
MW Challenge 2026… Türkiye’nin en zor triatlon yarışlarından biri.
Gülin, geçen sene hipotermi yaşadığı bu parkurda bu sene kürsüye çıkarak harika bir geri dönüş yaptı 🏆
Bodrum’un zorlayıcı parkurunda, özellikle o trail koşu kısmı sadece bacakları değil, mentali de sınayan bambaşka bir deneyimdi.
Parkurda yaşanan aksilikler, anlık kararlar ve o krizleri nasıl çözdüğümüz… Hepsi bu bölümde.
Anlata anlata bitiremediğimiz bu bölümü ikiye böldük 🫠
👉 Bu bölüm Part 2
Yarışın ilk kısmı Part 1’de.
🎧 Koşver Gitsin başlıyor!
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
Reklam ve işbirlikleri için:
kosvergitsin@gmail.com
(04:00) – Onur’un koşusu
(08:07) – Gülin’in koşusu
(13:24) – Hanımını almaya giden Onur
(20:36) – Bır bır bır
(23:55) – Sakatlık
(28:39) – Kapanış
Transkript
Herkese merhaba. MW Challenge 2026'nun ikinci bölümündeyiz.
Eğer ilk bölümü dinlemediyseniz önce o bölümü dinleyebilirsiniz.
Şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Ondan sonra T2'ye geçtik işte bisikletten çıkıp.
T2'de de direkt...
T2 dediğimiz değişim alanı.
Yani bisikleti bıraktığımız alan.
Orada da bisikletle çizgiden geçtikten sonra hemen yardımcı oluyorlar.
Senin bisikletini senden alıyorlar.
Ben torbalara doğru koştum.
Ya işte torbalarda ayakkabımı giydim.
Ya çekeceği unuttuğumu fark ettim sabah.
Elimle açtım tek tek bağcıkları.
Bir de şey çekecek de giyeceğin için bağcıkları bağla bırakmıştın.
Evet bağla bırakmıştım. Onları açtım falan böyle.
Tekrar giydim.
Ya orada lastikli bağcık takmadığımızda ben de pişman oldum sonradan.
Onu bir dahakine atlamayız mutlaka.
Benim de T2 3 dakika 46 saniye sürmüş.
Benim 2 dakika 39 saniye sürmüş.
Ama mesela geçen sene 2 dakika 7 saniye sürmüş.
Yani geçen sene lastikli bacık kullanmıştım.
Bu sene işte hemen ayakkabıyı değiştirmek için bir şekilde daha fazla vakit harcamışım.
O şekilde daha sonra koşuya geçtik.
Koşuda şöyle bir sıkıntı oldu.
Şimdi triatlon modunu açıyoruz ya zaten.
Orada normalde bir sıkıntı yaşamıyoruz.
Kaç kere kullandık bunu da.
Defalarca triatlon yaptık.
Ama burada bir şekilde ben de yanlış bir yere mi bastım bir şey mi oldu ne olduğunu da bilmiyorum nasıl olduğunu anlamadım.
Tam koşuya geçtiğimde bakıyorum hiçbir ekranda pace'i görmüyorum.
İşte ya atıyorum şeyde kaldı bisiklette kaldı veya yüzüme de kaldı atlatamadım mı ne yaptım o an çözemedim ne olduğunu.
Bir de koşuyorum ya sürekli böyle ekranı değiştiriyorum değiştiriyorum pace ekranı gelmiyor bir türlü koşu ekranı.
Aslında orada keşke senin gibi yapsaymışım yani.
Evet göremedim deyip kapat yani etkinliği.
Çok basit. Sonra tekrar koşu açıp devam ettim.
Yani bu kadar basit. Ama o an böyle sanki saat bozulmuş gibi davrandım.
Yani sanki çözemiyormuşum bu olayı gibi.
Yani bir şekilde heyecanla bunu atladım.
Ve şöyle bir şey oldu yani.
Dolayısıyla ben saatsiz koşuyor gibi oldum.
Yani saatimi aldığımdan beri ilk defa antrenman dahil ilk defa böyle saatsiz koşuyorum.
Garip bir duygu çünkü her zaman pace'ine bakarsın, kaçıncı kilometrede olduğuna bakarsın, işte ne kadar geçtiğine bakarsın vs.
Bir sürü navzuna bakarsın şuna buna, bir sürü istatistiğe bakarsın.
Ben bu yarışın koşusunda hiçbir istatistiğe bakmadan tamamen yani sahatsiz olarak koştum.
İlk defa böyle bir deneyim yaşadım.
Nasıldı? Yani açıkçası şimdi trail'lerde aslında pace diye bir şey hikaye yani.
Çünkü trail'de sürekli bir yokuş çıkıyorsun, bir yokuş iniyorsun.
Yani aslında sürekli hissiyata göre koşuyorsun.
Dolayısıyla ben de kendi kendime öyle dedim.
Bu yarışta hissiyatıma göre koşacağım.
Nasıl iyi hissediyorsam o şekilde koşacağım.
Ve bir problem de yaşamadım açıkçası.
Saatim olmasa da yine koşmam gerektiği gibi koştum.
O an mesela daha hızlı koşamayacaktım.
Saatime baksam da veya daha yavaşlamayacaktım.
Nasıl hissediyorsam, nabzım bana nasıl koşmamı gerektiğini söylüyorsa, hissettiriyorsa o şekilde koştum.
Koşuda şöyle geçti.
Bu arada gerçekten yani 560 metre irtifa kazanımı var 15K'da.
Hani sadece 15K yarışı olarak bile aslında zor bir parkur.
Bir de bisiklet ve yüzme etapının üzerine bunu koşmak daha da zor oluyor.
Ama ben şey yaptım yani sadece koştum.
Hiç yürümedim bu arada yokuşlarda vesaire.
Ama çok hızlı da koşmuyorum.
Çok aşırı da yavaşlamıyorum.
Böyle kafamı eğdim tamam mı?
Hani şapkamı taktım.
Böyle kendimi... Bir pace'e oturttum.
Ne pace'de koştuğumu zaten bilmiyorum.
Yokuş geliyor. Biraz yavaşlıyorum.
Adımlarımı küçültüyorum. Yokuşa çıkıyorum.
İşte yokuş bitiyor. Hızlanıyorum.
Böyle kendimi bir hızlı bir yavaş bir şekilde parkura adapte ettim.
Ama tek yaptığım şey hiç durmamak.
Sürekli koştum. Ve şey yani bisiklette de birazcık şimdi şöyle bir durum var.
Hani genelde insanların yüzme bisiklet koşu genellikle diyeyim.
Her zaman herkesin değil tabii ki de.
Biraz daha orantılı oluyor böyle yani.
Yani benim bisiklet biraz daha diğer branşlarıma göre daha geride kaldığı için benim koşuya çıktığım kişilerden koşum genellikle daha iyi oluyor.
Öyle bir durum oluyor. O yüzden ben hep şey oluyorum.
Yani bisikletten geç bir şekilde koşuya başlamış oluyorum.
Koşuda da hep böyle geçe geçe ilerliyorum yani.
Burada da o şekilde oldu.
Yokuşlarda yürüyenler vesaire de oluyordu veya daha yavaş koşanlar.
Ben bu şekilde geçe geçe ilerledim.
Şöyle bir durum daha oldu bu arada.
Yani böyle bir süre sonra bir ayağımda acı hissetmeye başladım.
Bir baktım. Çipin olduğu yer ayağımı çok acıtıyor her adımda.
Yani şöyle yapmışım. Çipi biraz aşağı doğru bağlamışım bileğimde.
Üzerine de çorabı geçirmişim.
Böyle ben her adımı attığımda çip birkaç milim aşağı yukarı oynuyor.
İlk başlarda ben bunu hissetmiyordum ama belli bir kilometreden sonra böyle ayağımı acıtacak şekilde sürtünme olmaya başladı.
Ama o an şey yani hani belli bir pace'de gidiyorum ya durmak istemedim.
Dedim ya bir şey olmaz acırsa acısın devam edeyim falan dedim.
Ya sonra biraz birkaç kilometre daha geçti.
Harbiden acıyor yani böyle acı artmaya başladı.
Sonra dedim ya şimdi bir durmayacağım diye boşu boşuna aynen iyice ayağı mahvedeceğiz yani yarışta.
Sonra bir yerde durdum.
Yani buradan da bir uyarı olsun.
Hani çipi o şekilde koşuyu düşünerek takmak lazım.
Konumunu ayarlamak lazım.
Çipi biraz daha yukarı kaldırdım.
Sonra mesela... O acı gitti.
Ama ona rağmen şu an hala o çipin olduğu yer yara olmuş ve ayağım acıyor.
Hani keşke daha önce bunu düzeltseydim.
Ve iyi ki düzeltmiştim.
Hani düzeltmeyip komple yarışı bitirsem bayağı orası iyice kabuk bağlayacak herhalde.
E sen buna benzer bir şey İznik'te de bağcıkların çözük bir şekilde kaç kilometre gittin yani.
Bu da aslında hani zararlı bir şey bağcık açık bir şekilde gittik.
Evet orada aslında bazen problemler çıkabiliyor.
Bazen o problemi o an çözmek daha iyi olabiliyor.
Bazen yarış heyecanıyla işte kararlar değişebiliyor vs.
Ya şey işte hepsi bir tecrübe.
Hem de hepsi bir oyun.
Yani oyun oynuyoruz.
Bir problem çıktı o problemi şöyle mi çözeyim böyle mi yapayım.
Şunu yaparsam işte o an durursam ne olur?
O an pace'im gider mi?
İşte yanımdaki grubu kaybeder miyim vs.
Yani o anki atmosferde anlık karar verilen şeyler.
Evet andasın yani.
Evet. Sonra ben sonlara doğru da bir kafein attım.
Kafein dijel. O bir enerjimi arttırdı.
Ve özellikle böyle son 2 kilometrede falan iyice ben hızımı arttırmaya başladım.
Hani yani şimdi şöyle bir de böyle 4-5 saatlik bir yarış olduğu için sonlara doğru iyice insanın normalde enerjisi bitiyor.
Ama ben bir şekilde enerjimi toparladım aslında.
Tempomu da arttırıp o son 2 kilometreyi çok daha hızlı bir şekilde bitirdim.
Ya şöyle ki birden böyle bir enerjim geldi.
Şey böyle ya yokuş yukarı bile 4 pace'lerle koşmaya başladım.
Bayağı hızlandım. O şekilde son 1-2 kilometreyi bayağı hızlı ilerledim.
Yokuş aşağı, yokuş yukarı fark etmeksizin.
Hatta şey böyle ana yola çıkıp son asfalt yola giriyoruz ya.
Böyle orada koşarken de birini gördüm ileride.
Hani son düzlükte onu geçeyim diye orada bir depar attım.
Orada böyle 3 pace'lerle gittim bayağı.
Yani yüzlerce metre. Bu pace'leri de nereden biliyorum bu arada?
Hissiyatla biliyorum yani. Eminim orada 3 pace'in bile altına inmiş olabilirim uzun bir süre.
Yani maksimumda gittim yani.
Ve güçlü bir bitiriş oldu benim için.
Hani yarışın sonunu hızlanarak bitirmek iyi hissettirdi bana.
İlk kısımları aslında yavaş koşmama rağmen son birkaç kilometrede hızlansam da hiç durmadığım için aslında iyi bir süreyle bitirmişim yine.
1 saat 19 dakikada bitirmişim 15K'yı.
Yaklaşık 5-10 pace'e denk geliyor.
560 metrede irtifa kazanımı vardı.
Genel olarak kuş sürelerine baktığımda gerçekten iyi bir sürede bitirdiğimi görüyorum.
Ya ben senin gibi full koşamadım Onur gerçekten.
Benim zaten ilk böyle koşuya çıktığımda ayaklarım yok.
Uzun süredir birikte yapmadığım için o şeyi hissettim hani ayaksız koşmayı.
Zaten bisiklette de rüzgardan dolayı parmaklarım falan üşümüştü.
Yani uyuşmuştu. Onları hissetmiyordum bisiklet sürerken.
Aynı şey koşuya başladığımda da oldu.
Ya böyle ayağım var ama bir bütün.
Yani bir külçe gibi böyle.
Hani bir kare bir kutu yani.
O hiç parmakları hissetmiyorum, şeyi hissetmiyorum.
Öyle öyle işte başta bir yavaş başladım.
Bu arada benim de hani çok soğuktan dolayı şöyle hisler oluyordu.
Sanki böyle bir şey batıyor.
Böyle bir taş mı var ama yok mu ayakkabının içinde.
Böyle parmağım acıyor falan.
Böyle tamamen soğuktan ama böyle ısındıktan sonra geçen şeyler oluyordu ayağımdan.
Sende oldu mu öyle bir şey?
Ya bende parmak da yoktu işte.
Yani his şey diyeyim ya da hissizlikten sonra o hisse doğru geçerken arada bir...
Farklı hisler oluyor mu diye bilmiyorum anlatamadım tamam mı?
Olmayan şeyleri hissediyorum yani.
Ben de acıdan ziyade şey yani böyle yavaş yavaş parmağımı hissetme yani hareket ettirdiğimi anlama hissiyatı geliyor.
Ve öyle öyle üç buçuk kilometrede hatta böyle saate bakıyorum evet şu an birinci kilometre hala ayağım yok falan böyle ikinci kilometre ayağım yine yok falan.
Üçüncü kilometre. Böyle ayağımı hissetmeye başladım da hemen ki saate baktım.
Üç buçuk kilometre. Bu istatistik önemli çünkü.
Hani ne zaman şey oluyor.
Sonra işte ben de başladım.
Bisiklette o kadar zorlamışım ki yani.
Hani uzun süre sürmek için hani.
Ve gerçekten orada quadları bitirdiğimi anladım koşuya başladığımda.
Üç dört kilometre yine başladım ama yani koşamıyorum onur.
Yani düz yolda koşuyorum.
İlişlerim iyi. yokuşta çıkamadım yokuşları yani ayağım öyle bir acı ki yani gerçekten sakatlanacağım korkusu hissettim yani.
Ama tabii aylardır hani böyle bir antrenman yokuşu bırak 4-5 saatlik bir spor yapacak bir antrenmanın da yok aslında.
Ama bak kafa olarak eski gülenim hani bam bam bam çıkan yokuşları ama yani nabız olarak da iyiyim ama bacak olarak iflas ettim yani.
Yok gitmiyor. Hatta baktım yürüyorum.
Yürüme pace'imle kendimi zorlayarak koşu çıktığım pace aynı.
Hatta yürümem daha hızlı.
Öyle söyleyeyim. Artık o yüzden beyin kapattı kendini.
Yokuş gördüğüm anda yürümeye döndüm.
Zaten herkes yürüyor. Yani benimle beraber.
Çok zor bir mental mücadeleydi.
Orada koşamadım. Bir de böyle durumlarda...
Trail parkur gerçekten çok böyle insanı kırıcı yıpratıcı bir şey.
Hani eğer o yokuşta bir kere yürümeye başlarsan bir daha koşmak çok zor.
Hani bir kere kırılırsan ondan sonraki her yokuşta yürüyesin geliyor ve tekrar koşmak çok zor bir hale geliyor.
Ya beyin seni öyle koruyor yani artık burada yürü diyor yeter diyor.
Hani o beynin aslında bunu korumaya gerek yok yapabilirsiniz çok sağlam bir şey.
Artık tecrübe mi denir?
Şey lazım. Onun için bir metal güç lazım.
İrade lazım. Bende de o irade müzikle oluyor.
Ben müziğe konsantre olduğunda müziğin ritmiyle çıkıyorum.
Ama tabii iraden olsa bile bacaklar o an gitmiyorsa o da ayrı bir şey.
İşte ikna edemedim.
Yani gerçekten böyle yokuş bir de benim hamstring acıyor demiştim ya.
İnişlerde böyle bam bam bam iniyorum.
O iniş sertliğiyle orada bir ayağımı titretiyor yani yerin şeyi.
Ve öyle öyle hamstringime o kadar iyi geldi ki böyle masaj gibi geldi inişlerim.
Yani böyle iniş olsa da bir hamstringi rahatlatsam yani gerçekten hani salıyoruz ya bacakları.
Öyle öyle benim hamstring ağrım geçti yani inişler sayesinde.
Yani vücutta artık o kadar fazla başka problem var ki hamstringi unuttun orada.
Baya bana iyi geldi inişte.
O böyle bir yere basınca bir ayağın titrer ya o titreme hani O masa jelitinin titremesi gibi.
Benim öyle öyle kasımı rahatlattı.
Arka kasım ama quadlar bitmişti yani.
Onlarla çıkamadım. SCP'lerde de hep böyle jel içtim, durdum.
Su içtim, elektriği içtim.
Dönüşlerde o da beni biraz daha rahatlattı.
Sonrasında işte artık madem yürüyüşteyim.
Yani gelen geçen bir de karşılıklı.
Yani bir tur dönüyorsun sonra tekrar atıyorsun.
Gelen giden birbirini gördüğü için böyle her gelene geçene bravo selamlaştı falan.
O da beni motive ediyor gerçekten.
Biriyle bravalaşmak orada.
Yalnız olmadığını bilmek o mücadelede.
Hem beni motive ediyor hem karşı tarafı da motive etmenin de hoşuma gidiyor.
Bir de aynı zamanda şeye de baktım.
Sağ taraf o kadar güzel bir deniz ki rengi.
Yani mavi koyun bir mavi.
O kadar canlı ki böyle şey.
Doygunluğunu açmışsın fitrenin gibi bir mavi.
Biraz da manzaraya baka baka da gittim.
Yani çok güzeldi Bodrum.
Son şeyde artık bayağı bir çökmüştüm.
O sırada böyle uzaktan birini gördüm.
Ve böyle bir baktım sen beni almaya gelmişsin.
O kısmı da sen anlat.
Şimdi ben yarışı bitirdim.
Ondan sonra hemen telefonumu alıp seni almaya geldim.
Ama ilk başta zaten koşacak halim yok.
Yüreğe yüreğe geliyorum. Senin de ne zaman geleceğini bilmiyorum.
Ama hani diyorum illaki gelirken denk gelir.
Şimdi trail parkuruna girene kadar yaklaşık böyle bir kilometreye yakın bir mesafe var.
O kısmı önce yürüdüm.
Parkura girdim. Bir taraftan telefondan bakıyorum.
Orada da yaş grubu birincisi olduğunu görüyorum.
Onu da görünce böyle biraz daha da hani heveslendim seni gideyim alayım diye.
Şimdi yürü koş yapmaya başladım.
Böyle düz yerlerde biraz koşuyorum.
Yokuş yerlerde yürüyorum vesaire.
Ama hani gidiyorum gidiyorum hala da seni göremiyorum.
Bir taraftan da neredesin, kaçıncı kilometredesin tam onun detayını da bilmiyorum.
Şey bende de böyle yani boynumda madalya var.
Hani yarışı bitirmişim belli.
Ve ters yöne doğru gidiyorum.
Koşarken de herkes böyle beni gören bana bakıyor.
Hani bazıları yani...
Niye bunu kendine yapıyorsun?
Madalya ile de işin var burada falan diye soruyorlar.
Bazıları garip garip bakıyor.
Haklı olarak bu arada.
Sen koşarken triatla o parkurunda böyle madalyayla koşan birini görünce haliyle garip bir durum oluyor.
Ben de ama böyle hani yarışımı bitirmişim ya orada tadını çıkarıyorum.
İşte bana laf atanlar falan oluyor.
İşte bazılarına şey diyorum yani ısınma bitti şimdi tekrar yarışıyorum falan diyorum.
Bazılarına diyorum işte ikinci madalyamı almaya geliyorum falan.
İşte herkese böyle bravo bravo çok iyisin hadi az kaldı süper.
Böyle ben bitirmişim tuzum kuru.
Herkese öyle süpersin harikasın falan diye böyle motivasyon veriyorum.
İşte kimisine diyorum işte ya hanım almaya gidiyorum falan.
Gülüyorlar böyle bana. Öyle bayağı keyifli bir şey oldu atmosfer oldu.
Bir de şey hani Mert Onaran da böyle pankartlara hiçbir şey yazmış.
Parkurun keyfini çıkart diye.
Ama bu yarıştan sonra yapılabiliyor o keyif.
Evet ben gerçekten seni almaya gelirken bayağı keyfini çıkardım böyle.
Hem oradaki işte sporcularla birlikte aynı ortamda bulunup onları izlemek de güzel.
Hani yarışırken kimseye bakacak halin yok.
Ama orada hani yarışan kişileri görüyorsun ve sen de biraz önce yarışmışsın.
O yüzden o hangi duyguları yaşadığını biliyorsun falan bana güzel hissettirdi.
Sonra şey güzel oldu.
Bahsettiğin mavilikleri ben görmemiştim koşarken.
Harbiden bir baktım ya ne kadar güzel bir manzara varmış.
Çok güzel bir deniz varmış falan.
Onları fark ettim. Öyle bir taraftan sana bakıyorum falan derken bir 2-2,5 kilometre gittim ben herhalde starttan geriye doğru.
Sen beni 13. kilometremde aldın yani.
Daha benim bir 2 kilometrem daha vardı.
Ya beni zaten gördüğünde ben yürüyordum yani.
Ve sonrasında işte sen geldin.
Hadi devam et. Yaş grubu bilincisisin falan filan.
Ben şey diyorum ya benden bu kadar çıkıyor.
Şu an bu.
Bitirmem lazım. Farkındayım.
Ya inişlerde iniyorum hatta videolarımı falan çektim.
Ben böyle bilerek şey yapıyorum.
Videonu uzun uzun çekiyorum ki koşmak zorunda oldum.
Artık mental nasıl kırıldıysa inişlerde bam bam bam iniyorum.
Yokuş geldi hop bıraktım yürüyüş.
Gerçekten o acı farklı bir acı.
Ama şöyle mesela ben senin yarışlarını hep biliyorum.
Sen böyle normalde yarışlarda hep zor yarış bile olsa gülerek eğlenerek falan bitirirsin.
Yani bu sefer ayrı mende bile öyleydi.
Hani seni almaya geldiğimde işte bana el sallıyordun, gülücükler saçıyordun falan.
Yani hiç gülmedim bir yarışta.
Bu yarışta çok ciddiydin.
Çünkü bacaklarıma söz geçiremiyorum ya.
Çok değişik bir şey yani.
Normalde hani ikna ederim ve istediğim tempoyu bulurum.
Yani burada evet yürüyorum hani.
Bitirmeye oynuyorum yani bitsin.
Bir yandan eski diğer yarışlarda farkındalığı gelirdi.
Evet birazdan bitiyor bu parkurun şeyi.
Bunda tamamen bitsin.
Yani o finish çizgisini düşünüyorum.
Çok değişik bir şeydi ya.
Vücudunun hazır olmadan girdiği yarışlar böyle bir şeymiş olur.
Ben bunu anladım. Biz yine de diğer yarışlarda böyle hani dayanıklıydık.
Yani dayanıklı olmasak bile bir ucundaydık.
Ama bunda benim vücudum...
Gerçekten buna hazır değildi.
Orada patladım bence yürüyorsam.
Ben ilk defa bir triathlon yarışında yürüdüm mesela.
Ama olsun bir şekilde direndim.
O parkurda gerçekten herkes o halde.
Gerçekten çok zor bir parkur.
Tek başına bile zor bir parkur az önce dediğim gibi.
Ama bisikletin üzerine bir de bu parkurda ısınıyor orada iyice vesaire iyice zor bir hale geliyor.
Yani yokuş çıkmak beni çok zorladı.
Zaten sonrasında işte o asfalt yola girdiğinde ya benim bacaklar birden açılmaya başladı.
Ben aldım böyle 5, 4 50, 4 20, 4 20'lere kadar.
Sonunda işte sprint attım 4 yani.
Hani neredeydi bacaklar?
İşte yokuşta çıkmamış yani.
O kas grubu yani ona dayanmadı.
Yani yolda bir şekilde yol koşusunda gidiyor ama hani trail zordu bence yani o kısım.
Bir şekilde iyi ki geldin bu arada yani.
Sen geldin beni güzel de çektin yani.
Yani bu konuda şanslıyım yani.
Parker'a o kadar saat yarışıp sonra tekrar gelmen.
Zaten bitirmişim yarışı.
Seni almaya kadar geldim.
Bir de bu yetmezmiş gibi dönüşte de seni finish'te çekeyim diye sprint atmak zorunda kaldım.
Evet ben seni finish'ini çekeceğim diye.
Senden önce gidip orada seni yakalamak için önden daha hızlı bir şekilde koştun.
Valla ben...
Yapamazdım herhalde o kadar saat üstüne yarışıp bir de ben iki kilometre gidip iki kilometre gelmek.
Bu kadar geç göreceğimi bilsem saatimi falan açardım.
İzlersiz olarak kaydederdim.
Yani çok da şey yapmadın.
Ya sonuçta...
Bir saat var aramızda doğru.
Tamam bir saat var ama sonuçta sen kendi kategorine göre çok iyi yarıştın.
Yaş grubunda birinci olduğun kürsünü aldın.
Yani tebrik ederim gerçekten.
Sakatlık dönüşü çok iyi bir mücadele verdi.
Teşekkür ederim. Benim koşu da 1 saat 50 dakika sürdü.
Toplamda ise 5 saat 2 dakika sürdü.
Ben de bu süreyle 30-34 kadınlarda birinci oldum.
Sonra geçen seneki hipotermiden sonra böyle bir sonuç beni gerçekten çok mutlu etti.
Umarım bir sonraki senede daha da iyi sonuçlar yaparak gelişimimi görürüm.
Benim de toplam sürem 4 saat 1 dakika.
Geçen sene 4 saat 15 dakika yapmışım.
Yani süremi geliştirdim ama şöyle koşu süremi de çok geliştirdim.
Yüzme süremi de geliştirdim.
Bisiklet sürem neredeyse aynı diyebilirim.
Yani burada bisikletimi 2 saatin altına çeksem aslında koşu ve yüzmemin yanına koyduğum zaman 4 saatin altında daha iyi bir dereceye geliyor sürem.
Benim de önümüzdeki yıl hedefim bu şekilde olur.
O zaman bol bol sürüşlere çıkıyoruz bu sezon.
Evet aslında hep söylediğimiz şey bu.
Daha çok sürüş yaparsak daha çok bisiklet antrenmanı yaparsak bisikletimiz iyileşecek.
Ama işte çok sık yarıştığımız için şey oluyor genellikle.
Bir yarış bitiyor o yarışın toparlanmasından diğer yarışı hafta ortası interval ve diğer yarışı geçiş süreçleri olduğu için bisiklete çok fazla yer bulamıyoruz.
Bir de triatlon yarışları dışında çok fazla koşu yarışına katılıyoruz aslında.
Çok fazla triyeli yarışına vesaire katılıyoruz.
Dolayısıyla biraz daha koşu ağırlıklı oluyor antrenmanlarımız.
O yüzden bu da aslında bizim bir tercihimiz yani beklenmedik bir sonuçta değil.
Yani antrenmanını yapmadığın şeyi performansı da ona göre olur haliyle.
Ama yani sürekli söylüyoruz diğer bölümlerde de söylüyorduk.
Burada daha iyi bir performans göstermek için belki işte atıyorum son 1,5 aydır gittiğim 4 yarışın belki çoğuna gidememek de bir seçenek.
Biz şu an daha çok yarışmaktan daha çok keyif alıyoruz.
Ama ileride belki fikrimiz değişir.
Belki daha az yarışı hedef yarışı olarak görüp daha iyi hazırlanıp gideriz.
Ama şu anda işte yaş grubu sporcusu olarak daha çok yarış, daha çok macera, daha çok deneyim, daha çok heyecan bizim için.
Evet bir de şey de var mesela hafta sonu genelde uzunların yapıldığı bir gün oluyor.
Biz aynı zamanda tam zamanında çalışıyoruz.
Cumartesi uzun bisiklete çıkmam gerekiyor ama pazar kurşun yarışım var.
Uzun bisiklete çıktığımda biraz uzunluğunu kısıyorum.
Hani yarışta çok şey olmayayım yük birikmesin sakatlığı da şey çünkü sebep olabilir.
Ya öyle öyle derken hep bisikleti kısa kısa kısa kısa.
Ve evlat olarak kaldı.
Evet yani bence bilmiyorum biz biraz daha kurşun yarışlarından hevesimizi aldıktan sonra.
Hani artık evet şu bisiklete de bir oturup uzun uzun süreliğime geçebiliriz diye düşünüyorum.
Evet ama işte tam bir de şeyiz ya yoğun bir yarış dönemindeyiz.
Sezon açıldı. Böyle işte artık her hafta sonu 3-4 yarış olan bir dönem.
Dolayısıyla biraz yer bulmak zor olabiliyor.
Bakalım yani. Bir tercih yani.
Yarışa gitmeyip antrenmanı da seçebilirsin.
Yani antrenmanı seçtiğinde.
Bu sefer yarışı kaçırıyorsun.
Yani bakalım. Ama bak şöyle düşün.
İlk yılımızda şey de yapıyorduk.
10K'ları da kaçırmıyorduk.
Evet. İlk yarışa başladığımızda nerede ne yarış var bilmem ne 10K yol koşusu hepsine gidiyorduk.
Ama şu an mesela yani o tarz böyle 10K yol yarışı bizim için çok cazip gibi gelmiyor.
Hani biraz daha artık trail yarışları olsun.
Yine triatlonlar yine her zaman.
Ya hatta şu an mesela bu yıl doatlonlara bile gidemedik.
Tabii senin sakatlığın da birazcık bunda etkili oldu ama bir yerden sonra seçim yapmak da gerekiyor.
Hani belki ileriki yıllarda daha seçimlerimizi o yönde de kullanabiliriz.
Bakalım ne gösterecek bize.
Şu an şey dedin ya 10K'ları çok şey yapmıyoruz.
Haftaya 10K yarışacağız.
Onu da söyleyeyim.
Ve bizim sağlık sonumuz belli oluyor.
Ama çok uzun zamandır 10K yarışmadık bu arada.
BPB güncellesek iyi olacak orada.
Benim için şu an...
bir tık zor olacak ama belki sezon sonunda olabilir.
Bu kadar yarıştan şundan bundan plandan bahsederken bizim için en büyük sürpriz de aslında bu sezonu tamam artık bu sezonu boş verelim toparlanma yılı olsun dediğimiz bir yılda
daha yılın yarısına bile gelmeden senin tekrar toparlandığını görmek bize çok güzel bir moral motivasyon oldu.
Çünkü Yani bundan ne zaman sakatlanmıştın?
Kasım'dan. Kazayı geçirmiştin. Kasım'dan olmuştu.
Tam Ironman'dan bir hafta sonra olmuştu.
2 Kasım'dan bir hafta sonra.
Yani ilk gittiğimiz doktorda ameliyat olup işte 6 ay sonra ancak tekrar spora yeni yeni oda başlayabilmekten falan bahsederken böyle 1-2 ay neredeyse
yürüyememekten bahsederken şu anda daha 6 ayda olmadı bile ve bu yarışları tamamladık.
Yani en kötü senaryo olmadı her şey.
çok daha iyi ilerledi.
Temennimiz de hep böyle tatlı dertlerimiz olsun işte.
Ya bisiklet antrenmanı yapamıyorum.
Çok yarışa katıldım şu bu.
Yani önemli olan sağlıklı olmak.
Kesinlikle. Sakatlanmamak ve sağlıklı bir şekilde yıllar boyunca bu sporu yapmak.
Ama şimdi böyle bir spor yapıyorsan yani sakatlık da bu işin bir süreç yönetimi.
Yani illa ki ya bir yerde bir zayıf halkan olacak ve sen ne kadar korusan da ya bak işte hani hiç düşünmediğim bir şekilde Spor yapmazken merdivenden düştüm.
Bu hayatın gerçekleri.
Asıl önemli olan o süreci nasıl yönettiğin, psikolojini nasıl ona adapte ettiğin.
Yani zor bir süreç.
Kesinlikle hiç kolay değil.
Hayatım boyunca ben spor yapacağım diyorsan hayatım boyunca sakatlamama ihtimalin yok zaten.
İlla ki veya diyorsan ben performansımın sınırlarına ulaşacağım diyorsan performansının sınırları zaten sakatlığın sınırları aslında.
Yani dolayısıyla profesyonel sporcular bile yani her sporcu mutlaka günün birinde bir sakatlık yaşıyor.
Önemli olan dediğin gibi mental olarak çok düşmeden o süreci en doğru şekilde atlatmak ve bir şeyler öğrenmek.
Ben de ufak tefek sakatlıklarımdan yani hep bir şeyler öğrendim.
Ve ondan sonra o sakatlığı yaşamamak için nereyi nasıl güçlendirmen gerektiğini öğreniyorsun.
Kefeye bir şey daha ekleyip yola devam ediyorsun.
Bazen yani ne yapsan da sakatlanabiliyorsun.
Ayağın birden burkulu veriyor yani.
Evet elinde olmadan da. Evet elinde olmadan da olduğunda da yani bu süreci de şey gibi görüp hani ah üstümde biriken yüklerimi şu an dinlendiriyorum.
Mikro sakatlıklarımın o ilerlemesi makroya dönüşmesini engelliyor.
Her bir kötü bir durumda bu sakatlıkta iyi taraflarını görüp psikolojini sağlam tutup sezona daha iyi çıkman.
Gerçekten bir süreç yönetimi.
Hayatta da böyle zaten.
Şimdi tek bir alanda iyi olunca insan o alanı çökünce hayatı da çöküyor.
Bizim şimdi hem iş hayatımız var hem spor hayatımız var hem bir sosyal hayatımız var.
Bir şekilde hepsine bir zaman ayırıyoruz ve Belki bir sıkıntı yaşadığımızda diğer alanlardaki şeyler, motivasyonlar bizi o alanın daha atlatmamızı
kolaylaştırıyor. Tire atlet olmanın da şöyle bir avantajı oluyor.
Genelde bir branşta sakatlanınca diğer branşta devam edebiliyorsun.
Evet yüzme benim. Hep böyle kendimi motive ediyorum.
Sen de mesela atıyorum dizin sakatlandı.
Hep yüzdüm mesela. Yüzmeye odaklandın, yüzmeni geliştirdin.
Bisiklet sürdüm sonrasında yani sürebildiğim zamanda.
Dolayısıyla illaki o sakatlığı etkilemeyecek diğer bir branşla kendimizi oyalayıp tekrar oyunda kalabiliyoruz.
Bu da güzel bir durum.
Mesela yüzmede omzun sakatlanıyor koşuyorsun.
Ayağın sakatlanıyor yüzüyorsun.
Bu arada bu tarz durumlar yaşayıp triatlon'a başlayan da çok kişi var.
Hani tek bir branş yaparken hani sakatlanıp örnek veriyorum koşuyorsun.
İşte sakatlandın doktor yüz diyor.
İşte yüzerken hoşuna gidiyor veya tam tersi işte bisiklete biniyorsun.
Ve bir bakmışsın sonra iki branş, üç branş.
Aa ben triathlon da yapabiliyorum diyorsun.
Ve kendini bir anda bu sporun içinde buluyorsun.
Yüzme zaten çok iyileştirici bir spor yani.
Hem bel olsun hem şey olsun.
Yani birçok sakatlanan sporcuyu zaten yüzmeye yönlendiriyorlar.
Yani o yüzden bana da çok iyi geldi mesela bu sakatlık sürecinde yüzme.
Bisikletin de darbesiz olması çok iyi.
Özellikle böyle diş sakatlığı gibi durumlarda.
Koşu darbeli olduğu için tekrar zarar verebiliyor.
Ama bisiklet darbesiz olarak yük bindirdiği için süreci daha iyi yönetebiliyorsun.
Hepsinin artısı eksisi var.
Evet yine biraz konudan sattık galiba.
Ya bu önemli bir konu olur gerçekten.
Hatta bunun için ayrı bir bölüm yapabiliriz.
Ama yarışa tekrar dönecek ve tamamlayacak olursak bizim yine çok keyif aldığımız...
bir etkinlik oldu bu.
Evet. Bizim için özel bir yarış MW.
Hem triatlonlardan farklı olması yani trail parkuru içermesi hem de bu parkurda yaşadığım olaylar bu yarışı benim için çok...
Unutulmaz bir hale getiriyor. Aynen. Neredeyse geçen sene tamamlayamadığım yarışı bu sene kürsüyle bitirmenin o başarı hazlığı o tutun mücadelenin bir sene boyunca bu günü
bekledim mesela. Bu çok güzel bir şey.
Umarım herkes bu şekilde kendi gelişimlerini görür, kaydeder.
Güzel bir şey tekrardan dönebilmek.
Bana tekrardan bir özgüven kattı.
Uzun süre dayanabildiğimi gördüm.
Bu sezonda yine uzun süreli yarışları belki ilerleyen zamanlarda düşünebilirim.
Bu yarışın bana dayanıklılık açısından da katkısı oluyor.
5 saat boyunca yarışta kaldım.
Vücutta artık. Buna şey yaptı.
Bir de hastaydım.
Hasta halimle bile şey yapabildiysem.
Beni şu an sezonla bir unutuşu oldu bu yarış.
Bakalım. Evet yani sonuç olarak bu gerçekten zor bir yarış.
İnsanı sınmayan bir yarış.
Ama bir taraftan da bağımlılık yapan bir yarış.
Hipotermi geçiriyorsun ama bir dahaki sene tekrar geliyorsun.
Hani öylesine bağımlılık yapıyor.
Sonuçta bir yarıştan aldığım haz da o yarışın.
Zorluyla doğru orantılı ya.
Ne kadar zorlanırsan, ne kadar zor bir mücadele ise bitirdiğinde de o kadar çok tatmin oluyorsun o yarıştan.
Kesinlikle. O sınırlarını, limitlerini zorlayan yarışları seviyoruz.
Evet. Yarışın sonunda bu arada şey de güzeldi.
Böyle bazı konuşmacılar vardı.
İşte örnek veriyorum.
Fizyoterapist. Evet. Genel olarak böyle sporculara destek olacak konularda bu tarz söyleşiler de yapıldı.
Ortam zaten çok güzel.
Mert Onaran yine...
Sağolsun çok güzel bir organizasyon yaptı.
Otel çok güzel, yarışma ortamı çok güzel.
Her şey on numara yani. Hava da çok güzeldi.
Çok güzel anılarla döndüğümüz bir hafta sonu oldu yine.
Kesinlikle. Sonraki yıllarda da aksilik olmazsa yine orada olacağız.
Evet bu bölümün de sonuna geldik.
Bizleri takip etmeyi unutmayın.
Instagram, Spotify ve Apple Podcast'tayız.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
