
Bölümde konuştuğumuz başlıklar:
⛺ Yarış öncesi arabada kamp hazırlıkları
🏃♀️ Gülin’in 16K macerası
🏃 Onur’un 30K yarışı ve yaşadığı talihsiz kaza
⚠️ Yarışta yaşanan sakatlıklar ve unutulmaz anlar
⛰️ Parkurun zorlukları ve irtifanın etkisi
🍝 Organizasyon, kamp ve yarış sonrası deneyimler
💡 Uludağ Ultra Trail’e katılacaklar için tavsiyeler
Uludağ Ultra Trail’e katılmayı düşünenler, parkuru merak edenler ve arabada kamp deneyimi dinlemek isteyen için dopdolu bir bölüm.
Koşver Gitsin başlıyor! 🎧
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
İletişim için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
(00:00) Giriş
(01:00) Arabada kamp 🏕
(05:30) Expo ve makarna partisi 🍝
(07:17) Gülin'in geçmiş sakatlığı ve esnemenin önemi
(12:17) Yarış sabahı
(15:44) Start
(19:59) Parkurda kaybolma ve patika serüveni
(27:36) İlk CP
(31:37) Onur'un düşüşü ve DNF ☠️
(34:24) Onur'un duygu boşalması 😭
(38:50) Devam etmek ya da etmemek⁉️
(43:02) Düşene yardım etmek ❤️🩹
(44:17) Garmin Kaza Algılama
(46:02) Zeyniler CP
(50:27) Parkurdaki Koşver Gitsin dinleyicileri 🫶
(52:45) Akü bitmesi
(54:35 )Yarış akşamı konser
Transkript
Herkese merhaba, koşu vergisine hoş geldiniz.
Ben Gülün. Ben Onur. Bu bölümde geçen hafta katıldığımız Uludağ Ultra Trail yarışından bahsedeceğiz.
Ben 16K parkurundaydım, Onur da 30K parkurundaydı.
Evet, ben maalesef bir kaza yaşadım koşu sırasında.
Düştüm, sonra yarışı bırakmak zorunda kaldım.
Ben de aslında 30K parkuruna kayıtlıydım ama daha sonra 16K parkuruna geçmeye karar verdim.
Bunların detaylarından ileriki zamanlarda bahsedeceğiz.
Aynı zamanda bu yarışta farklı bir şey denedik.
İlk defa kampta kaldık yarış öncesi.
Evet o da bizim için güzel bir deneyim oldu.
Çok memnun kaldık yine onun detaylarını da anlatacağız.
Evet aklımızda bazı soru işaretleri vardı.
Üşür müyüz, rahat eder miyiz ama beklediğimizin çok çok üstünde geçti.
Bundan sonra da ilerleyen yarışlarda daha çok kamp deneyimi yaşamak istiyoruz.
Detaylarından bahsedeceğiz.
O zaman yarışa geçelim.
Geçelim. Yarışımız cumartesi günüydü.
Biz de cuma günü öğleden sonra gibi eşyalarımızı yükleyip yola çıktık.
Akşamüstü Uludağ'a vardık.
Hemen kamp bölgesine geçtik.
Arkadaşlarımız da bizimle beraberdi.
Hatta beraber kamp atmayı düşündük.
Ve şöyle aslında başta ben otel diye düşündüm.
Hani Onur otelde kalır falan.
Ve sonra arkadaşlarımız dedi biz daha önce deneyimledik.
Arabada kaldık hani üşümedik, keyifli oldu gibi gibi söyleyince biz de bir deneyelim acaba falan aldık ama hala benim aklımda soru işareti vardı.
Bir de şöyle hani bunu...
Deneyerek ilk defa yarışacaktık.
Daha önce kamp yapmıştık önceden ama hiç böyle yarış öncesi kamp yapmamıştık.
Bir de arabada hiç yapmamıştık.
Normal çadır kampı falan vardı.
Bir de dağa çıkıyoruz yani soğuk.
Bir de gece çok soğuk oluyor.
İşte gündüz ve gece sıcaklık farkları çok yüksek.
Ama hani deneme de yapmadan yarışta ilk defa deneyerek böyle bir şey yapmaya cesaret ettik.
Yani bir de şey var. Ben...
Diyorum Onur otele aldım mı falan filan.
E kamp yapacağız falan. Nasıl yapacağız falan.
Arabanın arkasını yatıracağız.
Ben böyle bir sorgularken bir baktım Onur şişme yatak almışlar.
Dedim herhalde kampayım yapacağız.
Ya bu arada gerçekten tahmin ettiğimden çok daha kolaydı.
Böyle tam hani arka koltukları yatırıyorsun.
Arabanın içi bayağı geniş oluyor zaten.
Ön koltukları da öne itiyorsun.
Sonra tam böyle ona göre ayarlanmış boyutlarda internette bir sürü böyle uygun fiyatlara şişme yataklar var.
Bir tane ondan aldım.
Hatta pompası arabanın güç çıkışına uygun şekilde.
Hani direkt arabada pompayı kullanarak yatağı şişirebiliyorsun.
Kolayca kurulumunu yaptık ve deneyimledik bu şekilde.
Şişme yatağı da çok fazla şişirmedik.
Hafif bir bıraktık.
Çünkü daha rahat oldu bence.
Tam şişirince çok sert oluyor zaten.
Aynen. Bir de bagaj kısmına kafalarımızı koyacak şekilde yattık.
Çünkü cam kısmı o tarafa denk geliyordu.
Hatta gece şey oldu böyle.
Yatıyorum camdan gökyüzündeki yıldızları görüyordum gece.
Arka cam bizim için bir gökyüzü penceresi gibi oldu.
Güzel bir deneyim oldu ya.
İşte bütün kamp ekipmanlarımız, sandalye, masalar, ocaklar, şunlar bunlar hepsini zaten yanımıza aldık.
Ve hiç uykutulumu giymiştik.
Hiç üşümedik. Bence o da güzeldi.
Hatta ben bir ara uykutulumunu açtım.
Uykutulumundan bacağımı çıkarıyorum soğuk.
Hani tekrar giriyorum ısınıyor falan böyle bir kendini dengeledim sürekli bir çıkardım bacağı.
Ama tabii ki araba iç olduğu için çadırdan çok daha sıcaklı.
Mesela gece belli bir saatten sonra rüzgar çıktı ama biz arabanın içinde bir sıkıntı yaşamadık onunla ilgili.
Ben uykutulumunu neredeyse hiç giymedim gibi bir şey böyle sadece ayaklarımı soktum.
Hani sıcaklık konusunda bir problem yaşamadık.
Arkadaşlarımızla da birlikteydik Cüneyt abi olsun Fatih ve Özlem olsun.
Onlar da aynı şekilde arabada kaldılar ve hepimiz memnun kaldık yani çok güzel ve iki gün kaldık.
Ve dağ havasından mıdır artık o yattığın yerin sıcaklığından mıdır?
Bir güzel uyandım yani hafif uyudum yani az uyudum ama yedide gözlerim açıldı.
Böyle irtifadayız hani o bile biraz çarptı gibi oldu bana yani böyle bir mayıştım hani bir relaks oldum ama gerçekten şey çok güzel uyanıyorsun.
Oturuyorsun dışarıda dağları izliyorsun böyle ormanı izliyorsun.
Çayını ısıtıyorsun çay yapıyorsun sabah.
Hani hep dışarıdasın doğadasın o çok güzel bir deneyimdi.
Yani yarışta bahane oluyor bunlar için hem de güvenli bir ortam sunuyor.
Zaten starta çok yakın hemen neredeyse startta yan yana diyebiliriz bu çadır attığımız yerler.
Yani kamp yaptığımız yerler.
Bizle birlikte kamp yapan daha onlarca kişi de vardı.
Şey çok güzel mesela işte sandalyeni, masanı, eşyalarını dışarıda bırakıp rahatça expo alanına git, oraya buraya git, geri gel.
Hani gözün arkada kalmıyor.
Zaten güvenilir bir topluluğun içindesin.
Öyle çalınma etme gibi veya farklı güvenlik problemleri düşünmüyorsun.
Bir de arabanın içinde olduğu için hani bir hayvan gelir seni korkutur şey de yok.
Arabanın içinde korunaklı bir haldesin.
Hem de sıcak da tutuyor.
Bir tık havasız o da arada kapıları açıp hani havalandırabiliyorsun.
Veya camı birazcık aralandırabilirsin.
Genel olarak bu şekildeydi.
Nerede kalmıştık?
Geldik hemen orada kamp yerimizi seçtik.
Hemen bu kurulumlarımızı yaptık.
Ama ondan öncesinde aslında kitlerimizi almıştık hemen aradan çıkarmak için.
Expo alanına gittik.
Kitleri aldık ve kit içeriği gerçekten çok iyiydi.
Evet. Yağmurluk var, havlu var, tişört zaten var ve tişörtün kalitesi de çok güzeldi.
Tasarımı da, rengi de çok güzel.
Ve aynı zamanda expo saatleri de çok geç saatlere de alınmıştı.
Yani isteyen istediği zaman ulaşabiliyordu.
Bu da çok güzel bir şey. Evet.
Bir gün önceden almamız iyi oldu.
Kıyafetlerin dışında işte yiyecek şeyler falan filan da vardı.
Yani şu an hatırlamıyorum tek tek ama bayağı dolu bir içerik olduğunu hatırlıyorum.
Ekspo alanı da çok güzeldi.
Genişti. Ve konser alanları vardı.
Evet bir sürü markalar vardı.
Keyifli bir ortamdı.
Onları da hallettik.
Oradan sonra makarna partisine geçtik.
Sonra akşam yemeğimiz oradaydı.
O da hemen yan tarafta bir oteldi.
Yine her yer burada yürüme mesafesi böyle birkaç dakika mesafe.
Makarna partisi de güzeldi.
Makarna gerçekten çok güzeldi.
Oradaki tek problem birazcık kişi sayısına göre yetişmedi.
Yani şöyle bir saatten fazla sıra bekledik.
Ve bizden sonra gelenler de hep sıra bekledi.
Böyle sıra hiç azalmıyordu yani.
Bu arada sıra geldiğinde de makarnayı az verdiler biraz.
Fazla istediğimizde de alamadık tekrar sıra bekleyenler olduğu için.
Yani makarna çok güzeldi, soslar çok güzeldi ama...
Hani dağıttığımızı ve miktarı biraz yetersiz kaldı sadece.
Oradan bir geri bildirim yapmış olalım.
Evet bir de vegan sos yoktu.
O da olsa güzel olurdu.
Ondan sonra biz takım toplantısına geçtik.
Mestan hocalarla birlikte orada ne yapacağız ne edeceğiz onları konuştuk yarışla ilgili.
Bu arada ben aslında 30K'ya kayıplıydım.
Ama tam kayıdım olduğum günün ertesi günü.
Kalçamda bir ağrı hissettim.
Böyle koşamıyorum, yürürken bile bir ayağım geliyor yani.
O bacağım, rahatsızlığım, atamıyorum tam.
Ne oldu, ne bitti, tam bacakta neresi, kalçada neresi falan derken fizyoterapiste gittim.
Yani piriformis diye kalçada bir kas sıkışmış.
Yani onu da açmak için sürekli germek yani esnemek gerekiyor.
Ya bunun ben sebebini sonradan fark ettiğimde şimdi benim merdivenden düştüğüm bir dizim vardı sol dizim.
Ben yarışlar olsun artık bilmiyorum kendim mi artık vücudum mu hep o sol dizi korumaya çalışıyor.
Yani onun için biraz daha sağ ayağa yük vermişim.
Özellikle doka trilye yarışından sonra oldu değil mi?
Evet trilyede de böyle inişlerde hep sağ ayağımı öne koydum sağın üstüne bastım.
Yani sola çok yüklenmedim dizime bir şey olması diye.
Böyle olunca da piriformis kası sağa dengede tutan böyle kalçadan bir ince bir kas içeride.
O sürekli öne kırılınca öne kırılınca o kas sıkışmış.
Yani vücutta bir yeri koruyayım derken sağlam olan kısmı halletmişim.
Öyle olunca da o piriformisi açmak için gerçekten çok acılı bir süreç.
Topla eziyorum.
Masaj aletiyle yapıyorum.
Kendim esnemeler yapıyorum.
Defalarca masaja gittin.
Evet. Defalarca esneme hareketleri.
Fizyoterapiste gittim.
Yani her gün gittim neredeyse.
Ve yani artık böyle esneme ile açılabilecek bir şey.
Çünkü artık dokuyu da morartmışım fazla eze eze.
Ama bu süreçte şeyi fark ettim.
Esnemenin... Bendeki karşılığı biraz daha şeydi hani ısınmalarda esniyorum hani soğumalarda esniyorum ama böyle vücudumu dinleyerek esnemeyi öğrendim.
Biraz gelişi güzel yapıyormuş.
Aslında evet yapıyordum ama hani estediğimi de zannediyorum hani kaslarımı da hissediyorum ama ya burada şeyi fark ettim.
Mesela bir hareket yapıyorum orada o kası aktive etmek için.
Hangi pozisyonda duracağımı kendim ayarlıyorum.
Ve o ağrılı yeri bulduktan sonra o ağrının üzerine gidiyorum.
Yani hissetmeye başladın.
Aynen. Eskiden böyle standart esniyordum.
Hani IT, hamstring hepsini işte kodları esnet.
Hani çok bir şey hissetmiyordum.
Hissediyorum hani gerildiğini hissediyorum ama o sıkışan noktayı bulup o acının üstüne gitmek.
Esnemenin hani şu kadar esne, şu kadar saat esne ya da şunları yap gibi söyleniyor ama esnemenin bence bir süresi yok.
Özellikle böyle kas sıkışması olduğunda veya yoğun antrenmanlardan sonra o bölgeyi bulup o acı dinene kadar.
Belki bir saat sürecek, belki beş dakikada geçecek.
O harekette o kısmı bulup onun üstüne acının üzerine basmak.
Farkındalık yaşadım.
Yani o kası fark ettim ve onun üstüne basa basa o şekilde esnettim.
Hatta 16K koştuktan sonra da hemen gittim performans tarafına.
Böyle esnettim esnettim.
Yani baya şu an sıkıntı yaşamıyorum.
Oradan da şeye bağlayalım.
Aslında biz bunu bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyorduk.
Hani 30K'ya engelleyeceğini düşünmüyorduk.
Geçer diye düşünüyorduk ama bu kadar detaylı çalışmalar yapmamıza rağmen.
Yarışa az bir zaman kala fark ettik ki bu hala...
Ya şöyle bu arada bundan dolayı antrenman da yapamıyorsun.
Evet. Hani dolayısıyla yine 30K parkuruna gireceksin.
Teknik bir parkur. İnişler var.
Antrenmansızsın ve sakatlığın tam anlamıyla geçmiş değil.
Dolayısıyla 30K parkurunda yarışmak bizim için...
Büyük bir risk olmuştur.
Hadi tamam bir şekilde tamamladım diyelim ama ondan sonra tekrar sakatlık doğabilir.
Ve zeyniller çıkışı var.
Ve sert inişler var.
Çıkış var ama o çıkışa gidene kadar çok sert teknik inişler de var.
O inişler de senin zoruncu.
Hem öyle hem de bacaklar yani o zemine hazır değil.
Yani o tendonlar, o burkulmalar hazır değil.
Yani antrenman olmadığı için ya ayağın belki bir burkulmada Güçsüz yani.
O şeye 30 kilometre hazır bir bağ yapım da yok.
Yani antrenman eksikliğim var.
Yani hani piriformisten bir şey yemezsem bile başka bir yerimi sakatlamak.
30K'yı bitirmek anlamına geliyor.
O yüzden 16K senin için çok daha ideal, keyifli bir parkur oldu.
Aynen. Mestan Hoca da ikna etti beni dedi.
16K koş. Aslında biz Mestan Hoca'yı 16K'ya ikna ettik gibi oldu.
O çünkü koşmanı istemiyordu.
Daha hava sağlam.
Ne güzel geldi buralara falan.
Zaten 30K onun için yok.
Asla girmiyorsun parkura dedi.
16K'da el sıkıştık.
Takım toplantımızdan sonra da kampımıza geri döndük ve yarın yarış olduğu için çok geç saatlere kalmadan yattık.
Yarış sabahı uyandığımda ben iyi hissediyordum kendimi hani uyuyabildim.
Herhangi bir sorun yaşamadım kampla ilgili gece.
Sonra tabii seninle farklı saatlerde olduğumuz için ben daha önden hazırlandım.
Kahvaltı falan. Yani ufak bir kahvaltı yapıp giyinip hazırlanıp ısınmaydı tuvaletti falan derken yarışa geçtim.
Benim de uyanmam...
Çok iyiydi yani. Direkt 7'de güneşle birlikte zaten havada ısınmıştı.
Temiz bir havaya uyandım.
Hemen bir kantta tüpümüzden bir çay demledik.
Böyle yarış klasik kahvaltımızı yaptık ben.
Ekmek üstüne tahil pekmez.
Bir de böyle şey çok güzel.
Sabah çadırlar var, arabalı çadırlar var, dağ var, orman var.
Harika bir manzaraya karşı.
Üstünde mont, elinde çay.
Tam ayılamamışsın ama çok güzel tertemiz bir havaya uyanıyorsun.
Benim çok hoşuma gitti.
Bir de sende yarış sitesi de çok yok.
Tam böyle gerçek anlamda yarışmayacaksın.
Biraz daha keyif koşusu gibi bir şey olacak senin için.
Ben bu arada 30K'dan 16K'ya çekme talebi gönderdim, mail attım.
Ama şey olduğu için, yarış sanırım geçtiği için.
İki hafta önce atmıştım yarıştan ama kabul etmediler.
Ben de şey dedim. Son tarihi varmış.
O tarihi geçirmişiz.
Ben de dedim hani 30K'ya kayıtlıyım zaten.
Onun yerine 16K koşayım.
Ama kayıt olmasa da koşabilir miyim diye yazdım mailde.
Ama geri dönüşü olmadı. Sanırım bu evet.
Ve ben de 16K'da koştum.
Yani 16K'yı tercih ettim.
Şöyle benim de sabah senden bir saat sonra başlıyor yarışım.
30K'lardan bir saat sonra.
Tabii şimdi biz hep Onur'la neredeyse hep aynı parkurlarda, aynı kilometrelerde koşuyorduk.
Ya da birbirimize çok yakın kilometrelerde koşuyorduk.
Ve ilk defa... Aslında yakın bile değil yani ayrı koştuğumuz yarış hatırlıyor musun?
Senin sakatlık dönüşü tabii 2-3 yarışımız vardı ama genellikle hep birlikte start alıyorduk.
Aynen ve şey böyle.
Sen bir saat öncesinde hep yanımda oluyordun.
Şimdi Onur gitti, yolladım onu.
Bir saat var. Özlem'le beraber biz 16K'da koşacağız.
Ya böyle şey oldu. Ay gözlüğüm nerede?
Kitimi taktım mı? Bunu yaptım mı falan.
Hani beni sen hazırlıyormuşsun.
Her şeyi onu merak ettim.
Bir de şey bilgisi de önemli. Ben biraz daha paranoyak tarafımda normalde.
Şunu yaptık mı? Bunu ettik mi?
Şu saatte şunu yapmamız lazım.
İşte hadi şimdi sıra buna geldi falan gibi.
Böyle biraz daha relaks. Ben o sırada kafamda şarkılar çıkıyor.
Instagram'da reyesler vardır ya bir tanesi böyle bütün planları yapan, diğeri laylayan yanına gelir.
O benim. Onur da tüm planları yapan.
Ve ben işte Onur olmayınca yine rahatım.
Hani şey değil böyle tamam yaparız falan.
Ama çok rahatlıktan ısınmadım.
Yani ısınacak bir vakit olmadı.
Bir saat bir anda geçti.
Lavaboya gittim derken hatta şeyi de unutmuşum.
Güneş kremi sürmeyi de unutmuşum.
Özlem yarış kitini takmayı unuttu falan.
O da Fatih'siz gidiyor çünkü.
Hayır biz böyle şeylerle her şeyi unuttuk yani.
Ama çok güzel hazırlandık böyle kombinlerimizi.
Stresiz rahat hazırlandık. Aynen ben ilk defa bir yarışım bu kadar.
Yok şaka şaka. Gerçekten hani senin yokluğunu hissettim orada beni o toparlamanı.
Bir şekilde biz de lavabodan sonra start noktasına gittik.
Bizim de çok. Kalabalık yani 16K'lar ekstra kalabalık.
16K'lar zaten daha kalabalıktı galiba.
Ve şey vardı kit alma yani kit alıp 16K'da yarışmaya katılacaklar.
Hala kit süreleri devam ediyordu.
Yani biz o start alanında beklerken bir de onların kit almalarını bekledik.
Hatta bizim bir tık 10-15 dakika geç başlatıldı.
Biz bir de geriden başladık.
Böyle dalga start gibi oldu.
Yani bir grubu salıyorlar bekletip sonra diğer grubu salıyorlar.
İleride sıkışıklık vesaire azalsın diye.
Bizde de öyle bir şey yoktu.
Bir kere de başladı yarış.
Ama yine de çok kalabalıktı.
Ben de işte hazırlıklarımı yapıp gittiğimde böyle starta bir 5 dakika kala falan gittiğim için yine baya bir arkalarda kaldım.
Önümde onlarca kişi vardı.
O şekilde start aldım.
Ondan sonra zaten starttan sonra hani düz asfalt uzun bir yol var.
Orada böyle biraz daha hani aralar açılıyor böyle hızlı koşanlar hızlı gidiyor yavaşlar yavaşlıyor vesaire.
Ondan sonra hani biliyorsun o asfalttan dönüp Yukarıya doğru uzun bir çıkış var.
Evet. O çıkışta yine işte koşanlar, yürüyenler falan.
Hani arkadan da başlasam ben böyle patikaya girene kadar baya ilerledim aslında.
Çoğunlukla koştuğum için.
Sonra bu asfalt kısım bittikten sonra patikaya giriş oluyor.
Orada işte böyle birden ani küçük tırmanışlar falan var.
Bir de şey güzeldi.
Hani bu müzisyenlerin olduğu bir bölüm.
Kemal Çalan. Kemal Çelen o tarzı.
Şu an tam dikkatli bakamadım koşarken ama o tarz bir şeyler çalıyorlardı böyle.
Hani hoş bir ortam vardı oradan geçerken.
Klasik Uludağ'ın.
Evet. Benim o şekilde yani ilk bölümde hep koştum zaten.
O patikaya girdikten sonra birazcık bazı yerlerde yürü koş yaptım.
Bu arada şöyle bir şey hissettim.
Yani istediğin kadar rahat olsun.
Yine de böyle hani kendi yatağında yatmadığın için böyle ilk başlarda, ilk yokuşlarda bir hafif bir bel ağrısı hissettim.
Ama sonra geçti.
Hani böyle yarış boyu etkileyen bir şey olmadı.
İlk 1-2 çıkışta böyle hafif bir belimi hani yokladı.
Ondan sonra düzeldi.
Yani onun dışında böyle bir hani yorgunluk, halsizlik, ağrı başka bir şey yaşamadım.
Bende hiç bel sıkıntısı olmadı yani.
Biz de işte yarışa başladık.
Ya çok kalabalıktı biz bir tık arkada başladık.
İşte o yokuşta, asfaltlı yokuşta ben yavaş yavaş böyle tın tın tın tın yani birkaç kişilerin arasından geçtim.
Ama ne kadar geçsem de önümde bir topluluk vardı yani.
Onlara yetişemedim daha.
O yüzden single trackli yola çok kalabalık girdik yani gerçekten.
Bir başta şey yapmaya çalıştım hani insanları geçeyim edeyim ama hani bir insanlara da tehlikeye sokuyorum yani.
Çünkü single track ben yanlardan geçmeye çalışıyorum hani sakatlık çıkabilir hem kendim için hem onlar için.
Yani en son dedim gülün dur hani yarışmıyorsun.
Single tracklerde yani kimseyi ve kendini riske atma bekle dur yani.
Çünkü birçok böyle benim gibi arkadan gelip önlere çıkmaya çalışanlar yani neredeyse üzerime düşecek yani.
Ve çok yani sıkış tepişiz zaten.
Çok rahatsız oldum.
Yani öyle olunca dedim kendim de bunu yapmayayım.
O yüzden single tracklerde durdum.
Yani bekledim onların gitmesini.
Zaten böyle şey yavaş yavaş single tracklerde biraz hafif yol açılınca hemen geçebiliyorsun.
Öyle öyle 2-3, 2-3, 2-3 derken kendi ritmimdeki insanları buldum.
Patikadan sonra zaten direkt single trackler başlıyor patika bölümüne girdikten sonra.
Bende de böyle yani önümdekileri geçmem gereken yerler oldu ama gerçekten risk alman gerekiyor.
Önünde 3-5 kişi var hani birini geçtin diğeri var onu da geçmen gerekiyor falan.
Ve hani şey yapmaya başlıyorsun bu sefer.
Hani normal yoldan değil de yan yoldan falan daha hızlı bir şekilde gidip hani önüne geçiyorsun.
O da böyle biraz daha fazla risk almana sebebiyet veriyor ve...
İdeal olan yoldan biraz daha kötü bir yolu tercih etmene sebebiyet veriyor.
Bir de o yol tıkanıyor.
Tekrar o tek yola girmen lazım.
Şey gibi monotorafiğinde hani sağdan girip önüne kırmaya çalışanlar var ya.
Kaç kişi böyle önümde girmeye çalıştı.
2-3'e ayrılıp sonra tekrar birleşiyor.
Bu arada şey çok dikkatimi çekti benim.
Ya şöyle patikalar hani öyle bir patika ki nasıl söyleyeyim.
Çoğu patika belli belirsiz.
Böyle patika ama hani işaretleri böyle hani takip edip ilerlemen lazım.
Böyle bir iki ilerliyorsun bir bakıyorsun birden işaretler yok kaybolmuşsun falan.
Ya biz bunu ilk patikaya girdikten sonra böyle bir iki üç kere kaybettik yolu.
Ve ben tek değil önümde işte üç beş kişi daha var mesela arkamda birkaç kişi daha var.
Toplu olarak böyle kaybettik.
Hani biraz da şey yani trailde şu yanlış tabii ki önündekine bakarak değil işaretlere bakarak gitmen lazım.
Ama böyle bazen o kadar...
Kısa mesafelerde dönüşler oluyor ki bir sonraki işareti göremiyorsun bazen mesela öyle şeyler olabiliyor.
Veya hafif bir dalgınlıkla önündekiyle birlikte ilerliyorsun.
Yani saatime ben sürekli bakıyordum mesela işaretlere de bakmaya çalışıyorum.
Böyle bir bakıyorum önündekilerle birlikte gidiyoruz bir bakıyorum haritadan birazcık sapmışız.
İşte biraz saptık galiba falan diyorum bakıyorlar evet biraz saptık.
Sonra işte haritaya çıkmak için tekrar işte sağdan gitmemiz lazım falan deyip patikayı bulmaya çalışıyoruz.
Bir ilk 2-3 kere böyle oldu ufak kaçırmalar oldu.
Yani orada şeyi çok net anlıyorsun yani bu parkurda işaretleri çok iyi takip etmen lazım.
Normal parkurlarda mesela hani ben böyle o kadar hassas bir şekilde işaret nerede işaret nerede diye bakmıyorum normalde.
Çünkü yollar genelde az çok belli oluyor.
Hani önündeki koşucular genellikle hani o yollardan gidiyor oluyor ve saatinle de rahat takip edebiliyor oluyorsun patikayı.
Ama buradaki patikalar o kadar böyle orman orman ki hani saate baktığında bile o kadar hassas olmuyor.
Yani çok minik hani yol ayrımlarını kaçırabiliyorsun patikalar sürekli bir sağa bir sola kıvrılıyor falan.
Yani o bakımdan trail keyfi çok yüksek bir parkurdu.
Hani o işte patikayı bulmalıyım doğru evet yolu bulmalıyım patika sürekli çok teknik zaten.
Böyle hani taş, kaya.
Parçaları böyle sürekli bir ağacın üzerinden atlıyorsun.
Yerde kozalaklar falan var.
Her bastığın yere dikkat etmen lazım.
Yani ve böyle gerçekten bir ormanın içinde gittiğini hissediyorsun.
Hani genellikle koşular bazen şey oluyor.
Genellikle demeyeyim de bu yarışlar hani böyle orman ama hani yol açılmışsa ormanın içindeki yoldan koşuyorsun gibi oluyor.
Bu öyle değil yani.
Gerçekten direkt ormanın içinde koşuyorsun ve...
O patikalardan yol bulmaya çalışıyorsun.
Bir de sıcak ama ormanın içinde gölge olduğu için o da bir avantajdı.
Evet doğru. Gerçekten mesela güneş gözlüğümü çoğunlukla çıkardım ben.
Çünkü gerçekten çok karanlık oluyor ormanın içi ağaçlardan dolayı.
Güneş gözlüğünü de taktığın zaman daha da karanlık oluyor.
Aslında bu tarz yarışlarda biraz daha saydam güneş gözlükleri takmak lazım.
Çünkü ormanın içinde o kadar şiddetli güneş olmuyor ama gözlüğü de takmak şu bakımdan iyi oluyor.
Böyle dallar falan oluyor.
fark edemediğin bir şeyler oluyor gözüne bir şey kaçabiliyor bazen sinek geliyor bazen işte bir dal bazen örümcek o tarz şeyler olabiliyor bir de dallar çok sıktı mesela öndeki koşucu dalı öne yiyor
hop sana geri çarpıyor ona da çok dikkat ben böyle boksta böyle biri saldırıyormuş gibi sürekli ellerimi siper yaptım Şapka da o konuda biraz faydalı oluyor.
Ama gözlük tabii daha net bir koruma.
Bir de kesinlikle Uludağ'da uzun çorap giyilmeli.
Kesinlikle. O kadar çok çizdi ki o dallar.
O çorap olmasaydı.
Çok dar patikalar var. Biz antrenman yarışı yaptığımız için ben bu arada çok uzun çorap giymeyi de çok tercih etmiyorum normalde ama Uludağ'daki antrenmandan sonra dedim burada kesinlikle uzun
çorap giyilmeli diye. Ve ben de yarışta biraz daha nispeten.
Biraz daha uzun bir çorap tercih ettim.
Ya bir de yollar o kadar çok engebeli ki böyle hem bizim 16K parkur biraz daha 30K'ya göre rolling bir parkurdu.
İniyorsun çıkıyorsun, iniyorsun çıkıyorsun.
Düz bir yer yoktu.
O yüzden böyle hep bir kayalık vardı.
Kayalıklar, hani dallar.
Çok teknik.
Aynen şey yani sürekli odaklandım yani yere odaklandım.
Yanlış basmamaya odaklandım.
Sağ ayağımın üstüne çok basmamaya, eşit bir şekilde basmaya odaklandım.
Mesela inişlerde sürekli küçük adımlarla kadans arttırarak koştum.
Yani bir şekilde yük bindirmemeye çalışıyorum.
Artık o kadar çok odaklanmışım ki başım ağrıdı.
Ah diyorum ya böyle yere bakmadan yürüyebileceğim bir yer yoktu yani.
En son bir kısımda, en son 16K'nın sonunda vardı.
Asfalta çıkıyorduk. Orada zaten oh be dedim böyle ayakları saldım yol koşusunu özledim orada yani düşünmeden koşmanın.
O da çok güzeldi ama orada da bir çıkış vardı yine.
Hani genel olarak ormana doyduğumuz hani trail parkurunun sonuna kadar hissettiğimiz bir yarıştı.
Bir de şey de vardı Onur irtifa yüksekteyiz ya hani bir irtifa var.
Yarışta belki benim nabzımı da arttıran bir şey bu etken oldu.
Normalde bu kadar yüksek nabızda bu hızlarda koşmuyor.
Herkes etkilendi bundan.
Özellikle deniz seviyesinde yaşayıp bu yarışa gelenlerin çoğu zaten bundan etkileniyor.
Bir de şey var Onur ben çok fazla düşen.
Yani her yolun orada birileri düşüyordu.
Birileri ona yardım ediyor.
Hepsine iyi misin iyi misin.
Hatta böyle sonlara doğru bir tane kız gördüm.
Nefes alamadı. O irtifanlı etkisinden mi?
O yokuşa çıkma. Bir panik atak gibi bir şey geçirdi.
Hemen kimse de yok. Ben gittim yanına falan.
Nasılsın? Böyle nefes nefeseydi.
Böyle anladım. Orada bir nefes darlığı çekiyor.
Panik atak gibi bir şey yaşıyor.
Özlem de mesela panik atak geçiren birine denk gelmiş.
O da ona yardım etmiş falan. Yani parkurda demek ki bunu yaşayanlar olmuş birkaç kişi.
Bir de şey böyle.
O an orada nefessiz olanı biraz daha sakinleştirmek gerekiyor.
Ben şey dedim falan. Şu an dedim deniz kıyısındasın.
Ayaklarına deniz vuruyor falan.
Kumlar parmaklarının arasına kaçmış falan.
Şimdi çok rahatsın.
Böyle tek derdin ayağındaki kumlar falan diye böyle biraz rahatlatmaya çalıştım.
Sonra biraz oturdu. Ama şey biraz oturup nabzını düzeltince tekrar koşmaya başlamış.
Gerçekten nefes nefese de bırakıyor o irtifa.
Ne kadar hızlı koşmasan da parkur hem teknik açıdan Yani düşmeye müsait hem de nabız yükseltmeye müsait bir parkur.
Yani zor bir parkur aslında.
Evet ama bu zorluk aslında keyifli bir zorluk.
Zaten bu zorluğu seviyoruz.
Hani o anlattığımız işte çok teknik her bastığın yere dikkat etmen lazım.
Hani ormanın içindesin falan bunlar zaten aslında bizim istediğimiz şeyler.
O yüzden ben çok keyif aldım.
Yani parkurun özellikle o.
Hani bir de şey ya bizim parkurda böyle şey yani çoğunlukla yokuş aşağı iniyorsunuz enilere kadar.
O yüzden efor seviyen de o kadar yüksek değil.
Tamamen böyle hani hoplaya zıplaya bir ormandaki geyik gibi.
Önündekiler var, arkandakiler var.
Keyifli keyifli gidiyorsun yani.
Kesinlikle. Bu parkur böyle hızlı koşacağım parkuru değil.
Yani hızlı koşmak istiyorsan hani çıkışlarının hızlı yapabileceğin.
Çünkü sürekli dikkat etmen gerekiyor.
Hız arttıkça da düşme olasılığın da artıyor.
Böyle bu... parkur böyle haftasını antrenmana gelebileceğin, böyle easy koşabileceğin tatlı tatlı bir parkur.
Yarışlarda da dediğin gibi yani yüzde yüzünle değil de biraz daha kontrollü bir şekilde hep ilerlemen gereken bir parkur gibi bana da öyle geldi.
Sonra bir yerde böyle patikadan bir anayola doğru çıkıp karşıya geçiyorsun.
Tam orada bir CP var.
Oraya yaklaşınca zaten biraz böyle sesler falan gelmeye başlamıştı.
Yaklaşık 9. kilometre civarıydı sanırım.
CP'de çok fazla kişi vardı ve böyle genç, yaşı küçük olan da birçok kişi vardı.
Böyle çocuklar falan da çok vardı.
Ve onlarca kişi böyle tam CP'ye hemen gelmeden sağlı sollu duruyorlar.
Ve böyle şimdi ben daha uzaktayım.
Mesela atıyorum 500 metre falan var böyle uzaktan görüyorum.
Önümde koşanlar da var hani.
Böyle biri CP'ye böyle yaklaşınca birden ses yükseliyor.
Bravo alkış ıslık kıyamet falan böyle.
Hani çok güzel bir moda sokuyorlar seni.
Orada böyle hani baktım coşkulu zaten bir kalabalık var.
Ben de böyle tam böyle CP'ye yaklaşırken böyle ellerimi açtım falan herkesi böyle coşturdum.
Herkese ooo alkış falan filan.
Güzel oldu yani bir orada yenilendim böyle psikolojik olarak.
Sonra çok hızlıca suyumu doldurup durmadan devam ettim CP'den.
Ondan sonra yine böyle patikalara giriyoruz.
Yani bu özellikle ilk CP'den sonraki patikalarda bu arada şunu merak ettim.
Patikaların böyle bir kısmı bildiğin oluk gibi.
Hani yani çukur gibi düşün.
O patikadan ilerliyorsun.
Şey düşündüm yani şiddetli bir yağmur yağsa.
Buradan bayağı o oluktan sular akar.
Ve koşmak bayağı zor bir hale gelir herhalde diye düşündüm.
Bildiğin çünkü su oluğu gibiydi.
Yağmurlu bir havada bu parkur bayağı zor olur.
Hani bastığın yeri göremezsin falan.
Bilmiyorum hani yağmurda bu parkur koşanlarla bir...
Konuşmak lazım. Merak ettim açıkçası koşarken.
Tabii ona göre de bir ayakkabı seçimi olsun.
Hani çesat olsun.
Ama yani bayağı etkiler.
Hem süreyi etkiler hem parkun zorluğunu bayağı etkiler.
Onu fark ettim. O yüzden Uludağ'da hani yağmurlu bir günde koşmak bilmiyorum.
Önümüzdeki yıllarda denk gelir mi?
Ondan sonra ben böyle çok güzel ilerliyorum.
Hiçbir sıkıntı yok. Ve bu arada şeyim arkadan başladığım için hep böyle geçe geçe ilerliyorum yani.
Bayağı bir erittim de.
Özellikle bu işte 15.
kilometrelere falan geldim.
Böyle sürekli artık önümdekiler de azaldı.
Artık kişi sayısı da azaldı.
Ama istikrarlı bir şekilde geçe geçe ilerlemeye devam ediyorum.
Yani hızlanarak devam ediyorum.
Ve Zeynilere de hani biraz da güçlü gelmek istiyorum.
Hatta böyle tam böyle 16.
kilometreye gelmek üzereyim.
Zeynilere birkaç kilometre kalmış.
Orada da hatta dedim ve yokuş aşağı inmeye devam ediyoruz.
İşte tekrar bir jelimi tuz apımı falan içtim.
Bu arada işte karbonhidratım elektrolitim falan her şeyi kitabına uygun yapıyorum.
Konuştuğumuz gibi beslenmem on numara çok iyi.
Kendimi çok iyi hissediyorum.
Zeynillere de işte böyle güçlü ve enerjik gelmek istiyorum.
Oradan sonra hani şey yapacağım.
Zeynillerde de iyi bir performans sergileyip orada da devam etmek istiyorum.
Bu arada zeynillere yine gelmeden bu şundan bahsedeyim.
Çok teknik yine bir iniş var.
Böyle çok ciddi irtifa kaybettiğin bir yer var.
Yine böyle kaya parçaları var.
Böyle zıplaya zıplaya o kaya parçalarına basa basa iniyorsun.
Hatta oradayken hep seni düşündüm.
Hani bu performiste inişte sıkıntı oluyor ya.
O kadar teknik ve sert bir inişte eğer 30k'da yarışsaydın.
Çıkış değil de o inişler seni çok zorlayacaktır.
O yüzden iyi ki yarışmamışsın.
Bir de baton da kullanamıyorum.
Bu arada ben bu yarıştan bir hafta önce yolda koşarken tam koşunun, easy koşunun bitmesine yakın beton bir zeminde ayağım takıldı.
Ve elim ve dizimi sürttüm yere.
Aslında betonda koşmuyorduk da tam bir kaldırımdan geçiyorduk.
O kaldırımda betonmuş.
Orada da... Bir yanda ne olduğunu anlamadan.
Dizime yüklenmemek için elimi de çok sürdüm.
Elim soyuldu böyle. Bayağı çok kötü oldu.
Yani baton takamam.
Baton takamayacak seviyede olduğum için de bir yandan.
Evet o da bizim işimiz kriterdi.
Ondan sonra o teknik inişi de iniyoruz.
Zeynillere işte dediğim gibi birkaç kilometre kalıyor zaten.
Tam ben bu işte 16. kilometre civarındayken yine böyle yokuş aşağı hızlı bir şekilde iniyorum.
Ya aslında işin de tezatlı.
Böyle şey bir yoldayım.
Daha geniş açılmış yol patika değil.
Toprak bir yoldayım yerde böyle yer yer taşlar var.
Ama hani bir orman içindeki patikadan çok daha az tehlikeli duruyor öyle söyleyeyim.
Hani patikada takılıp düşme kayma ihtimali çok daha yüksek.
Oraları geçtim hiçbir sıkıntı olmadan.
O geniş yolda ilerlerken aniden bir ayağım taşa takıldı ve sendeledim böyle.
Yokuşta aşağı olduğu için hızlı olduğum için.
Yani ileriye doğru uçtum mu diyeyim.
Tökezledim ve düştüm yani.
Düşmemde de sorun yok.
Tam düşerken yerde başka büyük bir taşa dizim çarptı.
Dizimin tam o hani diz kapağımın olduğu sert kısım çarptı yani.
Taşa böyle çarptım ve pat diye kaldım orada.
Hani keşke şey olsaydı böyle düşseydim, sürüklenseydim, yuvarlansam, takla atsam falan.
Enerjiyi orada sönümlerdi.
Enerjiyi o şekilde sönümleyebilseydim ve hani darbeye bağlı bir şey olmasaydı keşke düşerken.
Ama kötü bir düşüş oldu benim için yani.
Tak diye dizimi taşa vurdum ve kaldım orada.
Çok acıdı zaten. Çok şiddetli bir acı sızlama falan hissettim.
Ve o an kıpırdayamadım.
Kaldım böyle acılar içinde.
Derken işte hemen arkamdan biri geldi.
İşte bana... Bu arada şey oldu.
Saatim hemen kaza algıladı.
Saat ötüyor bir taraftan böyle acil durum hani şeklinde.
Böyle şoka girdim.
Ne olduğunu anlamadım.
Bir anda oldu çünkü. Bir saniyede oldu bitti böyle her şey.
Sonra işte arkamdaki kişi geldi bana yardım etti.
Kaldırayım falan dedi ama yok kalkamıyorum.
Hani çünkü dizime de basabilecek miyim emin değilim.
Kırıldı mı çatladı mı ne oldu.
Sonra bir yardım ettiği yolun kenarına aldık beni.
Acayip bir şekilde dizim acıyor.
Sonra arkadan bir iki kişi daha geldi.
Hatta sonra bizim Semih geldi.
İşte herkes o arkamdaki yine ilk gelen çocuk ve birkaç kişi daha var.
Herkes işte iyi misin yardım edelim şöyle böyle falan filan sağ olsunlar çok destek oldular.
Ben böyle hani ilk birkaç saniye bir olayın şokunu atlattım.
Hani ondan sonra böyle baktım dedim hani tamam iyiyim sıkıntı yok hani yarışa devam edemeyeceğim.
Ama siz gidin hani ben bir şekilde başımın içerisine bakacağım falan dedim.
Hani çok ısrar ettiler işte jel var mı yanında bak suyun var mı su verelim şudur budur.
İnanılmaz güzel bir destek vardı orada bana.
Ben de ama biraz kendime gelince soğukkanlı bir şekilde onları gönderdim.
Böyle hatta ondan sonra da her gelen işte nasılsın iyi misin bir şey var mı falan diyor.
Yoksa alayım falan diyorum.
Derken işte sonra böyle 1-2 dakika geçti.
Ben böyle kenarda oturuyorum.
Bir taraftan dizime bakıyorum dizim sızlıyor falan.
Böyle kendime bakıyorum tamam mı.
İşte düşmüşüm her tarafım çamur içinde.
Canım yanıyor. Bakıyorum biraz önce böyle hani.
Birkaç saniye için bile nasıl uğraştığım bir yarışta herkes böyle basıp geçiyor.
Böyle bakıyorum aşağı doğru yolun devamına hani devam edemeyeceğim.
Böyle hani şey ya şeyi hissettim gülüm böyle.
Hani yarışta zaman akıyor.
Böyle bir akışın içindesin ya.
Böyle bir rüyada gibisin sanki.
Hani öyle bir aura var orada.
Çat diye düştüm ve kenara çekildim.
Ve bir anda hani filmde bir oyuncuydum.
Bir anda kenara çekildim ve seyirci oldum.
Böyle koşanları falan görüyorum.
Hani kendime bakıyorum.
Koşanlara bakıyorum. Parkura bakıyorum.
Böyle afalladım. Ondan sonra bir de böyle bana hani çok yardım ettiler, destek oldular falan ya.
Böyle birden bir duygusal bir şey oldu.
Bir sinirlerim boşaldı.
Böyle birden bir ağlamaya başladım.
Böyle hani sinirim bozuldu.
Böyle canım sıkıldı. Hani niye başıma bu geldi?
Niye şu an burada bu haldeyim falan diye.
Şeyden böyle acıdan falan ağlamıyorum ama.
Bir boşalma geldi.
Yani o... panik şok anı ve sonra bir sakinleşince gelen böyle garip bir durumdu yani.
Yani o koşamamanın devam edememenin verdiği hüzün seni.
Ya bir şey diyeyim mi? Bu aynı şey bana da işte o son hafta düştüm ya betona şey oldum.
Yani beton acıdan ziyade böyle ya 30 kayı koşamayacağım elim kötü yani hani.
Koşamamanın verdiği hüzün.
Bak şey de aklıma geldi.
Cüneyt abi de bir kaza yaşamıştı hatırlıyor musun?
Trafikte böyle ayağı bir yere takıldı.
Çukura düşmüştü. Çukura düştü falan.
O da demişti mesela sinirlerim bozuldu.
Koşamamanın verdiği.
Yani şey aslında başına gelen o şeyden dolayı yaşadığın bir şey.
Hani çok acıyor ağlıyorum değil de.
Çok sevdiğim bir şey elinden alınıyor yani.
Şöyle yani ben en son ne zaman ağladım hatırlamıyorum.
Yani öyle sık sık ağlayan biri değilim.
Ama bu arada ilk defa düştüm.
Düştüğümü de çok hatırlamıyorum.
Belki bilmiyorum tökezleyip düşmüşüm müdür?
İlla ki hani ayağımın takıldığı falan çok oldu.
Belki basitçe düşüp kalktığım da olmuştur ama böyle hani düştüm ve kaldım gibi bir şey olmadı.
Bu arada ben ilk defa bir yarışı bıraktım.
Biraz onun da psikolojisi olabilir.
Hayal kırıklığı gibi.
Hayal kırıklığı gibi evet ya.
Acıdan değil gerçekten acıdan değil.
Hayal kırıklığı, o an koşamıyor olmak, hani o yarışta oraya gelene kadar ne kadar emek vermişsin, neler hissetmişsin.
Bu arada acıdan da ağlayabilirsin anne o şey değil.
Ama acıdan ağlamıyorum yani.
Acıdan da ağlayabilirim de.
Orada işte olay farklı.
Böyle içinde bulunduğun işte şoku atlattığında gelen bir şey yani.
Bilmiyorum anlatması biraz zor. İsyan gibi bence.
Neden başıma geliyor bu?
Biraz isyan, biraz devam edememin üzüntüsü, biraz ilk defa bir yarışı bırakmanın psikolojisi.
Böyle hepsinden biraz biraz var.
Biraz böyle hani bana o yardım edenlerin bana iyi hissettirdiği bir duygu oldu.
Hani birazcık oradan bir duygu saldırıyor. Bu kadar güzel insanlar olabilir mi dünyada?
Yani böyle her şey bir araya toplandı böyle birden bir boşalma oldu.
Böyle hüngür hüngür ağlıyorum tamam mı?
Böyle bafa işte gözyaşlarımı siliyorum falan.
Bir taraftan da koşarak gelenler devam ediyor.
Böyle hani onlar da görmesin istiyorum tamam mı?
Kafamı çeviriyorum falan. İyi misin falan diyorum.
İyi falan diyorum ama hani sesim böyle ağlamakla hani sesimi de şey yapmamaya çalışıyorum.
Hani konuşmamaya falan çalışıyorum böyle yani.
Garip bir şey oldu hani bir taraftan böyle.
Toparlan onu kendine gel ne yapıyorsun falan.
Bir duygu boşalmasın. Bir taraftan tutamıyorum kendimi.
Evet öyle garip bir şeyler yaşadım.
Ama şu bana çok iyi hissettirdi.
Yani zaten ilk düştüğüm anda 3-5 kişi geldi toplandı etrafıma bıraktılar koşmayı.
Hani benle çok ilgilendiler.
Hani sonra onlar gitti.
Her arkadan gelen yanıma geliyor.
İyi misin yapabileceğin bir şey var mı?
İşte organizasyonu arayalım mı?
Şunu yapalım bunu edelim falan.
İşte birisi diyor ya geçen yarışta ben de düşmüştüm.
Seni çok iyi anlıyorum. Bak hani bir ihtiyacın varsa söyle falan filan.
Böyle sonra ben bir süre sonra işte bir 5-10 dakika oturdum zaten.
Onlarca kişi geldi o arada.
Hani çok iyi hissettirdi beni.
Sonra hani kalkıp biraz hani yürüyeyim dedim.
Ya bu arada ya garip bir hala psikoloji.
Bak bu haldeyim. Ayağa kalktım.
Bu arada hani direkt organizasyonu mu arasam diye düşünüyorum.
Önce dedim bir yürüyebiliyor muyum bir bakayım.
Şöyle bir kalktım. Hani olay da hala sıcak ya.
Hani o ilk sızlama biraz azaldı.
Sonra baktım bir üstüne basabiliyorum gibi.
Böyle yokuş aşağıda iniyorum ya.
Sonra birden böyle bir şey geldi.
Devam edebilir miyim? Acaba devam edebilir miyim?
Böyle hafif bir koşar gibi yapayım falan dedim.
Böyle bir 5-10 saniye falan aşağı böyle koştum.
Sonra böyle tekrardan ağrı artmaya başladım.
Dedim Onur kendine gel ya ne yapıyorsun?
Yani düştün dizini çarptın ne haldesin?
Ayağında bir şey var mı bilmiyorsun.
Hala koşmaya çalışıyorsun falan.
Bir de orada koştun sonrasında sakatlığını arttıracaksın.
Tabii ki aşırı mantıksız bir şey.
Bu şey değil. Mesela başka bir yerime bir şey olsa devam edebilirim.
Örnek veriyorum. Ya da böyle sert darbe almasan.
Atıyorum düştüm kolum acıdı ama kalktım hala koşabiliyorsam devam edebilirim.
Ama dizimi çarptım ve dizime zarar verdiğim kesin.
Onun üzerine koşmaya devam etmek mantıklı değil.
Yani yarışı diyelim ki bir şekilde bitirdim.
Hedeflediğim süreden 2 saat geç bitirdim.
İyice perişan oldum.
Sakatlığımı 3'e katladım.
Hani elime geçecek bir şey yok orada.
Bir şeyi kanıtlamıyorum kimseye.
Hani kendime de orada kanıtlamam mantıksız olurdu yani.
Kendine zarar vermeye.
Yani göz göre göre zarar vermek mantıklı değil.
O yüzden yarışı bırakmam gerekiyordu zaten.
Evet şu an orada devam etmem belki ileride 1-2-3 ay koşamamana da sebep olabilirdi.
Yani biz bu sporu seviyoruz.
Uzun süreler yapmak istiyoruz.
O yüzden sakatlanmayı, tetikleyici şeyler yapmamak, orada bırakman doğru bir karar.
Aslında şey yapmak lazım bu arada.
Ultra koşullarda zaten düşmek doğal bir şey.
Ama şuna karar vermek lazım.
Güzel düştürmek. Devam edebilecek bir sakatlığım mı var?
Yoksa devam edersem gereksiz yere sakatlığımı katlayabileceğim ve...
Kendime uzun vadede çok daha zarar verebileceğim bir durumda mıyım?
Evet bunun ayrımını yapıp o şekilde devam edip etmeme kararını vermek en güzel.
Ben de orada o yüzden zaten bu arada koşamıyordum daha.
Bir deneme için bir 15-20 saniye bir o psikoloji işte öyle bir psikoloji diye bir düşün yani.
Sonra dedim Onur kendine gel falan dizim acımaya başladı zaten tekrar.
Sonra yürümeye başladım ama sonra fark ettim yani yürüyorum ama acıyor dizim.
Yürümek istemiyorum bir taraftan.
Dedim organizasyonu arayayım.
Ama buraya araba girer mi?
Girmez ama ATV girer.
Ama yanımdan da sürekli birileri geçiyor ve toprak bir yol.
Şimdi ATV girse her yer toz duman olacak.
Yani orada kim bilir kaç kilometre gelecek araba.
Orada koşanlar sonra geri giderken koşanlar hepsi toz duman içinde kalacak.
O yüzden de biraz onu yapmak istemedim yani.
Böyle diğerlerine karşı da saygısızlık gibi olacak gibi geldi bir taraftan.
Hani o yüzden hani yürüyemiyorsam yapacak bir şey yok tabii de.
Dedim yürüyebiliyorsam yola kadar çıkayım da öyle çağırayım falan dedim.
Sonra yokuş aşağı böyle yürümeye devam ettim.
Ama tekleye tekleye yürüyorum böyle.
Hani ağırlığımı yine sağ ayağı vermeye çalışıyorum falan.
Ve biliyor musun 1.4 kilometre yürümüşüm.
Saatimi tekrar açmıştım yürürken.
Yani az da yürümemişim.
Tam şeyi de nerede olduğunu bilmiyorum.
Kaç kilometre kaldığını hani yola.
Hep böyle ya şurası mı burası mı diye diye biraz daha ilerledim.
Sonra böyle tam bir paraşüt atlama alanı var.
Hani çok güzel bir manzaranın olduğu bir yer.
Geçen de hatta antrenmanda orada işte Mesut Hoca da çok güzel bir video çekmişti böyle manzaraya karşı bizi.
İşte güzel bir müzik falan koymuştuk böyle çok pozitif bir an yaşamıştım orada.
Tam bu sefer oraya geldim böyle hüzünlü bir şekilde.
Bu sefer daha böyle şey bir melankolik bir halde.
Orada da bir görevli vardı zaten bekleyen.
Ve tam oraya giden bir asfalt yolu da vardı.
Aslında hani normal koşu yolu o paraşüt yolundan aşağı patikadan devam ediyor ama yandan bir asfalt yolu daha var.
Sonra hani görevliyi görünce dedim hani ben bırakıyorum beni alır mısınız diye.
Sonra birilerini aradı bir dakika içinde hemen bir ATV geldi beni almaya.
O şekilde orada yarışı bırakmış oldum ama foraya gelene kadar onlarca kişi işte iyi misin nasılsın yardım edebileceğim bir şey var mı böyle herkes yani bu şekilde sordu
hani ve devam etti. Hani o soran kişi için çok küçük bir detay.
Aa nasılsın iyi misin? Hani düşen biri bazen bisikletlerde de oluyor mesela kaza yapan veya lastiği patlayan.
Hani soruyoruz yardıma ihtiyacın var mı iyi misin diye.
Hani soran kişi için belki çok basit bir şey olabilir ama o kötü durumda olan kişi için bunun ne kadar önemli bir psikolojik destek olduğunu ben öğrendim bu yarışta.
Yani o kadar iyi hissettirdi ki bana bu kadar çok kişinin benimle böyle ilgilenmesi, yardımcı olmak istemesi, pozitif bir şekilde bana yaklaşması.
Ve çoğunu tanımıyorum. Tanıdığım kişiler arada denk geldi.
Ama çoğu tanımadığım kişiler o samimiyetle yaklaşmaları çok iyi hissettirdi.
Ben de zaten böyle hep yani başına bir şey gelen kişilere yardım etmeye çalışırım.
Ama bugünden sonra bunun önemini daha da anladım.
Burada da söylemiş olayım.
Hani yarışta herhangi bir durumda birinin yardıma ihtiyacı varsa gerçekten ona bir nasılsın, iyi misin ve bir ihtiyacın var mı diye sormak çok güzel bir psikolojik destek.
Hani hiçbir şey... Yapabileceğiniz bir şey olmasa bile sorun.
Hani ona çok iyi gelecektir yani evet.
Onu çok hissettim. Bu arada bir de şeyi test etmiş oldum.
Şey demiştim ya düştüğümde saatte işte kaza algılama çalıştı böyle işte alarm çalıyor bir şeyler oluyor falan filan.
Ondan sonra ben meğer kardeşim Oğuz'un numarasını kaydetmişim acil durum kişilerine ve ben düşünce direkt ona mesaj gitmiş işte kaza algılama falan diye.
Hatta o da panik olmuş işte kaza mı yaptım oldu falan.
Saatte koşarken olduğunu anlıyor.
Aroma kazası mı yaptım falan diye o da paniklemiş.
Yalnız var ya bu acil durum kişilerine beni yazmayıp kardeşini yazmayıp.
Tam ondan bahsedecektim bu arada şu an.
Söz bir devamlı ondan bahsedecektim.
Seni yazmamın sebebim her yarışta beraber olmalı mısın?
Hani öyle bir şey ki eşimi yazamıyorum yani çünkü.
Bana ulaşmak isteseler.
Farkındayım. Hatta sen de MW Challenge'da öyle oldu ya.
Yakınınız var mı? Evet eşim var.
Nerede? Şu an yarışıyor. Başka arkadaşım var.
O nerede? O da yarışıyor.
Dolayısıyla benle birlikte yarışmayıp başıma bir şey geldiğinde haber verebilecekleri birilerini eklemek lazım.
İlk defa bu özellik kullanmış oldum.
Bu özelliğin çalıştığını da test etmiş oldum bu arada.
Güzelmiş bu. Sizin de aklınızda olsun.
Siz de bir Garmin'de bu acil durum kişilerini güncelleyebilirsiniz.
Böyle bir ormanda mesela koşuyorsunuz tek başınıza düştünüz.
Kaldınız belki haber bile veremiyorsunuz.
Hani mesaj gidiyor direkt.
Oradan hani yardımcı olabilirler.
Çok güzel bir özellik gerçekten.
Hani belki mesaj atacak bile hani parmağın ezildi bir şey oldu.
Yani bu çok güzelmiş.
Evet. Sonra ATV geldi.
Ben ATV'ye atladım. İşte orada hala seyran falan geldi.
Böyle birilerini görüyorum. Sonra bir hani artık şeyim de geçti zaten.
Birazcık daha toparladım ATV'de.
Biraz daha kendime geldim hani böyle psikolojik olarak.
Sonra Zeyniler CP'ye geldik.
Zaten çok az bir mesafe vardı oraya.
Oradan hani şeye gideceğim.
Hani start alanına gideceğim.
Oraya geldim. Orada bir yine ilk yardım falan yapıldı.
Sonra başka böyle yarışı bırakan kişiler falan da oldu.
Onlarla işte atıyorum biri işte kramplardan dolayı devam edememiş.
İşte birisi midesin bulanmış ve işte midesiyle ilgili problem yaşamış falan böyle.
Birkaç kişi daha vardı.
Böyle bir çardak vardı.
Böyle biz hani bırakanlar hani kaybedenler klibinde böyle çardakta böyle işte oturuyorum.
İşte bir 15 dakika sonra biri geldi.
10 dakika sonra başka biri geldi.
Biraz sonra başka biri geldi falan.
Tam da şey orada çeşme falan var CP var.
Bir de böyle gelen geçeni görüyorsun.
Şey de garip hissettirdi bana hani CP'de normalde durmuyoruz hemen uğrayıp gidiyoruz falan.
Hani orada uzattım ayağımı işte buz falan tutuyorum.
Öyle gelen geçenleri izliyorum.
Hani CP'de Hani dışarıdan bir göz olarak kalmak tabii garip oldu benim için.
Bir deneyim oldu diyeyim.
Birçok tanıdığımı gördüm bu arada işte.
O da güzel oldu. Onlar bana destek verdi.
Ben onlara destek verdim falan.
O da güzel yani. Böyle CP'de bulunmak da güzel bir aktiviteymiş.
Ondan sonra şöyle.
Şimdi start alanına geri dönmem lazım ama araçla direkt bir dönüş yokmuş.
Şey yapıyorlar. Servisle Telefile'ye götürüyorlar.
Telefrikten de telefrikle birlikte zaten tam hani ekspo alanına çıkıyor telefrik.
Direkt oraya varmış oluyorsun.
Yani şöyle bir durum oldu sadece.
Diğerleri için problem yoktu ama ben hani tam basamıyorum ve hani dizmen olduğunu da bilmiyorum.
Hani basmamam da gerekiyor olabilir falan.
Hani hiç yürümemeyi tercih ederdim normalde.
Hani o şekilde dedim ben yürümek istemiyorum diye.
Hani dediler ya ambulans çağıracağız.
Ambulans da seni hastaneye götürür.
Hani ya da servisle telefriğe gitmen lazım.
Böyle direkt. Araçla hani hiç basmadan yani şöyle ya hastaneye gidecek kadar kötü olman lazım ya da yürüyerek gidebilecek kadar iyi olman lazım gibi bir durum var.
Ya öyle bir durumlar için belki bir orada da bir ambulans beklese normalde bekliyormuş galiba bu arada ama yokmuş ambulans sanırım öyle bir şey de vardı.
Veya ne bileyim geç saate kadar bu yürüyemeyenleri böyle toplayıp en son götürebilecek bir araç olsa zaten CP sayısı da çok değil hani belli başlı bu şekilde CP'ler var.
Öyle bir hizmet olsa güzel olurdu bence.
Ama yine şeye yardımcı oldular.
Mesela işte götürecek servis aracı çardağın yanına kadar geldi.
Ben de orada bir yokladım.
Baktım hafif basabiliyorum.
Hani bir ciddi bir şey hissetmiyorum.
Sonra yanımdakiler de yardım etti.
Araca bindik. Telefireye kadar gittik.
Sonrasında zaten direkt expo alanına inmiş olduk.
Orada da sen karşıladın beni.
Şey böyle moralim bozuk falan böyle işte hani.
Böyle gülünü bekliyorum tam ineceğim.
Böyle bir baktım. Gülün telefondan böyle şey tam ekrana.
Onur yazmış. Hani şey böyle havaalanlarında birini beklerken onun ismini yazıp böyle kaldırırsın.
Böyle kendi ismini görünce onun yanına gider falan.
Onur yazmış böyle suratıma gülerek bakıp beni bekliyor falan.
Ya telefonla aradım sesin çok şey geliyordu kötü geliyordu.
Bir de böyle dedin hani kalabalığız burada biz benim gibi olanlar var falan bırakanlar.
Hani ben de dedim hani bir nebze var güldüreyim şey yapayım aklıma bu geldi.
Ama ona bile böyle Yani moralim basıktı orada anladım yani gerçekten.
Sonra gelince hemen ambulansa gittik zaten.
Orada yine tekrar bir pansuman yapıldı vesaire.
Oradan artık ben baktım işte ufak ufak basıyorum.
Hani çok ciddi bir şey de yok gibi orada bir kontrol de yaptılar böyle anlatıyorum.
Belli dizinin yerlerine dokunup böyle birkaç sıkıntı var mı diye baktılar.
Çok ciddi bir şey görünmüyordu sadece darbeye bağlı nasıl söyleyeyim darbeye bağlı orada bir hassasiyet var.
Hani böyle kırıktır, çıkıktır, bağ kopmasıdır, şunlar bunlar.
Çünkü benim aklıma direkt şey geldi.
Sen merdivenden düştüğünü vurduğunda aylarca süren bir süreç oldu.
Hani öyle bir şey oldu mu diye, evet kemik iliyor diye bir şey oldu mu diye çok korktum da.
Ne olduğunu da bilmiyorum tabii daha hala.
Yani koşmuyorum şu anda.
Ama her gün daha iyi oluyor dizim.
Ya seni gördüğümde...
Çok üzgündün ama ben de şimdi bitirmeden önce yani hem havanın etkisi irtifa hem yol sürekli rolling yani iniyoruz çıkıyoruz kayalıklar tırmanıyoruz.
Sizin parkur galiba çok inişli çıkışlıymış değil mi?
Evet ya hem inişli çıkışlıydı sıcak hava yani onu da etkiliyor.
Bir de şey de bahsetmeyi unuttum.
Ben yolda gidiyordum işte single tracklerin orada ya sonlara doğru.
Biri benden yol istedi ben de verdim.
Sonra şey dedi.
Severek dinliyoruz dedi.
Çok hoşuma gitti gerçekten.
İyi tanımış seni orada.
Aynen. Sonra ben de şey dedim.
Sadece dinleyenlere yol veririm falan diye şey yaptım.
Bizim böyle dinleyenlerin bize böyle geliş dönüş yapması çok motive ediyor bizi.
Çok mutlu ediyor. Nasıl tanıdık?
Ben hani... Yol verir misiniz dedi.
Ben de tabii dedim. Bence sesinden tanıdı beni orada.
O da güzel oldu.
Beni çok mutlu etti. Umarım daha çok kişiyi böyle tanışırız.
Bu yolla koşuda sevdiririz.
Mesela biz bunları anlatıyoruz ama Onur birçok kişi bu yaşadığımız şeylerin aynılarını yaşıyor.
Bizimle bu aynı duyguları paylaşıyor.
Bunun biz bir nevi dillendirmiş olan taraftayız.
O da çok hoşuma gidiyor.
Umarım daha çok yarış.
Mesela atıyorum beni dinlerken evet ya ben de düşmüştüm, ben de aynı şekilde hissettim falan diyen birçok kişi olmuştur eğer aynı şeyleri yaşayanlar varsa.
Ve böyle o psikoloji farklı bir şey.
Koşanın anlayacağı bir şey.
Bu işe gönül verenlerin anlayabileceği bir şey.
Bunu tutkuyla yapanların.
Ve giderek sayılır da artıyor yani bu olay, bu sporu hayatına insanlar dahil ediyor.
Biz de sadece koşuyla değil artık yavaştan bu kamp olaylarına da girmeye başladık.
Evet hatta biz bu kamptan sonra ne kadar özlediğimizi fark ettik ve ben bu hafta bir araç üstü kamp aldım kampçıları.
Her hafta sonu gitmeyi düşünüyoruz şu an.
Evet bundan sonra yarışların çoğunda kamp yapmayı düşünüyoruz.
Öyle bir psikopatlık seviyesinde şu anda.
Ve bir yükseldik yani olaya.
Bakalım. Ya şey çok güzel.
O temiz havaya uyanmak.
Bütün gün dışarıda oturup dostlarla sohbet.
Zaten kamp bu arada ayrıca güzel bir şey zaten.
Hani koşma. Hani hiçbir şey yapma.
Sadece git kamp yap.
Tek başına mükemmel bir şeyken.
Bir de koşuyla birleştirince ayrı bir güzel oluyor.
Yani onu bir tekrar hatırlamış olduk.
Çünkü koşuda kamp yapmamıştık.
Bir de onu şeyden bahsetmeyi unuttuk.
Bence bu yarışın en büyük bizi zorlayan kısmı.
Yarıştan geldik sen üzüntülüsün falan bir baktık.
Araç çalışmıyor.
Orada bir taraftan şanssızlıkken bir taraftan da büyük bir şansımız var aslında.
Bir kapıyı mı açık bırakmışız ne olmuş bir şey olmuş.
Ben bagajı açık unuttum.
Evet. Bagaja bir şey sıkıştırmışım çandı.
Evet bagaja bir şey sıkışmış.
Kapanmamış. Kapanmayınca da bir şekilde akütü bitmiş yani.
Evet. Sonra ne yapacağız falan derken önce akutu gördük.
Akut orada çadır kampı yapıyordu.
Bir onlara söyledik. Tam işte onlar hani geldi bağlantı yapalım bakalım falan diye derken yanımızdaki araçta bir tane akü şarjı varmış böyle şey.
Böyle powerbank gibi bir şey bilenler vardır.
Direkt iki kabloyu aküye bağlıyorsunuz ve...
Birden çalıştırıyor yani güç veriyor.
Takviye yapmış gibi.
O aleti kullandık ve arabayı çalıştırdık falan.
Sonra bir baktık hani biraz sonra bir sürü arabayı çalıştırdık hani şarj olsun diye.
Sonra tekrar bizim akü bitti.
Tekrar şarj ettik falan.
Bu sefer dönüş yapacağız işte.
Mesela gidiş günü arabayı aldık şeye kadar götürdük.
Bir baktık tekrar şarj bitti.
Akü bitmiş. Kısaca bizim akü ömrü dolmuş artık yani.
Sonra sağ olsun yani o yanımızdakiler olmasa ne yapacaktık bilmiyorum.
Tekrardan şarj ettik.
Ve biz böyle yani Uludağ yolundan inerken Bursa'da bir akücü baktık.
Orada gittik. Aküyü değiştirdik ve devam ettik.
Ondan sonra... Ne iyi mi oldu kötü mü oldu yani.
Akünün tam bittiği zaman dağda kaldık yani.
Ama mesela tek araba olsaydık kötü olurdu da işte.
Çok sıkıntı olurdu. Ama o aletten kesin alacağım.
Bu hayat kurtarıcı bir şey. O şekilde...
Bu arada dönüşe geçtik ama öncesinde de yarış akşamı mesela konser vardı geceye kadar devam eden.
O da çok güzeldi. Evet.
Konsere gittik. Akşam konserde biraz vakit geçirdik canlı müzikte.
Konser 70K'nın katasına kadar devam etti gece.
Çok güzeldi. Hatta gece böyle dağa baktık işte oteller bölgesinde.
Öyle küçük küçük ışıklar var işte.
O hala 70K'da koşanların lambaları yanıyordu.
Güzel bir görüntüydü.
Kaç saattir parkurda var.
Ya bu arada hani bu zirveye çıkanların işte orada defteri işte bir şeyler yazık.
Hani oradaki pozları falan da çok güzel.
Orada bir zehri aldık hani.
Burada mutlaka büyük zirveyi görmemiz lazım diye.
Hani önümüzdeki yıllarda da 42, 72 vs.
diğer parkurları da koşmayı istiyoruz.
Zamanla arttırarak.
Yani genel olarak değerlendirirsek yarış güzeldi.
Parkur, teknik bir parkur.
Ormanın içinde koşuyorsun.
Aynı zamanda bu kamp deneyiminde yaşamımız çok güzeldi.
İlk kamp böyle arabada kamp.
Nasıl da bir aklımızda soru işaretleri vardı.
Üşür müyüz? Nasıl rahat edebilir miyiz?
Bunların dışında çok beklentimizin üstünde bir...
Deneyim yaşadık. İlerleyen zamanlarda da böyle yarışlarda daha çok kamp yapmak istiyoruz.
Yani bu kamp maceralarımızı da paylaşmak istiyoruz.
Yani bütün yaşadığım kaza dışında bütün deneyimlerimiz pozitif olarak geldik.
Akü dışında. Uludağ'da koşmak çok güzeldi.
Gerçekten kamp yapmak çok güzeldi.
Uludağ'da kamp yapmak da bence ayrı güzeldi.
Dostlarla kamp yapmak da çok güzeldi.
O da çok güzeldi. Hepsi çok güzeldi böyle genel olarak.
Anlatırken de biraz böyle bazen parça parçaya oradan oraya gittik ama bizim için böyle iki güne birçok şey sığan bir organizasyon oldu.
Uzun bir haftaymış gibi oldu.
Evet sanki böyle bir neredeyse 3-4 gün gitmişiz gibi hissettirdi bize.
Dolu dolu yaşadık. Az uyuduk ama çok uykulu bir şekilde uyandık.
O dağ havası bize çok iyi geldi.
Yani yarış da çok güzeldi.
Her sene gitmek isteyeceğimiz yarışlardan biri kesinlikle.
Sizlere de tavsiye ediyoruz.
Evet bu bölümün de sonuna geldik.
Bizleri dinlediğiniz mecralardan takip edebilirsiniz.
Aynı zamanda Instagram'da yarışla ilgili yorumlarınızı da merak ediyoruz.
Yazarsanız çok memnun oluruz.
Sonraki bölümden de görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
