
Bu bölümde İzmir Duatlon yarışında yaşadığımız tecrübeleri anlatıyoruz.
Koşu–bisiklet–koşu formatındaki bu yarışa ilgi duyanlar ya da triatlona adım atmayı planlayanlar için dolu dolu bir bölüm 🎙️
Koşver Gitsin başlıyor!
Ayrıca Heliz Kaş Ultra Trail indirim kodumuz bu bölümde 🥳
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
Reklam ve işbirlikleri için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
(5:45) Duatlon nedir?
(9:27) Onur'un yarışı
(14:28) Gülin'in yarışı
(27:13) Diğer Duatlon Yarışları
Transkript
Herkese merhaba, Koş Vergisi'nin podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Gül'ün. Ben Onur.
Bugünkü bölümümüzde İzmir Duathlon yarışından bahsedeceğiz.
Eğer triathlon'a başlamayı düşünüyorsanız, duathlon'la başlamak güzel bir başlangıç olabilir.
Çünkü triathlon'da yüzme, bisiklet ve koşu branşlarının üçü varken, duathlon'da sadece bisiklet ve koşu var.
Bu iki sporun ilk başta adaptasyonunu gerçekleştirip sağ sonra triathlon'a başlayabilirsiniz.
Ama bundan bahsetmeden önce size çok güzel bir haberimiz var.
Evet, Likya yolunda 27 Şubat 1 Mart tarihleri arasında harika bir yarış düzenlenecek.
Helis Kaş Ultra Trail yarışı ve Koşver Gitsin dinleyicilerine özel %10 indirim kodumuz olacak bir yarış için.
Koşver 10 kodu ile %10 indirimli olarak kayıt olabilirsiniz.
Likya yolundaki bu harika manzaralar eşliğinde gerçekleşecek bu yarışı kaçırmamanızı mutlaka katılmanızı tavsiye ediyoruz.
Biz de olacağız parkurda.
15 kilometre parkurunda.
Parkurlar 5 kilometre, 15 kilometre, 30 ve 45 kilometre.
Eğer parkurda bizi görürseniz lütfen selam vermeyi unutmayın.
Çok memnun oluruz. Umarım hep beraber güzel bir yarış geçiririz.
Sağlıklı ve güzel performanslı.
Evet şimdi Doğutlu'nun yarışına geçelim.
Öncelikle kayıt için bir gün önce İzmir'e geldik biz.
İzmir'de Kültür Park'ta Cerelatik Spor Salonu'nda kayıtlar vardı.
Gittik kayıtlarımızı tamamladık.
Hatta kayıtlarımızı yaparken böyle spor salonundan sesler geliyordu.
Tamamladıktan sonra ne oluyor diye merdivenlerden yukarı çıkıp bir bakalım dedik.
Orada da böyle çok ateşli bir basket maçı oynanıyordu.
Yani iki takım arasında final maçıydı galiba yanlış hatırlamıyorsam.
Hangi takımlardı hatırlıyor musun bilmiyorum.
Suat ile İzmir yani İstanbul ile İzmir.
Ama tribünler dolu böyle hani olaylı maç gibi yani.
Böyle biz bir ne oluyor ya bir bakalım dedik.
Ama böyle her saniyesi dolu dolu böyle taraftarların çok aktif olduğu bir maçtı.
Böyle bir bakalım diye girdik.
20-30 dakika herhalde maçı izledik.
Maç bittikten sonra çıktık.
Sonra... Bir parkur testi yapalım dedik.
Evet. Sasılı piknik alanına gittik.
Orası da çok güzel bir yerdi gerçekten.
Evet ben de çok beğendim. Bir de İzmir'e şimdi biz geçen sene 16 Mart'ta gittik.
Havalar da öyle sıcak ama çok da şey değildi yani.
Güzel bir havada gittik İzmir'e.
Bu Sasılı piknik alanına çok güzeldi ama yalnızca şey vardı.
Çok fazla sivrisinek vardı yani.
Evet ya şöyle yani gittiğimizde çok o kadar yoğunduk ki hatta.
Hani bisikletleri falan indirdik arabadan.
Böyle birkaç saniye durduğunuz zaman hemen kolunuz bacaklarınızı sarıyordu o dereceydi.
Ama yarış günü o kadar yoktu sanki.
Evet o kadar yoktu. Yarıştan bir gün önce çok yoğundu nedense.
Hatta üstümüze bir şey falan aldık yani o derece duramadık yani.
Neyse. Sonra bisikletlerimizi indirdik.
Bir alanda bir tur atalım diye.
Bir parkur testi yapalım falan dedik.
Sonra bisikletlerin lastiklerini şişirmeye başladık.
Küçük bir el pompamız vardı böyle.
Yani şişiriyoruz şişiriyoruz.
Benim arka lastiğim mi ön lastiğim mi bir tanesi böyle tam şişmiyor falan.
Sonra ya patlak mı acaba falan işimize kurt düştü.
Düzgün bir pompamız da yok değil mi?
O zaman şey hani daha güçlü kuvvetli.
Bisiklete takılan hani arkaya tutan.
Evet bisiklet sürerken yanınıza aldığımız tarzda küçük bir pompamız vardı.
O zamanlar da iyice acemilik zamanlarımız aslında.
Daha önce bir kez Triathlon'a katılmıştık.
İlk bisikletimizi orada sürmüştük.
Bu da bizim ikinci bisiklet kullandığımız yarışımızdı.
Yani senin kilitli pedal falan yoktu zaten.
Aslında kilitli pedalı böyle bir otoparkta denedim.
Ama bir şey oldum yani tedirgin oldum.
Daha dedim... Şu an yarışı hazır değilim.
Evet biraz pratik yapıp öyle takmak lazım.
Ya ben çabuk alışmıştım.
Hatta Mudanya'da da kullanmıştım.
İkinci kez burada da kullandım.
Ama hani bisiklet antrenmanımız yok.
Bisikletler alüminyum.
Ya evet bisiklet alüminyum.
Bir de kadrosu da bana çok büyüktü.
52 boy yani. Ben şu an...
47 kullanıyorum hani şey baya onunla pedal da şey biraz sıkıntıydı ama olsun yani sevmiştim yani güzel bir bisiklet.
Bizim başlangıç bisikletimizdi zaten bunlar.
O şekilde hani bisikletin lastiğini şişirmeye çalıştık sonra bir içimize kurt düştü patladı mı acaba bu lastik diye.
Sonra o an hani parkur testini yapmaktan vazgeçtik.
Attık bisikletleri arabaya.
Atladık gittik şey bakıyoruz.
Bisikletçi bakıyoruz.
Onu arıyoruz kapalı bunu arıyoruz kapalı.
Cumartesi akşam olmuş çünkü.
Sabah yarış. Sabah yarış var.
Sonra ben araba kullanıyorum merkeze doğru gidiyoruz.
Gül'ün de bir taraftan haritalardan bisikletçileri arıyor.
Onu arıyoruz işte kapalı.
Bunu arıyoruz kapalı.
Sonra bir tane açık bisikletçi bulduk.
Ona gittik işte lastikleri kontrol ettirdik.
Yedek lastik aldık yanımıza.
Hatta orada ufak bir bakım yağı vesaire.
Onları da hallettik.
Ondan sonra yani zaten gece oldu neredeyse.
Hatta yemek falan o arada bir atıştırdık galiba.
Tam hatırlamıyorum ama.
Hani rahat rahat yemek bile yiyememiştik.
Biraz da şey zaten koşuşturmacalı olmuştu.
Yani bizim İstanbul'dan arabaya atladık gittik falan o gün.
Böyle tam vakit bulamadık yani.
Bu lastik olayı çıkınca ekstra işlerimiz uzadı.
Bir de heyecanlıyız da böyle.
İlk yarıştılar böyle bisikleti daha yeni yarışlarda kullanmaya başlamışız.
Arabaya yerleştirmesi etmesi.
Evet arabaya aman işte iki bisikleti arabaya nasıl koyacağız?
İşte şöyle mi koysak böyle mi koysak falan.
O zamanlar şey de yok. Arabanın biz şu an üstüne takıyoruz.
Evet yeterli aparatlarımız da yoktu o zamanlar.
Sonradan hallettik yine de işlerimizi.
İşte otele gittik hazırlandık vesaire.
Ertesi gün geldik yarışa.
Şimdi parkurdan kısaca bahsedecek olursak.
Öncelikle şeyden de bahsedelim parkura geçmeden önce.
Hani bu doatlon nedir?
Koşu, bisiklet ve tekrar koşudan oluşuyor.
İlk koşumuz 5 kilometre.
İkinci etap bisiklet.
Bisikletimiz 20 kilometre.
Sonra da 2,5 kilometrelik bir koşudan sonra tamamlıyoruz yarışı.
Bu sene de İzmir, bu arada Triathlon Federasyonu düzenli en kalabalık organizasyonlardan biri oldu.
En son İzmir'de bir 2022 yılında olmuştu.
2025'de tekrar olmuştu.
Baya talep vardı, kalabalık bir alandı.
Ama şey, kadınla erkeği ayırdılar.
Önce erkekleri aldılar sabah.
Böyle sabah kaçta girdik alana.
Saati hatırlamıyorum da önce erkekler sonra kadınlar şeklinde.
Karanlıktı yani ama sonra da kadınlar yarıştı.
İstersen Doğuttun şampiyonası hakkında da bir girelim.
Evet. Şimdi şöyle bir durum var.
Federasyonun düzenlediği bu yarışlarda 3 tane düzenliyor Doğuttun için.
En az ikisine... Katılım zorunluluğumuz var ve final yarışına girmemiz gerekiyor.
Bu üç yarıştan en iyi ikisinin ortalamasını alınıyor puanı.
Ve ona göre de yaş grubu veya genel klasman Doğu Adlon Türkiye şampiyonu oluyorsunuz.
Ya da işte birinci, ikinci diye oluyorsunuz.
Ben işte İzmir'deki bu puanım ve en son final olan Ankara Doğu Adlon'daki birinci diyeyim de 2025 kendi yaş grubumda 30-34 kadınlarda Türkiye Doğu Adlon şampiyonu olmuştum.
Tabii Konya'ya girememiştim ama ikisine girdiğim...
için o ikisinin puanı ile olmuştum.
Hani güzel bir şey oldu.
Benim için de anı oldu İzmir.
İlk deneyim. Biz de triatlon'a da yeni başlamıştık.
Daha bir kere triatlon'a girmiştik.
Bizim için de aslında hani bu bisiklet koşu geçişleri hani brick İlk brick antrenmanı yapmadan girmiştik hatırlıyorum.
Evet yani onlar için de bir deneyim olmuştu.
Çünkü şey de önemli hani Koşudan sonra bisiklete geçerken ayakkabı değiştirme, bisikleti alma, kaskı takma falan.
Tabii bir süre sonra bunlar yarışlara katıldıkça çok sıradan şeyler haline geliyor ama ilk yarışlarda bunlar hep önemli deneyimler oluyordu bizim için.
Burada da parkur şöyleydi.
Koşu parkuru biraz karma bir parkurdu.
Önce bir toprak yoldan koşuyorduk.
Taşlı toprak. Ondan sonra bir asfalta çıkıyorduk.
Bir süre asfalttan gidiyorduk.
Sonra tekrar toprak ama böyle çimli bir topraktı.
5 kilometre koşu için 4 tur atıyorduk burada.
Şimdi trail yaptık bütün sezon, kış sezonu boyunca.
Trail'imize benzer bir yarış olduğu için bizim hoşumuza gitti o taşların arasından geçmek.
Ama birçok kişi hani şey...
Garipseyenler doğmuştu tabii ama bence de eğlenceliydi.
Sonra bisiklet parkuru da 5 kilometrelik 4 turdan oluşuyordu.
Yine asfaltta tabii ki.
Bu dört turda biraz dönüşler vardı sadece onu hatırlıyorum.
Ama onun dışında doğası güzeldi böyle sürekli sağda solda ağaçlar.
Yeşillikler içinde. Hem yeşilliklerin içinde hem de asfalt bir zeminde ilerliyorsunuz.
Güvenli bir şekilde gidiyorsunuz.
Gayet keyifliydi. Koşunun son parkurunda da bu sefer iki buçuk kilometre iki tur atmış oluyoruz.
Evet benim yarışıma gelelim.
Erkeklerin startını aldık.
Sen yanda beni destekliyordun hem videoyu falan çekiyordun.
Bir de galiba sanırım birbirimizi izlediğimiz ilk yarış olabilir bu.
Biz çünkü birçok yarışa katıldık.
Her branşta farklı farklı.
Bunların hepsinde genelde aynı anda yarışta oluyoruz.
Hani finish'te falan birbirimizi görebiliyoruz sadece ve start'ta.
Ama burada birbirimizi izleme, destekleme imkanı bulduk.
Yani bir supporter'ın önemini bu yarışta gerçekten fark etmiştik.
Güzel bir anı olmuştu o da bizim için.
Ben starta başladım. Dediğim gibi kalabalık bir start oldu.
Şimdi birazcık temkinli gittim açıkçası.
4-10 pace civarı koşmuşum 5 kilometreye ama böyle biraz daha aslında bir 4 pace civarlarına da zorlayabilirdim.
Ama hani sonrasında bisiklet var tekrar koşu var.
O yüzden tam %100'ümü vermedim o anki performansıma göre.
O civarda bir tempoda koştum.
Koşuyu şöyle düşünüyorum.
Koşuda söyleyeceğim ekstra bir şey yok herhalde.
Bu söylediğim üç parkurda da toprak yol, asfalt yol ve topraklı çimli yolda güzel bir şekilde ilerledim.
Hiç sıkıntı yaşamadım. Ya biz seni izlerken şimdi bu arada dediğim gibi en kalabalık yarışlardan bir tanesiydi.
Erkekler daha kalabalık yani.
Ve şey yani Onur koşuyor ama yani sanki çok yavaş koşuyormuşsun gibi geliyor.
Ama o sırada dörtlaysın.
Hani çok kalabalık ya herkes okuyor böyle sürüyle.
Bir garibime gitmişti hani.
Sonradan böyle zamanı tutunca anladım hızlı koştuğunu.
Alışkın da değilsin ya normalde durup böyle birinin pace'ini hesaplamaya falan.
Hep aynı anda yarışta olduğumuz için.
Bana da aynı şey oldu bu arada.
Ben de seni izlerken böyle yavaş koşuyormuşsun gibi.
Geliyorum bir bakıyorum işte ilk kilometreyi 4 pace ile dönmüşsün falan gerçekten.
Öyle bir algıda değişiklik oluyor.
Sonra ben bisiklete geçtim.
Ve orada koşuda iyiydim yine yani.
Genel olarak iyi bir yerde bitirdim.
Ondan sonra bisiklete geçtim.
Tabii bisiklet dediğim gibi daha da acemiyiz.
Koşuya daha önce başlamıştık.
Bisiklette o yüzden mesela koşuda geçtiğim birçok kişi böyle beni bisiklet sırasında geçti.
Ve bisiklette de draft serbest.
Birbirinizin arkasından rüzgarından faydalanabiliyorsunuz.
Ama şöyle hani genel olarak ben çok fazla drafta katılamadım.
Ve böyle şey yani grup grup geçtiler beni.
Tek başıma sürüyorum böyle birden yanımda böyle birileri beliriyor.
10 kişi 15 kişi draft mesela geçiyorlar gidiyorlar.
Birkaç tanesine takılmaya çalıştım hatta böyle bir iki tanesine takıldım.
Böyle birkaç kilometrede ilerledim.
Ondan sonra böyle şeyi hatırlıyorum hani limitimde gidiyorum mesela.
Önümdeki draft grubu böyle benden birazcık ilerliyor ama arada böyle 3-4 metre 5 metre var.
Böyle birazcık daha bassam hani iyice yüksek nabıza gireceğim sonra devam etmem zor olacak.
Hem zor gidiyorum hem de bırakmak istemiyorum hem de daha fazla basmak istemiyorum ama böyle yavaş yavaş böyle metre metre uzaklaşıyorlar falan benden.
Hani orada biraz tutmaya çalıştım ama böyle genellikle tutamamıştım yani o grupları.
Ya bir de ilk defa böyle kalabalık bir ekibin içinde hani bisiklet yarışımız ilk defa hani bu da iyi şey yapmazsak.
Hani çok tecrübemiz de yok hani nasıl tutunacağız edeceğiz.
Ama güzel bir şey anı olmuştur senin için.
Evet güzeldi yani bir sorun yoktu.
Ama hani performans olarak hep böyle koşu performanslarımdan daha kötü sıralama alıyordum genel olarak.
Misiklet de genelde onun da etkisi var.
O da var ama antrenmanını da yapmıyorduk.
O yüzden onun da etkisi var. Bu arada sende kitli pedal vardı değil mi?
Yani ben hatırladığım kadarıyla.
Ya sen direkt bisikleti aldığın anda kitli pedala geçtin.
Ben ona da çok şaşırmıştım mesela.
Yani ben ya bilmiyorum.
Yapamadım hatta voleybol dizdiklerimi falan taktım düşerim.
İnsan tedirgin oluyor normal.
Ben bilmiyorum çabuk alıştım.
Farklı kişilerin farklı adaptasyon süreçleri oluyor bu konuda.
47 boya inince ben de çabuk alıştım.
Ya evet şimdi sen biraz aslında kendinden 4-5 boy büyük bir bisiklet kullandığın için ilk başlarda senin için kontrol çok daha zordu.
Ya resmen kamyon şoförü gibiyim.
Böyle genişler alıyorum. Gerçekten öyle.
E sen su içerken bile zorlanıyordun çünkü.
Sen diğer bisiklete geçtikten sonra doğru bisikletine geçtikten sonra böyle bisiklet senin bir uzvun gibi oldu artık yani.
Hem ondan hem de şu Şurada Fransa'yı izleyince orada böyle şişeyi alıyor kafasından aşağı yukarı falan tutuyor.
Ben bir gaza geldim. Ondan sonra Onur dedim ben suları içeceğim.
Ya çok eğlenceliydi gerçekten o bisiklet adaptasyonu.
Şimdi bakıyorum hani sanki hiç nefes alır gibi şey.
Tabii ki canım ya bunlar yani o ilk alışma süreçlerinde.
Onlar da eğlenceli anlardı.
İlk defa arabayı kullanmayı öğrenmek gibi yani bir bakıma benzer şeyler.
O şekilde bisikleti de atlattım.
Sonra son koşuya geçtim.
Son koşuda da herhalde 4.15-4.20 civarı yanlış hatırlamıyorsam bir pace ile bitirmiştim.
Güzel bir yarış tecrübesi oldu benim için bu yarış.
Toplam süren ne kadardı?
Toplam süren 1 saat 14 dakikaydı.
İyi yapmışsın valla.
Ben de şimdi senden sonra yarıştım.
Seni izlediğim için bir sürü...
Fotoğrafını, videonu çektim.
Hatta çok güzel klipler hazırladım.
O zamanlar da yeniyim böyle.
Hevesliyim de. İlk CapCut videoları.
CapCut var mıydı o zamanlar?
Yani kullanıyor muydun?
Yoksa Instagram'da Instagram'da bayağı acıdı yapıyordun.
Öyle hatırlıyorum. CapCut'a yeni gelmiştim.
İşte ben de ilk nasıl heyecanlıyım?
Sıranın en sonuna geçtim falan böyle.
Isınmaya çalışıyorum böyle.
Anlamsız da mutluluk var. Hatırlıyorum.
Böyle ısınıyorsun işte.
Isınma hareketleri yapıyorsun. Yüzünde aptal bir gülümseme sürekli böyle durup durup.
Böyle kafan bir yere gidiyor.
Bir şey söylüyor. He falan diyorsun.
Aman orada olmakta o kadar mutluyum ki ya.
Çünkü şey bir de hani tris yiğitini giyerek.
İkinci yarışın. Hatta benim de ilk yarışımdı bu arada.
Mudanya Triathlon'unda benim trisuitim bile yoktu.
Şortla yarışmıştım. Hatta sizi uyarmışlardı falan değil mi?
Aynen. Bak yarışıyorsunuz ama bir dahakine getirin falan diye uyarmışlardı.
Gerçekten hani böyle hiçbir şey bilmeden ilk acemeliklerle yapılan yarışlar.
Geriye dönüp baktığımda tebessüm uyandırıyor.
Biz şeyi seviyoruz. Ya şimdi her şey için...
Mükemmel zamanın oluşmasını beklemeden yaparak öğrenmeyi biraz seviyoruz.
Oyunun içinde olmayı seviyoruz.
Yani hadi katılalım.
Katılırken orada öğrenelim.
Ne oluyor, ne bitiyor? Tecrübe edelim bunları.
Üzerine katarak eğlenelim, keyif alalım.
Kendimizi zorlayalım, nefessiz şey yapalım.
Bunları yarışta tecrübe etmeyi seviyoruz aslında.
Ben de işte ilk böyle arkada falan başladım.
Böyle start verildi.
Toprak alanına başlıyoruz.
Ben başladım koşmaya.
Ama hiç saate falan bakmıyorum.
Böyle bir tek tek tek geçmeye başladım herkesi falan.
En son bir ön grup vardı.
3-4 kişi. Yani önümdeler.
Onur bir de sen bana şey demiştin.
Öyle taktik vermişti Onur bana.
Dedi ki öndekine sanki ip bağlıyorsun.
İple tutunuyormuş gibi şey yap dedi.
Ön grubu görüyorum. Hani normalde benim yarışlarda ne olur?
Hani hızlı başlarız. Ön grup gider hop.
Karanlığa bir daha görmem.
Ama ya 1 kilometre oldu.
Ben hala ön grubu görüyorum.
Hani aramızdaki mesafe aynı.
Döküldü birçok kişi. Yani bir sonra bir baktım.
Yani ben ilk kilometreyi 4 pace ile koşmuşum.
İkinci kilometreyi 4 pace ile koşmuşum.
Ya hala ön grubu görüyorum.
Artık şey 3.
tura geldik. Ben baya onlarla beraber koşuyorum.
Bu arada parantez açalım.
O yarışta sen koşuya başlayalı daha bir yıl olmamıştın.
Ve senin normal koşu pace'lerin de böyle 10K süreleri ne kadardı?
Yani 50 dakika civarlarında mıydı?
Yani en son 48 yapmıştım aynen.
Doğru mumcu da yapmıştım.
Ha evet. Ama böyle 4 pace'lerde falan koşamıyordun yani.
4.30'un altında falan koşmamıştın daha.
Yani denememiştim evet. 5K olarak denememiştim.
Yani ve böyle bir baktım.
Nasılım biliyor musun onu? Mesela birini daha geçiyorum böyle.
Nefes alışverişim.
Yani arka önümde kadın tamam mı?
Ben koşuyorum işte. Öyle bir sesle koşuyormuşum ki.
Arkasını dönüp baktım.
Ve yani hani dedi biri boğuluyor herhalde.
Öyle hissediyorum.
Ben tüm nefesim var.
Çünkü ip var.
İpe tutunuyorum. O ipi bırakmamam lazım.
Ben öyle koşuyor. Neredeyse beşinci mi altıncı mı öyle şekilde tamamladım.
Bisiklete doğru geçtim işte.
Bisikleti de alıyorum şimdi bisikleti.
Şimdi bisiklet, alüminyum bisiklet biraz ağır ya.
Ben de kuştan geldim. Bir türlü alamıyorum.
Sofadan kaldıramıyorum. Kollarım yetmiyor güçsüzlüğe.
Sonra çektim işte. Sonra onlar oradan bağırıyor öyle.
Suyunu iç, kaskını tak.
Ben talimat veriyorum.
Sakın burada binme bisiklete falan.
Kuralları da yeni. Kuralları da yeni öğreniyoruz o zaman.
İşte atıyorum mesela kaskını takmadan bisiklete dokunmama gerekiyor falan gibi şeyler var.
Ben de işte mesela bisiklet ağrı olduğu için suyu da şey dedik.
Değişim alanında içeriz.
Orada suyumu içiyorum falan.
İç iç bir yudum daha iç falan diyorum.
Teknik direktör odasıyla yanında yönetiyorum.
Ya bir de şey oldu. Şimdi benim bu yarışta iyi koştuğum için.
Ya normalde.
Bu arada kaç pace'e denk geliyor senin 5K?
Benim işte 5 nokta.
Üç olmuş. Benim 4.24 pace ile koşmuşum.
Gayet iyi. O zamanlar senin için çok mükemmel bir süre.
Hatta diğer kırmış. Aynen.
Sonra işte şeye geçtim.
Bu arada şeyi de söylemeyi unuttum.
Ben turlara dönüyorum.
Onur bana şey orada tracker var bu arada.
Tracker'dan izliyor. Evet diyor 30 saniye arkandasın.
Üçüncü gidiyorsun gülüm bırakma.
Böyle beni de gazlıyorsun. Evet sen bu arada koşudan üçüncü çıkmıştın.
Aynen yaş grubunda. Üçüncü çıkmıştın.
Bisiklete o şekilde binmiştin.
Ya öyle deyince ben bırakamıyorum da ama nefesim nasıl nefes yani.
Ya artık şey başka bir solunum.
Sonra işte bisiklete girdim böyle üçüncülükle.
Bisiklet de güzel geçti.
Bak ilk 10 kilometre güzel geçti.
Ve ama şey var biraz tur atıyoruz ama dönüşler keskin.
Hatta bir tane düşen bir kız vardı.
Yani düşmüştü biraz o yüzden benim de şimdi kadromla.
Temkinli gidiyorsun. Yani kadromda büyük kamyon olduğu için ben böyle geniş geniş böyle iyice frenliyorum öyle alıyorum.
Bu arada kendinden büyük beden bisiklet kullanmanın avantajı ve dezavantajı var.
Avantajı yüksek hızlarda daha stabil gidebilmek.
Ama dezavantajı da dönüşlerde manevra kabiliyetinin kötüleşmesi.
Sen de o yüzden daha dönüşlü zaten bisiklet ağır.
O yüzden daha da dönüşlü bir yarış parkuru olduğu için dönüşlerde ekstra zorlandın, yavaşlamak zorunda kaldın, tekrar hızlandın vesaire.
Evet ya bir de asfalt ama hani toprak yola gidiyor hani toprağın tozu da olabilir çok kenardan gitmemem lazım.
Öyle ilk 10 kilometre güzel oldu ve şimdi bizim 20 kilometre.
Durmadan sürmek o zamanlar benim için hani şey bir şey.
Şimdi bakma 90 kilometreyi çıkarız ama o zamanlar işte ondan sonra ben yorulmaya başladım.
Zaten koşuda canım çıkmış.
Bisiklette de böyle nefesim hala böyle.
Hala şey olmadım.
Ve sonra 15.
kilometreyi tamamladım.
Onur bana bağırıyor. Hadi, hadi bas, bas falan.
Yetiş. Sonra ben artık 15'ten sonra ciddi anlamda şeyimi de kaybettim.
Mesela senin orada kalabalık insan grupları draft yapıyor.
Ve biz kadınlara... Az sayıda olduğu için.
Bir de önde başlayınca da.
Yani kimse kalmadı. Ön grup gitti.
Ben tek başıma sürüyorum.
Tabii koşuda tutunabildiğin...
İp yok.
Kime tutunacağım? Ne yapacağım?
Bir de ben motivasyonla çok şey olan bir insanım.
Gaza gelen bir insanım.
İşte gene böyle nefes sürüyorum.
Bir tane bir kadın bisikletçi geldi.
O da nefesimi duydu herhalde.
Her bisikletten. Dedi arkama takıl dedi böyle.
Böyle arkama takıl. Ben de hiç...
Draft yapmadım. İlk defa yapacağım.
Nasıl yapacağım? Nasıl yapacağım?
Buğra yapıyor muyum acaba? Arkasında şey yazıyordu.
Bizim sadece soy isimlerimiz yazıyor ya.
Şey. Korkmaz yazıyordu falan.
Bravo Korkmaz! Arkadan gazlıyorsun sen de.
Şimdi şeyi biliyorum ama bisikletteki kuralları var.
Bir drafta öyle ilk önce sorarak girmen lazım girmek istiyorsan ya da sana teklif edilmesi lazım.
Tam sorarak girdim.
Yani beni teklif etti girdim.
Eğer arkadaysan yani değişimini sürmeniz lazım.
Bir öne sen geçmen gerekiyor bir o sen.
Tabii bunlar etik kurallar. Etik kurallar yazılı olmuyor.
Bir de şey var eğer arkadaysan da Öndekini gazlayacaksın.
Bravo çok iyisin.
Çok ilgisiniz.
Ben tabii bravo falan filan diyorum.
Hadi sıra ben geçeyim falan diyor.
Yok diyor sen nefesini toparla.
Artık nasıl bir nefes.
Ya diyorum bu benim normalim.
Şey yaparız falan.
Hadi tamam sen bırak. O sırada şey ben görüyorum.
Suluğunu içiyor falan filan.
Ben şaşırıyorum. Aa su içiyor.
Benim için bunlar çok şeylerdi o zaman da.
Ve işte sağ olsun beraber şey yaptığında yarış sonrasında onu buldum.
Seni biraz toparladın mı o şekilde?
Son 5 kilometre mi?
Evet. Galiba işte 3.
girdin bisikletle 4.liğe düştün galiba yaş grubunda.
Ben seni şeyden tanıyordum.
Herkes kilitli pedalla falan geçiyor.
Sen böyle sarı fosforlu koşu ayakkabısıyla.
Uzaktan tanıyordum. Bir de hatta şey olmuştu değil mi sende?
Kadansla ilgili bir şey olmuştu.
Ya ben şimdi çeviriyorum.
Orada birkaç kişi izleyenler de vardı işte bir yolda.
Böyle bana bakarak şey dediler.
Kadansı çok düşük falan.
Çeviremiyor falan. Vites düşürmesi gerekiyor falan filan.
Bunları duydum böyle. O sıralar şimdi vites de mekanik vites yani.
Di2 yok bir şey yok.
Ben... Bir de bisiklet uzun parmağın yetişmiyor.
Yetişmeyi yetiştirdi. Gücüm yok yani.
Ben vites ayarladım.
Hep onunla gidiyorum. Bugünlere iyi gelmişsin.
Gerçekten yani. Ben demek ki yüksek viteste basıyorum ki dönmüyor ayağım böyle.
Yol bilgisayarımız da yok.
Bilmiyoruz kadansını falan.
Ve ben tek yaprakla.
O sıra...
Hep böyle ağır viteste sürmüşüm ben hiç fark etmedim.
Onların dediğini de öğrendikten sonra anladım.
Evet ya benim kadansımla ilgili bir şeyler demişlerdi falan diye.
Neyse bir şekilde yani o şeyi koşucu bacakların verdiği güçle bisikleti de 4 turu 42 dakikada sürmüşüm.
Yani 30 kilometre saat ediyor.
Yani gene iyi yani. Bende de vardı o olay hani o zamanlar ya hangi viteste sürmeliyiz daha verimli süreriz onu da bilmiyorduk.
Böyle genelde ben de şey hissediyordum.
Sanki daha ağır bir viteste sürersem daha iyi gidiyormuşum gibi bir his oluyordu ama aslında yanlış yani.
dakikadaki çevirme sayısı yani kadansımız böyle 90 civarında olması lazım normalde.
Biz belki atıyorum işte 50 ile belki 60 ile falan gidiyorduk.
Momentumu yakalayamıyorduk.
Hele bir de yokuş mokuş geliyorsa iyice o ayar kaçıyordu.
Sonra zamanla tabii bunlar oturdu.
Tabii tabii. Ama gene de 30 kilometre böyle saat hızla şey yapmışım.
Evet güzeldi.
Sonra koşuya geçtin.
Koşuya geçtim. Onur bana şey gene tezahüratları.
Ya ben orada gerçekten bir de Hani ben normalde seni destekleyen tarafta olmuyordum hani bu şekilde yarışlarda.
Aynı anda yarışta olduğumuz için hani videoları bir izliyorum çok komik.
Ya bağırıyorum yapacaksın hadi her şeyini ver bas dedim bas falan diye ciddi ciddi bağırıyorum gırtlaktan bağırıyorum.
Çünkü yarış grubu üçüncülüğü var ortada yani böyle ilk şeyimiz olacak kürsü.
Yani yeniyiz daha önce hiç kürsü yapmamışız o zamanlar.
Böyle ilk defa bir kürsü yapmaya bu kadar yaklaşmışız falan.
Bana şey diyor işte ayakkabı avantajın var, suyun var hadi çabuk.
Ben o sırada bisikleti koyamıyorum bile hani ağır.
Demire asamıyorum falan böyle.
Bir şekilde çıkardım ettim gene koşuya gittim.
Sonra şeydi galiba böyle bir, bir buçuk dakika civarında ne kadar ya da...
1-2 dakika civarında bir fark vardı.
Evet. Sen koşuda bayağı erittin aslında hızlı koşarak.
O da koşuyla 2,5 kilometreyi hatta 2,7 kilometreyi 4.34 pace ile koşmuşum yani.
Bence bu da ikinci en iyi süre.
Ben o zamanlar elimden geleni yapmışım.
Çok iyi koşmuştun. Ben de şey yani bir taraftan seni çekiyorum bir taraftan işte biraz daha geriye doğru koşuyorum ki işte sen gelince tekrar sana gaz vereyim motive edeyim diye.
O şekilde çok güzel yarıştın, bitirdin.
Sonra da 15 saniyeyle galiba.
Aynen ya. Ben de 1 saat 19 dakika 43 saniyeyle bitirdim.
15 saniyeyle dördüncü olduk.
Üçüncülüğü kaçırdım ama yani...
Her şeyini verdin ama.
Evet, orada yapabileceğim.
İlk defa böyle bu kadar bambam bir yarış oldu bizim için.
Güzel bir yarış oldu. İzlemesi de çok heyecanlıydı, çok keyifliydi.
Ya bir de şeyden bahsedeyim.
Triathlon'da koşu gibi değil, genel klasmana çıktığında...
Aynı zamanda yaş grubuna da çıkmış oluyorsun.
Yani o şey düşmüyor yaş grubundan.
Ya benim yaş grubumdaki 1-2 genel klasmanda ilk 3'e girdi.
Yani öyle bir dediğim şey bir yaş grubum var.
Güzel, çok güzel bir yaş grubum var.
Baya rekabetçi bir aşkı bunlar evet.
Yine burada dördüncü kalmak.
Genelde de sekizinci oldum sanırım yani.
64 kadın katılmıştı.
Benim için her şey çok güzel gitti.
Evet senin gerçekten sınırlarını keşfettiğin bir yarış oldu.
Bu nefesimi doruklardı ve bu artık oradaki o zehri aldım mı denir.
O şeyi hissettim.
Bundan sonraki yarışlarda çok güzel geçti.
Evet bu arada bu yarışlarda da bazı arkadaşlarımız da buradaydı.
Mesela Deniz ve Zeynep vardı.
Emre vardı. Onlar da çok destek oldular.
Orada çok güzel oldu.
Tanıdık yüzlerin seni böyle hadi gelin.
Özellikle il dışındaysan tanıdık birini görmek ayrı bir güzel oluyor.
Daha çok yarışlarda inşallah denk geliriz.
Biz de tezahürat ederiz.
Evet bölümün başında da bahsettiğimiz gibi eğer koşuyorsanız veya bisiklete biniyorsanız ve triathlon yapmak gibi küçük bir düşünceniz bile varsa ve başlamaya belki cesaret edemiyorsanız veya doğru
zamanı bekliyorsanız doathlon sizin için güzel bir fırsat olabilir.
Orada bisiklet koşu geçişlerini, birik antrenmanları da yaparak destekleyip doathlon yarışlarına katılıp bunları tecrübe edebilirsiniz.
Hatta bu sene 3 tane doathlon var 15 Şubat'ta.
Olacak. İzmir Doğu Adlanı olacak bu sene.
Daha sonrasında Salda Doğu Adlanı ile Çay Cuma olacak.
Bakalım biz de inşallah Salda ve Çay Cuma'ya katılmayı düşünüyoruz.
Ben sakatlığımdan dolayı İzmir Doğu Adlanı'na katılamayacağım.
Verne kadar çok istesem de.
Ama Salda ve Çay Cuma'ya yetişmeyi umuyorum inşallah.
Evet bu bölüm de böyleydi.
Dinleyip zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere ama öncelikle bizleri Koşver Gitsin Spotify ve Apple Podcast'tan takip edin.
Aynı zamanda Apple Podcast'ta yorumlar bölümüne yorum bırakabilirseniz çok seviniriz.
Ve Gül'ünle koş, Onur'la koş ve Koşver Gitsin Instagram kanallarından bizleri takip edebilirsiniz.
Yeni bölüm postuna...
Triathlon'la veya Duathlon'la ilgili merak ettiğiniz şeyler varsa, aklınızda soru işaretleri varsa ve bu bölüm hakkında istediğiniz düşünceleri yazabilirsiniz.
Ve yeni bölüm talepleriniz varsa onları da yazabilirsiniz.
Evet hepsini değerlendireceğiz. Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
