
İstanbul Boğaziçi Kıtalar Arası Yüzme Yarışı Nasıl Geçti?
4 Eylül 2026 · 53 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
İstanbul Boğaz’ını yüzmeyi düşünenlere fikir verecek, yüzenlere ise o günü yeniden yaşatacak bir bölüm 🌊
Yarış sabahının heyecanını, 6.5 kilometrelik parkurda kerteriz alma noktalarını ve Boğaz’ın akıntılarıyla mücadelemizi anlatıyoruz.
Keyifli dinlemeler 🎧
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
İletişim için:
kosvergitsin@gmail.com
*
Kısımlar:
(00:00) - Giriş
(01:29) - Yarış Öncesi Kit İçeriği
(02:15) - Tekne Turu
(03:19) - Şamandıra (Swimbuoy)
(04:33) - Taktikler (Kerteriz Noktaları)
(06:22) - Galatasaray Adası
(06:55) - Finish Stratejisi
(09:34) - Yarış Sabahı
(10:11) - Tuvaletler
(11:50) - Gemi ile Start'a Gidiş
(16:02) - Start: Kırmızı Halı ve Suya Atlayış
(18:33) - Boğazın Ortasında Akıntı Arayışı
(20:13) - Onur'un Yarışı
(24:17) - Akıntı Tartışması
(25:11) - Soğuk Su Hissi
(26:16) - Yarışın Kilit Noktaları
(29:05) - Rumeli Hisarı Geçişi ve Drafta Girme
(31:33) - Gülin'in Akıntı Yakalaması
(34:27) - Onur'un Finiş Paniği ve Dalgalar
(43:12) - Gülin'in Finiş'i
(48:30)- Sürelerimiz
(50:35) - 7 Kanal Geçişini Tamamlayan İlk ve Tek Türk Bengüsu Avcı
(51:10) Genel Değerlendirme
Transkript
Herkese merhaba, Koşver Gitsin''e hoş geldiniz. Ben Gülün.
Ben Onur.
Bu bölümde Boğaziçi Kıtalar Arası Yüzme Yarışı'ndan bahsedeceğiz.
Bu bizim Onur'la ilk duyduğumuz andan beri hayalimizdi.
Bu yarış için öncesinde bir seçmeler oluyor. Seçmeleri geçmeniz gerekiyor.
Daha sonrasında yarışa hak kazanıyorsunuz.
Hatta seçmelerle ilgili bizim iki tane de bölümümüz var. Onları da dinleyebilirsiniz.
Bu arada şey diye duydum Onur.
Yabancı yarışmacılar için seçme olmuyor.
Onlar direkt katılabiliyorlar.
Bence böyle yüzmeyle ilgilenen, ilgisi olan herkesin böyle bir deneyimlemesi gereken en az bir kere ikonik bir yarış yani.
O boğazı geçmek.
Evet.
Burada daha ikonik hale getiren de kıtalar arası geçiyor olmak.
Sadece boğaz geçmek değil iki kıta arasında geçiyor olmak.
Gerçekten güzel hissettiriyor insanı yani.
Bir kıtadan diğer kıtaya yüzerek ulaşmış olmak.
Aynı şekilde Çanakkale için de geçerli.
Yani bu iki boğazımız var.
Bu boğazlardan geçelim, yüzelim.
Bence güzel bir deneyim.
Bu arada bir sonraki bölümümüzde Çanakkale yüzme yarışı nasıl geçti olacak.
Bu sene boğazlara doyduk.
Bizim hayalimiz olan bu yarıştan da biraz bahsetmek istiyoruz.
Ne yaptık, nasıl kerteriz aldık, yüzdük mü, yüzemedik mi, akıntı var mıydı?
Bence en önemli soru buydu yani.
Akıntı var mıydı yok muydu?
Hepsini anlatacağız.
Evet o zaman yarış öncesiyle başlayalım.
Yarış pazar günüydü.
Biz cumartesi günü gittik.
Orada kit alımımızı gerçekleştirdik.
Bu arada kit içerikleri gayet güzeldi.
Evet.
Vegan latte vardı ya.
Latte tozu vardı.
Bence bu çok önemli bir şey.
Orada seni kazandılar.
Ben ilk defa bir vegan latte tozundan bir latte yaptım.
Bence çok güzeldi tadı.
İçiyorum hala şirkette.
Güzel oluyor.
Evet güzel bir çanta da vermişlerdi kırmızı renk.
Aynen güneş kremi de vardı içinde mesela.
O da çok güzeldi.
Tişört de güzeldi bence tasarım olarak vesaire.
Protein bar, çubuk reker.
Baya dolu dolu bir kit de.
Evet.
Tabii ki bu kit alımını yarış günü sabah da yapabiliyorsunuz.
Ama biz bir gün önceden gelip kitlerimizi aldık.
Çünkü tekne turu da yaptık.
O da bir gün önce.
Cumartesi günüydü.
Evet bu tekne turu.
Gelmişken onları hallettik.
Bu tekne turunda da işte nereden kerteniz alınacak öyle bir rotayı tanıtıyorlar.
Rotayı bir geziyoruz.
Evet aslında parkur tanıtımı amacıyla yapılıyor.
Finish noktasından bizi alıyor tekne aynı yarış günü olacağı gibi.
Start noktasına kadar götürüyor.
Oradan sonra tekrar finish'e doğru geri getiriyor ve bu arada genel bilgiler veriyor.
Evet birçok farklı dilde de Rusça, İngilizce, Türkçe anlattılar hep.
Güzel oldu.
Özellikle ilk defa boğaz yarışında yürütecek olan kişilere ben tavsiye ediyorum.
Çünkü gerçekten böyle boğazın farklı noktalarında farklı durumlar var.
Hani onların hakkında bilgi sahibi olması için ve gözünde haritanın iyice böyle canlanması için faydalı oluyor.
Bu arada bu tekne turu ücretliydi.
500 liraydı kişi başı.
Sanırım daha önceki yıllarda ücretsizmiş duyduğum kadarıyla.
Bu yıl bu şekildeydi.
Bu tekne turunda böyle genel kurallardan da bahsediyorlar.
Mesela yüzücü şamandıraları bu yıl zorunluydu.
Biliyorsunuz geçen yıl bir kişi hayatını kaybetmişti bu yarışta.
Ondan sonra bu konuyu bir tekrar ele aldılar ve hem Çanakkale yüzme yarışında hem İstanbul yüzme yarışında şamandırayı zorunlu hale getirdiler.
Bu şamandıra dediğimiz Swimboy diye de geçiyor.
İçi hava dolu ve arkamıza iple bağlı olan böyle yüzerken uzaktan kendini belli eden renkli bir balon gibi bir şey.
Ve bir taraftan yorulduğunuzda sakatlandığınızda herhangi kramp bir durum olduğunda ona tutunup onunla birlikte suyun üstünde kalabiliyorsunuz.
Bir taraftan da çok uzaktan bile sizi görüp takip edebiliyorlar.
O bakımda güvenlik olarak iyi bir şey.
Bazı şamandıralarda bu dağıtılan şamandıra da yoktu ama cep var.
Mesela telefonunuzu hani şey gözlüğüne koyabiliyorsun içine su almıyor.
O şekilde hani bir kumsala gittin tek başınasın hani önemli eşyalarını içine koyup o şekilde yüzebilirsin.
Bu arada organizasyonun bunu dağıtması da güzel bir şeydi.
Hani herkes teklif oradan kitlerle beraber şamandırasını alıp yarış günü kullandı.
Hepimiz turuncu türünlü.
Teknede hatırladığımız kadarıyla genel anlamda böyle şu taktiklerden bahsettiler.
İlk önce atladıktan sonra böyle boğazın ortasına doğru biraz açılıyoruz ve orada akıntıyı bulmaya çalışıyoruz.
Çünkü akıntı genelde boğazın orta bölgelerinde daha şiddetli oluyor.
Ve kenarlarda çok da kıyılarda olmamanız gerekiyor.
Çünkü ters akıntı oluyormuş.
O yüzden ortalamak en güzeli.
Köprüyü ortalıyoruz ondan sonra yaklaşık olarak.
Köprüyü geçtikten sonra da biraz daha ilerledikten sonra Asya ve Avrupa yakası arasında böyle iki elektrik direği arasında da elektrik telleri var.
Evet o tellerin tam ortası böyle sehim yaptığı yeri bu sefer kerteriz alıyorsun.
Oraya doğru yüzüyorsun.
Yani suya en yakın olan noktası.
Çünkü iki yüksek noktadan teli gerdiğimiz zaman orta noktası biraz daha aşağıda kalıyor.
Tekne de orayı referans almamızı tavsiye ettiler.
bu köprüyü geçtikten sonra.
Ondan sonra oraya doğru
yüzüyoruz. Ondan sonra bir burun var.
Arnavutköy burunuydu.
O burununu da atlattıktan sonra
yani o bölgelere geldikten sonra
diğer köprüyü
görmeye başlıyoruz ve diğer
köprünün önce ortasına
daha sonra da Avrupa yakası
ayağına karşı böyle
kerteriz alıyoruz. Zaten o diğer
köprü yani FSM köprüsünü
geçtikten sonra o Boğaziçi köprüsünü
geçmiyoruz. Onun hemen önünde
finish var zaten. Evet.
Ve orada önemli bir iğne kerterizler
noktalarından bir tanesi bu
Galatasaray Adası. Ayy.
Galatasaray Adası. Buna çok
yakın geçmemek gerekiyor yine.
Ve ondan sonra yavaş yavaş
böyle kıyıya doğru
yönelmek gerekiyor. Biraz daha ilerisinde
bir büyük bir şamandıra var.
Ondan sonra da finish var zaten.
Bir de şey ben mesela Galatasaray Adası'nı
ilk defa bu tekne turunda
gördüm. Böyle değişik bir yerde.
Hani oraya ulaşım sadece tekneyle oluyor içinde havuz vardı.
Yani sanırım bu Galatasaray kulübüne özel bir ada.
Başkaları da girebiliyor diye de duydum ama sanırım kulübün bir adası.
Bir de baktım merak ettim bir adayı araştırdım.
Zamanında bu gemilerin yüklerin Osmanlı zamanında işte yük boşalttığı bir yer yani.
Daha sonra işte Galatasaray kulübü bunu satın alıyor ve o şekilde o adayı dönüştürüyorlar.
Evet tarihi bir arka planı da varmış orasının.
Yarış için de en önemli noktalardan birisi aslında o.
Çünkü artık ona geldiğinizde finish'e çok az kaldı demektir ve finish stratejinizi gözden geçirmeniz gerekiyor orada.
Genellikle şeyi tavsiye ediyorlar.
Çok tecrübeli olmayan yüzücüler adadan sonra yavaş yavaş kıyılamaya başlasın.
Daha tecrübeli yüzücüler biraz daha akıntıyla devam edip daha dik bir açıyla finish'e yaklaştığında finish'e varsın.
Ama buradaki kritik nokta şu bu işi biraz daha zor hale getiren.
Eğer geç kalırsanız kıyıya varmakta yani o finişe varmakta zorlanıyorsunuz ve akıntı sizi tekrar boğazın içine doğru ve ileriye doğru atıyor.
Bu sefer o akıntıya karşı.
Ve finişi kaçırmış oluyorsunuz.
Finişi kaçırınca da akıntıya karşı geri yüzmek inanılmaz zor.
Bir de bu sene sanırım geçen seneler yokmuş.
Finişten çıkanları topluyorlar.
Yani böyle bir 100 metre 80 metre ileride topluyorlarmış yani.
Yine çıkanlar olup yüzenler oluyor ama yüzemeyenleri alıyorlar.
Yani belki küçük bir miktar kaçıranlar geri yüzebiliyor ama çok fazla ileriye gidersen orada seni alıyorlar yani.
Orada yarışmak bir şey oluyor.
Ya şey çok garip hani normal bir havuzda yüzerken hiçbir şey yok yani yere bakıyorsun dönüyorsun havuzdasın.
Ama burada sürekli bir yön bulma yani yer bulma kendini bulma yani değişik bir deneyimdi.
Evet yani açıkçası gerçekten farklı bir olay. Özellikle böyle daha uzun mesafeler yüzdükçe biz de bunu daha iyi hissetmeye başladık. Bir de şunu ben söylemek istiyorum. Bu hani finish stratejisi gerçekten biraz böyle zor ve önemli bir konu.
Bununla ilgili ben YouTube'da bir video gördüm. Boğaziçi yüzme yarışında en kritik 200 metre finish'e böyle gidilir isminde bir video atmış birisi ve orada işte bu finish stratejisini çok güzel anlatıyor fotoğraflarla vesaire de desteklemiş harita üzerinden de anlatmış.
Yani ben ilk defa Boğaziçi yarışına katılacak biri olarak bundan faydalandım ve özellikle ilk defa yüzecek olan kişilerin yine bu videoyu izlemesini tavsiye ediyorum.
Tabii bu anlattıklarımız şimdi gözünüzde belki tam canlanmamış olabilir.
Özellikle boğazda yüzmeyen biri şu an dinliyorsa ve ilk defa mesela yüzmeyi düşünüyorsa.
Biz de ilk başta aklımızda canlandırmada biraz zorlanmıştık.
Ama tekne turunu o yüzden ben özellikle tavsiye ediyorum.
Bir de böyle reglaman gibi böyle şey kitapçık veriyorlar bilgi kitapçığı.
Orada da haritalar var.
Yani bütün o yerlerin lokasyonları gösteriyor.
Çok güzeldi.
O zaman yavaş yavaş yarış gününe doğru geçelim.
Yarış Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkı'nda oluyor aslında.
Yani ekspo olan orada.
Start'ta bizi Kanlıca'daki start'a götüren gemi oradan alıyor.
Orası aslında finish.
Evet ve finish de yine bu Cemil Topuzlu Parkı'nda oluyor.
Sabah biraz erken gelmekte fayda var.
Arabaları o sahil yolunda yol kenarına bırakabiliyorduk.
Biz de erken geldiğimiz için yer bulduk ama daha geç gelip biraz yer arayan arkadaşlarımız da oldu.
O aklınızda olsun genel olarak.
Az önce dediğim gibi kitler yine yarış günü de dağıtılıyor.
Yarış sabah gelip kit alabiliyorsunuz.
Onun dışında içeride bir tuvalet vardı ve bir tane karavan tuvaleti de alanın dışında vardı.
Ama çoğu kişinin karavan tuvaletten haberi yoktu.
Biz tesadüfen görmüştük.
Bayağı sıra oluyordu içerideki tuvalette.
dışarıda bir tane karavan tuvalet vardı.
Ben hatta sordum yani şey başka yok mu hani ne olacak falan.
Bir tane daha karavan tuvalet daha varmış ama arabalardan dolayı yanaşamamış.
Elektrik döşeyemeyince gitmiş.
Aslında o karavan tuvaletlerinde içeride olsa birçok kişinin haberi olurdu oradan.
Orada planlamayla ilgili bir şey olmuş herhalde bilmiyorum.
Evet yani o karavanlar içeri alınsaydı belki birçok kişi sıra beklemeyecekti.
Çünkü yaklaşık kaç 2500 kişi miydi?
Evet küçük bir yer aslında.
2500 kişi bir arada ve hani tuvalet sırası da o yüzden çok fazla oluyor.
Aynen yani ben orada şey şansen gördüm yani orada ve hani oradan kullandım ve kimse de yoktu yani ve çok da temizdi Karaman tuvaleti.
Diğer tuvalette insanlar sıra bekliyordu ben söyledim hani Karaman tuvaleti var.
Yani o şekilde yönlendirmemle birkaç kişi gidebildi.
Evet o yüzden sizin de aklınızda olsun. Dışarıda karavan şeklindeki tuvaletleri kullanabilirsiniz. Belki sonraki yıllarda onlar alanda uygun bir yere de alınabilir. O da değerlendirilebilir.
Tekne bizi götürmeden önce eşyalarımızı emanet kısmına bıraktık.
Zaten çok fazla kalabalık, farklı küçük bir yer.
Böyle bir anda bir bando ekibi geldi.
Böyle müzikler, eğlence falan.
Baya moda girdik aslında.
Arkadaşlarımızı da gördük şirketten.
Onlarla da beraber tekneye bindik.
Tekne de bizi Kuruçeşme'den Kanlıca iskelesine doğru götürüyor.
Start'a doğru götürüyor.
Oradan gemiden atlıyoruz.
İki gemi var.
Bir sarı boneliler bir yeşil boneliler.
Yeşil boneliler sanırım yaşa göre sarı veya yeşil ayrılmış.
Hani bizde yeşil boneler vardı.
Biz ilk tekneden atlayacaklar kişilerdik.
Daha sonra sarı boneler atlıyor.
Bu arada atlayacağımız platform da böyle suyun üstünde yüzen bir iskele şeklinde.
Aynen gemiden bağlı, gemiye bağlı.
Evet onu da ayrı bir gemi getirdi mesela.
Hani iki tane yarışmacı gemisi önce gidiyor iskelenin oraya yanaşıyor.
Daha sonra bu iki yan yana olan geminin yanına bir de o denize atlayacağımız suyun üstünde duran iskele geliyor.
O da böyle şey gibi hani içi hava dolu bidonların bir araya gelerek birleşerek bir iskele oluşturmuş gibi düşünebilirsiniz.
O şekilde bir şey.
Hem atlamalı seçenek var hem de bir de yanına merdiven koymuşlar.
Merdivenden inerek de atlayabiliyorsunuz.
Bu arada gemiye binerken tırnak kontrolü yapıyorlar.
Hatta hakemin elinde tırnak makası vardı.
Çekilmesene.
Ay ben görmedim.
Hani çünkü o an uzun tırnaklı
birini görürse demek ki tırnaklarını kesiyor.
Ay çok komikmiş.
Evet o şekilde.
Bu arada gemide de baya keyifli vakit
geçiyordu. Böyle gemiye bindik.
İşte iskeleden ayrılırken işte
karadakiler bize el sallıyor.
Biz onlara el sallıyoruz. Kameramanlar
çekiyor sürekli el sallıyoruz.
Böyle bir hani festival havası
vardı yani olay şey değil.
Böyle yarış başlayacak çok stresliyim
hani böyle yarış modundayım falan
tarzı değil de bir panayıra gelmişiz
sanki. Bir keyifli bir ortama
gelmişiz. Böyle herkes o andan
keyif alıyor, eğleniyor.
Hani gibi bir atmosfer var.
Böyle dostlar buluşmuş orada
falan gibi böyle. Hani çok güzel
herkes birbirini tanıyor gibiydi böyle.
Herkes keyifli, mutlu.
Yani bir anda önce bu deneyimi
yaşamak istiyor. Hiç tanımadığın kişilerle
o anda böyle yan yana geliyorsun. Bir de
şey böyle. Biri eğer
bir taktik anlatıyorsa. Herkes dikkatli.
Çaktırmadan dinliyor sürekli.
Herkesin kafasında çünkü soru işaretleri var.
Nasıl yüzce ile ilgili.
O yüzden böyle hani
herkes birbirini dinliyor. Biri bir şey anlatıyorsa
soru soruyor falan filan.
O yüzden yani bence çok da
dinlememek de gerekiyor. Bu sefer kafa
karışıklığına sebep.
Farklı şeyler söyleyebiliyor.
Bu arada KT dizi evet
bir dinlemek lazım.
Nelere bakacağız edeceğiz ama
deneyimlemeden hani onun
tam özümsenmiyor yani.
Benim öyle oldu yani. Gerçekten hani kafamda
biraz vardı ama yaşayınca
anladım. Yani akşama kadar da
dinlesen o tecrübeyi yaşamak
gibi olmaz ama yine de ne yapacağını
hiç bilmeden suya girmektense
sana birkaç yol gösterici
tavsiyeyle girmek arasında da
fark var tabii ki. O panikletmiyor seni
en azından. O şekilde gemide
güzel bir ortam vardı. Hatta
karşımızda bir koşver gitsin
dinleyicisiyle de tanıştık.
Ben dinlemiştim sizin
koşver gitsin podcastınızı dedi.
Çok mutlu olduk. Yani
dinleyicilerin bir tanesinin de yüzmesi
hani boğaz geçmesi. Güzel
bir kitle dinliyor Onur. Yani bu bizi
çok mutlu ediyor. Hatta akvato
bölümümüzü dinlemişti. Yani yüzmeyle
alakalı olan kısımları mesela. Hatta şey
dedi orada kürsü de yaptım falan dedi.
Evet. Yani Mehmet buradan
ona da sevgiler.
Sonra start kısmına geçtik.
Ama start biraz uzun sürüyor. Hani
herkesi böyle sırayla salıyorlar.
Dolayısıyla genel kategoride
Birinci olmak aslında
Chip time ile yapılıyor
Yani ilk varan kazandı şeklinde değil de
Tam çıkarken bir süre
Ölçülüyor
Finişte bir süre ölçülüyor
Aradaki toplam süre farkına göre
Derecemiz belli oluyor
Böylelikle o atlama izdihamı olmuyor
Evet yani dolayısıyla
En önden ben atlayayım demene gerek yok
Ama şey önemli Onur
En önden atlamanın avantajı da
Draft'a girme
Hani hızlı grupla beraber yüzme.
Hani bu tarz avantajları da var.
Ama yani hani birkaç saniye kaybetmeyeyim falan gibi bir korkuya gerek yok.
Kesinlikle.
Zaten kırmızı halı var iskelede.
Onun üstünden geçtiğimiz an başlıyor süre.
O şekilde ama uzun sürüyor.
Biz de biraz arkalara kaldık.
Önümüzde bayağı bir kişi başlamıştı yarışa.
Ondan sonra böyle tam starta doğru geçtik.
Böyle ben dedim hani ya Gül'ün biraz arkasında kalayım da.
Çünkü iskelede böyle sırayla herkes atlıyor ama birbirinin üstüne atlayabiliyorsun bir karmaşa falan oluyor.
Dedim bir Gül'ün arkasında kalayım da biri üstüne atlamasın falan diye.
Hatta beni böyle merdivenlere falan yönlendiriyor.
Ben böyle geliyorum Gül'ün arkasından.
Tam böyle o iskeleye doğru çıktık.
Kırmızı halı biraz daha önde böyle.
Tam kırmızı halıdan Gül'ün bir geçti koşmaya başladı.
Ben böyle ne olduğunu anlamadan Gül'ün gitti falan tek kaldım.
Sonra.
Yarışmacı gülünme.
Normal gülün arasındaki.
Böyle ben de zannediyorum.
Ya gülün ama şimdi hani korkmasın biri üstüne atlar şey yapar falan filan.
Ya ben triatlonla kaçtırarak giderim de bırakır mıyım?
Aynen.
Sonra ben de hemen koşa koşa gittim atladım.
E suyu ilk atladığımda böyle şey mesela garip geldiğini hatırlıyorum.
Yüzü şu şamandırası var ya.
Suyun içine onunla birlikte girdim.
O şamandıra hani batmadığı için beni böyle sert bir şekilde yukarı çekti.
Sonra böyle yüzmeye başladım.
Yüzmeye başlayınca sanki bir anda şey hissettim.
Sanki şamandıra böyle koptu mu gitti mi ne oldu?
Hani bir anda hani suya atlayınca onu çok şiddetli hissettim.
Ama yüzerken sanki boştaymış gibi oldu.
Böyle bir döndüm kontrol ettim falan.
Çünkü çok sık da yüzmüyoruz onunla birlikte.
Çok etkilemiyor ama ya.
Yok etkilemiyor.
Zaten işte olay o.
Hiç hissetmedim yok sandım.
baktım sorun yok.
Sen direkt çivileme atladın o zaman değil mi?
Aynen ben öyle atladım.
Sen balıklama mı atlıyorsun?
Ben niye çivileme atlıyorlar onu da bilmiyorum.
Hani balıklama daha ileri atlarsın aslında.
Gözlük çıkmasın diye.
Ya ben şahsen o yüzden atlamadım.
Şimdi rastgele karar veriyorum.
Bazen balıklama atlıyorum bazı yarışlarda öyle.
Bazen çivileme atlıyorum.
Balıklama atladığımda bazen
gözlük gözümden oynuyor.
Çok sıkmak da istemiyorum gözlüğü.
Hani atlarken su kaçmasın diye ekstra sıkmak gerekebiliyor.
Ekstra sıkınca da bu sefer başka problemler olabiliyor falan.
Şey yapabilirsin gözlüğü tutup böyle gözlükle beraber.
O zaman da teknik.
O zaman.
Yani.
Benim yapmadığım şey değil.
Hem de bu videoyu da öyle atlamıştım.
O şekilde başladım ben.
Ya ben de ilk bizim hedefimiz şimdi atlıyoruz.
Köprünün ortasına kadar yüzme.
Ama şey ilk başta bir direkt köprüye doğru değil de biraz sağa doğru açılıp ortaya orta akıntıyı yakalayıp köprünün ortasına hedef alarak yüzme.
Yani orada bir şey ilk başta başlarken geliyorum geliyorum bir türlü ortaya gelemedim ben.
Yani biraz uzun sürdü.
Hatta ben ortaya geldiğimde neredeyse köprüye de gelmiştim.
Biraz sol tarafta kaldın yani.
Aynen yani çok akıntıyı bulamadım o taraflarda belki de yoktu.
Yani böyle bir akıntı bir vardı bir yoktu zaten.
Bir oluyor bir olmuyor.
Yani öyle olunca böyle şey köprünün ortasından geçtikten sonra etrafımda çok yeşil bone de kalmadı.
Böyle artık sarı bonelerle beraber yüzüyordum.
Birazcık orada yavaşlamıştım.
Yeşil boneler biraz ortadan gitmiş ve akmıştı.
Bir de biz yeşillerin sonlarını doğru atladık.
Yanında biraz etkisi var.
Evet yani öyle olunca yani ilk hedefimiz o köprüydü.
Hatta ben akıntı var mı şimdi biz buna biraz da taktık işte var mı yok mu anlayalım.
Daha önce boğazı geçtik ama yarışmadık yani yarışmada geçmemiştik.
Akıntıyı şöyle hissetmiştik.
Hani boğaz sırt üstü yatıyoruz köprü birden kayıyordu yani öyle soğuk bir suydu hem de.
O akıntı o zaman vardı ama böyle bir şey bekliyoruz.
Ben köprüye geldim bakıyorum.
Ya sanki köprüden gitmiyorum geri geri gidiyorum.
Ters akıntı varmış gibiydi yani.
O köprünün ortasında o akıntıyı çok hissedemedim açıkçası.
Evet bu akıntı meselesi önemli.
Çünkü mesela geçen sene hem Triathlon yarışında hem Boğaz yarışında akıntı yoktu.
Dolayısıyla böyle herkes yüzüme süreleri de daha uzun sürdü.
Bu sene hani biraz daha akıntıyı bulmaya çalışıyorduk.
Ben de atladıktan sonra böyle direkt hedefe doğru kuş bakışı en kestirme yoldan gitmek yerine aslında boğazın ortasına doğru yüzüp hani akıntıyı bulup o şekilde gitmeye çalıştım.
Dediğim gibi daha önce yarış dışında boğaz geçmiştik orada da hani bunları deneyimlemiştik.
Ama burada şöyle bir şey oldu.
Ben hani çapraz bir şekilde boğazın ortasına hızlı bir şekilde geldim.
Yani çok ilerlemeden ortaya doğru yaklaştım geldim.
Orada da mesela ortaya geldiğini şöyle anlayabiliyorsun.
Tam böyle direkt boğaz köprüsüne baktığında hani tam kestiremeyebiliyorsun ama onun arkasında mesela Çamlıca Kulesi'ni görüyorsun veya elektrik direğini görüyorsun.
Böyle onlar boğazın ortasına denk gelince böyle nişan alır gibi.
Evet iki noktayı nişan almak.
Benzer hizaya geldiğinde ortaya geldiğini daha net anlayabiliyorsun.
O şekilde kendimi ortaya aldım ama orada tam olarak akıntıyı hissedemedim.
Yani ve şeyi de görüyorum yani ortaya kadar geldim çok az insan tam benle birlikte boğazın ortasına geldi ve şöyle kafamı sola doğru çeviriyorum bakıyorum hani soldan böyle direkt atlayıp çaprazdan daha kestirme kuş bakışı kestirme olan yoldan giden çok daha fazla kişi var falan.
Böyle ben ama hep şeye inanıyorum yani diyorum ama ortada akıntı daha şiddetli o yüzden burada hani daha iyi gidiyor olmam lazım falan diye düşünüyorum.
Ama hani çok tecrübeli de değilim sonuçta birkaç tecrübem var bununla ilgili ama tam da emin olamıyorum o an yani akıntıda mıyım değil miyim ama akıntıda olduğumu çok hissedemedim de.
Sonra ben de Boğaz Köprüsü'ne kadar geldim.
Ben de senin dediğin kontrolü yaptım.
Tam köprünün altına geldiğim an tamamen yüzmeyi bıraktım durdum.
Ve yukarıya doğru köprüye baktım.
Yani o an normalde akıntıda olduğunda çok hızlı bir şekilde kaydığını görebiliyorsun.
Ama baktım yukarı böyle 15 saniye falan durdum yani uzun bir süre.
Aynı yerde duruyorum.
Yani benim yüzdüğüm rotada akıntı yoktu o anda.
Hani o an tekrar şeyi düşünüyordum hatta yani.
Geçen seneki gibi hiç akıntı yok mu acaba?
Yoksa ben mi bulamadım?
Ama yani burada şunu öğrenmiş oldum.
Hani boğazın en ortasına geldiğinde akıntı orada olacak diye bir şey yok.
Hani yüksek ihtimalle ortada akıntı var ve daha şiddetli olabilir.
Ama böyle bir ezber yok işte.
Geldim ortaya ve yani orada emin oldum akıntının benim yüzdüğüm yerde olmadığına.
Çünkü sol tarafa böyle baktığımda o çaprazdan yüzenler hani sanki böyle daha hızlı gidiyor da gibiydi.
Ama biraz onu işte geç idrak ettim.
Mesela belki şey yapabilirdim.
Hani bu arada ortaya doğru geçene kadar arada bir akıntıyı hani hissetsen belki orada kalabilirdim.
Ama hiç akıntıyı da hissedemedim bir şekilde.
Belki ama şey yapmalıydım hani ortaya gelip ya burada akıntı yok deyip belki biraz daha tekrar sol tarafa kaymalıydım.
Yani bu biraz daha belki tecrübeli olabilecek bir şey.
Ama hani günün sonunda ilk çıkışta yani o ilk bölümde akıntıyı bulamadım.
Ama yine tempolu bir şekilde yüzmeye devam ettim.
Ya o akıntı meselesi ben birazcık senin dediğin gibi çok fazla ortaya yanaşmadım.
Ve biraz daha sol tarafta kaldım.
Ama mesela benim solumda da çok insan vardı.
Sağımda da çok insan vardı.
Ve ben daha çok insanları ortaladım gibi bir şey oldu.
Ya buradan da sormak istiyorum yarışı yüzenler varsa.
Siz nereden gittiniz ve akıntıyı hissettiniz mi?
Bu konuyu gerçekten ben de merak ediyorum.
Diğer yüzenler acaba nasıl hissediyor? Akıntı var mıydı? Ortada mı yoktu gerçekten? Yoksa bazı solda biraz daha fazla mı vardı?
Veya daha ileride bir yerde mi vardı vesaire? Sonuçta akıntı tamamen yok değil. Var ki bir küsür pace'lerle bitiriyoruz yarışı.
Akıntı var illa ki. Ama o hızlı akıntı tam neredeydi ben hem kestiremedim. Onu o konuda geri bildirim yapabilirseniz de mutlu olurum.
Ya ben bir de şeyi düşünüyorum Onur. Bence akıntı göreceli bir kavram. Yani herkese göre değişen bir şey. Yani bir ben bunun sen var deyince bana yok olabilir. Çünkü hissedemiyorsun.
Şey bu inanç mı? Ben akıntıya inanmıyorum.
Evet yani inanç olarak değil de böyle hani güzellik hani bir tabloya bakarsın bana göre güzeldir kötüdür ya ben de bunun akıntının var olup olmadığını o şekilde yorumlayacağım.
Çünkü anlaşılmıyor da yani seninle bulunduğumuz konumlar da farklı olabilir.
Hani bana göre ben soldayımdır ama sana göre sağdadır.
Ya şöyle akıntı fiziksel bir gerçeklik olduğu için aslında ya vardır ya yoktur ya da hani belli bir hızda vardır.
Ama bence asıl sorun orada olup olmadığını anlayıp anlayamamak.
Belki o biraz daha tecrübe gerekiyor.
O bağınızda değişen bir şey yani sanılmazına göre.
Evet.
Hani genel bir söylenen kural var.
Akıntıya girdiğinde soğuk suyu hissedeceksin.
Mesela derleri.
Yani ben de mesela boğazın ortasına doğru giderken hep böyle soğuk su aradım.
Ama soğuk suyu hissedemedim.
Mesela ya hiç bulamadım ya belki su sıcaklığı değişimi o an hissedemedim.
hissedemedim veya yavaş değişiyordu sıcak.
Bu arada soğuk su da
göreceli bir kavram. Yani
senin soğuğunla
benim soğuğum bir olmayabilir.
Senin derinin inceliğiyle benim
inceliğim bir olmayabilir. Anlayamayız
yani. Doğru ama
mesela su sıcaklık farkı
şiddetli bir şekilde değişiyorsa hissedersin.
Evet doğru. Ama işte şey sıkıntı olabilir.
Herkes de hissedemeyebilir. Hissettin ama
belki akıntı var ama ters yönde de
olabilir. Kıyıya yakınsındır veya farklı
bir durum vardır. Evet yani çok da
şey yapmadan, riske atmadan,
kıyılardan gitmeden, ortanın
çok açılmadan. Yani orta
solda gitmek en emniyetli
ve en akıntı varsa da işine
yarayabilecek bir şey yani. Evet ama
belki de başka bir boğaz yarışında
orta sahada akıntı da olabilir.
Bilmiyorum. Yani ben
aslında bu yarışta şunu anladım.
Çok iyi yüzmek, hızlı yüzmek
falan daha ziyade akıntıyı
iyi bulabilmek bu yarışın kilit noktası.
Ker terizi düzgün alabilmek ve o ker terize hep düzgün bir şekilde gidebilmek yani sürekli bakacaksın.
Yani iki şey diyelim aslında bir akıntıyı iyi bulmak iki akıntıya göre hizalamanı iyi ayarlamak ve yolu uzatmadan kestirme yoldan gidebilmek.
Dolayısıyla bu o kadar önemli ki mesela seçmelerdeki derece sıralamasıyla yarışı bitirme derece sıralaması bambaşka oluyor.
Hani illa ki tabii ki bir genel yaklaşım var. Hani hızlı yüzen yine nispeten daha hızlı bitiriyor olabilir ama şöyle bir kural yok ki yani ben senden daha hızlı yüzüyorum 800 metreyi o zaman boğaz yarışını daha hızlı bitireceğim diye bir şey yok.
Tamamen bu iki parametreye bağlı olarak değişiyor.
Ya şey gibi mesela trail ve yol koşusu gibi.
Hani trailde teknik parkurlar var ya hani düz yolda belki beni geçen biri hızlı koşan biri ama teknik yola bir deneyim olmadığı için hani nasıl basacağını yapacağını bilemediği için hani trailde teknik parkur da değişebilir.
Bence ondan ziyade şeye daha çok benziyor oryant ringe.
Hani mesela çünkü şöyle diyebiliriz oryant ringde de hem koşuyorsun ya hem de yön bulmaya çalışıyorsun.
Orada da şeyin garantisi yok.
En hızlı koşanın birinci olacağının garantisi yok.
Daha iyi yöntem bulan daha hızlı bitirebilir.
Mesela.
Yani iki yetkinliğin birlikte kullanımı gibi.
Gerçekten.
Farklı bir beceri istiyor.
Bunu hissettik yani yarışırken.
O şey mesela hani havuzda.
Gözün kapalı bir şekilde yüzüyormuşsun.
Ben onu anladım yani.
Gözün yerde.
Sadece kolların.
Hiçbir derdin yok.
Tek derdin tempo mi?
Kumları dönmek.
Tekniği mi falan.
Ama burada artık kafanı yani sağ yandan soldan nefes alıştan ziyade kafanı kaldırman gerekiyor.
Yani belki önden nefes alman gerekiyor ya da önden bir bakıp tekrar soldan nefes sağdan nefes.
Ve sürekli bunu yapman lazım.
O an dalga hangi taraftan geliyor?
Akıntı hangi yöne?
Gözlük camın bulandı mı?
Sıkıyor mu?
Yani çok fazla parametre var.
Yönetmen gereken stres var.
Yani stresli bence ya.
Aynen sürekli o yönü bulmak.
Hani yüzdüğüne, yani tekniğine odaklanamıyorsun kendini.
Ben doğru gidiyor muyum?
O odaklanıyorsun.
Motor becerilerini de ilerliyorsun ama bir taraftan sürekli o parametreleri kontrol etmek gerekiyor.
Sonra bir yandan biri geliyor senin önüne kırıyor sonra.
Ben mesela yüzüyorum ya.
Bir de önüme kıran biri var.
Ya diyorum bak ne yanlış.
Aynen ne oldu?
Niye buraya döndün?
Ne oldu?
Ne gördün?
Hayır gerçekten o şeyi strese sokabiliyor.
Evet Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü geçtik.
Şimdi yanımızda sağımızda Rumeli Hisarı, solumuzda Anadolu Hisarı.
Biz ikinci kerterizmize odaklanıyoruz.
Yani o elektrik direklerinin ortasındaki sehim noktasına.
Yani ben ona odaklandım.
O şekilde gidiyorum.
Evet suya en yakın olan noktası seçilebiliyor yüzerken de.
O bir kerteriz oluyor bizim için.
Ben de mesela köprüyü geçtikten sonra tam o Rumeli Hisarı'nın önündeki kısımdan giderken
Bu arada böyle benle benzer tempoda böyle 100'den 1'ine denk geldim.
Böyle benden böyle sanki %5 daha hızlı gidiyor gibi.
Onun tam böyle draftına girdim.
Yani kendimi böyle %5-10 zorladığımda 10'la birlikte gidebiliyorum.
Çok iyi denk geldin.
Hani böyle senin bir şeyin pacer'ın gibi oluyor.
Hem de onun draftından faydalanıyorsun.
Böyle bir süre bir 5-10 dakika veya belki 15 dakika bilmiyorum.
Onun arkasında ilerledim.
Bir de şey de yapmıyorsun.
Kertiriz'e de bakmak zorunda değiliz.
Ama şimdi yanlış gidiyor.
Evet.
Doğru.
Şey gibi trail'den işaretlemelere bakacaksın.
Aynen sonra beraber kaybolmak gibi yani.
Topluca.
Bir de şey herkes farklı bir yere gidiyor zaten.
Yani o kadar.
Çok garip ya.
Açık su gerçekten.
Sonra o şekilde Rumeli Sırı civarını da geçtik.
Ve ilerledim yani.
Şeye kadar.
O dört eve geçiyoruz.
Dört ev dediğimiz bu Arnavut köy tarafında burun kısmında uzaktan gözüken böyle dört tane ev var.
O kısmı geldikten sonra da artık köprüyü iyice diğer köprüyü iyice karşımızda görmeye başlıyoruz.
Hatta solumuzda Kuleli Askeri Lisesi var ve artık finish'i de görüyoruz o köprünün ayağında.
Evet o burnu geçtikten sonra finish'i görmeye başlıyoruz.
Ben şeyi fark ettim mesela.
Ortada gibi gidiyordum ama tam Rumi Liseran'dan sonra boğaz hafif sağa doğru kıvrılıyor ya.
Bir baktım ki ben soldaki burnuna baya yaklaşmışım mesela.
O da biraz tehlikeli.
Orada da ters akıntı vesaire olabiliyormuş.
Ama istemsiz yaklaşıyorsun yani.
Çünkü orada ekstra kıvrılıyor.
Ama işte aslında teli hedef alınca biraz daha sağdan gitmek gerekiyor.
Sonra onu zaten fark edince hemen tekrar rotamı düzenledim.
O şekilde yani o diğer burnu da geçip o Arnavutköy burnunu da geçip son düzlüğe doğru çıktım.
Hani o aralıkta çok farklı bir şey hatırlamıyorum.
O dört evi de geçtik ya ondan sonra bize şey demişlerdi.
İşte Galatasaray Adası, Duba var, Finiş var ve Finiş'in arkasında da köprünün ayağı var.
Şöyle çok fazla Galatasaray Adası'na yaklaşma, ters akıntı olacak.
Galatasaray adasından sonra hafiften içeri kırmak gerekiyor.
Ben şeyi hissettim orada Onur.
Sanki akıntı vardı.
Nerede?
O Galatasaray adasında şey oldu böyle.
Ben yine insanları ortalıyorum.
Çok güzel benim şeyim oldu, emniyet şeyim.
Solumda da insan var, sağımda da insan var.
Bana bir şey olmaz.
O kadar yayılmışlar ki.
Şimdi sağ kıyıya yakın biri de var, sol kıyıya yakın biri de var.
Ya ben Galatasaray adasının arkasında birini de gördüm ya. Öyle gitmiş. Hayır onun çok zor işi.
Adaya kadar rahat geldin mi peki?
Adaya kadar yani.
Hani o bahsettiğim bir sağa kavruluyor bir sola kavruluyor gibi ya.
Ya ben öyle bir noktadayım ki.
Şey yani ikisini de ortaladım. Ya ben çok sağ tarafa gidemediğim için hep solda kaldım.
Yani sol taraftan. Yani en son şeyde işte Kuruçeşme'ye Galatasaray adasından sonra sağa kırdım.
hep böyle ortanın sol tarafındayım.
İyi bir rota tutturdun o zaman.
Benim bunu tutturmamın sebebi
çok fazla gidememem.
Artık yoruldum. Dedim ki ortadan
gideyim, ortadan şey yapayım.
O şekilde bu arada şeyde
o soğuk suyu böyle nasıl oldu biliyor musun?
Şimdi Galatasaray Adası'na yaklaşıyorum.
Böyle yaklaşınca
çok da şimdi Galatasaray Adası'na
uzak da olmak istemiyorum. Çünkü korkuyorum.
Hani diyorlar ki akıntı alacak
götürecek. Finish'e şey yapamayacak.
Biraz Galatasaray Adası'na yaklaşmak istiyorum.
Soğuk sudayım, akıntıdayım hissediyorum.
Böyle yaklaştım, yaklaştım, yaklaştım.
Bir elim soğuk suda, bir elim sıcak suda oldu.
Hemen geri geri kaçtım.
O kadar da hissettin ya.
O kadar arıyorum ki yani.
Akıntıyı yakalamayacak şekilde Galatasaray Adası'na yaklaştım.
Orada bir hızlandığımı hissettim zaten.
Hatta dedim güzel gidiyor akıntı, kaçırma.
Galatasaray Adası'nı geç.
Geçtim, Dubalar'ı geçtim.
Bayrak direğini geçtim.
artık sonra kırdım. Biraz
dik kırdım ben. Evet orası çok
stresli ya. Evet.
Adaya çok yaklaşayım desen ters akıntı
var diyorlar. Kimisi diyor
çok açıktan git normal akıntıyla
devam et. Kimisi diyor fazla
açığa alma sonra finish'e
yetişemezsin. Bir de hani
kime göre neye göre böyle
atıyorum 150-200 metre açıktan diyorlar ama
o an yüzerken o 150-200 metreyi
anlamak da kolay değil. Evet. Yani
ilk defa yüzerken böyle kafada
bir sürü sürekli hesaplar çalışıyor.
stresli bir durum. Bir de şey demişlerdi
Galatasaray odasına geldikten sonra
finişe kadar olan kısım
çok hızlı geçiyor. Bir bakmışsın
finiş hizasına gelmişsin.
Gerçekten öyle oldu bu arada.
Birden bitiverdi. Evet.
Şimdi bende şöyle oldu. Ben biraz
daha şey kafasındayım yine. Diyorum tamam
boğazın ortasından ben akıntıyı kullanacağım.
Finişte de çok
dik olmayacak ama aşırı da
kıyıdan olmayacak şekilde ideal
yaklaşma açısıyla hani çapraz
bir şekilde bitirmek istiyorum diye
devam ediyorum. Ama sonra
ben hani o 4 ev falan
dedik döndük hani boğazı karşımızda
gördük adayı falan
görmemiz lazım artık ya birazdan.
Tam o an yani bir baktım
ya ben biraz fazla
açıkta kalmışım. Solda kalmışım.
Yani Galatasaray
adası çok uzakta.
Yani böyle yüzlerce metre var yani.
Sonra orada ben bir panik olmaya
başladım. Dedim ki ben biraz fazla
uzaktan gidiyorum. Yani adaya biraz
yavaş yavaş yaklaşayım. Böyle adaya
doğru yüzmeye başladım. Yüzüyorum
ama böyle çok da yaklaşamıyor
gibiyim. Böyle yüzüyorum yüzüyorum
tekrar bakıyorum Galatasaray Adası'ndaki o
bayrak var hani. Hala çok uzakta.
Sonra böyle biraz daha
yaklaşayım biraz daha yaklaşayım falan
derken böyle bir bakmışım
dediğin gibi o diğer Türk bayrağı ve
Dubai'yi göremedim bile o kadar
uzaktayım yine. Bir baktım finish
yanıp sönüyor. Oha finish'e yaklaşmaya
başladım. Böyle kafada
çiziyorum şimdi hani şöyle
şu hızda şuraya gitsem işte
finish'i yakalar mıyım eder miyim?
Bir bakıyorum böyle çok açıktan kaçıranlar
var. Sonra şunu fark ettim.
Bir baktım insanların
geneli nerede diye. İnsanların
%80'i benden
daha içeride. Arkama
bakıyorum benden dışarıda olan tek tük birkaç
kişi var. Onlar da böyle dediğin gibi
hani 90 dereceyle yüzüyor
yani. Onlar da fazla açıkta kaldığını
fark etmiş. Hani kıyıya doğru
biraz yer açmaya falan çalışıyorlar.
Sonra öyle olunca dedim ben eyvah finish'i kaçıracağız mı ne olacak?
Sonra şey yapmaya başladım.
Böyle adaya doğru yüzmeye başladım.
Şey yani ilk başta böyle tam 90 derece değil ama sert bir açıyla yüzüyorum.
Sonra bir baktım eyvah finish'e iyice yaklaşmaya başladım.
Adanın hizasına gelmişim.
Hala çok uzaktayım falan.
Sonra bildiğin 90 dereceyi kırdım.
Ama orada şey oldu bende.
Yani finish'e artık çok yaklaştım.
Finish şeyine girdim.
Orada bir stres geldi.
Hani eyvah ben kaçıracak mıyım ne yapıyorum falan diye.
O yüzden full böyle 90 derece şeye doğru karaya doğru yüzmeye başladım.
Ama stres olduğum için de şey yapıyorum.
Hızlı yüzüyorum.
Hızlı yüzünce tıkanmaya başladım.
Sonra duruyorum dinleniyorum.
Sonra tekrar çok hızlı yüzüyorum.
Bildiğin böyle sprint dinlen sprint dinlen gibi bir şey oldu.
Hani verimli bir şekilde yüzmemiş oldum yani.
Biraz streslenince daha hızlı ve dinlenme şeklinde devam etmiş oldum.
O da beni bir yoğurdu.
Zaten bir saati geçmiş yani yüzüyorum.
O zamana kadar ki en uzun yüzme yarışımdayım.
Dolayısıyla onun illaki bir yorgunluğu oluyor.
Stresle birleşince beni orada gerçekten zorlamaya başladı.
Bir de şöyle bir şey vardı.
Ben şimdi diyorum ya hani açıkta kalmışım diyor.
Açıkta kalmışım dediğim aslında şey.
Boğazın ortasındayım.
Sadece adaya uzaktayım boğazın ortasında olduğum için.
Hani finish'e az kaldı.
Ama şunu hissettim.
bildiğin, hatırlarsın Galatasaray
adasından sonra dalga çok artmaya
başladı. Onu diğer yüzenler
da hatırlayacaktır. Bildiğin böyle
kocaman kocaman dalgaların üzerinde
yüzmeye başladık. Ama sorun şu
çok dalga var ama dalgaların hepsi
benim yüzüme yüzüme vuruyor.
Yani şey, ter sakıntı gibi.
Dalga böyle beni kaldırıp ileriye
itmiyor da böyle
benim yüzüme çarpıp sanki beni geriye
itiyor gibi. Ya ama diyorum bir dakika
ya ben boğazın ortasındayım.
Boğazın ortasında ter sakıntı mı olur yani?
Hani çok yaklaşmış olsam ve ter sakıntı olsa okey.
Ama zaten ben ortadayım nasıl ter sakıntı oluyor?
Bir şeyler oldu orada ya.
Ne olduğunu anlamadım.
Gerçekten bilen anlatsın bu arada merak ediyorum yani.
Orada ne oldu yani?
Galatasaray odasından sonra ne oldu?
Nasıl bilebiliriz yani?
Sen de onu hissettin mi?
Ya ben dalgaları hissettim ama dalgalar böyle şeydi yani.
Bilmiyorum alışkınız hani triatlonla falan da yüzüyoruz.
Hani kısa bir bölümdeydi.
Ben zaten direkt finish'in kucağına doğru yüzüyordum.
Ben hiç o stresi yaşamadım.
Ama sen galiba çok yakın gittin değil mi?
Aynen yakın gittim.
Sen adaya baya yakın gittin.
Ben adanın baya açığındaydım.
Evet yüzen insanları görüyordum yani.
Bak benim birkaç konuştuğum kişi de şey dedi.
Çok dalga vardı dedi onlarda.
Ve bazıları işte çok dalgada birkaç kere su yutmuş.
Hatta kusanlar falan olmuş.
Hani sıkıntı yaşayanlar olmuş o dalga kısımlarında.
Yani gerçekten o dalgayı başkaları da hissetti.
Ama hani bilmiyorum ters akıntıyı hissettim ben.
Yanlış mı hissettim?
Yoksa gerçekten öyle miydi?
Ama orada çok zorlandığımı hatırlıyorum.
Yani adaya kadar olan bölüm şeydi böyle.
Şey gibi hani.
İstanbul'u geçiyorum.
Swimmers High.
İşte yüzüyorum.
Oha şu an boğazdayım.
İşte köprünün altından geçtim.
İşte köprü benim için kapatılmaz.
Sürekli farkındalık yaşıyorum.
Böyle harika bir iş yapıyorum.
Şu an çok mutluyum.
Çok güzel hissediyorum.
Böyle pozitif duygularla ilerliyorum.
Keyif alıyorum.
Şey gibi değilim.
Hani yarışıyor gibi değilim yani.
Böyle hani yüksek eforla tempo tutmuşum.
Gidiyorum gibi değil de.
Rahat bir tempoda yüzüyorum.
Endurance pace'imde yüzüyorum.
Öyle ve anı yaşıyorum gibiydi.
Ta ki adaya kadar.
Adadan sonra işte bu bahsettiğim dalgalar, ter sakıntılar ve stres işinin içine girince.
Ben böyle artık bu işten baya zorlanmaya ve şey yapmaya başladım.
Güldük eğlendik yeter.
Bir de keylendik de hani bitirebileceğiz mi acaba falan oldum yani o seviyede.
Bir de bizi korkutuyorlardı değil mi böyle şey?
Ya bu arada bitiremeyen çok kişi de var.
Açıkta kalan çok kişi de var.
Sonra ben neyse açıkta kaldım yani.
Bir sprint atıyorum sallıyorum 20 kulaç falan böyle kıyıya doğru yüzüyorum.
Sonra böyle dinleniyorum bakıyorum işte karaya biraz daha yaklaştım.
Ama finish hizasına da biraz daha yaklaştım.
Hep böyle o hipotenüsü hesaplıyorum.
Hani ne kadar dağa gitmem lazım ki finish kaçırmayayım falan diye.
Ben böyle full yani karaya 90 derece gidiyorum ama o su beni zaten çapraz götürüyor akıntıdan dolayı.
Orada artık akıntıyı hissetmeye başladım dağda yaklaştığımda.
Hani bir taraftan şeyi hissediyorum.
Ters akıntı mı var ya dalgalar üstüme üstüme geliyor.
Hani bir sıkıntı var diyorum.
Bir taraftan da karaya baktığımda çok hızlı kaymışım.
Hani ada burada kalmış oha finish'e çok yaklaştım falan oluyor.
Belki de şeydir diğer Avrupa'ya kısımdan Asya'ya Asya'dan Avrupa'ya doğru bir kayma vardır.
Yani dikine bir akıntı vardır.
Hani dümdüz değil de yan akıntı vardır.
Olabilir.
Bu arada şeyi çok hissettim zaten.
Mesela karaya çıkmaya çalışıyorum ama su beni ortaya doğru atıyor gibi bir taraftan da.
Yani öyle bir durum da var.
Yani böyle sanki her şey aleyhime çalışmaya başladı falan gibi hissettim ya.
Hatta bak bu arada şimdi şeyi de hatırladım.
Tam Galatasaray odasına yaklaştığım zamanlarda orada botlu görevlilere böyle yaklaşmışım artık.
Onlara bir sordum orada bir panik olur gibi oldum çok mu açıktan gidiyorum diye.
Dedim çok mu açıktayım iyi mi rota iyi mi falan diye.
Direkt şey dediler çok iyi gidiyorsun buradan devam et ileriden kır falan filan dediler.
Hani aslında belki de doğru yerden gittim hani ortadan doğru yerden gittim çok da yaklaşmadım ama.
Herhalde şey yani benim tam böyle o yani finish'i kaçırmayacak kadar sınırda gittim herhalde diye düşünüyorum.
Sonra o şekilde işte sprint attım dinlendim sprint attım dinlendim derken böyle tam böyle çapraz bir şekilde
hani neredeyse 45 dereceye yakın bir şekilde aslında yaklaştım doğru açı sayılır.
O şekilde tam finish'e vardım ama hani finish'e vardığımda çok yorulmuştum.
Özellikle o son kısım son 15 dakika beni çok yordu.
O da birazcık işte bahsettiğim stratejiden çok hızlı yüzmeye çalıştığım için panik olup o beni yordu aslında.
Belki bir tık daha düşük bir tempoda daha sürekli yüzseydim.
Hani biraz tempoyu arttırsaydım sadece daha iyi olacaktı.
Ama işte hem yorgunluk hem stres hem kararsızlık hem ters sakıntı mı ne oluyor falan filan derken.
Ama çok şükür finish'i kaçırmadan finish'e vardım.
Aklımda da hep şey var.
Ya diyorum Gül'ün inşallah bu kadar açıktan gitmemiştir.
Böyle bir şey var bende.
Yarışlarda böyle bir sıkıntı yaşayınca hep Gül'ünü düşünüyorum.
Ya diyorum ben burada böyle çok problem yaşadım.
İnşallah o yaşamamıştır falan.
Gül'ün nasıl bitirecek?
Yani Gül'ün acaba kaçırır mı finish'i falan.
İnşallah açıkta değildir.
Böyle orada bir senin adına artık stres olmaya başladım.
Bitirdim yarışı ama gidip hani şey yapamıyorum.
Rahat rahat oh be bitirdim diyemiyorum.
Panikle birden seni beklemeye başladım.
Yani sen ne yapacaksın?
Bitirebilecek misin?
Sen de kaçıracak mısın?
Çünkü ben finish'te çok zorlandım.
Ben de bir o kadar az zorlandım.
Öyle tatlı tatlı böyle finish ışıkları yanıyor tam önümde falan.
Böyle insanlarla beraber yüzüyoruz.
Yani hiç şey o akıntı ters akıntı muhabbetine şey olmadım.
Ama ben en çok zorlandığım şey hiç bu kadar uzun yüzmemiştik daha önce.
Açık suda yüzmemiştik yani böyle kelte yüzülüp gitmemiştik.
Ben havuzda antrenmanda sürekli hani karşıya bakıp yüzmeye çalıştım ama bir buçuk saat boyunca ben hiç hayatımda yüzmedim.
Birazcık onun yorgunluğu yani aralarda dinleniyordum böyle hani kurban yapıyordum yani.
Çünkü sürekli kolum da yoruluyor artık.
Ve vücut buna alışkın değil bir ara şey düşündüm ya 2500 kişi buna okey yani.
Hani zor yani hani bu nasıl yani hani sadece ben değilim ya.
Bir de şöyle düşün sen seçilmiş kişilerdensin.
Bir de yani belki daha fazlası bilmiyorum sayıyı elemeleri geçemeyerek gelemeyen kişiler yani.
Evet ya hani ya bu zor bir şey ve bunu hani mesela diyorsun ya o yaptıysa hani ben de yaparım kafası var değil mi?
Ya hepimiz bunu nasıl yapabiliyoruz?
Hani buna okey olmuşuz böyle çok sorguladım yani zor bir şey.
Değil mi şey olsa mesela hani tek başına olsan ne yapıyorum ben ya falan dersin ama.
Aynen bırakırsın.
Herkes yapınca sürü psikolojisiyle biraz daha...
Herkes yapıyorsun ya o bırakmadıysa benim de bırakmam yani.
Ona da zor geliyordur herhalde falan.
Böyle yani demek ki hiç alışkın olmadığımız için ilk defa böyle bir şey.
Ama sende de öyle değil mi Gül'ün?
Şeye kadar Galatasaray Adası'na kadar olan kısım bayağı keyifliydi.
Ya keyiften...
Orada yani zorlanma hissetmiyor insan.
Ya zorlanma...
Sadece finish'te ben zorlanma hissetmiyorum.
Ya ben finish'te hiç zorlanmadım.
Ben onu söyleyeyim.
Sen orada bir kaçırma durumu, tehlikesi yaşadığın için stres olmuşsun.
Ya beni şey yordu artık yani sürekli kerterize bak, insanlara bak, kula çat, kulacını çek, akıntı ara.
Yani sürekli bir meşguliyet yani ve bu saatlerce sürüyor.
Neredeyim, ne durumdayım, iyi mi gidiyorum, kötü mü?
Ya doğrulayan bir şey de yok.
Saatine de bakamıyorsun, saat de yok.
Maraton yüzücülerini...
Ah evet ya onlara büyük bir saygım var yani.
Daha da arttı hala öyle mi?
yani git babam git babam
nereye kadar? Evet yani bu
okyanusları yüzerek geçiyorlar. Kanalları
geçiyorlar ve atıyorum
işte 15 saat 18
saat yüzüyorlar. Biz burada
1 saat küsür yüzerek
bunları yaşadık. Yani bunun
10 katını yüzüyorlar ve
gerçekten çok büyük iş yapıyorlar.
Onları hani onları anlayamayız
ama bir nebze ne kadar
zor bir şey olduğunu anlamış olduk.
Yani en azından biz ilk defa
denedik. Bir şeyi ilk defa deneyince de
Hani çok zor oluyor.
Sürekli onun antrenmanlarını yaptıkça bir nebze alışıyorsun.
Hani ilkinde ben şeyde zorlandım.
Hani bu açık suda zorlandım.
Hatta şey dedim ya Çanakkale'yi nasıl geçeceğim ben ne yapacağım falan.
Ama o Çanakkale bir nebze buna göre artık burada bir kilidimi açtık.
Ne yaptık hani uzun Endurance yüzmenin kilidi açıldı.
Biraz daha iyi tecrübeli olduğumuz için daha güzel geçti.
Bu yarışta da gerçekten hani o ben finish'e geldiğimde çok şey geldim.
Hani oh dedim ya hani kaçırmadım.
Bir de onun paniğini yaşasam o stresi düşünemiyorum kendime.
Gayet tatlı bir şekilde geldim.
Eve ya yoruldum.
O yorgunluk da vardı böyle bir çarptı beni denizde.
Evet.
Ya ben de şunu hissediyorum yani bitirdiğimde ya zordu dedim.
Ama belki de dediğin gibi işte çok açıktan aldım şuydu buydu onunla.
Belki çoğu insan çok rahat bitirmiştir.
Mesela şeyi hatırlıyorum bak ben bitirdim benden sonra çıkanlara falan bakıyorum böyle yüz gülerek rahat rahat çıkanlar da var böyle çıkınca sersemleyip böyle hani ürüyemeyenler de var her çeşit var ya.
Bir de ben şeyi fark ettim mesela bitirdikten sonra böyle bakıyorum ya bir bakıyorum bak finish hizasına bakıyorum ta karşı kıyıda yüzen var ya.
Ne diyorsun?
Hani şöyle bak akıntıyı boş ver akıntı olmasın adam oradan finish'e dümdüz gelse dakikalarca mesafe var yani bir de o arada akıntıyı falan geçecek.
Yani çok fazla böyle kaçıran aşırı açıkta kalan çok insan vardı.
kanalların arasında böyle bazılarını topluyorlar
bazılarını yönlendiriyorlar
bakıyorsun akıntıda geri geri yüzmeye
çalışıyorlar dışarıdan bakınca çok net
gözüküyor hani ya diyorsun şu yanlış
yerde ama yüzerken
hani doğru yerde miyim akıntı ne oluyor
ne bitiyor bunları anlamak çok kolay değil
tecrübeyle tabii ki
daha da iyi oluyordur
eminim mesela seneye boğazı
geçtiğimizde daha bu konuda
tecrübeli olduğumuz için daha iyi bir süre
yapacağımızı düşünüyorum
Kesinlikle bir de ben mesela hep tek başıma yüzdüm.
Böyle bir grubun draftına girmedim ya o deneyimi de yaşamak isterim.
Hatta Çanakkale'de böyle biraz yaşar gibi oldum onu da bir sonraki bölümde anlatacağız.
Böyle birazcık deneyim de istiyor bu tarz şeyleri kazanmak için.
Evet kesinlikle.
Bu arada sürelerimizden bahsedelim.
Sürelerimiz de güzel yani ilk tecrübemize göre memnunuz.
Benim bir saat 17 dakika 56 saniye sürdü.
ortalama pace de 1.12
gözüküyor 6500 metre için.
Tabii akıntı
her ne kadar bulamadım yok falan desek de
1.12 pace de
yüzebileceğimiz aşikar. Ama
akıntı işte biraz da senin dediğin gibi
bağlı olarak. Mesela bir önceki
yıla göre veya atıyorum triathlon
yarışına göre hani bir hafta önce
yüzmüştük. Farklı böyle yüzüşlere
göre daha az akıntı var, daha
çok akıntı var gibi bir durumda
söz konusu oluyor. Evet. Yani benim
süremde 1 saat 30 dakika
43 saniye. Yani ben de
1.23 pace oluyor.
Gayet güzel
yüzmüş. Yani akıntı
varmış birazcık. Ama bir de
şey yaptık biz şimdi. Akıntıyı
fiziksel olarak ölçmek için
2024, 2025 ve
2026 birincinin
dakikalarına baktık hani. Birinci
kaç geliyorsa hani akıntı vardır yoktur.
2024'de akıntı olduğunu
biliyoruz. Zaten çok önce gelmiş.
2025'de akıntı olmadığını
biliyoruz. Orada da geçti.
2026'nın birincisinin
süresi 2025'e yakındı
yani. Akıntı yok.
Ama 2025'den daha iyi.
Evet daha iyi. Yani akıntı
geçen seneye göre var ama bir
önceki seneye kadar da
çok az. Da değil gibi.
Akıntı yok'a yakın diyebiliriz.
Öyle bir yorum yaptık.
Doğrudur yanlıştır bilmiyoruz.
Birinciye göre. Çünkü akıntı sonuçta
birincinin süresini hep etkiliyor.
Tabi sadece birinci demeyelim de
Yani ilk 3-5 diyelim mesela.
Evet bu şekilde yarışımızı tamamladık.
Yani dediğimiz gibi bizim için çok güzel bir tecrübe oldu.
Hayalimizdi zaten kıtalar arası yüzerek boğazdan geçmek.
Ve bunu tamamladığımız için çok mutluyuz.
Ve bunun çok kolay da bir şey olmadığını gördük.
Ve sadece iyi yüzme ile alakası olmadığını gördük.
Yani açık sudun ne kadar zor olduğunu, işte o yön bulmanın ve akıntıyı kullanmanın ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk.
Tecrübe gerektirdiğini.
Evet ve dediğimiz gibi hani özellikle bu açık su maratoyuzcularının ne kadar zor bir iş yaptığını da bir nebze anlamış olduk.
Hatta mesela yani ilk 7 kanalı tamamlayan ilk ve tek Türk Bengü Sağavcı bunlardan bir tanesi.
Onunla da expo alanında yine görüşmüştük, konuşmuştuk.
Gerçekten çok güzel işler yapıyorlar.
Birçok kişiye de ilham alıyorlar.
Özellikle bir kadının bu şekilde başarması kadınlara da çok güzel öncü oluyor.
Yani buradan başarıların devamını diliyoruz.
Bu İngilizce'de.
Evet genel olarak çok memnun kaldığımız bir organizasyon oldu.
Çok keyif aldığımız bir yarıştı bizim için.
Böyle yarış gibi değil bir deneyim gibiydi yani.
Evet evet.
Bunu önümüzdeki yıllarda da tekrarlamayı istiyoruz.
Boğaz geçmek bence birçok kişinin de duyduğu anda hayali olabilir.
Yani bence önümüzde bir yıl var.
Bunu hazırlanmak, bu hedef için yüzme antrenmanı yapmak hayatınızda birçok şeyi değiştireceğine eminim.
Bir yıl boyunca hazırlanıp bu deneyimi yaşayınca gerçekten farklı bir insana dönüşüyorsunuz.
Kendinize verdiğiniz o sözü tutup bunu gerçekleştirince boğaz geçtim.
Güzel bir hedef. Ben birçok kişinin bunu deneyimlemesini isterim.
Burada şöyle bir tezatlık da var.
Bir taraftan şey diyorsun ya boğazı yüzerek geçmek hani böyle dışarıdan bakıyorsun.
Ya çok enteresan bir olay yani çok büyük bir olay falan.
Bir taraftan hani boğazda yüzüyorsun bu işi yaparken.
Hani bir bakıyorsun 2500 kişi beraber boğazı geçiyor.
Hani normalleşiyor sanki.
Normal bir şey ya hep beraber yüzüyoruz.
Ve bittikten sonra da tamam boğazı geçtim falan budur.
Ama hani o geçene kadar aslında o kadar hazırlık, elemeleri geçmek, onun hayalini kurmak ve o yarışı yapmak ama bir şeyi başardığında biraz daha sıradanlaşıyor ya.
Artık böyle seneye bir tık daha süremi iyileştireyim falan moduna giriyorsun.
O da değişik bir psikoloji yani.
O senin kendinin performansını görmek, kendinin yapabileceklerini görmek.
Çok güzel bir deneyimdi gerçekten.
Birçok insana da tavsiye ediyoruz.
Evet bu bölümümüzün de sonuna geldik.
Bir sonraki bölümümüzde Çanakkale Boğazı'ndan bahsedeceğiz.
Bu sene boğaz geçmeleri doyamadık gerçekten.
Ve bizleri dinlemek istiyorsanız Spotify ve Apple Podcast'tan takip etmeyi unutmayın.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
