
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yarın, 1 Ocak. Yeni hayatımızın ilk günü mü? Yeni bir “sen” olmak zorunda mı? Bu bölümde Zeynep, yeni bir yılın nasıl fırsatlar getireceğinden, kendimize vereceğimiz öncelikten ve yolculuktan bahsediyor.
Zeynep’i Instagram’dantakip etmek için tıkla!
Zeynep’i Youtube’dantakip etmek için tıkla!
Podcast hesabını Instagram’dantakip etmek için tıkla!
Transkript
Altyazı M.K.
Herkese merhaba, Konuşacak Çok Şey Var podcastine hoş geldiniz.
Ben Zeynep. Hepimizin gelecekle ilgili umutlarının arttığı bazı zamanlar vardır.
Belki doğum günleri, belki de yılın ilk günleri.
Peki tüm bu günlerin ortak noktası nedir?
Hepsi yeni bir sayfanın, yeni bir hayatın başlangıç noktasıdır.
Bu nokta bize yaşadığımız olumsuzlukları, kötü anıları unutturur.
olmayı bekleyen sayfaları hatırlatır aslında.
Ben bu bölüme yeni bir yıl, yeni bir ben gibi klişe bir motorla giriş yapmayı planlamıyorum.
2025'den dileyim, yani aslında kendimden dileyim.
2025'in sonunda 2024'teki Zeynep'in yeni ve...
bir üst versiyonu olması.
Bunun içinse yani kendimizin yeni bir versiyonu olmak içinse hatalarımızdan ders almamız çok önemli ve çok da yeterli bence.
Koca bir yılı geride bırakıyoruz arkadaşlar.
Koskoca bir yıl ve zamanın nasıl bu kadar hızlı aktığını anlamlandıramadığımız yeni bir yıl bizi bekliyor.
Haliyle beklentilerimiz de var.
Ben her sene aralığın bu son günlerinde Evde varsa bir kokina ya da bir şeyin fotoğrafını atıyorum storylere.
Dilek ağacı olarak paylaşıyorum ben onu.
Ve diyorum ki yeni yıldan dilediğiniz bir şeyi bu kutucuğa bırakın.
Bu ağaç hepimize uğur getirecek.
Buraya yazdıklarımız gerçekleşecek.
Böyle diyorum. Yüzlerce şey yazılır her defasında o kutucuğa biliyor musunuz?
Bugün de ben akşamüstü paylaştım o story'i.
Podcast'i kaydetmeye gelmeden önce de şöyle bir göz attım.
Ne kadar farklı. beklentilerimiz var diye düşündüm.
Ne kadar bambaşka şeyler diliyoruz.
Herkes çok farklı hayatlar yaşıyor.
Çok farklı ilişkiler kuruyor.
Herkes birbirinden farklı insanlar tarafından kırılıyor bir yerlerde.
Herkes çok farklı insanlar sayesinde dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyor başka yerlerde.
Kimisi hayatının aşkını arıyor bu sene.
Kimisi bulmuş evlenmek istiyor.
Kimisi de artık istemiyorum.
Nasıl ayrılacağım diye düşünüyor.
Yani anlayacağınız ben bu kutucuğu ne zaman bıraksam böyle bir dalıp gidiyorum.
O kadar çok şey geçiyor ki aklımdan.
Çünkü dedim ya işte herkes başka bir pencereden bakıyor bu hayata.
Birisi mesela bu dilek kutusuna...
2025'te istemediği şeyleri yazmış.
Bunları istemiyorum artık.
Gerisi önemli değil demiş.
Bir an böyle bir düşündüm.
Bu hayatta bir şeyleri istiyoruz hep.
Ama daha önce kendime bu hayatta ben ne istemiyorum diye sordum mu acaba dedim.
Çünkü isteklerimiz şartlara bağlı olarak değişebilir.
Ama istemediklerimiz çok daha az değişkenlik gösterir.
Mesela ben değerin değersizleşmeye yüz tuttuğu bu günümüzde kendime verdiğim değeri kaybetmek istemiyorum.
İnsanların durduk yere gülümsemelerini kaybetmek istemiyorum.
Bozkır'ın tezenesi, halk ozanı rahmetli Neşet Ertaş'ın gülümsemeyi tanımladığı bir konuşmasına denk geldim.
İnsanın derdi ne kadar büyük olursa gülüşü o kadar sıcak olurmuş demiş ve şöyle devam etmiş.
O dert güzelleştirirmiş onun yüreğini.
Öyle derler bizim buralarda.
O derdin büyüklüğü neye göre ölçülür, biçilir ben onu bilmem.
Fakat birinin gülüşünün sıcaklığını hissettim mi anlıyorum ki derdi çok.
Güzelleşmiş derdiyle demiş.
Öyle mi gerçekten? Yani biz toplum olarak öyle bir duruma geldik ki ufacık bir tebessümü bile çok görüyoruz birbirimize.
Bunu bir tek ben dert etmemiş olacağım ki birkaç mesaj da gördüm kutuda böyle.
Ben sokakta yürürken gülümseyen insanlar görmek istiyorum demiş biri.
Gülümsemek. Güzeldir arkadaşlar ya.
Verini de mutlu eder, alanı da mutlu eder.
Bulaşıcıdır da zaten.
İnsanın kendisine de karşısında gülümsediği insana da enerji verir.
Gülümsedikçe mutlu oluruz zaten.
Mutlu olduğumuz zaman da serotonin sağlıklar vücudumuz.
Ne güzel bir şeydir o serotonin.
Konuşuruz onu başka bir bölümde.
Bakın ben burada böyle büyük kahkahalar atmaktan bahsetmiyorum.
Ufacık bir tebessümden bahsediyorum.
Şimdi diyeceksiniz ki Zeynep şöyle bir sıkıntım var.
Böyle bir derdim var. Bana gelmiş diyorsun ki gülümse.
Tebessüm yüzünden eksik olmasın.
Öyle dolaş diyorsun. Haklı da bir tepki belki.
Ben mesela çok geri dönüş alırım.
bu konuda böyle. Hani senin hiç mi derdin, sıkıntın yok, bir şeyin yok?
Hep mi böyle enerjiksin?
Böyle kocaman kocaman gülümsüyorsun hep diye.
Ben de insanım. Benim de dertlerim var, sorunlarım var, sorumluluklarım var.
Ama sabah uyanınca diyorum ki bugün yeni bir gün.
Çok şükür. Ki bugün yepyeni bir gün.
Gün içinde karşılaştığım insanlarla selamlaşıyorum, halini hatırını soruyorum, gülümsüyorum.
Ve benim bu tavrımın karşımdaki insanı da iyi etkilediğini görebiliyorum aslında.
Ben burada bir seçim yapıyorum.
Gülümsemeyi seçiyorum. Ve bu tavrım o sorunlarımla, dertlerimle başa çıkmamı da olumlu etkiliyor aslında.
Sorumluluklarım konusunda da altından kalkabilecek gücü buluyorum.
Yani sözünüzü şu ki, yüzünüzden...
gülümsemenin eksik olmadığı bir yıl olsun ve sevgi dolu, aşk dolu bir yıl olsun.
En çok da bu konuda mesaj vardı çünkü kutucukta.
Ne kadar kıymetli bir şey dedim.
Sevmek, sevilebilmek, kavuşmak bunlar gerçekten çok kıymetli şeyler.
Bunların yanında bir de kararsızlık yaşayanlar da var.
Hani bu ilişkide olmalı mıyım diye soranları görüyorum o mesajlarda.
Bir şeyler insanın kafasında bu kadar dönüyorsa böylesine sorguluyorsa bir şeyler yolunda değil demektir bence.
İçinden bir ses yapma demek istiyor demek ki.
Bitir demek istiyor.
Bu içgüdülerin belki de bilmiyorum.
Okuduğum mesajların birçoğuna şöyle cevap vermek istiyorum.
Karşınızdaki insan sizi siz olduğumuz için sevmiyorsa bir kalıba sokmak için...
Olmayın. Karşınızdaki insan siz kendinizi sevmeye çalışıyorken bunu size yaptırmıyorsa bu insana katlanmayın.
Annemin çok sevdiğim bir öğüdü vardır.
Böyle insanlarla konuşurken de arkadaşlarımla işte kız arkadaşlarımla dertleşirken de çok veririm bunun örneğini.
Annem der ki bir kızın olsa böyle bir insanla birlikte olmasını ister miydin?
Canından bir parça üssünler istemezsin, kırsınlar istemezsin ama duruma böyle objektif bakabilirsin demişti.
Kendine acıman yoktur belki.
Hani ben katlanırım dersin, ben hallederim dersin.
Ama bir sor kendine.
Karşındaki insana bir bak.
Bu soruya cevabın evetse tamam.
Ama diyorsan ki hayır, bu benim kızımı üzer.
Bir kere dünyaya gelmiş olan kızıma hayatı dar eder.
Kendini bulamaz benim kızım.
Hayatını yaşayamaz, mutlu olamaz diyorsan o insanla olma.
Bu da bu bölümün övüde olsun.
Karşınızdaki insanı bu şekilde objektif olarak tartabilirsiniz belki.
Yarın yepyeni bir yıl.
Belki yeni heyecanlar, belki yeni dostluklar, yeni insanlar, belki yeni bir iş, yeni bir aşk bilemeyiz.
2025 bize neler getirecek bilmiyoruz.
Ama biz kendimizi biliyoruz.
Neyi hak ettiğimiz biliyoruz, neyi hak etmediğimizi biliyoruz.
Ya bizi nelerin mutlu edeceğini biliyoruz ya da bizi nelerin mutlu edeceğini öğrenmek için yaşıyoruz 2025'i.
Bu konuda anlaştık mı?
Yani birkaç bölüm önce de söylemiştim.
Bu sene neleri hedeflediniz bilmiyorum.
Belki de çok güzel bir liste yaptınız böyle upuzun.
Umuyorum ki hepsi gerçek olur.
Tüm bunları bir yana koyarsak bu sene kendimi seçiyorum deyin.
Olur mu? Bu hayata bir defa geliyoruz.
Bu bedenin içindeyiz ve bununla mutlu olmamız gerekiyor.
Gülümsediğimizde böyle gözüküyoruz.
Bu suratı sevmeliyiz bence.
Kendimizi sevmeliyiz ve ona çok iyi bakmalıyız.
Buraya kadar anlaştıysak artık yarın yeni hayatımızın ilk günü olabilir bence.
Kendinize çok dikkat edin 2025'de.
Bir sürü hedefler yaptık.
Ben de yaptım. Youtube'da da paylaştım.
Tam 25 hedef.
Ama tüm bunların yanında birkaç bölüm önce konuştum.
zaten biliyorsunuz.
Bu sene yepyeni bir sen olmak zorunda değil.
Bu seneki sen hatalarından ders çıkardıysan bir şeylerin üstüne biraz daha koyduysan bence yine sen olarak devam edebilirsin.
Umuyorum ki çok güzel bir sene olur.
Biz yine tabii ki böyle bir anda geçip gitmiş gibi hissedeceğiz biliyorum.
Çünkü ben 2024'den hiçbir şey anlamadım.
Yani nasıl başladı, nasıl bitti.
O kadar koşturmacalı bir yıldı ki inanın hani bilmiyorum zaten.
Zamanın nasıl geçtiğini. Ama şunu umuyorum.
2025'in sonuna geldiğimizde ben mesela bu arada şöyle bir kendi kendime sözünü keseceğim ama günlük soruları paylaşıyorum demiştim ya.
Orada geçen hafta cevapladığımız bir soru da 2024'ün sonundayken 2025'in sonundaki kendimize bir mektup yazdık.
Ben bu sene hayattan neler beklediğimi anlattım.
Şu an nasıl hissettiğimi anlattım.
Kafamın içindekileri yazdım.
Bak şu an böylesin, bu durumdasın.
Bunları hissediyorsun.
Bu duyguları yaşıyorsun ama acaba bir sene sonra tam bugün nasıl olacaksın?
Bu mektubu açman gerektiği bildirimi gelecek telefonuna.
Öyle bir anımsatıcı koydun.
Ama mesela bu mektubu okurken mutlu bir gününde mi olacaksın?
Ya da çok üzgün olduğun, kalbinin kırık olduğu bir gün mü olacak?
Hiç bilmiyorum. Ama ne olursa olsun bu bir yolculuk.
Bu hayat bir yolculuk.
Bazen üzülebiliriz.
Bazen kırılabiliriz.
Elimizden geldiğinde çabalıyoruz bir şeyler için.
Her ne olursa olsun. Ben seni seviyorum.
Sen olmayı seviyorum.
Bu hayattan bir şeyleri başarmak istiyorsak olduğun gibiyken.
Başarı istiyorum. Çünkü içini biliyorum.
Yani bence burada kıymetli olan şey bu biliyor musunuz?
İnsan kendini bilmeli.
Çünkü insan kendini bildikten sonra bu hayatta onu neyi mutlu edeceğini de daha kolay çözebiliyor.
Bu hayatta neleri hak ettiğini bile az çok tartabiliyor.
O yüzden kendini bilmek önemli.
Her durguyu yaşayabiliriz.
Önceki bölümlerde ben çok defa anlattım.
Kendi içine yolculuk bölümü mesela bu yüzden çok sevildim.
bence. Çünkü bir duygu yaşıyorsak onu sahiplenebiliriz.
Ben burada gülümsemekten bahsettim.
Evet hep gülümsemeye çalışıyoruz, ediyoruz.
Ama ben demiyorum ki mutsuz olduğunuzda bunu yaşamayacaksınız.
Böyle düşündüğümü düşünüyorsanız lütfen o bölümü dinleyin.
Ben iyi geleceğini düşünüyorum.
Çünkü orada Doğan Rüceloğlu'nun da dediği birkaç şeyi paylaşıyorum.
Kendinize sorun. Ben şu an ne hissediyorum?
Bu duyguyu neden hissediyorum?
Ne yani? Ne buna sebep oldu?
Bunları tartın. 2025 umarım ki duygularınızla barışık olduğunuz bir yıl olur.
Kendinize üzülmek için de vakit tanıdığınız ama mutluyken de kendinizin mutlu olmasına izin verdiğiniz.
Bir yıl olsun. Yarın yeni hayatımızın ilk günü.
Hala hiçbir şey için geç değil.
Bir şeyleri hedeflediysek hala yapabiliriz.
Bunu çok defa söylüyorum ama belki aranızda bunu şu an duymaya ihtiyacı olanlar vardı.
Kendinize çok iyi bakın 2025'te.
Seneye tam bugün yine 31 Aralık'ta buluşalım burada.
Ve bakalım neler değişti.
Biz neler koyduk hayatımıza ya da neleri çıkarttık hayatımızdan onlara bir bakalım.
İlk gününüzü güzel değerlendirin.
Kendinize bir kahve ısmarlayın.
Şöyle oturun, telefonunuzu, bilgisayarınızı bir kenara bırakın.
Sadece o kahveyi için.
Belki varsa balkonunuzda ya da camınızın önünde bir yerde oturun.
Etrafa bir bakın, gökyüzüne bir bakın.
Yeni bir gün deyin. Çok şükür ki bugün yepyeni bir gün deyin.
Ve yeni yılı böyle sev...
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
