
Bu bölümde Beykoz Trail 10K deneyimimizi baştan sona konuşuyoruz. Yarışa iki gün kala yaptığımız (ve belki de yapmamamız gereken 😅) kuvvet antrenmanı, adrenalinin etkisiyle parkurda yolumuzu kaçırmamız, Onur’un son bölümde yaşadığı heyecanlı kapışma, kürsü sevincimiz ve günün sonunda bizi bekleyen harika etkinlik alanını paylaşıyoruz.
Yemyeşil orman parkuru, keyifli atmosferi, yarış sonrası müzik, dans, barbekü partisi ve sosyal alanıyla Beykoz Trail bizim için sadece bir yarış değil, aynı zamanda bir festival gibiydi. Bölümün sonunda ise İstanbul’da neden daha fazla yarış görmek istediğimizi konuşuyoruz.
Koşver Gitsin başlıyor! 🎧🌲🏃♀️🏃♂️
Instagram:
https://www.instagram.com/kosvergitsin
https://www.instagram.com/gulinlekos
https://www.instagram.com/onurlakos
Reklam ve işbirlikleri için:
kosvergitsin@gmail.com
Kısımlar:
00:00 Giriş
01:10 Yarış Sabahı
02:28 Start
03:25 Kuvvet Antrenmanı☠️
07:23 Gülin Yol Kaçırma
10:48 Onur Heyecanlı Finish
16:45 Finish ve Kürsüler
18:05 Yarış Sonrası
19:14 İstanbul’da Yarışmak
Transkript
Herkese merhaba, Koşver Gitsin''e hoş geldiniz.
Ben Onur. Ben Gül'ün.
Bu bölümde sizlerle geçen yıl 11 Mayıs'ta katıldığımız Beykoz Trail yarışını konuşacağız.
Evet, bu sene olmadı.
Bu sene olsaydık kesin katılırdık çünkü çok güzel İstanbul'da öyle yeşile doyduğumuz.
Güzel kilometreye de koştuğumuz bir yarış olmuştu bizim için.
Evet özellikle İstanbul'da olması hem git gel bakımından kolay oluyordu.
Güzel eğlendiğimiz bir organizasyon olmuştu.
Evet o organizasyon da çok güzeldi.
Biz bayağı kalabalık katılmıştık zaten ekiple o zaman.
Aynen Bayfield'le beraber katılmıştık.
İki tane parkur vardı.
Bir 10 kilometre bir 18 kilometre.
10 kilometre olanına katılmıştık biz.
Evet o ara çok yoğun bir yarış programımız vardı.
10 kilometre yarışı bizim için daha uygundu.
O yüzden 10 kilometreye katıldık.
Evet ondan öncesinde şey bir triatlon yarışımız vardı geçen hafta.
Sonra buna katıldık. Sonra dokaya katıldık trilyeye.
Derken yani geçen senede hiç pas geçmemişiz yarışları.
Evet o dönem çok yoğun bir yarış haftasıydı bizim için.
O zaman yavaştan yarış gününe doğru geçelim.
Geçelim. Yarış günü pazar sabahı yarış alanına geldik.
Kitlerimizi de daha almamıştık.
Orada... Otopark için ilk başta bir yer bulamadık.
Köyüçi gibi bir yer. Orada bir ara sokakları gezip arabaya böyle yol kenarında bir yer bulduk.
Ondan sonra yürüyerek yarış alanına ulaştık.
Expo alanına bir halı sahanın içindeydi.
Aslında güzel oldu böyle.
Yani her şey derli toplu küçük bir yerin içinde.
Hani herkes birbirini görüyor.
Böyle bir toplu bir ortam oldu.
Hani herkes dağılmadı, yayılmadı.
Evet bir taraftan kit sırası var.
Bir taraftan müzik çalıyor.
Bir taraftan yiyecek dağıtılıyor.
Aynen yiyecekler dağıtılıyor.
Dans ediliyor. Bir şeyler yapılıyor.
Böyle hep bir o etkinlik alanı hep bir hareketliydi.
Evet ben de beğendim. Oturabiliyorsun da çim olduğu için.
Evet çim oldu. O da çok güzeldi değil mi?
Her yere oturabiliyorsun rahat rahat.
Expo olanı baya eğlenceliydi yani.
Orada kitlerimizi aldık.
Yarışa hazırlandık. O halı sahanın hemen yanında da böyle karavanlar vardı mobil tuvalet için.
Orada tuvalet ihtiyacımızı karşıladık.
İşte sonra ısınmalarımızı yaptık.
Start öyle bir yerde ki.
Çıkıyorsun. Şey diyorsun iyi ki buradan ekspoda başlamıyor yarış.
Çünkü böyle düz duvara tırmanır gibi sert bir yokuş var.
Atıyorum 150 metrelik.
Hemen o yokuşa tırmandıktan sonra start yapıyorsun.
Oradan starta başladık.
Evet ben de sen biraz önlerde başlamıştın.
Biz ayrı ayrı başlamıştık diye hatırlıyorum.
Ben de şey aldım.
Şimdi 10 kilometrelik bir yarış olduğu için havada çok sıcak olmadığı için.
İşte bir öncesinde 15 dakika öncesinde jelimizi attık.
Sonrasında ben şortumun şey özelliği var.
Su koymadır işte jel koymadır cebi var.
Öyle bir şort giymiştim.
Ona 500 mililitrelik bir su koydum.
Ama bu su bence bana fazla geldi.
Hava çok sıcaktı da çok da sıcak değildi.
Bence bana bir 250'lik yetermiş diye düşünüyorum.
Biraz ağırlık hissettim o açıkçası.
Ama arka tarafıma koydum.
Gayet güzel ilerledim.
Biz Cüneyt abiyle beraber başladık.
Böyle beraber gideriz diyorduk.
Yarışa başladık.
Böyle işte önden hızlı bir şekilde devam ediyoruz.
Böyle daha ilk kilometre tamam mı?
Böyle çok ufak tatlı tatlı hani inişler çıkışlar falan var.
Sonra böyle daha en ufak bir yokuş geldiği anda böyle birden benim bacaklarım, kuadlarım falan yanmaya başladı.
Neden acaba? Bir dakika ne oluyor falan diyorum.
Böyle biraz daha hani koşuyorum ya küçücük bir yokuş var tamam mı?
Birden böyle bacaklarım nasıl yanıyor ama.
Sonra böyle birden flashback oldum.
Ya biz bu yarıştan iki gün önce falan herhalde böyle kuvvet antrenmanı yapacakken biraz bir şeyler oldu.
Geciktik yani haftanın sonuna doğru kaldı.
Aslında hani pazar günü yarış varsa cuma akşamı kuvvet antrenmanı yapmamak lazım.
Veya hani çok çok basit bir şey yapmak lazım.
Ya da yapmamak aslında en doğrusu.
Yarış haftası iki gün kala yapılmaz yani.
Ama biz birazcık zaten şöyle her hafta yarış olduğu için hani hiç kuvvet yapmamamız lazım gibi bir şey de var.
Hani dolayısıyla araları sıkıştırıyorduk bir şekilde ama burada biraz geç kaldık.
Geç kalmamız da yetmedi.
Normalde böyle biz güllüğünü ayrı ayrı yapıyoruz.
Birlikte yapalım dedik o gün.
Bir de koştuktan sonra yaptık.
Ben biraz da sert yapıyorum kuvvet antrenmanını.
Biraz sert ve çok tekrarlı.
Biz cuma akşamı böyle gerçekten sağlam bir kuvvet antrenmanı yaptık.
30 tekrarlı squatlar, lunçlar 25-50.
Ve böyle yürüyoruz.
Bilmem ne basamak çıkmalar.
Ben o gün hissetmedim.
Normal şey gibi hit antrenmanı gibiydi ama sonrasında...
Baya kötü olmuş. Yani yarışta hedef yarışımız olmadığı için çok da o şekilde kesmek de istemedik ama bunlar da bizim ilk yarış tecrübelerimiz sayılır o zamanlar.
Aslında tecrübe kazanıyorduk yani bazı şeyleri doğru yaparak bazı şeyleri yanlış yaparak bunları öğreniyorduk.
Bu yarışta ben çok güzel bir şekilde yarıştan iki gün önce kuvvet antrenmanı yapmamam gerektiğini öğrendim.
Ben de öğrendim. Gerçekten yana yana çıktım.
Yani yarış boyunca böyle kendime kızdım ya.
Sürekli bacaklarım yanıyor.
En ufak bir yokuşta bacaklarım yanıyor.
Böyle performansımı veremiyorum falan.
Biz hani Cüneyt abiyle beraber gidecektik ama Cüneyt abi böyle önden gitti.
Hani bir iki kilometre sonra gözümden kayboldu yani.
Aynen arkasındaydım ama.
O bacak yanmalarıyla ben de işte elimden geldiğince ilerlemeye çalıştım.
Ya benim şey oldu yani böyle o kadar bir acı ki fotoğraflarıma bakıyorum ellerimi açmışım dua eder gibi böyle iyice küçülmüşüm yani küçük küçük adımlarla.
Hatta bir tane şey yaptım.
Video yaptım. Yokuşu nasıl çıkıyorum?
Dua ederek çıkıyorum.
Artık orada ilahi bir gücü istedim.
Beni çıkar mı yokuşu diye.
Gerçekten yaktı bacaklarımı o yokuş.
Olsun bu da güzel bir deneyimdi.
Yine de elimizden geleni yaptık.
Manzaralar çok güzeldi Onur.
Şimdi bir yıl geçtiği için üzerinden çok net hatırlamamakla beraber.
Yarışın her yeri aklımızda değil ama.
Aklımızda kalan kareler hep böyle özellikle hatırlıyor musun?
Arkadan fotoğrafı çekilen güzel bir manzara vardı.
Egemen Destanlı çekmişti ben onu hatırlıyorum fotoğrafta.
Yani çok güzel duruyordu. Senin özellikle fotoğrafın orada mükemmeldi.
Böyle uygun bir fon müziği koyduğunda çok...
Güzel yani tablo gibi bir şey.
Ben de üç kişi denk gelmişiz.
Biz benimki o kadar güzel olmamış ama seninki çok güzeldi.
Ormanın içindekiler de çok güzeldi.
Bir sürü de fotoğrafçı vardı.
Organizasyon, Das 7'de organizasyon.
Gerçekten çok hem fotoğrafçısı olsun hem expo olanı olsun hem parkuru olsun.
Ben çok beğendim Beykoz'u.
İstanbul olması da çok iyi olmuştu bizim için.
Aklımda kalanlar ben bir grupla beraber başlamıştım.
böyle bir gruba tutunarak gittim.
Sonra şey tabii o zamanlar ben hani yeniyiz.
Saate daha navigasyon, yükleme böyle.
Yani yükledim ama böyle tam anlamıyorum.
Nereye gideceğim? Ne yapacağım?
Yani yeniyim. Yeni tecrübe ediyorum.
Bir ekiple beraber yanlış yola saptık.
Ben öndekilerini takip ediyordum.
Bir baktım yanlış yola saptığımızda şeyden anladım.
Biz aşağı doğru ilerliyoruz.
Böyle dikenli yollar patika açılmamış.
Yani her yerim çiziliyor ya diyorum burada yol yok.
Sonra bir kafamı kaldırdım yukarıdan insanlar gidiyordu.
Yani tekrar oraya ulaşmak için tırmanlık böyle ellerimle tuttuğumu hatırlıyorum falan.
Birkaç kişiydiniz. Aynen 5-6 kişiydik falan.
Kaybolmalar genelde öyle oluyor zaten.
İnsanlar işaretlere ya da navigasyona değil de hep önündekine bakıyor.
Birisi yolu kaçırdığı zaman onunla birlikte diğerleri de gidiyor.
Böyle herkes böyle yol bu değil falan yol bu değil öbürü yol bu değil falan.
Hepsi birbirine sesleniyorlar falan.
Ben de işte tekrardan diğer insanları bulmaya çalıştım.
Orada da bacaklarım yandı.
Artık yolumu buldum.
Çok ufak bir kaçırmaydı.
Benim de işte trail'deki şey böyle yeni yeni.
Orada anladım hani öndekine bakarak gidilmez.
Sen bir saatine bakacaksın, işaretle belire bakacaksın.
Bana da güzel bir tecrübe olmuştu.
Ben de yarışın böyle yarılarında falandık herhalde.
Parkurun ortaları civarındaydı.
Böyle koşmaya devam ediyorum yine.
Biraz daha hani kendime gelmeye başladım.
Sonra ileride bir baktım.
Cüneyt abi var. Cüneyt abiyi yakaladım.
Onu da öksürük tutmuştu.
O zamanlar bir rahatsızlığı vardı.
Böyle bir şey gibi alerji gibi bir şey.
Böyle çok yoğun bir şekilde hani öksürmekten koşamıyor hale gelmişti.
O yüzden kötü bir durumdaydı.
Onunla karşılaştık. Ama işte yürü koşlarla bir şekilde devam ediyordu.
Ondan sonra ben işte onunla biraz durduktan sonra ileriye yine devam ettim.
Sonra... Yine böyle ufak tefek single trackler vardı.
İşte parkurun böyle bazı yerlerini hatırlıyorum yer yer.
Single trackler de çok güzel.
Ormanın işi çok güzeldi.
Ufak bir su üzerinden atladığımız bir yeri hatırlıyorum.
Dere geçiği gibi minik bir şey ama.
O taraftan da geçtik.
Yani yeşile böyle doydu.
Şey hissetmiştim.
Bu biz aslında yeni yeni böyle trail.
Bu bizim beşinci veya altıncı trail parkurumuzdu sanırım.
Ve ben şey yani böyle...
Çok hoşuma gitti orada olmak.
O yeşilin içinde olmak.
Ya böyle çok haz yaşadığımı hatırlıyorum.
Ya ne kadar güzelmiş Onur falan diyorum.
Böyle sana anlatmak istiyorum.
Evet böyle ağaçların ormanlarının arasından ilerleyen patikalar vardı.
Benim de çok hoşuma giden bir yer işte.
Aynı zamanda bir de asfalta da çıkıyorduk en son.
Yani asfaltta başlayıp sonra asfaltla bitiriyorduk.
Yine aynı başlangıç noktasına geliyorduk.
Asfaltta başlamıyordu da. Hani start noktası toprak yoldu diye hatırlıyorum.
Start noktası toprak yolda ama bir asfalttan girdiğimiz kısımda vardı.
Bu arada hızlı bir yarış. Evet. 10 kilometre yarışı ve toplamda yaklaşık olarak 350 metre irtifa kazanmışız.
Ama çok teknik bir yarış nasıl diyeyim.
Şöyle single trackler bir hani orada bir sıra.
Ama teknik değil yani. Yani parkur yer yapısı zemin yapısı olarak gayet koşulabilir bir yerde.
Sadece single tracklerde bir tık hızlı.
Başlarsak hani o sıkışmayı engelleriz yani önde başlamak gerekiyor.
Evet bir de sonlara doğru sert bir iniş vardı bir orayı hatırlıyorum.
Genel anlamda koşulabilir bir parkur hızlı bir parkur ve keyifli bir parkurdu yani böyle 10 kilometre bir hız yapıp bitirebileceğin güzel bir yarış.
Ondan sonra yarışın sonlarına doğru ben şimdi ilerliyorum artık kendime gelmişim hani bacakların yanmalarına biraz alışmışım biraz da geçmiş.
Daha da böyle hızlanmaya başlamışım.
Biliyorsun ben hep sonlarda açılıyorum zaten.
Sonra böyle belli bir ritmi tutturdum işte.
Önümde de böyle çok ileride birini görüyorum ama böyle ben ne kadar hızlansam da ona bir türlü yetişemiyorum yani.
Ve artık hani ona yetişme ümidim kalmadı.
Gördüğüm biri var yani hep ileride koşuyor.
Ben de arkada geride koşuyorum.
Sonra bu sonlara doğru yokuş aşağı böyle sert bir yer var.
Bayağı sert bir yokuş aşağıydı diye hatırlıyorum.
Orada böyle artık finish'e doğru geliyoruz.
Son herhalde 1 kilometrenin içinde olmamız lazım o civarlar.
Ben o yokuş aşağı kısımda böyle bir hızlandım birden.
Böyle bütün gücümü verdim hani oradaki.
Hatta böyle o zaman şöyle olmuştu.
Strava'dan o ana kadar ki en hızlı 1 kilometremi orada koşmuşum.
3.38 pace ile koşmuşum 1 kilometre boyunca.
Yokuş aşağıda böyle bir bastırdım.
Böyle herkes iniyor yokuşa ama böyle ben çok daha hızlı iniyorum merkezden.
Sonra önümdeki yetişemem dediğim kişiye birden yani o yokuş boyunca kısa bir sürede mesafeyi erittim ve yetiştim.
Ve hani finish'e de böyle atıyorum 300-500 metre bir şey kalmış.
Çok az bir mesafe kalmış.
Dolayısıyla çok heyecanlı.
Hani arkadan girip yetişiyorum.
O da haliyle beni geçirmek istemiyor falan.
Böyle bir kapışma gibi bir durum var.
İşte tam o yokuş bitti.
Asfalta başladık o köyü çıksın.
Hani nasıl bütün gücümle koşuyorum.
Bir de şeyi düşündüğümü hatırlıyorum böyle.
Hani yaklaşıyorum yaklaşıyorum çocuğa.
Şimdi şey diyorum ya şimdi ben onu geçince kesin o da basacak işte bırakmayacak falan.
Hani kafamda bunları yani o heyecanları yaşıyorum yani finish'e doğru giderken.
Sonra böyle hani geçirecek mi ne yapacak falan diye düşünüyorum.
Böyle yanından birden geçtim.
Böyle hemen arkamda o da takip ediyor ama böyle yan yana gibiyiz.
Böyle bütün gücümüzle koşuyoruz yani finish'e doğru.
Sonra asfalt yoldan gidiyoruz ya.
Finish'e doğru gideceğiz.
Böyle ben birden bir baktım.
Böyle birden koşmaya devam ediyoruz.
Arkamızda da bu arada bir iki üç kişi daha var hemen arkamızda.
Sonra böyle birden bir telhalaştı, sakinleşti yol.
Böyle biz koşmaya devam ediyoruz.
Bir baktım polis arabaları falan.
Böyle köyün içinde yürüyenden.
Birden böyle hani parkur havası kalktı birden.
Böyle birden ne oldu?
Yanlış yerde miyiz falan.
Böyle birden durduk.
Böyle ben durdum. Hani arkamdan hemen o geldi.
Arkadan böyle 3-4 kişi daha geliyor falan.
Böyle biz sağa sola bakıyoruz.
Nereden? Buradan mı gideceğiz? Buradan mı gideceğiz?
Böyle sorabileceğimiz biri yoktu o an.
Bir panik ortamı oldu.
Bir de ben hani oradan geçebilmek için bütün gücümle koşmuşum.
Hani hem nefesim kalmadı hem de arkamdaki herkes bana yetişti.
Sonra işte saate falan baktık.
Kaçırdığımızı anladık. Sonra bütün gücümüzle geri koşmaya başladık.
Orada keskin bir dönüş vardı tekrar.
Ya şöyle bir dönüş varmış evet.
Böyle yoldan mesela dümdüz koşarken U dönüşü şeklinde hani şey ters yönden gel mesela karşıdan biri geliyor olsa yol çataldan ikiye ayrılır ya böyle.
Öyle bir çatal düşün.
Hani biz bir taraftan gelirken o çatalın diğer tarafından aslında U dönüşü yaparak geri çıkmamız gerekiyormuş.
Ama orada çok hızlı koşarken onu fark etmedik.
Sen de kaçırdın mı orada?
Yok ben onu kaçırmadım.
Hatta şey dedim ya bunu kaçırılacak bir şeymiş iyi gördüm falan filan diyorum böyle.
Bir de ben şeydi tenhalaşmıştım.
Yani ne arkamda birini görüyorum ne önümde bir tek başıma kalmıştım.
Yani orada da tek başıma kalınca da hep böyle kaçırmamak için dikkatli dikkatli.
Ya zaten öyle ki mesela patikada giderken patika belli ama.
Köyün içine indiğinde yollar ayrılıyor.
Orada daha dikkatli olmak lazım.
İşte ben de yüksek Adrenalin'le orada kaçırdım.
Ben kaçırınca benimle birlikte 4-5 kişi daha kaçırdı.
Herhalde böyle bir gitgelle falan bir 400-500 metre civarında total bir kayıp yaşadım diye hatırlıyorum.
Ondan sonra işte geri koşmaya başladım.
Bu sefer yanımdaki de benimle birlikte koşuyor.
Sonra finish'e doğru giderken yine çok sert bir yokuş var.
Bu sefer yine asfalttan.
Ama hani şöyle söyleyeyim son bir, bir buçuk kilometredir zaten maksimum nabızda koşuyorum.
Hani o kadar o yorgunluğun üstüne tekrar o yokuşu çıkmak gerçekten işkence gibi bir şeydi.
Yani böyle mental sınırlarımı zorladığımı hatırlıyorum.
Tamamen mental ile yani o yokuşu çıktım.
Bütün gücümle çıkıyorum. Bir de sen kapışıyorsun da yani.
Evet ama orada işte tekrar geçtim çocuk bıraktı böyle birazcık artık o saldı hani.
Tamam buyur geç dedim. Bir şey oldu.
Ben hala yok işte işte bütün gücümle maksimum nabızımla gidiyorum.
En son işte ilerledim.
Finişi geçtim. Ama son şeyi düşündüm.
Arkamda işte benimle birlikte kaçıran bir grup vardı.
İnşallah orada hani böyle yaş grubu kaçan falan olmamıştır.
Çünkü dediğim gibi insan öndekilerle birlikte koşunca onunla birlikte kaçırabiliyor yani yarışacağımıyla.
Trail'in doğasında var yol kaçımı.
Ve ben de yani o yokuşu çıkarken hani şeye bakıyorum.
Önümdekini görmüyorum.
Arkamda da kimse yok.
Hani dedim ki tempoyu koru gülüm.
Böyle adım adım yani böyle minnak minnak minnak minnak.
Çünkü bu gitmiyor bacaklar böyle.
Kollarımla itiyorum kendimi.
Zor bir şeydi o son yokuş.
Ama şeyi yani şeyi hissettim hani çıkabilirim.
Onu hissettim. Bacak güç antrenmanı da çok hissettim.
Ben aklıma gelmedi güçten dolayı olduğu.
Ben çıkamıyorum zannettim.
İyi ki gelmemiş. Boşver.
Sonradan sen deyince biz güç antrenmanı yaptık.
Yandı mı bacaklarım?
O yüzden mi yandı?
Ben zannediyorum.
Yanıyor yani. Normal yanıyor.
Hiç aklıma gelmiyor. Olacak gibi değil.
Start aldık. Daha ilk 300 metre geçti.
Bacaklar yanıyor. Olacak iş değil normalde.
Sonra acısıyla tatlısıyla bitirdik yarışımızı.
Benim saatime göre 10.46 kilometre koşmuşuz.
Muhtemelen o 0.46 kaçırdığım kısım olabilir.
350 metre irtifa kazanımı var.
54 dakika 24 saniyede koşmuşum.
5.12 pace'e denk geliyor.
Genelde 11 yaş grubunda da ikinci oldum.
Ben de 1 saat 2 dakika 30 saniyede koşmuşum.
Yani 6.12 pace'e denk geliyor.
Ben de kadınlar genelde 5 yaşta 2 oldum.
Ya bir böyle önümde zaten hani çok kişiyi görmemiştim kadın olarak.
Hani arkamda da yani hep koruyarak gitmiştim.
Yani bir şeyler bekliyordum.
Hemen böyle sonuçlara baktım hani ne oldu ne bitti diye.
Ya bir sonucum böyle gözükmüyor, çıkmıyor.
Veya da benden daha yavaş koşan yani Strava'ma göre bakınca önde gözüküyordu falan.
Hani bir hemen gittim chip time kısmına.
Evet ben seni beklerken zaten kontrol ediyordum.
Orada tam net hatırlamıyorum ben de.
Bir şey bir problem oldu gösterimde.
Aynen ama eminim bir şeyler yaptığına.
Sonra gittik zamanlama ekibi fark etti ve düzeltti.
Hemen orada da yani yaşta iki oldum.
İkimiz de yaş grubunda ikinci olduk.
Güzel oldu. Güzeldi ya.
Finish'te köpek falan vardı hatırlıyor musun?
İşte madalyayı falan taktık köpeğe fotoğraf çektik.
Çok tatlıydı. Böyle yani yarıştan hani öncesi sonrası ikisi de çok güzeldi.
Yarışımız bitti. Tekrar expo alanına geri geldik.
Halı sahanın içine. Orada bu sefer işte barbekü partisi vardı.
Fizikler, danslar.
Aynen ortada işte.
Zumba yaptık zumba ya.
O kadar koşmanın üzerine hep beraber zumba yaptık.
Öyle ekiple. Sonrasında işte halaydan tut, oynaması.
Böyle şey pikniğe gelmişsin ama.
Konser alanı gibi bir taraftan da etrafı çevrili.
İnsanların hepsi. Bir ortamda ve işte yüksek müzik, eğlence.
İnsanlar ailelerini geçirmişti.
Bizde de işte kalabalık geldiğimiz için o da ayrı bir güzel olmuştu.
Ya Beyfit de çok güzel yani biz 8 kişi.
8 kürsü vardı galiba sürekli.
O da güzel coşkulu oldu.
Onlar da çok güzel koştular.
Genel olarak bu şekilde yani bir yıl geçmesine rağmen.
Bize olumlu duyguları uyandıran, böyle güzel yarıştı diye hatırladığımız.
Sıcak bir ortamdı böyle. Herkesin bir arada olması.
Sadece koşmadık yani.
Aynı zamanda bir etkinlik alanıydı.
Şey de çok rahat biliyor musun Gül'ün?
Şimdi hani böyle sürekli planlama, programlama yapıyoruz ya yarışlar için.
Mesela bir antrenman gibi.
Pazar günü sabah kalkıyorsun.
Arabaya atlayıp yarışa gidiyorsun.
Yarışıyorsun, takılıyorsun.
İşte böyle öğleden sonra evine dönüyorsun.
İşte bir gün önceden gitme olayı yok, otel bulma olayı yok, yolculuk yapma olayı yok, daha yolda yorulma olayı yok.
Dolayısıyla İstanbul'da olması böyle bir şeyin bizim için ekstra ekstra rahat oluyor.
Aynen kesinlikle ve şey bu sene de keşke olsaymış yani bir gözlerim aradı.
Umarım seneye tekrardan böyle güzel bir alanda olur diye umuyorum.
Yani İstanbul'da daha çok yarış olmasını isteriz.
Hem triatlonlar hem yüzme yarışları artmaya başladı bu aralar.
Trail yarışları da böyle yer yer oluyor.
Ne kadar çok yarış olursa yakınımızda o kadar iyi olur.
Mesela Fransa'da, Paris'te mesela her hafta bir yarış değil birçok yarış var böyle ilçelerinde.
Yani ben şaşırmıştım böyle sitesine bakıyorum.
Aynı tarihte 3-4 yarış görüyorum.
Neden İstanbul'da böyle olmasın yani çok isterim.
Her hafta bir triathlon yapsak, yüzme yapsak yani her şeyde müsait bir yer sonuçta.
Evet yani atıyorum antrenman yapacağına bazılarını yarışta koşabilirsin mesela.
Çünkü yollar kapanıyor yani sana güvenli bir ortam sağlıyor.
Hem de etkinlik alıyor bence çok güzel olur.
Çok fazla yarış olması böyle her yerde yeni bir yarış çıkması bazen eleştirilebiliyor ama.
Ya ben bunların aslında bir zenginlik olduğunu düşünüyorum.
Hani mesela şey denebilir.
Herkes her yerde yarış yaparsa işte atıyorum kalitesi düşüyor şöyle böyle.
Ama bu zaten bir doğal seçilim.
Eğer sen kalitesi düşük bir yarış yaparsan insanlar oraya bir daha gitmez.
Kalitesi düşükse yarışın mesela.
Veya işte über pahalıysa veya farklı bir...
Güvenlik sorunu varsa.
Herhangi bir sorun varsa zaten insanlar gitmez sen de o yarışı yapamazsın.
Ama eğer... Sen yarış yapıyorsan ve insanlar gelmeye devam ediyorsa o kadar çok yarış arasından hala tercih ediliyorsan zaten bir şeyleri doğru yapıyorsun demektir.
Dolayısıyla ben o yüzden daha çok yarış olmasını, daha çok seçeneğimiz olmasını seviyorum.
Çünkü bazen atıyorum o hafta onu koşman gerekiyor ve öyle bir yarış varsa onu tercih edebilirsin.
Veya herkesin yıllık planı ve programı farklıdır.
O yüzden herkesin yarış programına göre hep böyle farklı seçenekler olması.
Hani bazen kısa bir yarış koşmak isteyebilirim.
Bazen uzun. Bazen teknik koşmak isteyebilirim.
İşte bazı hafta belki bisiklet yarışı olsa bir uzun yapsam diye düşünebilirim.
Ne bileyim yani herkesin bu şekilde planlaması programlaması farklı olabilir.
Sakatlık durumu iyileşmesi farklı olabilir.
O yüzden ne kadar çok yarış olursa ben de böyle seçebileceğim çok fazla yarış olursa.
Bence o kadar iyidir. Ya bir de mesela birçok kişi yani ailesinde hani tek kişi koşuyordur.
Hani ailesinde koşmayanlar da vardır.
Böyle organizasyonlar olunca hani sen koşuyorsun ailenin etkinlik alanında.
Hani güzel bir pazar aktivitesi de oluyor aynı zamanda.
Hani o ortamı solunmak hani belki çocukların var onlara örnek oluyorsun.
O yarış atmosferini özendiriyorsun.
Veya hiçbir şey duymadın hani evinin önünden bir yarış sesleri geliyor.
Bu neymiş ne deymiş yani biz...
Yarışları şeyle yani ilk yarışımızı İstanbul Maratonu'nu hani 10 kilometreyle keşfetmiştik.
Hani reklamıyla duymuştuk yani.
Belki daha önce ben duysam ben bilmiyordum mesela.
Daha önce de başlayabilirdim.
Yani yarışların fazla olması yani çevremizde olması bizi aslında koşucu potansiyeli de kazandırıyor.
Yani inşallah daha da artar.
Evet kesinlikle katılıyorum.
Mesela hepimiz çocukken işte sokakta top oynayarak bildik.
Mesela futbol bizim ülkemizde yerleşmiş yani kültür olarak.
Ama böyle her hafta her yerde bir koşular olsa insanlar buna daha çok aşina olsa ne bileyim sürekli böyle bir koşu yarışına denk gelse koşan birilerini görse işte çocuğu koşu yarışına katılsa falan
böyle bir şekilde koşu hayatımıza daha çok girse bu da aslında bizim artık daha garipsemediğimiz hani niye koşuyorsun ya diye böyle garip garip bakılmadığı bir yere doğru gidiyor olacağımız anlamına geliyor bence.
Sadece koşu da değil. Bizim için bu koşu.
Deniz, dört tarafı deniz.
Böyle yüzme yarışları olsun.
Triathlon olsun. Çok isterim.
Toparlayacak olursak bizim için güzel bir pazar aktivitesi oldu.
Hem koştuk hem dans ettik hem çok güzel yedik içtik.
Yani ekiple beraber de çok eğlendik.
Bence sen sonrasında ekspoda dans ederek koşudan daha fazla kalori yakmış olabilirsin.
Oturmadın çünkü. Bir zumbağa gidiyorsun zumbada oyun havası çalınıyor.
Oradan halay çekmeye gidiyorsun falan en son o şekildeydi.
En son müziği kestiler hani bitiriyoruz.
Öyle oturdum yani evet.
Çok güzeldi gerçekten.
Bakalım seneye de inşallah tekrar olur diyoruz buradan organizatörlere.
Evet bu bölümün de sonuna geldik.
Dinlediğiniz kanallardan bizi takip etmeyi unutmayın.
Aynı zamanda bu bölümü dinlemesini istediğiniz arkadaşlarınıza da gönderebilirsiniz.
Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
Hoşçakalın, sporla kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
