
Bu bölümde Tirilye’nin muhteşem doğasında koştuğumuz 29K parkur deneyimimizi paylaşıyoruz.
Yarış öncesinde yaşadıklarımızı, yarış atmosferini ve eşsiz anı madalyasını konuşuyoruz.
Ve tabii parkurun en unutulmaz anlarından biri:
Kapanca Limanı’nın o harika manzarası!
Ayrıca bu yıl yarışa yeni eklenen 15K parkurunda koşacakları neler bekliyor? Parkurun detaylarını merak edenler için dopdolu bir bölüm.
Bir de güzel bir haberimiz var:
🎟️ Koşver Gitsin dinleyicilerine özel %10 indirim kodumuz olacak.
Kod kişiye özel ve sınırlı sayıda.
Instagram’dan @kosvergitsin hesabına mesaj atarak kodunuzu öğrenebilirsiniz.
Parkurda görüşmek üzere! 👋🏼
🎧 Koşver Gitsin başlıyor!
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
Reklam ve işbirlikleri için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
(00:00) Giriş
(04:40) Otel Mağduriyeti
(11:07) Yarış Sabahı
(20:16) Parkurdan Kopuş
(27:30) Madalyanın Hikayesi
(32:08) Yeni 15k Parkuru
Transkript
Herkese merhaba, Koş Yargısı'nın podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Gülin. Ben Onur.
Bu bölümde size geçen sene ilk defa düzenlenen Doka Tireli Ultra Tire yarışındaki deneyimlerimizden bahsedeceğiz.
Onur'la biz 29K parkurundaydık.
Bu senede yarış olacak 6 Haziran'da.
Aynı zamanda bu yarışa yeni bir parkur eklendi.
15K parkuru.
Evet, hatta biz geçen haftalarda bu 15K'nın parkur tanıtımına katıldık.
Orada parkur deneyimledik ve güzel bilgiler öğrendik parkurla ilgili.
Size de bu bilgilerden bahsedeceğiz bölümümüzün sonunda.
Hatta kısımlara da ekledik.
İsterseniz direkt o bölüme de atlayabilirsiniz.
Ama bunlardan önce size güzel bir haberimiz var.
Evet, Koşvergis'in dinleyicilerini unutmadık tabii.
Sizlere özel %10 indirim kodumuz mevcut.
Yalnızca bu kodlar kişiye özel ve sınırlı sayıda.
O yüzden Instagram'dan bize mesaj atıp kodunuzu öğrenebilirsiniz.
Yalnız acele etmeyi unutmayın, sınırlı sayıda.
Bu arada 22 Mart tarihinde yani bayramın son gününde bir 15K parkur testi olacak herkese açık bir şekilde.
Koşu kulüpleri de orada olacak.
Evet hatta yani kişi sayısına göre CP bile kurulacak baya güzel bir etkinlik olacak orada.
Detaylar için yarış sayfasını takip edebilirsiniz.
Evet o zaman yavaştan yarışa geçelim.
Evet biz bu yarışı ilk Instagram'da görmüştük Onur.
Çok güzel bir video hazırlamışlardım madalyayı tanıtan.
Madalyası da gerçekten galiba katıldığımız en iyi yarış madalyalarından bir tanesiydi.
Üstünde böyle trilyenin parası vardı sanırım ve açılıyordu mekanizmalıydı.
Ve üstünde şey yazıyordu zeki çevik ahlaklı yazıyordu yani çok hoşumuza gitti yani madalyalar.
Evet hatırlıyorum sen bana instagramdan mesaj olarak gönderdin madalya bak bu yarışa katılmamız lazım falan dediğini hatırlıyorum yani.
Bir de sen de zaten Mudanya'lısın Bursa'lısın.
Hani memlekette böyle güzel yarışlar olunca kaçırmıyoruz.
Evet ben Mudanyalıyım.
Mudanya'da büyüdüm. O yüzden bu hani büyüdüğüm yerlerde bir yarış olduğu zaman orada yarışmak bana ayrı bir keyif veriyor.
Mudanya'da triatlon yaptık mesela.
İşte Trilye'de bu koşu yarışına katıldık.
Sonra Gran Fondo'ya katıldık.
O da Trilye'den geçiyordu.
Benim için ayrı hisler var.
İznik'e de katıldık. Evet İznik de annemin memleketi.
Hatta ilk kürsülerimizi de biz orada almıştık.
Onun da ayrı bir güzelliği olmuştu.
Hem de doğum günümdeydi. Yarışa dönecek olursak da iki adet parkur vardı.
29K ve 54K parkuru.
Evet 29K'da yaklaşık 1100 metre elevasyon alıyorduk.
54K'da ise 1900 metre elevasyon alıyoruz.
Yarış kitleri de çok dolu doluydu bu arada.
Kompres spor ürünleri vardı.
Bel kuşağı vardı.
İşte içlik gibi bir şeyler vardı.
Çorap vardı sanırım.
Çorap da çok güzeldi böyle kalın.
Çantası da çok güzeldi.
Expo olayına da güzeldi.
Baya güzel yine markalar vardı.
Evet bence yani şu ana kadar katıldığımız yarışlara oranla en zengin kit içeriği burada vardı.
Yani baya spor ürünü vardı.
Bence burada Doka'nın da etkisini görüyoruz.
Yani yarışın ilk yıllığı için gayet iddialı bir içerikti.
Aynen. Bence yani bu koşu yarışlarına böyle tekstil film alınıyor olsun.
Spor markaları olsun, giyim, ayakkabı markaları olsun desteklemeliler.
Yani koşu yarışlarını bir üst seviyeye çıkarıyor.
Yani koşuculara da yararlı bir şey.
Özellikle yerel yarışlarda bu çok daha önemli.
Bursa'da zaten bu konuda bilinci yüksek bir şehir.
Ben hani Bursa'da yaşadığım için biliyorum.
Mesela Bursa Spor da o şehrin aslında önemli markalarından biri ve süperlik şampiyonluğu bile yaşamıştı o dönemlerde.
Gerçekten böyle şehrin bütün işte fabrikaları olsun.
Bütün işletmeleri, bütün yerel işte belediyeleri hepsi destek olmuştu.
Şehirler gerçekten böyle kendi yerel organizasyonlarını desteklediklerinde ortaya çok güzel şeyler çıkıyor.
Bence burada da yine onun bir örneğini görmüş olduk.
Bu arada tişörtün tasarımını da ben çok beğendim.
Dokusu da çok güzeldi zaten.
Hani doku deyince hep böyle giyim bunlardan bahsedeceğiz.
Gerçekten o hani kapanca plajı var ya Korsan Limanı.
Onun görseli vardı üzerinde.
Yani hoş, orijinal bir tasarım.
Gerçekten şeyi görüyorsun.
Doka ve Buka, yani Bursa Koşa Akademisi'nin işini böyle güzel, kaliteli yapmak isteyen insanların buluştuğu bir yarış olmuş.
Yani bunu her detaydan anlayabiliyoruz.
Madalyadan, tişörtten.
Evet, bir de hani tekstil firması oldukları için tasarımcı gözleri oldukları için ayrı bir önem göstermişler.
Bu yüzden gerçekten bu organizasyonu tebrik ediyoruz.
Sonra ulaşıma geçelim.
Biz İstanbul'dan yarıştan bir gün önce geldik.
O günde işimiz dolayısıyla biraz geç bir saatte gelmiştik.
Bu kadar güzel bir deneyimin içinde maalesef organizasyonla alakası olmayan kötü bir deneyimde yaşamış olduk biz.
Bunu anlatmak istiyorum çünkü aynı şey sizin de başınıza gelebilir.
Herhangi bir yerde, herhangi bir yarışta siz de bu mağduriyeti yaşamayın diye söylüyorum.
Otelle ilgili bir mağduriyet yaşadık biz.
Şöyle bir durum oldu.
Biz haftalar öncesinden otel rezervasyonumuzu yaptırdık.
Parasını da peşin olarak ödedik bu arada.
Yarıştan bir gün önce de yarış öncesi akşamı saat 10 civarında otelin oraya vardık.
Şimdi Trilye'de küçük bir yer yani sokakları falan da dar.
Park yeri bulmak bile kolay değil.
İşte biz geldik oteli bulduk.
Park yeri aradık park yeri bulduk.
Eşyalarımızı indirdik.
Böyle bir an önce diyoruz ki otele varalım.
Bir an önce hani uyuyalım sabah yarış var dinlenelim.
Aynen işten gelmişiz bir de o günde çalışıyorduk.
Yorgunuz yol yorgunuyuz.
Evet sonra eşyalarımızı böyle bildiğin elimizle taşıyarak otele geldik.
Tam kapıya geldik böyle işletme sahibi böyle bizi görünce birden bir donak aldı böyle şaşırdı falan.
Adam alkollü bir halde ve diyor ki siz gelmeyeceksiniz sandım ben odayı başkasına verdim.
Şaka gibi ya yani bizi aramadan sormadan.
Benim parasını önceden haftalar öncesinden peşin olarak ödediğim odayı başkasına devretmiş adam.
Ve ben gecenin 10'unda orada bu şekilde bir mağduriyet yaşadım.
Ya ben zaten sinir krizi geçirdim ya hani ne demek bu yani ben dedim nerede kalacağız biz yani yarın yarış var.
Ya sonrası daha da şaka gibi böyle adam işte ne yapacağım falan diye düşünüyor kendi kendine.
İade edelim paranızı falan diyor pişkin pişkin.
Olay para değil ki. Sonra şey diyor.
Ya diyor bizim bir iki kilometre ileride bir bağ evi var sizi oraya alalım diyor.
Ya gerçekten şaka gibi ya.
Hani senin arkadaşların da takıldığın bağ evinde mi ben eşimle konaklayacağım?
Ya bu nasıl bir teklif?
Nasıl bir rezalet?
Ben hayatımda böyle bir şey görmedim duymadım.
Yani bizim dinlenmemiz gerekirken.
Böyle bir sinir stres yaşadık.
Adamda da gram mahcubiyet yok.
Kusura bakmayın özür dileriz falan filan.
Paranı vereyim şey yapayım.
Tamam paranı uzatmayın falan modunda yani adam.
Hatta orada başkaları vardı onlar bile şey yaptı böyle.
Ya işte ben tek kalıyordum ben işte atıyorum arkadaşımın odasına geçsem orayı mı size versek falan.
Böyle onun adına mahcup oluyor yani bazı orada olanlar.
Adam sarhoş olur yani hani ne bekliyorsun yani gerçekten.
Yani neyse tam bir rezalette.
Bak şu an hatırladım sinir oldum gene.
Ve gerçekten hani pişkinlik üst seviyede.
Sonrasında da tabii ki kötü yorumlar yazdık yani otelin yorumu da baya bir düştü.
Hatta ona da pişkin pişkin yorum yazmış işte.
Gelip oradaki davranışınızı da yazsaydınız Onur Bey falan diye.
Ya benim seni dövmediğime dua et ya.
Sen gece yarısı beni böyle bir durumda mağdur etmişsin.
Bir de Trilya'da arkadaşlarımız arıyoruz.
Hiçbir otel odası boş değil.
Mudanya dahi.
Mudanya dahi. Evet. Trilya var.
Trilya'ya bir 10 kilometre mesafede Mudanya var.
Mudanya'daki bütün oteller bile dolu.
Çünkü küçük bir yer yani. Çok büyük yer değil orası.
Hani dolayısıyla biz de benim bir tanıdığımda bir yakınımda konaklamak durumunda kaldık.
Biz de şey diye aldık orayı. Yarışa yakın yürüyerek gideriz.
Aynen. Hani amacımız da şey yürüyerek start alanına ulaşmak.
Sonra biz ne yaptık? Gecenin bu vaktinde sinir stres olup arabalara binip Mudanya'ya geri döndük.
İşte orada kaldık.
Sabah da kalkmamız gereken saatten daha erken bir saatte kalkıp tekrar yarış alanına geldik.
Yine otopark aradık vesaire.
Yani bir sürü mağduriyet aradık.
Yani ne oldu? Bu işletme sahibi işte vizyonsuz birisi olduğu için ne yaptı?
Küçük hesaplar yaptı.
Ve dedi ki evet işte bu saat oldu gelmediler herhalde gelmeyecekler deyip başka birine o odayı kiraladı.
İki oda parası alayım. Ama ne oldu?
Biz mesela Google Maps'te bir sürü kötü yorum yazdık buraya.
Ve bunun puanı 5'ten 3'e falan düştü.
Ve bu bir sürü kötü yorumu gören onlarca kişi bu otelde kalmadı.
Yani aslında potansiyel olarak...
Bu geçtiğimiz yıl ve gelecek yıllarda bu adam bu iş yüzünden onlarca kişi kaybetti.
Yani bu gerçekten vizyonsuzluğun bir örneği işte.
Bence şey yani Trille'de birçok tüccar bunun farkında yani buranın bir geçim kaynağı.
Yani bir koşu organizasyonu orayı canlandırdığını, ticaret olarak canlandırdığını farkında.
O yemek yediğimiz yerdeki insanlar ne güzel ağırladılar.
Bunun dışında zaten bir sıkıntı yaşamadık.
Oranın halkını zaten ben de oralı olduğum için biliyorum.
Bu özel bir durum yani hiç sadece...
buraya özel bir şey. Evet.
Yani gerçekten yazık oldu.
Keşke böyle olmasaydı.
Evet. Ama yani sizin de aklınızda olsun böyle şeyler olabiliyor.
Özellikle geç gidecekseniz ve kritik bir yarışınız ertesi sabahsa önceden arayıp kesinlikle bilgi vermekte fayda var.
Ya bir de şey oldu Onur.
Mesela biz bir sonraki yarış için başka bir yerde otel rezervasyonu yaptık.
Yine geç gidiyoruz. Bu sefer adamlara biz geç geleceğiz ama falan filan.
Yani Bilgi vermenize gerek yok falan diyorlar.
Evet adam şaşırdı.
Evet beyefendi zaten rezervasyonunuz var.
Neden bir daha arıyorsunuz? İstediğiniz saatte gelin falan dedi.
Hayır gelmeseniz bile o da size ait yani.
Yani normalde olması gereken o ama maalesef böyle şeyler de olabiliyor.
Bak şu an bile sizler. Evet ama ya yarış o kadar güzel geçti ki.
Yani şimdi ondan da bahsedeceğiz.
Ya bu bir detay olarak kaldı.
Umarım yani bu şekilde kimse mağduriyet yaşamaz.
Yani yarışı etkileyen de bir şey.
Neyse geçelim bu kötü konuyu kapatalım ve güzelliklere odaklanalım.
Bu arada yeri gelmişken şundan da bahsedeyim.
Bu yıl yapılacak olan yarışta kontenjanlar da arttırıldı.
Daha fazla kişi katılacak.
Ve trilyenin de sonuçta kapasitesi belli.
Ve Mudanya'nın da belli.
O yüzden yarışa katılacak olan dinleyicilerimize şöyle bir tavsiye verelim.
Gerçekten önceden rezervasyonlarınızı yaptırın.
Eğer son dakikaya kalırsanız yarışa çok yakın bir yer bulma ihtimaliniz çok düşük olur.
Otopark için de bu arada bir çözümleri olacakmış.
Orada bir otopark alanı var bir yat limanının orada.
Ama Trilie'nin girişinde de tekrar bir park alanı ayırıp o şekilde bir çözüm yapılacakmış.
Ama yine de dediğim gibi otel için aklınızda olsun yarışa kayıt yaptırdıysanız mutlaka çok geçe kalmadan hemen otellerinizi de ayarlayın.
Evet yarış sabahına gelecek olursak biraz uykusuz ve gergin olsak da o yarış atmosferinin içine gidince hemen hepsini unuttuk ve yarış heyecanı bizi sardı.
Kitlerimizi almaya gittik.
Zaten kitlerin içini görünce ya Onur diyorum hani bu da çıktı yani 3-4-5 parça çıktı.
Yani gerçekten çok zengin bir içerikti.
Bunda çok mutlu olduk.
Sonra kitlerimizi arabaya yerleştirdik.
Yeleklerimizi taktık.
Son çeklerimizi işte jellerimizi kontrol ettik.
Isındık güzelce ve Start'la Onur'la birlikte yerimizi aldık.
Şundan da bahsedelim.
Bu bizim o zamana kadarki en uzun yarışımız olacaktı.
Daha önce en fazla 25 kilometreyi İznik'te koşmuştuk.
Orada da yokuş aşağı yani irtifa kazanımı değil de daha çok irtifa kaybedişi.
Kaybedim ne denir bilemedim.
İrtifa azalışı. İnişler yani.
Daha fazla iniş mevcuttu. Ama o da bam bam bam iniyorsun ya.
O da bizi parçalıyor.
Dolayısıyla mesafesi 25'ti ama aslında yükseltili bir 25 değildi sonuçta yani.
Daha azdı. Dolayısıyla yani 30 kilometreye yakın bir mesafede 1000 metreden fazla iltifa kazanacağımız güzel bir challenge'dı bu yarış bizim için.
Evet ben hatta birçok kişi de baton gördüm yani.
Bu yarışın en önemli kısmı ilk 10 kilometre.
İlk 10 kilometrede sağlam çıkış var.
Evet starttan başlayalım o zaman anlatmaya.
İlk başta Trillia'nın sokaklarından çıkıyoruz.
Burada şunu söyleyelim.
Bazı böyle dar sokaklardan geçiyorduk ve...
Merdivenlerden falan çıkıyorduk.
Böyle o kısımlarda biraz yığılma oldu.
Biz biraz arkalardaydık.
Dolayısıyla önden başlamak biraz faydalı olabilir çıkış için.
Sonra Tirliye sokaklarından zeytinliklerin arasındaki patikalara giriş yaptık.
2-3 kilometre o şekilde biraz yükselti alıp biraz kaybederek devam ettik.
Daha sonra 3. kilometre civarında çok kısa böyle 150 metre bir asfalta girip Tekrar bir patikaya giriyoruz ve orada tekrar tırmanış başlıyor.
Ve oradan sonra gerçekten 10.
kilometreye kadar sürekli tırmanıyoruz.
Sürekli bir çıkış var.
İlk çıkışlar, ilk 2 kilometre gene biraz daha yayılı bir çıkıştı ama daha sonrası baya yani tüm elevasyonu burada alıyoruz neredeyse parkurun gelen kısmında.
Ya ben birçok batonunu gördüm.
Ya ben batonsuzdum, baton kullanmadım ama yani...
Orada gene de tempolu gitmeye çalıştım.
Birazcık bacaklarımı tükettiğimi hissettim.
Çünkü ondan sonra iniş başladığında inişte normalde ben 4 pace altında inerken burada 5 pace'lerde inebildim.
Yani o çıkışta bacağı tüketmişim ki artık inişte hızlı inemediğimi fark ettim.
Evet yani baton kullanımı tabii kişisel bir tercih.
Yani mutlaka batonsuz gitmeyin diyemeyiz.
O kadar değil yani.
Ben baton kullanmaya alışkındım hani faydasını görüyorum diyen birisiyseniz burada gerçekten fayda sağlayabilir size.
Bu arada ben bu çıkışta da o tam işte patikaya girdikten sonra bir yerde Özgür Hoca ile Özgür Tetik ile denk geldim.
Sonra onunla birlikte sohbet ederek beraber devam ettik bir 3-4 kilometre.
Böyle bir herhalde 6.
kilometre civarlarına kadar sürekli çıkış ve sürekli koşuyoruz.
Böyle bir yerden sonra dedim hocam sen git.
Ondan sonra ben biraz yürü koş yaptım o devam etti.
Sonra işte o 6-7.
kilometrelerden 10. kilometreye kadar artık full koşamadım gerçekten.
Biraz koştum biraz yürüdüm biraz koştum biraz yürüdüm.
Ve 10. kilometreye geldiğimde CP'ye ulaştığımda senin dediğin şeyi ben de yaşadım.
Zirveye ulaştım oradan sonra uzun bir iniş var.
Ama yokuş aşağı bölgeler var ama.
Gerçekten yokuş aşağı inecek takati kalmamış yani bacaklarım.
Bir de mesela tam bitişin oraya CP koymuşlardı.
Yokuşun bitişine. Ben CP'de tabii biraz yedim içtim.
Suyu da çok içtim. Yani inerken dalağım da şişti.
Yani yorulmuşum.
Biraz onun da şeyini çektim ama sonra geçti.
Yani biraz yavaş pace de koşunca o da geçti.
Bu arada yer yer zeytinlikler olduğu için yağmurlu bir gün olursa çamur olma ihtimali de olan bir parkur.
O yüzden hani ayakkabı seçiminde vesaire de o dikkate alınabilir.
O gün yarış günü havanın nasıl olacağına dikkat edilebilir.
Sonra ilk CP'den sonra işte yokuş aşağı devam ettik.
Bir gölete falan ulaştık hatta onun yanından geçtik.
Sonra ikinci CP'ye geldik.
İkinci CP'den sonra bir yol ayrımı vardı.
54'ler soldan 29'lar sağdan şeklinde.
Oradan 29'ların tarafından devam ettik.
Sonrası güzeldi bir sıkıntı olmadı.
Hatta ben koşarken birazcık da artık ikinci CP'den sonra yani pek kişi yok.
Tek tük insanlar vardı.
Önümde de iki tane kuşucu vardı.
Bir erkek. Böyle çiçek tarlası, sarı çiçek tarlası gibi bir yerden geçtik.
Böyle kuşucu oradaki çiçek aldı.
Arkadaşını uzattı böyle.
Ben de dedim o dedim parkurda romantik dakikalar.
Evşehir çiçeği alan kişi de şey dedi ben evliyim ama dedi size verelim falan dedi.
E ben de evliyim dedi. Öyle bir komik bir anda yaşamıştık sonra ben onlara güle güle dedim ve ilerledim bir sonraki elimde.
Çiçekleri aldım sonra da bırakmadım.
Çok eğlenceliydi gerçekten.
İnsanlar böyle o Bursa'nın o manzaralarından o yeşil doğadan etkilenmiş.
Böyle kırlarda koşuyorsun. Çiçek topluyorsun.
Bir yandan tempolu koşuyorsun.
Seni bir dünyadan koparan bir şey.
Orada tek amacın şuradan şöyle koşayım.
Biraz hızlanayım. Şu çiçeği göreyim.
Şu manzaraya bakayım. Güzel hisler.
Evet bunlar tam böyle parkurun keyfini çıkarma tempoları.
Bazen şey oluyor ya. Bam bam gidiyorsun.
Yol bitiyor. Hani şey diyorlar.
Abi şelaleyi gördün mü? Çok iyiydi falan.
Hangi şelale? Şelale mi vardı?
Ne bileyim. Manzarayı, denizi gördün mü?
Hani haberin yok çünkü sen o kadar odaklanmışsın.
Nabız yüksek. Bazen böyle daha düşük nabızda gitmek de keyifli olabiliyor tabii.
Kesinlikle. Sonra 21.
kilometre civarında böyle sahile bir iniş yolu var.
Böyle aşağı doğru eğimli bir yol var.
Oradan deniz seviyesine iniyorsunuz.
Asıl güzel manzaranın olduğu Kapanca Limanı'na ulaşıyoruz.
O yarışın tanıtım afişlerin olan bir koyu var.
Aynen kapancanın o yukarı doğru çıkıyorum böyle tam mavi ile yeşilin karıştığı bir koyu izliyorsun.
Şey dedim ben ya bu manzarayı gördükten sonra ya bu Bursa Koşu Akademisi'nde koşanlar ne kadar şanslı yani.
Her hafta buradan koşuyorsun.
Yani biz belki senede bir kere geliyoruz ama onlar hep bu manzaralarda koşuyorlar.
Gerçekten orada bir çok özenmiştim onlara.
Evet gerçekten çok ikonik bir manzara var böyle.
Önce deniz kıyısına iniyorsun.
Çok güzel görüyorsun orayı.
Ondan sonra bir yamaca doğru tırmanmaya başlıyorsun.
Küçük bir tepe var yani o tepenin üstünde tırmanıyorsun ama tırmanırken de böyle çok keyifli tırmanması bir single track gibi.
Ve sürekli böyle taşlıklar var yani böyle eğlenceli bir şekilde zıplaya zıplaya zigzag çize çize çıkıyorsun.
Ama oraya çıkarken böyle arkana bir döndüğün anda mükemmel bir koy manzarasında yükseldiğini görüyorsun.
Yani orada zaten çok güzel fotoğraflar da vardı.
Hatta boru yenilmez vardı değil mi?
Orada en güzel yeri kapmış.
Orada çok güzel fotoğraflarımız oldu hepimizin.
O tepenin üstüne çıkınca gerçekten şöyle bir arkanızı dönüp kesinlikle bakmayı unutmayın.
Çok şey kaybedersiniz. Evet 21-22.
kilometrelerdi yaklaşık. Evet bunları not edelim.
Sonra hemen orada çıktıktan sonra yine bir CP daha vardı.
Orada ben hatta CP'de Bursa Koşu Akademisi'nden arkadaşım Yakup Han'ı gördüm.
Hatta ben onun CP'de olduğunu bilmiyordum.
Böyle bir gördüm. Aa Yakup Han dedim.
Baktı aa Onur. Sonra geldi hemen yardım ediyor.
Dur biraz daha su vereyim şunu da vereyim bunu da vereyim falan sağ olsun.
Çok yardım etti. O da benim 10-15 yıllık bir arkadaşım Bursa'dan.
Yani ben daha koşmuyorken onun koştuğunu ben hatırlıyorum yıllardır.
Koşan spor yapan birisi.
Onunla birlikte de Bursa Spor tribünlerinde böyle bir sürü anılarımız vardır.
Ne güzel yani yıllar sonra burada karşılaşmanız.
Hiç aklıma gelmezdi. Çok iyi.
Ondan sonra onunla da görüştük.
Bir moral oldu. Sonra ben tekrardan devam ettim.
Ya bir de o Kapanca plajından sonra böyle çok güzel yol var.
O yol... Denize doğru çıkıyor yani.
Yolun sonunda görüyorsun. Ya benim o yolda şey oldu bana.
Hani Runner's High vardır ya.
Bir kulaklık müziğimde de şey çalıyordu.
Athena'nın ben mesela uçarım mesela.
Ya böyle oradayım.
Dünyadan kopmuşum.
Birden ellerimi açtım.
Böyle uçuyorum ya Athena'nın müziğiyle.
Ya orada yaşadığımı böyle çok mutluyum.
İçimden şey geçiyor. Bunu Onur'a anlatmaya...
Hani şey gibiydi ya.
Böyle mutluluk hormonu.
Runner's life. Daha bunu yaşayan bilir.
Gerçekten o kısma geldiğinizde Athena'nın müziğiyle bambaşka bir dünyaya gidip geçebilirsiniz.
Evet bu anlattıklarımızı yani orada koşanlar zaten tahmin ediyordur.
Orada koşacak olanlar da...
Mutlaka zaten bunları benzer duyguları bizimle yaşayacaklardır.
Gerçekten çok güzel bir yer burası.
Ben de bir de şey gibi hissediyorum yani böyle buralı olduğum için de kendimi böyle birazcık ev sahibi gibi hani benim memleketim herkes gelsin görsün gibi bir içimde öyle bir his var yani içim içime de sığmıyor.
Ne güzel yerler. Bir taraftan da şeye üzülüyorum.
Ben Bursa'dayken koşmuyordum.
Yani keşke böyle güzel yerlere gelip o zamanlar görseymişim ama yapacak bir şey yok.
Ya bana da aynısı şeyde oldu.
Ben de Ankara'da yaşıyordum. Hiç koşu yoktu hayatımda.
Güzel Eymir, Mogan gölleri hepsini kaçırmışım.
Şu an dönüp baktığımda neyse diyorum yani bu İstanbul'u da kaçırabilirdim.
Çok şükür bunlara da katılıyoruz.
Türkiye'mizin her yeri çok güzel aslında.
Ama yani şu an bile koşmuyor olsak mesela son 1-2 yılda gördüğümüz onlarca farklı yer var.
Koşmuyor olsak hiçbirini gidip görmezdik.
Gerçekten bu sporu yaptığımız için çok şanslıyız.
Evet ya bu koşmak aynı zamanda bu şehirlerdeki bu doğal güzellikleri keşfetmemizi farklı bir bakış açısıyla bakmamızı sağladı.
Yani gerçekten hani sadece koşmuyoruz ya hani bizi çok güzel şeyler katıyor ve hayatı yaşadığımıza dair yani burayı da gördüm.
Burada böyle güzel zaman geçirdim.
Seni farklı bir hayatının akışından seni farklı bir yere alıyor.
Biz bunu çok seviyoruz.
Kesinlikle ve yani bunu dinleyenler hani muhtemelen çoğunluğu koşucu olan kişiler gerçekten çok şanslı.
Bunun farkında olan kişiler koşmayanlar için de gerçekten belki bu bir ilham olur.
Mesela bu duyguları yaşamak.
Mesela örnek veriyorum biz İstanbul'dayız hani.
Bazen hafta sonları Belgrad Ormanı'na gidiyoruz koşmaya.
Ve orada şunu düşünüyorum ben her gittiğimde.
Sabah oraya gidiyoruz.
Pazar günü saat mesela sabah 6'da 7'de.
Ve orada evet bir takım insanlar var.
Otoparkta biraz arabalar var.
Orada yürüyen koşan insanlar var ama.
Ya düşünüyorum koskoca İstanbul.
İstanbul'da Belgrad gibi çok da fazla yer yok.
Yani sayılı yer vardır. Normalde buranın tıklım tıklım dolup taşması lazım.
O yani neşe suyu parkurunun kesinlikle bu İstanbul'a yetmemesi lazım normalde.
Ne yazık ki çok az insan buranın bu güzelliklerin farkında.
Umarız daha çok insan koşuyla, sporla tanışır.
Daha fazla yeri bu şekilde keşfeder ve hayatına böyle güzel yeni bir bakış açısı kazandırır.
Ve bu şekilde talep oldukça bu yerlerin sayısı da artar.
Daha çok ormana ihtiyacımız var bizim.
Bu hayatın o binalarından, yollarından uzaklaşıp böyle bir doğaya karışmamız lazım.
Bu gerçekten bize, ruhumuza çok iyi geliyor.
Evet bir de koşucu kişiler gerçekten böyle örnek insanlar benim gözümde yani koşan bir adam mesela yere çöpünü atmaz jelini herhangi bir şeyini atmaz veya hayvanları sever hayvanları korur ormana
ağaçlara zarar vermez yani örnek bir insandır.
Farkındadır yani kültürlü yani bu kültüre sahip yani gerçekten umarım daha da katlanarak artar bu bakış açısı ve farkındalık.
Evet biz biraz kaptırdık.
Tekrar parkura dönmemiz gerekiyor.
Tekrar parkura dönmemiz lazım. Evet bunu şeyi anlatmadım.
Parkurun sonlarına doğru şey bir yol var ya yol toprak yol.
Biraz yağmur yağmıştı.
Su birikintisi olmuştu.
Orada da fotoğrafçı Bora Yenilmez vardı.
Beni gördü. Dur dur dur dedi.
Suya basarak geç dedi.
Ya tabii ben de şimdi o zamanlar birazcık şey.
Tatlı su koşucusu muyum neyim?
Yok dedim ayakkabıları mısın?
Şimdi bam bam bam gidiyoruz ama o zamandan bir şaşırdı kaldı yani.
Ama şu an bir pişmanlığım orası.
O suya basıp onun deklanşörüne girseydim güzel olurdu.
Gene böyle ellerimi falan kaldırdım.
Güzel bir poz çıktı ama bir dahakine...
İçimde kaldı diyorsun. Evet o suyu taşıracağım yani.
Mitre ilci ruhuyla diyorsun.
İşte evet işledi ruhu.
Bu arada benim üçüncü CP'den sonra da şöyle devam etti.
O hani güzel manzaraların olduğu Kapanca Limanı'ndaki o tepeye tırmandık.
Manzarayı gördük vesaire.
Sipi'ye uğradık. Ondan sonra biraz daha böyle açıklık bir alandan biraz devam ediyoruz.
Sonrasında böyle çamlıkların, ağaçların arasından devam ediyoruz.
Daha böyle kapalı bir yere giriyoruz.
Orada da doğa çok güzeldi gerçekten.
Orada şöyle güzel şeyler var.
Yerde mesela büyük bir ağaç kütüğü var.
Onun üstünden zıplıyorsun. Bir yerde ağaç böyle devrilmiş işte onun altından geçiyorsun.
Hani o küçük küçük tatlı tatlı böyle trail maceraları yaşıyorsun.
İşte bazen köpekler falan oluyor sana eşlik ediyor seninle birlikte koşuyorlar.
Ve böyle o tam single tray'e falan giriyorsun orada.
Böyle işte dur eğildim dalın altından geçtim falan derken böyle bir uçurum kenarına çıkıyorsun.
Denizin kenarında ve yüksek bir yerdesin.
Efsane bir manzaradasın.
Sonra o kıyıdan single trackten devam ediyorsun falan.
Ya gerçekten şu Kapanca Limanı'ndan sonraki olan kısım bitişe kadar efsane yani.
Benim işte uğranırsaydım orada oldu yani.
Ne yaşıyorum, neredeyim?
Çok güzeldi. Bu arada Onur bana birçok yerde şöyle oldu.
Otomatikte ayaklarım böyle yavaş yavaş gidiyor.
Böyle manzaralara baka baka geçtiğimde.
Hikmetiz oluyorsunuz. Aynen sonra saate bakıyorum ah yavaşladım diyorum ama otomatikten manuel alıyorum hızlanıyorum.
Sonra tekrar bir yavaşladığımı fark ediyorum.
Bazen böyle çok güzel atlamalısı oluyor falan hızlı hızlı hopla yazıp böyle gidiyorum.
Yani tamam ben şeydeyim tek başına bırakmışsın beni.
Küçük bir gülün olmuş küçük 3-4 yaşlarında.
Su birikintilerinden atlıyor.
Yani çocukluğuna dönüyorsun. Gerçekten o içindeki o heyecanı, coşkuyu ortaya çıkarıyor böyle yarışlar.
Ormanda olma hissi.
Çok güzel. Evet bana da oluyor ya.
Böyle özellikle hani öyle durumlarda böyle kendi kendine bir müzik mırıldanmaya başlıyorsun.
Böyle kollarını kaldırasın geliyor.
Böyle coşku içinde koşuyorsun.
O his gerçekten inanılmaz bir his yani.
Evet buradan koşmayanları yeterince iştahlandırdığımızı düşünüyorum.
Evet yavaş yavaş finish'e doğru gelelim.
Evet finish'e yaklaştığımızda Arnavut kaldırımlı bir yere giriyoruz.
Trilya'nın içine merkezine doğru geliyoruz ama finish'e artık çok az mesafe kalmış oluyor.
Oradan böyle ara sokaklardan döne döne köyün içinde finish'e doğru ulaştık.
Tabii bu tam bu finish kısmında ufak bir değişiklik olacak.
Bunu da birazdan 15K parkur bilgilerini anlatırken.
Burada sonunda merdivenden deniz kıyısına iniyorsun.
Evet merdivenden deniz kıyısına indik.
Hatta bizim Sadık abi orada videolarımızı falan çekiyordu.
Soldan soldan diyordu. Sonra da sahile indikten sonra zaten birkaç yüz metre içinde finişe varıyoruz.
Evet sahil kenarından geçiyorsun.
Ben 29.3 kilometrede 1071 metre irtifa kazanmışım.
3 saat 10 dakikada bitirmişim.
Ben de 3 saat 39 dakikada bitirdim.
Yaşta 6. genelde de 12.
bitirdim kadınlarda. Gene iyiydi.
Bakalım bu senede daha güzellerini yapmayı planlıyoruz inşallah.
Sağlıkla. Yani ben gerçekten ama bu yarışta zorlandığımı hatırlıyorum.
Benim için kolay bir yarış oldu.
Özellikle ilk 10 kilometre boyunca sürekli çıkmak gerçekten bacaklarımı çok bitirdi.
Böyle şey yani. Onun yorgunluğu hissediyor.
Onun yorgunluğu da bir süre sürdü.
Sonradan tekrar açıldım.
Tabii benim için de güzel bir tecrübe oldu bu.
Gerçekten güzel bir parkur.
Sonrasında madalyalarımızı aldık.
Ya bu madalya kısmını gerçekten biraz abartmak istiyorum yani.
Çünkü hiç görmediğimiz kadar güzel ve ince detayları olan bir madalya.
Her detayın bir hikayesi var.
Evet sonradan hatta biz şeye denk geldik.
Bu madalya ile ilgili. Bir blog yazısına denk geldik.
Evet Hakkı Şenkeser'in bir madalya hikayesi Doka Trilia Ultra yarışını anlatıyor.
Evet o da Doka'da bu madalya tasarım süreçlerinde bulunan birisi.
Bu madalyanın gerçekten hikayesinin ayrıntılarına kadar okumak isterseniz o blog yazısına bakabilirsiniz.
Yani biz böyle bir kısaca tekrar bahsedelim.
Bu madalya ile hem Trilia'nın tanıtımını yapmak istemişler.
Hem de Mirlaya Antik Kenti var.
Orayı biraz daha tanıtmak istemişler.
koşçulara da unutulmaz bir hatıra, anı madalyası olsun istemişler.
Mesela madalyada bu antik kente çok fazla göndermeler var.
Bir bronz çocuk heykeli var en ortada.
Bu da aslında Trilie'de kazı çalışmalarında bulunan bir figür.
2012'de bulunmuş hatta, çok yeni.
Daha sonra Trilie parası var, o mekanizma, mıknatıslı bir mekanizma.
Mesela mekanizmalı bir madalya yapmak bile çok güzel bir şey, zor bir şey.
O mekanizmanın içinden trilye yazılı bir parasya çıkıyor.
Arka tarafında da Roma, o zamanki Roma dönemine ait altın sikkeye benzetilmiş bir figürü koymuşlar.
O figürde de şey vardı, bir tane dişi kurt, iki tane ikiz çocuğu emziriyordu.
Öyle bir figür. Onu da şeymiş, bu iki çocuk aslında ırmağa bırakılmış.
Irmak da onu, o kurt buluyor ve besliyor.
Bu şekilde o iki ikiz de Roma kentini kuruyormuş.
Roma parası olarak da geçiyor.
Bunu o dönemin parasına atıfta bulunmuşlar.
Önde trilya yazısı var.
Altında bir tane zeytin dalı var.
Yani bu yörenin geçim kaynağı hatta.
Ufak detaylarda hepsinin bir anlamı var yani sorsak.
Evet madalyanın arkasında mesela çiçek işlemeli mozaikler var.
Bu da az önce bahsettiğimiz antik kentte yine bulunan kalıntılarla alakalı.
En güzellerinden bir tanesi Zeki Çevik ve Ahlaklı yazıyor.
Yani Atatürk'ün sporcunun Zeki Çevik ve Ahlaklı'sını severim sözüne yine atıfta bulunmuşlar.
Yani ilk madalyayı aldığınızda şöyle bir madalyanın ağırlığı var zaten.
Ben buradayım diyor yani madalya ama bu kadar ince detaylara sahip olduğunu biz bilmiyorduk.
Hani bunları öğrendikten sonra madalya çok daha değerli, önemli ve anlamlı geldi bize de.
Yani bu tasarım için gerçekten emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz.
Bu sene de güzel bir tasarım yapacaklarını söylediler.
Merakla bekliyoruz. Ayrıca kompres spor koşu takımından ünlü iki koşucuyu da bu yarışa getirdiler.
Evet biri zaten UTMB şampiyonu.
İki parkurda da ikisi de farklı birinci oldular.
Evet ya ben gerçekten bir koşu yarışının ilk yılında daha ne olabilir bilmiyorum.
Gerçekten çok güzel çıtayı çok yüksekten açmışlar yani.
Daha bitmedi yarış sonrasını anlatacağız.
Evet yarış sonrasında da konser vardı.
Sonrasında konser olan çok fazla yarış organizasyonu yok.
Gerçekten o da güzel bir detaydı.
Expo alanında çok güzeldi orada vakit geçirmek.
Sonra o şekilde o günü kapattık.
Biz de Bayfit ekibiyle birlikteydik.
Güzel bir akşam yemeği yedik.
Bir de yemekte ben Vegan Runners'tan Ali Özcan'la tanıştım.
O da kendine vegan yemek arıyordu.
O sırada tanıştık.
54K koşmuş. Umarım vegan koşucular gün geçtikçe sayısı artar.
Bu şekilde tanışırız.
Evet vegan koşucuların ve sporcuların artması ve bunlarla karşılaşmak, tanışmak senin için güzel bir detay oluyor.
Aynı zamanda koşar gitsin dinleyicileri de parkurda olursa bizimle tanışabilirler.
Çok mutlu oluruz. Evet parkurda bize selam vermeyi unutmayın.
Yarış akşamımız da böyle geçti.
Bir de şeyde bahsedeceğim.
Bu yarış için çok fazla gönüllü vardı Onur.
Yani herkes her detaya koşturuyordu.
Gerçekten... Bursa Akademisi, DOKA veya ismini bilmediğimiz birçok gönüllü insan.
Bu yarışın güzel geçmesi için ilk yılında bir şey söylüyorsun hemen dikkatle dinliyorlar yerine getirelim.
Çok gönülden, gönül severek yapan bu insanları toplamışlar.
Çok güzeldi. O enerji bize de yansıdı.
Herkes böyle gerçekten gönlünü vermiş bu işe.
Ve orada dediğim gibi oranın itfaiyecisinden, aramı kurtarma ekibinden, sağlık ekibinden...
Herkes yani oradaki herkes canla başla mücadele etti ve günün sonunda da ortaya böyle güzel bir organizasyon yarış çıkmış oldu.
Yani ilk yıl böyleyse sonraki yıllarda kim bilir nasıl güzel olacaktır.
Onları görmüş olacağız önümüzdeki zamanlarda.
Evet şimdi gelelim yeni eklenen 15K parkuruna.
Bizi bu kadar Ayhan Bey davet etmişti sağ olsun bu parkur tanıtımına.
Birlikte gittik ama tabii koşuya sadece ben katılabildim.
O gün katılamadın. Evet.
Ben orada sahile sıfır bir kafede güzel bitki çayımı içtim sen koşarken.
Tabii gönül isterdi sizinle koşayım ama diş sakatlığımdan dolayı koşmamam gerekiyordu o zaman.
Tabii sadece gönül istemedi.
Direk sen orada sürekli iki dakikada bir ya acaba ben de mi gelsem?
Ya yürüyecek grup var mı?
Acaba yürü koşu yapsam gelebilir miyim falan diye böyle zor durdurdum.
Hatta şey köpekler sizinle geliyordu.
Köpeklerle mi gitsem? Onlarla gideyim.
5K çıkıp geleyim.
Ama neyse ki şimdi bu 22 Mart'taki parkur testinde koşabilirsin gibi duruyor.
Bakalım her şey yoluna giderse.
Neyse ama evet orada koşmak istiyorum bu yeni parkur.
Çok heyecanlı çünkü az sonra bahsedeceksin.
Evet hemen bahsedeyim.
Yani 15K yeni 15K parkurunun olayı şu.
30K parkurunda hani o anlata anlata bitiremediğimiz Kapanca Limanı vardı ya.
Müthiş manzaralar var vesaire.
Ondan sonra hatta single trackler yine manzaralı yamaçların kenarından devam ettik.
Çok güzel bir finish'e kadar gittiğimiz bir yol vardı.
15K parkuru sanki bu 30K parkurunu hacklemişsin gibi.
Hani 30K'da şöyleydi.
Bu güzel manzaralara ulaşmak için önce ilk 10 kilometreyi tırmanmalısın.
İşte 1000 metre irtifa kazanmalısın.
Belli zorlukları aşmalısın ve sonra böyle muhteşem güzel yerlere ulaşabilirsin gibi bir parkurdu.
Ama 15K parkuru diyor ki hayır senin bu irtibaları kazanmaya bu zorlukları çekmeye ihtiyacın yok.
Sen direkt kestirme yoldan bu parkurun en güzel kısımlarına ulaşabilirsin.
Ve oraları görerek 15K'da bu parkuru bitirebilirsin.
Gerçekten yani özetleyecek olursam işin özünde böyle bir parkur diyebilirim.
Şöyle ki yine şehrin içinden ara sokaktan giriyoruz.
Böyle ilk 3-4 kilometre yine zeytinlik.
Zeytinlik dediğim ama zeytinlik bile böyle manzaralı.
Kafanı sağ tarafa çevirdiğin zaman o denizi görüyorsun yine güzel manzaraları görüyorsun.
Güzel tatlı çıkışlarla bu şekilde gidiyor.
Bir 5. kilometre civarında o böyle ağaçların arasından artık geniş, ferah böyle bir yere çıkıyorsun.
Orada mesela sağına bakıyorsun böyle ovalar var ve ardında deniz var.
Soluna bakıyorsun yine böyle alabildiğine açık yeşillikler.
Çok böyle geniş doğal manzaralar var.
Oradan sonra devam edip böyle parkurun yarısına geldiğinde yaklaşık 7.
kilometre civarına geldiğinde zaten o kapancaya ulaşmış oluyorsun.
Orada zaten yani yeterince anlattık diye düşünüyorum.
Müthiş manzaralar, o çıkış çok güzel.
Devamı, finish'e kadar her şey çok güzel.
Aynı anlattığımız 30K parkurundaki gibi.
Bir değişiklik var ama.
Finish'i bu sefer biraz değiştirecekler.
Şöyle ki eski finish'te...
Ara sokaklardan çok devam etmeli bir finish vardı.
Şimdi bu Arnavut kaldırım kısmına girdikten sonra ara sokaklara çok girmeden biraz daha erken deniz kıyısına bir iniş bağlamışlar.
Sahilden yürüyeceğiz dalgalarla.
Ve o deniz kenarına bağladıkları yerde şöyle bir güzellik var.
Tam kıyıya indikten sonra bir kayanın yanından geçiyoruz.
Ama eğer böyle deniz gerçekten o gün dalgalıysa ve rüzgarlıysa sürekli gelip o dalgalar kayaya çarpıyor ve geri çekiliyor.
Hani sen böyle ister oradaki dalgaların geri çekildiği boşluğu yakalayıp oradan geçebilirsin.
İstersen de o tam dalgalar çarptığı anda o suların içinden geçebilirsin.
Yani ben gerçekten oradan geçerken inanılmaz keyif aldım.
O suların içinden geçerken böyle gerçekten o macera ruhunu hissettim.
Dalgaların arasında o sahilde koştuğumuz o...
150 metrelik kısım çok güzel duygular röyandırdı benden.
Sadece 15K'da değil 30K ve 60K'nın finish'i de o sayede.
Evet bütün finish'ler oraya bağlanmış olacak.
Eğer siz de şanslıysanız ve dalgalı bir gündeyse orada gerçekten maceralı bir finish yapabilirsiniz.
Bu parkur testi için çok teşekkür ederiz.
Gerçekten Bursa Koşa Akademisi çok güzel bir kulüp.
Çok sıcakkanlı oradaki herkes.
Çok ilgilendiler sağ olsunlar.
Yalçın Hoca ile birlikte parkurda sürekli sohbet ettik.
Parkur üzerine konuştuk.
Parkur bilgileri de verdiler.
Ve oradaki herkesin gerçekten ne kadar gönüllü bir şekilde bu işi yaptığını gördüm.
Orada parkurda yeri gelmiş elleriyle.
Oradan yol açmışlar yeri gelmiş bir sürü keşif yapıp.
Daha güzel bir yol bulmaya çalışmışlar.
Böyle sürekli hafta sonları oraya gidip orada koşup nasıl daha iyi bir parkur çıkartabiliriz diye uğraşıyorlar.
Bu harita sorumlusu da Ayhan Bey'di bu arada bizi davet eden sağ olsun.
Yani o ekibin ortamını gerçekten çok beğendim, çok sevdim.
Çok keyifli vakit geçirdik.
Koşudan sonra da böyle bir kahveye gittik, böyle çay içtik.
Orada herkes evden bir şeyler getirmişler.
Yani çok sıcak bir ortam vardı böyle o kışın sonunda.
Çok güzel sohbet ettik.
Ekip de çok sıcakkanlı, samimi bir ortam vardı.
Çok hoşumuza gitti. Bu arada Bursa Koşu Akademisi kurucusu ve başağın türünürü aynı zamanda da yarış organizatörlerinden biri olan Yalçın Balcı hocamızla da bir röportajımız olacak.
Yakın bir zamanda onu da yayınlamış olacağız.
Evet bu bölümün de sonuna geldik.
Kapanışa geçerken indirim kodumuzu da tekrar hatırlatalım.
Koşvergisinin dinleyicilerine özel %10 indirim kodumuz olacak bu yarış için.
Bu kod kişiye özel tanımlanacak.
Bu yüzden koda ulaşmak için Instagram hesabımızdan bize ulaşabilirsiniz.
Evet yarış hakkında daha detaylı bilgi edinmek içinse Doca Trillia Ultra Trail sayfasını takip etmeyi unutmayın.
Aynı zamanda parkurla ilgili çok güzel Instagram paylaşımlarımız olacak.
Bunları ve daha fazlasını kaçırmamak için Koşver Gitsin Instagram hesabını ve Spotify Apple Podcast kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
