
Bu bölümde Kaş’ın muhteşem doğası içinde geçen yarış deneyimimizi, parkurların zorluklarını, sürprizlerini ve yarış atmosferini konuşuyoruz.
5K ve 15K parkurlarında bizi neler bekledi?
Parkur teknik mi? Manzaralar gerçekten anlatıldığı kadar güzel mi?
Kürsüler, sürpriz anlar ve Kaş’ta dolu dolu geçen bir yarış hikayesi…
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
Reklam ve işbirlikleri için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
🎧 Koşver Gitsin başlıyor!
(00:00) Giriş
(02:09) Yarış Sabahı
(03:37) Gülin 5k 🏃♀️
(07:49) Onur 15k 🏃♂️
(16:18) Kürsüler 🏅
(20:18) Kaş Hakkında
Transkript
Herkese merhaba, Koşvergis'in podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Gülin. Ben Onur.
Bu bölümde size geçen hafta katıldığımız Helis Kaş Ultra Trail yarışından bahsedeceğiz.
Bu yarışta ben son dakika bir parkır değişikliği yaptım.
15K'dan 5K'ya geçtim.
5K'da da enfes manzaralar vardı.
Özellikle amfiteyatrodan bahsedeceğim.
Onur, senin de 15K'daki o meşhur ip geçişinden de bahsedeceğiz.
Ve elimiz boş dönmedi, kürsülerimizden de bahsedeceğiz.
Ama bundan bahsetmeden önce çok güzel haberimiz var.
Evet bu yarışta koşanların %10'u Cosfer 10 indirim koduyla yarışa kayıt oldu.
Ve çekilişe katılmaya hak kazandılar.
Bu çekiliş sonucunda da bir kişiye Kaş Aquathlon'u bir kişiye Kaş Yarı Maratonu hediyemiz olacak.
Önümüzdeki günlerde Instagram hesabımızdan şanslı kişileri paylaşıyor olacağız.
Siz de yarışlara Cosfer gitsin indirimleriyle kayıt olmak.
Ve bu tarz sürprizlerden ve avantajlardan faydalanmak için mutlaka bizi takip etmeyi unutmayın.
Evet. Hatta küçük bir spoiler vereyim.
İlerleyen bölümlerimizde çok güzel sürprizlerimiz olacak.
Beklemede kalın. Evet.
Yarışa dönecek olursak biz yarıştan önceki akşam İstanbul'dan uçakla Dalaman Havalimanı'na geldik.
Oradan da servis araçlarıyla kaşa geçtik.
Evet. Bir de geldiğimizde sonra ben bir düşündüm, taşındım.
Şimdi ben 15K parkurunda yarışıyordum normalde.
Kaydımı o zaman aldırdım ama 15K nereden baksan yürüyeceğim ama 3-4 saat sürecek.
Yani 3-4 saat yürümeye de belki dizim sıkıntı çıkarabilir.
Son dakika aradık işte dedik 5K'ya aldırmak istediğimi söyledim.
Yani en azından dedim 5K'da 1 saat, 1,5 saat yürürüm.
Hani o çok şey olmaz diye düşündüm.
Zaten Mesut Hoca da koşmamı istemiyordu.
O girmeni de istemiyor.
Genel olarak parkura girmeni istemiyor haklı olarak.
Normalde girmemen gerekiyor.
İşte ben de 5K'da bir en azından da ucundan da kaşı bir görmek istedim.
O şekilde sabahı ittik.
Evet yarış sabahı hazırlandık.
Kitlerimizi almaya gittik.
Zaten otelimiz de yarış alanına çok yakındı.
Yürüyerek birkaç dakikada ulaşabiliyorduk.
Oradan kitlerimizi teslim aldık.
Sonra... Ben yavaş yavaş ısınmaya başladım.
Evet. 15K'ların yarışı 9.15'ti.
Değil mi? Yanlış hatırlamıyorsam.
Bizim 5K'larda 15 dakika sonra 9.30'du.
İşte Onur yavaştan ısınmaya başladı.
Ya ben de şey yaptım.
Şimdi bizim otelin...
Sabah kahvaltısı vardı. Onur yemedi orada.
Direkt muz alıp geçti. Ben nasıl olsa yürüyeceğim dedim.
Hani gittim yukarı pişimi yedi.
Salatalık falan. Baya güzel bir kahvaltı yaptım.
İlk defa bir yarıştan önce böyle güzelce yedim.
Zaten yarışta da böyle yarım saat kala yedim.
Nasıl olsa yürüyeceğim diye işte alana girdim.
Onur ısınmasını yaptı.
Fotoğraflarımızı çekindik.
Ve ben 15K'nı uğurladım.
Onur gitti. Sonra işte bizim yarış için 15K'lar bir yöne gidiyor.
Tam tersi yönünde ise 5K'lar başlıyor.
O yüzden halıları ters çevirdiler.
Öbür tarafa geçtik falan.
O sırada da 5K'da hafif ısındık ettik falan.
Ben üstümde tabii biraz da hafif de hava soğuktu, serindi.
Ben uzun koldu giydim.
Nasıl olsa yürüyeceğim diye. Üstüne rüzgarlı kaldım.
Böyle saçlarım açık. Hani üşürüm falan diye.
Hatta eldiven bile alacaktım.
Sonra dedim hani kamerayı oynarken belki şey olur.
Eldiveni bile almadım. Sonra işte start verildi.
19.08. Başladı start.
Herkes koşmaya başladı.
Ben böyle kamerayı ayarladım.
Saati ayarladım. Hop!
Böyle koşuyorlar. Ben de hafiften ayaklarım koşar gibi oldu falan.
Hatta bir şey oldum ya.
Gül'ün hani yürüyeceksin sakin ol falan.
Ama ya nasıl diyeyim ya.
Hani bu koşu yarışlarında yürümek çok zor.
Yani imkansız ya.
Herkes koşarken sen yürüyeceğim demen.
Ya ben bunu yapamadım ve...
Hafif de olsa birazcık koşmaya devam ettim böyle.
Hani sağa sola. Zaten bir çıkışla başladı.
Ya baktım çıkıyorum.
Böyle hani tın tın tın tın çıktım.
Ya önümde... de görüyorum çok az kişi var yani genel biri görüyorum falan böyle Allah Allah diyorum neyse basma gülüm yapma etme falan böyle kendimi sıkı sıkı ilk başta asfalt
yola gittik asfalt yolunun kenarında da marinalar vardı böyle teknelerini çekmişler su da böyle turkaz renk yani o kaş denizinin rengi çok güzel yolda ona bakıyorum bir yandan böyle kamerayı
kontrol ediyorum çekiyorum ben de ilk defa şey giydim bir kuşak gibi Göğsüme bağlanan aparat.
O aparata da kamerayı taktım.
Ful yolu çekeceğim inşallah.
Editlersem YouTube'a da koymayı düşünüyorum.
İşte onu bakıyorum o çekmiş mi.
Sonra asfalt yol bitti.
Böyle bir tane taşlık bir alana geldik.
Baya 5K'da trail var.
Çıktık yukarı tırmanıyoruz tırmanıyoruz.
Yeşil taşlık daha çok.
Sonra şey böyle çıktık çıktık.
Ya böyle çıkarken de şey var.
Böyle çıkıyorum çıkıyorum hop.
Denizi yukarıdan görüyorum.
Yani manzaraya böyle ne dedim ya bu 5K'da da çok güzel şeyler varmış.
Tamam 15K'nın manzaralarını şey yaptık ama.
Kısa da olsa orayı gördüm.
Sonra işaretlemeleri takip ettim.
Aşağı doğru indim.
Kısa bir trail parkırından sonra tekrar asfalta indik.
Asfaltta da biraz ilerliyorum.
Gene yanımda deniz var, marina tekneler.
Su noktası vardı. Su noktasından dönüp bir U atıp tekrar asfalt yola giriyorum.
Ve öyle öyle gittim.
Sonra ilerlerken...
Gene böyle bir trail'imsi bir yer vardı.
Hatta Akut da oradaydı.
Böyle şey falan diyor, başarılar, iyi koşmalar dedi.
Ben de onlara şey dedim, iyi kurtarmalar dedi.
Yani inşallah bir sıkıntı olmamıştı.
Sonra bir yukarı doğru merdiven gibi bir şey çıktı.
Ah dedim ya, güldüğün anne.
15K'dan kaçtın ama bu sefer merdivene yakalandım.
Neyse dizim bir sıkıntı yapmadı.
Bu arada... Hala koşuyorum hani yürüyeceğim demiştim ya imkansız.
Sadece şu an tek yapabildiğim kendi tempomu düşük tutabilmek.
Hızlanmamak şu an yapabildiğim yani yürümeyi yapamıyorum.
İşte çıktım merdivenler bir baktım.
Amfiteatro ya ne kadar güzel.
Böyle bir baktım içinden geçiyoruz merdivenle.
Amfiteatronun altından başlayıp yukarı doğru çıkıyoruz.
Böyle merdivenlere çıktım böyle çat çat çat.
Sonra bir yukarı baktım.
Deniz, o turkaz deniz maviyle karışmış.
Böyle biraz onu çektim.
Sonra tekrar bir trail'in içinden.
O ufak bir toprak alandan sonra şehrin içine giriyorsun.
Sonra parkur bitiyordu.
Nasıl bitti anlamadım.
Gerçekten... Yarım saat sürdü zaten hani 31 dakika.
Ya nasıl bir bakıyorum saate 3 kilometre.
Ya hani alışkınız ya şimdi uzun 15-20.
Yani bu çok böyle tadı damağımda kaldı gerçekten.
Hani sonunda bir zaten böyle finish'e doğru gelirken benim ikonik şeyi biliyorsun hani hızlanarak bitiririm bam bam bam.
Burada da bir dayanamadım.
Tuttum tuttum sonra tutamadım.
Biraz bastım o da güzel oldu.
Bir sıkıntı olmadı. Hemen bana buz verdiler ayağıma ne olur ne olmaz.
Ağrı da olmadı. Buzu da tuttum.
Çok güzel geçti benim 5K.
Sonra seni bekledim.
Tabii bilmeyenler için senin kemik iliği ödemin var.
Aslında koşamıyor değilsin.
Koşabilirsin ama koşmaman gerekiyor bir süre.
O yüzden hani antrenman da yapmıyorsun bu ara.
Aynen yani güçlendirmeden tekrar oraya yük binerse ödem tekrar olabilir.
Biraz risk almış oldun ama neyse ki bir ağrısız olmadı koşudan sonra.
Yok olmadı çok iyi. Artık yavaştan da başlayacağım antrenmanlara inşallah.
Evet benim yarışıma geçelim.
Start aldık önce parke taşlı bir yoldan ilerliyoruz.
Böyle yaklaşık 1,5-2 kilometre o şekilde gidiyoruz ama yani inişler çıkışlar yokuşlar var o bölümde de.
Ondan sonra kısa bir çakıl taşlı bölüme giriyoruz.
Ondan sonra patikaya giriş yapmış oluyoruz.
Bu patikada gerçekten teknik bir parkurdu.
Bazı böyle taş parçaları falan var o taş parçalarına basıp onların üzerinden atlamak gereken yerler var.
Hatta birkaç kere böyle bileğimi burkar gibi oldum.
Yani taşlar çok oynak çünkü.
Ama bana birazcık keyifli geldi aslında.
Çünkü böyle kaya parçaları falan var.
Hani böyle onların üzerinden atlıyorsun.
Doğru taşa basman lazım ve doğru açıyla basman lazım.
Hani bizim parkur da çok uzun değildi.
15 kilometreydi ve bu şekilde olan kısmı da çok uzun değildi aslında.
O yüzden bana keyifli geldi.
Ama tabii daha uzun koşanlar için daha zorlayıcı olmuş olabilir o kısımlar.
Daha sonra... Bizim parkurda ilk CP 5.
kilometre civarındaydı.
Ve ilk CP'ye varana kadar da bu bahsettiğim patikadan gidiyoruz.
Ve bu patikada aynı zamanda biraz yükselti de var.
Hem teknik olarak biraz daha zor bir parkur.
Böyle tek kişinin geçebileceği şekilde single trackler vardı.
Biraz yükselti kazanımı vardı dediğim gibi.
Ben şöyle bir sıkıntı yaşadım.
O yükseltili kısımda ve taşlardan dolayı biraz zorlanarak ilerlediğimiz kısımda.
Özellikle de... Tam CP'ye varmadan önce son bir sanırım 500 metrede falan daha dik bir kısım vardı.
Orada birden böyle bir bel ağrısı hissetmeye başladım.
Böyle biraz daha arttı yani tırmanış sırasında oldu bu.
Yani düşünüyorum daha önce hiç benim belim ağarmamıştı bir yarış sırasında veya tırmanış sırasında.
Niye olabilir diye düşündüğümde şu aklıma geldi.
Biz işimiz dolayısıyla gerçekten biraz geç geldik yarış öncesi akşam.
Ve çok geç geldiğimiz için de ben de serviste biraz uyukladım iki büklüm şekilde.
Yolculuk da yine bir iki buçuk saat falan sürüyor uçaktan sonra servis yolculuğu.
Geç bir saatte gelip yatınca da tam dinlenememiş oldum.
Herhalde onun yüzünden diye düşünüyorum.
Biraz bel ağrısı çektim.
O yüzden bu yarışa daha erken bir saatte gelip gün içinde en azından dinlenmek, akşam erkenden yatmak iyi bir fikir olur.
Bir de yarışa erken gelirsek...
Şeyi de kaçırmamış olurduk.
Bu Obrus Bison makarna partisini de kaçırdık.
Bir dahakine inşallah onunla katılırız.
Evet. Yokuştan sonra belim düzeldi ama bir daha bir sıkıntı yaşamadım.
İlk bahsettiğim yokuştan sonra.
Bir ya da iki yerde böyle bir küçük yol kaçırır gibi oldum.
Bir 50-100 metre gittim döndüm falan gibi bir şeyler oldu.
Herhalde orada bir dakika civarında bir zaman kaybetmişimdir.
Onun dışında bir sıkıntı yaşamadım yarışta.
Zaten CP'den sonra da...
Böyle düz bir yol var yani bir 2-3 kilometre boyunca dümdüz o yolda koşuyoruz.
Orada biraz daha tempoyu arttırdık kendimize geldik.
Sonra böyle 8.
9. kilometre civarlarında herhalde Cüneyt abiyi gördüm onun yanına geldim.
Aramızda şöyle bir konuşma geçti.
Bana ileriye devam et işte önümüzde 2 ya da 3 kişi var dedi.
İşte arkada kim var dedi. Ben de dedim yabancı bir adam vardı.
Şey diyor kaç yaşlarındaydı diyor.
Dedim 40 plus senin yaş grubun olabilir.
Ne kadar arkada? İşte hemen arkadaydım fazla uzağa gitmiş olamaz falan diyorum.
Böyle filmlerdeki kötü adam sahneleri gibi.
Aramızda kısa net cümlelerle anlaştık.
Böyle biraz beraber gittik sonra ben biraz daha hızlandım.
O da bu arada bir sıkıntı yaşamış.
Kram tam biz ayrıldıktan sonra hemen arkamda olmasına rağmen.
Biraz daha zaman kaybedip durmak zorunda kalıp sonra bitirdim.
Sonra ben devam ettim.
İkinci CP'ye uğradık.
Oradan çıktık. O bizim meşhur ip geçişine geldik.
O ip geçişine hemen gelmeden önce de böyle bir kaya tırmanışı gibi bir şeyler var.
Bildiğiniz koşmadan yani ellerle tırmanıyoruz orayı.
Sonra o ip geçişini geçtik.
Çok güzeldi. Ve o kadar da tehlikeli değil aslında göründüğü kadar.
Ama küçücüktü böyle taş aşağısı.
1-2 saniyede bitiyor zaten.
Ondan sonra tekrar 1-2 kaya tırmanışı gibi yerler var.
Tam o anda şey sol tarafa bakıyorsunuz ve orada masmavi turkaz deniz çok güzel manzaralar var.
İşte sağ tarafta işte yok mezarlıklardır bu ip geçişleri kayalardır.
O kayalara tırmanmak ayrı bir güzel bir his veriyor yani.
Yarışı böyle ayrı bir tat katmış.
O kısımda biraz tırmandık.
Ondan sonra tekrar bir patika vardı.
O patikadan devam ettim.
Sonra dönüş yoluna girmiş oldum.
Çok fazla da yolum kalmamıştı ondan sonra.
Bu arada gözüm de hep böyle ileride yani.
Acaba önümdeki işte ne karelerdi diye bakmaya takip etmeye çalışıyorum.
Böyle derken kırmızılı böyle birini gördüm.
Aa dedim galiba yakaladım falan diye böyle bir anlık düşünürken sonra bir baktım bana doğru koşuyor.
Allah Allah dedim nasıl oluyor falan.
Sonra bir baktım bizim Zafer abi ters yöne koşuyor ama 30 koşacaktı.
Böyle aynı aklımda böyle bir saniyede bir sürü şey düşünüyorum yani.
Sonra Zafer abi dedim böyle koşarken yani karşılıklı geldik.
Yanlış ol yanlış ol diye devam etti.
Böyle çok moralim bozuk ama hiç böyle.
Normalde görür o olur falan filan böyle bir iki hani konuşuruz ederiz.
Ve moral çok bozuk olarak yani yanlış ol deyip devam etti.
Sonra ben de ileriye doğru devam ettim.
Zaten Zafer abinin olayı da şey 30K parkurunda yarışıyor.
Yolu kaybetmiş.
40 kilometre koşmuş yani.
Artık şey diyor mesela 45K'yı da görmüş.
Ben bir 5K olarak onu görmedim.
Bir de çocuk koşusu görmedi diyor zaten.
Evet bütün 15K ile selamlaşmış yani.
CP'lere iki kere uğradı falan bir şeyler oldu.
Ama bırakmamış. Ama Azmi'ni tebrik ederiz yani gerçekten.
Morali bozulsa da bırakmadan devam edip parkurunu tamamladı.
Sonra şöyle bir şey oldu.
Böyle yarışın bitmesine son 1 kilometre falan kaldı.
İşte ben Cüneyt abiden aldığım bilgiye göre işte yani genelde dördüncü falan olmam lazım diye düşünüyorum.
Arada arkama da bakıyorum gelen yok ben böyle normal bir tempoda gidiyorum.
Sonra derken yarışın böyle bitişinde bir tane güzel bir yokuş var.
O yokuşu çıkıp yokuştan sonra aşağıya doğru bir yokuş aşağı bölüm var ve yarış bitiyor.
Tam ben böyle tıntın hani yarışı bitirme moduna girmişim gidiyorum.
Bir baktım son böyle köşeyi bir döndüm o sert çıkışta.
Böyle bir kişi var ve tın tın çıkıyor.
Yorulmuş birazcık böyle belli dışarıdan.
Hani yavaş bir şekilde yokuşu çıkıyor.
Ve yarışın bitmesine de çok az kaldı dediğim gibi.
Yani bir kilometre veya daha az kaldı.
Ve o adamı görünce böyle birden heyecanlandım.
Hani şey olur bilmiyorum illa ki yaşamışsınızdır.
Böyle tam finişe giderken veya az bir zaman kala.
Böyle birini görüp onu geçme ihtimalin olacağını hissettiğin anda birden bir heyecan pompalanıyor.
Birden böyle navzın yükseliyor, bir adrenalin yükleniyor yani.
Almam lazım. Evet çünkü şey yani o geçebilme ihtimalin böyle özellikle mesela kürsü yapacaksan o kürsüyü yapabilme ihtimalin varsa gerçekten güzel bir heyecan
duygusu oluyor. Bence bu da yarışları gerçekten çok keyifli yapan bir şey zaten.
Bu heyecan adrenalin için yani yapıyoruz bunu.
Ve ben işte tam onu gördüm.
Sonra birden bana bir enerji geldi tabii.
Aslında yoruldum ama yine de artık orada tempomu daha da arttırdım.
Böyle yokuşu hızlı bir şekilde çıkmaya başladım.
Böyle bir taraftan da şey diyorum çok ses yapmadan çıkayım.
Beni duyarsa adam da hızlanacak falan diye bekliyorum.
Çünkü son düzlük yani neredeyse.
Orada hızlanması lazım ben geçmeyeyim diye.
Sonra böyle ben hızlı hızlı çıkıyorum.
Derken adamın yanına geldim.
Adam... Hala böyle cevap vermedi yani.
Temposunu arttırmadı. Hala aynı hızda çıkmaya devam ediyor.
Ben böyle yanından vız diye geçtim o yokuşta.
Nefes nefese. Bakıyorum hala yani normal hızda geliyor.
Kovalamıyor yani. Sonra yokuş aşağı bir şekilde bitirdim.
Derken bitirince fark ettim.
Adam meğer kayıtsız koşmuş.
Yani onun sayesinde ben de böyle bir dakika falan daha erken bitirmiş olabilirim.
Zaten sen geldin böyle.
Benzin atmış öyle nefessiz.
Hatta videomda da böyle arkaya baka baka geliyorum.
Bir yanına gidiyorum benden uzaklaşıyorsun.
Oturdu. Gerçekten her şeyini o anda vermişsin yani.
Güzeldi. Yani heyecanlı bir bitiriş oldu benim için.
Güzel oldu. Genel 4 olarak bitirdim.
Yaş grubunda da birinci oldum.
Toplamda da şöyle süreye bakacak olursak 15.55 kilometre koşmuşuz.
Strava'ya göre 427 metre yükselti kazanımı var.
1 saat 27 dakikada bitirmişim.
Ben de 5K parkuru aslında tam 5K değildi.
4.76 gibiydi.
31 dakika 42 saniyede bitirmişim.
Ben de kadınlar klasmanında 6.
oldum. Yaş grubunda da 2.
oldum. Yani tabii ki daha iyisini yapabilirsin evet ama şartlar buna el verdi.
Yani ben bu şekilde kontrollü gitmeliydim.
Belki daha hızlı gitsem dizime bir sıkıntı verebilirdim.
Bakıyorum da şey mesela trail de bu zaten.
Herkes orada yüzde yüzüyle olmuyor.
Yani birinin ayakkabı bağcığı açılıyor, biri yolu kaçırıyor, biri belki zor bir antrenmandan çıktı.
Biri sakatlıktan döndü.
Yani birinci belki daha iyi koşabilirdi veya burada beşinci altıncı.
Gerçekten burada herkes kendi yarışında yani kendi standartlarında en iyisini koymaya çalışıyor.
Böyle bakıyorum bazen şey diyorum ya yarışta şunu içmeseydim ya şunu şey yapmasaydım falan.
Ya sen bunu deneyimlemek için o yarıştasın yani.
Ve senden önceki yapan bunu daha önce deneyimledi ve kendine kötü geldiğini bir parkurda test etti ve bu sayede.
Orada ikinci, birinci oldu.
Bunları düşününce benim için de bu bir deneyim oldu aslında.
Yani bu sakatlıkla elimden geleni yapmaya çalıştım.
Ve şeyi de anladım yani ben hiçbir yarışta yürüyemem.
Herkes yürüyorsa yürürüm okey ama herkes koşacak, Gül'ün yürüyecek yok.
Yani ben bunu anladım bir daha o yüzden yürüyeceğim diye bir parkura kayıt olmayacağım yani.
Evet o konuda bir hata yaptık.
Yani normalde... Bütün plan bunun üzerinde ve bütün anlaşma bunun üzerineydi.
Mesela hava sıcaklığı arttı yarışa doğru.
İşte bafları, eldivenleri, rüzgarlıkları hepsini çıkardık.
Gül'ün de rüzgarlık duruyor.
Normalde yarış saçı yapar saçlar açık.
İşte kahvaltı asla yapmayız kahvaltısını yaptı.
İşte kamerasını ayarladı falan.
Böyle bütün plan Gül'ünün 5K'yı 1,5 saatte yürüyeceği üzerineydi.
Hatta yarışın ortasında ben rüzgarlığı çıkardım.
Belime bağladım. Bafı boynumdan aldım.
Yani saçları topladım falan.
Tamam dedim koşuyorsan bari koş ya.
Çünkü terledim de. Çektiğim videoda da kendi kendine konuşuyorsun.
Evet Gül'ün dur tamam sakin gül.
Kendini böyle durdur.
Hani defarat bulmak için durdurmaya çalışıyorsun.
O adrenalin böyle kana giriyor tamam mı?
Çok zor ya. İmkansız yani.
Bu heyecanı yaşamadan durmak.
Böyle şey hatta parkurda ben de yalnız değildim senin gibi.
Ayşegül ablayla beraber koştuk.
Böyle Ayşegül abla bas bas önünde az kişi var.
Böyle hani rekabetçiyim de yani.
Böyle gene şey insanlara selam verdim.
Çok iyi gidiyorsun falan. Hani birazcık daha manzaranın tadını çıkarmaya çalışıyorum ama o.
Rekabetin verdiği heyecanı da seviyoruz onu yani.
Senin yarışında her şey var ya.
Hani videoda böyle ilk başta.
Bir başlıyor sen böyle tın tın yavaş yavaş koşuyorsun herkes seni geçiyor.
İşte görevlilere merhaba kolay gelsin falan diyorsun böyle hani kuşlara selamlıyorsun işte.
Hani Hayko Cepkin'in Yeni Bir Gün diye bir şarkısı var ya böyle herkese merhaba falan.
Emekli Salih öğretmen Ayşe teyze.
O ayarda bir koşu olarak başlamışsın.
Sonra böyle bir yerden sonra canına tak etmiş işte hayır biraz daha koşmam lazım falan.
Sonra bir yerde frenleme moduna girmişsin.
En son sprint finishle son 50 metre.
Ya artık tutamıyorum kendimi.
Hani şey tamam basıyorsan da bas dedim artık yani.
Ama sonra... Biraz basınca hisseder gibi olur gibi oldum.
O yüzden hemen tekrar yavaşladım.
Ama güzel geçti sonuçta.
Hiçbir şeyim yok. Sağlamım.
Kaş da çok güzeldi.
Yani buradan sağlıkla çıktık çok şükür.
Evet sakatlıksız, kazasız, belasız atlattık bu yarışı.
Çok güzel manzaralar gördük.
Çok güzel parkurlarda koştuk.
İkimiz de farklı parkurları görmüş olduk.
Yani ben senin parkurunu da çok beğendim.
O amfiteyatronun içinden koşma fikri.
Gerçekten çok orijinal bir fikirmiş.
Ben de beğendim. Seneye de ama sen de benim parkuru görmelisin.
Yani 15K gerçekten çok güzel bir parkur.
5K'yı bir daha mı denesem acaba diye bir içimde kaldı ama biliyorum.
Bir de gerçekten koşarak diyorsun.
Aynen bir de öyle. Bakalım seneye bizi neler gösterir.
30K, 45K da olabilir olur yani.
Oradakiler de çok memnundur.
Evet sadece şu uyarıyı yapalım.
45K'dakiler özellikle...
Ayakkabı konusunda sıkıntı çekmişti bazıları.
Ayakkabılar sürekli kayalık yerlerden koştuğu için hasar görüyor birazcık.
Bir de çalı çırpı olan yerler de var haliyle.
Dolayısıyla uzun çorap giymek çok faydalı olurdu.
Ben gördüm birkaç kişinin böyle kesikleri vardı.
Yani şey... Parkur evet güzel, iyi, hoş manzaralar ama hiç kolay bir parkur değil yani zor bir parkur.
Zaten oradan da hemen denize giriyorsun.
O da çok güzel bir olay.
Güzel geçti Kaş, Onur'cum ya değil mi?
Ben hala böyle şeyi hatırlıyorum.
İnsanlar Kaş'ın gerçekten bize demişlerdi.
Farklı bir atmosferi var.
Yani geldiğinizde anlayacaksınız diye.
Gerçekten oraya geldiğimde bir mutluluk ormanı salgılandı bende.
Böyle oradaki çevredeki insanlar da mutlu.
Böyle zaman bir yavaş akıyor.
Bir tatil yöresindeyim.
Yani... Başka bir şeyim yok yani.
Tek derdim koşmak, manzara görmek.
Bana bu İstanbul'un bu yoğun şeyinden sonra orada bir yavaşlamak, sakinlemek.
Bana hala mutluyum yani.
Şu an iş yerinde bile böyle baktıkça fotoğrafları, şeyleri.
Çok mutlu oluyorum. Bana çok iyi geldi gerçekten.
Kışın atmosferi beni etkiledi.
Evet ben de çok beğendim.
Yani hala böyle yarış parkurunda gözümde bazı kareler canlanıyor unutamadığım yerler var.
Mutlaka gerçekten gelip görünmesi gereken yerlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Denizine de mutlaka girilmesi gerekiyor her mevsim.
Ondan da bahsedelim.
Yarış sonrasında biz öğlen biraz güneşin çıkmasını bekledik.
Çünkü kaşın havası...
Değişik bir havası var evet.
Yani şöyle mesela güneşe oturuyoruz, sıcaklıyoruz öğle vakti.
Sonra böyle kısa kolluyla oturuyoruz hatta.
Yani hala sıcaklıyoruz, gölgeye geçiyoruz o derece.
5 dakika geçiyor geçmiyor bir bulutun arkasında geçiyor güneş.
Birden serin oluyor üşümeye başlıyoruz.
Polar giyiyoruz hala üşüyoruz.
Yani böyle bir çok sıcak bir çok soğuk çok hızlı geçişleri olan bir havası var.
O yüzden gelirken hem uzun kollu kalın bir şeyler giymek lazım.
Bir işte hırka montajlı şeyler getirmek lazım.
Hem de denize girmek için de moya getirmek lazım.
Yani ikisi de var orada. Bir de şey de güzel oldu.
Biz şimdi Beyfit ekibiyle beraberdik.
Ekipteki arkadaşlarla beraber zaman geçirdik.
Onların yarışlarını bekledik.
Parkurda tanıdıklarımızı gördük.
Mesela koşver gitsin dinleyen biri üzüm bizimle geldi tanıştı gerçekten çok tatlıydı dinliyorum dedi bizi çok mutlu etti.
O da parkurdaki işaretlemeleri topladı.
Beyfite gibi hepsi bizi karşıladılar şey yaptılar.
Gerçekten insan arkadaşlarıyla beraber bir yarışa katılınca da çok mutlu oluyor.
Evet yarış atmosferini birlikte yaşamak çok güzel aslında.
Sonra yarıştan sonra da fotoğraflar yayınlandı.
Fotoğraflara baktım.
5K'da çok fotoğrafçı yoktu ama 15K ve 45K'da bayağı fotoğrafları gördüm.
Çok hoşuma gitti. O ip geçişinde oradaki fotoğraflar çok güzel çıkmıştı.
Hatta fotoğrafların çoğunda...
Beyfite gibinden Sadık abiyle Aslı abla.
Ya her fotoğrafta çıkmışlar.
Bir basıyorum onlar. Hatta bir tane şeyi gördüm.
Biz zannediyoruz ki onlar hani parkurda 15K'da koşacaklar.
Ya en son bak kimsenin yok.
Herkesin koşarken fotoğraflar olur ya.
Onlar böyle manzaraya durmuşlar.
Poz vermişler. Poz vermişler.
Hani fotoğrafçıya bir de beni böyle çek diye şey yapmışlar.
En son şey diyordu işte.
106 tane video kayda aldım.
Bilmem kaç yüz tane fotoğraf çektim falan.
Şey gibi karı koca keyfini çıkarmışlar parkurda.
O da lazım. Kesinlikle.
Yeri geldiğinde. Yani böyle eğer düşünüyorsanız tam 15K çok güzel.
En son parkurdan da el ele finish yaptılar.
O da çok güzel bir andı.
Evet bu şekilde güzel bir yarış geçirdik.
Yarıştan sonraki günde yüzmeye gittik.
Güzel bir küçük bir koy vardı böyle.
Ben ilk başta şey zannediyordum.
O koya böyle bir gireriz.
Hani bir suya girip bir 3-5 dakika durur çıkarız falan zannediyordum.
Çünkü havada hani birazcık serin gibiydi o zamanlar.
Ama bildiğin bir yarım saat falan yüzdük.
Bir kilometre yüzmüşüz saate göre.
Bayağı suda durmuşuz.
Kaç kere git gel yaptık.
Su çok güzeldi.
Deniz tuzu da çok yoktu bence.
Ve çok berraktı.
Böyle balıkları görüyordum içinde.
Turkuaz renkli bir suya giriyorsan.
Ben çok beğendim. Hiç dalga da yoktu.
Dümdüz çarşaf gibi.
Deniz çok güzeldi.
Yani buradan da...
Gerçekten Aquathlon'a bir göz kırpalım yani.
Burada Aquathlon yarışmak da çok keyifli olur.
Zaten hani trail parkuru çok güzel, deniz çok güzel.
Yani bu ikisinin birleşmesi tam doğru yer yani.
Bu arada yarıştan sonra çok güzel bir yerde yemek yedik.
Onu söylemeyi unuttum.
Ve canlı müzik vardı.
Gerçekten Kaş'ta yarıştıktan sonra mekanlara uğramayı unutmayın.
Çok güzel yemekler oluyor.
Sonra after party vs.
o gün gerçekten dolu dolu geçti.
Ertesi gün de hafif serin bir suda recovery'mizi yapmış olduk.
O şekilde İstanbul'a döndük.
Bizim çok keyif aldığımız güzel bir yarış deneyimi oldu.
Buradan yarış organizatörleri Fatih ve Gökhan'a da teşekkür ederiz.
Gerçekten güzel bir organizasyon oldu.
Evet Özlem'e de teşekkür ederiz.
O da çok uğraştı. Hatta Şeyh Bey başkanı Atacan'a da teşekkür ederiz.
O da çok güzel yerler ayarladı.
Bu arada bu yarışı koşanlara güzel bir haberimiz daha var.
Aldığımız ön bilgiye göre UTMB ve İTRA puan hesaplamaları da bu yarışa dahil olacakmış.
Onun detayları da yakında yarışın Instagram sayfasından paylaşılmış olur.
Evet bu bölümün de sonuna geldik.
Bizleri Spotify ve Apple Podcast'tan takip etmeyi unutmayın.
Aynı zamanda Koş Vergisi'nin Instagram kanalımızda da içerikler paylaşıyoruz bölümle ilgili.
Oradan da takip edebilirsiniz.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
