaj malzemesi alıyorum.
Hiçbirine ihtiyacım yok aslında ama hala alışveriş yapmaya devam ediyorum.
Özellikle haddinden fazla bir ruj bağımlılığım var.
Yani çok itiraf ediyorum bunu.
Hepsi seveceğim. Ben de öyleydim.
Covid'den önce. Ama Covid ile birlikte ruj sürme alışkanlığım azaldı.
Artık ruj almıyorum.
Tek tük öyle arada bir ama gerçekten anlayabiliyorum seni.
Mavi rujun bile var yani öyle söyleyeyim.
İşte bende gri, siyah ne ararsan var yani hepsi vardır.
Aa bu bende yokmuş falan deyip alıyorum bir de öyle bir saçma bir durum yani.
Bu senin işin ya.
Evet yani işte o mesleki deformasyon diyebileceğimiz bir şey bu.
çünkü hani bu işi de yaptığım için sürekli şey de soruluyor mesela pahalı ürünlerin muadilleri soruluyor pahalı ürünü de alman lazım ama bu fiyatlısını da alman lazım karşılaştırma yapacaksın paylaşacaksın yani hani şey
de değil mesela sadece pahalı ruj alıyorum o da değil uygun fiyatları da alıyorum yani.
Karşılaştırma yapacağım, paylaşacağım falan.
Veya işte mesela bu ürün elinde var mı diye soruyorlar.
Yoksa hani hoşuma da gidiyorsa alıyorum ben sana paylaşmak için.
Yani benim burada kocaman bir stüdyom var.
Bu stüdyo böyle Sephora'ya dövdü.
Ki bu arada sürekli ürün yani her hafta şöyle kullanmadığım ürünleri eleyim diye bir yola çıkıyorum.
Baya bir kargo çıkartıyorum evden her hafta.
Öyle de bir şey var ya sürekli.
elimdeki fazla ürünleri dağıtma durumum var.
Hem makyaj hem de cilt bakımı.
Ama ona rağmen hala çok fazla ürünüm var yani.
Ya evet bu işte olunca maalesef her zaman çok fazla ürünün olmak zorunda herhalde.
Evet. Sen almasan bile markalardan geliyor.
Bence bunun bir kaçışı yok yani.
Evet. Yok. Gerçekten yok.
Burada markalardan gelenleri de yine dağıtıyorum.
Yani hepsini Kullanma inşanım yok.
Öyle bir şey, dünya yok zaten.
Koli koli geliyor çünkü her hafta.
Hangi birini ne ara kullanacaksın?
Öyle bir dünya yok. O yüzden gerçekten dağıtıyorum.
Etrafıma dağıtıyorum. Takipçilerime de veriyorum.
Hediye olarak. Böyle.
Evet. Çok güzel.
En azından takipçilerin seviniyor biraz böyle.
Evet, evet, evet. Peki sosyal medyada saçma bulduğum bir trend var mı?
Çok var. Bir sürü var hem de.
Aklına gelen ne mesela?
Ama yani en saçma bulduğumuz şeyi söyleyeyim.
Özellikle içeriklere karşı, belli başlı içeriklere karşı böyle bir bilimden uzak söylemlerle video çekilmesi sürekli.
Yani içeriklerin gereksiz yere kötülenmesi aslında.
Seninle de geçen haftalarda böyle bir şey çekmiştik.
Talk gerçekten daraldı mı diye mesela.
Özellikle talk son zamanının konusu talk.
İçeren her şeyi çöpe atmak mesela.
Dünyanın en saçma olayı yani bence.
Her neyse. Zaten o videoyu izleyebilirsiniz.
Gerçekten deli oluyorum yani şeye deli oluyorum.
Maalesef sosyal medyada hızlı yani yayılan şeyler hep kötü olan şeyler oluyor.
Yani olumsuz haberler, bilimden uzak söylemler çok daha fazla yayılıyor.
Çünkü insana birbirine bunları daha fazla atıyor bence.
Birbirlerine daha fazla bunu paylaştıkları için daha hızlı yayılıyor.
Evet. Maalesef öyle.
Mesela güneş kremi kötüleme trendi de var mesela.
O hala bitmedi. Sana nadir devam ediyor.
Belli başlığı kimyasal filtreleri kötüleme trendi var.
Hala öyle devam ediyor.
Evet o hep devam ediyor.
Ve hani maalesef ki bazı doktorlar bunu körüklüyor yani.
Doktorlar da halbuki tam tersi söyleme olması gerekirken.
hani endişelenmeyin bir şey yok falan demeleri gerekirken tam aksine işte bunu kullanmayın.
Kana karışıyor bilmem ne.
Bir sürü bu tarz bilimsellikten çok uzak söylemlerle korkutuyorlar aslında yani.
Ama halk sağlığıyla oynamak oluyor bence.
Şimdi güneş kremi gerçekten kullanması gereken, düzenli kullanması gereken bir kitle de var.
Özellikle cilt kanseri çünkü cilt kanserinden korunmak için yegane yöntemlerinden bir tanesi.
İşte güneş kremi kullanmak düzenli.
Yani bu noktada mesela insanlar yazın bile güneş kremi kullanmayacak noktaya geliyor.
Böyle yayılan haberler yüzünden.
Evet gerçekten öyle.
Bir de yani şunu çok saçma buluyorum ben.
Hani sen buluyor musun bilmiyorum ama.
Mesela çalıştığı alanla arasında kozmetikle ilgili bir şey yok mesela.
Evet evet yok. Sen mesela...
Ne bileyim doktorsan ve kozmetik ne bilmiyorsan, yasaları, kuralları, toksikolojik değerlendirmeler ne bilmiyorsan bu konuda yorum yapman o kadar saçma ki.
Yorum yapma, hiçbir şey deme.
Hiçbir şey deme daha iyi.
Katılıyorum. Mesela toksikolojiyi değerlendirmesi diyorsun ya, zaten asıl onların konuşması gereken bir konuyken.
Doktorlar konuşuyor mesela.
Bana çok saçma geliyor. Tamam onların da tabii ki mesela dermatologların konuşması lazım ama dermatologları dinlersem hani güneş kremi kurdanmayan bir tane dermatolog göremezsin.
Bilirler çünkü yani.
Çünkü bilirler. Bir tane kişi gösteremezsin ki bir dermatolog gösterin.
Yok öyle bir doktor yani.
Genelde hep bu konudan alakasız iş yapan doktorlar bunları söylüyor zaten.
Hani orada alarma geçmeniz lazım.
Konu ne? Uzmanlık alanı ne?
Bunu söylüyorsan işte altının gerçekten doğru olması lazım.
Bu arada şöyle de bir şey var. Mesela araştırmaları doğru okumayı biliyor olmaları lazım.
Genelde haber okuyorlar. Araştırma okumuyorlar.
Anladın mı bu insanlar? Korkutucu başlıkları okuyorlar.
Sen önce araştırmanın şeyini oku.
İçeriğini bir oku. Zaten endişelenmemen gerektiğini anlayacaksın.
Evet. Maalesef böyle hani sosyal medyanın gücü hem iyi ama kötüye de kullanılabiliyor.
Burada da bize bilinçli olmak düşüyor.
O yüzden işte senin yaptığın içerikler, benim yaptığım içerikler falan hep tüketiciyi bilgilendirmek için aslında.
Umarım bunlar daha fazla kişiye ulaşır ki insanlar bu tarz korkutucu haberlere kulak asmaz diye umuyorum.
Asıl şöyle de bir yandan insanları düşünmeye sevk etmek açısından faydalı bizim.
içerikler. Çünkü tamam mesela bizim söylediğimiz şeyler de yanlış olabilir bu arada.
Olabilir. Belki sana karşı bir araştırma gönderecek.
Onu da okuyacaksın. Anlatabiliyor muyum?
Ama böyle tartışmıyorlar seninle yani sosyal medyada.
İşte bilmem ne doktor böyle söyledi diyor mesela.
Bu kanıt değil ki. Tartışma yapacaksak böyle olmaz yani.
Bana o öyle söyledi diye getiremezsin yani.
Bana araştırmayı gönder. Şu söylediğini kanıtlayacak bir araştırma gönder.
Öyle bir araştırma yok. Hani söyleyebilirim rahatlıkla.
O yüzden böyle işte.
Ben çok fazla tartışmaya girmiyorum zaten insanlarla da.
Genelde şey diyorum işte böyle.
Ama işte o titanyum dioksit çok zararlı değil falan.
Ya kardeşim. Hani şey diyorum her seferinde.
Bilimsellikten uzak söylemler bunlar.
Çok zararlı diyeyim şey değil.
Öyle bir şey yok yani.
Hatta şöyle diyeyim. Titanyum dioksit gıdalarla da kullanılıyordu zaten.
Hani dizine sürmeyi geç.
Gıdalarda kullanılan bir içerikti yani.
Sadece kullanımı kısıtlandı, yasaklandı bile değil.
Kısıtlandı. Belli bir orana kadar kullanabiliyor.
Bilmiyorum son durum nedir şimdi?
Gıdalardan da komple çıktı mı Titanium Dioxide?
Ama mesela kozmetikte belli bir orana kadar kullanabiliyorsunuz.
Onu biliyorum yani. Evet, kozmetikte nano ve nano olmayan formları konusunda tartışmalar vardı.
Şu an son durumla ben de bilmiyorum ama...
Avrupa'da en azından gıdalarda yasaklandı diyebiliyorum.
Tabii emin değilim hani bir araştırıp şey yapamayız.
Olması gereken bir şey değil.
Çünkü gıdada olması gereken bir şey değil.
Katkı maddesi kesinlikle.
Ben de olmamasını tercih ederim açıkçası.
Ama şimdi filtre olarak güzel bir filtre.
Gerçi çinko oksit var.
Çinko oksit de kullanılabilir.
O da okey ama hani titanyum dioksit daha elegan yapıda olduğu için genelde kullanılıyor zaten çinko oksitten.
Ama hani hiç kullanılmasa da olur mu?
Evet olur ya. Kullanmamayı tercih etmek isteyebilir misiniz?
Tabii ki isteyebilirsiniz. Ama yani zararlı demek yanlış oluyor yani.
İnsanları korkutmaktan başka bir şey yaramıyor.
Ayrıca bir de titanyum dioksit böyle renkli kozmetiklerde de çok kullanılan bir ham madde.
Çünkü fondötenin mesela opak olmasını sağlıyor.
Hani opaklık veriyor. Titanin dioksit kadar iyi bir başka bir madde yok.
Hani onun muadili olabilecek bir madde yok.
O yüzden herkes kullanmaya devam ediyor.
Çünkü zararlı değil zaten.
Evet yani zaten eminim de zannettiğiniz gibi olmuyor yani.
Mesela nanoforna konusunda da şöyle şeyler söylüyor.
Mesela işte kana karışıyor bilmem ne.
Ya arkadaşım zaten yara gibi bir şeyin üzerine sürmediğin sürece öyle kana karışma durumu çok zor.
Çok zor. Çok büyük molekül.
Hala çok büyük bir molekül yani.
Nano dediğim formla büyük bir molekül olarak kalıyor.
Ve cildin o kadar altına inemiyor zaten.
Mineral fitil daha yüzeyde kaldığı için.
Nano bile olsa yine yüzeyde bence yani o.
Çok içeriye giremiyor.
Anlatabiliyor muyum? Yaranın mesainin üzerine sürmedikçe.
O yüzden bu kadar endişelenmeyin demek istiyorum ben her seferinde.
Evet ben de öyle demek istiyorum.
Bir de yani kozmetikler bence aşırı böyle hani Hem bunda şu var bu var hani kanserojen bilmem ne falan diye.
Ya bu kozmetiklere gelene kadar bence yediğimiz şeylere veya kullandığımız deterjanlara falan dikkat etsek bence daha iyi olur.
Hayır kullandığınız yani yediğiniz her şeyde pestisit var mesela.
Onları o kadar kafaya takmıyorsun organik almaya bilmem ne.
Bu arada organik de çok hani.
Altı boş. Söyleyeyim hani organik alıyorum deyip yine pestisitli bir şeyler yiyor olabilirsin.
Yani onun da garantisi yok Türkiye'de maalesef.
Hani onu düşünmüyorsun.
İçine giriyor. Eminiyor.
Vücutun organlar tarafından sindiriliyor vesaire.
Vücudun yani kocaman seni koruyan kocaman bir organınız var.
Deri ve içine de öyle çok kolay bir şeyleri kabul etmiyor bu arada.
Hani çok altına doğru giremiyor.
Millet girsin diye uğraşıyor.
Evet. Yani iyice gitsin, etki etsin derlise diye uğraşıyorlar.
Manyak manyak formüller yapmaya çalışıyorlar.
Sen bu daha işte cildime şu sürdüğüm şey benim beynim kanser yapacak, kanser yapacak diye endişeleniyorsun.
Yani korkunç. Diyorum ya işte yine bilimsellikten çok uzak.
Maalesef. Ama işte biraz bilinçlenmek gerekiyor.
Çünkü ben de bu arada çok iyi anlıyorum.
Ben de bu mentalitede bir insanım.
Çünkü işte o 2012 zamanları işte ben de kendi düşünce kalıplarımı kırmayı başardım yani işte araştırdıkça.
O yüzden bilmek çok önemli yani.
Doğru bilgiye ulaşmak çok önemli.
Gerçekten öyle bilinçlenmek ve gördüğünü hani direkt inanmadan böyle sorgulamak, biraz araştırmak falan çok önemli bence de.
O zaman biraz sosyal medyadan bahsedelim Çisem.
Sence sosyal medyada güzellik içerikleri üretmenin en zor yanı ne?
Sanırım en zor yanı sürekli görünüşünle alakalı bir yorum almak olabilir.
Yani işte bana mesela yani yıllarca kez gelmiştir herhalde burnunu yaptır, duraklarını yaptır.
Ondan sonra saçların çok kabarmış, manikürün gelmiş falan gibi yorumlara inanmıyorum.
Evet yani en ufak şeylere bile yani böyle ufak tefek detaylara bile takılabiliyor insanlar.
Böyle yorumlara çok fazla maruz kalmak sanırım.
Yani sosyal medyanın en...
zor taraflarından bir tanesi.
Ama bir yerden sonra insanların hadsizliğine de alışıyorsunuz.
Yani bu bir paket çünkü.
Hepsi beraber geliyor. Hani sosyal medya zamanı.
Evet tahmin edebiliyorum.
Yani çok zorluk olduğunu söyleyemeyeceğim.
Artık grip geçebiliyorum.
Hani derin kalınlaştı diyebilirim.
Ama yani çünkü yaptığım işi gerçekten çok seviyorum.
O yüzden bu zorluklar bana çok yorucu gelmiyor açıkçası.
Benim şu anda En zorlandığım konu şu an bebeğim var ve ağda kalan vaktimi çok iyi değerlendirmem lazım.
Ve her zaman böyle kendimi kamera karşısına geçecekmiş gibi hissetmiyorum.
Çünkü çok uykusuzum, aylardır uyumadım.
Ve iyi gözükmem gerekiyor.
Yani kamera karşısında iyi gözükmem gerekiyor ve...
pozitif olmam ve enerjik ve neşeli olmam gerekiyor ve çoğu zaman böyle hissetmiyorum.
Gerçekten bir maske takıyormuşum gibi hissediyorum çoğu zaman.
Şu anda bilmeniz zorlandığım konu bu.
Yani vakitsizlik ve bu vakti iyi değerlendirmek.
Böyle yani başka ne var?
Algoritmalardan çok şikayetçiyim bir de.
Diğer zorlandığım şey de bu açıkçası.
Yani sürekli değişiyor algoritmadan ve sürekli siz de içeriklerinizi buna göre değiştirmeniz gerekiyor.
Yani mesela Ben kısa video seven bir insan değilim.
Normalde uzun video formatını çok daha fazla seviyorum.
Ama maalesef ki ben de artık kısa video formatını da içerik üretmek zorundayım.
Çünkü algoritma sizi buna itiyor.
Yani yapacak bir şey yok.
Şundan da şikayet ediyorum mesela.
Benim çok kemik bir kitlem var aslında ama onların da önüne düşmüyor benim videolarım artık yani.
Evet o da çok saçma gerçekten.
Çok saçma. Keşfete düşüyor ama kendi seni takip edenlerin önüne düşmüyor mesela.
Anlamıyorum ben böyle.
Çok. Yani mesela bir de şey var işte bu izlenmediğini de görünce sürekli izlenme kaygısıyla video çekmeye çalışıyorsun.
Yani bu sistem seni buna zorluyor yani.
Bu şekilde içerik üretmeye zorluyor.
Her ne kadar ben buna direnmeye çalışsam da zaman zaman benim de içeriklerimi çekilendiriyor.
Maalesef yapacak bir şey yok yani.
Çünkü hani onlar bari düşsün de diğer videoları izlesinler diye de uğraşıyorum bir yandan.
Yani. Aradaki sınırı çizmek.
zor bence ya hani izlenmiyor daha çok video çekeyim işte niye izlenmiyor falan filan gibi kendini de sorgulayabiliyorsun evet ama sorgulaman da gerekiyor bu arada hani neleri yanlış yapıyorum
diye de sorgulaman da gerekiyor atıyorum bu şey olabilir mesela ben yapıcı eleştirilere çok açık bir insanım bu arada sürekli de dinliyorum hani geçen hani bir kişi bana yazmış tiktoktan böyle upuzun bir şey yazmış tamam mı dedim
ki ya bunun için vakit harcamış uzun uzun analiz etmiş yani videoları Ve kendince, çünkü çok seviyor Beyblik'i beni.
Ve böyle uzun uzun yazmış hani.
Neden izlenmiyor? Çünkü şu susu su sebeplerden bir sürü şey yazmış.
Ya o kadar hoşuma gitti ki.
Ve hani Aramid'de de jenerasyon farkı var.
Ben bile bilmiyorum. O da Cermiz'i zaten.
Bu jenerasyon farkının, isteklerinin farklılıklarından da bahsetmişti.
Ondan sonra dedim ya çok mantıklı.
Ve çok güzel anlatmış hakikaten.
Onun söylediği şeyleri böyle bir an dikkate aldım.
İşte arka planını değiştirdim falan filan.
Ufak tefek şeyler de çok değişkenlik yapıyor.
Çok değiştirebiliyor. Yani karşı tarafa verdiği hissi de çok değiştirebiliyor.
Mesela aynı videoyu farklı şekillerde çekebilirsin.
Ama bir tanesi çok daha fazla kişiye ulaşacaktır mesela.
Oradaki o şeyi bulmak lazım.
Ama tabii ki sana da senin içine de sinmesi lazım içeriğin son halinin.
O dengeyi bulmak biraz zor ama...
İşte yapmaya çalışıyorum bence.
İşte deney yanıla yine öğreniyorsun ama çok güzel hani öyle takipçilerin böyle güzel yapıcı yorumlar yapması hani sana da fikir oluyordur hani kendini iyileştirmen açısından.
Kesinlikle. Peki sosyal medyada kozmetik dışında üretmek istediğin başka içerik türleri var mı?
Aslında ben çok eskiden beri YouTube'da özellikle mesela kitap videolarım vardı.
Onları bir ara kestim.
Yine devam etmek istiyorum yani.
Şimdi vakit çizdikten yine yapamıyorum ama.
Tekrar dönmek istiyorum. Kitap videolarını çekmek istiyorum.
Çünkü oradaki...
O videoları izleyen kitlemin, o kitleye hayranım yani.
Onlarla aramızdaki o diyalog çok güzeldi gerçekten.
O yüzden tekrar kitap videolarına dönmek istiyorum açıkçası.
Ama ben zaten düzenli olarak mesela vlog falan paylaşıyorum.
Hala kanalımda vloglar var.
Mesela son yüklediğim video, vlogtu en son.
Mesela kombin videoları paylaşıyorum ara ara.
Instagram'da özellikle, TikTok'ta da.
Alışveriş videolarımı TikTok'a koyuyorum mesela.
Çünkü o kitleye daha çok hitap edebiliyor.
Şu anda mesela hem güzellik, Hem kombin yani moda hem de yemek tarifleri, vloglar.
Bir sürü aslında farklı formatta video çekmeye çalışıyorum.
Ama tabii insanlar beni daha çok cilt bakım videolarımla bildikleri için kafalarında öyle kazınmışım.
Ama yine de arada farklı bir şeyler koymak beni de hoşuna gidiyor.
Beni de besliyor. Onların da hoşuna gidiyor.
Çünkü onlar da izleniyor gördüğüm kadarıyla.
O yüzden böyle bir harman haline devam ediyor şu anda.
Çok güzel. O zaman...
Sen kitap kurdusun diyebilir miyim?
Sen çok kitap okuyorsun galiba.
Kitap videosu çekiyorsun. Öyleydim.
Bebek olana kadar öyleydim.
Bebek olana kadar öyleydim. Haftada birkaç kitap falan bitirdim yani.
Bayağı fazla okumuşsun.
Evet evet. Kitap videolarıma bakınca işte aylık okuduğum kitaplar.
Şöyle bir sürü kitap var işte.
Her hafta birkaç tane kitap okuyordum.
Kitap okumak hani bayağı vakit ayırdığım bir şeydi ama şu anda okudum.
az boş vaktim var ki.
Valla boş vaktim.
Tamamen bu işe harcamak zorunda olduğum için.
Maalesef istediğim kadar kitap okuyamıyorum.
Yani aile bir kitap.
Ancak bitiriyorum. Öyle söyleyeyim.
O da hani şanslı insan yani.
Anlayabiliyorum gerçekten. Hani yeni küçük bir çocukla hayatına devam etmek falan.
Her şey ona bağlı oluyor.
Evet. önceliğin oluyor ve geriye kalan zamanlarda bir şeyler yapabiliyorsun.
O yüzden o kadar iyi anlıyorum ki benim çocuğum yok ama şu an istemiyorum, gelecekte ister miyim bilmiyorum ama bütün zamanımı ona ayırmak beni korkutuyor gerçekten.
Benim için de ben çocuk sahibi olmayacağım diyen bir insandım.
Ama işte hayat böyle. Bu noktaya getirdim.
Şu anda tabii ki çok mutluyum yani.
İyi ki çocuğum var diyorum ama hakikaten düşündüğüm kadar zormuş yani.
Düşündüğüm kadar zor olmuş.
Gerçekten dışarıdan çok fazla yardım alıyorum.
Ancak öyle şeyler mümkün oluyor.
Yoksa tuvalete gidelim olsun. Hani öyle şey.
Evet ya. Yardımsız olmaz bence.
Yok yok. Gerçekten olmuyor ki.
Hani yardım derken birkaç kişi birden yardım ediyor.
Annem, kayınvalidem, eşim vs.
Hani öyle. Öyle yani.
Yoksa çok zor gerçekten.
Ama şey dedikleri doğruymuş.
Bir çocuğu bir köy büyütüyor.
Ve gerçekten eğer yalnız büyütüyorsanız çocuğunuzu dünyanın en zor şeyini yapıyorsunuz yani.
Gerçekten süper kahramandan farksızsınız yani.
Öyle. Evet evet bence bütün anneler süper kahraman.
Yani babalar da öyle ama daha çok anneler bence.
Çünkü başlarda annenin daha çok zaman geçirmesi gerekiyor.
Evet. Gerçekten öyle.
Ama bunlar tatlı.
Güzel şeyler, mutluluklar yani.
Kızın büyüdükçe de zaten daha çok zaman olur diye düşünüyorum.
Evet evet aynen. Belki bir şeyleri de beraber yaparız diye düşünüyorum ben de işte.
Mutlu oluyorum yani. Şöyle şey gibi böyle en yakın arkadaşım doğurmuş gibi hissediyorum.
Büyüyecek benim en yakın arkadaşım olacak yani öyle hissediyorum.
Çok haklı. O zaman bölümümüzü kapatmadan önce son bir soru sormak istiyorum sana.
Güzellikle veya genel olarak hayatla ilgili dinleyicilere vereceğin en önemli tavsiye ne olur?
En önemli tavsiye ne olur?
Gerçekten güzellik konusunu çok fazla kafaya takmamanızı, onun yerini ruhunuz besleyecek şeylere daha fazla önem vermenizi tavsiye ederim.
Güzellik konusunda içerik üreten biri olarak söylüyorum bunu.
Ve günün sonunda kendinizle barışık olmak gerçekten en önemli şey.
Kulak tıkamak, sosyal medyadan gelen her şey.
kendinizi kıyaslamamak bir de.
Yani başkaları ile kıyaslamamak bence çok önemli.
Sizce siz yapan şeylerin aslında o ufak tefek kısımların olduğunda unutmayın.
Mesela herkese söylüyorum mesela.
İyi ki diyorum mesela burnumu yaptırmamışım diye.
Gençken çok fazla kafama taktığım bir şeydi.
Burnumun buradaki kemeri mesela.
Ama şu anda diyorum ki iyi ki yaptırmamışım.
Yani bu olmasa ben olmazdım ki yani.
Ben başka biri olurdum o zaman.
Veya ne bileyim mesela hala şeye karşıyım.
Dudak dolgusu yaptırmıyorum.
Herkes yaptırıyor herhalde.
Herkes yaptırıyor yani.
Veya işte Mesela doktorlarla çok fazla iletişimde olduğum için işte şey diyorlar hala botoks yaptırmadın mı düşünmüyor musun?
İsrail'de diyorum yaptırmayacağım, yaptırmayacağım, yaptırmayacağım.
Zaten botoks ihtiyacın yok bence senin.
Bence de yok bu arada. Ben 36 yaşındayım ama onların söylemine göre 30 yaşından önce başlanması lazım.
Minik minik başlanması lazım.
Şimdi ben buna inanmıyorum mesela.
Doktorların kendi tavsiyesi onlara saydım sonsuz ama ben buna inanmıyorum mesela.
Yani kişiden kişiye değişebilir.
Hani çok mimik yapıyordur vesaire.
Belki engellemek amaçlı yapılabilir ama.
O ifadeyi kaybetmek de istemiyorum açıkçası.
Kendi yüzümün yaşlandığını görmek istiyorum.
Güzel yaş almak istiyorum ama yaşlandığını görmek istiyorum.
Anlatabiliyor muyum? Çünkü mesela anneme bakıyorum, anneanneme bakıyorum ve önümde çok güzel örnekler var.
Ondan çok güzel yaşlanmış kadınlar bence.
Mesela onlar da çok bakımlı kadınlar.
Anneannem bile 83 yaşında hala hocasını sürer.
Manikürsüz bir gün göremezsin kadını.
Ve bu güzel bir örnek benim gözümde.
Bu kendine olan saygının göstergesi bana göre.
Kendine bakıyor.
Kendini iyi hissetmek için yapıyor belli ki.
Başkasına güzel gözükmek için yapmıyor.
Onu net bir şekilde anlıyorsun.
Mesela annem de öyle makyajla falan inanılmaz bir kadındır.
Hala böyle ona bir şeyler verdiğinde çok mutlu olur böyle.
Ay yenilmişler, yeni söyler falan.
Kadın hala heyecanlanır yani.
Hani bu yaşta olmasını beklemezsin ama işte hala mutlu oluyor.
Yani şunu demeye çalışıyorum.
Kendiniz olmaktan ve kendi ışığınızı parlatmaya çalışmaktan hiç korkmayın ve devam edin yani.
Ama sürekli şey değil yani şu da korkutucu.
kendinin hep daha iyi bir versiyonu bundan bahsetmiyorum yani bu da çünkü çok ekstrem yönlere götürebiliyor insanı veya dismorfiye yaratabiliyor yani beden dismorfiye yaratabiliyor yüzünle alakalı da
işte bir şeyleri yaptırdıkça öteki taraflar gözüne batmaya başlıyor falan kendine olduğun gibi kabul etmeyi gerçekten kendine bağışık olmak kadar güzel bir şey yok bence evet gerçekten
çok güzel söyledin Çisem Bir de insanların sanki yaşlanma fobisi varmış gibi hani sosyal medyadan kaynaklanan ama ben yani ne bileyim 20 sene sonra hala şu anki yüzümle
olmak istemem yani sonuçta yaşlanıyorum yani yaş alıyorum olgunlaşıyorum yüzümde bunun örneği hani Bunu gösteriyor sonuç olarak.
Bizden bence de kendini kabul etmek lazım.
Kendini sevmek lazım. Ve maalesef ki bunun kafası bence 30'lu yaşlara doğru geliyor.
Çünkü 20'li yaşlarda daha çok böyle dışarıya odaklı düşünüyoruz.
Kesinlikle. Ama yani bu arada şey değil yani.
Her seferinde böyle anlaşılıyor.
Estetiğe çok karşıyım falan.
Bundan bahsetmiyorum. Bana yaptırmak kendimi hissettirmeyecek.
Ben biliyorum. Çünkü ben aynıda farklı biri göreceğim.
Farklı biri görmek istemiyorum.
Eğer kişi görmek istiyorsa kendi bilir ama.
Ama böyle çok ufak tefek şeyleri kafaya takıyor insanlar.
Ben ona üzülüyorum açıkçası.
Bu kadar kafaya takmamak mı lazım sanki diyorum yani.
Bir de yaşlanmaktan gerçekten bu kadar korkmamak lazım.
Eninde sonunda hepimiz yaşlanacağız yani.
Öyle işte.
Evet güneş kremimizi sürdüğümüz sürece yaşlanmamız daha yavaşlayacak.
O yüzden bu da iyi. Çok yavaşlayacak hem de.
Şey dediğimi inanamıyor insanlar bu arada.
Ben 25 yaşındayken falan.
Benim çok daha fazla kırışıklığım vardı.
Yetişkin aklım vardı.
Ben bunların hepsinin kendi kendime üstesinden geldim.
Bu arada gelemeyebilirdim. Doktora gitmek zorunda kalabilirdim.
İlaç kullanmak zorunda kalabilirdim ama ona gerek kalmadı neyse ki.
Ben kendi kendime çöldüm bir şekilde.
Hatta işte diyorum ya burada kırışıklıklarım vardı.
Oturmuş kırışıklıklarımla.
İşte onlar nefsizlikten kaynaklanıyormuş.
Güneşten kurumamaktan kaynaklanıyormuş.
Bunların hepsini. Çok basit şeylerle aslında cildine o nemli görüntüyü geri verebiliyorsun.
Hatta yaşlanmayı geriye çevirebiliyorsun.
Zaten düzenli güneş kremi kullanmak yaşlanmayı geriye çeviriyor.
Bakın geriye çeviriyor.
Engelliyor demiyorum. Geriye çeviriyor.
Bunun da araştırması var. O yüzden gerçekten önemli bir şey yani güneş kremi.
Mesela her gün kullanıyor musun?
Evet her gün kullanıyorum. Evde olsam da kullanıyorum.
Bugün mesela fırtına vardı. Ben yine de kullandım.
Öyle. Evde olsam da kullanıyorum valla.
Ben evde olunca üşeniyorum böyle hava kapalıysa.
Üstelik kullanmıyorum ama evet sen bunun bir örneğisin bence.
Şu an cildin çok güzel.
Teşekkür ederim. Önerilerini dinlememiz lazım bence.
Teşekkür ederim. Evet, bugünkü bölümümüzün sonuna geldik.
Çisemciğim sana çok teşekkür ederim bana konuk olduğun için.
Çok keyif aldım bu sohbetten.
O yüzden sana çok teşekkür ediyorum ve yine belki ileride başka içerikler üretiriz diye düşünüyorum.
İnşallah. Çok teşekkür ederim ben de bu arada davetin için.
Benim için de çok keyifliydi.
Böyle güzellik hakkında konuşmak da çok keyifli oluyor.
Teşekkür ederim. Rica ederim.
O zaman gelecek haftaki bölümde görüşmek üzere.
Her pazartesi saat 7'de yeni bölüm geliyor.
Haberiniz olsun. Beni takip etmeyi unutmayın.
Çisemin de TikTok ve Instagram sayfasını açıklamaya bırakırım.
Eğer bilmiyorsanız oradan takip edebilirsiniz.
Hepinize güzel bir hafta diliyorum.
Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
