
İstanbul’u Yüzüyorum Yüzme Yarışı Nasıl Geçti?
3 Temmuz 2026 · 58 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
🌊 İstanbul’u Yüzüyorum açık su yüzme yarışındaki tüm deneyimimizi bu bölümde paylaşıyoruz.
Yarış sabahı hazırlıkları, start heyecanı, açık suda yön bulma, yarışın kırılma anları ve iki tur boyunca uyguladığımız stratejileri detaylıca konuşuyoruz.
Bölümde ayrıca:
🪼 Deniz anası sürüsü yarışımızı nasıl etkiledi?
🌊 Akıntıya karşı ve akıntıyla birlikte nasıl yüzülmeli?
🏃 Açık su yüzme ile trail koşunun ortak noktaları neler?
🧠 Yarış sırasında panik yönetimi ve mental dayanıklılık.
Açık su yüzme, yüzme yarışları, triatlon ve dayanıklılık sporlarına ilgi duyuyorsanız bu bölüm tam size göre.
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
Reklam ve işbirlikleri için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
(00:00) Giriş
(02:00) Yarış Sabahı
(06:00) Start
(09:05) Deniz Anası İstilası 🪼
(23:12) Yüzme ve Trail Benzerlikleri
(29:57) Onur ve Deniz anaları
(32:05) Akıntıyla Yüzme Tekniği
(35:24) 2. Tur
(37:45) Finishe doğru
(39:09) Bır Bır Bır 🫠
(48:03) Finish
Transkript
Herkese merhaba.
Koş vergisine hoş geldiniz.
Ben Gülüm. Ben Onur.
Bu bölümde geçen hafta katıldığımız İstanbul'u Yüzüyorum Yüzme Yarışı'ndan bahsedeceğiz.
Biz daha önce koşu yarışları olsun, triatlon olsun, triatlonda yüzmeye katılmıştık ama ayrı bir branş olarak koşuda yaptık, bisiklette yaptık ama yüzmede hiç ayrı bir branşta yarışmamıştık.
Sadece yüzme etabının oldu.
Bizim için ilk defa böyle bir şey olacaktı.
Biraz heyecanlıydık açıkçası.
Evet. Dediğin gibi triathlonun alt dallarını ayrı ayrı yapıyoruz ama yüzmeyi ayrı ayrı ilk defa yapmak bu yarışa kısmet oldu.
Bu yarışta da 1500 metre ve 3000 metre olarak iki kategori vardı.
Biz aslında ilk önce ikisine de katılmayı düşündük.
Evet aralıkları vardı çünkü.
Evet sabah 3000 metre yüzüp öğlen 1500 metre yüzülebiliyordu.
Fakat sonra haftaya boğaz seçmeleri de olduğu için...
Gereksiz olduğunu düşündük böyle bir şey yapmanın, riske atmanın.
Aynen sakatlanmak istemedik birden yüklenip.
O yüzden 3000 metre yüzelim dedik ve kaydımızı gerçekleştirdik.
3000 bir de sabah oluyordu yani 8'de başlıyordu.
Diğeri 12'de başlıyordu.
Bir de sıcağı da kalmak istemedim ben.
3000'de yüzeriz, easy tempo yüzeriz.
Dayanıklılık gelişir.
Hem de İstanbul'da olması bizim için çok iyi.
Bavul hazırlanma derdi yok, konaklama ayarlama derdi yok, uzun yol yok.
O yüzden git yarış arabayla sonra dön.
Bizim için çok iyi oluyor böyle İstanbul'da yarış olması.
Evet şey de güzel bu arada.
Normalde kendimiz de herhangi bir gün gidip orada uzun yüzme yapabiliriz ama böyle hani 3000 metre gibi mesafeleri yüzerken güvenlik de biraz daha önemli oluyor.
İşte orada bazı tekneler vesaire olabiliyor veya işte zor bir durumda kalsak.
Yardım çağıracağımız biri olmayabiliyor.
Ama böyle bir yarış ortamında yarıştığımız zaman kendimizi daha güvenli hissediyoruz.
O bakımdan da yarışları seviyoruz aslında.
Bu arada yarış Caddebostan'daydı İstanbul'da.
O zaman yavaştan yarışa doğru geçelim.
Evet. Biz sabah geldik.
Bir yol kenarına bıraktık aracı.
Biraz erken gelmekte fayda var bu arada.
Çünkü anında doluyor her taraf.
Evet. Yarış saatine doğru çok hızlı bir şekilde bütün park yerleri dolmuştu.
Tabii bazen arabaya git gel yapmak da gerekebiliyor.
O yüzden biraz daha erken gelip daha yakın bir park yeri bulmak faydalı olabilir.
Evet bu arada drop back de vardı.
Yani oraya da bıraktık biz eşyalarımızı.
İlk geldik kit sırasına girdik.
Kit sırasında da şey sitede de zaten söylemişti tırnak kontrolü yaptılar.
Böyle tırnaklarımız kesildi mi ya da saatle yarışmak yasaktı.
Biraz ürkütücü değil mi hani tırnak kontrolü neye hazırlanıyoruz gibi.
Triatlonda mesela daha önce hiç.
Tırnak kontrolü. Bence triatlon da olmamalı.
Bence de. Orada daha çok da ek.
Bu arada gerçekten biri mesela tırnağını geçirdi bana yüzme sırasında.
Hatta böyle bir korktum yani.
Bildiğin elime geçirdi.
Böyle elim baya uzun bir süre acıdı.
Hani eğer tırnağı uzun olsaydı gerçekten kesebilirdi de orayı.
Yani boşuna değil gerçekten bu kontroller.
Bana şey dedi. Saat ile yarışırsanız diskalifiye olursunuz.
Hadi saattir bu tarz aksesuarlardır.
Onları da yasaktı.
Aslında saat olsa güzel olurdu.
P'sini görüyorsun ne kadar kilometreni.
En çok şeye üzülüyorum.
3000 metre ama kesinlikle 3000 metre üzmüyoruz.
Daha fazla üzüyoruz. Açıktan dönüyoruz akıntıyla falan filan derken.
Sanki 3000 metre hızımız 3000'e göre hesaplanıyor ama mesela 3200 yüzüyoruz gibi.
Sonra biraz sıra vardı bu arada.
Yani biz sıraya girdiğimizde daha da kalabalıklaşmıştı.
Uzun bir sıra olmuştu.
Oradan ilk başta adımızı yazdırıyoruz.
Bize kitlerimizi veriyorlar.
Bir sırtımızı, kolumuzu, numara yazıyorlar.
Tahta kalemi gibi bir şeyler.
Sonra çiplerimizi ayağımıza bağlıyoruz.
Kontrol de ediyoruz çipin çalıştığıda.
Ondan sonra yavaş yavaş drop backleri bıraktık.
Saatleri çıkardık vesaire.
Hazır bir şekilde. Isındıktan sonra da yavaştan alana yani start çizgisine doğru ilerledik.
Start 8.30'daydı ama biraz daha gecikmeye başladı.
Aynen 9'a doğru başladı. Belki sıra hala devam ediyorsa ondan olabilir emin değilim.
Biraz daha 9'a doğru başlattılar.
İşte biz ben birazcık daha şey yaptık.
Sol tarafa kaçtık.
Şimdi biraz da parkurdan bahsediyorum.
Nasıl olduğunu, dubalar nerede.
İlk duba biraz bizim start noktamızın 100 metre ilerisindeydi.
Yani biraz sağ tarafta kalıyordu start iskelesine göre.
Ondan hemen ileride bir duba daha vardı.
Sonra yan tarafında bir duba derken 4 tane duba var ve bunlar dikdörtgen şeklindeydi.
İşte bir tur atıyoruz hepsini sağımıza alarak.
Sonra ikinci turu yine sağımıza alarak atıyoruz.
İskeleye yakın olan Duba'yı sol taraftan dönüp bu şekilde bitiriyoruz.
Kestirme yapılmaması için son Duba'nın solundan dönüp bu sefer iskeleye gidiyoruz.
Şöyle düşünebiliriz. İskelede dururken bu dörtlü Duba sağ tarafınızda kalıyor.
İlk dümdüz yüzmeye başlıyorsunuz.
Birinci Duba'dan geçip ikinci Duba'ya gidip.
Direkt ikinci Duba'ya hedef alıp.
Sonra sağa dönüp üçüncü Duba tekrar sağa dönüp dördüncü Duba tekrar sağa döndüğümüzde birinci Duba'ya geri gelmiş oluyoruz.
Saat gibi dönüyoruz işte öyle diyebiliriz.
Biz işte biraz önlerde başladık bence.
Ortalarda başladık diyebiliriz orta ön.
Bu arada şeyden bahsedelim.
Efsu sıcaklığı falan gayet güzeldi.
Evet. Hatta hafif serin olması benim boşuma gitti sıcakta.
Evet. Ya serinlik de zaten böyle bir dakika falan sürüyor.
Aynen. Sonra hissetmiyor. Sonra hemen alışıyorsun.
Hava zaten sıcaktı.
Evet. Güneş kremi sürdük bol bol.
Dalga durumu da iyiydi.
Deniz dalgalı değildi. Evet.
Dalgası da çok güzeldi. Ama akıntı vardı.
Hani dalga yoktu ama akıntıyı yer yer hissettik.
Ben akıntıyı hissedemedim.
Birazdan anlatacağım neden olduğunu.
İşte start başladı.
Dalga dalga değil de böyle hurra diye bir start var.
Orada neden önlemlerin alındığını anladık.
Çünkü insanlar birbirinin üstüne atlıyor.
Sanki şey gibi Titanik batıyor.
Hepimiz atlıyoruz. O yüzden biraz soldan atladım.
Biraz açıktan atladım. Hatta Onur beni böyle kenara çekti.
Aslında yine dalga starttı.
Yani çok kişi olduğumuz için arkadaki ekipler de biraz sanırım küçük beklemelerle başlamış olabilir ama aynı anda bıraksalar bile kimse aynı anda atlayamaz değil mi zaten?
Ya şöyle. Çok fazla uzun süre oluyor.
Sıra dediğim yani beşer beşer beşer arka arkaya dizildik ama gidiyoruz.
Aynı anda gittik. Yani bizi elleri kolları açıp hani bekleyin yapmadılar.
Aynı anda gittik. Orada da şöyle bir durum var değil mi?
Hani sen herhangi bir bekleme zaten yapamazsın çünkü arkanda gelen onlarca kişi var dediğin gibi.
O yüzden eğer böyle hani panik yapacak olursanız mesela biraz daha kenar tarafta kalmak daha mantıklı.
Çünkü herkes iç taraftan yüzmeye çalışıyor.
Hani sol taraftan atlayıp.
Bir de ben şey yani çivileme atlamanın sıkıntılı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü tam sen çıkacakken biri üstüne atlayabilir.
O yüzden hani biraz daha balıklama, ileriye doğru atlama daha önemli.
Bir de atladıktan sonra hemen devam etmek, durmamak.
Aynen yani bir hop nefes alıp.
Orada hızlı başlamak gerekiyor.
O cürcünayı bir atlatmak gerekiyor.
Evet kesinlikle. Onur ama bak sana şöyle söyleyeyim.
Ben başladığımızda yani öyle...
Belki de birkaç tane vurdular ama hiç rahatsız olmadım.
Triatlondaki gibi olmadı diyorsun.
Aynen triatlondaki gibi. Hatta ben böyle birkaç tane vurmuş olabilirim.
Çünkü elimin altına geldi yani.
Orada bir kaos olabilir ya ilk atlamadan.
Ama şey belli bir böyle bir yüz metre sonra şey oldu böyle yalnızlaştım.
Tempom öndekiler gitti arkadakiler arkada kaldı.
Ya ben tempomla beraber benimle beraber yüzenlerle kaldım.
Yani aslında doğru bir konumda olmuşuz yani.
Ne çok yavaşların içinde olmuşuz.
Zaten sen önden gittin hemen.
Yani ben güzel bir tempoda ilerliyordum.
Seni nasıl oldu? Ya şöyle atladık ben de dümdüz devam ettim başladım.
Şey bir garibime gitti ilk saatim olmaması.
Hani saati spor yapmaya alışkın değiliz.
Ya tabii çok da bakmıyoruz aslında yüzerken ama kolumda olmaması bile bir garip geldi bana.
Doğru evet rahatla onunla bakmıyoruz.
Şeye bakıyoruz hani. Böyle Avusturya'nın exit varsa hani orada kaçta dakikada girmişim falan filan ona bakıyoruz.
Veya yüzmeden çıkınca aman kaçta çıkmışım diye bakıyoruz.
Ama böyle olmamasının bir garip bir psikolojik rahatlığını da hissettim.
Böyle şey gibi geldi.
Hani kolumda saat olmayınca sanki daha özgürüm gibi bir his hissettim bu arada onu da itiraf edeyim.
Böyle daha rahat bir kafa yapısıyla yüzdüm ve öyle bir garip bir durum oldu.
O şekilde başladım.
Ben de hani ilerledim belli bir tempoda.
Serin sular zaten ilk atladığımızda o hafif bir serinlik de hoştu.
Su güzeldi.
Evet o şekilde devam ettik.
Yani şimdi şöyle biz birinci Dubai'ye doğru yüzmüyoruz.
İkinci Dubai'ye doğru yüzüyorduk yani ileriye doğru yüzüyorduk.
Ve o kısımda şey başladı böyle hafiften.
Benim de gözlüğüm hani şey nispeten yeni yani camı cam gibi yani.
Gerçekten denizin tüm...
canlılarında görebiliyorum. Her şeyi görebiliyorum.
Küçük balıkları olsun. Tek tük deniz anıları gelmeye başladı ama böyle minnak minnak beyaz beyaz.
Hoşuma da gitti böyle tatlı tatlılar falan.
Böyle şey diyorum. Çen denize nasıl mı olacaksın çen falan.
Onlara böyle şey yapıyorum falan.
Sonra böyle acaba duydular mı beni?
Ne oldu falan. Böyle hani birden büyümeye başladılar.
Böyle gittikçe büyüyorlar falan.
Ya böyle büyüdükleri için ben de Atıyorum böyle elimle.
Ve sıklaşmaya başladılar.
Hayır bir de şey yani vuruyorum deniz analarına gitsinler.
Hayır veganım da yani. Bana gelmeyin ben veganım.
Zarar vermek de istemiyorum hayvanlara.
Ama kendim de bana zarar vermeliğini istemiyorum.
Daha sonra ya birden sayıları böyle birden ürediler Onur yani.
Birden çoğaldılar. Bu arada ilk 100-150 metre hiçbir şey yoktu.
Hiçbir şey yani çok tek tüktür belki.
Hiç hatırlamıyorum ben de. Böyle ikinci Dubai'ye yaklaşırken değil mi?
İkinci Dubai'ye yaklaşırken evet.
Takri ben 100-150 metre veya 200 metreye yakın bir şey yüzdük.
Ondan sonra böyle yoğunlaşmaya başladı.
Ama şöyle söyleyeyim.
Ben artık denizde deniz canlısı göremiyordum.
Her taraf beyaz beyaz böyle büyük büyük deniz anaları.
Bir de böyle... vatuslarını açmış bir şekilde şey yapıyorum.
Yani böyle sağım solum bızıt bızıt bızıt oluyor ama yani çok da bir acı olmuyor.
Ama tiksildim artık böyle.
Sen böyle aa ne kadar tatlılar derken birden rahatsız olma durumunda geçtin.
Evet. Her şeyin fazlası şey işte yani.
Mesela köpek görünce de sokakta aa ne kadar tatlıymış diye kendini seviyoruz ama bir köpek sürüsü gelse o kadar tatlı değiller ya.
Hani korkarsın.
Ben gerçekten artık böyle korktum, tiksindim.
Ya bir de şey şimdi 3000 metre yüzeyde, 3 kilometre.
Ya bana bir an bütün deniz 3 kilometre boyunca böyle olacak gibi geldi.
Yani böyle artık dayanamayacağım.
En son bir de kulaç atıyorum.
Böyle bir tane deniz anasını içine soktum.
Böyle parmağım bızıtlandı.
Artık böyle yumruk atıyorum yüzü ya.
Böyle iyice yavaşladım böyle.
Panik içerisindeyim.
Sanki hepsi bana doğru geliyor.
Bak hatırlayınca bile şey oldu.
Ya ben bir böyle korkmaya panik ataklık başladı yani.
Bir de senin bilinçaltında da şey var değil mi?
Daha önceden bu Deniz Anası vakası geçirmiş birkaç fotoğraf falan görmüştüm.
Evet ya biz daha önce de mesela Ironman'da 1.9 yüzdük.
Yani işte İstanbul Triathlon'da İstanbul Boğazı'nda 2.3 yüzdük yani.
Hep oralarda yüzdüğümde hani tek tüktü.
Vardı. Ama çok rahatsız etmiyordu.
Ya da çok kısa bir bölgede çok vardı.
Hani beni o kadar şey yapmıyordu.
Ve bu yarışlarda yarışanların böyle deniz anası sokmuş resimleri aklıma geldi.
Böyle gözü şişmiş. Böyle buraları, kolları kabuk bağlamış.
Ya ben bir de haftaya da şey seçmeleri var.
Boğaz seçmeleri var.
Yani böyle başıma bir şey gelecek diye de korkuyorum.
Ya ne olur falan. Hani gözüm şişerse, ayağım şişerse.
Zaten ayaklarım böyle yanıyor artık böyle.
Beni... Şey yaptılar üstüme üstüme gelmeye başladım.
Sen direkt panik moduna girdin.
Aynen ben dedim böyle haftaya ne olacak falan.
Hani başka yarışım olmasa belki şey yapabilirim ama bir an o yarışım için de endişelendim.
Ya ben böyle artık şey oldu.
Korku beni esir aldı.
Çok korkmaya başladım yani.
Böyle korkunca da ne olur. Sanki sayıları iki katına çıktı.
Hani hepsi bana doğru geliyorlar gibiydi.
İlerledikçe sıklaşıyorlar zaten.
En son böyle yine kendimi tutuyorum.
Bir şekilde ilerlemeye çalışıyorum.
Yani ve şey oldu böyle.
Suda beyaz renkli değil de böyle daha koyu renkli bir şey gördüm.
Kahverengi gibi. Yani tam hatırlamıyorum panikli.
Hani şey yapmıyorum. Ben onda çığlığı bastım artık.
Hani dedim bu beni alır götürür yani.
Bu beni bir yerime şişirir.
Hani çok da biraz korktum.
Hemen elimi çıkardım.
Hani alın beni falan diyor böyle.
İmdat. Böyle millet de bana bakıyor falan.
Deniz anası. Şu an gülerek anlatıyor muyum ben?
O an çok paniktim. Hayatının şokunu yaşadın.
Ya böyle şey imdat falan yapıyorum.
Yanımdakiler şey panik yapma panik yapma falan diye.
Başka bir şey. Bu ne kadar çok deniz anası.
Her yerimi soktular falan.
Herkes isyanda. Yani o grup isyandayız.
Aslında herkes aynı şeyi düşünüyor.
Kimse bir şey demiyor. Sen bağırınca iyice onların da açığa çıkıyor.
Onlar da kırıldı yani. Belki bir şekilde devam edeceklerdi ama çığlık çığlığı bir kız var.
Yani orada kırıldı.
Ben tekneye saldım. Bir de böyle durumlarda hani bırakacağın zaman boneni ve gözünü çıkarıp sallaman gerekiyor.
Ben o an panikle hiç hatırlayamadım bunu.
Ellerimi kollarımı yapıyorum.
Gelsenize buradayım.
Beni sokuyorlar. Onlar da boğuluyorsun sanıyorum.
Aynen. Bir de karşımdaki bota yapıyorum.
Sonra gelmiyor bir türlü bot tamam mı?
Fark etmediler mi?
Fark etmediler zannettim. Sonra böyle bir şey dokundu tamam mı bana?
Bayağı çığlığı bastım.
Sonra biten dalgıç gelmiş.
Tamam panik yapma. Diğer bot gelmiş.
Arkamdaki bot gelmiş bana yakın olan.
O bot gelmemiş. Sonra şunları al şunları al bana değmesin.
Tamam sakinim falan filan deyip böyle hani deniz analarını itekliyor falan böyle.
Bir şekilde işte beni tuttu.
Bota yerleştirdi.
Bota bindim ve havlu verdiler falan.
Orada deniz anası manzarasını gördün mü yukarıdan?
Yok ben ya şeye oldum.
Şimdi Onur hani normalde şey böyle hani yarış bırakmak ya istemeyen biriyim.
Hani pes etmeye acıya dayanırım.
Hani Mozart'ta 15 kilometre mesela acılar içerisinde artık.
Yürüdüm yani koştum.
Evet 44'ün son 15'i gerçekten yürüsen bile devam ettin.
Yani acıya alışkın hani bırakmak istemiyorum.
Hani artık belli bir yarış tecrübesi oldukça hani bırakmama kasların gelişiyor.
Yani pes etmeme kası. Ya böyle şey oldum.
Bir tane panik gülüm var.
Bir tane de şey yarışçı gülüm var.
Sen şu an bıraktın yarışı falan.
Farkında mısın falan? Sen pes et falan diyor.
Onur'a ne diyeceksin? Onur'u...
Öldür, öldür, öldür. Çok üzüldür.
Ya şöyle bıraktığımı inanamadım ama bir tarafım da panik taraftı.
Sen Deniz Analarını görmedin mi?
Neler var? Ya soksalar diye haftayı böyle kafamda sürekli kaybedeceklerim aklıma geldi böyle.
Hani o şeyle. Böyle biraz şey oldu.
Hani olayın içindeyken pes etmekten başka bir çare olmadığını düşünüyorsa ama o zorlukların dışına geçtiğinde ya niye bıraktın ki yolu?
Aslında devam ederken. Aynen yani bu.
Tamam kahverengiyse kahverengi falan hani böyle şey.
En fazla yakar falan. Yakardım.
Bu sefer de diğer taraf konuşuyor.
Hani falan ya tabii böyle düşünüyorsun ama gene bottan indikten sonra düşündüm.
Bot sırasında şey oldum bir daha aslında burada yüzmeyeceğim.
Deniz anaları yeni fobim falan böyle hani bunlar oluşmaya başlamıştı.
Böyle gittikçe rahatladıkça falan böyle hani duşumu aldım bir şeyler yedikten sonra.
Güzeldim be gülün falan böyle oldu.
Hani o psikoloji gerçekten çok bambaşka.
Ya bunu yaşaman gerekiyormuş.
Aslında şöyle düşün mesela kediden korkan bir sürü insan var.
Bizim tanıdığımız insanlar bile var.
Hani kedi değil mi? Yani kediden korkulur mu diyorsun.
Ama insan hani psikolojik travma daha önce ne yaşadı?
Nasıl bir psikolojik durumda bunlar olabiliyor.
Dolayısıyla deniz anası da bir iki deniz anasından bahsetmiyoruz bu arada.
Şu an bizi dinleyenler eğer...
O gün o yarışta yüzdüyseler bizi daha iyi anlayacaklar veya benzer bir durumda kaldıysalar.
Gerçekten böyle deniz anasından başka hiçbir şey görünmeyen binlerce deniz anasına dokundum.
Senin şu koltuk altların yanmıştı.
Her yerim yandı benim de.
Yani gerçekten normal bir durum değildi.
Ve hani insan mental olarak da hazır değil de böyle bir şey beklemiyor.
Ya istila ya. Hani düşünsene onu.
Ya benim için şey gibi.
Hatta sana da anladım.
Ya böyle düşün kuyuda yılanlar var tamam mı?
Hani yılanlarla atılmış bir kuyuda çıkmaya çalış.
Hani şey mesela işte treyi koşarken yılan görüyoruz bir tane.
Hani hemen atlayıp geçiyoruz.
Benim yılan korkum hani bir tanesinden korkmam.
Ama bir yılan sürüsüne denk gelirsem.
Korkmalıyım bence yani insanın.
Veya arı için mesela bir arı geldik devam edersin.
Paniksen çiçekten bal aldı dersin geçer misin?
Evet ama düşünün arı üretim testinin içinden koşuyorsa sallıyorum.
Kaç yani? Yani bu küçümselecek bir şey değil bu olay.
Ben sana şöyle söyleyeyim.
Bir daha o denizde yüzmek istiyorum yani.
Bu korkumun... Zaten şeyi çok seviyorum.
Mesela insan böyle yapamam dediğinin üstüne yaptıkça...
Hatırla ilk ben koşuya başladığımda ben 10 kilometre kuşamıyordum mesela.
Benim için çok zor bir şeydi 10 kilometreyi tamamlamak.
Yani hiç durmadan tamamlamak.
Şu an neler koşuyoruz, neler yapıyoruz.
Bu da böyle bir şey.
Tiksiniyor muyum? Hala tiksiyorum.
Ben zaten iğneden korkam.
Yani böyle zor alışmış bir insanım iğne yaptırmaya da falan.
O şey deniz anası sokması hani o iğnelerini bırakıyor sonuçta.
Ve o fobimi de tetikliyor aslında.
Yani ben yine bir iki üç tanesine okeyim.
Ama böyle bir sürü şeklinde.
Yüzlercesi. Ve bir de şey yani bir tarafımı sokacaklar.
Yani haftaya yüzme yarışına giremeyeceğim.
Etkileneceğim antrenmanım falan.
Biraz da bunlar beni korkuttu.
Bu arada bilemeyiz. Mesela belki de 3000 metre yüzerken sakatlanacaktın, omzunda bir şey olacaktı.
Yani her şeyde bir hayır vardır.
Böyle çok da büyük bir şey kaybetmedik.
Bu da bir tecrübe oldu ama sonuçta.
İyisiyle kötüsüyle bir tecrübe oldu.
En azından bir daha böyle bir durumda karşılaşırsan mental olarak en azından daha hazır hissedeceksin kendini.
En azından şöyle bir durum olacak yani.
Bu deniz anası bütün deniz boyunca olmayacak.
Belli bir bölgede. Bence seni o kırmış.
Şunu düşünseydin belki kendini ikna ederdin.
Evet tamam çok kötü bir durumdayım ama örnek veriyorum 100 metre 200 metre bu bitecek tüm deniz böyle olamaz diye aklına gelseydi devam edebilirdin.
Ama öyle bir durumdayken 3000 metre boyunca bunlar arasında yüzeceğim şeklini düşününce daha insan.
Ya bir de şey oldu hani iki tur atıyoruz ya ben bir daha buradan geçmek istemiyorum.
bunu geçsem bile insan şey oluyor ya bir de şey de vardı mesela ben çıktıktan sonra bu arada ilk ben çıkmışım yani bayraktan da ve şeyleri gördüm böyle yüzücü insanlar böyle kaslı
yani böyle şey giymişler hani yüzücü mayosu giyenler Böyle gözü sargılı olan var.
Ayağı sargılı. Yani kafaya oynayacak kişilerden bile bırakanlar olmuş.
Yani kaç kişi öyle gördüm?
Çok kişi bıraktı. Yani 20'nin üzerinde kişi bıraktı.
Ve birkaç kişi de yaralandığı için de bıraktı.
Hani benim gibi korkuttu. Bayağı yaralanmış bıraktı.
Mesela bir tane böyle birinci geliyor zannettik.
Çocuk ilk turu bıraktı geldi falan böyle.
Her tarafı şey hemen revire koşuyor.
Yani istilada bayağı kişi de yaralandı.
İkinci Dubai'ye ne kadar yakındın bıraktığında?
Çok yakındım aslında.
Onu üzüldüm.
İkinci Dubai'den döndükten sonra çok kısa bir süre sonra böyle atıyorum 50 metre 100 metre sonra.
azalıp bitiyordu. Sen aslında bir çoğunu geçmişsin.
Bilseydin mesela az sonra biteceğini muhtemelen devam ederdin.
Ama şöyle bir durum da var.
Mesela ben ayaklarım falan bayağı yandı.
Yani çıktıktan sonra da hep böyle sildim şey yaptım.
Yani acısını hissettim.
Bir de ben şimdi orada bir kaptım ya rahatsız olduğum şey.
Belki de bir zarar da verebilirdi bana da zarar verebildi belki de yani çıkmam gerçekten bu haftaya olacak yarış içinde en iyisi oldu bence yani tabi bundan sonra katıldığımda hani o
kafa olarak hazırım yani sürümü Gelsin yani bir şekilde.
Ben o korkumu yenmek istiyorum.
Önemli olan bu zaten. Bilmiyorum başka deniz canlılarına hazır mıyım bilmiyorum ama deniz anasını mental olarak yapmak istiyorum.
O başarılı bir şey.
Senin için bir challenge oldu bu artık.
Mesela MW Challenge'da da çok soğuk bir günde ekip otelimi geçirmiştim.
Onu da sonra...
çözdün ve bir sonraki yıl kürsü yaptın hatta aynı yarışta.
Bu da senin için bence bir challenge olacak.
Bir sonraki yarışında karşılaştığında geçen yarış aklına gelecek ve devam edeceksin.
Artık şey oldu ya bu tarz zorluklar beni şey yapmaya başladım.
Yeni bir challenge. Bu işin bir parçası aslında.
Kendimi keşfetme. Böyle artık bu zor.
Ya ben normal, masa başı, tam zamanında çalışan bir mühendis olarak şu an Deniz Hanımlarıyla mücadele edeceğim.
Bu benim için çok...
Hayatında güzel bir renk değil mi?
Aynen yani. İki günüm var anlatabiliyor muyum?
Bir böyle macera perest.
Böyle bazen kendini süpermen gibi hissediyorsun.
Sabah ofiste çalışıp.
Veya şey çok kötü oluyor ya.
Sabah beşte altıda atıyorum.
Ormana gittik. Bir iki saat koştuk.
O ağaçların arası falan.
Böyle müthiş bir şeyler yaşarken hızlı bir şekilde gelip duş alıp böyle işe gidip bilgisayara oturuyoruz.
Bir dakika ya ben az önce neredeydim falan böyle ortam geçtiğinde ayak uyduramıyorsun yani.
Bu insanlar kim falan böyle.
Ya böyle doğa böyle yemyeşil rengarenken birden böyle gri masalarda çalışıyor.
Ya gerçekten bana da oluyor böyle.
Hadi hemen senin yanına geçiyorum.
Onur biz sabah koştuk falan.
Bu sabahtı değil mi falan.
Evet. Güzel bir hayatta böyle renklilik, farklılık olması çok güzel bir şey.
Umarım böyle yine kendimizi keşfedeceğimiz şeyler olur.
Yani diye umuyorum.
Yani şöyle düşün. Eğer hiçbir sıkıntı olmasaydı, havuzda yüzer gibi yüzüp çıksaydın çok da bir olay olmayacaktı.
Ama mesela şöyle.
Trail'de de aslında trail'ini de neden seviyoruz?
Orada da bazı challenge'lar var ya hani mesela düz yol koşusundan farklı sürprizler olabiliyor.
Orada mesela teknik zemin çok farklı olabiliyor.
İşte yokuşlar daha fazla olabiliyor.
Veya orman şartlarında hani rüzgarlar, yağmurlar, sıcak, soğuk vs.
Aslında hani biz de yüzmede bu tarz şeylerin olduğunu da fark ediyoruz.
Mesela örnek veriyorum akıntı var.
Akıntıya karşı yüzüyorsun.
Dolayısıyla sanki şey gibi oluyor böyle yokuşa karşı koşmak gibi oluyor.
Bir de kafada o bağı hızı hesaplaman gerekiyor.
Yani dümdüz koşmuyorsun.
Şey gibi düşün koşucuların persektifinden bakarsan bir yol var ama sen o yola girebilmek için başka yoldan gitmen gerekiyor.
Çünkü sürekli rüzgar seni itiyor gibi düşün.
Bizim rüzgarımız da burada akıntı aslında.
Aslında burada bağı hız işin içine giriyor ya.
Ya havacılıkta da var bu konu.
Mesela işte uçakların yer hızı diye bir şey var.
Bir de gerçek hava hızı diye bir şey var.
Gerçek hava hızı şu hani uçak bir taraftan giderken rüzgar da ona doğru geliyorsa bağlı olarak aslında hani daha yüksek bir hız olmuş oluyor.
Ama yer hızına baktığınız zaman daha farklı oluyor.
Mesela şöyle şeyler vardır ya.
Bazı videolar vardır. Uçak böyle havada asılı kalmış gibi.
Aynı yerde duruyor gibi görünür dışarıdan.
Ama aslında çok şiddetli bir rüzgar vardır.
Aslında belli bir hızla uçuyordur.
Evet. Onun gibi hani yüzerken de aynı şeyi aslında hissediyorsun.
Bir de mesela akıntının hangi yönden geldiğini de nereye savrulmayı...
hesaplaman gerekiyor.
Hani ben az önce buradan bakıyordum.
Şimdi bu tarafa gitmişim. Demek ki akıntı burada.
Ben bu sefer ona tam tersi yüzmem lazım.
Hani ben rotamı 90 derece çevirdiğimi de hatırlıyorum kendime.
Hani dikine gittiğimi de hatırlıyorum.
Sırf o dubaya dik bakabilmek için.
Evet. Yani aslında şeyi de benziyor mesela.
İşte trailde yön bulma olayı vardır ya bazen.
Böyle atıyorum harita vardır ama eğer işaretleme mesela çok iyi olmasa düşünmüyorsan.
Yol çatal ikiye ayrılıyor.
Haritadan hani o yoldan gitmen gerektiğini görüyorsun ama.
Hangisi olduğunu anlayamayabiliyorsun veya işte patikalar kayboluyor.
Bazen böyle ormanın içinde ilerliyorsun vesaire.
Yön bulma yeteneğini de kullanman gerekiyor.
Yüzüme de gerçekten dümdüz şuraya doğru yüzüyorum değil.
İşte akıntı ne tarafta, dalga nasıl, duba nerede onu göreyim.
Aynı anda müthiş bir challenge var orada.
Bir de bizim dubalılar var.
Hani bazı işte boğaz geçmede mesela duba da yok.
Hani biz böyle bir kerterez belirlememiz gerekiyor.
Oradan gitmemiz. Hani yol...
Tam şey değil. Hani en azından burada Duba vardı.
Bir de şey var. Mesela Duba'ya sen de demiştin.
Nereden bakarsan bak, dik bakıyorsun aslında.
Hani bir daire gibi çevresindesin çünkü.
Daireden yarı çap hep dik.
O yüzden hani o...
Navigasyonu, o yön pusulanı çok iyi kafanda şey yapman lazım.
Kesinlikle. Bu da tecrübeli bir şey aslında.
O yüzden mesela birçok dubalar arası hani sıfır geçsen 3 kilometre.
Ama sıfır geçemediğin için hani 3.5'a çıkıyor.
Hatta yine sıfır geç diyelim ama akıntı sana karşı çalışıyorsa sen aynı yani yer hızı olarak yani yukarıdan bakarsan yine yer hızı olarak 3000 metre dönmüş olsan da aslında gerçekte...
Hani şey havuzlar var ya böyle.
Havuzlar mesela su akıyor.
Kişi aynı yerde yüzüyor ama su akmaya devam ediyor.
Drenç havuzları gibi.
Mesela yani onun gibi düşünebiliriz.
Dolayısıyla denizde de gerçekten hep bir bilinmezlik var.
Hep bir macera var. İşte su sıcaklığı bazen sıkıntı oluyor.
Bazen deniz canları sıkıntı oluyor.
Bazen dalgalar sıkıntı oluyor.
Bazen akıntılar sıkıntı oluyor.
Bazen gözlüğünde bir problem çıkabiliyor.
Ve hani... Şey mesela büyük sıkıntı.
Trail koşarken yokuşta çok yoruldun.
Tamam dur. Dinlen bir soluklanmaya devam et.
Suyunu iç falan. Ama denizde çok yorulduğun zaman duramayabiliyorsun.
Çünkü akıntı bazen çok şiddetli oluyor.
Sen durduğun zaman seni birkaç dakikada alıp bambaşka bir yere atabilir.
Öyle bir lüksün yok o yüzden.
Belki o durduğun süreyi tekrar geri yüzmek için dakikalarca yüksek eforda yüzmen gerektiğini bildiğin için duramıyorsun.
O yüzden hani... Koluma, bacağıma kramp girdi bir şey oldu.
Konusu biraz sıkıntı.
Bir de mesela atıyorum Allah korusun kalp krizi geçirdi ve o tarz bir tansiyonun oynadı bir şey oldu.
Hani koşuda durursun bir kenarda yine soluklanırsın.
Kendine giyenmeye çalışırsın.
Ama burada öyle bir şey de yok yani.
Belki normalde ölmeyeceksin ama boğularak ölüp gidebilirsin.
Ama şey çok güzel. Mesela koşuda böyle bir şey yaşadın.
Hani seni bulmaları etmeleri zor.
Hani onun da o tehlikesi var.
Ama burada seni sürekli sahil güvenlik gözlüyor.
Bir sıkıntı var mı? Ya da kenarında insanlar var.
Yani bir el yaptığında hemen seni sudan alan bir ekip var.
Yani yarışın güzelliği de bu.
Ama koşuda ya belki dağın başındasın.
Ama koşuda da şimdi şey var.
Telefonla organizatörü arıyorsun.
Geliyorlar seni alıyorlar. Ama tabii telefonu çekmeyebilir vesaire de ben şahsen dağın başında tek başıma kalmayı tercih ederim.
Açıkçası suda problem yaşamaktansa.
Ya ben suda kurtarılmış biri olarak da yani çok hızlı hareket ettiler.
Gerçekten buradan da aynı ekibi şey yapıyor.
Burada şey de güzel işte mesela parkur 1500 metre çarpı 2.
Evet. Bu arada onu söyledik mi bilmiyorum.
Söyledik. Evet iki tur atıyoruz.
Bu da şey oluyor. 3000 metrek bir parkur olsaydı kontrol etmeleri gereken alan daha uzun.
Bir problem yaşasan geri dönmek daha zor vs.
O yüzden ne kadar küçük bir parkur olursa güven bakımından da o kadar iyi oluyor.
Bir de şey de var mesela.
Orada sen dedin ya durma löküsümüz yok akıntı bizi götürebilir.
Akıntının olmadığı yerde belli hissettin.
Hani orada bir kafanı çıkar bir sakinliğe olabilir.
Ama şey mesela hani herkesin böyle hıncı hıncı gittiği bir yerde durmak çok zor oluyor.
Bir de sürekli normal havuzda yüzme gibi de değil.
Yönünü bulmak için kafanı çıkartıp gözünle bakman lazım.
Hani hesaplaman lazım.
Hani mesela yüzerken ne düşünüyorsun falan hani yarışlarda ne düşünüyorsun?
Ya o kadar çok şey düşünüyoruz ki.
Hani şunu şuradan kafamı çıkardım attım nefessiz kaldım şu sağ kulaj adım şurada bir adam var onun draftına gireyim.
Kafa sürekli böyle çık çık çık çalışıyor birden parkur bitiyor zaten.
O yüzden yarışlarda yarışmayı da çok seviyoruz.
Bu yarış da çok güzel oldu bizim için.
Böyle yüzme yarışlarına katılmayı sadece bu anlamda katılmayı da istiyoruz.
İleriki programlarımızda inşallah Boğaz Geçme olsun, Çanakkale olsun.
Bu sene bunlara katılacağız.
Evet. Şimdi yarışa devam edelim benim taraftan.
Ben de deniz analarının arasına girdikten sonra şöyle oldu ben.
Hani 1-2-3-5-5-10 derken yani bir baktım.
Bu bir deniz anası istilası yani.
Deniz anaları böyle her yerdeler.
Başka bir şey göremiyorsun.
O hale gelmişsin. Bir kulaç atıyorum mesela hani çekeceğim ya kolumu.
Avuç avuç deniz anası geliyor elime.
Her kulacımda avucumda bir deniz anasıyla geliyorum.
Çünkü deniz anası olmayan bir yer yok.
Sürekli bir yerlerime değiyorlar.
Çok rahatsız edici yakmaya başladı bazıları vesaire.
Gerçekten çok zordu.
Orada işte çözüm bulmaya çalışıyorum.
Hani mesela birinin draftına gireyim.
En azından draftındayken belki daha az deniz anası gelir.
O daha kötü oldu çünkü draftına girince köpürüyorsun ve önünü göremiyorsun ya böyle çat diye bir tane çıkıyor yüzüne çarpıyor koluna çarpıyor.
Hani önceden en azından önün boşken böyle gelen deniz anasını görerek onunla bir mücadele halindesin.
Drafttayken görmediğin deniz analarıyla mücadele halindesin suyun içini tam göremediğin için.
Dolayısıyla yani baktım kaçış yok ama orada bana mental olarak şey biraz güç verdi.
Herkes burada ya. Herkes bu problemi yaşıyor benle birlikte.
Ben yanıyorsam yanımdaki de yanıyor.
Herkes devam ediyor bir şekilde.
O böyle hani mesela şöyle olsaydı hadi biz bir yüzme antrenmanı yapalım bugün deseydik ve böyle bir denize girseydik kesinlikle yüzmezdim net yani.
Hani geri çıkardım yani.
Ya kıyıda yüzerdim ya başka bir yerde yüzerdim ya da yüzmezdim.
Normal yüzülecek gibi değildi çünkü.
Ama işte böyle bir grup deli atlamış herkes aynı şeyi yapınca insan bir cesaret buluyor.
O bakımdan devam ettim.
Sanırım benim orada bağırmam birçok kişinin cesaretini kırmış olabilir.
Benden sonra da o bırakanları sayısı artmış olabilir.
Değişik bir psikoloji orada evet.
Sonra geldim ikinci dubayı da geçtim.
Sonra devam ederken ben de içimden hep şey bekliyorum zaten.
Evet bitecek, birazdan bitecek, birazdan bitecek.
Kendimi bir de öyle kandırıyorum.
Sonunda bir baktım seyrenmeye başladı ve...
Azaldı ve bitti. Ondan sonra devam ettim.
Şimdi şöyle bu hani dubalar dikdörtgen dedik ama böyle tam dikdörtgen de değil aslında biraz daha yamuk gibi.
Şimdi dubadan sağa dönüyoruz.
Şimdi herkes aynı yerden dönüyor mesela.
Dubaya sıfır döndüğümüzü düşünelim.
Ve karşıda da diğer duba gideceğimiz dubayı görüyoruz.
Şimdi az önce senin de dediğin gibi dubayı karşımda görmek birinci kural.
Ama yeterli bir kural değil.
Sadece Dubai'yi karşısında görmen yetmiyor.
Çünkü sen akıntıyla birlikte kayabiliyorsun.
Ya ben biraz daha bunları tecrübe ettim.
Aslında bu bildiğimiz bir bilgiydi.
Mesela en büyük yanlış şu olur.
Hiç bakmadan yüzmek.
Böyle bir kere Dubai'ye bakarsın.
Sonra bir daha bakmayıp sanki havuzda gibi yüzmeye devam edersin.
Sonra kafayı bir kaldırırsın.
Bambaşka bir yere kaymışsındır.
Ben bunu ilk mudanya triyatlarında yaşadım.
İlk denizde şey ama.
Ben havuzdaki gibi yüzdüm.
Şöyle söyleyeyim. Kimse sana söylemedi böyle bir şey olduğunu.
Ve çok dalgalıydı zaten.
Hani böyle dalga elevasyonunu alıyorduk yani.
Havaya atıyorduk. 750 metrelik parkuru ben saatim vardı 1400 metre yüzmüşüm.
Öyle söyleyeyim sana. Neyse onu ayrıca anlatalım.
O ayrı bölüm konusu olmalı bence.
Kesinlikle. Yani orada tecrübe ettin bunu.
Evet ya ben bakmadan yüzülmemesi lazım.
Hatta birçok böyle yüzenlere bakıyorum.
Hep böyle karşıya bakıyor.
Böyle bir yükseliyor alçalıyor.
Yükseliyor alçalıyor. Evet dolayısıyla birinci kural bakmak.
Evet. Ben mesela o kuralı uyguladım ama bakarken.
Şunu fark ettim. Şimdi her kulaçta veya birkaç kulaçta bir bakıyorum.
Her zaman Duba karşımda.
Ama böyle biraz yüzüyorum bir bakıyorum.
Duba karşımda ama bütün herkes atıyorum benden 50 metre daha içeride yüzüyor.
Ben daha dışarıda yüzüyorum ama hala Duba'ya karşı bakıyorum.
Biraz daha devam ediyorum. Duba'ya iyice yaklaşmışız.
Bir bakıyorum bütün millet işte 100 metre içeriden Duba'ya doğru giderken ben hala Duba'ya karşı bakıyorum ama çok dışarıda kalmışım.
Hani dolayısıyla Dubai'ye bakıyorum ama o anki akıntı beni dışa kaydırmaya devam ettiği için Dubai'ye bakıyor ve oraya doğru yüzüyor olmamın bir anlamı olmuyor aslında.
Yani rotayı kaçırmış oluyorum.
Bunu ben biraz tecrübe ettim bu yarışta.
Dolayısıyla hani 2.
Dubai'den 3. Dubai'ye giderken baya bir dıştan almış oldum.
3. Dubai'den 4. Dubai'ye giderken de aynı şey oldu.
Hani bu aslında nispeten bildiğim bir bilgiydi.
Hani bir sürü triyapta onda da bunları tecrübe ediyoruz ama burada herhalde akıntı biraz daha etkiledi beni.
Ve ilk turda ben bunları ciddi bir şekilde fark ettim.
Ve benim için şöyle bir güzel oldu bu yarış.
Hani bir eğitim gibi oldu.
İlk tur birçok hata yaptım bu konuda ve 1500 yüzlümem gerekirken belki 1800 yüzlüm örnek veriyorum.
Ama ikinci turda da hemen bunu düzeltmem için bir fırsat olmuş oldu.
Hani araya yarış girip başka bir gün bu tecrübeyi kullanmak yerine direkt o an...
Daha 5 dakika önce yaşadığım tecrübeyi ikinci turda uygulama şansım oldu.
O benim için çok iyi oldu.
İkinci tura çıktığımda bu sefer hep kendime şunu dedim.
Evet Onur bu sefer Dubai'ye bakmayacaksın sadece.
Akıntı yönünü tahmin edeceksin.
Akıntı yönüne doğru mesela tam Dubai'ye değil de biraz daha Dubai'nin iç kısmına mesela atıyorum.
Aynen akıntıya göre Dubai'ye değil de Dubai'nin biraz daha sağ tarafına hedef alıyorum.
Ama aslında Dubai'ye doğru gitmiş oluyorum gibi bir şey.
Aslında bildiğim bir bilgiyi...
Tekrar bir pratiğe dökmüş oldum.
Öyle olunca da baktım aslında çoğu kişiyle aynı parkurda kaldım bu sefer.
Çok fazla açılmadım. Ve ikinci turu çok daha böyle içeriden dönmüş oldum.
Çok daha olması gerektiği gibi.
Bazen teorik olarak bildiğimiz şeyi pratikte uygulayınca anlayabiliyoruz.
Normalde biliyoruz şey olmuyor ama o an onu yaşayıp deneyimleyip onu yapmak gerekiyor.
Bazı bilgiler böyle kalıcı oluyor.
Kesinlikle ben de onu yaşadım.
İki turlu olduğu için benim için güzel bir eğitim oldu yani.
Eğer süre tutsaydım kesinlikle ikinci turum daha yorgun olmama rağmen daha hızlı çıkardı diye düşünüyorum.
Sonra şey de güzel oldu şimdi ikinci turum bitiyor.
Son Dubai'ye doğru bu arada şey kötüydü ya dur onu atlamayayım.
İlk tur bitti yine şey diyorum yine o deniz aralarına gireceğim şimdi falan.
Ama bu sefer şeyi biliyorum ya şurada başlıyor şurada bitiyor.
Hani onu bilerek böyle devam ettim.
Hala var mıydı deniz aralarında?
Aynıydı yani hala aynı şekilde vardı.
Ve şey mesela normalde hani sakin bir pace ile yüzüyorum ya.
Yani orada böyle ister istemez insan hızlanıyor ve şey kendini böyle biraz daha suyun üstünde tutmaya çalışıyorsun.
Böyle o yüzden daha da hızlı kulaç atmaya çalışıyorsun.
Bir dengem bozuluyor bir kötü oluyor yani.
Ama işte o da yarışın bir parçası artık o şekilde.
İkinci turda da kendimce bir şey düşündüm yani.
Deniz anaları bitti yani tamam yarış bitti gerisi kolay falan diye düşünüyorum.
Öyle şey gülün ne yapacak acaba falan.
Bu arada ya bir şey itiraf edeyim mi?
Ya o kadar böyle sıkıntılı bir durum ki.
Bir de şey yani yorucu da sonuçta.
Yani bir saat civarında suda kalmış oluyorsun.
Bir de ben senden daha çok gülüyorum sanırım.
Böyle arada şu aklıma geliyor.
Gülün ne yapıyor acaba falan diyorum.
Böyle bir taraftan diyorum of ya bitmesine daha çok var falan.
Sonra diyorum ya gülün yerinde olsaydım daha fazla yüzüm ben böyle çıktı.
Şu an daha ilerideyim falan. Böyle beynim kendimde oyunlar yapıyor.
Bunu kullanarak. Bu çok Allah'ım gerçekten.
Bir taraftan da şey düşünüyorum ama.
Ya Gül'ün ne yaptı yani? O biraz daha yavaş yüzüyor.
Bir taraftan sana üzülüyorum.
Ama hani insanın içinde böyle bir şeytan, melek ve şeytan var ya.
O şeytan da susmuyor yani.
Biraz onu da hissettim.
Beni ne kadar sevmen gerçekten.
Hadi sen bu şekilde motive alıyorsun.
Benim motive düşüklüğüm çok normal değil mi?
Onur nasıl olsa burayı hızlı yüzmüştür bana.
Bana sürekli deniz alanlar içerdi.
Ama yapacağım. İşin şakası.
O şekilde ikinci turu da bitirdim.
Böyle son luba'ya yaklaşırken bir de şöyle ikinci turda bak şimdi şey de güzel oldu.
İlk turu atarken hep dıştan aldığım için daha hızlı yüzdüğüm kişiler doğru rotadan gidip beni geçti.
Yani bunu net bir şekilde gördüm.
Ama ikinci turda rotamı daha iyi tutturduğum zaman bu sefer baktım abi grupla gidiyorum.
O grupta yavaş yavaş ilerliyorum.
Geçiyorum. Hani o da beni bir motive etti yani.
Sona doğru baktım yine hep bir grubun içindeyim ve hani o grubun içinde ilerliyorum yani.
Hızlanıyorum vesaire. Turun sonuna doğru tempomu daha da arttırdım.
Son duba'ya doğru. Özellikle son duba'ya yaklaşınca böyle daha da arttırdım.
Son duba'dan döndük böyle 50 metre 100 metre bir şey var.
Orada bildiğin sprint attım.
Hani o... 3000 metrenin üzerine baya benden başka sprint atan yoktu etrafımda.
Belki biraz bitirme süremle de alakalı olabilir tabii de.
Ve çok sağlam güçlü bir şekilde bitirdim.
Şey olur ya uzun süren böyle bir yarışı son kilometresinde sprint atarak bitirirsin ve güçlü hissedersin kendini ya.
O şekilde Hani güçlü hissettim bitirdiğimde.
Ama hani iskeleye çıktığımda böyle birkaç adım attım.
Başım döndü ayakta duramadım.
Böyle bir oturdum kendime gelmem.
Vakit aldı. Sen de hatta uzaktan beni video çekmişsin.
Evet senin videoyu çekeceğim. O kadar hızlı gelmişsin ki.
Böyle sadece çıkarken yakalayabildim.
Böyle hani şey yapıyorum. Çekiyorum ve orada anladım hani hızlı bitirdiğini.
Zaten böyle şey finishleri böyle güçlü bitirmeyi de seviyoruz.
Ya bir de şeyi söylemek istiyorum ben.
Şimdi bir kitap okuyorum.
David Goggins. Belki duymuşsun.
Benim canım yanmaz.
Ve bu kitapta bir şeyden bahsediyor.
Daha önce spoiler vermeyeyim kitap hakkında.
Bir sınava birkaç kere giriyor.
Şeyi fark ediyor.
Bir parkuru, parkur olarak söyleyeyim.
Bir daha önce deneyimlediğinde tekrar oraya geldiğinde daha şey yapıyorsun.
Hani o korkuları. Daha güvende hissediyorsun.
Evet daha güvende hissediyorsun.
Mesela bir yarışmadan önce oraya gidip o parkurda koşmak.
belki seni daha neye hazırladığını bildiğin için kafan yani daha mental kasların da şey yapıyor.
Sen daha önce bu yolu koştun.
Sen daha önce burada yüzdün.
Burada nasıl koşulur?
Burada nasıl yüzülür?
Nasıl sürülür? Nerede ne yapacağını önceden bilmek seni yarışa gerçekten çok daha iyi hazırlıyor.
Hani biz parkur testleri diyoruz, şey yapıyoruz gidiyoruz ya.
Bu bizi aslında yarışta çok güçlendiren bir mental altyapı hazırlıyor.
O parkuru daha önce bilmemiz.
Sen de burada onu yaşamışsın.
İlk bir turu attın.
Nerede ne yapman gerektiğini öğrendin.
Yanlışıyla doğrusuyla.
Ve ikinci tur onun özgüveniyle koştun.
Yani tecrübenin özgüveni bu yüzden çok önemli.
Birçok yıllardır koşan yarışçı veya daha önce yarışmış yarışçı aynı parkurlarda.
Yani parkurun bilmenin özgüveni seni ayrıca bir mental güç veriyor.
Evet. Şeyi de mesela görüyorsun.
Akıntının yönünü öğreniyorsun.
Mesela 3. dubadan 4.
dubaya giderken biraz daha böyle çaprazdan akıntıya karşı yüzüyor gibiyiz.
Mesela hani onu biliyorum.
İkinci turda oraya geldiğimde ona göre mentalimi de hazırlamış oluyorum.
Gücümü de ona göre kullanmış oluyorum.
Gerçekten bu hani ikinci turu dönmek veya aynı parkurda nerede yokuş var, nerede teknik kısım var.
Aynen. Single trackleri önceden bilmek, nerede hızlanacağını, nerede kendini tüketmemen, nerede tüketerek koşman gerektiğini.
Yani koşu ekonomini yani o şeyi parkuru yönetmeyi öğreniyorsun.
Nerede nasıl performansını sergileceğini.
Nasıl daha verimli. Gidebilirim.
Karşına bu ağaç çıkacak, bu kütük çıkacak, işte bu akıntı çıkacak, bu dubadan şuraya şu şekilde yüzmen lazım.
Hani burada bitireceksin kendini.
Gerçekten bu çok önemli bir tecrübe özgüven katan bir şey.
Evet bir de şey bakımından güzel mesela parkurda bir zorluk varsa o zorluğun ne zaman biteceğini bildiğin zaman daha dayanılır bir şey oluyor.
Hani bu nettir yani insan psikolojisinde.
Örnek veriyorum sen neden kırılmışsın?
Çünkü... Parkur boyunca bu deniz anaları olacağını zannetmişsin ama aslında deniz analı bölümün yarısından çoğunu gitmişsin.
Yani eğer bilseydin az sonra bittiğini kesinlikle dayanabilirdin.
Ama insan bilmediği zaman daha direnci kırılabilir oluyor.
O yüzden bildiğin parkurlarda bu yokuşun ne kadar sürdüğünü biliyorum.
İşte bu zorluğun nerede bittiğini biliyorum.
Demek önemli bir tecrübe farkı.
Bir de şey de var. Mesela acıdır, acıya dayanmadır.
Bir şekilde acıya dayanıklılığımız arttı.
Ama bu tiksinme olayı benim için yeni bir şeydi.
Yeni bir kilit açtı ya artık.
Bu canlılardan bu tiksinme korkumu yenmem için bana bir alan açtı.
Bakalım. Challenge.
Aynen. Tekrar yüzmek istemem ama istiyorum da.
Onu kendime kanıtlamak da istiyorum.
Bu deniz analarıyla ilk başta böyle şeyler yaşadım.
Hani şimdi hadi gelin.
Bu arada bu deniz analarını da her aradığında bulamazsın.
Şimdi şaka maka yani biz belki ondan fazla triatlon yaptık.
Bir sürü denizde yüzdük.
Hiçbir zaman buna yakın bir şey bile görmedim.
Çok tatlılardı yani.
Hani her zaman bulamazsın.
Bir bakımdan ben şeydi düşündüm bu arada.
Dedim ki iyi tecrübe hani deniz anası tecrübesi olacak en azından bizim için.
Hani... Belki yarın öbür gün atıyorum boğazı geçerken karşılaysan veya...
farklı, daha önemli bir yarışta, daha farklı bir hedefte.
Atıyorum Ironman yapacaksın.
Aylarca, 6 ay, 1 yıl hazırlanmışsın.
Gidiyorsun ve böyle bir şeyle karşılaştın.
Bir de şey de var. Hazır olmak.
Mesela yarışa göre de değişiyor.
Bu benim hedef yarışım değildi.
Doğru. Tamamen ilk yarışım şeydi.
İlk yarışında olan bitirmeye konsantre olmaktı.
Hani mesela Ironman'dır, şeydir hani böyle boğaz geçmedir.
Ya orada o deniz anaları bir gelsin bak ne yapıyor.
Çünkü benim Buna mesai harcıyorum, para harcıyorum yani bunlar...
Çok fazla emek var yani.
Hani pes etmem bu kadar kolay olmayabilirdi hani.
Ama burada hani şey de var.
Hani haftaya yarışım var.
Hani bir şey olmaması gerekiyor bana.
Hani onun verdiği bir şeyle bıraktım.
Hani o tiksinmeyi bir şekilde açabilirdim diye düşünüyorum.
Yani şu an bir de şey yarış bittikten sonra şeydir ya.
Ya daha hızlı koşardım ya.
Hani şimdi ama yarışta nefesin burada.
Yani ölüyorsun. Ama yarış bittikten sonra.
Bunu yapardık. Şu an onun konuşması.
Oradaki yaşadığımı ben biliyorum.
O korkuyu ben biliyorum.
İnşallah bu sakin gülünün kafasıyla tekrar yarışabiliriz.
Benim bildiğim gülün bir daha affetmez.
İnşallah öyle olur. Ben de öyle umuyorum.
Ama zordu gerçekten.
Bu ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım.
Ve kaybedecek önemli şeylerim vardı.
Zaten bu işi güzel kılan da zorlukları.
Evet. Bu hafif de challenge olmasa.
Yani kolay olsa herkes yapardı oluyor.
Ve yani kolay olunca da böyle farklı olmuyor.
Bir şeylerin öğrenme çukuruna düşmen lazım.
O zorluk çekme. Çünkü o yıpranmayı yaşadıktan sonraki ben zoru başardım.
O farklı bir tatmin. Tatmin de daha fazla oluyor.
Ne kadar zor bir yarışsa tatmin de o kadar fazla oluyor.
Ben şu an düşünüyorum. Yani yarışı bitirdiğimde en iyi tatmin duyduğum yarışlar hangileri diye bakınca böyle hep daha uzun.
Ayrım beni bitirdiğimde hani böyle gözlerim dolmuştu.
Hani şeyden değil ama böyle hani psikolojik olarak duygulandım falan olarak değil.
Benim kontrol edemediğim bir şey.
O kadar çok acı çektim ki.
Ayrıca ben 73 bu arada yine belirteyim.
Ya bitirdiğimde böyle vücudum hani benim kontrolüm dışında gözlerim doldu böyle o hani o kadar acı bir anda boşaldı üstümden.
Böyle garip bir psikolojik...
bir hale büründüm yani.
Mesela yine Mozart aynı şekilde hani sakat bir şekilde dizle koşup yine o 44 kilometreyi bitirdikten sonra kendimi o yere atıp o hissettiğim duyguları inan unutmuyorum.
Hani insanlar muhtemelen bu yüzden ultra koşuyor.
Yani ne kadar uzun mesafen saatlerce o kadar acı o.
Bittiğinde muhtemelen o kadar büyük bir haz alıyorsun o işten.
Benim de Mozart'ta böyle gözlerim şeye dolmuştu.
Çünkü hani neredeyse yarısından sonrasını acılar içerisinde şey yaptım.
Ve bir acıyı üstüne koştuğunda beyin artık o acıyı sana...
hissettirmemeye başlıyor.
Yani neredeyse acısız bir şekilde.
Çok hafif bir acıyla. Eşliğin değişiyor değil mi?
Durduğum anda, finish çizgisinin geçtiğim anda ben tek ayağa düştüm.
Acılar, onur, çok kötü dizim falan diyorum.
Hani ben o parkur boyunca sanki geçti gibi hissediyorum dizimi ama yani yarışı bıraktığım anda beyin o kontrolü de bırakıyor sinir uçlarını.
Bilmiyorum değişik bir yapıya.
Ve direkt acılar içinde dizim, dizim, dizim diye hani birkaç gün kendime gelemedim.
Kilometrelerce o şekilde onu bitirebilmen de ayrı bir mental challenge mesela.
Bu da şeyi gösteriyor aslında mentalin güçlü.
Sakat bir şekilde bile zorlukların içinde saatlerce o mücadele edip onu bitirebiliyorsun ama işte bazen insanların böyle nasıl söyleyeyim kırılgan olduğu farklı şeyler olabiliyor.
Az önce verdiğim kedi örneği yani değil mi?
Hani kediden korkulur mu diyorsun ama olabiliyor yani insan böyle tiksinme değil de bir hani irite oluyor ya böyle.
Evet evet yani huylanıyorsun. İnsanlar farklı huylanıyor yani evet.
Bak kiminin kedi olur, kiminin köpeği olur, kiminin...
Farklı bir hayvana olabilir. Deniz anasıymış.
Yani olabilir bu.
Kendini de tanımış oluyorsun, öğrenmiş oluyorsun.
Ama şunun altını çizelim yine.
Burada deniz anasından bahsetmiyoruz.
Deniz anası sürüsünden bahsediyoruz.
Yarış boyunca yüzlerce deniz anasına değdim.
Yani zaten binlerce, on binlerce vardı.
Ben yüzlercesine değdim.
Yani her tarafım yandı, etti vesaire böyle.
Ya şey çok kötü bir histi.
Avuçlamak. Avuç avuç deniz arası ya.
Ya ben avuçluyorum ya.
Bak üstüne dokunursam sıkıntı yok.
Hani vıcık yani. O altındaki püskülde kısmı diyorsun sen.
Püsküle parmağımı soktuğum anda ben yumruk yapmaya başladım artık.
Yumruk atıyorum böyle. Çünkü tiksindim böyle elim bir boş oldu.
Bu sefer yüzme hızın daha da düşüyor.
Daha uzun süre o bölgede kalmış oluyorsun.
Stilim değişti böyle.
Raki gibi sürekli deniz ağzımı yumrukluyorum.
Çok kötüydü. Bu şekilde 3 kilometreyi tamamladım.
Bitirme süremde tam 1 saat 29 saniye.
Ben de bu şekilde 300 metreyi tamamladım.
Bitirme süremde 14 dakika.
14 şey dahildi mi?
Botla seyahatimiz dahildi.
Zaten her durumu anlatayım.
Ben şimdi ilk bırakanlardanım.
Yani benden sonra bir 20 küsur kişi bırakmış.
Ve şey böyle ilk girdim işte.
Böyle orada hakemler falan var.
İşte gönüllüler falan filan var.
Böyle şey yapıyorlar.
Beni gördüler falan filan.
Hani bravo bravo falan diyor.
Ben de şey diyorum birinci bitirdim falan.
İlk ben geldim. Tamam onlar da şey geçmiş olsun.
Ya önemli olan işte o andan keyif almayı bilmek.
Yani şey komikti.
Bir yandan da şey yapıyorum tabii.
İnsan pes ettiğinde kendine şey diyor.
Ya Gül'ün iyi yaptın bak.
Kendine bunu yapmadın aferin.
Yani onların sana sokmasına izin vermedin.
Vücudunu korudun bravo falan.
Hani bir an hani bırakan taraf da şey argüman arıyor.
Hani yani sen aslında egondan vazgeçip yarışı bıraktım.
Tebrik ediyorum falan. Konuşan şey sonra şey yapıyor.
Bırakmasaydın da olurdu be falan.
Giderdim be hani. En fazla ısırırdı ya dönüyor falan.
Sonra... Gelsinler yapacağım.
Bu bir evre evre gidiyor yani.
Kesinlikle o mental dönüşümü yaşadın yani.
Dönüşümü yaşıyorsun. Başta bırakmakta çok haklıydın.
Sonra bir... Bırakmasan da olurdu ya bir dahkine.
Bir dahkine yapacağım falan oluyor yani.
Bu olay da çok güzeldi. Bunu yaşamak gerekiyor.
Kendini tanıman, kendini şey yapman.
Hani ve bir sonraki böyle başka bir şey bilmiyorum belki de köpek balığı istiyor.
Köpek balığı demeyeyim de başka bir istilaya denk gelirim.
Bu sefer şeyi hatırlıyorum. Deniz analarında bunu başardın.
Bıraktığında neler yaşadığını biliyoruz gülün.
Bırakmadığında da neler yaptığını biliyoruz.
Şimdi ona göre devam et.
Özgüveniyle başka bir zorluğu aşabileceğim.
Bu sadece pist olarak da değil.
Deniz olarak da değil.
Bir iş yerinde olsun.
İnsan ilişkilerimde olsun.
Yaşadığım zorluklara karşı pes etmemem.
Orada durmam. Sakin kalabilmem.
Beni farklı alanlarda da iş stresiyle mücadele etmemde de çok yarıyor.
Gerçekten bunu görüyorum.
Aslında birçok şey aynı mental kası çalıştırıyor.
O yüzden mesela şey diyorlar ya işte mikro alışkanlıklar ve hani şöyle bir şey vardır atıyorum.
Sabah kalkıp bir tane toplamak işte veya bulaşıkları tezgahta değil de bulaşık makinesinde bırakmak gibi küçük görünen ama hani böyle düzen ve birazcık bazen zorluk gerektiren
böyle bazı alışkanlıklar vardır.
Yani o her küçük alışkanlığı yaptığında aslında beyninde yine bir tik atılıyor.
Ve bir süre sonra hani sen daha kararlı ve mental yüksek bir insan oluyorsun dediğin gibi.
O denizde yaşadığın mental girişim senin iş yerinde başka bir zorlukta da aslında yine yanında olacak.
Süreç aslında birbirini destekleyen bir süreç.
Mesela şey de var onu.
Mesela iş yerinde hani deniz anası istilasını çeviriyorum.
Mesela bir Toplantı oldu.
Biri senin aksi düşünceni söyledi.
Hani onunla konuşarak başarabilirsin.
Ama 3-5 kişi yani istila etti sana karşı.
Buna nasıl direneceksin? Sakin kalarak.
Hepsine tek tek tek vurarak mı?
Yani onlarla konuşarak.
Ya da kendi düşüncenin şey olduğunu düşünüyorsan onu bırakarak farklı bir düşünceye yani.
Nasıl olsa bu toplantı geçecek, bitecek.
Sonrası unutacak. Bunu hayata uyarladığında.
Ya da şöyle düşünebilirsin.
Şu an çok bir zor bir toplantıda olduğunu hissedersen şu an bir deniz arası istilasında da olabilirdim deyip kendini rahatlatabilirsin.
Evet bunlardan yüzlerce de olabilirdim deyip sokabilirler.
Bunlar en azından konuşuyor falan diyor.
O şekilde. Güzel ya böyle farklı bir hayat mı diyeyim hayat heyecanı içerisinde olmak.
Yani bize çok güzel anlamda yaşadığımızı hissettiriyor bu.
tarz olaylar farklı. Her hafta bir etkinlik yapmak, her hafta bir tatil havası oluyor.
Böyle bir yerlere gidiyorsun farklı bir mekan görüyorsun, farklı deneyimler yaşıyorsun.
Hani hayat sadece işe git gel deneyiminden çıkıp seni farklı bir kendini keşfetme yolculuğuna da sokuyor.
Bu sayede yani yine bir düzenli bir hayatın var, işin var ama bir yandan da kendini keşfetme yolculuğuna devam edebiliyorsun.
O çok güzel. Kesinlikle.
Yarışın sonuna gelirsek dediğim gibi bir saatte tamamladım.
Benim yaklaşık 2 pace'e denk geliyor.
Ama şunu kesinlikle söyleyebilirim 2 pace'den daha hızlı yüzdüm.
Ona eminim çünkü kendi yüzme hızımı biliyorum.
Hani saatim olmasa da bakmasam da hangi hızlı yüzdüğümü tahmin edebiliyorum.
Eforum ve hani geçmiş tecrübelerimle.
Yani ben orada 1.45-1.50 civarları yüzmüşümdür 3 kilometreyi.
Hani ortalamam böyle 1.50'den çok...
Daha geri değildir diye düşünüyorum.
O kısım muhtemelen işte o fazla yüzdüğüm yerlere geliyor.
Rota kaçırmalara falan denk geliyor diye düşünüyorum.
Şeyi hissetmem hoşuma gitti.
Hani yarış bittiği an şunu hissettim.
Şu an ben aynı onur, aynı kondisyonla, aynı teknikle, aynı bilgi birikimiyle sadece bu yarış tecrübesini cebime koyarak aynı parkuru bir kere daha yüzsem şu anda daha hızlı yüzerim.
Hani bunu demek hani buradaki faydayı alıp...
Cebime koydum demek benim açımdan.
Bir de şeyi görmüş oldum.
Şimdi havuzda 3 kilometre yüzmüştüm daha önce ama denizde 3 kilometre hiç yüzmemiştim.
2.3 kilometre yüzmüştük ve ayrıca ben 70.3'te 1.9 yüzmüştük.
3 kilometrede bir deneyim oldu.
Bu kadar uzun bir süre yüzmek, bir saat boyunca hiç durmadan yüzmek şeyi gördüm.
Yüzebiliyorum ve sonunda hatta tempomu da arttırıp sprint atabiliyorum.
Demek ki kapasitem daha var aslında.
O da benim hoşuma gitti.
Buradan kanal geçmeye doğru gidiyor bu iş.
O şekilde bizim için güzel bir tecrübe oldu.
İkimiz de bu çok şey öğrendik.
Cebimize koyduk birçok şeyi burada.
Daha çok şey öğreneceğiz diye düşünüyorum.
Kesinlikle. Yani sonraki yarışlarımızda bize faydası olacak şeylerle döndük bu yarıştan.
Güzel bir organizasyon oldu.
Sonrasında soğuma için 10-13 kilometre civarında bir jokumu attım ben.
O gün koşu da yapamamıştım.
Orada da bir sıcağa alışma anlamında iyi oldu.
Çünkü önümüzdeki trail yarışları daha sıcak bir ortamda geçecek.
Biraz daha öğleye yakın sıcağın altında antrenman yapmak.
Sıcak adaptasyonunu...
birazcık etkiliyor. O güzel oldu ama şeyi hissettim orada mesela koşarken hani koşmak iyi ya hani böyle denizde.
Evet. Boğuşma.
Denizde boğuşmak o challenge'ın içinde olmak hani koşarken daha güvende ve rahat hissediyorsun.
Rahat tepkide koştuğun için yani sonrasında denize girdin atladın hani o denizde rahattır yani.
Evet o da doğru. Doğru söylüyorsun.
Birazcık nasıl yüzdün ve nasıl koştun da göre de değişiyor ama işte bence hepsinden biraz biraz olması da çok güzel.
Triathlon'un öyle bir faydası var.
Bisiklet sürmeyi de tadıyorsun.
Yüzmeyi de tadıyorsun. Koşuyu da tadıyorsun.
Ondan ona adaptasyonunu da tadıyorsun.
Aynen öyle. Hepsinin tadına varmış oluyorsun.
Bir de cadde bostan da çok güzel.
Denizine gir, koşunu yap.
Bisikletini sür. Yani her taraf yeşil insanlar.
Böyle sandalye açmışlar, piknik yapıyorlar.
Tatil köyü gibi. Gerçekten İstanbul'un en huzurlu yerlerinden bir tanesi.
Kesinlikle. Ben de koşarken hep onlar dikkatimi çekti.
Koşan da çok fazla. Bisiklet süren de, yüzen de.
Çok güzel bir popülasyon var. Triathlon yapabildiğin bir yer.
Evet, triathlon yapabildiğin bir yer.
Derken bu bölümü biraz uzattık galiba.
Bölüm aslında... bizim kendimizi keşfetmemiz, farklı şeyler deneyimlememizin bize de yarattığı etkileri de konuştuk.
Birçok kişi bu etkileri yaşıyor Onur.
Bizi dinleyen onlar olacaktır.
Aynı şeyleri yaşıyorlar aslında.
Biz bu spora bağlanmamızın bir sebebi de bu.
tutku ile yapmamızın sebebi bizi kendimizi keşfetme.
Kendimizi zorlamayı sağladığı için.
Farklı bir çevreden alıp bizi farklı bir çevreye koyduğu için.
Bunu sporla yapabilirsin, müzikle yapabilirsin, bir sanatla yapabilirsin.
Bunları yapmamız lazım.
Bu yan olaylarda bunlar gitmeli ki diğer olayı beslesin.
Yani diğer olayda bunu besliyor.
Yani aslında bir iç içe.
Birbirinden kopmuyor. Bu olayı seviyoruz.
Bir de bu olayı sonradan yükleniyor ya.
Şöyle bu camiadaki çoğu kişi hani 30 yaş üstü mesela yaş grubu böyle dağılımına bakarsan.
Yani herkes bir kimisi 30 yaşında, kimisi 40 yaşında, kimisi 50 yaşında keşfedip bu dünyaya giriş yapıyor.
Yani bunun sonu yok.
Ve görüyorsun ki 70 yaşında bile maraton koşuluyor.
Neler Ironman yapılıyor.
Bir sürü şey yapılabiliyor.
Bunları görmek de insanı motive ediyor.
Yüzmede de öyle mesela.
Biz de ileride şey yapıyoruz hani böyle bir...
ileride yaşanma sürecini böyle istiyoruz.
Yani bize de örnek oluyor. Bizler de bizden önceki yaşlara örnek olalım.
Hani ne kadar erken başlarsan bu işe aslında o kadar güzel bir hayatın oluyor.
Yani yaşam zevkini, yaşam sevgisini bu şekilde hissediyoruz biz de.
Kesinlikle. Evet.
Bu bölümümüz de böyleydi.
Bir sonraki bölüm için bizleri takip etmeyi unutmayın.
Bizleri Spotify, Instagram ve Apple Podcast gibi kanallardan takip edebilir.
Ve geri dönüşlerinizi bekliyorum.
Özellikle daha önce deniz anasıyla mücadele etmişler varsa.
Veya bu sporun size kattığı güzel geri dönüşlerinizi yorumlarda yazabilirsiniz.
Evet, sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
