
UTMB Serisi - Genel Bilgiler (Konuk: Selahattin Ildırar)
9 Eylül 2026 · 49 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde UTMB serisine konuğumuz Selalahattin Ildırar ile genel bir bakış atıyoruz.
Nasıl bir ortam, hangi parkurlar var, kayıt süreci nasıl işliyor, ulaşım ve konaklama taktikleri gibi detayları konuşuyoruz.
UTMB heyecanını yaşamak isteyenler için rehber niteliğinde bir bölüm.
Keyifli dinlemeler 🎧
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
İletişim için:
kosvergitsin@gmail.com
*
Kısımlar:
(00:00) - Giriş: UTMB Serisi Başlıyor
(00:45) - Konuk: Selahattin Ildırar
(05:39) - UTMB Nedir?
(06:55) - Chamonix Ambiyansı
(08:29) - Diğer Parkurlar
(09:21) - PTL Parkuru
(10:48) - TDS Parkuru
(12:00) - Yarış Anında Değişen Kurallar
(16:12) - ETC, MCC ve YCC Parkurları
(16:37) - OCC ve CCC Parkurları
(18:37) - Neden UTMB?
(19:48) - İlk Defa Koşacak Biri Hangi Parkuru Seçmeli?
(21:47) - UTMB Parkuru
(22:58) - Parkur Yapısı
(24:14) - Taş (Running Stone) Toplama, UTMB Index, Kura
(29:11) - Kurada Çıkma Şansı
(31:54) - Özel Sporcu Kadir Çelik (CCC)
(32:19) - Kayıtlar Ne Zaman?
(32:43) - 2000 km Mesafe Boost’u
(33:20) - Kayıt Ücretleri
(34:23) - Kritik Tavsiye: Konaklama
(41:17) - Zorunlu Malzemeler
(42:44) - Baton Kullanımı
(44:25) - Toplam Yarış Maliyeti
(45:15) - Dahası Var
Transkript
Herkese merhaba, Koşver Gitsin''e hoş geldiniz. Ben Gülün.
Ben Onur.
Bu bölümde yeni bir seriye başlıyoruz, UTMB serisi. Bu seride neler olacak?
İlk önce ilk bölümde UTMB nedir, hangi parkurlar var, bu parkur bilgileri nelerdir, nasıl katılınır vs. bunlardan detaylı olarak bahsedeceğiz.
Ondan sonraki bölümlerde ise bu parkurlarda yarışmış kişilerle yarış hikayelerimiz olacak ve öyle bir seriye devam edeceğiz.
ve belki bir gün biz de bu seriye, bu yarışlara katılarak içerikler çekmeye devam edeceğiz.
Bu bölümde çok değerli bir konuğumuz var.
Kendisi iki kez UTMB 100 mil parkurunu tamamlamış.
Selahattin Ildırar bizlerle.
Hatta UTMB tişört ve yeleğiyle, ayağının tozuyla geldi bu yayına.
Hoş geldin Selahattin.
Hoş bulduk arkadaşlar. Teşekkür ederim.
Bir hafta oldu tam yarış biteli.
Nazik davetiniz için teşekkürler.
Umarım güzel şeyler konuşacağız.
İşte UTMB Nedir'den başlayıp benim yarış anılarımı bitmek bilmeyen yarış anılarımı dinlemek isteyenler için tahminen iki bölüm herhalde çekeceğiz.
Bakalım güzel bir dinleti olacağını düşünüyorum.
Evet biz birlikte de böyle bir yarışlar hakkında konuşurken bir baktık sohbet akıyor gidiyor.
Dedik mutlaka podcast yapmalıyız ve UTMB'yi daha yeni bitirdin her şey taze.
yaşadıkların yani o bir günden fazla bir süre boyunca, iki güne yakın bir süre boyunca koşuyorsun ve inanılmaz deneyimler kazanıyorsun.
Bunlar bizim için çok değerli. O yüzden biz de teşekkür ederiz geldiğin için.
Ben teşekkür ederim tabii. Burada yani UTMB ciddi şekilde hani insanların merak uyandıran ve güzel bir festival havasında geçen bir etkinlik.
Dünyanın en prestijli trail yarışı. Tabii benim de ciddi tecrübelerim var. Siz de sağ olun böyle bir davette bulundunuz.
Artık kendi tecrübelerim ve bilgilerim ışığında sizle güzel bir sohbet olacağına eminim.
Bu arada sen aynı zamanda tecrübeli bir koşusun.
Yani yaklaşık 13 yıldır koşuyorsun.
Biraz kısaca kendinden bahsedebilir misin?
Tabii bir sonraki bölümde zaten detaylıca yarış hikayeni anlatırken yine bu konulara daha ayrıntılı olarak gireriz.
Ama kısaca dinleyiciler için bir bahsedebilirsin.
Evet, dediğin gibi yaklaşık 13 yıldır koşuyorum.
Aslında spor hayatım hiç yoktu başladığım dönemlerde.
çok yakın bir arkadaşımı kilo vermesine destek olmak amaçlı.
Gel muhabbet edelim.
3-4 kilometrelerle başlayıp.
Tabi o zamanlar ne saat, ne strava uygulaması, ne ayakkabı, ne şey orada yoktu.
Biz koştuktan sonra bilgisayardan Google Maps'i açıp mesafemizi ölçerdik.
Yani kaç koşmuştu ama o dönemler her gün koşuyorduk.
Yani istisnası her gün 4K, 5K koşuyorduk.
Sonradan belli bir grupla, arkadaşlarla tanıştık bu koşu.
Sonradan ben sevdim bunu.
Grupla tanışınca işte ufak ufak İstanlıç yarışlar oldu.
Sonradan İznik Ultra'da ilk 50k koştum bir vesileyle.
Oradan sonra Patika aşkı bizde depreşti.
Derken 50'ler 60, 100k ve 100 millere geldi.
Konu böyle uzadı.
Detaylandıracağız sonra sanırım tekrardan.
Kısaca böyle diyebiliriz benim hikayem.
Evet oradan yani UTMB 100 mil parkuruna kadar hatta iki kere bitirmeye kadar uzandı bu yolculuk.
Evet tabii Tirelileri sevmeye başlayınca tabii sosyal medyanın da çevresel etkileriyle diyelim dünyayı da takip etmeye başlıyorsunuz.
Dünyayı takip ederken de doğal olarak bu patika yarışlarının en prestijsiz olan UTMB'ye yol çıkıyor.
Ben de işte 2020-2021 yıllarında bir hayal olarak kurmuştum.
Hatta geçenlerde Story 60'ı 2021 yılında o denk geldi hatırlatıcı olarak.
Bir gün mutlaka şeklinde UTMB'yi paylaşmışım.
O hayalim çok uzun sürmeden 2023 yılında gerçekleşti ilki.
Hatta 2023 yılındaki yarıştan sonra postumda tek yazdığım cümle şuydu.
Hayaller gerçekleştirmek için kurulur şeklindeydi.
Büyük bir hayalimi yerine getirmiştim.
Ondan sonrasında tabii yani şey gibi değil.
Hani ben koştum bitti gibi olmuyor.
Çok farklı bir ortam tabii.
Hani koştukça insanın devamı istiyor.
Koşması geliyor diyelim.
O oralarda olmak istiyor.
O havayı teneffüs etmek istiyor.
Sonra kafamda ya 2026 yılında bir daha koşup artık 100 milyarı bırakayım oluştu bende.
Tabi burada kura ile vesaire tabi bunları detaylandıracağız.
Şansım adır ki 2026 yılında da kura çıktı.
İkinci kez katılıp ikinci kez kura çıktı.
Kura çıkmayan çok arkadaş var Türkiye'de bana kızmasınlar lütfen.
O vesileyle de 2026 yılında tekrar gittim.
Ve benim için çok daha güzel bir yarış geçti.
Böyle kısaca bahsedebilirim bu hayalimle ilgili de.
Çok güzel.
Bizim için de şu açıdan çok önemli birçok kişinin Türkiye'de de hayali UTMB'ye gitmek günün birinde veya alt parkurlarından birine gitmek.
Oraya gitmiş orada yarışmış ve bazı tecrübeler kazanmış birinin söyleyeceği şeyler bu insanlara da yol gösterici olacaktır.
O yüzden çok değerli olduğunu düşünüyoruz.
Mesela nasıl kayıt olunur? Nasıl gidilir? Nerede kalınır? Ne yapılır?
Yani bu yarış organizasyonu, yarışmak başka nasıl antrenman yapılır?
Orada çıkıp finisher olmak, o yeleği almak için neler yapılması gerekiyor?
Yani deneyimli birinden bunu dinlemek çok kıymetli.
Teşekkür ederim.
Tabii sizden böyle bir teklif gelince ben de kabul ettim.
Çünkü insanlar çok fazla okumuyoruz benle dahil yarış raporlarını.
Bir dinleti olması açısından belki antrenmanda, belki yolda giderken bunu dinleyecektir.
Artı çok insan sosyal medyadan da bana yazıyor.
Buraya nasıl katılınır? Bunların detayları nedir gibi. Bunların da bu sorulara da cevap vereceğimizi umuyorum.
Sonrasında da tabii tekrar soru gelirse işte cevaplamaya çalışırız.
O zaman yavaş yavaş ana konumuza başlayalım. Şu anda trail dünyasında çok popüler olan bu UTMB nedir?
Bir bu soruyla başlayalım.
Açılımı Ultra Trail de Mont Blanc. Yani Fransa'daki Mont Blanc dağı etrafında koşulan bir parkur.
UTMB en popüler parkurlardan bir tanesi.
100 mil parkuru.
Hatta organizasyona adını veren bir parkur.
Bu parkuru da iki kez tamamlamış.
Selahattin Uludürer'den detaylı bir şekilde dinleyelim.
Evet Gülün senin de dediğin gibi Mont Blanc dağı etrafında geçiyor bu yarış.
Aslında bu meşhur bir yürüyüş rotası.
Üzerindeki tişörtleri gördüğünüz üzere 170 kilometrelik bir parkur.
3 ülkede geçiyor bu parkur.
Yaklaşık 10 bin elevasyonlu ciddi teknik bir parkur totalinde baktığınız zaman.
UTMB 2003 yılından beri düzenleniyor bu yarış.
Tabi zamanla büyüyerek günümüze geliyor.
2021 yılında Ironman'in de ortak olmasıyla bu yapıya 2022 itibariyle daha da büyüyor ve agresif bir büyüme gerçekleştiriyor.
Şu an bildiğim kadarıyla 30'un üzerinde ülkede 60'ın üzerinde Bay UTMB yarışı var.
Bunlardan biri de geçen seneden itibaren ikincisi senesi haftaya olacak olan ikinci yarışı.
Kaçkar Bay UTMB yarışı.
Bu arada bu 100 millik UTMB yarışı organizasyonu diyelim.
Çünkü aslında birçok yarış daha oluyor orada.
Değil mi? Bir şenlik bir festival havası gibi böyle bir haftaya yakın süren bir organizasyondan bahsediyoruz.
Diğer parkurlardan da biraz bahsedebiliriz.
Tabii ki dediğin gibi yaklaşık tam bir haftalık bir festival havası.
Öncelikle ben trail veya koşuya gönül vermiş herkesin bu havayı tatmasını dilerim
Kurağa tabii çıkıp çıkmaması her şey size ait değil
Şansınıza da bağlı sınırlı kontenjanlar nedeniyle
Fakat kurağa çıkmasa bile eğer imkanlar müsaitse
Yarış günlerinde o haftada orada olmaları bile yeterli bence
Çünkü çok farklı bir havası var orada
Panayır gibi bütün markaların orada standları var
Ve işte size tişörtler, ayakkabı veriyorlar denemeniz için
işte sonrasında tişört hediye ediyorlar, şapka hediye ediyorlar.
İşte hiç burada Türkiye'de olmayan markalar.
İşte Hoka'sından, Tutun, Altrası'ndan, Merlin'den falan olmayan markalar da var tabii.
Halinde atıyorum şöyle bir şey de söyleyebilirim.
Mesela bir arkadaşım ayakkabı biliyorsunuz bizim ayakkabıların tabanları Vibram taban.
Vibram'a orada tırı geliyor.
Size ücretsiz bir şekilde tabanını değiştiriyor.
Ve ücretsiz bir şekilde bunu güzel bir şekilde teslim ediyor bir gün sonra.
Böyle güzel bizim için etkinlikleri, faydaları var.
Evet bu işe yani gönül vermiş birisi için orada bulunmak inanılmaz güzel.
Aslında triyatletler için konuda bulunmak neyse
triyatletler için de yüten bir o şekilde diyebiliriz, benzetebiliriz.
Yani bu işin top noktası şu anda popülerlik olarak.
Burada şundan da bahsedelim.
Şimdi burada bulunmak için sadece 100 mil parkuru yok.
Çünkü hani şöyle de düşünebilir insanlar.
Yani buraya gitmek için 100 mil koşabiliyor olmam lazım gibi bir zorunluluk yok.
Çünkü çok daha düşük kilometreli parkurlar da var.
Biraz onlardan bahsedebiliriz.
Tabii ki Onur.
Daha düşük var, daha yüksek de var tabii.
Tabii bir de o var.
En popüleri tabii ismini veren UTMB benim koştuğum parkur.
Kısaca şöyle söyleyebiliriz parkurlarla alakalı.
8 tane parkur var o festivalde diyelim UTMB organizasyonunda.
ETC, YCC, MCC, PTL, TDS, OCC, CCC ve en son start olan bizim parkurumuz UTMB.
Ve bütün koşu camiasının, trail camiasının gözünün olduğu cuma akşamı start alan en popüler parkur bizimki.
Parkurları da kısaca ele almak gerekirse en uzun parkuru, en uzun mesafesi ve en uzun süre olan parkuru PTL parkuru.
Bu yaklaşık 300 kilometrelik bir parkur ve 25 bin metre elevasyon var.
PTL'de tabii işaret yok.
3 kişi ya da 2 kişi başlamak zorunda.
Bitirirken de 2 kişi bitirmek zorunda.
CP'lerde de bizim olduğu gibi her 10 kilometrede bir değil de belli noktalarda var, az noktalarda var.
Yaklaşık 152 saatlik bir katı bu var.
Yani onlar başlıyor, diğer yarışlar başlıyor, bitiyor.
Onların daha katı bu bitmiyor gibi bir durum söz konusu.
bayağı bir ciddi zor bir parkur dağcılık diyelim.
Hatta yani burada yükseklik kazanımına baktığımızda 25 bin metre elevasyonundan bahsediyoruz.
Böyle bir parkur uzunluğu var yani.
Ve işaret yok, CP yok.
Çok farklı bir boyut tabii orada.
Bir de hani 3 kişi başlıyorsun ya da 2 kişi.
2 kişi bitirmek zorundasın.
İşte birbirinizden 50 metreden fazla ayrılmamak zorundasınız.
İşte parkurda işaret yok.
Bayağı zorlu bir yarış.
Şu an ben onu düşünmüyorum.
Artı PTL'e katılmak için de TDS parkuru, UTM parkuru ya da PTL'den birisini bitirmiş olmanız lazım.
O başvuranlardan birisini bitirmiş olması lazım.
Makul bir şart bence.
Bence de. Ben yanıma arkadaş arıyorum PTL için.
UTM bir koşanlara duyurulur o zaman.
Yok yok aramıyorum şakayla.
O zaman şimdi diğer bir 100 mil kategorisindeki TDS parkurundan bahsedelim.
Tabi 100 mil diyoruz ama aslında 145 kilometre. Belki şeyden de bahsetmek gerekir. UTMB'de bazı parkurlar için bazı kategoriler var. 20k, 50k, 100k ve 100 mil şeklinde. Bu parkurların zorluklarına göre bu sınıflara giriyor. Yani 100 mil parkuru illaki 100 mil olmak zorunda değil.
Onun yükseltiye göre.
Tabii 100 mil olmasa da 10 kilometre eksik ama zorluk derecesi olarak bizim parkurdan daha zor diyebilirim buna.
148 kilometre, 9500 civarında bir elevasyonu var.
Sertlik açısından kilometre başına düşen elevasyon daha fazla.
Tabii elevasyon yakın bile olsa onun dağılımı çok önemli değil mi?
Tabii ki.
Yani TDS'de açıkçası bu sene 3 arkadaşımız katıldı.
Maalesef finisher'ımız olamadı.
Arkadaşlar yani ciddi emek verdiler.
Biliyorum, farkındayım.
Ama maalesef parkurun zorluğu, hava şartları, sabah çok yağmur yediler.
Onlara izin vermedi diyelim.
Peki cut-off süreleri nasıl?
Yani oraya mı takıldılar daha üçün?
Cut-off tabii şöyle baktığın zaman bütün parkurlarda belli CP'lerin de cut-off'u var.
Finish cut-off'u da var.
TDS'in cut-off'u 44 saat.
Tabii bu şöyle bir durumdan da bahsetmem gerekir burada.
Yarış esnasında, yarış anında bile parkur değişebiliyor.
Mesela buna şöyle bir örnek verebilirim.
Bu tabii organizasyona ve hava şartlarına bağlı.
Bu sene CCC koşan arkadaşlarımız tamamı yağmurda geçti.
Buna CCC zamanında geleceğiz.
Arkadaş son CP'ye geliyor 8 kilometre kala.
Bir 8 kilometre daha uzuyor parkur.
Orada haberini alıyor.
Yani bu şekilde olabiliyor.
Hani bazen biz organizasyonlara gittiğimizde farklılıklar görüyoruz.
Ya böyle olur mu?
Bize böyle söylenmedi.
Bu kadar uzun kısa falan demek çok.
Ne kadar doğru bilmiyorum.
Tabii insan yani bir koşan için bırakın 8 kilometreyi.
500 metre bile fazla gitmek şeydir.
Ama hava şartları ve o anki duruma göre organizasyon bunun kararını verebiliyor.
ve sizin uymanız da gerekiyor buna.
Evet gerçekten garip bir durummuş.
Dediğin gibi 10 kilometrelik yarışta
ya bu 10.2 kilometre çıktı falan
deyip böyle sistem ettiğimiz
oluyor mesela yeri geldi. Düşün
yani 100 küsur kilometre koşmuşsun
işte bir 8 daha koşacaksın falan.
Ya 100 koşan o 8 çok da bir şey.
Bilmiyorum.
Öyle demek. Yok yok.
Öyle olmuyor. Yani mesela ben kendime örnek vereyim.
500 metre veya 100 metre daha fazla
koşmak istemem. Bir de
arkadaşlar mesela dinledim. Sisi koşan
arkadaşlarla da konuştuk. Adam diyor ki
benim 20 saat hedefim var diyor. 22 saate
çıktı diyor yani. Hedefte tutmuyor.
Başka senelerde
aynı parkur koşulmuyor. Bir kıyasla yapamıyorsun
gibi. Tabi bu da trail'in
doğasında var. Hava
dağda geçtiği için her an her şey değişebiliyor.
Değişkenlik var. Bu arada bizim parkurda
onun yeri geldiğinde konuşacağız. Bizim parkurda
bir kısalma oldu havadan dolayı.
3 kilometrelik. Onu da yeri geldiğinde konuşuruz
tekrar. Yani organizasyon
değişiklik yapma hakkına sahiptir. Böyle
küçük yazılarla yazarlar ya.
Yazılıp ama okunmayan
kurallar ve uymamız gerekenler.
Belki hani fiziksel olarak
iyisindir ama mental olarak
buna fix dedin kafana. Yani beslenmem
buna göre ağırlıkların zaten
üstünde birikmiş.
Çok zorlanabilirsin. Hatta onu bırak
hani kendine diyorsun ki mesela
şu ağaca kadar koşacağım falan.
Hani böyle yarışlarda
küçük küçük hedefler koyuyorsun. Değil mi?
Çünkü 100 kilometrem kaldı
demek var. İşte örnek veriyorum CP'ye
3 kilometre kaldı, 5 kilometre kaldı deyip
küçük hedeflere bölüp gitmek var.
Dolayısıyla o mantalitede
ilerlerken değişiklik
gerçekten mental açıdan zorlayıcı
olabilir. Bırakın yarışın uzamasını
bazen CP'ler
söylenen kilometrede olmuyor.
Ya burada CP olması lazım. İşte niye yok
CP falan böyle. Hepimizin yaptığı
şeyler doğal olarak. Tabii ama
bir yarışa hazırlanırken siz
bu 100 mili de olabilir, 10 kilometre de olabilir.
Bir yarışın fiziksel olarak hazırlığına
başladığınız, antrenmanlarına başladığınız anda
kafa olarak da başlıyorsunuz. Ben
bu yarışa çıkarken bizim kısal dedim ama
hani 2023'de koştuğumda
178,5 kilometre
çıkmıştı. Bunda da GPS
datası 176 veriyordu. Dedim ki
ben 180 kilometre kafada kurdum.
Şimdi çünkü hani
maksimumunu düşünmem lazım. Onu o şekilde
zaten antrenman yaparken de
hani 3 ay önce başlıyorsunuz ama antrenmanınıza
4 ay önce neyse. Orada o
mesafeyi de artık mental olarak
idrak etmeye başlıyorsunuz. Hazırlık süreci
böyle oluyor tabii doğal olarak. Bu arada
şey kafama takıldı mesela. Parkurun
kısalmasını anlıyorum da parkurun uzaması
şeyden dolayı mı? Örnek veriyorum
tehlikeli bir tepe var. Oraya çıkmamak için
yandan dolanma gibi bir şey mi? Evet. Aynen
böyle. Bizde de öyle oldu. Kısalması.
Diğerinde de aynısı oldu. Teknik
bir yer oluyor. Yağışlı hava.
Özellikle sizin biraz önce bahsettiğim silsiz
parkurda ciddi tehlike arz edeceği
için zaten şu var. Bütün
parkurlarda hani Şamoni
bin rakımda yerleşim bir yer.
Bin rakımlardan başlayıp 2600'lere
kadar çıkıyorsunuz genel olarak bütün parkurlarda.
Ciddi tehlike arziden
bölgeler var. Zaten teknik parkur
ciddi şekilde tamamı.
O yüzden organizasyon çok
aktif bir şekilde yarış anında da
buna müdahale ediyor, edebiliyor.
Farklı alternatifi zaten senaryoları yapmışlar.
Bu arada bizim parkurda
start'a 5-6
saat kala start saatini
değiştirdiler. Artı parkur kısalttılar.
Yani
siz de gördünüz
konuştuğumuz gibi
Her an her şeye hazırlıklı olmak lazım. Zaten hani demin dedik trail, dağda geçen yarış ve her şey başımıza gelebilir, her değişiklik de olabilir.
Peki diğer parkurlardan da biraz bahsedelim.
Tabii Onur bahsedelim. Girişte söyledik 8 tane parkuru var dedik işte PTL, TDS'den bahsettik kısaca. Bunun haricinde ETC, MCC, YCC gibi kısa parkurları var 15-20-35 km civarında.
Bunlar da hemen böyle salı günleri falan koşuluyor.
Salı, çarşamba günleri koşuluyor.
Pazartesi diğer yarışların Ptl ve TDS'in başladığını düşünürseniz.
Perşembe günü asıl kura ile girdiğimiz işte bu rotada olan bizim katılmaya çalıştığımız parkurlardan OCC başlıyor.
Perşembe sabahtan Orsiars'dan başlıyor.
Zaten OCC, Orsiars, Şampex, Şamoni'den alıyor adını.
Bu da yaklaşık hani değişti tabii zamanla değişiyor.
Şu an son koşulanda 60 kilometre civarında bir uzunluğu var bunun.
Yaklaşık 3100 metre civarında bir elevasyon kazanımlı bir yarış.
Bu da zaten şöyle oluşuyor parkurlar.
OCC, CCC ve UTMB aynı parkuru koşuyor.
UTMB full parkur yapıyor.
CCC bizim Cormier'den sonrakini koşuyor.
OCC de Orsers'den sonrakini koşuyor gibi bir kısaca özetleyebiliriz bu durumu.
OCC perşembe günü koşulup perşembe akşamı bitiyor yarış.
Yaklaşık 14.5 saat sanırım katıfı var bu yarışın.
Cuma gününe geldiğimizde CCC koşuluyor.
Bizim ilk drop bagimiz olan Cormier'den başlıyor İtalya'dan.
Bu da yaklaşık 100 kilometrelik bir parkur.
Burada tabi ciddi bir sert zaten ilk çıkışı %35 eğimle çıkıyorsunuz.
İlk başlangıç çok sert.
Arkaya kalırsanız ciddi şekilde sıra beklemek zorunda kalıyorsunuz.
Yani şöyle söyleyeyim ben orada öğlen sıcağına denk gelmiştim.
5 kilometrelik bir mesafede 1000 elevasyonu aldım.
O kadar şeyin üzerine.
Ve çıkışta da şey yapamıyorum.
Hani düşünemiyorum insanların o sıra beklediğini.
CCC işte Kormöğör'den başlayıp Kormöğör, Şampe, Şamoni işte bizim olduğumuz parkuru koşuyorlar.
Onun şeyde 6000 civarında bir elevasyonu var.
Yaklaşık 26,5 saat olması lazım.
Bunun da katofu.
Tabii dediğim gibi hani süreler, mesafeler aktif şekilde o günkü hava koşullarına göre değişebiliyor.
Yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim.
CCC tamamı yağmurlu havada koşuldu.
Zaten teknik ve taşlı bir parkur, zor olan bir parkur iyice zorlaştı bu açıdan.
Hani koşan arkadaşlarımla da konuştum.
Onlar için de bayağı zorluydu.
Gelelim bizim UTMB parkuruna isterseniz.
Ya ben UTMB'ye gelmeden önce şeyi sormak istiyorum.
Hiç daha önce diğer parkurlarda koştun mu?
Güzel soru.
Ya ben hiç koşmadım.
Yani iki kere koştum.
İkisinde de şu mantıkla ben 2022 yılında, 2022 yılının sonunda kadar taş zorunluluğu yoktu.
En son itiraf puanlarla kayıt oluyorduk.
Bir arkadaşımla kahve içerken dedi ki gel başvuralım dedi.
Ya dedim daha hani bütçe yapmadık, plan yapmadık nasıl olur falan.
Ya dedi ki girelim nasılsa çıkmıyor falan.
Bize çıkacağı yok falan dedi.
Son şans falan gibi.
İkimiz de o anda kahve içerken başvurduk.
Benim bir de tabii biraz sonra anlatacağız nasıl girilirden.
Ben bütün parkurlara başvurabiliyorum.
Şey oldu hani ya abi gitmişken hani her zaman gidemeyiz hem bütçe olarak hem vakit olarak falan.
Çok tehlikeli bir düşünce.
Bir de şey vardır ya bizim Türkiye'de.
Abi gittiğin koştuğun mesafe yani gittiğin yol aldığın seyahat ettiğin mesafe koştuğun mesafeye değsin falan yani.
50 kilometreye gidilmez abi 2000 kilometrelik yol falan gibi bir muhabbet vardır malum.
Ya gözle bakmadım ama tabii ben hani o zamana kadar 100 kilometreleri koşmuş biri olarak Türkiye'de.
100 milime orada koşmak istedim açıkçası.
ve 100 bine müracaat ettim orada.
Şansımıza da çıktı.
Peki şunu sorayım. Şimdi ilk defa
katılacak birine önce OSC
ya da CCC'ye katılıp tecrübe
kazanıp sonra UTMB'ye katılmasını
tavsiye eder misin? Yoksa
yeterli olduğunu düşünüyorsa direkt UTMB'ye
gidebilir mi sence? Sen ne
düşünüyorsun? Direkt PTL'den başlasın.
En güzeli.
Direkt PTL'den
başlayıp bitirsin.
Oraya kadar
gitmişken değil mi?
Ya tabii şöyle ben sizle kayıt öncesi sohbet ederken de haritayı göstermiştim Strava kaydını.
Ben o haritanın tamamını ara ara bakıyorum kendi günün içinde falan.
Böyle büyük bir haz alıyorum.
Yani aynı yerden başlayıp Mont Blanc'in etrafında 170 km durup aynı yerde bitmesi benim için büyük bir haz kendi adıma vesilesi.
Tabii kesinlikle Onur.
Hani ben bunu yaptım doğrudur demiyorum.
Ben böyle yaptım ama tabii ki hani öncesinde bir parkur.
Çünkü Türkiye'de kıyaslayabileceğimiz bir parkur yok bence.
Teknik açıdan, zorlu açısından.
Ve oradaki havayı da görmek.
Hani biraz önce de dedik ya hani koşmayacaksa bile gitsin.
Arkadaşlar imkanları varsa tabii bizim için ekonomik olarak da tabii şartlar önemli herkesin.
Orada gitsin, orayı görsün.
Tabii ki OCC'den hani bu senenin UTM bir kadın birincisi sanırım.
Blandert.
3 sene önce OCC şampiyonuydu.
Geçen sene CCC, bu sene UTM şampiyonu oldu.
yapabiliyorlarsa sırayla yapmaları
hem parkuru anlamak hem
yarışı anlamak adına daha güzel olur.
Tabi bu arada sen mesela direkt UTMB'ye
katıldın diyoruz ama aslında 10 yıldır
da koşuyordun değil mi? Öyle de bir şey var yani.
Bu konuya daha detaylı
UTMB'ye nasıl gidilir de geleceğiz
biraz sonra ama evet ben
tabi o gittiğim dönemlerde işte
2023'te 10 yıllık bir koşucuydum.
Zaten size kayıt esnasında
eğer 100 mil
kriterlerinde bir koşu yapmadıysanız
orayı açmıyor. Yani biz o gün
arkadaşımla kayıt yaparken ona sadece
OCC'yi açtı. Bana hepsini açtı.
Hepsine müracaat edebiliyordum. Onda kriterleri var.
Birazdan onlara da değineceğiz.
Şimdi o zaman UTMB parkurunun da
bir tekrar ele alıp daha sonra buraya
nasıl katılırız, neler yapmamız lazım
o kısımlara gireriz. UTMB parkuru
tabii benim koştuğum ve
belki de konuşmamın bitmeyeceği
konuşarak bitiremeyeceğim bir parkur
ama bunu sanırım ikinci
bölümde daha detaylı konuşacağız.
Kısaca parkurdan bahsediyorum.
Yani parkurun yükseltisi vs.
uzunluğundan bahsedersek 174
kilometrelik bir parkur.
Bizim yaklaşık 10 bin elevasyonlu.
2023 yılında benim koştuğum
aynı parkur 178,5
kilometre çıkmıştı. Burada da
ben gitmeden GPS datasını
saate attığımda 172 gösteriyordu
ama hani şefa özür dilerim
176 gösteriyordu ama ben dedim
180 kilometreye kafada kurdum.
Çünkü hani biraz fazlası çıkınca psikolojik olarak
çünkü fazlasını düşük çıksın mutlu
oldum. Tarafındayım ben açıkçası.
Düz 200'leseydin.
Ya valla finish'e geldiğimde koşasım vardı açıkçası ama finish'e den sonra koşası gelmiyor tabii insanın.
Ya bu arada finish videosunu o realsini izlemenizi herkese tavsiye ediyorum.
O realste kaç şınav çektiğini sayamadım ben.
Evet onu bir dahaki bölümde detaylı ele alacağız ama gerçekten izlemeye değerdi.
Şimdi parkurun yapısı sürekli çık sürekli in şeklinde bizim parkurun yapısı.
Bir çıkıyorsunuz bir dönerek çıkıyorsunuz tabii sırta.
Çıktığınız zaman diyorsunuz ki tamam ya şu gördüğüm sırttan bir yol vardır gidersin gibi bir rahatlarız.
Ama öyle olmuyor yine çıkıyorsunuz yine çıkıyorsunuz.
Sonra bir de düzeyineyim hadi bir hafiften koşayım nabzı falan düzeltim diyorsun.
O da olmuyor.
Direkt inmeye başlıyorsunuz gibi.
Bu arada bu sene bizim parkurda bir kısaltma yaptılar.
Hava çok yavaş dedi işte bir gün önce.
başlayarak bizim parkurun
bir bölümünde 3 kilometrelik bir
yeri kestiler, kısalttılar.
Katov'u da bir miktar düşürdüler.
Onun haricinde start saatini de
2 saat ileriye aldılar. Yani biz akşam
oranın saatiyle 5.45'de
başlayacağımıza 7.45'i aldılar.
Çok güzel oldu bizim için bu başlangıç.
Neden? Saat 8'de
yağmur kesiliyor gösteriyordu ve
o gün ciddi o 5 ile 7
arası 8 arasında ciddi bir yağmur yağdı
ve biz yarışta hiç yağmur görmedik.
Yani aynı saatinde start almış olası hem o belki görsel şöyle istenilen seviyede olmayacak mutlu etmeyecek hem de ciddi ıslanıp parkurda bayağı bir ciddi şekilde ıslak şekilde devam etmiş olacaktık.
Evet aslında bu koşucuların lehine alınmış bir karar olmuş sizin de işinize yaramış yani.
Peki şimdi yavaş yavaş diğer kısma gelelim.
UTMB'ye nasıl katılınır? Hani bu taş toplanma mevzuları var, UTMB indeks puanı var vs. Biraz bunlardan bahsedelim.
Şimdi by UTMB yarışları dediğimiz dünyada bir sürü yarış var.
World Series dediğimiz 30 ülkenin üzerinde 60'ın üzerinde bir yarış var şu anda devam eden.
Öncelikle Running Stone dediğimiz taş sahibi olmanız lazım.
Bunları da World Series yarışlarında alıyorsunuz.
Yine ülkemizde Kaçkar düzenleniyor. İkinci senesi düzenlenecek.
Evet biz de geçen sene ilk taşlarımızı oradan aldık.
Evet bu senede alacağız.
Nerede muhafaza ediyorsunuz taşlarınızı?
Çok özel kutulardı.
Bazı arkadaşlar gerçekten taş zannediyormuş bunu.
Ben bir an baktım ya öyle bir şey mi var? Biz taş almadık mı?
Biz de taş vermedik.
Al buradan gelmeyin.
Genel olarak o sanırım trail'in ruhunu simgelemek için kullanılıyor.
Taşlı parkurlardan geçiyorsunuz.
Şaka bir yana.
Ve Bors Series'de madalya olarak, şey kupa olarak böyle taşlı şekilde veriyorlar.
Evet kupalar çok güzeldi bu arada.
Bizim bu arada bir kaç kardan geçen sene bir taş.
Mozart'tan iki taş var.
Bu yıl Kaçkar'dan iki taş daha gelecek.
Yani beşer taşla başvurmayı düşünüyoruz.
Ne diyorsun?
Çıkarma bir şey.
Ben bu sene için
2026'da başvurduğumda
yine Mozart ve Kaçkar'dan almıştım sizin gibi
taşları geçen sene Mozart'tan. Dört taşla
müracaat etmiştim. Ama şöyle söyleyebilirim
hani hevesinizde
veya taş sayısınızın yüksek
olması heyecanınızı da kırmak istemem
ama hani 12-13 taşla katılıp
çıkmayanlar var. Ben dört taşla
Katıldım çıktı. Bu tamamen şans
ile alakalı bir durum.
Bunun haricinde yani taş
birinci zorunluluk. Yani
diyor ki benim
yarışına gideceksiniz. Herhangi bir bitirici
olacaksınız. Finisher olacaksınız.
Bir taş iki taş. Bu taşları da
siz diyelim aldınız. Kuraya
başvurdunuz. Çıktı zaten sıfırlanıyor
çıktıysa. Eğer taşlarınız
eğer kuraya çıkmadıysa 24 ay.
İçten ilk bir zamanı var onların. Diyelim
varsayalım siz ilk yarışınıza
işte 15 ay önce koştunuz
ama hala size kura çıkmadı. Yeni bir yarış
daha koştunuz. O taşlara devam
etmiş oluyorsunuz. O taşlarınız da kalıcı oluyor sizin.
Ama en son koştuğunuz yarışınızdan
24 ay geçmişse o taşlarınız
artık kullanılamaz hale geliyor.
Evet bir de şundan bahsedelim.
20K kategorisindeki parkurlarda bir taş
veriliyor. 50K kategorisinde iki taş.
100K kategorisinde de
üç taş veriliyor. 100Mil kategorisinde
dört taş veriliyor.
Taşların bir de ayrıca
dört kıtada majör yarışları var.
Bayyut'un bir yarışları yine.
bunlar işte Avrupa bölgesinde, Asya bölgesinde, Amerika'da, Okyanusya diye, Avustralya'da bunlar da çarpı iki taş veriyor.
Yani bunları daha değerli kılıyor atıyorum.
İşte 50K kategorisi de iki taş veriyorken diğer yarışlar bu dört taş veriyor.
Bu da taş sayısı da ne demek?
Şansınızın daha fazla olması demek. Çekiliş hakkı daha fazlası olması demek.
Böyle bir bunlarda uygulaması var UTMB'nin.
Tabii sadece taşla kalmıyor.
Taş birinci aşamaya geçtik diyelim.
gittik World Series'den bir tane taş aldık.
Bir tane, iki tane veya işte bunu
toplayabilirsin senin içinde. İkisinin içinde
8-10 tane taşınız olmuş olabilir.
Siz 3 tane zaten kura ile
girdiğimiz popüler olan OCC,
CCC ve UTM yarışları var.
Bu yarışların da katılabilmek için
indeks puanınız olması lazım.
Yani bu da ne demek? Siz
50K'lık bir yarışa katılacaksınız.
Diyelim bahsettin kaç karda 20K
koştun, taş aldın ama 50K'lık
hiçbir yarışın yok. Bu sadece
UTM yarışı olması önemli değil. Dünyada
yaklaşık 2500 tane böyle yarış var.
Eğer işte ülkemizde de farklı
by UTMB olmayan işte Kapadokya,
Uludağ gibi yarışlarda da o kategoride olan
bir yarış koşmuşsanız son 24
ay 2 sene içerisinde o da
indeks puanını katılmış. Mesela işte
50K koşan birisine
50K kategorisindeki yarışlardan
koşan birisine OCC'yi açıyor.
CCC'yi açmıyor. UTMB'yi açmıyor.
Yani 100K kategorisi
100 mil kategorilerinde yarışlar koşmuş
olmanız lazım ki size hani yeterlilik
şeklinde o yarışa
dahil etsin kuraya. Evet bu da önemli
bir bilgi. Yani OCC parkuruna
katılmayı hedefleyen birisi mesela
Kaçkar'dan taş toplayacaksa o zaman
20K değil 50K parkuruna katılmalı.
O da bir mantık. Tabii o
iki işi bir anda
çözmüş olur. İki işi bir anda çözmüş
olur. Ama Kaçkar'da 20 koşup
işte Uludağ'da 40 kişi koşarak
o da 50K kategorisine birleşir. Veya
Kapadokya 63 koşarak da o indeks
katılma şartını
yerine getirmiş olabilir. Yani özetlersek
taşları sadece by UTM
yarışlarından alırken indeks puanını
diğer tüm yani UTMB
indeksi destekleyen
tüm yarışlardan alabiliyoruz. Tabii o da UTMB ile
anlaşmalı. Zaten yarışların
sitelerinde ve duyurlarında
ITRA indeks puanı ve UTMB indeks
verdiklerini gösteriyorlar. Hangi kategoride
hangi parkurların verdiğini gösteriyor.
Bunları da takip edip ona göre
bilgilenebilir arkadaşlar. Şimdi
taşları topladık güzel başvuruyoruz
ama yani bizim kazanma
yüzlerimiz nasıl? Kaç kişi başvuruyor? Kaçına
çıkıyor? Bildiğim kadarıyla 30 binin
üzerinde genel parkur
başvurusu söz konusu.
Toplam bütün bahsettiğimiz, biraz önce
bahsettiğimiz genel parkurlarda
10 bin civarında bir katılımcı
bulunuyor, kabul ediliyor.
UTMB parkuruna da yaklaşık 6 bin
5 kişi civarında bir başvuru
söz konusu. Bunun da 2 bin 300
civarında kayıtlı koşucu
vardı en son biz bu sene
koştuğumuzda. Tabi bu
istatistiğe bakınca sanki 3'te 1
şans varmış gibi geliyor kulağa ama
aslında taş sayısına bağlı olarak
olasılık değiştiği için. Daha çok şansınız
olabiliyor yani. Üçte biri değil.
Daha az da olabiliyor.
Ortalama taş sayısı kaç
biraz aslında. Taş ve iletişim.
Evet o da önemli. Muhtemelen bir de
şimdi sonuçta Fransa main şeyli
bir yarış bu. Dünyaya verdi.
Tabii Fransız daha fazla
var. Yani bildiğimiz, bildiğim
kadarıyla tahmin ettiğim çok fazla detaylarını da
o kadar her şeyde açmıyor. Yani kurayı nasıl
yapıyor vesairesinden tutun.
Mesela bu sene Türk olarak
biz 57 kişi kayıtladık bütün parkurlarda
genelinde. Sadece UTM parkurunda
10 kişi kayıtladık, 9 kişi başladık.
Ama baktığımız zaman
ben yani son dönemlerin en fazla
Türkiye'den katılım sayısıydı
bana göre bu.
Ben katıldığımda 3 kişi katılmıştık
2023'te. Geçen sene 2 kişi katılmıştı
sanırım UTM parkuruna.
Galiba elit koşucular için de ekstra
bir kontenjan oluyor bildiğim kadarıyla.
Evet doğrudur. Şöyle oradaki
durum. Elit koşucularda
belli bir indeks puanına
sahip olanlar direkt katılım hakkı kazanıyor.
Sanırım yanlış bilgi olmasın
bakmadım ama kadınlarda 700
erkeklerde 800'ün üzerinde
puan olanlar direkt katılım hakkı
kazanıyor. Bu tabi şeylerde de geçerli.
Çoğu yarış bu tarz
elit sporcuları da direkt davet ediyorlar.
Başka diğer yarışlardan da bahsediyorum.
Sadece UTMB değil. Onun haricinde
şöyle bir durum da var.
Bay UTMB yarışlarında
50K ve üzerindeki parkurlarda
ilk 3'e giren sporcular da
direkt katılabiliyor. Atıyorum kaç kar
haftaya düzenlenecek? Kaç karda
50k'ya ilk 3'ü
kadın ve erkek genele girdiği anda
UTMB seneye
2027'deki UTMB yarışına direkt katılım hakkı
kazanıyorlar. İşte 100k'da da aynı şekilde.
Ama 50 ve üzeri
parkurlardan bahsediyorum. Bir de
şöyle bir durum var. Belirli sivil
toplum kuruluşlarına 2000 euro'ydu
sanırım bağış yaparak katılabiliyorsunuz.
Katılım hakkı alabiliyorsunuz.
Bu da tabii parayla alakalı bir durum.
Onun haricinde de bir şey daha söyleyeyim. Özel gereksinimli sporcular var. Mesela onları da çok detayını bilmiyorum katılım şartlarına ama her sene katılabiliyor istedikleri zaman ama tabii onlar da belli bir şartları gerektiriyor. Bizim de ülkemizden benim de arkadaşım olan Kadir geçen senede bu senede CCC parkuru koştu. O da duyma engelli bir arkadaşımız. Yanında rehber olarak koşucu da bulundurabiliyor.
Geçen sene iki kişi koştular CCC parkurunu.
Bu sene üç kişi koştular.
Beraber bitirdiler.
Onun adına çok mutlu olduk.
Zor parkurdu gerçekten.
Büyük bir özveriyle bitirdi ilk senede de.
Ben de tekrar tebrik ediyorum buradan kendisini.
Evet şimdi trade olarak çok heyecanlandık.
UTMB'ye gitmek istiyoruz.
Her şeyimiz tamam.
Yarışlarımızı koştuk, taşlarımızı aldık.
Biz ne zaman kayıt yapabiliriz?
Ne kadar bir ücret gerekiyor?
Şöyle izah edeyim onu.
Ocak ayında kayıtlar açılıyor.
Önce bir başvuru zaten sizin bir MyUTMB hesabınızda bir account'unuz oluyor.
Oradan bir tuşa basarak başvuru yapabiliyorsunuz.
Burada da bu sene bize şöyle bir şey dediler.
Dediler ki siz 2000 km öteden geliyorsanız ve bize bunu kanıtlarsanız siz %30 daha farklı boostla kura'ya girebilirsiniz dediler.
Biz de okey 2000 km öteden geliyoruz ve buna bu şekilde kura'ya girdik.
Kura çıktıktan sonra da bize dediler ki bu boost'unuzu kanıtlayın.
Yani biz buradan İstanbul'dan bir adresi belirleyen bir fatura yükledik sisteme.
Cenevre'ye uçuluyor.
İsviçre sınırında olduğu için Şamoni.
Cenevre'ye uçak biletimizi, Cenevre'den de Şamoni'ye otobüs biletimizi sisteme girerek bunu completed yaptık.
Bu arada kısaca top olan bu 3 parkurun kayıt ücretlerinden de bahsedersek.
OCC 175 Euro, CCC 260 Euro, UTM parkur 415 Euro.
Bunun içinde ne var derseniz kayıt ücretinin içinde.
bize bir tane tişört veriyor,
bir tane çanta veriyor.
Başka hiçbir şey yok. Hatta
finish'te madalyamız bile yok. Sadece
finisher olursanız iliğiniz var.
İşte OCC, CCC,
UTMB sadece bizim burada görüyorsunuz
siz tabi arkadaşlar görmüyor ama ben
mümkün oldukça göstereceğim sosyal medyamdan
merak etmeyin.
Finisher, UTMB, finisher olarak
yazıyor yelekte. Diğerlerinde farklı.
Yani şöyle bu sıcakta
yelekle geldi. Yani öyle
değerli bir yelek şu an. O
Bu 174 kilometrenin neler yaptığını gösteriyor orada.
Tabii burada verdiğiniz emek yani bu sadece yarış anında değil.
Yarış öncesi de ki ben şöyle özetleyebilirim.
Yarışı konuşacağımız bölümde daha detaylı öncesi değil ama benim için yarış öncesi daha zor geçti.
Yarış daha kolay geçti.
Onu özetle söyleyebilirim.
Bunun haricinde ben eğer gidecek olan arkadaşlara şöyle bir tavsiyede bulunabilirim.
Biz bu sene öyle yaptık çünkü.
Konaklama çok problem orada.
yaklaşık 6 bin kişilik bir yerleşim yeri Şamon'i.
Fakat yarış anında 100 bin kişiye çıkıyor.
Hatta bununla ilgili son dönemde belediye başkanı ve yerel yöneticilerin
UTM'ye ciddi bir tepkisi var.
Çünkü oradaki halkın normal yaşantısını bozuyor veya onları rahatsız ediyor şeklinde.
Ciddi bir görüşmeleri var bu konularla ilgili.
İşte karbonhoyekizi vesairesi gibi bunlar da dahil.
Fakat şöyle bir durum var.
Ben hani çok büyük değişiklik olacağını zannetmiyorum.
Çünkü bunun tabii bir rahatsızlık olması yanında oradaki insanlara da ciddi bir ekonomik katkısı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü Şamon'u çok ciddi bir kış turizmi olarak düşünün.
Yani burada Uludağ gibi düşünün.
Yazın çok hani çok sakin değil ama belki Uludağ kadar.
Ama yine de yazın daha sakin bir yerleşim.
Ciddi bir ekonomik getirisi de var.
Tabii bu kalabalıkla ilgili şunu da söyleyebilirim.
Bizim o kadar kalabalıktan dolayı son iki gün internetimiz çekmedi hiçbir şekilde.
Yani daha öncelerde hiç yaşanmamış bu olay.
Aşırı bir kalabalık vardı.
Ha tabii aşırı kalabalık demek aynı anda aşırı destek de demek yani bir yerde.
Çok böyle dengeler biraz zor sağlanır durumla karşı karşıyayız denilebilir orada.
Tabii burada sadece sporculardan da bahsetmiyoruz değil mi?
Destekçiler de var.
10 binden fazla sporcunun yanında ailesi, destekçisi vesaire işin içine girince.
Tabii biraz önceki şeyde söylediğim gibi yani 6 bin yerleşik insan var.
Yerleşik insan var 10 bin 16 bin yapar.
Burada kalıyor 84 bin kişi kalıyor geriye.
Bunlar da tabii hem işte destekçiler var hem o havayı solamaya gelenler var.
Ama burada destekçisiz derken de yani bir destekçi çok önemli gerçekten.
Özellikle uzun yarışlarda.
Benim sağ olsun iki yarış bölümümüzde konuşacağım ama iki drop bag'ime de sağ olsun
iki farklı arkadaşım çok değerli sevdiğim arkadaşlarım geldi.
Yani o anda o yarışta hiçbir şey yapmasa bile onların yüzünü görmüyoruz.
Bir Selahattin demesi orada size seslenmesi inanın çok büyük bir moral motivasyon oluyor.
Zaten malumunuz uzun yarışlar sadece ayakta koşulmuyor.
Belli bir süreden sonra artık kafa götürüyor size ayaklar bittiği anda.
O yüzden çok önemli destek kısmı.
Bunu bu şekilde özetleyebiliriz.
Peki otelde mi kaldın yoksa bir kamp mı attın?
Nasıl konakladın?
Evet Gülüm çok güzel bir konuya değindin.
Ben de onu tavsiye edecektim.
aslında biraz konular
çok bilgi veya çok
farklı şeyler olunca dağılabiliyor. Şöyle
biz Airbnb ile
ev tuttuk fakat biz
daha yarış başlamadan
kura'ya girmeden önce
ev tuttuk. Ya bu zaten hani ücretsiz
bir şekilde iyi. İptal edilebilir
şekilde. İptal edilmiş. Ben kesinlikle
kayıttan önce hatta şeydi biz
3 kişi evi tuttuk bir tane
dedi ki bu dursun kenarda. Sonra
kura işte çıkmadı bir arkadaşı
onu maalesef
onu ayırmak zorunda kaldık.
Başka arkadaşlar geldi. Sürekli bizim bir
planımızda değişiklik oldu ama evimizde
değişti. Daha uygun bir yer bulduk.
Bir de şunu söyleyeceğim. Demin de dediğim gibi
konaklama çok en önemli şey.
Zaten kura çıkıyor size. Diyelim
kuralar açıklanıyor. Mail ile geliyor ve
myutm hesabınızı da görebiliyorsunuz.
10 günlük bir süre veriyor size.
O süre içinde kayıt olmanız gerekiyor.
Kayıt ücretini yatırarak. Onda
sorun yok. 10 gün orada sizi bekliyor.
Ama ondan önce bizim
işte bir çatı WhatsApp grubumuz da var
Türkiye'de UTMB olarak.
Orada çoğu hani UTMB ile ilgili
bu sene mesela onu oluşturmuşlar.
Ancadan ne kadar zaman oluşturdular bilmiyorum. Beni de aldılar.
70-80 kişilik grup. Herkes birbiriyle
paslaşıyor işte bilgi yerine vesaire. O da çok
güzel oluyor. Biz tabii
konaklamayı dediğim gibi değişken
bir şekilde bir şekilde çözdük
öncelikle. Bir de şunu söylemem
lazım. Mümkün olursa
yarış alanına, fuar alanına
yakın olması muazzam
güzel bir durum. Bizimki şeydi
böyle hani fuar alanından bir şey aldım
ya dur şunu bir eve bırakayım da geleyim gibiydi.
2023'te bu kadar değildi.
2023'te bir yaklaşık 3-4
kilometrelik bir mesafedeydi. Yani yakın
olması muazzam bir olay ki şöyle söyleyeyim
saat 7'yi çeyrek geçe bizim
7.45'de akşam startımız var. 7'yi
çeyrek geçe biz evden çıktık.
O çok büyük bir kolaylık. Bence de çok
büyük bir lüks. Hani tuvalet ihtiyacı açısından
olsun yarış sabahı hani
gidip gelmek gerekebiliyor vesaire.
Bu arada bence bu bölümün en önemli bilgisini vermiş olabilirsin.
Çünkü diğer tüm bilgileri internet sitesinden oradan buradan araştırabilirler.
Ama daha sonuçlar açıklanmadan, kurallar açıklanmadan konaklamayı ayarlama taktiği gerçekten önemli bir taktiği.
Evet doğru söylüyorsun. Katılıyorum ben de. İki sene de katılmış birisi olarak.
Şöyle bir şey söyleyeyim. 12 Temmuz'da bizim artık bu boost ile alakalı evrakları işte diğer bilgilerimizin tamamlanmasının son günüydü.
Daha o tarihlerde bizden katılımcıların hala bu adres veya konaklama işlerini halletmediğini ben şahidim birebir.
O yüzden hani bende öyle bir şey yok yani planlama ve önceden yapmamız lazım.
Çünkü son günü bırakıldığınız zaman belli sıkıntılar çıkabilir ve istediğiniz yerde bulamıyorsunuz.
İşte servislerle gelmeniz lazım vs.
Daha pahalı.
Daha pahalı oluyor.
Biz açıkçası güzel söylenir gülün.
Biz çok iyi fiyatı da kaldık açıkçası.
Yani şöyle söyleyeyim TL olarak söyleyeceğim.
Yaklaşık biz bir haftalığına o dediğim lokasyonla küçük bir evimizdi.
4 kişi kaldık ama hani 13 bin lira falan kişi başı tuttu.
Hiçbir şey değildi.
Ama bu da tabii önceden bunu sağlamamızla alakalı.
O yüzden en önemli şey kura çıktıktan sonraki en önemli şey diyelim.
Veya kura çıkmadan önce de en önemli şey konaklama.
Çok güzel.
Hatta şöyle söyleyeyim.
Yani biz şu an bölüm kaydını kapatınca ben seneye rezervasyonumu hemen yapacağım.
Güzel.
Anlaştık şimdi kapat kaydı yapalım.
Burada devam edelim.
Ben gittikten sonra yaparsınız.
Yani o kadar önemli gerçekten.
Kesinlikle yok.
Tabii burada bir ironi vardı senin yaptığın ama kesinlikle konaklama gerçekten önemli yani.
Yaşadığım için biliyorum.
Ben senden başkalarından da duydum bu arada aynı şeyi.
Kendin söyledin zaten orada kaç bin kişi yaşıyor ve yarışmanın kaç bin kişi var.
Hani burada bir sorun olmama ihtimali var.
Biz Şamoni'de tam fuar alanının çok dibindeydik.
Ama hani diğer işte Şampe'de veya başka yerlerde kalanlar da var.
Düşünün yarış sabahı yani tabii şunu da söylemek lazım burada belirtmek lazım.
Hani CCC Corvair'den İtalya'dan start alıyor.
İşte OCC Orsiris'ten alıyor.
Bizimki Şamoni'de başlayıp Şamoni'de bitiyor.
Ama fuar alanı ve genel etkinlikler orada olduğu için illaki oraya hem bu numaranızı almaya geleceksiniz.
Hem de orada mutlaka o Panayır alanını o festival koşu alanını göreceksiniz.
Tabii bu size kalmış gidip gelmekler ama ben iki senede de hem şamonu başlayıp şamonu bitirdim için şamonu benim kalacağım yerim.
Böyle dertlerim yok diyorsun.
Yok ben servis kullanmıyorum starta gitmek için.
Çok güzel.
Ya bir de ben şeyi de söylemek istiyorum yani tabii bir battaniye bir bandaj atıp çıkmıyoruz parkura.
Yani 174 kilometre boyunca nasıl bir zorunlu malzemeler var neler taşıyoruz.
Çünkü çok ağır bir çanta olduğunu biliyorum biraz ondan da bahsedelim isterseniz.
Baya bir heybimiz vardı kalabalıktı.
Yani benim çantamda 7-8 kilo ağırlığında bir çantam vardı açıkçası.
Tabii bunda beslenmek için jellerim, tuzaplarım, elektroliklerim vesairelerim haricinde.
Bizde yağmur geçirmeyen uzun pantolon, işte iç katman, uzun kollu iç katman, iki tane kafa feneri, yağmurluk.
Onun haricinde benim aldığım çorap, işte tabak, bardak, işte tabak ve çatal vermiyorlar.
Bakarna vesaire yemeniz için bulundurmanız gerekiyor gibi.
Onun haricinde de tabii ki her parkurun farklı zorunlu malzemeleri var.
Bir de havanın durumlarına göre, koşullarına göre cold kit mevzusu var.
Bunu diyor ki işte bunlar zorunlu malzeme, bunlar opsiyonel malzeme, bunlar diyor ki havanın durumuna göre ben aktif edebilirim diyor son anda.
Mesela bize dedi ki son o gün içerisinde yarış sabahında dedi ki normal basic kitle devam edeceğiz.
Cold kiti aktif etmiyorum bu şekilde devam edebilirsiniz.
Onda da farklı ekstra şeyler var.
Şunu da söylemem lazım.
Bir de su geçirmez eldiven de kesin zorunlu bütün şeylerde.
Ben onu eldivenin üzerine işte Decathlon'dan tekrar bir eldiven daha almıştım su geçirmez.
Onunla çözmüştüm.
Malzeme kısmını böyle söyleyebilirim.
Baton konusunda da hani UTMB parkurunda baton şarttır diye düşünüyorum.
Yani zorunlu malzeme olarak değil de kullanmak çok iyi olur diye düşünüyorum.
Kullanmayı tavsiye etmeyen çok kişi var mı?
Veya o konuda sen ne düşünüyorsun?
Şöyle baton mutlaka olmalı 3 parkurdan da bahsediyorsak hatta PTL, TDS'de tabii ki olmalı. Diğer belki MCC falan onlarda da olması gerekir. Çünkü ben şöyle batona bakıyorum kendi açımdan. Mesela parkurun eğim haritası önemli ve teknikliği önemli.
Eğim dağınık bir şekilde ise atıyorum ben kendi adıma bir örnekleme yapayım.
Kapadokya 120 koşarsam ben eğer baton almam.
Koştum daha önce koştum.
Tekrar koşarsam ben baton almam.
Çünkü elevasyon dağılımı orantılı bir şekilde.
Ama Uludağ 30 veya 42 veya diğer işte 70k parkuru bu sene mutlaka baton alırım.
Çünkü sürekli iniş sürekli çıkış.
Burada da aynı şekilde.
Zaten şunu da söylemem lazım.
Bu parkuru direkt birebir Türkiye'de kıyaslayabileceğim bir parkur yok.
Bir kısmı oldu abi. Bir kısmı işte kaç kar diyebiliriz. Kaç karın hepsinde koşmadık ama.
Ama teknik olarak çok gerçekten teknik böyle taşlar düşünün. Videolardan da görmüşsünüzdür.
Bu taşların irili ufaklı olduğunu düşünün. Ve sürekli kıvrıla kıvrıla çıkıyorsunuz.
Ve çıktıktan sonra diyorsunuz ki bir daha oh be nefes alayım. 2000'lere çıktım sıcak belki hava.
Olmuyor. Direkt bir tekrar inmeye başlıyorsunuz. Baton ben aldım 2 senede de.
ve baton benim elim ayağım değil elime yapıştı artık yani o derece.
Hani belde taşıyorum ben kullanmadığım dönemlerde.
Sadece CP'lere girerken neredeyse batonu katlayıp koyuyordum.
Çok elitler bazıları gördük videolardan da görmüşsünüzdür.
Kullanmayanlar var ama bizim gibi sıradan ölümlü koşucular için mutlaka kullanmamız gerekir diye düşünüyorum.
Bu arada böyle yaklaşık olarak bir UTMB yarışı koşmak kaça mal oluyor?
Ya şöyle söyleyebilirim tabii benim vize de almam gerekti.
vize ücreti dahil işte uçak, konaklama, kayıt ücreti dahil söyleyebilirim.
Yaklaşık 2000 Euro civarında bir bütçe gerekli bunun için.
Ama şöyle şunu da eklemem gerekiyor.
Hani anlattık bölüm içerisinde panayır gibi dedik, şenlik dedik.
O kadar güzel şeyler var ki işte ayakkabıdan, tişörte zaten biz koşuları çok severiz.
Eli boş dönmüyorsun yani.
Dönmüyorsun abi yani alışveriş için mutlaka...
Boş bir valizle gidin mi?
O kadar da değil.
boş bir kredi kartıyla ilgili.
Bu daha iyi oldu.
Çünkü boş bir kredi kartıyla bir valizi
oradan alırsınız. Evet valiz kolay ama
kredi kartı boş lazım.
Evet toparlayacak olursak
yani birçok konuya değindik.
UTMB ile ilgili bilgi sahibi olmak
isteyen biri için çok güzel, faydalı
bir bölüm olduğunu düşünüyorum. Bizim için de
çok eğlenceli oldu. Çekim sırasında da
bayağı keyif aldık. Evet.
Yani koymadığımız kısımlar var.
Onu da çok bulduk.
Evet ben de çok keyif aldım.
Ama buradan şunu söyleyebilirim
Asıl benim yarışım böyle
Ben artık yarışı konuşmak istiyorum
Yarışı anlattığım bölüm daha keyifli olacak benim adıma
Selahattin'i zor tutuyorsun
Dur o yarışta anlatacağız
Hayır dur onu burada diyorsan
Anlatmam lazım mümkün değil anlatmadan bırakmam
Yani evet şu an o yüzden bir sonraki bölüm için
Biz de çok heyecanlıyız
Yarış hikayesini onun gözünden
Yani o 174 kilometreyi
Dile kolay
38 saati nasıl tamamladı
Neler yaşadı
Bir problem yaşadı mı demek istemiyorum.
Bence bir insan o kadar koşarak bir problem yaşamama ihtimali yok diye düşünüyorum.
İlla ki küçüklü, büyüklü, irili, ufaklı bazı problemler yaşamıştır.
Nasıl çözdü?
Çözmenin yolunu bulmuştur.
Ve her ne kadar biraz konuşsak da detaylarını dinlemek için çok heyecanlıyım.
Özellikle de dedik ki yani anlatma bunları kayıtta konuşacağız ve biz de orada duymak istiyoruz böyle birçok şeyi.
Hatta böyle anlatır gibi oldu ben kaçtım yani.
Dur dur anlatma diyoruz yani.
Dolayısıyla bir sonraki bölümü de dinlemenizi tavsiye ediyoruz.
Çok bilgi içerikli bir bölüm oldu.
Bizim eksik yanlış söylediğimiz bir şey olduysa kusura bakmayın.
Öyle bir durumda bize geri bildirim yapmanızdan memnun oluruz.
Bir sonraki bölümlere düzeltiriz eğer yanlış bir şey söylediysek.
Ama gelen anlamda birçok insana fikir verecek faydalı bir bölüm olduğunu düşünüyoruz.
Tekrardan geldiğin için çok teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. Çok keyifli bir kayıt oldu.
Ben ikinci bölümün daha benim adıma en azından yarışı anlatmamın daha keyifli olacağını eminim yani.
Bu biraz böyle çalıştığımız bir bölüm oldu ama diğer bölüm daha artık doğaçlama oldu.
Anlatmak istiyorum salın beni.
Bence birçok Türkiye'de yol gösterici bir bölüm oldu yani.
Türkiye'den bence daha çok katılım sayısı olacak.
Yani UTMB'ye giden daha çok insan olacak.
Bu şekildeki içerikler sayesinde daha çok bilgi olacak.
Bilgi edinecekler.
Açıkçası ben buraya gelmeden önce de birkaç arkadaşım sosyal medyadan yazdı.
Bana işte nasıl katılınıyor nedir veya yarışını anlat gibi.
Onlara da çoğu sorusuna cevap olacağı şeklinde bir bölümümüz oldu.
İkinci bölümde de artık yarışı konuşuruz.
Yarışanlarımı taze iken sıcağı sıcağına güzel bir anı olarak Danada kalmış olacak.
Herkes de dinler umarım.
Evet bu bölümümüzün de sonuna geldik.
Podcastlerimizi Spotify ve Apple Podcast üzerinden dinleyebilirsiniz.
ve takip ederek sonraki bölümlerden anında haberdar olabilirsiniz.
Bu arada Selahattin Ildırar hesabından Instagram'dan takip etmenizi ayrıca öneririm.
Çünkü Selahattin çok güzel videolar ve fotoğraflar çekmiş.
Bunları da Instagram hesabından gün gün paylaşıyor.
Hikayelerini orada da anlatmaya devam ediyor görsel açıdan.
Evet evet. Sesli olarak buradan hikayeyi, yarışın hikayesini anlatacağız.
Ama görselliği zaten hani Mont Blanc daldırının güzelliği, o parkurun güzelliğini
Ben mümkün olduğu yerlerde çekmeye çalıştım ve kısım kısımda paylaşmaya çalışıyorum fırsat buldukça.
Oradan da takip edip parkurdan da fikir sahibi, yarıştan da daha fazla görsel olarak fikir sahibi olabilir arkadaşlar.
Sonraki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
