
20'li & 30'lu Yaşlar İçin Cilt Bakım Tüyoları
30 Haziran 2025 · 57 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
🎙️ Welcome to Club platformunun kurucuları Yaman Er ve Uğur Kızılyaprak bu bölümde bizlerle! 🙌
⠀
💆♀️ 20’li ve 30’lu yaşlarda cildimize nasıl bakmalıyız?
✨ Cildimizi en iyi haline getirmek için nelere dikkat etmeliyiz?
Tüm bu soruları konuştuk ve sizden gelen soruları da yanıtladık! 💬
⠀
🎁 Ayrıca sürprizlerimiz de var!
Welcome to Club, bu bölüme özel 3 kişiye online danışmanlık seansı hediye ediyor! 😍
⠀
📣 Çekilişe katılmak için:
1️⃣ Podcast bölümünü dinle 🎧
2️⃣ Ortak reel videomuza 3 arkadaşını etiketle
💫 Ve çekilişe katılmaya hak kazan!
Çekilişimiz 30 Eylül'de sonlanacaktır.
⠀
💸 Bu bölüme özel bir indirim de seni bekliyor:
kozmetiksirlari koduyla seans satın alırken %50 indirim kazanabilirsin! ♥️
⠀
📩 Sorun olursa bize her zaman mesaj atabilirsin!
⠀
*Bu kod komisyonludur.
**
Sosyal Medya Hesaplarımız:
**
Online görüşme satın almak için: https://link.welcometoclub.com/kozmetiksirlari_podcast
**
Bu bölüm “ Welcome to Club” ile iş birliği içerir
**
Bölümler:
(00:00) Giriş
(03:08) 20’li Yaşlarda Cilt Bakımı Nasıl Olmalı?
(14:39) 30’lu Yaşlarda Cilt Bakımı Nasıl Olmalı?
(26:33) Lazer Cildi Bozar mı?
(29:52) Fungal Akne Nasıl Tedavi Edilir, Geçici midir? Hangi İçerikler Kullanılır?
(33:55) Vücut Aknesi İçin Ne Yapabiliriz?
(37:33) Saçtaki Seboreik Dermatit İçin Ne Yapılabilir?
(42:15) Petrolatum ve Parabenler Güvenli midir?
(48:17) Gebelikte Hangi İçeriklerden Kaçınmalıyız?
(52:32) Welcome to Club ile Olan Deneyimim
(55:23) Sürprizli Kapanış
Transkript
Kozmetik Sırları'nın 57.
Bölümüne hoş geldiniz canlarım.
Bugün yine çok keyifli ve aynı zamanda çok öğretici bir bölümle karşınızdayım.
Konumuz yaş gruplarına göre cilt bakımı.
Bazen bana çok soruyorsunuz, 20'li yaşlarda şuna başlayayım mı, cilt bakımında nasıl ilerlemeliyim diye.
Bu konuya bugün değerli konuklarımla açıklık getiriyoruz.
Welcome to Club ekibi bizimle birlikte olacak bugün.
Detaylara birazdan değineceğim ama şimdiden söyleyeyim.
Bölüm sonunda sizi çok güzel sürprizler bekliyor.
İlk olarak Welcome to Club kurucularından Yaman Bey ve Uğur Bey ile tanışmanızı istiyorum.
Kozmetik Sırları'na hoş geldiniz Yaman Bey, Uğur Bey.
Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
Hoş bulduk. Kurucu ortağımız, fikir babası Uğur Bey isterseniz başlasın.
Estağfurullah. Merhabalar, Uğur Kızıl Yaprak ben.
Welcome to Club'ın kurucu ortaklarındanım.
Yaklaşık 3 yıldır Welcome to Club ile birlikte bir maceraya başladık.
Öncesinde de eğitim hayatımda Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nin bilinci işletme bölümünden mezun oldum.
Galatasaray Üniversitesi'nde pazarlama iletişimi konusunda yüksek lisans yaptım.
Akabinde uzun yıllar dermikozmetik alanında çalıştıktan sonra da Welcome to Club ile hikayemiz Yaman Bey ile kesişti ve yaklaşık 3 yıldır da bu hikayeyi devam ettiriyoruz.
Çok güzel, teşekkürler Uğur Bey.
Ben Yaman Er, 1983 Ankara Tıp mezunuyum.
Kariyerime Boğaziçi Üniversitesi'nde biyomedikal mühendisliği yüksek lisansı yaparak devam ettim.
Daha sonra ilaç sektöründe RG'si olan uluslararası firmalarda Roche'da ve Novartis'te çalışarak devam ettim.
Sonra RG bizim için çok çok önemliydi ve İstanbul'da Teknopark'ta, TÜBİTAK'ta destekli projeleri gerçekleştirdik.
Ve devamında da...
İnandığımız doğruları yapabilmek için Uğur Bey'le de yollarımız kesişti.
Welcome to Club platformunda bildiğimiz doğruları topluma anlatmak, paylaşmak, deneme yanılmadan çok artan bilgi kirliliğinin ötesinde arındırılmış
ve doğrulanmış bilgilerle tüketicilere ve çevremizdeki insanlara yardımcı olmak üzere.
Bir iş birliği, el birliği yaptık.
Diğer alanda yine uluslararası çalışmalarımız, distribütörlüklerimiz var ama bu bizim için ortak ve çok değer verdiğimiz bir misyon olarak devam ediyor.
Dolayısıyla bir hekim olarak benim katkılarım ne olabiliyorsa, inandığımız ortak etik değerler doğrultusunda ki WTC'nin manifestosunda bunlar vardır, çok severek
yeri geldikçe tekrarlarız.
Bu şekilde...
çevremize, topluma hatta gezegene, manifestomuzda gezegenimize de destek olmak babında geçer.
Yaptığımız tüm seçimlerde buna da dikkat ederek ilerliyoruz.
Dolayısıyla sizinle de bugün beraber olmak bizim için gerçekten çok keyifli oluyor.
Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.
Benim için de gerçekten öyle.
Açıkçası biraz heyecanlıyım şu an.
Siz de öylesinizdir diye düşünüyorum.
Ama bence güzel bir bölüm olacak.
O zaman hemen bölümümüze geçebiliriz bence.
İlk olarak 20'li yaşlardan başlayalım istiyorum.
Sizce 20'li yaşlarda cilt bakımı nasıl olmalı?
Nelere dikkat etmemiz gerekir?
Aslında 20'li yaşlar diyerek başladınız sorunuza ama cildimizle yolculuğumuz bir ömür boyu devam ediyor.
Doğumdan ölüme kadar cildimizde...
Dost olmak zorundayız.
Ve 20'li yaşlar bizim aldığımız virajlardan bir tanesi.
Adolesandan, ergenlikten, erişkinliğe geçtiğimiz, hormonal düzenimizin, dengelerimizin hızla değiştiği.
Gerçekten kişiliğimize bunun yansımaları da var.
Efendim davranışlarımıza, çevremize yansımaları var.
Çevremizin özellikle etkilediği davranışlarımız da var.
Böyle bir kompleks ortam içinde biz 20'li yaşlara geliyoruz ve 20'li yaşları sürdürüyoruz.
İşte bu noktada vücuttaki özellikle hormonal değişimler, dönüşümler salgıları da çok etkiliyor.
Kaldı ki cildin en önemli salgısı sebum.
Sebum normalde cildi koruyan, onaran, besleyen bir salgı.
Aynı gözyaşında olduğu gibi gözümüzü kırparken gözyaşını sürekli gözümüze yayıyoruz.
Çünkü hem koruyucu özelliklere sahip hem de olmazsa olmaz göz sağlığımız için.
İşte cilt sağlığımız için de sebum böylesine değerli.
Fakat 20'li yaşlar süresi içinde o geçiş döneminde sebumun kimyası değişiyor, pehası değişiyor, koyuluğu kıvamı değişiyor.
Bu değişen hormon dengelerine bağlı olarak oluyor.
Hele hele kadınlarda bu hormonal oynamalar aylık periyoda kadar indiği için ay içinde bile farklı kimyasal yapılar gösteriyor sebum.
Birincisi bu. Yani kritik noktalardan bir tanesi bu.
İkincisi... Ergenliğin son yıllarından başlayıp 20'li yaşlarda da tavan yapan makyaj uygulama alışkanlığı doğuyor.
Evvelden hiç makyaj yapılmayan bir cildin üzerine değişen sebum kalitesi, niteliği, çevresel şartlar, daha çok dış ortama çıkılmaya başlanıyor, yaşam şartları değişiyor, daha kısa uykular,
daha geç saate kadar sosyal ortamda olmak vs.
bütün bunların yanı sıra 20'li yaşlarda bir de makyaj da ekleniyor işin üzerine.
Dolayısıyla 20'li yaşlar beslenme rejimleri açısından da ağırlıklı, adalasana kadar evde ailenin sofrasından beslenirken gençler, 20'li yaşlarda
dışarıya çıkıyorlar, dışarıda fast food'lar tüketiyorlar, gazlı içecekler vs.
derken sigara alışkanlığı ortaya çıkıyor.
Bütün bunlar 20'li yaşlarda cildi içeriden ve dışarıdan etkileyen çok...
dramatik, çok travmatik faktörler.
İşte cildin de buna pek çok bireyde tepkileri ortaya çıkıyor zaman içinde.
Sorunuza kısaca cevap vermek gerekirse bu uzun beraberliğimizde cildimizin 20'li yaşlarda cildimizi korumalıyız.
30-40 yaşlarda desteklemeliyiz.
50'li yaşlarda da onarmalıyız.
Dolayısıyla 20'li yaşlara tekrar dönecek olursak Nasıl koruyacağız cildimizi?
Birincisi iyi ve düzenli, agresif olmayan, yumuşak temizlik yapmamız lazım.
Cildimizin temiz tutulması lazım.
Çünkü aldığımız...
İlaçlar olabilir, tükettiğimiz besinler olabilir, değişen çevre nedeniyle olabilir, çevresel artan kirlilikler nedeniyle sebum kalitesi ve kimyasındaki değişiklikler cilde olumsuz
etki yapıyorsa onun her gün sabah ve akşam yumuşak bir temizleyiciyle arındırılması gerekir ki cildin üzerini zararlı bir tabaka örtmesin.
Agresif ve yumuşak temizleyici derken ikisinin arasındaki fark nedir?
Onu da biraz anlatabilir misiniz?
Tabii tabii. Aslında temizleyiciler örneğin makyajı da temizleyen temizleyiciler oldukça iyi temizleyicilerdir.
Ama bu yağ bazlı su bazlı makyaj derken yağ bazlı makyajı da iyice kolayca temizleyebilen bir cilt temizleyici genç bir cilt için biraz agresif olabilir.
Onun için daha yumuşak, bazen iyi köpürmüyor olması da önemli değil.
Çok iyi köpürmeye de bilir.
Artık günümüzde temizleyicilerin içinde sodyum, lauryl, sülfat gibi çok iyi köpüren, çok iyi temizleyen fakat kaçındığımız, kaçınılacak kadar da agresif
olan temizleyiciler kullanılmıyor.
Yani SLS'yi artık etiketlerde görmüyoruz.
Görürse gençler bunu kullanmamalı.
Şampuanlarda olabilir daha çok.
Bundan da kaçınmalarında fayda var.
Genç yaşlarda yumuşak, iyi arındıran, zaten sabah akşam düzenli temizlik yapılıyorsa birincisi temizlik koşuluna iyi uyulmuş oluyor.
İkincisi 20'li yaşlardaki cilt bakımının en önemli parçalarından bir tanesi cildi iyi nemlendirmek.
Bunun için hiyanürik asit gençlikte de her yaşta da rahatlıkla, güvenle kullanılabilecek nemlendiricilerden bir tanesi.
Dolayısıyla hiyanürkasten zengin serumlar olabilir.
Çok ince dokulu kremler olabilir.
Gençlerde ince dokulu krem kullanmak lazım.
Ve yine ince dokulu güneş koruma ürünleriyle rahatlıkla bir genç cildinin bakımını tamamlayabilir.
Bu saydığım bakım rutininde bir kolektif özellik yok.
Yani akne ise akneyi düzeltecek bir şeyden bahsetmedim.
Lekelenme için çok erken bir yaş.
Ama leke olduğu takdirde ne yapmak gerekir bundan bahsetmedim.
Normal bir genç cildi iyi temizlenmeli, iyi doyurucu bir şekilde nemlendirilmeli, güneşten de iyi korunmalı.
Üzerine yapılacak makyaj ise hafif ve iyi seçilmiş ürünlerden oluşmalı.
Makyaj yapılıyorsa da gece yatmadan mutlaka bu makyajın temizlenmesi lazım.
O zaman cilt bakımımızın temelini temizlemek, nemlendirmek ve korumak oluşturuyor aslında.
Bir de daha çok bütüncül bir açıdan bakmak gerekiyor sanırım.
Çünkü hayat tarzımızın da çok önemi var cildimizin sağlıklı kalması açısından.
Sigara, fast food, alkol gibi alışkanlıklarımızın da çok...
Yani aslında 20'li yaşlarda bunları yapmaya çok meyilliyiz ama 30'lu yaşlara yaklaştıkça bunun farkına varıyoruz.
O yüzden bunlara da dikkat etmek lazım diye düşünüyorum.
Buna bekleme yapmak istedim aslında.
Özellikle bu yaşlarda alışkanlık haline getirilmiş basit rutinler ilerleyen dönemlerde gerçekten harika sonuçlar veriyor.
Çünkü temizleme, nemlendirme ve koruma aslında bizim her yaş dönemimizde ihtiyacımız olan, cildimizin ihtiyacı olan şeyler.
Bunu o yaşlarda başlattığımız takdirde gerçekten çok da güzel sonuçlar alındığını biz danışanlarımızdan da onların yorumlarından da görüyoruz.
Tabii ki de ileriki yaşlarda da çok geç kalınmış değil ama bu yaşlarda yapılan bu rutinler çok iyi sonuçlar veriyor.
Onun dışında çok da gördüğümüz, Yaman Hocam'la da sık sık konuştuğumuz yanlış ürün tüketimi.
Maalesef sosyal medyanın ya da diğer alternatif medyaların ve bunları takip eden insanların öykünerek kullandığı bazı ürünler, bazı içerikler kişinin cildiyle de uyuşmuyor, kişinin problemiyle de
örtüşmüyor. Bu tür yanlış ürün kullanımından dolayı da 20'li yaşlarda başlayan hasarın daha sonrasında düzeltilmesi de, bariyer bozukluklarının tamiri de gerçekten çok zor oluyor.
Çok teşekkür ederim.
Çok güzel aslında eklemeleriniz oldu.
Ben de kendi anlatacağım cevap kısmında anlatmak istediğim bölümü şöyle tamamlamak istiyorum.
Birincisi cilt sağlığı sadece dışarıdan cildimize uyguladığımız ürünlerle, bakımla yetinmiyor.
İçeriden de sağlıklı olmamız lazım.
Vücudumuzun bütünü cildimizden geri kalanı sağlıklı değilse mutlaka cildimizde arızalar ortaya çıkıyor.
Kendisini dışarıya cildimizden vuruyor.
Cilt bir vitrin sonuçta.
Genel sağlığımızın bir göstergesi.
Onun için Eylül Hanım biraz önce söylediğiniz gibi sigara alışkanlığı, alkol...
Fast food dediğimiz gıdalarda tabi burada trans yağları, yapay tatlandırıcıları, renk verici kimyasalları, bozulmayı geciktiren, raf ömrünü uzatan, koruyucu
kimyasalları bunları kastediyoruz.
Fast food deyip geçiyoruz ama kastettiğimiz şeyler kimyasal ürünler bunlar ve hepsi toksik.
Hepsi toksik, gün geçtikçe daha fazla toksik kimyasal madde gıda tüketiminde yer alıyor ve kara ciğerimizde, Parçalanmak zorunda.
Parçalanamazsa eğer bütün vücutta toksik etki gösteriyor cilde de zarar veriyor.
Birincisi iyi uyku, sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durma, sağlıklı beslenme.
Bunu söyleyebilirim sizin söylediklerinizle paralel olarak.
Kaldı ki ben 64 yaşındayım.
Gençliğimde ben de heves ettim sigara kullandım ve kendi rızamla bıraktım.
Evet ben de öyle.
Bir faydası olmadığını gördüm.
Aksine zarar vermeye başladığını hissettim ve bıraktım.
Dolayısıyla bir yanlıştan geri dönmek için 60 sene beklemeye gerek yok.
Hiç başlamamak en doğrusu.
Yani bu anlamda kendimden de rahatlıkla örnek verebilirim.
Ömür boyu devam edecek alışkanlık değil bu.
Dolayısıyla baştan hiç başlamamak lazım.
Diğerine gelince yaşla uyumlu bakım.
Şimdi her bakım ürünü her yaşta kullanılmıyor.
Örneğin genç yaşlarda retinoik asit kullanılırsa eğer işte bu heveslerden bir tanesi, akımlardan bir tanesi.
Gençler duyuyorlar, tavsiye alıyorlar, reklamlarını görüyorlar.
Retinoik asit kullanılır.
Ama bir genç yaşta cilt için retinoik asit aslında zararlı bir unsur.
Genellikle ciltte raş dediğimiz dökülmeler, kızarıklık, alerjik reaksiyonlara neden oluyor.
Yaş o değil. Retinoik asit 30'lu yaşlardan sonra kullanılıyor.
Cilde çok da iyi geliyor bazı vakalar.
Dolayısıyla her bakım ürününün doğru uygulandığı, uyduğu yaş aralığı var.
O yüzden gençlerde olabildiğince yumuşak, koruyucu bakımlar yapmak lazım.
Biraz önce söylediğim yumuşak temizleme, hiyanürik asitten zengin ürünlerle doyurucu bir şekilde nemlendirme, güneşten koruma.
Ne akneye ne de lekeye dönük olmamakla beraber işte bu ikisinden de aynı zamanda koruyacak bir bakım rutini.
Hem sağlıklı cildi sağlıklı kılmaya devam edecek hem de lekelenmeye ve akne oluşumuna karşı da koruyacak bir etkili ve basit bir rutin.
Bakım rutini. Evet, evet.
Çok güzel söylediniz.
Sosyal medyada gördüğümüz her trende atlamayalım.
Lütfen bunları sorgulayalım, öyle uygulayalım.
Çünkü sosyal medyada çok fazla bilgi kirliliği var bildiğiniz gibi.
O zaman şimdi bir de 30'lu yaşlardan bahsedelim biraz.
30'lu yaşlarda cildimize iyi bakmak için neler yapmamız gerekir?
En önemli adımlar nelerdir?
30'lu yaşlarda da aslında artık organizma, o bireyin organizması...
kendi içindeki dengeye ulaşmış durumdadır veya ulaşmaktadır.
Neden? Otuzlu yaşlarda kullanılan bazı ilaçlar gündeme geliyor.
Doğum kontrol hapları örneğin.
Bu doğumu kontrol etmek için olmasa bile sancılı adet görme olabilir, polikistik over olabilir.
Bunların tedavisi için de doğum kontrol hapları kullanılabiliyor.
O yüzden çok yaygın. Ama bunlar da döngüsel hormonal aktiviteler.
Östrojeni bir dönem veriyor, arkasından progesteronu daha çok veriyor.
Dolayısıyla olması gereken fizyolojik döngüyü kendi içinde yaratan ürünler.
İşte 30'lu yaşlarda hayatımıza, özellikle kadınların hayatına giren yeni unsurlardan bir tanesi doğum kontrol hapları.
Öbür taraftan...
Yine biraz kadınlara da öyle hitap ediyormuşum gibi oluyor ama bu anlamda da daha çok tüketici kadın olduğu için çoğunluğa hitap etmek adına bunu söylüyorum.
Makyaj gittikçe ağırlaşıyor.
Daha uzun süreler kullanılıyor.
Çalışma hayatı.
Evden işe gitmesi, işte çalışması kapalı ortamda hem kapalı sirkülasyon hem içerideki ultraviyole atakları, işten tekrar
eve yıpratıcı, stresli, iş hayatı kolay bir hayat değil.
Her şey yolunda gitse bile kendinizle yarışıyorsunuz.
Dolayısıyla stresi de yoğun bir yaşam biçimi.
İşte o nedenle 30'lu yaşlarda hasarlar kendisini göstermeye başlıyor.
Kolajen azalmaya başlıyor.
Elastiklikler azalmaya başlıyor.
İnce kırışıklıklar kendisini yavaş yavaş göstermeye başlıyor.
Eğer başladıysa sigara, alkol onların yarattığı hasarlar bugün artık...
Cilt bakımında anti-aging'i biz terk ediyoruz.
Onun yerine longevity dediğimiz çok daha uzun perspektifte daha sağlıklı, daha radikal bir bakışı benimsememiz lazım.
Longevity ve bununla beraber de biohacking dediğimiz bizi daha hızlı yaşlandıran, bizim sağlığımıza yalnız cilt sağlığımıza değil genel sağlığımıza
zarar veren dış etmenlerden de olabildiğince kurtulmamız, bunlarla da mücadele etmemiz gerekiyor.
İşte bu anlamda cilt sağlığına 30'lu yaşlarda bakarken biohacking'i de mutlaka işin içine katmamız gerekiyor.
30'lu yaşlarda tabii ki bütün yaşlarda olduğu gibi temizlik önemli.
Burada temizliğe haftada bir hafif peelingleri, granüllü temizleyicileri katabiliriz.
Cildin bir yağlılık durumuna, sebum miktarına.
gözenek yapısına, incelik ve kalınlığına göre karar vererek temizlikte bir adım daha agresifleşebiliriz.
Bu kabul edilebilir bir şey.
Arkasından cildi peptitlerden daha zengin, hiyanürik asit içeriği zengin ve antioksidanlardan da zengin içeriklerle korumalıyız.
Ve burada sirkadyen cilt bakımı dediğimiz bir gerçek var.
Sirkadyen ritmi hepimiz biliyoruz.
Diurnal canlılarda olan bir şey gündüz özellikle koruma ihtiyacı cildin artar.
Çünkü ultraviyole saldırısı daha fazladır, dışı ortamdaki serbest radikal saldırısı daha fazladır, kan şekeri daha yüksektir gün içinde çünkü sürekli bir vücudun savaş.
Alarm tarafında olduğunu dengelerini biliyoruz.
Bu noktada kan şekeri daha yüksektir.
Kan şekeri yüksek olunca glikasyon daha çok artar.
Dolayısıyla 30'lu yaşlarda özellikle gündüzleri korunmaya, geceleri de onarımı destekleyen ürünlerle bakım yapmalıyız.
Böylelikle cildin gün içinde 24 saatte değişen ihtiyaçlarına uygun bakım destekleri vermeliyiz.
Sırada retinoik asitler olabilir.
Retinoik asit burada güzel etkilerini gösterir ve mutlu eder kullananları.
Görünmeye başlayan ince kırıçıklıklar azalır.
Kolejen arttığı için hafif lifting etkiyi görürler.
Ciltte ortaya çıkacak dalgalı cilt tonunun azaldığını, bunun kontrol altına alındığını görürler.
Dolayısıyla retinoik asit bu anlamda çok değerlidir.
katkıdır rutine. Göz çevresine daha çok özen göstermek gerekir 30'lu yaşlarda.
Hem makyaj nedeniyle hem de göz çevresinde biliyorsunuz cilt altı çok gevşektir.
Kolay torbalanır.
Lemp sirkülasyonu biraz tembeldir.
Kolaylıkla bozulabilir.
Cilt altına yapılan, göz çevresine yapılan dolgulardaki en büyük risk torbalanmayı arttırmasıdır.
Çünkü lemp dolaşımını bozabilir.
İşte 30'lu yaşlarda temizliğimiz biraz daha derin, daha agresif olabilir.
Ama bu arada sabah ve akşamları birbirinden daha farklı olacak şekilde cildin ihtiyacına dönük bakımlarla genel rutin cilt sağlığına, cilt bakımına devam
edebiliriz. Çok güzel anlattınız Yaman Bey.
Çok teşekkür ederiz. Aslında bu sohbetin ortasında ben şunu fark ettim.
Gerçekten her cildin ihtiyacı çok farklı olabiliyor.
Ve Welcome to Club da tam bu noktada devreye giriyor bence.
Kişiye özel çözümler sunduğu için cildimize en doğru şekilde nasıl bakabileceğimizi bize adım adım gösteriyor aslında.
Özellikle bugünlerde bence dermatoloğa ulaşmanın hem zor hem de pahalı hale geldiğini düşünürsek bence Welcome to Club imdadımıza çok iyi yetişiyor.
Bizim de aslında yapmak istediğimiz şey biraz da bu alışkanlıkları biraz daha böyle pratiğe dökebilmek.
İnsanlar için daha ulaşılabilir hale getirmek ve sağlıklı bir cildin mümkün olduğunu göstermek aslında.
Biz hep bunları ben yakın çevremden de çok duyuyorum.
İnsanlar problemleriyle birlikte yaşıyor.
Cildiyle ilgili sürekli bir problemi var ama o problemi çözebilecek sonuca gidemiyor.
Bu dönemde de sürekli deneme ve yanılma döngüsü içerisinde mutsuz bir şekilde sürdürüyor bu süreci.
Biz de tam bu devrede aslında bunun bir ihtiyaç olduğunu gördük ve o şekilde de Welcome to Club'un profesyonel desteğine başladık.
Bunları yaparken de tabii analiz çok önemli.
Özellikle analizi yapacak kişinin yetkinliği de çok önemli.
Çünkü biz şununla çok karşılaşıyoruz.
Türkiye'de bununla ilgili zaten belli anketler de yapılmış.
Herkes cildinin hassas olduğunu düşünüyor.
Hassasiyet ünleştikçe artıyor.
Ama herkes cildinin hassas olduğunu düşünüyor ve işte üzerinde hassas ciltler için yazan ürünleri tercih ediyor.
Aslında ihtiyacına hiçbir şekilde cevap vermiyor.
Reaktif bir cilde sahip olabilir, gerçekten hassas olabilir ya da normal olabilir.
Yani bizde hiç normal ciltle seçilen ciltler arasında değil.
Welcome to Club'da konsültasyon öncesinde doldurulan bir form var.
Orada mesela biz hiç rastlamıyoruz.
Cilt tipini tanımlar mısın diye bir soru var altta örnekleriyle beraber.
Kimse orada normal cildi seçmiyor.
Normal olmanın böyle anormal olduğu bir durumda insanlar kendi ihtiyaçlarını maalesef tespit edemiyorlar.
Çünkü doğru tespit yapabilmek için doğru analizi de yapmak gerekiyor.
Doğru analiz yapıldığında ve doğru ürünlerde seçildiğinde gerçekten çok iyi bir cilde.
En azından kendi cildinin en iyi versiyonu.
Ulaşabilme imkanı var. Biz insanlara bunları sunmak istiyoruz.
Ve bunu da bir lüks olmaktan ziyade sadece yüksek gelir gruplarının sahip olabileceği bir özellik olmanın dışında herkesin erişebildiği, biraz daha demokratik hale getirebildiğimiz bir süreç
yaşamak istiyoruz. Welcome to Club'da da bunun için çalışıyoruz aslında.
Bu arada ben de bir ilave yapmak istiyorum.
Evet. Doğruya daha kolay ulaşımı sağlamayı arzu ediyoruz ama tabii ki bu konuda dermatoloji uzmanlarının, doktorların varlığı ve bu noktada sağladıkları bilimsel
ve tıbbi yararlar konusunda hiç tereddüt yok.
Bu nedenle zaten Welcome to Club'ın bilimsel kurulumda da dermatologlarımız, çok değerli hekimlerimiz, plastik cerrahlar, medikal estetik hekimleri yer alıyorlar.
O yüzden biz doktorlara alternatif olmak değil.
Aksine doktorların tavsiye ettiği uygulamaları destekleyen, doğru bir şekilde destekleyen bakımların...
doğru anlaşılması, doğru yapılması ve bu destekleyici rutinleri oluşturan doğru ürünlerin seçilmesini hedefliyoruz.
Dolayısıyla bütün bilimsel kurulumuzdan da onay alan ürünler platformda yer alıyor.
Bu anlamda biz bir takım akımlara, ana akımlara bakmadan, onların içinde yer almak gibi bir kaygı duymadan bildiğimiz, inandığımız doğruları, tıbbi gerçekleri
kullanarak yararlı olmaya çalışıyoruz.
Eylül Hanım siz de zaten bu sektörde olduğunuz için siz de yakından biliyorsunuz.
Gerçekten şu anda özellikle cilt bakımı kategorisinde üretim talebi aşmış durumda.
Yani üretilen ürünle tüketilen ürün arasında ciddi bir fark var ve bu da aslında piyasada insanların seçim yapmasına da çok mümkün kılmıyor.
Bunları çok görüyoruz işte insanların gelip de hiç ihtiyacı olmadığı halde sadece ikincisi 1 lira diye bazı ürünlerden.
Çünkü bize özellikle cil koçlarımız, çünkü bizde cil koçları da var.
Rutin oluşturmada, piyasadaki bütün ürünlerle ilgili, aktiflerle ilgili müthiş derin bilgilere sahip olmasıyla beraber gerçekten çok yardımcı da oluyorlar tanışanlara.
Onların bizlerle paylaştığı, yine dediğim gibi önden bir form doldururken biz kişinin kullandığı ürünlerin de fotoğrafını çekmesini ve uzmanıyla paylaşmasını istiyoruz.
Orada yanlışlıklar varsa onlar da düzelebilsin.
Küçük eklemelerle belki de.
İhtiyacı olan rutine kavuşabilsin diye.
İnanın öyle fotoğraflar geliyor ki yani bir masanın üzeri rengarenk ürünlerle dolu bazı markalardan 6-7 tane benzer ürünleri bir arada hiç ihtiyacı olmayacak ürünleri de içerisinde barındıran böyle rutinler
geliyor. Şunu Yaman Hocam da onaylayacaktır eminim.
Biz çok sık konuşuyoruz. Gerçekten çok basit bir şekilde sağlıklı cilde ulaşılabilir.
Yani hayat tarzınızdaki küçük değişiklikler, alışkanlık haline getireceğiniz doğru rutinler, doğru analiz sonucu sizi cildinizin en iyi haline kavuşturabilir.
Bu kadar basit, o kadar para harcamaya, o kadar ürün denemeye sürekli bir influencer'ın ya da işte bir selebritinin peşinde koşmaya gerçekten gerekiyor.
Bunun farkına varmasını istiyoruz insanların bizde.
Bununla ilgili zaten çok fazla sayıda eğitim de gerçekleştiriyoruz.
Geçen sene 9 tane cilt sağlığı eğitimleri yaptık.
Bunların arasında bizim de çok sorguladığımız konular vardı.
Özellikle mesela et gıda. Şu anda hype olmuş durumda.
İnsanlar yine bilinçsiz bir şekilde bunları da et gıdaya maalesef.
Bizim eğitim konu başlığımız şuydu.
Et gıdalar gerçekten sağlıklı bir cilt için gerekli mi?
Bunu diyetisyenlerimizle, doktorlarımızla hem dermatologlar hem beslenme uzmanları hem medikal estetikte bulunan doktorlarımızla beraber oturduk bunu tartıştık.
Dışarıdan katılımcılarla beraber burada bir farkındalık yarattık.
Biz de bunun sonucunda çok şey öğrendik ve gerçekten de bazı konularda ciddi destekleyici, içeriden destekleyici, özel aktif içeriklerin alınmasının doğru olduğunu görüp biz de aslında öyle bir kategori
daha açtık. Welcome to Club'ın içerisinde.
Evet çok doğru bir noktaya değdiniz gerçekten.
İnsanlar sosyal medyada görüp işte her türlü ürünü alabiliyor ihtiyacı olmasa bile ve bu da hem...
Zaman kaybı hem para kaybı hem de cildimizin zaten ihtiyacı olmayan bir şeyi alıp sürmemize gerek yok.
O yüzden evet böyle bir şeye öncelik etmeniz gerçekten bence çok değerli.
O zaman siz buradayken biraz da takipçilerimden gelen sorulara geçelim istiyorum.
Biliyorsunuz sosyal medyada bilgi kirliliği çok fazla.
Hazır uzmanlarımız da buradayken birkaç tanesini size sormak istiyorum.
İlk sorumuz lazer cildi bozar mı?
Ben dilerseniz bu konuda bilgilerimi paylaşayım.
Kullanılan lazerin cinsine, yapılan uygulamada kullanılan doza, sıklığa, endikasyona niçin kullanıldığına ve kullanıcının bilgi
ve deneyimine bağlı olarak lazer cildimize zarar vermeyebilir, verebilir de.
Dolayısıyla lazer uygulamaları bir niçin yapıldığına göre değerlendirilmelidir.
Sorunuzdan gelen sorudan daha çok epilasyon amacıyla, tüy dökme amacıyla kullanılan lazerlerin kastedildiğini tahmin ediyorum.
Evet. Lazerle tüy dökme, epilasyon uzun yıllardan beri incelenen, uygulanan ve geliştirilen bir konu.
Olabildiğince konforlu ve olabildiğince de güvenilir hale gelmesi için yıllar içinde birçok yenileme, geliştirilme, düzeltme yapıldı.
Dolayısıyla ehil ellerde iyi eğitim almış, deneyimli bir uzman tarafından epilasyon uygulaması yapıldığında cilt zarar görmez diyebiliriz.
Görmez. Ama çıkacak komplikasyonlar, birincisi pullanma olabilir, kızarıklık olabilir.
Bu ilk 6 saat hatta diyelim ki en fazla 1 gün devam edecek kuruluk pullanma gibi şikayetlerdir.
Lazer epilasyon sonrasında cildi bariyerini onaran, hidrate eden, nemlendiren bakım ürünleri kullanarak bu safa kolaylıkla atlatılabiliyor.
Ya da bazen bozuk para büyüklüğüne ulaşan beyaz alanlar ortaya çıkmaya başlıyor.
Pigment kaybı olan alanlar ortaya çıkmaya başlıyor.
Bu üzerinden bir yaz geçtikten sonra tekrar kayboluyor.
Yani alınan güneş ışınlarıyla melanositlerin tekrar pigment üretmesiyle bir kışa kadar toparlanabiliyor ya da hiperpigmente lekeler ortaya çıkabiliyor.
İşte bunlar biraz daha uzun ve uğraştırıcı olabiliyor.
O yüzden bu tip komplikasyonlara yol açmayacak doğru uygulamayla epilasyon uygulamaları cilde zarar vermez.
diyebiliriz. Uygulama tamamen kıl folikülüne odaklandığı için.
Çünkü renk seçici dalga boyundaki lazer kullanılır.
Bu da kıl folikülünde artık renklenmeye başlamış olan kılı görebilecek dalga boyudur.
Kıl folikülünün dışına çıkmaz bu lazerin etkisi.
Çünkü başka yerde tutulmaz.
Ama başka işte fraksiyonel lazer, skar tedavisi, dövme silme gibi alanlarda kullanılan lazer daha güçlüdür, daha farklı ve daha derine iner.
İşte buralarda biraz daha dikkatli olmak lazım.
Fraksiyonel lazerle gençleştirme tedavileri de uygulanabilir, skar tedavileri de uygulanabilir.
Burada bu konuda uzman bir hekimin dışına çıkmamak lazım bu tip endikasyonlarda.
Evet çok doğru söylediniz Yaman Bey.
Ayrıca... Bu söylediklerinizin hepsini ben bilmiyordum.
Benim için de çok iyi oldu.
Teşekkür ederiz. İkinci sorumuz, fungal akne nasıl tedavi edilir?
Geçici midir? Hangi içerikler kullanılır?
Fungal akne dediğimizde akneye yol açan bir mantar türüdür.
Yani bizim çok alıştığımız bakteriyel aknelerden biraz daha farklıdır.
Çünkü sebebi mantardır.
Bu mantar... normal akne tedavisinde kullandığımız ilaç ve yöntemlere karşı dirençlidir.
Çünkü mantarlar antibakteriyellerden etkilenmezler.
Bakteri olmadıkları için antibakteriyellerden etkilenmezler.
Buna karşılık antifungal kullanılması gerekir fungal aknelerde.
Fakat öncelikle bunun bakteriyel akne midir, fungal akne midir, demodeks midir, bütün bunların birbirinden ayrılması.
İyi bir ayırıcı tanı yapılması lazım ki seçilen tedavi yöntemi o zaman sebebe uygun olsun ve etkili olsun.
Fungal akneyi sorduğunuza göre özellikle akneye yol açan maya mantarı grubundan mantarlar bozulan cilt florası nedeniyle çok ürerler, aşırı
ürerler. Bozulan cilt florasında bir hakimiyet kurarlar ve gidip bu yaygın çoğalma sonunda gidip Kıl foliküllerine yerleşirler ve fungal akne dediğimiz
beyaz başlı farklı büyüklüklerde, birbirinden farklı büyüklüklerde olabilir ve daha böyle gruplaşan hallerde mantara bağlı akne tablosunu ortaya
koyarlar. İşte bu fungal akne tedavisinde artık antibiyotikli kremler, sistemik antibiyotik alımı doğru değildir.
Aksine tabloyu ağırlaştırır.
İşte bu nedenle fungal akne tanısı koyulduğunda hemen devreye doğru bir temizlik giriyor.
Bu doğru temizlikte de özellikle sebumu temizleyecek, iyi temizleyecek.
Ketakonazol grubu bazı aktifler bulunan ürünler seçilerek.
Akneye yol açan mantarların üremesine engel olup onların nüfusunu azaltacak bakımlar yapmak lazım.
Birincisi buna uygun doğru temizleyicilerle temizlik yapmak lazım.
Kaldı ki bu konuda yetkin kişiler dermatologlardır.
Bir dermatoloğa gidildiğinde tavsiyesi bununla başlayacaktır.
Tedavisi bununla başlayacaktır.
Arkasından yaşam biçiminde de önemli adımlar atmak lazım.
Şöyle ki... Terli kalmamak lazım.
Yani sık sık temizlik yaparak terli olduğumuz ortamda ciltteki terlemenin giderilmesi, temizlenmesi gerekir.
Arkasından besinlerdeki karbonhidrat miktarını azaltmanın çok yararlı olduğu ileri sürülmektedir.
Neden? Çünkü maya mantarlarının da besini karbonhidratlar, şeker ve karbonhidratlar.
İşte bu yüzden şekerli ve karbonhidrattan zengin olmayan diyetlerin, baharatlı olmayan diyetlerin çok yaşamı kolaylaştırdığını, sonucu çok daha öne
çektiğini söyleyebiliriz.
Fungal akne dediğimizde bunlarda bir de kaşıntı vardır.
Yani bakteriyel akneden farklı olarak burada kaşıntıyı da görürüz.
Kaşıntı olduğu zaman kaşıyarak cildin başka yerlerine de bu fungal enfeksiyonu O yüzden farklı yerlerde gruplar halinde sivilceler, beyaz
başlığı, akne yapılanmalarını görürüz.
Burada dediğim gibi endikasyona uygun seçilmiş doğru temizleme ürünleriyle temizlik, hijyene dikkat etmek ve yine antifungal ajanlar içeren
topikal ürünler kullanarak bunları tedavi etmek mümkün.
Çok güzel, teşekkür ederiz.
Bir sonraki sorumuz bu sefer vücut aknesi hakkında.
Vücut aknesi için ne yapabiliriz?
Vücut aknesi için de hijyen önde geliyor.
Vücut aknesi dediğimizde artık yüzden bahsetmiyoruz.
Göğüsten, sırttan ve kolların üstü omuzlardan bahsediyoruz.
Burada da ağırlıklı olarak sebep...
Bakteri değil biraz önce fungal akneye yol açtığını söylediğim maya mantarlarıdır.
Dolayısıyla burada da tedavi yaklaşımı çok benzer.
Burada artık terli terli örneğin spor yaptık.
Duşumuzu aldıktan sonra yeni bir giysi iç çamaşırı ve giysilerimizi değiştirmemiz burada çok önemlidir.
Efendim örneğin yastık kılıfının sürekli değiştirilmesi, tekrarlayan aknenin ortaya çıkmasını önler.
Bu vücut aknesini kastediyorum özellikle.
Dolayısıyla vücut aknesinde de etmen aynı olduğu için cilt bakımındaki fungal aknede alınan tedbirler burada da uygulanmalıdır.
İsterseniz bir saniye ara verelim, ben pencereyi kapatayım.
Evet. Ezan geliyor değil mi?
Evet, evet. Tamam. Teşekkür ederiz.
Sizin vücut aknesi hakkında söyleyecekleriniz bittiyse Uğur Bey ekleme yapabilir.
Son vücut aknesiyle ilgili bir toparlamak gerekirse temizlikte kullandığımız vücut yıkama jellerinde örneğin salisilik asitli olanlar, benzoil peroksit
içeren jeller gerçekten vücut aknesinin iyileşmesine hızla yardımcı olurlar.
Yağ bazlı üründen kaçınmak gerekir.
Komedojenik olan ürünlerden kaçınmak gerekir.
Dar giysilerden kaçınmak gerekir.
Ve dediğim gibi terleten ürünler, sentetik giysiler yerine daha havalandıran, pamuklu, keten giysileri tercih etmek gerekir.
Ve özellikle şeker ve karbonhidrattan zengin olmayan gıda beslenmeyle beraber stres yönetimi de çok önemli.
Ölçemesek de stres konusunu gerçekten stres cilt sağlığı ve cildin bağışıklığının bozulması konusunda kanıtlanmış gösterilmiş olumsuz etkilere sahip.
Su tüketimi de burada çok önemli.
Olabildiğince bol su tüketmekte fayda var.
Geçenlerde karşıma gelen bir datayı da paylaşmak isterim sizlerle.
Özellikle müzik bakımıyla alakalı.
Zaten aslında burada biraz deri sağlığından da bahsetmek gerekiyor.
Sadece yüz bakımı ve yüzümüzü kaplayan cidden ziyade deri sağlığından da bahsedecek olursak deriyi de bir organ olarak kabul ettiklerimizi zaten sürekli söylüyoruz.
Yüzümüz sadece bunun küçük bir kısmı iken dünya ekonomisinde skin care ile body care karşılaştırılması yapıldığında aradaki fark muazzam.
Yani insanlar gerçekten yüzüne büyük yatırımlar yaparken vücudunda maalesef vücudundaki deri sağlığıyla ilgili bu kadar hassasiyet göstermiyorlar.
Ama o farkındalık da gün geçtikçe artıyor.
Onları da görüyoruz. İnsanlar daha özel ürünler seçmeye başlıyorlar.
Özellikle Yaman Hocam'ın da belirttiği indikasyonlar üzerinde çözümler sunabilen iyi markalar ortaya çıkıyor.
Bu anlamda da o tarafın da gün geçtikçe tüketicinin böyle radarına girdiğini de fark ediyoruz.
Evet evet gerçekten öyle.
Buna bir de kozmetik dünyasında skinification deniyor aslında.
Hani yüzümüze sürdüğümüz aktiflerin de yavaş yavaş vücut bakımına veya saç bakımına girmesi gerçekten trend olan bir şey ve ileride daha çok görmeye başlayacağız bence.
Bir sonraki soruya geçelim.
Bir türlü geçmeyen saçtaki seborik dermatit için ne yapılabilir?
Tekrarlayan seborik dermatitinde Görüyoruz ki sebeplerinden bir tanesi bu maya mantarlara.
Dolayısıyla özellikle fungal aknede kullanılan tedavi yöntemi seçilmeli.
Şampuan dediğimizde şampuanlarda da sebumu iyi arındıran, kıl foliküllerini besleyen, saçın çevresindeki keratinize tabakayı
kaplayarak onu daha güçlendiren, bariyer oluşturan, Şampuanlar kullanılmalı.
Onun dışında tekrarlayan seborik dermatit, saçlı derideki seborik dermatitte bu konuda seçilecek antifungal içeren topikal ürünler, kremler,
losyonlar seçilmeli.
İşte bunlar da dermatologların önereceği, reçet edileceği tedaviye giriyor.
O yüzden uzun süren tedavisi dirençli olan bu seboreik dermatit, saçlı deride tekrarlayan seboreik dermatit, zaten seboreik dermatit saçlı deride olmasa da gerçekten insanın
hayatını zorlaştıran bir durum.
Bu noktada dermatoloğun verdiği tedaviye ve tavsiyelerine çok iyi uymak lazım.
Peki bu tip saç problemleriyle Welcome to Club'dan görüşme satın alan kişilere nasıl çözümler sunabiliyorsunuz?
Biraz da bundan bahsedebilir misiniz?
Şöyle aslında bize gelen özellikle danışanların eğer ciddi dermatolojik problemleri varsa biz mutlaka bir dermatoloğu ziyaret etmelerini öneriyoruz.
Çünkü bizim Welcome to Club'da sunduğumuz şey bir tanım ve tedavi programı değil.
Biz burada insanların doğru tercihlerde bulunmasını, doğru analizler sonucunda doğru tercihlerle çözümlere ulaşmasını sağlıyoruz.
Ama tabii ki de platformumuzda belli başlı problemlerin önlenmesi, azaltılması noktasında çok işe yarar ürünlerimiz de var.
Saç da bunlardan bir tanesi.
Hem Türkiye'den hem de yurt dışından saç derisiyle alakalı ve saçın kendi yapısıyla alakalı, polikülüyle alakalı gerçekten çok iyi çözümler yaratan, çok güzel çözümler sunan markalarımız
var. Uzmanlarımız da ihtiyacı yönelik olarak bunların hangilerinin tercih edilebileceğini kişilere sunuyor.
Bu da ciddi bir alan bu arada. Özellikle erkek danışanlarımızın cilt ihtiyaçları ile beraber ilk sordukları şeyler başında geliyor.
Peki seçim neydi ne yapabilirim?
Dökülmeyi nasıl önleyebilirim?
Kepeği nasıl önleyebilirim?
Nasıl daha dolgun bir şekil verebilirim?
Şeklinde uzmanlarımızda sorunları oluyor.
O tarafın da olması aslında onlara böyle komple bir yaypazede hizmet sunmamızı da sağlıyor.
Çok güzel. Teşekkürler.
Sanırım... Erkekler de yavaş yavaş cilt bakımına, saç bakımına ilgi duymaya başlıyor.
İleride sizin böyle bir gözleminiz var mı?
İstatistiksel olarak bilmiyorum ama bir fuara gittim bu hafta Paris'te ve gözlemler o yöndeydi.
Erkekler gittikçe daha çok cilt bakımına, saç bakımına yönlenecek dediler.
Öyle bu arada. Zaten bence hali hazırda da öyle.
Ama tabii burada sektöre yaklaşım biraz böyle seksist bir haldeydi.
Bu hem sektörün oyuncuları arasında hem de tüketiciler arasında da böyleydi.
Sadece kadınlara özel bir sektörmüş ama erkekler için de bakım ürünleri üretiliyormuş gibi bir hal aldı.
Erkek serisi diye bir seri.
Aslında cilt bu.
Bir organ. Kadınlar, erkekler de belli özellikleri var.
Ama sonuçta bu bir organ.
Herkes aynı problemi yaşayabiliyor.
Ama biz burada ciddi bir şey görüyoruz.
Özellikle bizim sunduğumuz şey.
Belki bunda işte kurucuların biz olmamızın da etkisi vardır.
Bizim sunduğumuz çözüm erkeklerin çok hoşuna gidiyor.
Yani erkekler çünkü biraz daha böyle rasyonel kararlar alma noktasında biraz daha böyle istekli oluyorlar.
Ve bizim sunduğumuz şey de aslında rasyonel teçhaldiği için biz ne diyoruz?
Gelin bu işi en iyi bilen birisi sizin cildinizle ilgili bir analiz yapsın.
Kullanacağınız ürünleri de o kişinin analiz sonucunda önereceği ve sizi sonuca en hızlı şekilde götürebilecek bir sonuç olarak sunduğumuz için.
Ya evet ya bu bana mantıklı geliyor diye direkt olarak çözümü satın alan erkek danışan sayımız epey fazla.
Çok güzel. Ama dediğiniz çok doğru.
Yani sektör anlamında da ciddi bir büyüme görüyoruz.
Özellikle medikal estetik tarafında en böyle aslında uç taraf cilt bakımının da dışında çok fazla benim de çevremde işte botoks yaptıran, bazen işte fil rungulamaları yaptıran, işte lazere giden erkek
sayısı da artıyor. Bu da güzel bir şey yani senin kendine bakması.
Bence gayet pozitif ve olumlu bir soru.
Evet evet katılıyorum.
Son iki sorumuz kaldı.
Birincisi petrolatum ve parabenler güvenli midir?
Herkesten gelen soru bu bana da çok geliyor.
Doğru doğru uzun zamandan beri yani uzun yıllardır bu iki aktif maddeye hatta aktif de dememek lazım aslında kullanılan.
Kişisel bakım ürünlerinde ve kozmetik ürünlerde hatta ilaçlarda kullanılan bu maddeler uzun yıllardan beri sorgulanıyor.
Petrolatum dediğimizde evet vazelin.
Sonuçta bir fosil yakıttan yani petrolden arındırarak, rafine edilerek elde edilmiş bir madde.
İyi rafine edilmiş ise, pürifiye yani saflaştırılmış ise zararlı olduğunu söyleyemeyiz.
Bu Türkiye'deki Sağlık Bakanlığı, Avrupa'daki sağlık otoriteleri, Amerika'da da FDA tarafından bu şekilde iyi saflaştırılmış ki bunun kriterleri zaten
üretim aşamasında teknik dosyalarda belirtilmiş oluyor ve bu sağlık otoriteleri tarafından analizler incelendiğinde o ürüne Onay veriliyor veya verilmiyor
bu analiz sonuçlarına göre.
Onaylanmış olan ürünlerin zararlı olduğunu söyleyemeyiz.
İlaçlarda da vazelin kullanılıyor, kozmetik ürünlerde de kullanılıyor.
Dolayısıyla bu konuda vazelini şüpheli olarak bile nitelememek lazım.
İyi bir vazelin, iyi arındırılmış bir vazelin doğrudan yarayı kapamak için bile kullanılabilir.
Açık yarayı kapamak için bile kullanılabilir.
Dolayısıyla hani spekülasyon yapmış olmak için konuşmamak lazım.
İkincisi parabenler konusu.
Paraben de uzun yıllardan beri suçlandı.
Efendim savunanlar oldu, suçlayanlar oldu.
Bu şundan kaynaklandı.
Uzun yıllar önce kozmetik ürünlerin içinde anlamlı, etkinliği kanıtlanmış, sonucu değiştirecek yani game changer olan aktif maddeler yoktu.
Mesela peptit bundan belki de 20 yıl önce gündeme geldi peptitler.
Dolayısıyla o dönemde pazarlama kaygıları içinde firmalar kendi ürününü öne çıkartmak için benim ürünümün içinde ayrıca şu var diyemediği
için benim ürünümde para ben yok demeye başladılar.
Anlatabiliyor muyum? Evet.
Yani toplumu yanıltan çok şey yaşanıyor.
Güneş koruyucular da öyle.
Güneş koruyucular keşke bir gün konuşabilsek.
Yani onlarca yıldan beri tüketici güneş koruyucu ürün konusunda çok yanıltılmış durumda.
Ama bunu düzeltmeye aynen sigara üreticilerinin sigara sağlığa zararlıdır reklamını desteklemeyeceği gibi güneş koruyucular konusunda
yanlış bilinen mitlerin düzeltilmesi konusunda endüstri çok bir şey yapmıyor.
Hani bizim gibi konuda bir misyon edinmiş insanlar veya platformlar, onlar bu gerçekleri anlatmaya çalışıyoruz.
Tabii ki biz sesimizi duyurabildiğimiz kadar etkili oluyoruz.
İşte Paraben de bunlardan bir tanesi.
Paraben, çocukların pediatrik şuruplarda bile bulunan bakteri mantar üremesini önleyip, O ürünün ister kozmetik olsun ister ilaç olsun raf ömrünü
uzatan koruyucu bir madde.
Bunun konsantrasyonunun örneğin %2'nin altında olması lazım.
Bu konsantrasyonun altında olan ürünlere onay veriliyor.
Karşı olan görüş şunu da söylüyor.
Diyor ki diş macununda da var paraben, cilt temizleyicide var, krem veya serumda da var.
Dolayısıyla %2, %2, %2 kullandığı o gün içinde kullandığı 5 üründe de %2 konsantrasyonda olursa bu birikim yapar.
Birincisi kullandığı ürünlerin tamamında zaten %2 konsantrasyonda yok.
O tavan miktarı.
Hiç kimse hiçbir formülde tavan miktarında kullanılmıyor.
Birincisi bu. İkincisi kullanıldığı yerler de birbirinden farklı.
Meme dokusunda, meme kanseri olan vakalarda çıkarılan meme dokusunda parabene rastlandığı için meme kanserine yol açtığı iddia edilmiş.
Ama şöyle bir şey söylemek lazım.
Meme kanseri multifaktöryel bir kanser türü.
Oradan parabeni çekmiş olsanız kanser olmayacak mıydı?
Multifaktöryel. Dolayısıyla...
Böyle bir suçlamaya yürümeden önce daha derin araştırmak lazım.
En kısa yoldan saldırı paraben bulunmuş.
Dolayısıyla meme kanserine paraben.
Hayır böyle değil. Ama yüksek konsantrasyonlarda içeren bir üründe de hakikaten parabeni kullanmamak lazım.
Veya çok yüksek paraben içeriği arka arkaya kullanmayarak kişi daha rahat edebilir.
En azından zihni rahat edebilir.
Şunu söyleyebilirim, paraben korkulduğu gibi kansere yol açan, sağlığa zararlı bir koruyucu değildir.
Yeter ki formüller içinde sağlık otoritelerinin izin verdiği ölçülerde yer alsın.
Evet, çok doğru anlattınız Yaman Bey.
O meme kanseri çalışmasına bir şey daha eklemek istiyorum.
O çalışmada sadece meme kanseri olan dokular alınıp, İşte paraben bulunmuş bu dokularda ama sağlıklı dokularla karşılaştırılmamış bile.
Hani sağlıklı dokuyla karşılaştırsa belki onda da paraben çıkacak.
O yüzden yapılan çalışmaların kalitesi de çok önemli diye düşünüyorum ben.
Kesinlikle. Teşekkür ederim.
Bu da çok doğru bir katkıydı.
Teşekkür ederim. Doğrudur.
Ben teşekkür ederim.
Son sorumuz bütün kadınların merak ettiği bir soru.
Gebelikte hangi içeriklerden kaçınmalıyız?
Bu da çok kafa karıştıran bir konu aslında.
Evet, bu soruya cevap vermekte sorumluluk istiyor aynı zamanda.
Yani cevap veren kişiye sorumluluk getiren bir konu.
Ama gebelikte kontrendeki olan ürünleri net olarak sıralayabiliriz.
Öncelikle buradan başlayalım isterseniz.
Örneğin retinoik asit.
Özellikle ağızdan alınan retinoik asitler.
Kesinlikle... Kesinlikle kontrenike.
Hatta gebelikle arasında en az 2 yıl olması gerektiği de bildiriliyor.
Çünkü A vitamini yağ dokusunu da depolanıyor.
Dolayısıyla kesilse bile kullanımı vücut yavaş yavaş bunu salmaya devam ediyor.
O yüzden retinoik asit kullanımı gebelikte hatta hatta 2 yıl öncesine kadar da kontrenike olmalı.
Diğeri salisilik asit.
Salisilik asit yani aspirin dediğimiz gebelikte hem oran hem de topikal.
Topikal olarak da %2'nin üstünü kullanmamak lazım.
%2'nin üstündeki formlar hakikaten gebelikte sakıncalı olan formlar.
Hidrokinonlar. Hidrokinon leke açıcı formüllerde yer alan antipigment bir kimyasal maddedir.
Gebelikte kesinlikle kontenlik edilir.
Sağlıklı ciltte bile, gebe olmadığımız dönemlerde bile özellikle güneş hassasiyeti de yaratabilir.
Bu ayrı bir konu ama gebelikte hidrokinonu kullanmamak lazım.
Formaldehyde veya formaldehyde salan maddeler bunlar nerede kullanılıyor?
Yine koruyucu olarak kullanılabiliyor veya akne tedavilerinde de formaldehyde ürünleri kullanılabiliyor.
Hidrojen peroksitede dönüşebilen ürünler kullanılabiliyor.
Bunlar da kontrol.
Gebelikte kullanılmaması lazım.
Fitalatlar. Fitalatların da kanserojen olduğu gösterilmiş.
Fitalat nedir diye sorduğumuzda kullandığımız, günlük hayatımızda çok sık kullandığımız plastiğin yumuşatılması için kullanılıyor.
Yani yumuşak plastiklerin yumuşaması fitalatlar sayesinde oluyor.
Ve biliyorsunuz... Plastik konteynerler, plastik taşıyıcılar içinde uzun süre saklanan içeceklerin sağlık açısından da şüpheli olduğunu biliyoruz, kabul ediyoruz.
Sebeplerinden bir tanesi de bu.
Dolayısıyla vitalatlar özellikle hem hormon gelişimini hem de fetal gelişimi yani bebeğin gelişimini olumsuz etkileyecek aktiflerden bir tanesidir.
Parabenler bu noktada tartışmalı noktadadır.
Östrojene dönük aktivite artışı sağlayabilir bebeğe geçtiği zaman.
Bu cinsel organ gelişimini bebeklerde doğum öncesi etkileyebilir gibi gibi.
Gebelik döneminde paraben içeren maddeleri bu nedenle kullanmamakta fayda var.
Ama öbür tarafta örneğin hiyanurik asit gebelikte de son derece güvenilir, güvenle kullanılacak bir madde.
Stabil formdaki C vitamini, stabil olanlar.
Özellikle literatür böyle belirtiyor.
Stabil olan C vitamini çünkü diğeri parçalanıyor ve end product son ürünler neler oluyor onu bilemiyorsunuz bile.
Niacinamide güvenilir içeriklerden bir tanesidir.
Aloe vera güvenilir içeriklerden bir tanesidir.
Jojoba ekstresi gene güvenilir içeriklerden bir tanesidir.
Çinko oksit gebelik sırasında kullanılabilecek güvenli içeriklerden bir tanesidir.
Ama ilk başta saydığım retinoik asit olsun, fitalatlar olsun, hidrokinon, salisilik asit bunlar gebelik döneminde kesinlikle kaçınmamız gereken aktifler.
Çok teşekkürler Yaman Bey.
Uğur Bey size de çok teşekkür ederim.
Bence verdiğimiz cevaplar dinleyicilerimizi oldukça aydınlatacaktır.
Bunlar sık sık gelen sorular olduğu için burada konuşmamız da gerçekten çok iyi oldu bence.
Çok teşekkürler. Bize de fırsat vermiş oldunuz böylelikle.
Bize de çok gelen soru bunlar.
Böylelikle topluca cevaplanmış olduk.
Evet, evet.
Teşekkür ederim. Biraz bölümü kapatmadan önce kendi deneyimimden de bahsetmek istiyorum.
Ben Mart ayında Welcome to Club'ın hediye ettiği bir seans sayesinde Yaman Bey'le online görüşme yaptım.
Görüşmeden önce cildimin gün ışığında çekilmiş fotoğraflarını ve kullandığım bütün ürünleri ilettim.
Aslında kullandığım ürünlerin çok olduğunu düşünmüyordum.
Hani sade bir rutinim yoktu ama normal bir rutinim vardı diyebilirim.
Yaman Bey de gerçekten bana çok detaylı sorular sordu.
Cilt tipimi, ürünlere nasıl tepki verdiğimi, rutinimi ve yaşam tarzımı anlamaya çalıştı.
Sonrasında da rutinimi biraz sadeleştirebileceğimden bahsetti.
Bir de iki tane ürün önerdi.
Ve görüşme sonrası görüşmemizin özetini de mail olarak bana iletti.
Yani gerçekten kişiselleştirilmiş bir deneyim oldu benim için diyebilirim.
Şu anda Fransa'da olduğum için o ürünleri henüz deneyemedim maalesef ama denemek için sabırsızlanıyorum.
Zaten hani denedikten sonra da yorumlarımı Instagram'dan sizinle paylaşırım.
Böyle profesyonel, hızlı ve özenli olmanız beni gerçekten çok etkiledi diyebilirim Yaman Bey.
Çok teşekkür ederim. Ben teşekkür ederim. Mutlu oldum.
Mutlu oldum. Sağ olun. Yaman Hocam tabii bu konuda gerçekten diğer uzmanlarımız gibi Yaman Hocam'dan konsültasyon olan danışanlarımızın çok yüksek memnuniyetle süreci
sonlandırdıklarını birçok kez şahit oldum.
Kendisi hem duruma biraz daha oldukça bilimsel bakıp ama çözümleri böyle çok basitle uygulanabilir hale getirdiği için de aslında insanların bu süreci bir an önce başlayıp En basitten
başlayıp daha sonrasında ilerlemesine çok güzel bir şekilde öne ek oluyor.
O açıdan da kendisine çok teşekkür ediyoruz.
Tüm çalışanları da aynı feedback'i de bizle paylaşıyorlar.
Sizin de bu arada bu deneyimden memnun olmanız bizleri de çok mutlu etti.
Umarım Türkiye'ye gelince o ürünleri de Yaman Hocam'ın önerdiği o güzel ürünleri de deneme fırsatı bulursunuz.
Evet umarım. Ayrıca bu fırsat için de çok teşekkür ederiz biz sürekli.
Ben teşekkür ederim.
Ama bu sefer şimdi de konuk tarafındaydık.
Hem sorularınız hem önündeki öncesinde olan çalışmalarınız gerçekten çok güzeldi.
Umarım daha sonraki zamanlarda tekrardan da bir araya geliriz.
Türkiye'ye geldiğinizde de mutlaka bekliyoruz.
Hep beraber buluşmayı, yine ciddiyle ilgili sektörle ilgili konuşmayı sabırsızlıkla bekliyor olacağız.
Evet evet ben de sabırsızlıkla bekliyorum ve...
Çok teşekkür ediyorum bana sunduğunuz bu fırsat için.
Ayrıca bu bölümü kaydetmek de benim için çok büyük bir zevkti.
Çok teşekkürler.
Karşılıklı ben de çok keyif aldım.
Bunu söylemeliyim Eylül Hanım.
Çok teşekkür ederiz. Güzel bir sohbet oldu.
Yani insan bildiklerini paylaşınca kendini daha iyi hissediyor.
Paylaşmak çok güzel. İnandığımız şeyleri anlattık.
Çok güzel. Sizin de sayenizde bunu yapmış olduk.
Çok teşekkür ederiz. Rica ederim.
Benim için bir zevk. Şimdi bölümün en önemli kısmına geldik.
Siz dinleyicilerimiz için özel bir sürprizimiz var.
3 kişiye Welcome to Club online cilt analizi hediye ediyor.
Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler de çok basit.
Bu bölümde en sevdiğiniz kısmı bizi etiketleyerek Instagram hikayenizde paylaşabilirsiniz.
Welcome to Club TR Instagram adı benimkini de biliyorsunuz zaten.
Kozmetik Sırları Altan Tire Podcast.
Aşağıya yine bırakırız açıklamalardan bulabilirsiniz.
Böyle yaparak çekilişe katılabilirsiniz.
Böylece siz de cilt bakımınızı kişiselleştirmenizi sağlayacak bir konsültasyon kazanabilirsiniz.
Bunun dışında bir de %50'lik bir indirim kodumuz var.
Online görüşme satın almak isterseniz ödemeyi yapmadan önce Kozmetik Sırları kodunu yani ı yerine i yazacaksınız.
Bu kodu girerek indirimden yararlanabilirsiniz.
Bizi dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz.
Ayrıca değerli konuklarıma ve Welcome to Club ekibine de çok teşekkür ediyorum buradan.
Bizleri sosyal medyadan takip etmeyi unutmayın lütfen.
Sorularınız olursa da mesaj atabilirsiniz.
Zevkle yanıtlarız.
Eklemek istediğiniz bir şey var mı Yaman Bey, Uğur Bey?
Bölümü kapatmadan önce sizi de dinleyelim bir son kez.
Ben tekrar teşekkür ederim böyle bir organizasyon için.
Ayrıca da dinleyicilerimiz için de bu fırsatı sunmak da bizler için çok keyifli.
Umarım ihtiyacı olan herkes bu güzel indirimden yararlanır ve cilt sağlıkları için bir adım dağıtıp istedikleri sağlıklı ve güzel bir cilde kavuşurlar.
Ben de herkese bir dahaki görüşmeye kadar.
Sağlıklar ve esenlikler diliyorum.
İnşallah bir dahaki görüşmemizde bu yaşadıklarımız hepsi geride kalmış olur.
Ve en kısa zamanda tüm toplumlar bunları onarmayı başarırlar el birliğiyle.
Herkese selamlar, sevgiler, saygılar.
Çok teşekkürler.
Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
