
2026’da güzellik dünyasında kurallar değişiyor 💥
Artık ürünlerdeki vaatler değil; kanıt, sürdürülebilirlik, ruh haline uyum ve biyoteknoloji gibi kriterler dikkat çekiyor 🧬
Cilt bakımında bu yeni dönemi daha iyi anlamak için bu bölümü kaçırma! 😇
---
Beni Instagram'dan takip et: kozmetiksirlari_podcast
İletişim için: kozmetiksirlari.podcast@gmail.com
---
Bölümü beğendiysen eğer, arkadaşlarınla paylaş, Instagram’a yorum bırak, hatta merak ettiğin şeyler varsa DM yolla 💌
---
Referanslar için: https://linktr.ee/kozmetiksirlari_podcast
---
Bu bölümde #reklam veya iş birliği yoktur.
---
Bana destek ol 💅🏻✨https://buymeacoffee.com/kozmetiksirlari
Transkript
Bölüme başlamadan önce size küçük bir sorum olacak arkadaşlar.
Son aldığınız cilt bakımı ürününü nasıl almaya karar verdiniz?
Reklamda gördüğünüz için mi yoksa bir influencer önerdiği için mi?
Yoksa içeriğindeki maddeleri araştırdıktan sonra mı?
Peki sizce 2026'da güzellik dünyası bunlardan hangisine daha çok önem vermeye başlıyor?
İşte bu sorunun cevabı bölümde saklı.
Hoş geldiniz!
Kozmetik Sırları'nın 78.
bölümündeyiz arkadaşlar. Hatta bu bölümün taslağını dün gecenin yarısında hazırladım.
Bugün de şu an saat 18.30 yeni kayda başladım.
Yani gördüğünüz gibi zamanım yok arkadaşlar.
İş bittiğinde insansırlık var, o bittiğinde pole dance var, o bittiğinde günlük işler, temizlik, spor derken hayat hiç bitmeyen bir koşu gibi benim için şu an ve sinir sistemim dur diye
yalvarıyor. Ben de tabii elimden geldiğince durmaya dinlenmeye çalışıyorum ama bazen de hayat gecenin köründe podcast hazırlamaktır değil mi?
Neyse hadi uzatmadan başlıyoruz.
Bakalım 2026'da güzellik dünyasında bizi neler bekliyor?
Arkadaşlar hala fark etmediyseniz 2026'da güzellik sektörü köklü bir dönüşüm geçiriyor.
Zaten geçirmeye başladı önceki yıllarda.
Ama gitgide bunu daha çok göreceğiz.
Ve bu değişim sadece ürünleri değil, bizim güzelliğe bakış açımızı da baştan yaratacak.
Söylemedi demeyin. Bugün şimdi size dört büyük değişimden bahsedeceğim.
Birinci değişimimiz kanıt.
Tabii ki bu bölümü kaydetmek için biraz araştırma yaptım.
2026 trendlerine baktım ve gördüm ki performans ve kalite artık bir numaralı satın alma kriteri.
Sizin için de böyle mi bilmiyorum.
Bana DM'den yazarsanız sevinirim.
Mesela Euromonitor'un verilerinde bunu destekliyor.
Tüketiciler görünür sonuç veren formüller için para ödemeye hazırlar yani.
Peki sizce bu ne demek?
Artık aldığımız ürünlerde nemlendirici veya kırışıklık karşıtı gibi iddiaların yazması yetmiyor.
Birkaç gün içinde aynı anda bunu görmek istiyoruz demek.
Klinik çalışma verileri, öncesi sonrası görselleri gibi şeyleri gittikçe daha çok görmeye başlayacağız yani.
Bunlar artık lüks pazarlamanın değil, herkesin beklediği standartlar.
Bir de bunu besleyen çok önemli bir kültürel akım da var tabii.
O da... Yani influence etmemek mi diye çevirebiliriz bilmiyorum.
Influence etmenin tersi işte.
Tüketiciler ücretli işbirliklerine ve abartılı ürün iddialarına giderek daha şüpheci bakıyormuş.
Bunun yerine şeffaf formüller, güçlü marka geçmişi ve gerçek kullanıcı deneyimlerine yöneliyorlarmış.
Cosmetify Beauty Trends Report 2026'yı okudum bir de.
İngiltere'de yapılan bir araştırma bu.
Marka itibarı satın alma kararlarında ikinci sıraya yerleşmiş arkadaşlar.
268 katılımcı olan bir anketin %55'i bunu öne çıkarmış.
Yani bilimsel cilt bakımını pazarlayan şirketler ve köklü markalar bu süreçten en çok kazananlar arasında arkadaşlar.
Gördüğünüz gibi artık insanlar kanıt arıyor.
Sadece paketin üzerinde yazması yetmiyor.
Birkaç gün içinde hatta sürüldüğü andan itibaren insanlar bunu görmek istiyor.
Hatta belki sosyal medyada görmüşsünüzdür.
Bir ara çok trend olmuştu.
Böyle bir gözaltı kremi sürüyorsunuz.
Birkaç dakika içinde gözaltındaki kırışıklıkları yok ediyor.
Tabii bu anlık bir etki.
İçeriğindeki polimerler sayesinde böyle bir şey yapabiliyor.
Ama tüketici anlık etki aradığı için bu kadar viral olduğunu düşünüyorum ben.
Bakın arkadaşlar ne kadar vizyoner bir kızım ya.
Bu noktada marka incelemelerimden bahsetmek istiyorum.
Çünkü bayağı işimize yarar diye düşünüyorum.
Marka incelemesi serimde 7-8 tane marka inceledim şimdiye kadar.
Daha önce dinlediyseniz 10 tane kategorim olduğunu biliyorsunuzdur.
Her kategori başına bir puan veriyorum ve bu değerlendirmenin sonunda marka toplam bir puan elde ediyor.
Bu kategoriler arasında da mesela ürün kalitesi var, marka değeri, etiği var, bunun dışında klinik testler, işte sertifikalar falan yani baya dolu dolu bölümler oluyor.
Bu da tabii gelecek yıllarda...
marka seçiminiz de size yardımcı olur diye düşünüyorum.
Eğer daha önce dinlemediyseniz dinlemenizi de öneririm.
İkinci söyleyeceğim şey sürdürülebilirlik arkadaşlar.
Artık sürdürülebilirlik ambalajdan içeriye de taşındı.
Yeşil bir kutu artık kimse için bir şey ifade etmiyor ve kimseyi de etkilemiyor çünkü herkes bunu yapmaya başladı zaten.
Ama tüketiciler ölçebilecekleri bir etki istiyorlar.
Yani boş vaatler değil.
Aslında bundan da marka incelememde bahsediyorum.
Neyse devam edelim.
Peki bu sürdürülebilirlik beklentisi ne ifade ediyor?
Mesela susuz formüller, upcycled aktifler.
Yani upcycled derken mesela meyve suyu üreticisinden...
atıklarını alıp o atıklardan bir aktif üretmek gibi düşünebiliriz.
Hani ileri dönüşüm diye mi çevriliyor Türkçe bilmiyorum.
Neyse siz anladınız. Bunun dışında biyo bozulur ürünler ve konsantre formüller gibi gibi şeyler bekliyor tüketiciler.
Az ile çok yapmak yani.
Hatta minimalizm de diyebiliriz buna.
Bu tip akımlar yeni dönemin performans kriteri olmaya başladı bile.
Yani gördüğünüz gibi su kıtlığı ve iklim değişikliği tüketici beklentisini şekillendirmeye başladı bile.
Bu yönde adım atmayan markalar da ileride zaten yok olmaya mahkum diye düşünüyorum.
Bir de bunun dışında insanlar çok işlevli formüller de talep ediyor.
Çok işlevli demek, daha az kozmetik demek, daha farklı kullanımlar demek tabii ki.
Yani sürülebilirlik artık bir pazarlama stratejisi değil.
Gerçekten bir performans göstergesi ve tüketiciler de buna gittikçe daha çok önem vermeye başlıyor.
Peki bir şeyi merak ediyorum.
Siz buna önem veriyor musunuz?
Ürün alırken nelere dikkat ediyorsunuz?
Yorum bırakabilirsiniz veya Instagram üzerinden bana mesaj atabilirsiniz.
Üçüncü bahsetmek istediğim başlık ruh haline göre cilt bakımı.
Yani wellness da diyebiliriz.
Neden? Çünkü insanlar artık sağlık ve iyilik halini her zamankinden çok daha bütüncül düşünüyor arkadaşlar.
Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu bildiğimiz için daha bütüncül yaklaşmaya başladık.
Ve bu bakış açısı da güzellik rutinlerimize yansımaya başladı bile.
İleride göreceksiniz, Eylül demişti dersiniz.
Tabii bunları ben öngörmüyorum.
Araştırdım ve size anlatıyorum.
Ama bu sektörün içinde olduğum için de zaten trendin geldiğini hissediyorum.
İleride cilt bakımı nasıl olacak biliyor musunuz?
Sabit rutinler bitecek, hayatımıza adapte olabilen sistemler başlayacak.
Tüketiciler artık stresi azaltan bir nemlendirici, kentsel kirlilik sonrası cildi sakinleştiren bir krem veya uykusuz geçen bir gecenin ardından enerji veren bir serum istiyor.
Yani ürünlerin duygu durumuna, çevreye ve yaşam ritmine göre değişmesi bekleniyor anlayacağınız.
E tabi bu trendle birlikte kozmetiklerde kullanılan aktifler de değişmeye başlıyor.
Mesela adaptojenler veya aroma terapi ve stresi duyarlı aktifler cilt bakımını tamamen yeni bir noktaya taşıyor.
Hatta bunlardan nörokozmetik bölümünde bahsetmiştim.
Eğer merak ediyorsanız onu da dinleyebilirsiniz.
Nurokozmetik denilen şey aslında stresin ciltte yarattığı etkileri minimize etmeye çalışan kozmetik ürünler.
Hani yalnızca stres değil ama örnek vermek için stres dedim.
Bu noktada bu tip kozmetikler bu trende çok uyuyor.
Yapay zeka çılgınlığı bitti.
Şimdi de duygusal açıdan zeki güzellik istiyor insanlar arkadaşlar.
Anlatabildim mi? Bu arada kısaca adaptojen nedir ondan da bahsedeyim.
Belki daha önce duymuşsunuzdur ama duymayanlar için küçük bir açıklama yapmak istiyorum.
Adaptojen denilen şey vücudun fiziksel, zihinsel ve çevresel stres faktörlerine karşı daha dengeli bir yanıt vermesine katkı sağlayabilecek bitkiler olarak tanımlanıyor.
Bunun dışında saç bakımında da benzer bir dönüşüm görüyoruz.
Adaptojen aktifleri içeren saç maskeleri, aromaterapi etkili saç kremleri artık sadece bize parlaklık vaat etmiyor.
Enerji, sakinlik ya da odaklanma sunuyor.
Yani gördüğünüz gibi bakım gerçek bir ritüele dönüşüyor.
İyi olma halini tamamlayan bir araca dönüşüyor.
Son çıkan ürünlere bakarsanız görürsünüz zaten.
Hatta beden bakımında da aynı şey var.
Sabah kullanılan ürünlerde enerji veren kokular var.
Gece için kullandığımız ürünlerde ise yatıştırıcı kokular veya içerikler var.
Yani bu artık sadece cilt bakımı olmaktan çıktı.
Ruh halini yöneten bir şeye de dönüşmeye başladı.
Yani arkadaşlar kısacası insanlar kendi hayatlarına, kendi ruh hallerine adapte olabilen rutinler aramaya başladı.
Son ve en çok konuşulan trendimiz ise biyoteknoloji ve longevity.
Artık anti-aging devri bitti, longevity dönemi başladı.
Zaten her yerde duymaya başladık bu longevity kelimesini.
Mintel'in 2026 tahmini olan Metabolic Beauty konsepti de tam burada devreye giriyor.
Artık yaşlanma belirtilerini gizlemek istemiyoruz.
Olabildiğince iyi bir şekilde yaş almak istiyoruz.
Yani cildimizin daha dayanıklı olmasını sağlamak istiyoruz.
Mesela cilt bariyeri terimini çokça duymaya başladık.
Bu tamamen longevity trendinin bir etkisi.
Cildimizin daha dayanıklı olması için de tabi ki cilt bariyerimizi güçlendirmemiz lazım.
Bunun dışında enflamasyon varsa onu yatıştırmak lazım.
Bir de kolajen kalitesini arttırdığımızda cildimiz günlük hasarlar karşısında çok daha hızlı bir şekilde toparlanabiliyor.
Zaten longevity'nin tanımı da bu.
Uzun yaşarken aynı zamanda kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek.
Bunun ilk örneklerini görmeye başladık bile.
Geçen gün Instagram'da Kodaly markasının Paris'te bir yoga stüdyosu açtığını gördüm mesela.
Bunu gittikçe daha fazla görmeye başlayacağız arkadaşlar.
İçerik kısmına gelecek olursak orada da çok teknolojik değişimler var.
Mesela laboratuvarda yapılan proteinler, hassas fermentasyon teknikleri.
Bunun dışında yapay zeka ile geliştirilmiş içerikler ve egzozom gibi son zamanlarda çok bahsedilen taşıyıcı sistemler.
Bu tip teknolojiler gittikçe cilt bakımının daha iyi performans göstermesini sağlayacak diye düşünüyorum.
Ve kozmetik ve medikal ürün arasındaki sınır da bence biraz bulanıklaşacak.
Yeni geliştirilmiş aktifler artık çok farklı şeyleri hedeflemeye başladı.
Mesela hormonal sinyal yollarını, DNA tamirini, stres adaptasyonunu ve bariyer zekasını hedef almaya başlıyor.
Burada bir de önemli bir sosyal boyut var arkadaşlar.
Menopoz, ilaç etkileri veya yaşam geçişleri gibi şeyler de artık kozmetik formülasyonlarında hesaba katılmaya başlandı.
Yani kişiselleştirme gittikçe daha fazla önem kazanmaya başladı.
Hatta geçenlerde menopoza giren kadınlar için geliştirilen bir kozmetik serisi de gördüm.
Gördüğünüz gibi longevity birçok şeyi kaplıyor ve ileride kişiselleştirilmiş çözümler ve yüksek teknolojili ürünler görmeye daha da devam edeceğiz.
Peki bugün banyo rafınıza bir bakmanızı istiyorum sizden.
Elinizdeki ürünler bu dört kriterden kaçını karşılıyor?
Bence bu soruyu sorarak siz de bu değişimin farkına varabilirsiniz.
Ne demiştik? Kanıt, sürülebilirlik, adaptasyon ve biyoteknoloji longevity.
Bu geçiş döneminde beni en çok heyecanlandıran şey longevity trendi olabilir arkadaşlar.
Biliyorsunuz sağlıklı yaşam ve sporla zaten ilgileniyorum.
Bu iyi olma halinin kozmetiğe de geçmesi ve bütüncül bir yaklaşım gösterilmesi benim de gerçekten çok hoşuma giden bir değişim.
Peki sizi en çok heyecanlandıran trend ne oldu?
Bana mesaj atarsanız çok sevinirim.
Ayrıca bu bölümü beğendiyseniz paylaşmayı unutmayın lütfen.
Çevrenizde ne kadar çok paylaşırsanız podcastimin büyümesine o kadar katkı sağlamış olursunuz.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde iki hafta sonra görüşürüz.
İyi haftalar.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
