
Bu bölümde araç içi kamp ve araç üstü çadır kampı deneyimlerimizi karşılaştırmalı olarak anlatıyoruz 🚙⛺
İki kamp türünün artıları, eksileri, konforu, pratikliği ve hangi koşullarda hangisinin daha mantıklı olduğunu kendi deneyimlerimiz üzerinden değerlendiriyoruz.
Eğer koşu ve triatlon yarışlarında kamp yapma seçeneğini değerlendirmek isterseniz bu bölüm tam size göre!
Keyifli dinlemeler! 🎙️
Koşver Gitsin başlıyor! 🎧
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
İletişim için:
kosvergitsin@gmail.com
*
Kısımlar:
(01:28 Araç İçi Kamp Artıları
(2:28 Araç İçi Kamp Eksileri
(05:08 Kamp Zehirini Nasıl Aldık?
(08:42) Araç Üstü Çadır İçin Ön Bilgiler
(11:08) Kamp Yeri Seçme
(18:03) Araç Üstü Çadır Artıları
(24:07) Kamp Yapmanın Etkileri
(26:25) Tuvalet ve Duş Çözümleri
(28:16) Trail Koşusu
(29:09) Araç Üstü Çadır Sesi
(30:41) Bu İşin Sonu Nereye Gider?
Transkript
Herkese merhaba, Koş Yargısı'na hoş geldiniz.
Ben Gülin. Ben Onur.
Bu bölümde ilk araçüstü çadır kampı deneyimizden bahsedeceğiz.
Aslında ilk bu işlere nasıl girdik, kamp yapma fikri nasıl aklımıza geldi ondan başlayalım.
Evet aslında Zehri Uludağ'da aldık biz.
Birkaç hafta önce Uludağ Ultra yarışında kamp attık yarış öncesinde ve yarış sırasında orada iki gün boyunca kamptaydık.
Ve çok keyifli vakit geçirdik, çok hoşumuza gitti.
Daha sonra orada işte diğer böyle araçüstü kampları, karavanları ve diğer hani kamp yapanları da gözlemleyince orada bir heves ettik yani bu işlere tekrardan.
Sonra böyle ne olduğunu anlamadan bir baktık o hafta bir araçüstü kamp almışız bile.
Aslında biz Uludağ'da araç içinde kamp yaptık.
Çünkü birazcık endişelerimiz vardı.
Uludağ soğuk olur mu?
Hani dışarıda kamp atmak yerine aracın içinde bir şişme yatakla bakalım yapabiliyor muyuz, sevecek miyiz diye bir denedik.
Çok da güzel geçti açıkçası.
Evet aslında biz araç içi kampından bayağı memnun kaldık.
Ama bizim için artıları vardı, eksileri vardı.
Böyle direkt hani ya hemen bir araç üstü kamp almalıyız.
Araç içinde olmuyor veya normal çadır olmuyor gibi bir şey yok aslında.
Biraz bizim spontane gelişti.
Evet. Önce o zaman şeyden başlayalım.
Araç içi kampın artıları, eksileri nelerdi bizim için yarışta?
Daha sonra araç üstü kampa geçtiğimizde ne gibi değişiklikler oldu?
Biraz orayı bağlayabiliriz.
Öncelikle araç içi kampın bence en önemli özelliklerinden bir tanesi güvenliği.
Yani aracın içinde olduğun için güvenlik konusunda çok daha rahat hissediyorsun bir kampa göre.
Kapıları kilitleyip yatabiliyorsun yani.
O konuda gerçekten güvenli.
Aynı zamanda hayvan bakımından da güvenli.
Ne bileyim bir hayvan gelip gece istesin rahatsız edemez aracın içindeyken veya bir böcek falan.
Hani girme ihtimali yok eğer camı açmadıysan.
Dolayısıyla bu konular biraz insana...
Güvenli hissettiriyor. Sonra çok soğuk havalarda da bir çadırdan daha az soğuk aldığı için içeri.
O bakımdan da bir faydası var.
Mesela Uludağ'da gece şiddetli bir rüzgar çıkmıştı.
Yani hava zaten soğuktu.
O rüzgar daha da soğuk hissettiriyordu.
Ama biz aracın içinde hiç rüzgar falan hissetmedik yani.
Onun dışında çok maliyetsiz bir şey.
Hani direkt bir şişme yatakla bunu konforlu bir şekilde halledebiliyorsun.
Ama tabii bazı eksileri de var.
Mesela bir soğuk havada yaptık ama sıcak bir havada yapmış olsaydık böyle hani güneş doğarken zaten hemen aracın içine o güneş yansıyacak içerisi iyice ısınacak vesaire.
Havasız olacak. Havasız olacak camı açman gerekecek ki o bile yetmeyecek vesaire.
Yani sıcak bölgelerde sıcak havalarda çok mümkün olmayabilir.
Bu biraz daha böyle hani dağ havası böyle serin yerlerde sanki yapılabilecek gibi geldi bana.
Hani çok da yapmadığımız için bilmiyorum ama o şekilde hissettirdi.
Bir de araç içinde şimdi şişme yatağı koyunca bizim çok da eşyamız oluyor.
Böyle yarışlardan olsun hani kıyafetlerdir işte kamp malzemeleridir.
Ya bagajı iptal etmiş oluyoruz yatak koyduğumuz için.
Arka koltuk da iptal oluyor.
Evet o yüzden böyle depolama alanı kısıtlaması oluyor.
Doğru eşyalarımızın çoğunu ön koltuğa yığmak zorunda falan kaldık.
Çok fazla eşyamız olduğu için.
Birazcık o yüzden yer sıkıntısı oldu.
Bir de bence hani araçta kalmak biraz daha basık hissettirdi yani.
Bagaj üstüme kapandı.
Ya tamam çok güzel camdan böyle gökyüzünü izledim ama yine de bir basıklık vardı.
Ya evet alan çok dar gerçekten böyle.
Hani biraz geniş bir tabutta gibi hissediyorsun da ilk yaptığında özellikle.
Bir de uykutulumu da tek kişilik uykutulumu orada da böyle kundakta gibisin.
Yani şey böyle klostrofobisi olanlar için çok sıkıntılar.
Kesinlikle doğru söyledin. Bak benim klostrofobim yok ama ilk yattığım anda bir bastı beni.
Böyle hani ilk anda ama sadece.
Ondan sonra alıştım. Hani o ortamda birazcık kaldıktan sonra.
Hani sonra ama çok keyifli geldi.
Hani bir sorun yoktu. Sabah uyanıp iki gün kaldık hatta.
İkinci gün daha da rahat oldu çünkü alışmıştım.
Hani bir daha yapsam muhtemelen yine sorun olmaz yani.
Bir problem hissetmem.
Yine de o basıklığı biraz hissediyorsun.
Bir de dediğim gibi yani bence çok önemli bir parameti sıcak olayı.
Hani hava gerçekten sıcak olsaydı çok daha zor olabilirdi.
Biz de Uludağ'da mesela biraz güneş açmaya başlayınca hemen uyandık ve içeride duramadık yani.
Araba içi çok sıcaktı.
Onun dışında şey de biraz problem oluyor.
Böyle hani üstünü değiştirirken vesaire alan çok dar oluyor.
Böyle bir havlu içinde değiştirmen lazım ya dışarıda değiştirmen lazım.
Yani aracın içinde değiştiremiyorsun.
Bir de çok kalabalık bir yerdeysen daha rahat hissetmek için camları bir perde gibi bir şeyle veya bir kumaşla kapatma ihtiyacı hissedebilirsin.
Eğer tek araba değilsen bulunduğun ortamda.
O tarz böyle küçük detaylar var, artıları var, eksileri var.
Ama biz yine de memnunduk yani bundan sonraki yarışlarda da deneriz diyorduk.
Ama bu yarışa kadar yani bu kampı yapana kadar biz aslında çok...
Hani yarış öncesi kamp yapmayı çok düşünmüyorduk.
Hani otel rahatlığı.
Tabii yani hani yarışa biraz daha böyle dinlenik olarak girmek daha önemli geliyordu.
O yüzden hani kampta kalırsak çok yorgun hissederiz.
Çok işte uyuyamayız bir şey olur falan filan çok riskli geliyordu yani bize.
Ama hiç de öyle olmadı.
Çok güzel uykumuzu aldık.
O gün ışığını aldığımız için demek ki.
Geç yatmamıza rağmen hani ben uykumu alarak enerjik bir şekilde uyandım.
Yani özetle buradan biz bir kamp zehirini tekrardan aldık diyelim.
Ondan sonra yarıştan döndük.
O yarışta da şeyi görüyoruz işte.
Araç üstü çadırlar var.
Aa ne güzel sistem nasıl acaba falan filan böyle.
Hem mühendis mantığıyla nasıl kapanıyor nasıl açılıyor ne oluyor ne yapıyor böyle.
E çok pratikmiş falan. Çadırı taşımayız yer kazanırız.
Dışarıdan onları da kesiyorduk bir taraftan.
O bilinçaltımıza işlemiş ama orada şey diye konuştuğumuzu hatırlamıyorum.
Çok güzel hadi hemen alalım demedik.
Sadece bir gözlem yaptık yani aklımızda kalmış bir şeyler.
Sonra böyle bir gün bir gün dedim yarıştan sonraki hafta içi böyle birden benim aklıma düştü durup dururken gün içinde.
Ya bu araç üstü çadırlar nasıl bir şey acaba bir araştırayım işte ne kadar veya nasıl özellikleri var falan dedim.
Ya bence şey biz böyle Instagram'da karşımıza çıkmaya başladı.
Biz böyle kamp şeylerine baktıkça sonra araç üstü videolar böyle merdiveni alıyor.
Çok kolay kuruluyor falan.
Evet o da var. Bir cezletti bizi.
Sonra bir araştırdım biraz böyle videolarını falan izlemeye başladım.
Bir baktım çok güzel bir an düştüm yani.
Ondan sonra işte fiyatlarına falan baktım.
Böyle birkaç marka var. Sonra bir şey bir sahibinden'e bakayım dedim.
Hani böyle ikinci el olarak piyasası nasıl falan diye.
Sonra bir baktım. Böyle bir tane ilan gördüm.
Bizim eve çok yakın bir yerde.
Ve sadece bir kere kullanmış alan kişi.
Yani yepyeni çadır.
Hem de bu çadırın işte bir iki eklentisi daha var.
Ek olarak onları da satın almış.
Onları da yanında satıyor falan.
Aradım. Böyle hiç aklımda yok ama yani.
Çadır alacağım diye bir şey yok yani.
Rastgele bakıyorum böyle. Çat diye aradım falan bir baktım böyle pazarlık yaptık ettik akşam geliyorum alıyorum falan diye kapattık telefonu yani direkt o şekilde oldu.
Sonra hemen günde aradım falan böyle böyle.
Bir de bizim şimdi arabada bisikletleri koyduğumuz bir askı var.
Yani arabada bu askının olması aynı zamanda çadırı da asmamıza çok büyük bir yardımcı oldu.
Yani ekstra bir de bunun taşıma askısını almamış olduk.
Yani direkt çadırı alıp takmak kolay oldu.
Evet ara atkısı diye geçen bu taşıyıcı çubukları biz...
Daha önceden takmıştık.
Onun üstüne de bisiklet taşıyıcılarını takmıştık.
Ama tabii o bir avantaj oldu ama sonra başka bir problem oldu.
Ya şöyle şimdi artık bisiklet taşıyıcısı yerine kamp var.
Yani çadır var. Bisikletleri artık taşıyamıyoruz.
O açıdan kötü oldu.
Tekrar aracın içinde taşımamız gerekecek.
Aslında çok istemiyorduk.
Aracın içinde iki bisiklet üst üste falan oluyordu biraz.
Onu yukarıya takmak çok rahat oluyordu ama.
Şu an kampı takınca tekrar o pozisyona bir dönmüş olduk.
Ya da şey yapacağız böyle hani 4x4'ler alacağız.
Hani üstüne çadır o kasasına bisikletler gibi bir şey.
Arabayı değiştireceğiz artık bilmiyorum hani bunu organize etmek.
Yani arabanın arkasına taşıyıcı bağlamak da istemiyoruz.
Çok güvenli gelmiyor o tarz bir taşıma sistemi.
Bakalım onu artık yaşadıkça biraz göreceğiz.
Bu yaz bir hevesimizi alalım bu işten.
Bu arada şundan bahsedeyim.
Bu araç üstü çadırlar.
Aslında her model arabaya takılabiliyor.
Sadece üstündeki o yük taşıyıcı çubukları ara atkı dediğim şeyleri takıp üzerine monte edebiliyorsunuz.
Ama her aracın bir dinamik yük taşıma kapasitesi var ağırlık olarak tavanında.
Onu öğrenmeniz gerekiyor.
Mesela bizde Toyota C-HR var.
Dinamik yük taşıma kapasitesi 75 kilogrammış.
Çadırın ağırlığı 45 kilogram.
Dolayısıyla bu çadır için güvenli oluyor yani.
Bunu niye söylüyorum?
Bu çadır tipi aslında ikiye ayrılıyor.
Böyle bir hard case bir soft case modeli var.
Bizdeki mesela dışı soft case yani branda şeklinde bir kabı var.
Yine işte su geçirmiyor, yağmur geçirmiyor vs.
Ama aerodinamiği hard case'lere göre bir tık daha kötü.
Hard case dediğimiz şey de aslında plastik gibi sert bir kaptan oluşuyor.
Kabuktan. Evet kabuktan oluşuyor.
Ama aralarında ciddi fiyat farkı da var bu arada.
Fakat bu hard case modellerinin ağırlıkları daha fazla böyle.
70 kilogram civarıydı yanlış hatırlamıyorsam veya o bantta bir şey.
Mesela bizim aracın dinamik kapasitesinin sınırlarına geliyor.
Hani o riskli çünkü bir kaza anında veya çok ani bir fren yaptığın anda çıkabilir.
Yani o zorlayacak yani çok güvenli olmamış oluyor.
Biraz daha belki böyle pickup tarzı bir araca takmak hani daha ağır olan versiyonları daha iyi olabilir.
Hani biraz öyle araca göre seçmek gerekiyor modeli.
Bu şekilde biz apar topar çadırı aldık, taktık, yükledik.
Ve ondan sonra hemen ilk kamp planımızı yapmaya başladık.
Ya o kamp planını yapacağız ama o haftada artık her yerde bir kırmızı alarm, fırtına çıkıyor.
Bu arada tüm hafta hava çok güzel.
Böyle biz işte tekrar arkadaşlarımızla konuşuyoruz.
İşte hafta sonu bak kesin gidiyoruz ha kampa mutlaka kamp yapacağız falan filan diyoruz.
Böyle bütün planları ona göre yapıyoruz.
Hava güllük güneşlik böyle her şey çok güzel.
Böyle cuma gününe bir geldik.
Birden böyle cumartesi günü yavaşlı bir hava.
Dediğin gibi alarmlar falan verilmeye başladı.
Yani sonra dedik neyse zorlamayalım.
Hani bu hafta değilmiş. Sonra bir hafta daha bekledik.
Yine böyle hava çok güzel çok güzel.
Fakat tekrar böyle bir cuma gününe doğru.
İşte cumartesi günü.
Bilmem ne rüzgarları esiyor.
Dedik bu sefer olmaz.
Rüzgar bizi etkilemez dedik.
Çıkacağız yapacağız kampımızı.
Kamp yeri olarak da İstanbul.
İçinde düşündük. Yani çok fazla yola zamana ayırmayalım.
Bir de şöyle bir durum var.
Biz cumartesi yarım gün çalışıyoruz.
Saat ikiden sonra çıkıp gitmemiz gerekecekti.
Dolayısıyla... O günü yaşayamamış olacaktık.
Evet. Çok uzak bir yere gidersek akşam olacak zaten.
Amacımız da biraz bir önden bunu deneyimlemek.
Bir yarış öncesi veya uzun bir yolda yapmadan önce yakın bir yerde bir görmek.
Bazı camping alanları vardı İstanbul'da ama daha çok biz free camping olarak tercih ettik.
Çünkü bir gün kalacağız.
Yani ne suya, elektriğe ihtiyacımız yok.
Hani her şeyi kendimiz karşıtı, tüplerimiz var.
Yani o yüzden daha böyle bakir alanlara gitmek istedik.
Evet ya biraz şahsen bana biraz şey geliyor böyle.
Her şey hazır olduğu zaman sanki biraz daha tam o kamp alanını hissedemiyormuşum gibi geliyor.
Böyle sanki tamamen doğada olmalıymışım.
İşte ne bileyim hazır böyle hiçbir şeyim olmamalı gibi bir kafa var bende.
Ya bende biraz da şey yani camping alanları için biraz sıkış tepiş geliyor bana.
Bakıyorum herkes yan yana yan yana.
Biraz daha biz böyle bir güzel bir manzarası olsun.
Doğanın içinde ormanın içinde olsun da istedik.
Bu arada şöyle bir detay var bence.
Camping alanları daha güvenli mesela en önemli artısı o.
Ama orada da biraz daha böyle eğer tek gitmiyorsan birkaç çadırla gidiyorsan.
Sanki böyle hani doğal bir yerde de biraz daha kendini güvende hissediyorsun.
Hani belki o da bir belirici faktör olabilir.
Kesinlikle. Tek bir çadır atacaksak belki o zaman daha çekingen olabilirdik.
Hani biraz daha kafamız rahat olsun diyebilirdik.
Hani camping alanı evet daha güvenli.
Öbür türlü hani hiç bilmediğin bir alanda tek başınasın.
Ya insandan daha çok hayvan da çıkabilir olabilir.
Ya da bir başına bir şey geldi tek başına.
E yardım alabileceğim biri, söyleyebileceğim biri yok.
Biraz daha tehlikeli aslında.
Bu arada ben şeyi de fark ettim.
Böyle aile olarak kamp yapan da çok fazla insan varmış.
Hani bizim aklımıza sanki şey gibi geliyor.
Sadece böyle işte gençken veya konserlerde, festivallerde veya böyle hani sanki hep böyle gençlik ortamında kamp yapılırmış gibi bir şey geliyor ama aslında bakıyorsun işte iki çocuğuyla birlikte kampa
giden de bir sürü insan varmış.
Hani bunları gördüğüm zaman bir bakış açım daha da değişti benim.
Mesela bu tarz bir aile için de mesela bir camping alanı daha uygun olabilir.
Hani bir aile ihtiyaçlarını karşılama açısından.
Evet yani İstanbul'da kamp yapmaya karar verdik.
Ama hala tam kafamızda net değil neresi olsun ben araştırıyorum işte.
Korsankoyu vardı çok meşhur ama orası da kapalıydı sanırım.
Evet kuzeyde Karadeniz'in kıyısı olan güzel bir yer.
Ama oraya baktığımızda bir şey gözüküyordu böyle yol kapalı gözüküyordu ve...
tam o koyunu oraya araçla gidilecek bir yol gözükmüyordu haritadan baktığımızda.
O yüzden şimdilik oradan vazgeçtik.
Ondan sonra oraya yine yakın bir yer olarak Kuzulu Dere Göleti'ni bulduk.
Bu arada bu saydığım yerlerin hepsi Avrupa yakasında.
Bizim o taraflarımız daha yakın diyebiliriz.
Çatalca diye geçiyor ama çok hani şöyle söyleyeyim.
Atıyorum Esenyurt taraflarından başlıyor.
Komple Karadeniz'e kadar gidiyor.
Böyle bayağı geniş bir alan yani.
Hatta Bizim trail koştuğumuz bölgeleri falan filan da var.
Baya büyük bir yer. Oraları da Çatalca diye geçiyormuş.
Sonra bu göletin oraya gittik ilk başta.
Çok güzeldi bu arada.
Çok az insan vardı.
Çok güzel bir doğası vardı o göl kenarının.
Hatta dedik burada ne güzel koşulur.
Börtlen yedik bir sürü.
Ama orada işte Araçüstü Çadır'ın bir dezavantajını da fark etmiş olduk.
O da şu. Tam bu göletin kenarına inen yol.
Normal bir yol değil. Yani bayağı gölete yaklaşıyorsun ama o göletin kenarına inip kamp yapmak istediğin alana arabayla gidemiyorsun.
Aslında yani gidersin ama yol çok bozuk.
Hani mesela bir 4x4 araçla belki gidilirdi.
Veya işte o dalların aracı çizme ihtimali var vs.
Dolayısıyla aracı oraya sokamazdık yani.
Dolayısıyla da orada kamp yapmaktan vazgeçtik.
Arabayı orada bırakıp çadırlarımızla gidip kamp yapmaya kalksaydık.
O zaman çok güzel bir kamp alanı olabilirdi orası.
O şekilde hani orada bir gol yemiş olduk.
Yani bu da şu demek oluyor.
Araç üstü kamp aldıysanız kamp yapmak istediğiniz yere araçla gidebiliyor olmanız lazım.
Ya aracınızın off-road bir araç olması lazım.
Her yere böyle girip istediğiniz yere gideceğiniz.
Ya da biraz daha normal araçların gidebileceği yakınlıkta bir yer seçmeniz gerekiyor.
Onu orada öğrenmiş olduk.
Ondan sonra yakın civarlara tekrar baktık.
Oradan Yalıköy plajına geçtik.
Plajda da evet güzel herkes kamp atmış araçlar vardı ama böyle orman, yeşillik yoktu.
Sadece plaj vardı. Orası pek içimize sinmedi o yüzden.
Ormanlı kamp alanına doğru geçtik.
Bir de çok kalabalıktı.
Evet. Biraz daha vaktimiz vardı.
Birkaç yer daha bakalım dedik.
Ormanlı kamp alanında da çok güzel böyle tam ormanın içinde, doğanın içinde istediğimiz gibi bir yer bulduk ama...
Orada göle çok yakındı ve sazlıklar vardı.
Dolayısıyla sivrisinek çoktu.
Biz burada böyle yer bakana kadar falan böyle 3-5 tane sivrisinek ısırdı falan biz.
Dedik burada duramayız yani bu kadar sivrisineğin içinde durulmaz.
Sonra oradan da vazgeçtik.
Oradan da ormanlı plajına geçtik.
Dedik tamam yani plaj olsun en azından sivrisinek olmasın.
Bu arada plajını orada çok güzel şöyle bir yer bulduk.
Normalde hani plaj deniz kenarı olur ya.
Çok az daha geride böyle bir yüksek bir tepe gibi bir yer var.
Yamaçta aynen. Evet tam o yamacın kenarına kamp attığın zaman sahilden mesela bir 50 metre geride olmuş oluyorsun.
Ama çok yüksekten tüm o deniz manzarasını izleyebilmiş oluyorsun.
O kısım bizim çok hoşumuza gitti.
Orası cezbetti bizi. Evet bir de plajda direkt orman da çok yakındı plaja.
Biz bir de şey düşünüyorduk sabah kalkınca bir trail koşalım.
O yüzden de ormanlık bir alan da arıyorduk.
Yani bir de saat artık geç olmuştu.
Acıkmıştık da ve en son dedik burası hoşumuza gitti.
Burada konaklayalım.
Bu arada aslında araştırdığımda gördüm bu Anadolu yakasında da çok güzel yerler var.
Özellikle Şile taraflarında çok güzel yerler vardı.
Böyle güzel camping alanları da vardı.
İstanbul'un birçok yerinde.
Evet o yüzden sizin de...
Önerdiğiniz bir kamp alanı varsa İstanbul'da veya dışında bize yazabilirsiniz.
Evet, biz çünkü çok sık artık kamp yapmayı düşünüyoruz.
Bu konuda tavsiyeleri açız.
Başta böyle yarışlarda kamp yaparız diye düşünüyorduk ama şu an her hafta sonu bir kampa, bir doğaya gitmeye ihtiyacımız var.
Nasıl olsa evimizde, çatımızda.
Kaplumbağa misali. O zaman Araçistiz Çadırımızın ilk izlenimine başlayalım.
Evet, öncelikle... Kurulumu gerçekten çok kolay.
Yani 5 dakika falan sürüyor herhalde.
Üstündeki brandayı açıyoruz cırcırtları söküp.
İşte daha sonra direkt merdivenden ittiğimizde diğer tarafa doğru böyle akordeon gibi açılıyor ve çok geniş bir kamp haline geliyor.
Bu arada ölçüleri baya büyük.
140 cm'e 240 cm oluyor açıldığında.
2 kişi çok rahat ferah ferah kalabiliyor.
Hatta böyle çocuklu aileler bile kalabilir içinde.
Ağırlık taşıma kapasitesi de 250 kg.
Benim en çok hoşuma giden özelliklerinden bir tanesi de dört tarafında da pencere vardı.
Yani hem de sineklikli bir pencereydi.
Hepsini açtığımda içerisi çok esiyordu.
Çok güzel ve çok ferahtı.
Bir de yerden yüksekte olması galiba biraz daha böyle rüzgar almasına sebep oluyor.
Biraz daha içerisinin serin olmasına sebep oluyor hissettiğim kadarıyla.
Ya bir de bizim gittiğimizde rüzgar vardı ama sabah uyandığımızda işte sabah koşulan geldik falan.
Dışarısı çok sıcak yani duramıyorum.
Güneşte duramıyorum. Bir yukarı çıktım esiyor.
Yani hani dışarıda rüzgar yok ama orada bir ceyran mı yapıyor artık anlamadım.
Çok güzel yani kamp çadırı çok rüzgar alan.
Hiç sıcaklatmayan bir özellikti.
Benim en sevdiğim özelliklerinden birisi de şu.
Şimdi biz çok iyi bir kutulumu aldık çünkü hani...
Bu kampı cidden serin havalarda da yapmayı düşünüyoruz.
O yüzden böyle eksi 15-20 derecelere dayanan çift kişilik bir uykutulumu aldık.
İçi pollarlı falan yastıklı mastıklı böyle çok güzel.
Ama bu inanılmaz yer kaplayan bir şey.
Böyle kapalı hali kocaman yani bu çift kişilik uykutulumunu.
Bu kampın özelliği de bu çift kişilik uykutulumunu serdiğin zaman içinde kalarak katlayabiliyorsun.
Ve o kocaman uykutulumun için ekstra yer ihtiyacımız olmuyor.
Yani gerçekten...
O benim çok hoşuma gitti. Baya kompakt.
Evet. Bir de aynı zamanda araç üstü çadırın alt tarafına yani merdivenle dayadığımız tarafa ek bir eklenti olarak bir çadır daha alınabiliyor.
Evet böyle yani ikiye katlı şekilde düşünelim.
Onu diğer tarafa açtığım zaman üst kısmını böyle diğer tarafa doğru açtığım zaman altı boş kalıyor.
Tam o boş kalan kısmı fermuarla başka bir çadır malzemesiyle kaplayıp ikinci bir yani aracın yanında.
İkinci bir çadır alanı elde etmiş oluyoruz.
O alanda da kalınabilir.
Kalınabilecek kadar büyük.
Biz daha çok böyle mutfak alanı gibi depo alanı gibi kullandık orayı.
O da çok rahat oldu. Bütün eşyalarımızı oraya koyduk.
Tekrar arabaya tıkıştırmak yerine mesela bütün eşyalarımızı geniş geniş onun içine koyduk.
Ya sadece tek bence sıkıntısı merdivenin olduğu tarafa kapı yapmışlar.
Yani kapıdan girerken merdivene giriyoruz falan biraz zor oldu o kısım.
Aslında diğer yanlarında da sineklikler var.
Orada da kapı olsamış mesela daha kullanışlı olabilirmiş.
Bu arada yine alınabilen başka bir eklenti var.
Alt çadırı almak yerine güneşlik şeklinde böyle yine fermuarla takıp bir branda da alabiliyorsun.
Mesela o da bir seçenek. Zaten çadır biraz yüksek olduğu için illaki böyle bir yerlere gölgesi mutlaka düşüyor.
O da avantajlı oluyor.
Yerden yüksek olması zaten işte böcektir, hayvandır o tarz şeylerden biraz daha...
Hani uzak biraz daha güvende olmayı sağlıyor.
Ya bir de bence tüm kamplar için artı olan bir şey.
Ben ne zaman kamp yapsam ya da açık havada yatsam.
Uykum yani 3-4 saat uyusam bile o kadar uykumu almış bir şekilde uyanıyorum.
O kadar zinde uyanıyorum ki.
Bu haftaya da yansıyor.
Yani o hafta daha enerjik oluyorum.
Yani gerçekten açık havada uyumanın o dinlenmeye katkısı çok büyük.
Bunun bir artısı da şu aslında.
Yani sürekli arabanın üstünde takılıyor.
Bir kere hep gözünün önünde.
Sürekli yani her gün onu görüyorsun.
Kendini hatırlatıyorsan hani kampa git kampa git diye böyle.
Ya da sesi var. Ya da ıslık çalarak hatırlatıyor.
Olayı da şu yani böyle kafan estiği an ben bugün kampa gidiyorum.
Ben bu hafta sonu kampa gidiyorum deyip basıp gidebiliyorsun.
Ve 5 dakikada kurup böyle 5 dakikada 10 dakikada toplayabiliyorsun.
Ve hani bu çok sana bir pratiklik özgürlük kazandırıyor.
Bu bakımdan çok güzel. Veya mesela şöyle planlar varsa güzel olabilir.
Mesela ben Ege turu yapmak istiyorum dedin.
Böyle dedin ki bir hafta 10 gün gezeceğim.
İşte bir gün bir yerde kalacağım, bir gün bir yerde katılacağım.
Böyle duraklayarak gideceğim.
Her koyu orada görmek istiyorum dedin.
Atıyorum. Öyle bir durumda yine çok pratik olur.
Ama işte ben böyle biraz daha doğanın içine girmek istiyorum, yoldan çıkmak istiyorum dediğin zaman orada işte biraz sınırlar gelmeye başlıyor.
Aracının girebildiği yere kadar gidebiliyorsun.
Öyle bir durum var onu da bilmek lazım.
Ya da şeyde de bu arada avantaj olabilir.
Uzun yola gidiyorsun mesela. Çok uzun saatler araba kullanacaksın.
Böyle hani bazen kestirmeye ihtiyacın oluyor.
Veya ya bu geceyi geçireyim tekrar sabah yola devam edeyim dediğin zamanlar oluyor.
Öyle zamanlarda hani otel bulmaya çalışıyorsun ya.
Hani o tarz durumlarda da belki hayat kurtarabilir.
Güvenli bir tesise geldiğin zaman hemen çadırını kurup orada birkaç saat uyuyup tekrar kalkıp devam edebilirsin.
Sen dedin ya arabanın üstünde çadır her zaman kendini hatırlıyor.
Hadi yapalım dediğinde yapabiliyorsun.
Bence hadi kamp yapalım dediğinde tamam diyen arkadaşlarının olması da çok güzel bir şey.
Hemen neresi olduğu önemli değil.
Kamp olunca gelebilen bu insanlar kıymetli gerçekten.
Direkt böyle kampa gidiyoruz deyince neden değil ne zaman falan.
Bir dahaki ne zaman.
Bu kampta da Özlem ve Fatih'le çok keyifli zaman geçirdik.
Çok bol bol doğanın tadını aldık.
Sabah kuşumuzu yaptık.
Sonraki kamp planlarını hazırladık.
Umarım daha sık yaparız bu kampları.
Bize çok iyi geliyor bir hafta sonu.
Mesela ben cumartesi biraz işten çıktığımda biraz stresliydim böyle.
Haftanın yükü vardı.
Sonra markette Özlem ve Fatih'i gördüm.
Hepsi gitti böyle kamp için şunu alalım bunu alalım derken.
Yani sıfırlandım, yenilendim.
Hiç böyle o stresim, yüküm.
Yani o iş kafamdan gitti.
O anı orada bırakıp farklı bir ana girebildim.
Ya direkt şey modundasın ya evinden uzaklaşmışsın.
İşte kumsaldasın mesela.
Şezlong'da veya kamp sandalyelerinde oturuyorsun.
Böyle... Hani deniz sahil modundasın ya böyle bilinçaltı otomatikman sen tatildesin diye algılıyor.
Normal hayatta normal şartlar altında hani yılda bir kere ya da iki kere yıllık izin alırsın böyle bir hafta tatile gidersin ya.
Sanki o duyguyu yaşıyorsun yani o yenilenmeyi o dinlenmeyi yaşıyorsun.
Ama bunu her hafta yaşamaman için bir sebep yok.
Yani ki biz yarım gün cumartesi çalıştığımız halde bile bunu yaşadık ve çok keyif aldık.
Neredeyse 24 saatten az kaldık sayılır kampta.
Hani kamp yapmaya değmeyecek bir süre dersin dışarıdan baksan.
Ama biz hani yorgunluğu bize hiç değmedi bile.
Yani hani o kadar sonuçta hazırlandın, gittin, kurdun, döndün falan.
Hani kirlilere şusu busu bir sürü telaşı da oluyor haliyle.
Ama oradaki o hani bir günlük süre bile bize çok iyi geldi.
Yani kamp yapması olsun, sabah işte koşusu, kahvaltısı.
Yok tüpte bir şeyler hazırlıyorsun.
Sürekli böyle bir telaşın var.
Tatlı telaşların var.
Ama şey yani barınma telaşı, yemek telaşı.
Böyle çok temel telaşlar böyle.
O yüzden yani bu da çok iyi geldi.
Bu insanın o toprakla olması, o doğayla olması, o güneş ışığıyla uyanmak.
Yani basit bir hayat olması.
Çekirdek tutmayıp sahilde durmak yani çok güzeldi.
Kesinlikle yani bunu böyle daha sık yaşamamız gerektiğini fark ettiğimiz bir deneyim oldu.
Tabii ki şimdi biz de tadında yaptık.
Bir gün kaldık. Şimdi eğer daha fazla kalsaydık bu sefer hani duş sorunu olabilirdi, tuvalet sorunu olabilirdi.
Bu arada ona gelmişken onu da bahsedeyim.
Onların da hepsinin çözümü var.
Mesela ben onları da hep satın aldım da daha deneyemedik.
Böyle mesela hem üst değiştirmek için hem duş için hem tuvalet için kullanılabilen.
Dikey çadırlar var mesela pratik.
Onlardan bir tane aldım.
Böyle taşınabilir bir klozet var.
İşte çöp poşetini koyup o klozeti kullanabiliyorsun ve sonra katlayıp taşıyabiliyorsun.
Sonra bir duş için böyle bir siyah böyle bir özel bir naylon bir poşet var.
Mesela suyu ona dolduruyorsun.
Böyle 20 litre falan su alıyor.
Sonra güneş gören bir yere bırakıyorsun.
Zaten siyah renk güneşi çekiyor.
O gün içindeki güneş ışığıyla ısınıyor.
Daha sonra o ılık suyla duş alabiliyorsun.
Bir de onun böyle duş başlığı gibi bir hortumu var.
Mesela asıyorsun istediğin yere altında duş alabiliyorsun.
Veya farklı şey sistemleri var.
Pompa gibi sistemler var.
Kovaya atıyorsun. Oradan yine duş başlığına su geliyor falan gibi şeyler var.
Bunları daha tam deneyemedik.
Kısa bir kamp olduğu için ama.
Yani böyle her şeyin her problemin bir çözümü var aslında.
O da hoş. Yani evet her konuya bir çözüm bulunabiliyor.
Bize de iyi geldi. İnternet de çekmiyordu, telefon da çekmiyordu.
Böyle bir iki gün telefon detoksu oldu bizim için de.
Ama tabii böyle yerlere giderken eşe dosta haber vermek lazım.
Aynen. Başımıza bir şey geldi zannetmesinler.
Bir de nakit para da yanımıza almak lazım.
Özellikle internet çekmeyen yerlerde bir alışveriş yapmak gerektiğinde nakit para çok önemli oluyor.
Onun dışında sinek ilacı mutlaka almak lazım.
Yani sinek ilacı dediğim sinek uzaklaştırıcı.
Spray gibi bir şey olması lazım.
Yani hala kaşınıyoruz yani oradaki o gölden sonra.
Sadece gölde değil tabii ormanın içinde koştuğumuz yerlerde de çok sivrisinek vardı oralarda.
O da önemli bir faktör yani.
Bir de ormanın içinde yeni bir rotada koştuk yani.
Hadi şuradan koşalım buradan koşalım.
Böylelikle yeni gittiğimiz yerleri koşarak da keşfetmiş oluyoruz.
Evet bu da ayrı güzel bir his yani.
Hep bildiğim bir rotada koşmak yerine bu yol nereye çıkıyor acaba falan deyip sürekli farklı yollara girip orayı keşfetmeye çalışmak.
Bir de bizim gittiğimiz yerde yamaç paraşütü de çok yapılıyordu.
O da ayrı bir görsel şölen oldu.
Çok güzeldi evet ya.
Böyle arka planda sürekli bir rengarenk paraşütle böyle mesela oturuyorsun.
Böyle birden bir üstünden gölge geçiyor.
Bir süre sonra buna alışıyorsun falan.
Ya bize laf atanlar falan da oldu.
Siz de yapın.
Biraz yamaçta kalıyorduk.
Onlar da yüksekteydi. Yani baya yakın uçtular bizi.
Ya hatta çadıra iner mi diye düşünmedik değil.
Tedirgin olduk yani.
Yani günün sonunda baya güzel bir deneyim oldu.
Ama şeyden de bahsetmeden geçmeyelim.
Az önce biraz hızlı geçtik orayı.
Bu eve dönerken mesela tekrar.
Bu ıslık olayı. Şimdi bu çadır baya büyük bir şey aslında böyle dikdörtgen prizma şeklinde aracın üstünde.
Ve gerçekten ciddi ses çıkartıyor.
Bunun sebebi de altta boşluk olması.
Evet yani hem şeklinden dolayı hem de alttaki aradaki boşluktan dolayı çok ses çıkartıyor.
Ve düşük hızlarda bile ses çıkartıyor.
Yüksek hızlarda çok daha ses çıkartıyor.
Müziğin sesini açtığınızda bile duyabiliyorsunuz arkadan.
Böyle bir handikap var. Ama mesela önceden bisiklet taşıyıcıları varken ses var mıydı?
Yine vardı ama çok daha düşük seviyedeydi.
Evet. Şu an ses çok daha yüksek seviyelere çıkıyor.
Özellikle mesela camları falan açarsak çok daha şiddetli duyuyoruz yani bu sesi.
Bu gerçekten önemli bir faktör.
Alacak kişinin bunu da bilmesi lazım.
Ben öyle sürekli ses duymaya gelemem diyorsanız çok size göre olmayabilir.
Bir aerodinamik mühendisi olarak da beni rahatsız ediyor.
Bunu çözmem lazım. Bir araştırdım biraz.
Deflektör tarzı şeyler kullanılıyormuş.
Bu alttaki boşluğu hani kapatmak için oradaki havayı böyle sağdan soldan yönlendiren parçalar var.
Yani böyle bir Türkiye'de tam satılıyor mu emin değilim.
Birkaç şey buldum. O konuya bir bakacağım.
Onu çözmemiz lazım.
Çünkü uzun yola falan gitsen sürekli bir ıslık sesi biraz can sıkıcı.
Ama işte gülü seven dikenine katlanır mı uzundayız şu anda?
Evet bu bölümde böyleydi.
Yani biraz bizim için de garip oldu.
İlk defa bir yarıştan bahsetmediğimiz böyle direkt ana konusu koşu olmayan bir konudan bahsettik.
Ama çok ayrı konularda olduğunu düşünmüyoruz.
Çünkü trail koşusu dediğimiz zaman işin içinde aslında hep doğa var.
Doğada olmak var. Kamp da doğada olmanın farklı bir yolu.
O yüzden trail koşanların da...
Yani kamp yapmaya daha meyilli olduğunu düşünüyorum ben.
Evet ki çoğu koşucu da kamp yapıyor zaten aslında bizim de gözlemlediğimiz kadarıyla.
Evet yarışlarda da camping alanları çok fazla.
Ya biz de artık yarışlarda mümkün olduğunca kamp yapmak istiyoruz.
Tabii bu işin sonu böyle hani karavana kadar gidiyor.
Ve karavanın işine de bir girdin mi çıkmak zor çünkü şey yani her fiyata var.
Yani çok düşük fiyatlara da bir...
Çekme karavan alabiliyorsunuz.
Yani milyonlara da çıkabiliyorsunuz.
Böyle biz bir kamp sandalyesi alırken bile işte bir hafta on gün araştırma yapıp optimize edip işte en iyi kamp sandalyesi.
Bütün fonksiyonları sağlayan.
Evet yani. Sağlam.
Böyle basit bir şeyde bile bu kadar kararsız kalıyoruz.
Böyle çok vakit harcıyoruz vesaire.
Hani bir karavan işine girsek seçenekler sonsuza gidiyor.
Çünkü hani özel yapımlar oluyor.
İçini kendi dizayn edebiliyorsun falan.
Sınırsız seçenek var. Bir taraftan iyi bir taraftan kötü.
Hani çok kararsız biri için.
Ya bir de araç üstü kampla her yere giremiyoruz araçtan ötürü dedik.
Karavandan ötürü daha da giremediğimiz yerler olacak.
Evet yani onun ayrı artıları ayrı eksileri ayrı.
Şimdi biz karavan kullanmadığımız için o konuda tabii dışarıdan biri olarak tam bilemeyebiliriz.
Hatta sizden de karavan kullananlar varsa yine geri bildirimlerini bekliyoruz bu konuda.
Hani belki ileride onu da düşünebiliriz.
Evet bir bölümün daha sonuna geldik.
Bizleri Spotify ve Apple Podcast'tan takip edebilirsiniz.
Aynı zamanda zili açıp yeni bölüm geldiğinde hemen haberdar olabilirsiniz.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
