
Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı Seçmeleri Nasıl Geçti?
10 Temmuz 2026 · 41 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
🌉 Boğaziçi Kıtalar Arası Yüzme Yarışı seçmelerindeki (800 metre) deneyimimizi anlatıyoruz.
Bölümde konuştuğumuz başlıklar:
🏊 Yarışa hazırlık süreci
💪 Kara antrenmanlarının etkisi
📝 Kayıt süreci ve organizasyon
🌅 Yarış günü deneyimi
🏁 Onur'un yarışı
🏁 Gülin'in yarışı
🎥 Videodan teknik analiz ve gelişim noktaları
İstanbul'u yüzerek geçmeyi hedefleyenler, Boğaziçi Kıtalar Arası Yüzme Yarışı seçmelerine hazırlananlar, yüzme yarışlarına katılmak isteyenler ve performansını geliştirmek isteyen herkes için dopdolu bir bölüm.
Koşver Gitsin başlıyor! 🎧🌊
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
İletişim için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
(00:00) Giriş
(03:05) Nasıl Hazırlandık?
(07:20) Kara Antrenmanı
(09:40) Kayıt Süreci
(10:25) Yarış Günü
(13:35) Onur'un Yarışı
(19:20) Gülin'in Yarışı
(28:55) Videodan Teknik Analiz
(38:21) Dragos Sahlili
Transkript
Herkese merhaba, Koşver Gitsin''e hoş geldiniz.
Ben Onur. Ben Gül'ün.
Bu hafta sizlere Boğaziçi kıtalar arası yüzme yarışı seçmelerinden bahsedeceğiz.
Biz geçen hafta seçmelere katıldık.
Ben 800 metrede 13 dakika 31 saniye süre yaptım.
Ben de 16 dakika 55 saniye süre yaptım.
Evet ben seçmeleri geçmeyi garantiledim.
Gül'ün de geçen senenin sonuçlarına göre sınırda bir süre yaptı ama...
Muhtemelen geçeceğini tahmin ediyoruz.
Öncelikle bu yarış hakkında bir genel bilgi verelim.
Bu ünlü bir yarış, kıtalar arası yüzme yarışı İstanbul'da gerçekleştirilen.
Hatta 38.siz düzenleniyor.
Baya köklü bir yarış.
Çok geleneksel bir yarış.
Böyle çok hastaları var.
Örnek veriyorum işte 10 kere, 15 kere katıldım, 20 kere katıldım, boğazı geçtim diyen.
Böyle çok fazla kişi var. Müdavimi var bu yarışın.
Biz de sanırım bu yarışın hastalarından bir tanesi olacağız.
Bu bizim ikinci katılış yani elemelere ikinci katılışımız.
Geçen sene elemeleri geçememiştik.
Bu sene geçmeyi umuyoruz.
Evet elemelerden biraz bahsedelim.
Şöyle her yaş grubu için bir kontenjan oluyor.
Bu kontenjanı tam olarak biz bilmiyoruz ama o kontenjana göre her yılda en iyi süre yapan kişiler sıralanıyor.
Ve kontenjanda olduğunda...
İşte en son hangi süre yapıldıysa o da aslında baraj süresi gibi olmuş oluyor.
O yüzden sabit bir baraj yok.
Örnek veriyorum 15 dakika barajdır.
Daha hızlı yüzersen geçersin gibi bir şey yok.
Geçen sene 16 dakikayla girebilmiş olabilirsin.
Bu sene 15 dakika 30 saniyeyle girememiş olabilirsin.
Her yıl bu değişkenlik gösteriyor.
Katılımcıların yüzmesine bağlı olarak değişiyor.
Evet katılımcı sayısına bağlı olarak vesaire.
Yani içinde küçük bir heyecan barındırıyor.
Şöyle bir şey düşündüm. Bir yarış bitiyor ve kazanıp kazanmadığınızı henüz bilmiyorsunuz.
Daha sonra öğreniyorsunuz. Öyle bir süreç.
Ve şu an hala diğer illerdeki elemeler devam ediyor.
Umarım güzel bir sonuçla çıkarız.
Bir de şey diyeceğim. Bu sene böyle gözlenmediğimize göre biraz daha sanki az katılımcı vardı.
Evet genel olarak öyle bir izlenim var.
Hatta hakemlerden de duymuş böyle bir şeyi.
Yani geçen seneki sürelere göre biraz daha sürelerin geriye gitmesi muhtemel görünüyor.
Evet. Bence biraz da şeyden dolayı da oldu.
Geçen sene böyle bir tane yüzücü ölmüştü.
O yüzden olmuş olabilir.
İnsanlar hani... Tedirgin olmuş olabilir.
Çünkü Boğaz 6,5 kilometrelik bir parkur.
Akıntı bazen oluyor bazı yıllar olmuyor.
Genellikle oluyor ama mesela geçen yıl akıntı yoktu.
Evet. Akıntı olduğu zaman belki net yüzüş...
Mesafesi yani efektif yüzüş mesafesi 6,5 değil de örnek veriyorum 3 kilometre 4 kilometre olabiliyor.
Dediğin gibi geçen sene akıntı yoktu.
O da bir sürpriz oluyor yani her yıl ne olacağı bilinmiyor.
Ve mesela bütün akıntı durumuna göre de bütün süreler etkileniyor.
Şeyden anlayabilirsiniz onu aslında.
En iyi yapılan süreler yıllara göre farklılık gösteriyor.
O da daha çok o günkü akıntıyla alakalı oluyor aslında.
O zaman yavaştan biz...
Elemelere nasıl hazırlandık?
Tam başlayabiliriz. Evet.
Öncelikle şeyden bahsedelim.
İlk bir geçen sene katılmıştık elemelere.
Biz bu elemelere geçen sene 2025 yılına katılmadan herhalde bir 3 ay önce falan düzenli çalışmaya başlamıştık.
Daha önce birkaç triatlon yarışına katılmıştık ama öyle çok düzenli, disiplinli bir hazırlığımız yoktu.
Tekniğimiz de çok iyi değildi o zamanlar.
Geçen sene ben 16 dakika 6 saniye yapmıştım.
Ve 15 dakika 49 saniye ile kapatmıştı.
Yani ben 17 saniye ile girememiştim 30-34 yaş grubunda.
Ya ben de geçen sene 19-22 yapmıştım.
Ya aslında geçen sene daha iyi yapabilirdim.
Ben bir sakatlandım.
Omzumda bursit oluştu.
3 ay kaldığı için heyecan yaptım.
Biraz fazla antrenman yaptım.
24 saat içinde 3 tane yüzme antrenmanı gibi gibi şeyler yapmıştım.
Hem bir 800 metre denememi almıştım hem böyle tempo antrenmanı falan derken omzumda bir sol omzumda bursit oluştu.
Sabah başka antrenman, akşam başka antrenman, ertesi sabah başka bir antrenman çok yüklendiğim bir dönemdi.
Bir de sadece buna hazırlanmıyorduk.
Aynı zamanda triatlon antrenmanlarımız da devam ediyordu.
Bir tık fazla yüklendim.
O yüzden bursit oluştu.
Geçen senede 17-18 civarı yapabilirdim diye düşünüyorum.
Bursit'ten dolayı yani omzumda kinezyo bandıyla böyle şey yapıyordum.
Çekmemek için parmaklarımı açıyordum acıdan dolayı.
Ama yine de diğer kolumla 19 yapabildim.
Antrenmanı da kesmek durumunda kalmıştın.
Ama bizim için tecrübe oldu.
Seçmelere katılmak çünkü heyecanlı bir olay aslında.
Bir ilk o şeyleri görüyorsun.
Ben daha önce hiçbir havuz yarışına katılmadım.
Oradaki heyecanı görüyorsun.
Tabii bu süreleri aynı anda başlatmıyorlar.
Biri bitince diğeri geliyor.
Sana bakıyorlar. Sadece senin süreni alıyorlar ama yine de ortamı izlemek, insanları görmek hoştu yani.
Genel olarak nasıl hazırlandığımızdan bahsedelim bu yıllarda.
Ortalama ben haftada 3 gün civarında yüzüyorum.
Bazen 4 gün yüzüyorum.
Bazen 2 güne düşüyor.
Birazcık diğer durumlara göre değişiyor ama.
Ortalamaya bakarsam haftada 3 gün, 3-4 arası yüzdüğümü söyleyebilirim.
Genel olarak böyle koşuya benzer bir program uyguluyorum.
Örnek veriyorum haftada bir gün interval antrenmanım oluyor.
İşte bir gün uzun yüzmem oluyor.
Bir gün tempo antrenmanım oluyor.
Veya easy antrenmanım oluyor.
Biraz o hafta kaç gün gidebildiğim, hangi aralıklarla gidebildiğim, bir önceki antrenmanda ne yaptığıma göre değiştiriyorum.
Ama genel anlamda bu şekilde çeşitlendirmeye çalışıyorum antrenmanlarımı.
Ben de haftada 3 gün diyebilirim ortalama.
Benim de 4'e çıkıyor.
2'ye inebiliyor bazen.
Ama genelde haftada 3 gün yani gün aşırı yapmaya çalışıyorum.
Ve ben şeyle iş yerinde yüzüyorum ben.
Onur da iş yerinde yüzüyor.
Bizim havuzlarımızın boyları 16 metreyle Onur'unki de 22 metre.
Birazcık standartın dışında bir havuzum.
Özellikle benim 16 metre çok kısa.
O yüzden taklalarını geliştirdin.
Evet yani taklayı gerçi bu sene geliştirdim yani ama biraz kısa olduğu için zorlanıyorum.
Ama işte takla gibi dönüşlerim de çok fazla olduğu için o da bana faydası oldu.
Ben de antrenmanlarımda genellikle bizim şirkette böyle yeni başlayanlarla beraber olsun.
Hani belli bir yüzenler olsun ve benim gibi işte bu yarışa hazırlanan bir iki arkadaşımla beraber olsun.
Orada antrenman yapıyoruz öğlen araları iş yerinde.
Ve orada ben sadece serbest yüzmüyorum.
Yani kurbağlam olsun, sırt olsun, diriller olsun.
Hani antrenmanlarım sürüyor.
Genelde bir antrenmanda bir buçuk kilometre civarında yüzüp yani kırk dakika gibi bir antrenman yapıp haftayı o şekilde kapatıyordum.
Evet ben de bu arada dirili söylemeyi unuttum.
Ben de ara ara diril antrenmanlarımı ekliyorum haftalık programlarıma.
Bunun dışında önemli bir şey daha.
Kara antrenman aslında. Hani sadece yüzerek hazırlanmıyoruz aynı zamanda kara antrenmanı da yapıyoruz.
Özellikle ben mesela haftada bir gün üst bölge ağırlıklı bir gün alt bölge ağırlıklı çalışıyorum.
Hem koşu hem yüzme odaklı olduğu için.
Biraz daha tabii tam böyle klasik fitness gibi değil ama biraz daha düşük ağırlıklar yüksek tekrarlar o tarz antrenmanlar.
Ya ben de fitness ben de iki gün yapıyordum.
Yani o gün aşırı dediğim günlerde ağırlık antrenmanlarıyla devam ediyordum.
Ben genelde tüm vücut yapıyorum.
Az ağırlık çok tekrardan ziyade ben genel bir standart ağırlık yani o gün ne çıkarabiliyorsam ve standart tekrarlarla devam ediyordum.
Biraz da bazen her zaman ağırlık çalışamıyorum.
Hani bazı durumlar oluyor.
Bazı haftalar çalışıyorum bazı haftalar çalışmıyorum.
Yine ağırlıklarımı düşürüp hani birden çünkü ağırlık eskisi gibi yüklenince sakatlıklara da sebep olabiliyor.
Yani kendimi dinleyerek o şekilde hem üst vücut hem alt vücut karın olsun hepsini çalışıyordum.
Evet özetleyecek olursak yani benim haftalık kilometreler böyle genellikle en az 3-4 bin bandında oluyor.
Maksimumda 7-8 bin bandlarına çıktı oluyor ama her hafta değil o ara sıra pik yapıyor.
Yarış falan olduğunda özellikle.
Ama genelde 4 bin, 5 bin, 3 bin yani o civarlarda takılıyorum.
Ben de o şekilde. Aslında çok da...
Çok ağır da antrenman yapmıyoruz aslında biraz daha diğer branşlar vesaire de olduğu için biraz daha dengeli bir problemimiz var kendimize göre.
Aynen bir de tam zamanlı çalıştığımız için yani yüzebileceğimiz tek kısım öğle araları oluyor öyle bir imkanımız olduğu için de.
Çünkü sabah ve akşamı koşu veya bisiklete ya da daha çok koşuya yürüyoruz.
Bu arada koşunun da mutlaka etkisi oluyor yani kardiyovasküler sistemi.
Aynı zamanda koşu tarafında da geliştirdiğimiz için yüzmelerde bunun avantajını görüyoruz.
Ben mesela çok fazla uzun yüzmüyorum.
Yani yüzmüyordum. Daha çok böyle dirillere odaklanıyordum.
İntervallere odaklanıyordum.
Ama uzun yüzmemi sağlayan da bence koşudaki dayanıklılığım da oldu.
O sayede bir şekilde tamamladık diyebiliriz.
O zaman 2026 seçmelerimize doğru gelelim.
Seçmeler için... Önce kayıt yaptık, ondan sonra gerekli belgeleri yükledik.
Ondan sonra da bize randevu alabilmemiz için bir sistem açıyorlar.
Oradan biz pazar günü mesela saat 10-11 arasını seçmiştik.
O şekilde aralıklar seçebiliyorsunuz.
İstanbul'da iki yer seçebiliyorsunuz.
Evet, biri Avrupa yakasında, biri Anadolu yakasında.
Birer hafta arayla oluyor.
Biz programımıza daha iyi uyduğu için bir hafta sonraki Anadolu yakasını seçtik.
Hasan Doğan Spor Salonu'nda yapılıyordu.
Kartal'da. Evet. Biz Avrupa Kasım'da oturuyoruz.
Biraz uzun bir yol aslında bizim için ama yani o bir haftada da çalışmalarımıza devam ettik.
Evet. Sonra biz spor salonuna geldik.
Ama böyle gelirken aramızda hep şey konuşuyoruz.
Ya ben bu yolları çok hatırlayamadım ya buraya.
Hani geçen sene gelmiştik ama tam canlandıramadım kafamda falan.
Bir tanıdık gelmiyor falan diyorum.
Ben de şey diyorum ya biz...
Geçen sene şu yoldan gelmiştik.
Diğer taraftan geldik falan. Sonra geldik arabayı park ettik böyle girişe doğru.
Ya ben bu girişi de hatırlamıyorum falan diyorum.
Bir de şey böyle tek tip araba vardı.
Ama bu sene gerçekten de az dikkat etmiş olalım.
Evet girişe girdik böyle güvenliğe falan geldik.
Böyle çok sakin falan filan.
Aynen bir de hiç böyle yüzmeye dair tabela nerede işte seçmeler burada tabelaları yok bir şey yok.
Böyle güvenlikler garip garip bakıyor hani böyle biz geldik diye.
Ondan sonra fark ettik ki biz Bahçeli Evler Hasan Doğan Spor Salonu'na gitmişiz.
Bir de şey yani böyle yakın değil birbirine.
Biri başka bir yakada biri başka bir yakanın başka bir yerinde hiç alakası yok yani.
Bir de şey diyoruz iyi geldik falan.
Çabuk erken geldik falan tahminimizden.
Evet dolayı. Daha karşıya geçmemişiz.
Orada bir kafamız karışmış herhalde öyle yarışacağımızla birlikte.
Ama iyi ki erken kalkıp gittik.
Evet erken gittik sonra bir daha arabaya bindik bir baktık bir 45 dakika falan daha yol var.
Bir de sabah işte şeyi fark ettik.
Çıktığı alırken yanlışlıkla geçen senenin seçme çıktısını almışız.
Bir çıktı alarak gitmemiz gerekiyor.
Orada çıktığın üzerinde işte sürelerimizi falan yazıyorlar ve onu teslim alıyorlar.
Sonra sabah işte erkenden onu hallettik bu arada.
Dolayısıyla erken çıkmamız iyi oldu.
Biz bu işleri halledip gecikmelerle beraber tam zamanında salona vardık.
Aslında şey diyorduk hani erken gidelim biraz izleyelim falan filan diyorduk ama tam zamanında gitmiş olduk.
Bu arada şundan bahsedelim.
Seans saatleri bayağı esnek böyle atıyorum 10-11 arası ama geç kaldın 12'de de girebiliyorsun.
Böyle çok işte sen geç kaldın seni alamayız falan tarzı bir şey yok.
Yok sadece sıra var.
E sıra ona göre oluyor. Yine hangi seans aralığındaysa ona öncelik veriyorlar.
Daha erken girmeye çalışırsanız hani giremezsiniz.
Çünkü sizden önceki seanslar var ama daha geç kalırsanız girebilirsiniz genelde.
Biz geçen sene ikimiz aynı anda girmiştik.
Aynı anda girince birbirimizi çok böyle izleyememiştik.
Video falan da çekememiştik.
O zamanlar ama tabii arkadaşlarımızla beraber gitmiştik.
Onlar çekmişti. Ama bu sefer beraber sadece ikimiz gittiğimiz için ben hem Onur'u izlemek istedim hem de onun videosunu çekmek istedim.
Hem de kronometre tutup her tur ne kadar yaptığını görmek istemiştim.
Onur da aynı şekilde benimkini.
Bu sefer iyi oldu yani.
O yüzden ayrı ayrı girdik.
Ben önden girdim. Gül'ün tribüne geçti orada yerini aldı.
Öncesinde tabii kitlerimizi aldık.
Kitlerin içinden... Birkaç tane işte jel, çikolata gibi şeyler çıktı.
Su çıktı. Bir de kafamıza takmamız gereken bir bone çıkıyor.
Yarışta onu kullanmak zorundayız.
Ama şey ben şimdi biraz bez bone olduğu için hani çıkabilme durumu var.
Buradan ufak bir tiyo verelim.
Hani kendi bonenizi takıp üstüne o bez boneyi takmak daha güvenli olabilir yani.
Evet biz o şekilde yarıştık.
Sonra ben soyma odasına doğru gittim.
Önce sizden ayakkabılarınızı çıkartmanızı istiyorlar.
Tarihte giyip devam ediyorsunuz.
Sonra soyma odasına varıyorsunuz.
Orada işte hazırlıklar yapılıyor vesaire.
Daha sonra yüzme alanına geçiyoruz.
Yüzme alanına geçince orada bekleme sıraları oluşuyor.
Ve ufak ufak ısınmalara başlıyoruz.
Sonra gelip işte bizim kayıt belgelerimizi, oradaki kağıtlarımızı kontrol edip...
Nüfus cüzdanı. Evet nüfus cüzdanımızı yanımıza alıyoruz ve...
Hangi seansta olduğumuzu da kontrol ediliyor.
Ondan sonra bizi ona göre tekrar sıralayıp yarışa doğru alıyorlar.
Herhangi bir saattir takmamıza izin vermiyorlar maalesef.
Evet. Hatta benim tırnak kontrolümü bile yaptılar.
Nedense. Evet.
Dolayısıyla saatli yüzemiyoruz kesinlikle.
Ve ısınma için de suya girip ısınma diye bir şey yok.
Yani yüzme yok aynen. Dolayısıyla kara ısınması yapmamız gerekiyor.
Bu yüzden 800 metrede tempolu yüzüğümüz için sakatlanmamak adına çok iyi ısınma yapmamız lazım.
Biz de önce o yüzden kara ısınmamızı güzel bir şekilde yaptık.
Omuzları, kolları, ayakları, bacakları komple iyice bir ısıttık bütün vücudu.
Ondan sonra sıram geldi.
Gülün tabii orada tribünde işte arada beni videoya çekiyor vesaire.
Sonra hakemin yanına gittim.
Kendi kulvarımda yüzmeye başlayacağım.
Senin kulvar çok iyiydi bu arada.
Tam kadrajıma göreydi yani.
Tribüne yakın bir kulvardaydım.
Orada hakeme şey diyebiliyoruz.
Son tıra başlarken haber ver diyebiliyoruz.
O da aşağı doğru eğilip sesleniyor.
Tabii normalde turları sayıyoruz ama ne olur ne olmaz.
Oldu da karıştırdık.
Ya 7'de miydim 8'de miydim gibi bir durum oldu mesela.
Hakemin orada bir uyarısı o an kurtarıcı olabilir.
O yüzden bir güvenlik önlemi olarak.
Hakemi yine öyle söyledim ama kendim saydım aslında.
Biz de şimdi daha küçük havuzlarda yüzdüğümüz için antrenmanlarda tur saymaya çok alışkınız böyle.
Daha hani 30 tur, 40 tur, 50 turları saydığımız için 8 turu saymak çok daha kolay oluyor bizim için.
Benim 16 metrede 50 tur mesela.
Buradan ne güzel ah dedim 16 yaptım çıktım.
Evet. Gül'ünün bahsettiği gibi çift bonemi taktım.
Normalde antrenmanlarda kullandığım bonemi önce takıp üstüne bez bonemi taktım.
Onun dışında gözlüğümü ıslatıp ayarladım ve işte suyun içine girip son kontrollerimi yaptım.
Hani yüzmüyoruz ama böyle bir suyun içine girip hani gözlüğümüzü, bonemizi, genel böyle kontrollerimizi yapıp birazcık zamanımız oluyor bunları yapmak için.
Ondan sonra hakem hazır olup olmadığımızı soruyor ve başlatıyor.
O şekilde yarışa başladım.
Ya ilk tur yani her ne kadar bilsem de hızlı başlamamam gerektiğini.
İlk turda biraz hızlı başlamışım yine ortalama göre.
İstiyat olarak şey oluyor Onur. Yani yavaşlıyorsun hani kendini tutuyorsun aslında ama.
Yani yine de hızlı gidiyorsun.
Ya vücut dinç ya. Evet.
Vücut dinç olduğu için.
Gidiyor. Şöyle söyleyelim daha az eforla daha hızlı gidilebiliyor.
Kesinlikle. O yüzden hani kendimi patlatmayacak ama hızlı olan bir tempoyla gittim.
İlk turu 1 dakika 30 saniyeyle gitmişim yani ilk 100 metreyi.
Bu hızlı bir süre aslında ortalamam için.
Sonra. Yavaş yavaş 2.
ve 3. turda biraz yavaşlamışım.
Mesela 2. turda 1.40, 3.
turda 1.43 yapmışım.
Biraz daha böyle ortalamalarıma doğru geldi süreler.
Ondan sonra 4.
5. 6. ve 7.
turlarda biraz daha orta turlar beni biraz daha böyle şey olarak zorluyor aslında.
Hani bitmesine daha çok var.
Hani bassan basamıyorsun ama yavaşlamaman da lazım.
Ve ortalamanı etkileyecek orta kısım olduğu için belli bir tempoyu.
Uzun bir süre sürdürebilmen gerekiyor.
O yüzden oralarda böyle hem çok yavaşlamamaya çalıştım hem de tempomu tutmaya çalıştım.
Böyle biraz da yine hızlı kalmaya çalıştım.
O yüzden bu turlarda 4-5-6-7'de 1 dakika 45-1 dakika 46 saniye civarlarında hep devam etmişim.
Sonra 8. turda tabii ki son tur olduğu için biraz daha hızlanıyoruz.
Ben bu arada mesela şeyi söyleyeyim.
Böyle 7. turda sanki biraz daha hızlanmaya...
çalışmıştım ama hani hızlandığımı zannediyordum ama aslında yine 1.45 yapmışım.
Yani aslında yine aynı süreyi tutmuşum.
Çünkü 7. turda gerçekten yorulmaya başlıyorsun ve hızlanmak için ekstra bir efor sarf ediyorsun ama o yorgunlukla birlikte aslında aynı yerde kalıyorsun gibi bir şey oluyor.
8. turumda da biraz ilk 50 metrede daha da hızlandım.
Son 50 metrede artık daha da hızlandım.
Son 20-30 metrede iyice hızlandım gibi böyle hani progresif bir şekilde arttırarak devam ettim.
Son 100 metreyi de 1 dakika 35 saniyede yüzmüşüm.
Böylelikle genel toplamım 13 dakika 31 saniye oldu.
Ve ortalama pace'im de 1 dakika 41 saniye her 100 metre için.
Bu benim için çok güzel iyi bir süreydi.
Hatta PB yapmış oldum yani antrenmanlarda bile bu kadar hızlı yüzmemiştim.
O yüzden... Güzel bir süreyle bitirmiş oldum.
Gerçekten Onur yani şeyinde barajın çok çok üstünde bir süre.
Evet barajı geçmeyi garantilemiş oldum.
O arada sen de beni videoya çekerken o ortamda bulunurken ilk heyecanını da biraz atmış oldun.
Evet yani insanları izledim falan böyle bir yavaş bir de seni izliyorum ya çok yavaş yüzüyormuş gibi geliyor.
Bir bakıyorum 1.30'u yüzdü falan hani 1.40'u yüzdü.
Nasıl böyle şey olabiliyor?
Yani o an demek ki dışarıdan şey görünüyorsun yavaşmış gibi gözüküyorsun ama çekişler olsun şey olsun hani hızlısın.
Hani sprint yarış gibi değil yani nasıl olsa uzun mesafe.
Ben de seni çekerken hem biraz da heyecanımı atmış oldum insanları izlemiş oldum.
Birazcık ortama da alışmış oldum.
Senden sonra ben gittim.
İlk başta işte ısınmalar olsun o şekilde kara ısınmalarımı yaptım.
Birazcık geç gittiğim için söyledim.
Hemen yardımcı oldular bana.
Evet biz ya aynı saat grubundaydık ama hani birbirimizi çekmek için sırayla girelim dedik.
Ama benim sıra beklemeler biraz uzun sürdüğü için sen de dolayısıyla biraz 10-11 yerine biraz 12'ye doğru kalmış oldun.
Biraz daha gecikmiş oldun. Ama yardımcı oldular hemen.
Evet bize söylemiştiniz.
Ben bir de önceden söyledim.
Ben geldim ama biraz geç gireceğim diye.
Hani bilgisi gitmiş onlara.
O da güzel bir şey. İşte kenarda biraz ısındım ama biraz gerginim.
Çünkü en son süre aldığımda 17.05 yapmıştım.
Yani baraj 16.53.
Yani ben hedefim 16.30'du.
Ama şimdi 16 metrelik havuzdan 50 metreye gidişeceğim.
Yani benim bir de takla dönüşlere de çalışmıştım son 3 ay.
Yani bir şekilde taklayı da oturtmuştum ama 16 metrede taklanın itiş gücüyle daha hızlı gidiyorsun.
Ama bir nebzede çok döndüğün için de tempon da bozulabiliyor.
Vakit de kaybedebiliyorsun.
Hem dezavantajı var hem avantajı var.
50 metrelik havuza da bir alışmak gerekiyor.
Bu sene ben 50 metrelik bir havuzda deneme yapamamıştım.
Evet o bizim bir handikapımız oldu.
Her ne kadar geçen sene yüzmüş olsak da mevcut form durumuyla birlikte ben o 50 metre havuzu hangi tempoda nasıl yüzerim konusu.
güncel olarak tekrarlanması gereken bir şey.
Ben daha önceden yüzüyordum biliyorum diye bir şey yok.
O anki formumuza göre tekrar 50 metrede yüzüp hangi tempoda tur atıyorum, nerede, nasıl dönüyorum onları tekrar bir tecrübe edip kafada tekrar kurmak gerekiyor.
Biz onu bu sene yapamamış olduk.
Bir de mesela ufak bir tiyo daha verelim.
Gerçi bu tiyoları ayrı bir podcast bölümü çekmeyi düşünüyoruz.
800 metreye hazırlananlar için tavsiyeler olarak ama Küçük de olsa burada da bahsedelim.
Mesela önceden bir 50 metrelik havuza gidip bir video kayda alsak hani tekniğimizde neler var neleri yanlış yapıyoruz taklalarımız hızlı mı değil mi yani bunları da çekseydik güzel olurdu açıkçası.
Ben bizim bu videoları izlerken sonradan fark ettim.
Hani o yüzden 50 metreye de alışkın olmadığım için biraz da onun da heyecanı vardı stresi de vardı.
Hani ya 17.05'ten düşürebilir miyim ya da daha kötü çıkar mı?
O yüzden aklımda böyle bir sürü taktiklerim vardı.
İşte şu metrede şunu yapacağım, bunu metrede.
Yani heyecandan hepsi püf gitti.
Yani ben sadece şeye odaklandım.
Temponu koru. Yani sakın basma gülün.
Hani kendini erken patlatma.
Ya sadece olabildiğince şey yap.
Sadece son 100-200 metrede hızlan.
Hani ön böğründe temponu koru, hızlı başlama olarak odaklandım.
Ya böyle gittim. İlk beni son kulvara verdiler.
Ama şey diyorum ya Onur beni çekecek çok uzakta kaldı.
Hemen gittim söyledim ya ben biraz daha ön kulvarlarda yüzebilir miyim?
Kamera çekecekler falan diye.
Tamam dediler. Üçüncü kulvara geçtim.
Beni oradan çağırdılar.
Beyefendi de çok ilgilendi benimle oradaki yarış görevlisiyle.
Ben de sizin heyecanlı olduğunuzu gördüm.
O yüzden ben çağırdım falan.
Sakin dönemim için şey yaptı sağ olsun.
Çok pozitif biriydi.
Dışarıdan da böyle baktığımda hep gülümsüyor.
Motivasyon veriyor, heyecanını almaya çalışıyor falan.
Evet yani gerçekten o konuda şanslıydım.
Böyle nasılsınız, iyi misiniz sohbet ediyor işte nerelisiniz falan diye benim şey yapmamı çağlıyordu.
Hani o konuda çok mutluyum.
Ben video çekerken hatta el sallayınca o da el salladı falan böyle.
Bayağı beni rahatlattı sağ olsun.
Ama yine de bir heyecan var yani kafada dönüyor.
İşte 16...
53'ün altına düşmeliyim, tepomu korumalıyım, şöyle takla falan, şöyle sayma falan derken suya girdim.
İşte gözlük kontrolü.
Ben bir de şey yaptım.
Gözlüğümü, havuz gözlüğüm birazcık daha geniş olmayan bir gözlük.
Biraz daha yarış gözlüğü gibi.
Onda ben, gözüm biraz benim geniş olduğu için su kaçma olayları olabiliyor yani.
Bazen kaçıyor, bazen...
Onu tam oturtturamadım gözüme.
O yüzden açık su gözlüğümü kullandım.
O biraz daha geniş camlı olduğu için hani direkt onu vatusladım böyle.
Biraz daha fazla sıktım.
Ne olur ne olmaz diye.
Evet bu da önemli. Yani hafif rahatsız edebilir yani bu 800 metre yarışında.
Hani riske atmamak için.
Çünkü bazen duvardan mesela hızlı bir şekilde süzülürken.
Eğer gevşek kalırsak girebilir ve rahatsız edip o an odağı da bozabilir.
O yüzden vakumlamak ve normalden çok az fazla sıkmak iyi oluyor.
Bu arada ben daha önce de 800 metre denemelerimde gözüme su kaçmıştı.
Gözüme su kaçmasına rağmen ben yüzmeme devam etmiştim.
Hani bu da bir antrenman olsun diye.
Hani böyle bir ufak... Bonen çıkabilir, farklı bir şey olabilir.
Bonen çıkarken de yüzmeye devam etmişti falan.
Başıma bunlar antrenmanda geldi.
Çok şükür şeyde gelmedi, yarışta gelmedi ama hazırlıklıydım da yani.
Çıksa da çıksın hani şey değil.
Gözümü tek göz falan bir şekilde idare ederim diye hazırlıklıydım.
Bu sefer ben işte atlamayla başlamıyoruz.
Herkes duvardan eliyle işte elini koyuyor ve iterek başlıyor.
Her şeyde turda 100 metrende yazıyorlar süremi.
Ama bunu söylemiyorlar sana.
Evet süreyi sana söylemiyorlar.
Ben de rica ettim son 100 metremi söyler misiniz diye.
Onur bana şey dedi ya 5.
turda yani 8 tur olarak düşünürsek.
5. turda biraz yoruluyorsun kolları şey oluyor hani dikkat et temponu düşürme demişti.
Ya ben işte 5.
tura geldim. İyiyim.
Hani aa diyorum yok tempom düşmedi.
Hani rahat hissediyorum. Çünkü birazcık daha trash olduğumun yani o eşik değerimin biraz korumacı altında yüzmüşüm.
Yani tam ona yakın yüzmemişim.
Yakın ama çok değildi bence.
Bende de şey olmuştu işte.
Beşinci turdayım ya. Hızlanamıyorum.
Sekize daha var. Ama yorulmaya da başladım.
Ama tempomu da düşürmemem de lazım.
Böyle tam hani hangi tempoda yüzmeliyim?
Biraz daha hızlanayım mı?
Tempomu mu koruyayım böyle hani o arada kaldığın bir yer gibi hissettim.
Çünkü ilk 1-2 tur zaten dinleneyim.
Son 1-2 tur zaten basacağım.
Ama aradaki 3-4-5-6.
turlar biraz daha böyle hem hızlı olman lazım hem kendini yormaman hem de son 2 tempoya enerji bırakman ama çok da bırakmaman gereken böyle tam ara turlar gerçekten o
beni böyle ayarlaması birazcık.
O anda bana şey gelmişti, karışık gelmişti.
Ya ben de mesela işte hızlı başlamayacağım dedim.
Yavaş başlamam, yani kendimce kendimi tutmama rağmen.
Yani 1.55 yüzmüşüm.
Mesela ilk turu, ilk 100 metreyi.
Sonraki turlar hep şey yüzmüşüm.
2.09 yüzmüşüm.
Hep aynı. Son 100 metreyi de yine 1.55 yüzmüşüm.
Açılış ve kapanış var.
Açılış, kapanış aynısı.
Tıpkı senin gibi. Ortasıyı da hep stabil tutmuşum.
Ya benim de burada şey birazcık o 5.
turda falan şey geldi.
Böyle 4. turda mı neydi?
Ya şimdi takla atarak ben dönüyorum.
Biraz daha zaman kazanmak için taklada çalışmıştım.
Taklayı atarken böyle ayağım duvara değerek itmelisin.
Ya duvarda da şey var.
Böyle bir duvar var.
Bir basamak gibi yapmışlar.
2-3 basamak yapmışlar.
Hani sanki merdivenle iniyormuşsun gibi.
Ya sanki... Böyle takla atarken duvara değdi ayağım ama o merdivenlere de değdi.
Ay şey yaptılar mı onlara değmemem mi gerekiyordu falan böyle bir panik oldum hani.
Böyle yok beni diskalifiye mi ederler falan sonra gülüm diyorum ya sakin ol hani.
Bunlara dönerken değebilirsin hani sıkıntı yok sonuçta duvardan itiyorsun kendini hani falan.
Böyle hakemin düdük sesini bekliyorum.
Riskalifiye falan böyle tirime girdim.
Sonra diyorum yok temponu düşürme yapma falan.
En azından riskalifiye olsan bile 800 metre solucunu al falan böyle.
Neler yaşamışsın? Kendi kendime panik oldum orada.
Sonra tekrar toparladım falan.
Yani sonuçta sen bir itki sağlıyorsun yani.
Duvara değmen lazım hani falan diye.
Değdin gülüm falan diye böyle kendimi şey yapıyorum.
Baya paranoya kaldım.
Sonra paranoya kaldım.
Sonra hakemin son 100 metre beni uyar diye demiştim ya.
O yüzden birazcık kulağım şey gittim böyle son 100 metre.
Son 100 metre dedi.
Dedim tamam diskalifi olmamış.
Uyardığına göre şey yapmadığına göre olmamışım dedim.
Benim planım şuydu.
Yarısına kadar tempomu koru.
Yani patlatma kendini.
Gidebildiğin kadar git. Yarısından sonra hafif bir hızla.
Son 200 metrede hızlan.
Son 100 metrede ver her şeyini.
Son böyle 50 metrelik yerde her şeyini her şeyini ver.
Böyle son işte 10 metre kalan da nefessiz bir şekilde.
Ya son 50 metrede de 4 kulaçla bir almaya başladım.
Ya son 10 metrede de o 10 tane işte kulaç atıp bam vur bir şekilde.
Hani orada bir 2 saniye saniyedir diye kazanıp o şekilde bitirdim.
Benim de turlarım ilk işte 1.55 ile başlayıp ortalarda hep 2.09 ve son turda da 1.55 ile bitirmişim.
Yani elimden geleni yaptım diye düşünüyorum.
Geçen senenin baraj süresinden 2 saniye geri sadece.
Fazla aynen. Ama genel olarak izlenimimiz geçen seneye göre katılım daha az süreler muhtemelen birazcık geriye düşecektir.
Olmasa da sağlık olsun ama olma ihtimali çok yüksek bence.
Ve şey de izledim.
Mesela videolarımızı çekmiştik biz Onur'la.
Evet o çok iyi oldu. Aynen orada şey yaptık böyle oynaturcum gibi böyle durdurup anlık kol çekişlerimize bakıyoruz.
Yüksektirsek mi değil mi falan.
Yani ben senin videonla başlayalım istersen.
Neler gördük, ne hatalarımız var, neyi güzel yapmışız.
Tekniğimizi de aslında keşfetmemizi sağladı.
Öncelikle... Benim en büyük şu an potansiyelim şey takla atmıyorum ben.
Dokunarak devam ediyorum.
Bu da aslında biraz zaman kaybettiriyor bana.
Ama bir bakıma da birazcık da dinlendirmiş de oluyor.
Hani avantajı da var dezavantajı da var ama günün sonunda taklanın daha hızlı olduğu tartışılmaz bir gerçek.
Momentumu koruyorsun. Aynen.
Vakit de kaybetmemiş oluyorsun.
Ve takladan sonra hani suyun içinde süzülmek, dolfin hareketi vs.
Bunları yaptığında net bir iyileşme oluyor.
Ben bunları yapmadım.
Ama demek ki bunları da eklesem daha hala buradan bir ilerleme potansiyelim var.
Çünkü seni de izleyince hoşuma da gitti yani.
Ben takla atabiliyorum bu arada da takla attığımda şey oluyor.
Ya biraz daha böyle işte nefesi bazen bir tık daha erken tutman gerekiyor, alman gerekiyor.
Ne bileyim böyle bir ritmin birazcık bozuluyor, konforun bozuluyor gibi hissediyorum.
O da yeterince aslında antrenman yapmakta.
Yeterince uzun takla antrenmanı yapsam onu da normalleştirmiş olacağım.
Onu yapmadım bu sene ama seneye onu da eklemeyi düşünüyorum.
Dediğim gibi sen bayağı iyi yaptın onu izlerken de hoşuma gitti.
Ya aslında ben de bu taklada istediğim gibi böyle videoyu izlerken atamamışım.
Normalde benim taklaya hızlı girip hızlı çıkmam lazım.
Tekniğin iyiydi sadece daha hızlı atabilirsin.
Evet birazcık yakın sanki atmışım.
Biraz daha uzaktan atmam lazımdı gibi.
Biraz da havuza alışkın olmadığımız için.
Ya ben de taklayı şöyle çözdüm.
Süre kazanmam lazım.
Takla da benim için bir challenge.
Çok da hoşuma gidiyor böyle.
Antrenmanlarda görüyorum. Bir de benim 16 metrelik havuz hakkını vermem lazım.
Benim burada taklayı çok iyi öğrenmem lazım.
Çünkü dön babam dön. Ben sürekli dönüyorum.
Bir şekilde orada avantaj sağlamalıydım.
Ben de mesela takla çalışırken of.
Bir sağa sola savruluyorum.
İlk taklalarımda burnuma kaç kere su kaçtı.
Yani ayağım dışarı çıktı.
Değmedi. Yani çok fazla taklayla şey oldum.
Nasıl diyeyim? Öğrenirken çok şeyler yaşadım.
En son böyle hatta bir şey bir günde hatırlıyorum.
Takla böyle bir atıyorum bir atamıyorum falan şey dedim ya.
Ben taklasız yapacağım.
Onun kararını verdiğim gün böyle son kez bir taklayı denedim.
O gün güzel attım. İşte ben onun kararını verdiğim gün son kez taklayı denemedim ve öyle devam ettim.
Ya o bir kırılma anıydı böyle.
O gün atamayacağım ben açık döneyim derken böyle bir...
Atabiliyormuşum oldu böyle bir kafada.
Orada beni tekrar taklaya tutundurdu.
Burnuma su kaçsa da şey yapsa da sonradan artık iyice alıştım.
Sonra takladıktan sonra dolfinlere başladım falan.
İyice nefesimi tutabilmeyi şey yaptım falan derken hala eksiklerim var ama en azından paniklemiyorum taklaya giderken hangi kolum atılacak nefessiz kaldım.
Düşünmeden yapabilecek kadar kas hafızama yerleşti.
O şekilde. Bir de senin videoda şeyi de fark ettik, ikimizde de var bu.
Ya sağ kolu havada yüksek dirsekle uzatabiliyorken sol kol biraz daha...
Açıktan geliyor. Aynen yani el açıktan, düşük dirsek oluyor.
Mesela onu düzeltebiliriz.
Şeyi falan görebiliyoruz işte çekişte kolumuz düzgün pozisyonda mı veya mesela ileriye uzanırken ben mesela biraz daha sağ elimi özellikle...
Hafif sola doğru atıp sonradan içe doğru atıp sonradan dışa doğru düzeltiyormuşum.
Hatta bir durak oluşturuyor. Evet yani böyle mikro küçük küçük şeyler var yaparken farkında olmadığınız zaman videoyu izlerken aa burayı böyle yapıyormuşum dediğimiz.
Burada da şuna parantez açayım.
Instagram'da çok güzel böyle videolar oluyor.
İşte teknik videolar işte yüzüme de yapılan en çok hatalar işte teknik.
Hataları şunlardır işte şunları doğru yapmaya dikkat edin gibi gibi.
Böyle değil şöyle falan. Bir sürü böyle videolar izliyoruz.
İzledikçe daha da öneri çıkıyor karşımıza.
Sürekli gönderiyoruz. Kafamızda bir algı oluştu o yüzden.
Yani böyle bakarak direkt anlayabiliyoruz bu teknik doğru bu teknik yanlış diye.
O yüzden o bilgi birikimi de var kafada.
Kendi videolarımızı izleyince o videolarla hemen kafada karşılaştırıp.
Ya burada dirsek doğru yanlış uzanma doğru yanlış hemen onları görebiliyoruz.
Ya bir de mesela videoyu izlerken tam anlaşılmıyor ama durdurarak izlediğinde her hareketin hani bir fotoğrafını çekmiş oluyorsun.
Öyle şekilde anladık mesela.
Evet çok hoşumuza gitti bizim.
Aynen yani. O yüzden şey yapmak lazım bence şey gibi böyle atıyorum aylık olarak böyle bir video çekip tekniğimde nerelerde hata var.
Çünkü neden? Hata neredeyse o hatayı düzeltecek drilleri yaparak.
ilerleyebilirsin aslında. Çünkü driller hani izole ediyor.
Hareketin tek bir yerine odaklanıyor genellikle.
Sen de hatanı biliyorsan %100 hata yaptığın yer belliyse aslında o hatayı düzeltecek drill de belli.
Onu yeterince yaparsan kasa hafızanı yani.
Aynen öyle. Düşünmeden yapabiliyorsun.
Bu da bir gelişim döngüsü aslında.
Evet. Onun ne kadar önemli olduğunu görmüş hatırlamış olduk.
Ya bir de ben senin videomda mesela sen nefes alışlarını tek göz yani yarım ağız alıyorsun mesela.
Ben bunu iki göz yaptığımı fark etmiyordum ben.
Biraz daha rotasyon yapıyormuşsun.
Yani mesela kafamı biraz daha suyun içine soksam, omuzumla birleşse o aradaki durak yani su birikmesi olmayacak.
Ama ben biraz daha kafamı kaldırdığım için, iki göz aldığım için, tam ağzı aldığım için şurada bir su birikiyor, durak oluşturuyor.
Yani beni sürüklemeyi şey yapıyor.
Mesela ben de yarım ağız çalışacağım.
Tek göz böyle çalışacağım.
Evet öyle ufak ufak şeyleri gördük.
Mesela sende şeyi de görmüştüm ben.
Ayakların suyun içinde.
Yani bir topuklar hafiften çıkmıyor.
Yani birazcık daha paralel değil de.
Çok az batıyor gibiyim sanki.
Ama çok da değil. O da sürüklemeyi arttıran bir şey.
Aynen. Bu tarz böyle küçük mikro mikro şeyleri gördük.
Şey de hoşumuza gitti aslında.
Hani iyi bir süre yaptık ama.
Aynen. Bir baktık dünya kadar hatamız var aslında.
Çünkü yüzüme çok teknik bir şey ya.
Kesinlikle. Hani sevindik hatalarımızı görünce.
Dedik ki bu hataları düzeltsek daha da iyisini yapabilirmişiz.
Çünkü hani koşuda şöyle mesela.
Evet koşu mekaniği önemli ama genellikle koşuda çok yanlış teknikle koşmak çok sık yapılan bir şey değil.
Teknik o kadar da ön planda değil daha çok antrenman planları programları ön plana çıkıyor.
Ama yüzmede hem antrenman planı programı hem de doğru teknik.
Teknik her zaman gelişen bir şey.
Sonu yok gibi bir yolculuk gibi bir şey özellikle bizim gibi amatörler için.
Ve teknikle direkt etkilediği için süreyi ve verimi.
Çok daha önemli bir hale gelmiş oluyor.
Bu arada hani hatalar diyoruz ama güzel yaptıklarımız da var.
Mesela uzanmalar olsun, suyu ileriye kendimize atmalar olsun.
Evet bunu çok iyi yapıyormuşum.
Bayağı akıyorum suda falan filan.
Ya benim mesela sende gördüğüm en güzel şeylerden birisi rotasyon güzeldi.
Bir de suyu çekiş, suda çekiş yani.
O kol yüksektirsek de çekiş.
Ya ben mesela benim videomu açtık.
Ya ben... Çekmiyorum suyu böyle hani suyu itekliyorum.
Paralel bir kısmını da paralel çekip sonra düzeltiyorsun falan.
Benim orada mesela su çekişlerimin yüksektirsek olmadığını gördüm.
Bana bence en büyük hız kaybettiren şeylerden bir tanesi de bu.
Buna mesela odaklanacağım gibi gibi.
Evet özetle bu videolarınızı siz de çekebilirsiniz.
Bu arada yapay zekayı da atabilirsiniz.
Böyle kısa videolar atıp işte buradaki teknik hatalarımı söyler misin deyince o da güzel yorumlar yapıyor.
Ama en güzeli tabii ki tecrübeli bir hoca, bir antrenöre göstermek, onunla birlikte çalışmak.
Bir de şey de güzel olur.
Mesela bir antrenör veya bir kulüple çalıştığında senin seviyendeki insanlarla beraber çalıştığın için seni de itekler.
Onlarla beraber yarış halinde olmak, onlarla beraber gelişmek.
Tek başına belki bu süreçte kendini yeterince...
Zorlayamıyor olabilirsin yani.
O da bir ekiple çalışmak da geliştiriyor.
En azından kondisyon açısından önemli.
Evet. Veya sen yüzerken senin görmediğin arkadaşının gördüğü olabilir.
Hani hiç arkadaş yoksa, hiç bir şey yoksa en kötü kamera.
Kamerayla kendini durdurup durdurup her açı ne yapıyorumu görmek çok büyük şey sağladı bende yani.
Bence bir de zaten yüzmede ilerlemek istiyorsan hani kendi bu bakış açını geliştirmek de önemli.
Sadece dışarıdan bir göz bakıp bana söylesin değil de biraz daha meraklı olup bu işin doğrusu nasıl, bu işin tekniği nasıl.
Çok fazla video var internette.
Her an herkesin hoca bulma şansı da olmayabiliyor.
Dolayısıyla o internetteki videoları izleyip biraz daha algıyı oluşturup ona göre dirillerle desteklemek lazım.
Yeterli vaktin olmayabilir.
Mesela eğer imkan varsa antrenörle en hızlı, en kestirme yoldan...
Gidilir tabii ki. Bu birinci seçenek her zaman.
Ama antrenör imkanın yoksa çok uzak bir yerde olabilir.
Belki gidemeyebilirsin.
Hatta antrenörlere videoyu atıp uzaktan program alıp öyle de çalışılabilir.
Yani bir sürü yolu var bunun.
Bizim de süreç bu şekilde oldu.
Sonra seçmelerden sonra da Kartal'a kadar gelmişken Drago sahili var orada çok güzel.
Orada bir koşu yapalım dedik.
Sahil çok güzeldi ama...
Betondu. O yüzden biz yanındaki hep böyle çimlerden koştuk.
Sonrasında da sandalyelerimizi atıp böyle bayağı kalabalıktı bu arada.
Herkes sandalyesini almış.
Böyle piknik ortamı var her yerde.
Biz de işte sandalyelerimizi attık.
Böyle mısırımızı yedik.
Kitabımızı okuduk. Orada hatta videoları da tekrar izleyip hatalarımızı orada gördük.
Aynen biraz da paylaşımlarımızı da yaptık aklımızda kalan.
Yani güzel bir hafta sonu oldu bizim için.
Pazar aktivitesi oldu.
Orada tesis de vardı böyle sosyal tesisler.
Orada da güzelce bir yemeğimizi yiyip eve bir buçuk saatlik dönüşümüzü yaptık.
Yani güzel geçti.
Sekiz metre bir heyecanlıydı.
Evet. Bir an önce sonuçların gelmesini bekliyoruz ve...
Daha sonra Boğaz yarışına katılmayı bekliyoruz.
Bu arada Çanakkale Boğaz yarışına da kayıt olduk.
Yani hedefimiz iki boğazla geçmek bu yıl.
Aslında hedefimiz her sene bir boğazı geçmek istiyoruz.
Yani yüzerek, sürerek ve koşarak.
İşte İstanbul Triathlon'unda sürerek geçeceğiz.
Evet bundan sonraki bölümlerimizde de bu 800 metre yarışları için genel böyle tavsiyelerimizi sınıflandırdığımız.
Ve aktardığımız bir podcastimiz olacak.
Daha sonra Boğaz'ı geçerken yaşadığımız tecrübeleri yine ileriki bölümlerde anlatacağız.
Bu bölümde de tavsiyeler verdik ama böyle aralarda verdik.
Bunların hepsini böyle toplayıp detaylıca yarıştan önce ve yarış sırasında neler yapabiliriz.
O tarzda bir bölüm yapacağız.
İnşallah ben de Boğaz yarışından da anlatacağım.
Dağ Çanakkale'yi anlatacağız.
Baya bu sene yüzmeyle dolu bir sezon olacak gibi geliyor.
Evet bu bölümün de sonuna geldik.
Bizleri dinlediğiniz kanallardan takip etmeyi unutmayın.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
