
İstanbul Boğaziçi Triatlonu 2026 Nasıl Geçti?
28 Ağustos 2026 · 41 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
İstanbul Boğaziçi Triatlonu yarışı bizim için stresli ve aksiliklerle başlayan ama keyifle tamamladığımız güzel bir deneyim oldu. Önce İstanbul Boğazı’nın altından yüzüp sonra üstünden bisikletle geçtik ve finalde koşuyla yarışımızı tamamladık. Her sene katılmak istediğimiz ikonik bir yarış 🙌🏻
Keyifli dinlemeler! 🎙️
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
İletişim için:
kosvergitsin@gmail.com
*
Kısımlar:
00:53 Yarışa hazırlık
03:22 Kit Alma
04:55 Bisiklet Bırakma
06:17 Kamp
08:07 Yarış Sabahı
09:09 Vites Çalışmıyor 🤯
13:18 Yol Bilgisayarı Kayıp 🙄
14:42 Wetsuit Ters 😵💫
16:40 Başlangıç
17:24 Onur Yüzme
20:50 Gülin Yüzme
22:30 T1
25:24 Gülin Bisiklet
27:16 Onur Bisiklet
31:05 Beslenme
31:17 T2
31:45 Onur Koşu
32:49 Gülin Koşu
33:12 Genel Değerlendirme
36:06 Yarış sonrası
37:58 Triatlona Dair
Transkript
Herkese merhaba. Koşver Gitsin''e hoş geldiniz.
Ben Onur. Ben Gülüm.
Bu hafta konumuz İstanbul Boğaziçi Triathlon'u.
Hatırlayacağınız gibi geçen sene burada Asya ve Avrupa Triathlon şampiyonası yapılmıştı.
Biz hem sprint hem standart mesafede üst üste iki gün boyunca yarışmıştık.
Çok keyifliydi gerçekten. Geçen sene yarışanlar da hatırlayacaktır.
Bu sene sprint yoktu.
Sadece standart mesafe vardı.
Bir de şeyi de söyleyelim.
O bölümü de çektik.
Dinlemek isterseniz. Bir önceki bölümlerde bulabilirsiniz.
Bu yıl sadece standart mesafe vardı.
2200 metre yüzme, 40 kilometre bisiklet ve 10 kilometre koşu.
Tabii koşu ondan biraz daha az geliyordu galiba.
9,5-10 arası bir şey geliyordu.
Bu yarışta neredeyse Onur yarışa başlayamıyordu.
Bayağı aksilikler üst üste geldi.
Bu yarışta aksilik üstüne aksilik yaşadım.
Yarışa başlamadan önce biz ne durumdaydık biraz ondan bahsedelim.
Yüzme bakımından aslında iyi durumdaydık.
Çünkü boğaz geçme yarışlarına hazırlanıyoruz hem İstanbul hem Çanakkale boğazı için.
Dolayısıyla yüzme antrenmanlarımızı yapıyorduk ve iyi bir durumdaydık.
Antrenmanlıydık. Bir sakatlığımız bir şeyimiz de yoktu o güne kadar.
Bisiklet tabii yine bildiğiniz gibi çok fazla sürmüyorduk bisiklet.
Hatta şöyle bir baktık geriye doğru ne zaman sürmüşüz diye.
Yıl içinde en son iki kere bisiklete çıkmışız.
Birisi MW Challenge yarışı.
Diğeri de yani o yarıştan sonra bir ara böyle bir kere sürüşe çıkmışız.
Onun dışında sürüşümüz yok yani.
Bu yıl gerçekten bisiklet sürüşü bakımından çok verimli bir yıl değildi bizim için.
Burada da yarışa böyle iki hafta kala falan trenerde biraz bisiklet sürmeye çalıştık.
Yine sürüşe gitmeye fırsatımız olmadı çünkü.
Yani öyle birkaç bisiklet antrenmanıyla geldik yarışa.
Ama zaten hani amacımız da yarışı çıkaracak kadar bir antrenman yapmaktı.
Bir de bisiklette en büyük bence artıyı sağlayan şey power metre aldık.
Evet senin için öyle oldu.
Neden senin için olmadığını da ilerleyen dakikalarda anlatacağım.
Evet koşu bakımından da ya ben Uludağ'da düşmüştüm yine Uludağ bölümünü dinleyenler hatırlar.
O dizimin acısı hala tam olarak geçmedi ama beni engellemiyor da ama hala yer yerde hissettiriyor.
Hani arada bir yerdeyim koşu bakımından da böyle tam.
iyi bir performansımda değildim.
Ya benim de işte sezonun başında bir kaza yaşamıştım.
Merdivenden düşmüştüm.
İyileştim sonra tekrar bir sakatlandım.
İyileştim tekrar sakatlandım derken ya bir türlü tam anlamıyla antrenman yapamadım.
Ve pace'larım da düştü.
Boy 2 max'ım düştü.
Yani her şeyim şu an düşük bir halde.
Dayanıklılığım da düştü ama yine de bu yarıştan geri kalmadık.
Çiftli seviyen bile mesela Garmin'de o zamanlar 100'ün üzerindeydi değil mi?
Ironman 70.3'te kaçtı?
116 falan.
Şu an o yarışta kaçtı mesela?
32. Oradan bile antrenman yükümüz vesaire belli oluyor.
Kısaca çok formda girdiğimiz bir yarış değildi bu.
Ama kaçıracağımız bir yarış da değildi.
Elimizden geleni yapacağımız yine de.
Oyunda kalmak istediğimiz bir yarıştı.
O şekilde durum. Yarış pazar günüydü.
Bisikletleri... Bırakma ve kitleri alma günü de cumartesi günüydü.
O yüzden biz cumartesi günü bir gün önceden gittik.
Bisikletlerimizi bıraktık.
Kitlerimizi aldık.
Ekspo alanı güzel, eğlenceli, keyifli bir ekspo alanı.
Orada böyle oyunlar falan oynadık.
İşte Oral B diş macunu falan böyle kazanıyoruz birkaç oyundan.
Her sene Oral B diş macunumuzla döneriz.
Gerçekten sevdiğimiz bir marka.
İyi ki buraya sponsor olmuş.
Bir şey söyleyeyim mi?
Bak gerçekten... Yarış sabahı böyle diş macunumun sonunu sıktım.
Katlaya katlaya sıktım.
Kalmamış içinde hani bilirsin böyle katladım katladım katladım.
O sonuncu şeyi sıktım ve çöpe attım geldim.
Ve birkaç kutu Orul B'yle geri döndüm sonra.
Gerçekten Triathlon'da yani bu yarış için Orul B çok güzel bir sponsor.
Hani ekspolanın da dolu dolu yani çok güzel eğlenceleri de olmuştu.
Bayağı keyifli bir ortamdı.
Bence bu Türiat'tan organizasyonları arasında en büyük olanı, en güzel olan.
Top seviyede organizasyonlardan bir tanesi.
Zaten onu hissettiriyor.
Diğer sponsorlar da çok iyiydi.
Maden Suyu, Avoya vardı mesela.
Birçok stand açmış sponsorlar da vardı.
O konuda iyi bence.
Yarışın zaten Boğaz'da geçmesi vs.
kurulokasyon olarak da çok başarılı ve çok iyi bir yerde.
Genel anlamda çok keyifli yani kaçırılmak istenmeyecek bir triathlon yarışı diyebiliriz.
Kesinlikle. Biz sonra bisikletlerimizi bıraktık.
Orada şöyle bir durum vardı biraz rüzgarlıydı hava.
Yani buradan mesela şunu da söylemiş olalım.
Böyle rüzgarlı havalarda bisikletleri bırakırken bir şekilde sabitlemek lazım.
Mesela biz böyle bazı bisikletlerin baya sağa sola gezindiğini gördük orada.
Hani yandaki bisikletlere çarpıyor.
Bir gün kalıyor sonuçta.
Evet akşam bırakıp sabah alıyoruz ya akşam iyice rüzgar da çıkabilir.
Biz böyle kendimizce işte...
Benim tokam vardı. Tokamı seleye böyle sıkıştırdım.
Gülün o anda öyle bir çözüm buldu.
Ya bir de bazı TT'ler, şimdi TT'leri o vitesten asmak gerekiyor ama ya bazı TT'lerin boyu yetmediği için onu vitesten asamıyorlar.
Mecbur seleden asmak zorunda kalıyor.
Öyle olunca da onlar çok oynuyor mesela.
Bir şekilde onu sabitlemek gerekiyor.
Mesela şey, ön tekerleği de yerdeki...
O kasa gibi bir şey var ya.
Ona sabit diyoruz sepete.
Ama bazılarının boyu ona da yetiniyor vesaire.
Bilmiyorum. Nasıl bir çözüm olabilir?
Evet bir çözüm bulmak lazım buna bence de.
Çünkü onun savruluşu diğer bisikletlere de çarpıyor baya.
Evet kesinlikle.
Onun dışında teknik toplantı vardı yine aynı gün.
Teknik toplantıya katıldık.
Bir de böyle kısa bir 20 dakika civarında bir şey katranımızı yaptık.
Küçüksüz şairinde. Evet orada birkaç tur attık.
Ve o şekilde hazırdık.
Sonra şeyi gördük, şeyi dikkatimizi çekti.
Mesela birçok kamp yapan kişi vardı.
Yani mesela bazı otoparklarda kamp yapmaya izin vermezler normalde.
Burada normalde izin veriyorlar mı onu da bilmiyorum ama yarış günü izin veriliyor.
Böyle birçok araçüstü çadır veya karavan gibi kamp yapanlar vardı.
Sandalyesini atmışlar. Biz de bir pişman olmadık değil.
Zaten çiçeği burnunda araçüstü kampla sürekli kamp yapmaya çalışıyoruz böyle bir yerlerde.
İstanbul'da zaten buradayız diye gerek duymadık ama bir taraftan da yarış o kadar erken ki.
Sabah 4.45'de yollar kapanıyor.
O saatten önce varmamız gerekiyor.
Dolayısıyla 3'de kalkıp...
İşte üç buçukta yola çıkıyoruz falan gibi süreçler var.
Bir de boğazı iki kere geçiyoruz falan.
Evet yani bir gün öncesinden de git gel, ertesi gün bir daha git gel yapıyoruz.
Hani cumartesiden gidip orada kalmak da keyifli olabilirdi diye düşündük yani.
Bir sonraki sene bunu deneyimleyeceğiz bakalım.
Bir de geçen sene mesela tuvaletler, hatırlar geçen sene gelenler, tuvaletler biraz...
Geç bir saatte açılmıştı ama bu sefer tuvaletler 24 saat açıktı yani gece bile açıktı.
Aynen çok iyiydi. Karavanlar dahil açıktı.
Karavanların sayısı vardı. Çözmüşler oldu ve çok temizdi yani.
Aynen çok temizdi. Yani kaç kere teşekkür ettik.
Yani orada ilgililer de çok fazlaydı.
Yani bu organizasyon yani belki de benim hani şu ana kadar katıldığım en iyi organizasyonlardan biri yani.
Buradan ayrıca Mehmet Zeki Sarı'ya da teşekkür ederiz.
Kendisi... Milli takım antrenörü aynı zamanda organizasyonda da görevliydi.
Hem bu haberleşme WhatsApp grubu var bir tane.
Oradan da geçen sene de aynı şekilde Asya Avrupa Triathlon Şampiyonası'nda da bu yılda çok destek oldu.
Hani böyle katılımcılara yönlendirme açısından vesaire.
Evet bizimle de çok ilgilendi.
Teşekkür ederiz. Evet yarış gününe gelecek olursak dediğimiz gibi saat 3'de uyandık.
Zaten hazırlığımızı önceki akşamdan yapmıştık.
Hemen erkenden gün ağırmadan yollara düştük.
Ve yine aynı şekilde hava karanlıkken oraya vardık.
Uyandık ama önceden sandviçlerimizi hazırlamıştık.
Yani iki tane tostumuz vardı.
Evet yollukları yaptık. Aynen kahve yaptık termosa.
Baya muzlarımızı yedik.
Yani baya iyi güzel beslendik bence.
Evet startta zaten 6.20 civarındaydı.
Aynen 3 saat öncesinden yemiş olduk.
Sonra oraya vardık.
Yani baya erken rahat bir saatte geldik.
Böyle ben tam içimden şey geçiriyordum bu arada hani daha çok vakit var falan böyle rahatız.
Böyle diyorum ya ne güzel ya bazı yarışlara son dakika geliyoruz böyle stres falan oluyoruz.
Ne güzel işte bak erkenden geldik rahat rahat hani hazırlanıyoruz bisikleti bırakmışız falan diye böyle içimden geçirdim.
Ne kadar rahat olsan da.
Onun üzerine şöyle bir olay yaşadık.
Biz şimdi şeye gideceğiz değişim alanına gidip hani orada son eşyalarımızı bırakacağız.
Bisikletleri kontrol edeceğiz.
Aynen kontrol yapıp örnek veriyorum sulukları, jelleri, işte ayakkabıları şunları bunları.
Her şeyi bırakıyoruz. Kaskları oraya bırakacağız yarış için.
Tam böyle gittik işte ben eşyaları falan bırakıyorum.
Sonra böyle bir hani genel kontrol yapayım dedim bisiklete.
D.I.T. vitesi atıyorum her viteste.
Sonra bir baktım benim ön vites çalışmıyor.
Yani deniyorum, deniyorum, deniyorum çalışmıyor.
Arka vites çalışıyor, ön vites çalışmıyor.
Ama dün eminim yani tamamen şarj ettim ve şarj ışığı yanıyor.
Böyle şey yani DIT'yi şarj ederken bazen şarj oluyormuş gibi görünüp şarj olmayabiliyor.
O yüzden ışığının yanıyor olmasına dikkat etmek gerekiyor.
Ona özellikle dikkat ettim.
Aynen mavi ışık. Eminim yani bitmemesi lazım.
Bir de şunu da hatırlıyorum bak bu arada.
Hani yol bilgisayarıyla böyle eşleştirdiğimde de işte...
Batarya düşük falan uyarısı veriyor ama şarj ettiğimi bildiğim için çok önemsemedim.
Yanlış aslında gidip sormak lazım niye böyle bir hata veriyor falan diye.
Meğer şöyle bir şey varmış.
Bunun aslında içinde değişen başka piller de var.
Yani sadece batarya şarjı olmuyor.
Bazı küçük piller de değişiyor bu ön kısımda.
Benim o pil bitmiş meğer yani.
Bu arada benim de düşük uyarı veriyor batarya düşük.
Yani seninki...
Çalışmamış. Benim şu an pilin değişmesi lazım.
Benim de yarışta bitebilir miyim?
Sende de aynı problem olabilir. Hatta hatırlıyor musun?
MW Challenge'da yola çıkmıştım bisikletle.
Böyle bir dakika boyunca falan vites atamamıştım.
Ne olduğunu anlamamıştım falan.
Mesela onu da unuttuk.
Üstüne düşmedik sonradan biraz.
Aslında orada da olayı çözmemiz lazımdı.
Biz de boşlamışız.
Ama şimdi orada hani panik halindeyim şu anda.
Yani millet artık böyle...
Ya Onur paniksin ya. Onur'un yanına gittim şimdi.
İşte ne yaptı ne ettim ben işte yağladım falan filan.
Vitesim çalışmıyor dedi.
Ben şimdi panik oldum.
Hadi hemen git Şimano'ya git falan oraya yap falan.
Bir bakıyorum Onur jellerini asıyor böyle.
Hani bu nasıl paniklik ya?
Ben diyorum Onur hemen yap.
Yapabilirler mi falan filan.
Hani orada bir... Ya ben orada şey düşünüyorum.
Baktım vites orta bir viteste kalmış.
Hani en kötü ihtimal diyorum yokuşlarda böyle biraz zorlanırım.
Yokuş aşağı daha yavaş giderim artık bir şekilde.
Kabullenmiş bir şekilde sürecektin yani zorla götürdün.
Belki de çıkamayacaktım yani ağır gelecekti vites.
Çok sert bir yokuş var çünkü.
Ya sonuçta şey düşünüyorum.
Ben gidip bisikleti Şimano'ya götürsem ve yaptırsam da sonuç olarak örnek veriyorum.
Ayakkabımı yine koymam lazım işte.
Diğer ayarlamalarımı yine yapmam lazım ya.
Şey diye düşündüm hani bir tek bisiklet kalsın her şeyi ayarlayayım sonra bisikleti götüreyim gitmeyeyim.
Ya belki bisikletin yapımı uzun sürecek yani belli olmaz ama ara şeyleri ben yaparım.
Ama yine de ayakkabısız yarışamam yani mesela yine bazı şeyleri yani hepsini yapmam lazım.
O yüzden bilmiyorum bisikleti sona bıraktım götürdüm sonra böyle koşa koşa gitti bir şimanoya ama Allah'tan.
Kimse yoktu benden başka.
Bir sıra yoktu o anda yani.
Herkes yarışta çünkü.
O kadar geç bir saatteyim ki otobüslere kalkıyorum.
Bir de otobüslere binmişler çoğu. Evet bu arada otobüse binip start alanına öyle gidiyoruz.
Start alanında farklı bir yerde yani.
Öyle bir durum da var. Böyle dakikaları oynuyorum yani artık.
Sonra orada böyle 3-4 kişiydiler.
Ben geldim böyle şöyle bir durum oldu.
Sanki bir hastanede acil servise gelmişim.
Böyle hani... Acil bir hasta var falan.
Bütün doktorlar koşuşturur ya böyle hani nabza atmıyor falan gibi.
Böyle sağ olsunlar hemen aldı bisikleti.
Hasta diyor bana şuradan şu al yanı ver şunu ver.
Diğerine diyor şunu getir.
Böyle herkese bir emir veriyor böyle birisi.
İşte açıyor ediyor bir yerleri kontrol ediyor falan filan.
Böyle etrafında 3-4 kişi böyle hani Formula 1 hani pit stop olayı gibi oldu.
Böyle 2-3 dakika içinde işte hemen sorunu anladılar.
Oradaki pilin bittiğini, işte diğer bataryanın dolu olduğunu gördüler falan.
İşte o bitik pili değiştirdiler, ettiler, verdiler bisikleti hemen bana.
Ben koşa koşa geri gittim.
Sonra şunu fark ettim bir de.
Şeyi arıyorum, şimdi yol bilgisayarı yok.
Yol bilgisayarı da böyle yeni aldık da hani hiçbir yarışta kullanmadım mı ona da heyecanlıyım, hevesliyim.
İşte aynı zamanda power metre falan ilk defa yine yarışta kullanacağız.
Hani bir taraftan böyle bunları kullanmak istiyorum falan yarışta.
Bir taraftan da yol bilgisayarımı bulamadım.
E yol bilgisayarım hani unutmuşum.
Evde mi unuttum diyorum ama checklist yapmıştık.
Hani nasıl unuturum? Unutmamam lazım.
Bakıyorum bakıyorum yok falan.
O an dakikalar kaldı yani otobüs kalkacak.
Sonra işte yol bilgisayarı yok ama power metre yol bilgisayarına bağlı.
Gücü de göremeyeceğim. Saatime bağlı değildi falan filan.
Yani hızlı görmek için bile saatime falan bakmam gerekiyordu yani yarışta.
Ve maalesef öyle bir durumda kaldım yine.
Böyle bu aksilikler falan da çıkınca biraz panikle.
Ama sonlara doğru bu konuya tekrar bir değineceğim.
Nerede olduğu ile ilgili. Sonra o şekilde bisikleti bıraktım artık.
Yarışabileceğim hale geldi her şey.
Sonra koşa koşa otobüse doğru gittik.
Eski bir çorap giymiştik bu arada.
Ya da otel terliği gibi bir şey giyilebilir.
Çünkü bildiğin asfaltta veya taşlık birkaç yerde koşuyoruz.
Otobüste yalın ayak biniyorsun yani.
Otobüste sıkıntı yok belki ama özellikle toprak zeminden falan geçiyoruz ya.
Doğru. O yüzden birçok kişi otel terliği veya çorap giymişti.
Evet. Bu arada biz wetsuitleri de burada bu alandayken böyle belimize kadar giyiyoruz.
Sonra koşa koşa otobüse binip işte...
Otobüste oraya varınca da hani son böyle başlamaya birkaç dakika kala üst kısmımızı da giyip yarışa hazır hale geliyoruz.
Isınmak için üst kısmı ısıtmak için.
Ve hani onun içinde durmak böyle çok bunaltıcı bir şey o yüzden son dakikalarda giymeyi tercih ediyoruz.
Sonra otobüse bindik işte koştura koştura işte ben yardım ediyorum falan böyle gülünün işte.
Wet suit'ini böyle giydirdik.
Bu arada wet suit'i tek başına giymek gerçekten çok zor bir eylem.
Birinin sizi alıp çekmesi lazım.
Tek başına da giyilir de.
Yırtmadan falan giymeye çalışıyorsun.
Katman katman yapıp böyle giymen gerekiyor.
Sonra tam benimkini böyle ben giymeye çalışıyorum.
Gülüm bir baktı. Wet suit'imi ters giymişim.
Yani hayatımda ilk defa wet suit'imi ters giydim.
Ya işte senin o stres oldu ya.
Kafa gitti bende yani. Sen stres oldun orada.
Ne ara giydiğimi de hatırlamıyorum zaten.
Panik halinde. Ben de bu arada sabah birçok kişiyi gördüm.
Herkes böyle rahat rahat hazırlanıyor.
Ben oradan oraya koşturuyorum.
Buradan buraya koşturuyorum. Böyle herkese bir merhaba deyip geçtim yani.
Ben de stres oldum. Senin ne olacak falan diye.
Evet ya stresli bir başlangıç oldu.
Sonra... Otobüste böyle ben veç süte tekrar çıkardım, ters çevirdim, tekrar giydim falan.
Böyle panik halinde işte tekrar giyeyim miyim derken böyle veç süte de biraz zarar verdim.
Biraz hızlı hızlı giyeyim derken.
Yani böyle hoş olmadı ya başlangıç.
Yani gerçekten stresli böyle gergin bir başlangıç oldu.
Yani bir saat önce halbuki böyle çok rahat, huzurluydum.
Olabilir yani. Ama bazen böyle şeyler oluyor.
Bu da bir işin cilvesi.
Ya ama tabii. Bunu da engelleyebilirdik yani.
Bizim aslında ihmalikarlıklarımızdan kaynaklanan şeyleri bunların hepsi.
Bazı şeyleri de yaşayarak işte.
O şekilde sonra start alanına geldik ve tuitlerimizi de giydik.
Biraz arkalarda başladık.
Evet ya biraz fazla arkada başladık.
Bir de dakikalarca startı bekledik.
Ya ben geçtiğimde...
Şu an 6 dakika oldu falan filan diyordu yani.
Baya geç başlamış.
Evet. Ben de senin hemen önündeydim herhalde.
5 dakika falan oldu benim de.
O şekilde startımızı aldık.
Ama zaten şey yani genel şey gun time'a bakıyorlar.
Evet. Ama yine de şey güzel oluyor.
Kendinle aynı olanlarda mesela bisiklette veya koşuda.
Beraber yan yana gelmek açısından güzel oluyor.
Draft yasak zaten de ama beraber yüzmek sürmek.
Ama en azından görüyorsun ediyorsun ya evet tutunuyorsun.
İyi oluyor o bakımdan.
O şekilde start aldık ve yarışa başladık.
İlk yani yüzmeye başladım.
Güzeldi bir sorun yoktu ve tuitlerle daldık.
Sonra giderken böyle bir 5 dakika falan geçti.
Sonra birden benim böyle kulaç atarken sağ kolumda bir acı olmaya başladı.
Sağ omzumda. Bu acı hangi acı?
Yine MW Challenge bölümünü izleyenler hatırlayacak.
O zamanlar bir omuz sakatlığım vardı.
Böyle sağ kolumdaki çekişlerde problem yaşıyordum.
Düzgün çekemiyordum hatta kolumu.
Ama ben bunu atlatalı çok oldu yani.
Ve hani boğaz seçmelerine katıldım.
Bir sürü şey yaptım. Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şeyim yoktu yani. Birden bu yarışta böyle bir şey başladı.
Sonra biraz daha devam ediyorum.
Böyle ben yüzdükçe yine kolum çok acımaya başladı.
Yani yarısını falan bitirdim yüzme parkurunun.
Yani acı gittikçe artıyor.
Ve aklımda olan şey var.
Haftaya ben İstanbul Boğazı'nı geçeceğim.
Sonraki hafta Çanakkale Boğazı'nı geçeceğim.
Ya omzum iyice sakatlanırsa falan.
Böyle onu tribüne girdim.
Hani benim stres devam ediyor yani.
Yarış başladı ama. Sonra baktım olacak gibi değil.
Sonra şey yapmaya başladım.
Böyle molalar vermeye başladım yüzerken.
Böyle biraz bekliyorum mesela.
5-10 saniye ondan sonra tekrar devam ediyorum.
Sonra sonlara doğru hele.
şey yapmaya başladım. Biraz geri geri falan yüzmeye başladım.
Mesela 10-15 kulaç atıyorum.
Geri dönüyorum. Böyle geri geri biraz süzülüyorum bir 10 saniye falan.
Ondan sonra tekrar dönüyorum.
Bir 15-20 kulaç atıyorum.
Tekrar geri geri dönüyorum.
Yani son kısımları böyle geldim.
Dolayısıyla yüzmeyi daha iyi gelebilirdim.
Zaten diğer branşlara göre neredeyse en azıcık yüzmedeydik ama yüzmede de böyle bir olay yaşadığım için istediğim gibi gelemedim yani.
Hedeflediğim sürenin altında geldim.
Ama Neden böyle bir şey oldu?
Hani onu düşündüğümüzde şeyden şüpheleniyorum.
Wet suit. Wet suit'i galiba düzgün giymedim.
Belki hani çok aceleyle giydim ya.
Acaba böyle bir...
Kastı mı oraya? Evet kastırdım mı wet suit'i?
Çünkü belki küçük bir kastırma mesela %5'lik bir gerginlik bile olsa her kulaçta o artarak devam ediyor.
Belki de fark etmeden o şekilde düzgün giyemediğim için böyle bir şey oldu.
Çünkü tamamen veçsuitle alakalı olduğuna eminim.
Çünkü bir gün önce bir şey yok.
Bu arada yarış bitti. Bir iki gün sonra tekrar havuzda yüzdüm.
Yine hiçbir şey yok. Tamamen o gün o veçsuitle alakalı.
Zorlamışsın. Ama veçsuiti de ilk defa giymiyorum.
Daha önce çok giydiğim bir veçsuit.
Sabah tam giydiremedik.
Herhalde öyle oldu ama onu çözmem lazım.
Bir kere daha veçsuitle düzgün giyip böyle bir şey olmadığını teyit etmem lazım.
Veya bunu bir daha yaşamamak için önlem almam lazım.
Ya bu beni üzdü.
Yani veçsiz yüzsem daha iyiydi.
Yani böyle bir şey yaşamamış olurdum ve daha iyi gelirdim yani.
Yani oradan da bir gol yedik.
Sonra o şekilde bir de sonlara doğru hani akıntıdan hani kaçırmadan sola kırıyoruz ya.
Orada da birazcık hafif tempoyu da arttırmam gerekti.
Omzum ağrıya ağrıya bir şekilde geldim yani.
Sen açıldın değil mi akıntıyı yakalamak için boğazın ortasına doğru?
Tam ortaya kadar değil biraz açıldım ama.
Ortada biraz.
Herhalde ya ortanın soluna kadar açıldım.
Tam ortada değildim daha sola yakındım.
Ben de biraz az açıldım yani.
Akıntı vardı ama böyle şey paldır küldür bir akıntı yoktu yani.
Normal bir akıntı vardı. Ama vardı yine de.
Vardı vardı yine de. Geçen seneye göre falan.
Çok net vardı ki sürelerimizde.
Çok farklı. Bence bu boğaz geçişinden daha çok akıntı vardı.
Ya bir de benim yüzmede şey oldu.
Bu kerteriz olayı yani bir hedefe doğru gitme olayında ben biraz panikliyorum.
Biraz stres oluyorum.
Havuzda böyle daha sakin, koy kafanı yüz.
Ama burada sürekli bir yer, yön bulma olayı.
Akıntı var mı yok mu?
Akıntıya mı gideceğim?
Soğuk su oldu mu olmadı mı?
Sürekli bir sıcaklık testi, sürekli bir...
Önüne bakma falan.
Yani gerçekten açık suyla havuz farklı şeyler.
Yani çok fazla açık su antrenmanımız yok.
Hani havuzda da yine ben antrenmanlarda böyle hani karşıya bakarak yüzmeyi çalıştım ama o rota bulma, hani o olayları birazcık hani akıntı bulma farklı bir deneyim.
Yani bunu yarıştıkça işte daha çok denizde antrenman yaptıkça gelişen bir şey.
Bir de deniz suyu da yani yutmak da ayrı bir şey yani.
O denizin şeyi, mideyi etkiliyor.
Ama yine de benim hani midem bir sıkıntı olmadı yüzerken.
Sadece birazcık hani o akıntıyı buldum mu bulmadım mı, işte girdim mi, nereden yüzeceğiz, merdivenler nerede falan filan orada biraz panikledim.
Onun dışında güzel geçti.
Benim de 32 dakika 17 saniye sürmüş.
Akıntı sayesinde de 1.23.
Benim de 28 dakika 56 saniye.
Bu arada sürem kötü değil aslında.
Ama daha iyi yapabilirdim yani.
O biraz yanım sıkıyor sadece.
Daha iyi bir süre yapabilecekken yapamamak orada bir can sıkıyor.
Ama çok da önemli değil yani.
2-3 dakika erken gelmişiz, geç gelmişiz.
Ama orada da şimdi bu biraz daha olimpik bir mesafe olduğu için.
Yani saniyelerin bile önemi var.
Ya niye böyle diyorum?
Çünkü T1'de 5 dakika 47 saniye kalmışım yani.
Maşallah. Gerçekten.
Fidik yapmışsın herhalde. Evet seninle dalga geçiyordum.
Bu sefer ben aynı şeyi yapmışım.
Benim 4 dakika 14 saniye.
Bu arada T1'de ben özellikle böyle bir çıktım.
Başta bir yürüyordum sonra dedim ki ben niye yürüyorum?
Böyle farkındalık geldi ve koşmaya başladım böyle.
Bir yandan soyunuyorum, çıkarıyorum saati ağzımda falan.
Bir yandan da koştum. Böylelikle tevrimi bir tık iyileştirdim.
Evet iyi yapmışsın. Hani ben normalde hep senden hızlı çıkardım mesela.
Biraz fazla relaks davranmışım yani.
Herhalde bilmiyorum yüzmeden çıktım hani moralim bozuk, sabah stres falan.
Herhalde biraz böyle...
İşte geldim Mesut'u çıkardım oturdum çorapları yiyorum ayakkabıları falan.
Böyle rahat rahat takıldım yani biraz hani yavaş davranmışım zaten.
Bakınca diğerlerin sürelerine göre de yavaş.
Olsun. Sonra bisiklete geçmeden bu arada geçen seneki yüzme derecelerimize göre bayağı fark var değil mi?
Ya 10 dakika falan rahat fark var herhalde.
Şimdi bakıp geldik benim 9 dakika daha yavaşmış geçen sene sürem.
Tabii geçen sene akıntı yoktu bu yıl akıntı vardı.
Onun daha çok etkisini görüyoruz burada.
Ama sende sadece akıntı değil.
59 dakika 42 saniye.
Yani suda bayağı kalmış yer.
Bu yıl 32 dakika değil mi?
17 dakika.
Geliştirmişim. 17 değil 27 dakika.
Evet. Yarı yarıya ya.
Ya sen orada. Ne olmuştu geçen sene?
Çok yoruldum. Sen bir yoruldun.
Bir de akıntı yoktu.
Sen kıyıdan kıyıdan gidiyordun.
Botlarla muhabbet ediyordun falan.
Ama şey sorayım. Yine de sprint yüzmemden daha hızlı yüzmüşüm.
Pace olarak. Pace olarak aynen.
Orada ters akıntı da vardı gerçi.
Neyse. Toplarsak.
Geliştirmişiz sizi. Akıntı olan bir yıl ve olmayan bir yıl bayağı fark ediyor yani sürelerde.
Tabii herkesin sürelerinde fark ediyor.
Bak bu arada T1'imde 6 dakika 46 saniyeymiş.
4 dakika 14'e indirdim yani.
Orada da güzel bir indirdim.
Ben de merak ettim şimdi.
Benim de 4 dakika 29 saniye sürmüş.
Yani 1 dakikadan daha fazla zaman harcamışım bu yıl.
Bu arada bu tam bir karşılaştırma değil.
Çünkü geçen sene bir sprint triathlon yapıp bir gün sonra standart mesafe triathlon yapmıştık.
Yani daha zor bir şey yapmıştık aslına bakarsan.
Oradan da bir geçen sene göre daha kötü olduğunu gösteriyor aslında genel anlamda bizim sürelerin.
Yüzme hariç tabii. Bisiklete geçecek olursak bisiklette ilk böyle güzel bir yokuşla başlıyorsun.
Sonra işte boğazdan iki kere geçiyorsun.
Gayet güzel bir rota.
Yani ben böyle sürerken böyle bazen sağıma bakıyorum.
Boğazdan hatta dört kere geçmiş oluyorsun.
Dört kere geçmiş oluyorsun evet.
Ve yani böyle hep baktığımda sağıma soluma.
Bu gerçek mi falan oluyorum.
Boğazdan şu an ben geçiyorum.
Yanımda arabalar geçiyor.
Ben diğer taraftaki yolda bisikletle.
Hatta bir tane birini gördüm.
Böyle sürerken çok güzel dedi tamam mı?
Böyle boğaza bakarak şey yapıyordu.
Ben de evet çok güzel falan dedim.
Böyle evet evet diye.
Böyle güzel bir diyalog olmuştu.
Gerçekten orada bir iyi ki triathlon yapıyorum dedim.
Bir de benim için bisiklette şey güzel oldu Onur.
Ya şimdi biz power metre taktırdık ya.
Ben eskiden bizde işte kadans sayıcı vardı.
İşte hız göstergesi vardı.
Hani power metre yoktu yani.
Ne kadar güç bastığımı göremiyordum.
Böyle bir hız hedefim vardı.
Bir kadans hedefim vardı. Onu tutturuyordum.
Ama yokuşlara göre değişiyordu falan.
Ve böyle şimdi hep power'ı görünce.
Mesela bazı yerlerde yokuş aşağı iniyorum.
Hızlıyım. Yani 46 kilometre böyle saat hız görüyorum.
Ama yani orada mesela görüyorum.
50 watt, 100 watt yazıyor.
Hani ben orada 130'un, 150'nin üzerine çıkabilirim.
Öyle yerlerde ben nasıl olsa hızım yüksek diye ayağımı kesiyordum mesela.
Bu şekilde wattımı görünce ayağımı kesmemeye başladım.
Yani hep 150 wattı korumaya çalıştım.
O şekilde olunca da mesela bu seneki bisiklet sürem daha düştü yani.
Daha iyi gelişti. Aslında power metrenin bana katkısı bu oldu.
Yani her dakika, saniye boyunca...
Gücümü gördüm ve böylelikle sabit gücümün ne olduğunu biliyorum.
Onun üstüne çıkmaya çalıştım.
Güzel deneyimler yaşıyorsun.
Keşke sen de yaşayabilseydin.
Ben tam tersi yani. Önceden en azından hızı görüyordum.
Artık tamamen böyle hissiyatla.
Hani arada bir saate de çok da bakmadım yani.
Normal hissiyata göre sürdüm.
Yani bir yol bilgisayarım olmadığı için.
Moralimi bozmadım. Zaten başıma bir sürü kötü şey gelmiş.
Keyif almaya bak falan dedim böyle kendi kendime.
Hani zaten şey hani antrenmanımız da ona göreydi zaten.
Böyle çok süper bir bisiklet süresi de beklemiyorduk.
Ama güzel de sürdük yani öyle kendimizi çok yormadan etmeden.
Orada hani göstergelerin olmaması bir taraftan iyi bir taraftan kötü.
Bir taraftan hissiyata göre gitmek de güzel bir şey.
Yani tamamen hiçbir şey görmesen de bacaklarında hissettiğin şeye göre sürekli adapte ediyorsun kendini ama.
Tabii ki görsem daha iyi olurdu.
Yani bir antrenman olsa belki sorun yok ama yarışta yine de görmek istiyorum.
Ya hatta sen beni gördün.
Yani şey zannettin.
Anlatsana onu. Şimdi nasıl oldu?
Aynen birinci turu attık.
İkinci tura giriyoruz.
Böyle U dönüşü yapacağız. Tam böyle 20 kilometre falan bitmiş.
Tam böyle ikinci turu döndüm ben.
Birazcık gittim bir baktım Gül'ün geliyor.
Gül'ünü gördüm. Hemen arkamda yani birkaç dakika arkamda.
Dedim eyvah Gül'ünün başına ne geldi çünkü diyorum ki ya Gül'ün benim hemen arkamda olamaz.
Çünkü hani yok yüzmeden kim bilir aramızda kaç dakika fark olacak bir de bisiklette 20 kilometre çevirmişiz falan.
Diyorum ya eyvah yani Gül'ün daha ilk turuna çıkıyor.
Ne oldu acaba başına bir şey mi geldi falan tüh ya falan filan diyorum böyle.
Bir taraftan da diyorum ya olabilir mi gerçekten?
Yok diyorum ya olmamalı falan.
Çünkü şey yani yüzmeden falan daha iyi çıkarım diye düşünüyordum senden.
Ama yani bayağı şey hani hem T1 alanında çok fazla uzatmamışsın.
Hem de bisiklette de iyi gelmişsin.
Dolayısıyla beraber gelmişiz ki sen benden birkaç dakika sonra başladın.
Dolayısıyla sonradan hani gördüm ki Gül'ün aslında hemen arkamındaymış yani.
Benim de bir saat yirmi yedi dakika kırk üç saniye sürdü.
Yani ortalama yirmi yedi nokta üç kilometre bir saat hızla.
Benim de bir saat yirmi dakika sürdü.
Yaklaşık otuz kilometre bir saate denk geliyor.
Mesela geçen seneyle kıyaslarsak geçen sene ben bir otuz beş kırk sekiz yapmıştım.
Yani neredeyse bir sekiz dakika iyileştirmişim.
Bence bu güzel bir sonuç.
Ben geçen sene mesela 1 saat 17 dakika yapmışım.
Yani geçen seneye göre 3 dakika daha kötü.
Ama bu arada parkurda değişiklik vardı ama mesafe daha kısa mıydı uzun muydu onu tam hatırlamıyorum.
Sanki daha kısaydı diye 35 kilometre sanırım.
Öyle diye hatırlıyorum.
Hatta şey oldu mu ha çabuk bitti falan filan oldu böyle.
Bu sefer tam 40 kilometreye tamamlamışlar.
35 ya da 40'tan azdı galiba.
Hemen Strava'ma bakıyorum.
Evet baktım bir kilometre eksikmiş.
Dolayısıyla aşağı yukarı aynı sürmüşüz gibi kabul edebiliriz.
Ben bir geliştirmişim ama.
Ama yine de şöyle düşün.
Geçen sene sprintin üzerine sürmüştün.
Bir de o da varmış. Ben geçen sene sürememiştim yani.
Çok boş yani hep döndü boşa.
Çok yorulmuştum. Ama çok keyifliydi bisiklet de tabii.
Özellikle ben o sürekli köprüden geçerken.
Yani yarışı unutuyorum.
Şöyle arada bir kafamı çeviriyorum.
Manzaraya bakıyorum. Gerçekten böyle devasa bir tablo görüyormuşsun gibi.
O boğazdaki detaylara falan bakıyorsun.
Bir taraftan da önümde sağımdakilere bakıyorum.
Yarıştayım. Bir anda suyunu içiyorsun.
Ama gözümü de alamıyorum yani.
Çok güzel o ortamda yani bisiklet sürmek gerçekten çok keyifliydi.
Evet. Biz bu arada yarım saatte bir jel aldık.
Suluklarımızın ikisi de doluydu.
İçinde karbüçler de vardı.
Bir tane de ben yanıma ne olur olmaz bir katı yiyecek de aldım.
Bir de tuz hapı aldık.
Sonra bisikleti o şekilde tamamladık.
T2 süresi benim 2 dakika 52 saniye.
Benim de 2.42 yine seneye geçmiş.
Bak geçen sene 3 dakika 51 saniye.
Yani yine iyileştirmişim.
T1 T2 gerçekten 1-2 dakika demeyelim.
Hani bunları 1-2 dakikayı bisiklette, yüzmede, koşuda eritmek için ne kadar uğraşıyoruz.
Bu T1 T2 de çok önemli.
Bence de. Sonrasında koşuya geçtik.
Koşuda ilk kilometrede tam istediğim gibi başlayamadım.
4.44 pace ile gitmişim.
Hatta ilk başladığım an böyle daha da yani 5'e yakın bir pace ile başlayıp hani biraz yavaş yavaş hızlanmaya başladım.
Ironman 70.3'te bile ben direkt 4.30'larla başlayıp hani devam edebilmiştim.
Burada biraz daha yavaş başladım.
Galiba hani brick antrenmanı hiç yapmadık neredeyse.
Biraz onun eksikliği, adaptasyon biraz daha zor oldu.
Ondan sonra hemen ikinci kilometrede zaten 4.27 ve sonra 4.12 falan gibi 4.30 pace'nin altına inip biraz daha toparlamışım.
İşte oralarda gezinmişim yani 4.10-4.20 aralıklarında gezinmişim.
Son kilometrede, 9.
kilometrede 4.04. Son 500 metre civarında da 3.39 ile bitirmişim.
Sonunda biraz hızlanmıştım. Genel ortalama da 4.19 pace'e denk geliyor.
Bir de düz bir parkur değil yani inişler çıkışlar var.
O yüzden pace'in değişmesi de normal.
Benimki de benim ortalamamda 9.5 kilometreyi 51 dakika 35 saniye yani 5.24 pace ile bitirmişim.
Geçen sene 48 dakikada bitirmiştim.
Tabii 500 metre daha geç ama 5.13 pace yapmıştım.
Geçen sene sprint triathlon yarışmıştık öncesinde.
Sonrasında bu standart yapmıştık.
O zamanlar daha iyi koşuyormuşum.
En azından bisikletten çıktıktan sonra daha iyi.
Bu sene zaten sakatlıklar, kazalar derken.
Antrenmansızlıklar. Artık dayanıklılığım da düştü.
Fitnesseviyen işte. 110'lardan 30'lara düştü.
Umarım tekrar bu hızlara gelebilirim diye düşünüyorum inşallah.
Bir kaza sıkıntı çıkmazsa.
Bu yıl bizim için böyle bir toparlanma yılı gibi oldu.
Sakatlıkla mücadele yılları oldu.
Bu yıl sonunda da bir maratonumuz var.
Aralıkta Valencia Maratonu.
Ondan sonra güzel bir dinlenmeyi düşünüyoruz.
Yeni sezona daha çiçek gibi böyle başlayıp güzel bir sezon geçireceğiz inşallah.
İnşallah yani gerçekten hiçbir sporcu sakatlıkla sınanmasın.
Çok zor bir süreç yani.
Sakatlık ayrı bir süreç.
Sakatlıktan sonra toparlanma, o sabır.
Yani o eski performansını bilip o performansta koşamamak.
Gerçekten bunlar psikolojik açıdan çok zor.
Bir de şey mesela geçen seninki performansınla aynı bile koşsan zarardasın.
Hiç gelişmedin demek ki. Daha da kötü koştuğunda geriye gittiğini görüyorsun.
Ve tabii ki canı sıkılıyor haliyle.
Sporcu psikolojisi biraz böyle evet.
Her ne kadar gerekçeleri de olsa.
Daha iyisini istiyor. Daha iyisini yapmak istiyor.
Ama sonuçta bu işin içinde bu da var.
Yani sporcu olduğun zaman sakatlık dönemleri olabilir, farklı şeyler olabilir.
Her şeyi doğru yapsan bile bir şeyler oluyor.
Profesyonel sporç değiliz.
Evet. O da var yani.
Belki iyi ki de değiliz.
Yani bilmiyorum. Daha kötü psikolojim bozulabilirdi.
Evet. O yüzden umarım seneye daha hazırlıklı bir şekilde gidip istediğimiz performanslarla yarışabileceğimiz, herkesin yarışabileceği yarışlar olur diye umuyorum.
Bu arada şeyi atlamayalım.
Serkan Sargut bizim çok güzel fotoğraflarımızı çekti.
Allah da destekteydi.
Evet sağ olsun.
Çok da güzel destekledin. Yarış biter bitmez hemen güzel böyle fotoğraflarımızı almış olduk ondan.
Çok iyi çekmiş bu arada ben çok beğendim.
Bir de Melih vardı.
Her tur hadi gülün bırakma.
Gerçekten ona da çok teşekkür ediyorum.
Videomuzu falan da çekti.
Herkesi destekliyordu.
İlki yarışmamış dedi.
Tabii şaka bir yana yarışmasını isterdim ama öyle bir destekçinin olması da her turda onu görmek de sana gaz vermesi, video çekmesi vesaire.
Onu gördükçe hızlandım.
İnsanı motive ediyor.
Buradan da onlara çok selamlar.
Sonra finish'i de yaptık.
Bu arada finish'te toplam sürelerimizden de bahsedelim.
Ben 2 saat 39 dakika 42 saniye yaptım toplamda.
Benim de 2 saat 58 dakika 29 saniye.
Güzel sabıç.
Bu şekilde buzlu suyumuza girdik.
Evet. Buz havuzu vardı.
Külçe külçe buzların içinde.
Ben oraya girdim.
Hiçbir soğukluk hissetmedim Onur.
Hemen yarıştan çıkınca girdiğim için.
Çok iyi geldi bana ya.
Evet bana da çok iyi geldi.
Oradan sonra işte biraz yemek yedik.
Sonra bir sürü çevrede tanıdıkları gördük hepsiyle.
Böyle konuştuk falan derken bir saat falan bir buçuk saat geçirdik herhalde orada.
Evet ekspoda oyunlar oynadık.
Sonra ekspoya gittik.
Birkaç tane daha orul bir diş macunu kazandık.
İşte yani yarışı bitirmişiz.
İşte orada bir oyun var.
İşte bir dakikada 50 squat işte artı.
İşte plank yapıyorsun sonra.
Bir buçuk dakika. Evet o tarz böyle şeyler falan filan.
Onları o oyunları yaptık ettik.
Yarışın üstüne o plank zor oldu.
O şekilde güzel geçti.
Şey de güzeldi Onur.
Yarış sonunda yiyecekler işte makarna, meyve.
Karpuz çok iyi geldi bana.
Hani makarnayı yiyemedim ama sulu sulu o karpuz çok iyi geldi.
Sonra böyle eşyaları toparlıyoruz.
Arabaya gittik. Böyle ben işte çantaları falan şey yapıyorum.
Yüzme gözlüğümü koyacağım.
Böyle çantamı aldım yüzme gözlüğümü koymak için yüzme gözlük kutumu bir açtım ne göreyim.
Yol bilgisayarım.
Ya meğer ben yol bilgisayarım çizilmesin diye o an böyle eşyaları toplarken onu şimdi yüzme gözlük kutumun içine koymuşum.
Ama orada da hani bisikletim çalışmıyor yok.
Hani götürdüm getirdim panik böyle halindeyken.
Yani yüzme gözlük kabına bakıyorum ama onun içinde yol bisikleti olduğunu hatırlamıyorum.
Oraya kadar götürmüşüm yol bilgisayarımı.
Takmadan geri getirmişim sonra.
Çeketi almışsın. Bu da böyle bir anı oldu.
Yani biraz stresli de olsa her ne kadar gergin de geçse başlangıcı.
Sonuç olarak güzel geçti ve güzel bitti.
Organizasyon çok güzel. Yarış çok güzel.
Parkuru çok güzel. İnsanlar çok güzel.
Triathlon camiası da çok güzel.
Triathlon yarışan insanlar.
Farklı bir çevre yani.
Orada olunca şeyi hissettik yani.
Burada olmayı seviyoruz.
Bu camiada olmayı seviyoruz.
Triathlon yapmayı seviyoruz.
Umarım ilerleyen yıllarda da daha güzel, daha uzun mesafeler, kısa mesafeler hepsinden yaparız.
Gerçekten şöyle bir şey oluyor.
Uzun süre triathlon yapmayınca böyle biraz o heyecanı unutuyorsun gibi oluyor.
Sonra bir yarışıyorsun böyle ne kadar özlediğini fark ediyorsun.
Bizim için de öyle oldu. Çünkü bu yıl ikinci yarışımız.
Biz geçen yıl çok triatlon yapmıştık.
10 tane yapmıştık. Küçüklü büyüklü bir sürü yarışa gitmiştik.
Duatlonlara gitmiştik falan derken çok aktif geçti triatlon anlamında.
Ama bu yıl daha MW Challenge 1 hani bu iki arada işte Çanakkale'ye falan gidemedik.
Böyle bir ara taşınıyorduk bir ara hastalık falan bir şeyler oldu.
Kadıköy'e bulamadık yer. Kadıköy için yer bulamadık falan.
Sonra Bakırköy'de olmuştu.
Ona da gidemedik. Yani geçen sene il il triatlon gezen Onur ve Gül'ün yani bu yıl ayağına kadar gelen triatlonları bile kaçırdı maalesef.
Ama hala önümüzde Mudanya triatlonu var.
Bir aksilik olmazsa ona gideceğiz.
Ve önümüzdeki yıl yine planlamamızı da yine dengeli bir şekilde dağıtmaya çalışacağız.
Ya şunu da fark ettim.
İnsan uzun süre yarışmayınca bildiği şeyleri de unutuyor.
Hani yani işte mesela T1 T2 alanlarında böyle yani uzun süredir aylardır yarışmadığımız için yani çok kez yarışsan bile insan o pratikliğini kaybettiğini hissediyor yani ben onu
da hissettim. Veya bak işte hata yapmaya başlıyorsun bazı şeyleri ihmal ediyorsun veya unutuyorsun unutmaman gereken şeyleri vesaire yani işte.
Triathlon'a yeni başlayanlara tavsiyeler de böyle çıkıyor.
Yaptığımız hatalardan, unuttuklarımızdan, başımıza gelenlerden ve iyi yaptığımız şeyler olduğu gibi kötü yaptığımız şeyler de oluyor bu süreçte.
Aslında deneyimlerimizi o şekilde biz aktarmak istiyoruz.
Yani bu da bayağı o konuda ekmek çıkan bir bölüm oldu bizim için.
Bir de şeyden de bahsetmek istiyorum.
Biz her bölümümüzde böyle kısımlar yapıyoruz.
Her kısımda hangi konu başlıyor, kaçıncı dakikada.
Diğer bölümlerde de bu var.
Bu bölümde de olacak. O kısımdan ilgili dinlemek istediğiniz bölüme ulaşabilirsiniz.
Evet bu bölümün de sonuna geldik.
Bizleri Spotify ve Apple Podcast'tan takip edebilirsiniz.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
